Biz Cenneti Özlüyoruz…

12346071_938359069582857_307788392_n

“17 yaşında aslan gibi oğlum namaza başladı” yazmış bir kardeşimiz. Subhanallah! Gençliğin ilk baharında, aynı yaşlarda pek çok gencin yaptığı çirkinlikleri değil, namazı tercih etmiş. İçkiyi, kızlarla zina etmeyi, barları değil namazı tercih etmiş. Bu ne büyük bir haber farkında mısınız?

Adım başı gençlerimizi ateşe çağıran faktörler varken bir gencin secdeye yönelmesi azımsanacak bir olay mıdır?
“Haramlardan Allah için uzak durun kardeşim” diye uyardıklarımız, “Biz sadece eğleniyoruz. Siz her eğlenceye haram diyorsunuz. Biraz hayattan zevk almayı bilin” diyorlar.

Oysa bilmiyorlar ki; Biz çabucak geçen zevkleri değil; sonsuz, bitip tükenmeyen bir saadeti hedefliyoruz. BİZ CENNETİ ÖZLÜYORUZ…

Örneğin insanların pek çoğu yılbaşı gecesi çılgınlar gibi eğlenirken, sokaklarda sarhoş naraları atarken, biz evlatlarımız onları görmesin, o sesleri duymasın diye çabalıyoruz.

Dünya bir girdap gibi insanı içine çekerken, her yanımız şeytani ışıltılarla çevriliyken, biz arşın gölgesinde gölgelenecek gençler yetiştirmeye çalışıyoruz.

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): ‘Cennet nefse hoş gelmeyen şeylerle kuşatılmış. Cehennem de nefsin arzularıyla kuşatılmıştır’ buyurdu.” Yazının devamını oku »

NASIL OLACAK!

Süleyman Sargın’dan, beni benden alan bir yazı…

Nasıl Olacak!

Ey Nefis!Allah’a kul olmak için yeryüzüne gönderildiğini biliyorsun. Bütün gayenin bunu gerçekleştirmek olduğunu söylüyorsun. Şeytanla bu kadar içli dışlıyken, bitmek bilmeyen arzularına gem vuramamışken nasıl olacak ki!

Nebiler Serveri’ne ümmet olmaktan söz ediyorsun. O’nun hayatını satır satır okumadan, o satırlardan bugüne dair mesajlar çıkarıp onları hayata hayat kılmadan nasıl olacak ki!

Sünnet-i seniyyeye ittibaın öneminden dem vuruyorsun sıklıkla… Sünneti sadece bir kısım şekli unsurlardan ibaret sanıp “ayakları şişinceye kadar namaz kılmayı” ihmal edersen nasıl olacak ki!

İlmihal Müslümanlığının ötesine geçip kurbiyet peşinde olduğunu ifade ediyorsun. Allah’tan uzaklaştıran bunca şeye teşne iken nasıl olacak ki!

İbadetlerden lezzet alamamaktan şikâyet ediyorsun. İlahî marifetin mahalli kalbin bunca günahla kirlenmişken ve şüpheler seni ısıran birer küçük yılana dönüşmüşken nasıl olacak ki!

Zikir ve tesbih sana çok ağır geliyor. Hatta okumak istiyorsun ama vakit bulamamaktan dert yanıyorsun. Zikrullahın mahalli lisanın yalanla, gıybetle ve haramla doluyken nasıl olacak ki!

Duygu ve düşüncede saflaşıp öze ermekten, insanî melekelerini geliştirip rabbânîleşmekten söz ediyorsun. Cismânî zevklerden sıyrılıp, behîmî arzulara başkaldırmadan nasıl olacak ki! Yazının devamını oku »

GÜZEL YAZILAR kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , . 15 Comments »

Şahsiyetli Müslümanın Özellikleri

Mahmut Topbaş hocamızdan muhteşem bir yazı:Müslüman, inkar ve sapıklığın dışında her durumda Allaha hamd eder. Hayatının örnek ve önder insanı olan Allah Rasülüne salavata devam eder.

O yolda yürüyen her Müslüman’a selam eder, övülmeye layık olanları taltif eder.Yerilmeye layık olanları da yerilmekten övülmeye layık hale getirir.

Kadın erkek yedi milyar insanı bir tarağın dişleri gibi denk kabul eder.Kula kul olmayı en büyü suç bilir ve ona karşı mücadele eder.

Kitaplar içinden ilk önce Kur’an ve sünneti öğrenir ve ona göre yaşamaya çalışır.Halk arasında dolaşan batıl inançları bilir ve halkı korumaya çalışır.

Atasözleri ve deyimleri de öğrendikten sonra Kur’an ve sünneti esas alarak, atasözü ve deyimlerden yardım alarak, sözün içine biraz da espri katarak anlaşılır ve çağdaş bir dille İslamı insanlara anlatır.

Teninde, elbisesinde, evinde, iş yerinde haksız yere kazanılmış kul hakkının olmamasına çok dikkat eder.Övülmek veya yerilmek aklına gelmeden doğru bildiğini yapar, ardına bakmadan alkışları da duymadan ikinci doğru işine başlar.

Devamını okumak için Tıklayınız

Genel kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , . Leave a Comment »

YARINLAR GELMEYECEK!

Yarınlar hiç gelmeyecek,

Dünde hiç olmamıştı zaten… Dünlerimin farkı yok gördüğüm rüyalardan. Onlarıda yarım yamalak hatırlıyorum. İkişer üçer çıktığım merdivenler gibi dünler, ara basamaklarda ne vardı bilmiyorum. Bir o tarafa bir bu tarafa savrulan takvim yaprakları gibi dünlerim; nisan yok, haziran kayıp, ekim yırtılmış. Şimdi hangi aydaymışım oda belli değil… Bebekliğim yok günlüğümde, çocukluğum eksik, gençliğim yaz yağmuru gibi. Neresindeyim ki ben bu rüyanın? Başında mı sonunda mı? Bir film mi yoksa bunlar? Bir filimse eğer ben bu filmin figüranı mıyım, başrol oyuncusu mu? Asıl oyuncu olsaydım dünlerden bu kadar kolay silinir miydim?

Yarınlar hiç gelmeyecek,

Dünü de çok oldu kaybedeli… Çam ormanları içindeki küçük lojmanda benim mi çocukluğum geçti? Bebeğimin üzerini sıkı sıkı örtüp saatler sonra yattığı yatağın ısınmayışına anlam veremeyip üzülen ben miydim? Arife günlerinde bir tören havasında geçen elime kına yakma merasimlerini yaşadım mı gerçekten? Hala mis gibi kokar mı, başımıza taç ördüğümüz papatyalar, her bahar topladığım gelincikler, laleler… Yaşadım sandığım 33 yıl nerede?

Yarınlar hiç gelmeyecek,

Dün bir önceki günün, bugün de dünün yarınıydı. Biz hep başkalarının dünlerini yaşayacağız. Tıpkı bizim dünlerimizin sonrakilerinin yarınları olduğu gibi. Yakalamaya çalıştığımız ne varsa; hep bizden hızlı koşacak. Onu yakalayınca yerini başkaları alacak. Ne hevesler bitecek, ne yarınlar gelecek…

Yarınlar hiç gelmeyecek,

Tam yarın geldi derken gene bugün olacak. Bir müddet bugünde asılı kalacağız. Zaman ara sıra gelip küçük fırça darbeleri atacak yüzümüze, ellerimize. Darbeleri gitgide artıracak, artırdıkça çizgiler derinleşecek. Ve bugünlerden bir gün aynaya bakıp;”zaman ne çabuk geçmiş” diyeceğiz. Ve biz hep yarınları bekleyeceğiz. Dünü hatırlamadan, bugünü umursamadan bekleyeceğiz.

CAHİDE SULTAN

Yazılarım kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »
%d blogcu bunu beğendi: