Ispanak kökü yemeği

 Resulullah (sav), ramazan bayramı namazına bir şeyler yemeden çıkmazdı. Kurban bayramında ise, namazdan dönünceye kadar bir şey yemezdi.
(Tirmizi, “Salât” ,390)

***Pirinçli ıspanak yemeği***

Bu yemeği yapabilmek için,sapı bol ıspanaklar seçerim.O kadar nefis bir yemektir ki,sevmeyenlere hayret ederim.Hele içine nohutta girince,yemede yanında yat bir yemek olur.Yani yine on numara bir yemek var sırada.İllede deneyin dediklerimden işte…

Ispanak kökü yemeği reçetesi 🙂

  • 1 adet soğanı doğrayın,çok az yağda pembeleştirin
  • 100 gr.kıymayı ekleyip rengi dönene kadar pişirin
  • 1 yemek kaşığı salçayı ilave edip ezin
  • 400 gr.kadar yıkanıp doğranmış ıspanak kökünü,tencereye ekleyin
  • sadece tek avucunuzla,bir avuç pirinç yıkayıp ilave edin
  • Üzerine 2 bardak kadar su,tuz katıp karıştırın.Bu esnada bir çay bardağı kadar nohut da koyun.
  • Ağzını kapatıp,ıspanak kökleri pişince altını kapatın.
  • Pişmeye yakın biraz karabiber atın.
  •  CAHİDE

Rasulullah’ın Yemeği

 Maille bana ulaşan bu yazıyı sizlerle paylşmasam olmazdı.Okuyunca kendimden çok utandım doğrusu:(

Yemek öncesi… Allah Resulü (sav), yemek hususunda da çok kanaatkâr idi. Eve geldiğinde bir şey olmasa kızmaz, kuru ekmek ve sirkeye, hurmaya, birazcık zeytinyağına razı olurdu. (Müslim, Ebu Davud, Nesai, İbn-i Mâce, Tirmizi-5519) Bir defasında sadece sirke olduğu söylenince, getirilmesini emrederek şöyle buyurmuştur: “Sirke ne iyi katıktır! Sirke ne iyi katıktır! Sirke ne iyi katıktır!” (Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, K.S.-3941)
 
Yiyecek ve içecekleri yermezdi. Beğenmezlik etmezdi. (Taberani-8425) O, hiçbir yemeğe kusur bulmazdı. Canı çekerse yer, çekmezse bırakırdı. Ama yemekle ilgili olumsuz bir ifade kullanmazdı. (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi-5507, K.S.-3897)  Kendisine sunulan yemeğin keler olduğunu öğrenince elini çekmiş, ashabın sebebini sorması üzerine de şöyle buyurmuştu: “Haram kılınmadı. Ancak benim kavmimin diyarında bulunmuyor. Bu sebeple (onu yemeğe alışkın değilim), içimde tiksinme hissediyorum.” (Buhari, Müslim, Muvatta, Ebu Davud, Nesai, K.S.-3903) Yine Efendimiz (as)’e tavşan getirilmiş, kendisi yememiş ama yenmesini de yasaklamamıştı. (Ebu Davud, K.S.-3905)
 
Bazı yiyecekleri kokusundan ötürü yemezdi…
Ancak bazı yiyecekleri kokusundan dolayı yemediği olmuştur. Bunun nedeni, hem meleklerin hem de insanların rahatsız olmasıdır. Soğan sarımsak gibi sebzeleri çiğ olarak yememiştir. Bunu yasaklamamış ancak toplum içine girilecekse dikkatli olunmasını istemiştir. (Tirmizi-5514, Buhari, Müslim, Ebu Davut, Nesei, Tirmizi, K.S.-3926) Buna rağmen Efendimiz (as), pişmiş soğan yerdi. (Ebu Davud, K.S.-3928)
 
‘İki kişinin yemeği üç kişiye…’
Resûlullah (sav), hazırlanan yemeğin daha fazla kişiye de yeteceğini, bereketleneceğini ifade etmiştir. “Muhakkak ki bir kişilik yemek iki kişiye yeter, iki kişilik yemek üç ve dört kişiye yeter. Dört kişilik yemek de beş-altı kişiye yeter.” (İbn-i Mâce, K.S.-6956) Resûlullah (sav), bir şey yerken içerken sağ elini kullanırdı. Bir şey alırken, verirken de sağını kullanırdı. (Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Muvatta-5475, K.S.-3874) Sağ elini kullanmayanı uyarırdı. (Müslim-5476, K.S.-3875)
 
Yemekten önce ve sonra ellerini yıkardı
Yemekten önce ve sonra ellerini yıkardı. (Ebu Davud, Tirmizi-5469, K.S.- c.11 s.117) “Yemeğin bereketi, yemekten önce ve sonra yıkamalardadır.” (Ebu Davud, Tirmizi, K.S.-3888) Resûlullah (sav) çok et yemeği uygun görmez, onun bağımlılık yaptığını da ifade ederdi. (Muvatta, K.S.-3924)
 
Yemek yerken
Resûlullah (sav) yemeğe besmele ile başlardı. Besmele ile başlanmayan yemeğe şeytanın da ortak olduğunu ifade ederdi. Bir sofrada, bedevinin biri, besmele söylemeden yemeğe başlayınca, elini çekerek uyarmıştır. (Müslim, Ebu Davud-5462, K.S.-3868) Besmele çekilmeden yemek yenirse, bereketi olmaz, şeytan da onlarla yer. (Tirmizi-5464, Müslim, Ebu Davud, K.S.-3873)
 
Yemeğe besmeleyi unutarak başlayan kişi, ne zaman aklına gelirse, “Bismillâhi fî evvelihi ve âhirihi: Başında da sonunda da Bismillah” demelidir. (Ebu Davud, Tirmizi-5463, K.S.-3869)
 
Resulullah (sav), bir şey yiyip-içmek istediği zaman ellerini yıkardı. (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai, İbn-i Mâce, Muvatta-K.S. 10/552)
 
İkrama, misafirden başlanır
Bir toplulukta bir ikramda bulunulacağı zaman, orada bulunan en değerli, muhterem zattan, özel misafirden başlanarak sağdan devam edilmelidir. Resûlullah (sav), bir mecliste iken süt getirildi. Kendisi içti. Sağında küçük olan İbn Abbas (ra), solunda ise yaşça büyük olan Halid bin Velid (ra) vardı. “İçme sırası sende ama istersen, Halid’e verebilirim.” Diyen Allah Resulü (sav)’ne, İbn Abbas şöyle demiştir: “Ya Resûlullah (sav)! Ben sizin artığınızı içmeye kimseyi tercih etmem.” (Ebu Davud, Tirmizi-9430) Sofrada büyükler gelmeden, onlar başlamadan yemeğe başlanmamalıdır. Sahabe-i Kiram, Efendimiz (as) başlamadan asla yemeğe dokunmazlardı. (Müslim, Ebu Davud, -5462, K.S.-3868)
 
Yemeği birlikte yiyiniz!
Yemeği birlikte yemek de bereket vesilesidir. (Ebu Davud-5465) Sofra kaldırıldığı vakit şöyle buyururdu: “Çok, temiz, bereketli, yeterli görülmeyen ve kendisinden müstağni olunmayarak yapılan hamd, Rabbimiz Allah’a mahsustur.” (Buhari, Tirmizi, Ebu Davud-9426)
 
Yemeği herkes önünden yemelidir. (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi-5477, K.S.-3876) Bereket yemeğin ortasına iner. (Tirmizi-5479, Ebu Davud-5480, K.S.-3878)
 
Yemekten önce ‘besmele’ çeken, bitirince ‘elhamdülillah’ diyeni Allah bağışlar. (Taberani-5468) İnsanların bir şey yiyip içtikten sonra Allah’a hamd etmesini emrederdi. Bundan Allah’ın razı olduğunu belirtirdi. (Müslim, Tirmizi, K.S.-1852)
 
Yemek sonrası Peygamber Efendimiz, bir eve misafirliğe giden kişinin, yemekten sonra ev sahibine dua etmesini istemiştir. (Ebu Davud-9432)
 
Tabağı süpürmek bağışlanmaya vesiledir!
Yemekten sonra tabağı iyice temizlemek, bağışlanmaya vesiledir. (Tirmizi-5491, Rezin, K.S.-3887) Ancak sünnettir diye, bazı şahısların en çok yaptığı işlerden biri olan bu uygulamada şuna dikkat edilmelidir. Eğer yemek çok az kalmışsa bitirilmeye çalışılmalı, kalan fazla ise tabağı bitirmeye çalışmamalıdır. Bu sünnet değil israf, aynı zamanda vücuda eziyet olur.
 
Sofra kalkmadan kalkılmamalı, kişi doysa bile misafir veya arkadaşları hâlâ yemek yiyorsa beklenmelidir. Bazı kimselerin utanmamaları için buna uyulmalıdır. (İbn-i Mâce-5512, K.S.-6965)
 
Resulullah’ın yemek duası…
Resûlullah (sav), yemek yediği veya su içtiği zaman şu duaları yapardı: “Elhamdulillâhillezi et’emana ve sekânâ ve ce’elenâ minel müslimîn: Bizleri yediren, içiren ve Müslümanlardan kılan Allah’a hamd olsun.” (Tirmizi, Ebu Davud-9424)
 
“Allah’ım, bu yemekte bize bereket ver ve ondan daha iyisini yedir.” (Ebu Davud, Tirmizi-9430) “Elhamdulillâhillezi et’amenâ ve sekânâ ve kefânâ ve âvânâ fekem men la kâfiye lehu velâ mu’vî: Bize yedirip içiren, ihtiyaçlarımızı görüp bizi barındıran Allah’a hamd olsun, ihtiyacını görecek, barınacak kimsesi olmayan niceleri var!” (Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, K.S.-1820)
 
“Elhamdulillahillezi et’amenî hâzatte’âmi ve ezekenîhi min ğayri havlin minnî velâ kuvvetin: Bana bu yemeği yediren ve tarafımdan hiçbir güç ve kuvvet olmadan bunu bana rızık olarak veren Allah’a hamd olsun!” (Ebu Davud, Tirmizi, İbn-i Mâce, K.S.-1851)
 
Yemeği sıcak yemezdi
Peygamber Efendimiz’in en sevdiği kemikli et, koyunun kemikli eti idi. Kesilen hayvanların,   (Müsned, Taberânî-8511) koyunun da but kısmını severdi. (Tirmizi-5537, Buhari, Müslim, İbn-i Mâce, K.S.-3953) Özellikle ön budunu severdi. (Buhari, Müslim, Ebu Davud, İbn-i Mâce, K.S.-3954) “Dünya ve cennet ehlinin yemeklerinin efendisi ettir.” (İbn-i Mâce, K.S.-6971)
 
Tirid yemeğini de sever ve yerdi. (Ebu Davud, K.S.-3951) Resûlullah (sav), yemeğini sıcak sıcak yemezdi. (Taberânî-5553) Çarşıda/sokakta yemek yemeği hoş görmezdi. (Taberânî-5557) Ama ashaptan yürürken yiyenler olurdu. (Tirmizi-5570)
 
Gayrı Müslimlerin yaptığı peynir gibi yiyecekleri, besmele çekerek yerdi. (Ebu Davud-5525, K.S.-3944) Gayrı Müslimlerin kap kacaklarını yıkadıktan sonra kullanmaya izin vermişti. (Ebu Davud, Tirmizi-5668-5673, K.S.-145, K.S.-3472)
 
Resulullah, ikram etmeyi severdi!
Kendisine gelen yiyecekleri ashabına, ailesine ikram ederdi. (Müsned-5562) Narı tane tane yer, dikkat eder, “Yeryüzünde aşılanan hiçbir nar ağacı yoktur ki, cennet tanelerinden bir tane olmasın. Umarım bu tane(ler) onlardan biridir.” (Taberânî-5563)
 
“Narı posasıyla birlikte yiyin. Zira o midenin temizleyicisidir.” (Müsned-5564)
 
Çocuklara ikram ederdi…
Ashab-ı Kiram (yeni çıkmış) turfanda meyveyi Resûlullah (sav)’a getirirlerdi. Efendimiz (sav) da, bereketli olması için dua eder sonra orada bulunan küçük çocuklara verirdi. (Müslim, Muvatta, Tirmizi-3757, Müslim, K.S.-3901) Sahabe, Peygamber Efendimiz’e çıkan ilk meyveyi getirir, O da dua eder ve sonra da önce çocuklara ikram ederdi.
 
Akşam bir şeyler yemeği tavsiye ederdi. “Bir avuç çürük hurma da olsa akşam yemeği yiyin. Zira akşam yemeğinin terki ihtiyarlık sebebidir.” (Tirmizi, K.S.-3896)
 
Allah Resulü (sav), insanların yanında geğirmeyi yasaklamıştır. (Tirmizi-5502)
 
Tanıdığının evinden geçerken hazır olan yemeğinden yemek yerdi. (Ebu Davud-K.S. 10/475)
 
Yemek kaplarını örter, su tulumlarının ağzını kapatırdı. (Buhari, Müslim, Ebu Davud, K.S.-2257)
 
Altın ve gümüş kapları yasaklamıştır!
Altın ve gümüş kapları kullanmayı yasaklamıştı. (Buhari, Müslim, Ebu Davut, Nesei, Tirmizi, İbn-i Mâce-5666, K.S.-143) “Altın ve gümüş kaptan su içen, karnına cehennem ateşi dolduruyor demektir.” (Buhari, Müslim, Muvatta, İbn-i Mâce-K.S.-144)
 
Efendimiz (sav), insanlardan uzaklaşarak tek başına yemeği bir kötü davranış olarak nitelemiştir. (Rezin-9707)
 
Resulullah’ın yedikleri…
Kabak yemeğini severdi. Bunu anlayan Enes (ra), yemek tabağındaki kabakları Resûlullah (sav)’ın önüne topladığını, kendisinin de bu sebeple kabağı sevdiğini söyler. (Buhari, Müslim, Ebu Davut, Tirmizi, İbn-i Mâce-5522, K.S.-3943, 6969)
 
Zeytinyağı yer ve teşvik ederdi. “Zeytinyağı yiyin ve onunla yağlanın. Zira o mübarek bir ağaçtır.” (Tirmizi, İbn-i Mâce K.S.-3942, 6978)
 
Hurma ile karpuz, (Ebu Davud, Tirmizi-5530, K.S.-3946) hurma ile ekmek, (Ebu Davud-5528, K.S.-3945) hurma ile salatalık, (Buhârî, Ebu Davud, Tirmizi-5532, K.S.-3947) tereyağı ile hurma -ki bunu beraber yemeği çok severdi- (Ebu Davud-5533, K.S.-3949) yerdi. Allah Resulü (sav), helva (tatlı) ile balı severdi. (Tirmizi-5535, K.S.-3950)

YOĞURTLU KABAK SALATASI

 

Ebû Ya’lâ Şeddâd İbni Evs radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır. Âciz kişi de, nefsini duygularına tâbi kılan ve Allah’tan dileklerde bulunup duran (bunu yeterli gören) dır”Tirmizî, Kıyâmet 25. Ayrıca bk. İbni Mace, Zühd 31.

Yaz aylarında benim en sevdiğim salatalardan biri.Dereotu ve kabak birbirine çok yakışıyor.Birde yoğurt olunca tadına doyum olmuyor.Diyet yapanlar içinde mayonez katılmazsa,kepekli ekmekle beraber son derece doyurucu bir salata…

Malzemeler

  • 2 adet kabak
  • yarım demet dereotu
  • 1 su bardağı yoğurt
  •  yemek kaşığı mayonez
  • 2 yemek kaşığı sıvıyağ,tuz

 

Kabak salatasının yapılışı

  • Kabakları rendeleyin
  • 2 kaşık sıvıyağda hafif yumuşayıncaya kadar kavurun,tuzunu atın
  • Kabaklar ılıdıktan sonra ince doğranmış dereotunu,yoğurdu ve mayonezi katıp karıştırın.Afiyet olsun

Cahide

 

%d blogcu bunu beğendi: