Oruç Tutabiliyorsan Şükret

ramadan4Bazı müminler, Ramazan ayında açıktan yeyip içenlerden oldukça rahatsız oluyor.
Rabbimiz şöyle buyuruyor:  “Heva ve hevesini kendisine ilah edinen kimseyi gördün mü? Şimdi ona sen mi vekil olacaksın?” (FURKAN/43)
Bizim kedimiz de oruç tutmuyor. Oruç ne, Ramazan ne diyorum bilmiyor. Akşama kadar yeyip içiyor. Şükür ki bütün hayvanlar gibi o da daima Rabbini zikrediyor…
Şahsen ben ramazanda açıktan yeyip içenlerden hiç rahatsız olmuyorum. Rabbimiz bize oruç tutmayı nasib etmiş. Bunun için şükretmeliyiz. O yeyip içenin yerinde biz olabilirdik. Düşünsenize ne kadar acı bir durum. Sağanak sağanak fırsat yağan bir ayda, imanı oruç tutmaya kifayet etmemiş. Allah akıl vermiş, aklını kullanamamış. Günahlarından arınmak için fırsat vermiş. O mazereti olmadığı halde fırsatları tepmiş.

Yazının devamını oku »

Bırak Yiyenler Yesin, Sen Yeme Orucunu!

Ramadan-Mubarak-Images

Diyorlar ki; Ramazan günü sokak ortasında su içilir mi? Hiç mi saygıları yok? Hiç mi Allah korkuları yok?

Diyorum ki; Bırak kardeşim yiyen yesin, yeter ki sen yeme orucunu. O karşında su içerken, sen Kevser’e doğru koşacaksın.

O yemek yerken, sana cennette adını bile bilmediğin nice güzel yiyecekler hazırlanacak.

Onun karın tokluğu ateşini artıracak. Senin açlığın Reyyan kapısını aralayacak. Yazının devamını oku »

Yazılarım kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , , . 18 Comments »

Müslümanım Demek Yeter mi?

Müslüman kızKızım bugün sınıf arkadaşıyla telefondan görüştükten sonra yanıma geldi ve arkadaşıyla arasında geçen konuşmanın bir kısmını anlattı.

Arkadaşıma “Oruca alıştın mı?” diye sordum.

O da bana “Ben daha hiç oruç tutmadım. Çünkü sahura kalkamıyorum” dedi.

“Annen baban neden kaldırmıyor peki?” dedim. “Onlarda kalkmıyor ki zaten. Ben ailemin oruç tuttuğunu hiç görmedim.” diye cevap verdi.

Kızım buna hem üzülmüş. Hem şaşırmış. “Anneciğim nasıl ramazan da oruç tutmaz ki insan? Bu kadar borcu nasıl ödeyecekler?”

Kızıma “Onlar Müslüman mı?” diye sordum. “Evet tabi” dedi.

“Bir Müslümanın ramazan ayında farz olan orucu tutmaması sana çok garip geliyor değil mi?”

“Hem de çok garip!”

Peki kuzucuğum, Müslümanım diyen insanların namaz kılmaması da garip değil mi sence? Müslüman kadınların tesettür ayetine uymamaları, hatta bizim evde bile giyemeyeceğimiz kıyafetlerle dışarıda dolaşıyor olmaları garip değil mi? Yazının devamını oku »

İsrail Nerede? Bu Toplumun Gönlünde ve Yaşayışında…

BsdVklhCEAAPFXfİsrail Nerede? Bu Toplumun Gönlünde ve Yaşayışında (Ahmed Kalkan’dan önemli bir yazı)

Kur’ân-ı Kerim’de benim tespit edebildiğim kadarıyla yahûdileşme alâmet ve özellikleri olarak tam 64 vasıf sayılır. Bu özelliklerinin içinde günümüzde nice “müslümanım” diyenlerce aynen uygulanan şu yahudi karakterlerine dikkat çekmek gerekiyor:

  1. Maddecilik ve dünyevîleşme, maddeyi putlaştırma, altına ve heykele tapma (2/Bakara, 51-54; 7/A’râf, 148-152; 20/Tâhâ, 86-98; 29/Ankebut, 92),
  2. Ahlâkî dejenerasyon (3/Âl-i İmran, 188),

  3. Dinlerini paramparça etmek, hizipçilik ve tefrika (6/En’am, 159),

  4. Allah’ın hükümleriyle hükmetmemek (5/Mâide, 44, 45, 47; 62/Cum’a, 5),

  5. Rüşvet alıp vermek (5/Mâide, 42, 62),

  6. Fâiz yemek (3/Âl-i İmran, 161; 4/Nisâ, 161),

  7. Irkçılık ve taassup, üstün ırk oldukları iddiası (5/Mâide, 18; 2/Bakara, 80),

  8. İyiliği emredip kötülükten sakındırma görevini yapmamak (5/Mâide, 79) Yazının devamını oku »

Genel kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , , . 18 Comments »

RAMAZAN AYINDA BESLENME

Ramazan ayında en sık karşılaştığımız soru “bugün ne yesem-ne pişirsem ”sorusudur. İftar sonrası ise sorularımız “ne de çok yedim” yakınmasına dönüşür. Bu yazıda bugün ne yiyip-pişireceğinizle değil  “ne de çok yedim” konusuyla muhatap olacağız. İftar sofralarında önüne geçemediğimiz yeme arzusunu inkâr edemeyiz. Frenleyemediğimiz bu duygu ile çok çeşitli sofralar kuruyoruz.  Oysa sıcakların etkisiyle beslenmemize daha fazla dikkat etmemiz gerekiyor.

Yaz sıcaklarında bedenen en fazla suya ihtiyaç duyarız. Yağlı yemekler normale oranla bu aylarda hazımsızlığı tetikleyebilir.  17 saat oruç tuttuğumuz şu günlerde ise beslenmemizi bir düzene sokmalıyız. Uzun süre midenin boş kalması ile beraber çok yeme isteğimiz de artar. Böylece çeşidi bol sofralar kurulur. Açlık hissiyle hepsinden yiyebilme telaşı hazımsızlığa, mide kramplarına, kabızlığa, zafiyete, istifraya ve şiddetli baş ağrılarına neden olabilir.

İftar sofralarında öncelikle su ihtiyacını karşılamaya dikkat etmeliyiz. Ayrıca 17 saattir boş olan bir mideyi katı gıdalarla doldurmak zaten mideyi ve bağırsakları fazlasıyla yoracak, rahatsızlıklara sebep olacaktır.

Karpuz, kavun ve çeşitli yaz meyvelerini tüketmek yağlı sıcak yemekleri tüketmekten daha sağlıklıdır. Dikkat edilmesi gereken başka bir nokta ise açlık hissi ile beraber hızlı değil yavaş yavaş yemek yiyebilmektir. Bir de iftar vaktinin geç olması “zaman az ne bulursan ye” fikrini uyandırabiliyor. Asıl yapılması gereken zamanın kısıtlı olduğunu hesap ederek sıklıkla değil aralıklı yemek yemektir. Yemekten hemen sonra içilen çay, yenilen tatlı doyurmaktan ziyade bir sonraki oruçlu gününüzü olumsuz etkileyecektir.  Sahurda ise daha çok protein yüklü gıdalara, kahvaltı türü yiyeceklere yer verilmesi gerekiyor.

Yine Ramazan ayında sofralarımızdan eksik etmediğimiz hurmayı hem iftarda hem de sahurda tüketmek pek çok fayda sağlar. Hurma kan şekerini yükselteceği gibi tokluk hissi verecek, açlığa karşı vücudun direncini arttıracaktır. Potasyum, sodyum, kalsiyum, fosfor, magnezyum, demir gibi mineraller ile A ve B grubu vitaminlerce zengin olan hurma meyveleri aynı zamanda yüksek oranda meyve şekeri içerir. Böylelikle tatlı ihtiyacını gidermenin en zararsız yolu olur. Bununla beraber enerji artışını sağlayabilecek arı sütü, polen, ginseng gibi ek gıdaları da sahurda alabiliriz. Kullanılan katkısız gıda takviyeleri ile vücudun direnci artarak, enerjik bir gün geçirmemiz desteklenecektir.

Unutmamak gerekir ki Ramazan ayı aç kalma ayı değildir. Tıbben orucun mideyi ve bağırsakları dinlendirdiği de kanıtlanmıştır. “Her şeyin fazlası zarar” sözünü aklımızdan çıkarmamalı, çeşidi bol iftar sofralarından ve çok yemekten kendimizi alıkoymalıyız.

Sağlık Bizimle Olsun

Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Uzm.

Senem DİNÇ

Aksu Vital ürünlerine http://www.cahidepazar.com/  sitesinden ulaşabilirsiniz.

Bu Ramazan Farklı Olmalı!

Aziz ve celîl olan Allah şöyle buyurmuştur: “Oruç benim içindir; onun karşılığını ben vereceğim” (Buhârî, “Savm”, 2, 9; Müslim, “Sıyâm”, 30)

Bu Ramazan her Ramazandan farklı olmalı benim için. Nasıl ki, her namazı son namaz gibi kılmam tavsiye edilmişse,  ramazanı da bir daha erişemeyecekmişim gibi ihya etmeye çalışmalıyım.

Ramazan eğlence ayı değil, yeme içme ayı değil, uykuya ram olma ayı değil. Bu ay adanma ayıdır. Bu ay tazelenme, bu ay yenilenme, 11 ay kirlenen, yorulan bedeni ve ruhu resetleme ayıdır.  Bu ay yeme ayı değil, yenilenme ayıdır.

O halde ben bu Ramazan yeni bir başlangıç yapmalıyım. Yeni bir “ben”e başlangıç, daha kaliteli bir insan, daha kaliteli bir Müslüman olmaya başlangıç olmalı Ramazan. Yapamadıklarımı, erteleyip durduklarımı bu Ramazan hayata geçirmeli, daha kaliteli bir kul olmalıyım.

Namaza başlayamıyorsam, tesettüre giremiyorsam, gıybeti, yalanı terk edemiyorsam, ramazan tam bana göre biçilmiş kaftan. Bir yerden başlayacaksam şayet, bu ramazan bir başlangıç olmalı benim için. Sadece orucu değil,  kendimi de tutmalıyım… Yazının devamını oku »

Ramazan Yaklaşırken


İnsanlığın yegane hidayet rehberi Kur’an-ı Kerim’in inzal edilmeye başlandığı Ramazan ayı yaklaşırken belediyelerce tertiplenen ifsad organizasyonları şimdiden adeta Ramazan’ın ruhunu katletmek için diğer belediyelerle yarışmaya başladı.

Küre Medya / Haber Merkezi
Kur’an ayı olan Ramazan ayının içinde bulunan Kadir gecesi dahil bu ayın tüm günleri belediyeler ve bazı tv kanalları tarafından “Ramazan Etkinlikleri/Programları” adı altında tertiplenen ifsad etkinlikleri ile doldurulmakta. Bazı ilçe belediyeleri şimdiden bu ifsad yarışında bayrağı kaptırmamak adına etkinlik duyuruları yapmaya başlamış durumda.

Günümüzde özellikle medyanın büyük kısmında da Ramazan adeta bir festival ve ziyafet ayı, bir eğlence ayı olarak yansıtılmak istenmekte, bu etkinlik ve programlar ile Kur’an ayı Ramazan’ı festivale çevirip Ramazan’ı katledip ifsad ettikleri gözlerden kaçmayan bir olgu olarak karşımıza çıkmakta. Medyanın yanında özellikle muhafazakar partilere bağlı belediyelerin Ramazan ayında düzenledikleri etkinliklerin de çoğunlukla, Ramazan’ın ruhunu katleden bu yaklaşıma uygun bir özellik arz etmesi bu konuda toplumun bakış açısında ciddi bir anlam kaymasına yol açmaya başladığı maalesef önceki yıllardan gözlemlenen izlenimlerimiz arasında. Yazının devamını oku »

RAMAZAN’DA HATİM İNDİRMEK YETERLİ Mİ?

RAMAZAN’DA OKUYACAK MIYIZ?

Ramazan ayı, oruç ayı olması ile birlikte, asıl Kur’an ayıdır. Çünkü, Kur’an Ramazan ayında indirildi. Bu ayda en çok okunan kitap şüphesiz ki Kur’anı Kerim’dir.

On binlerce, yüz binlerce mukabeleler okunur, hatimler indirilir. Bu okumaların çoğu sadece sevap kazanmak ve cenneti elde etmek içindir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.) Mü’minlere seslenerek; “Kim Kur’an okur da helâlini helâl, haramını haram kabul ederse, okuduğu kelimelerin her harfine karşılık on sevap verilir” buyuruyor. Bu müjdeye nail olmak için Müslümanlar Kur’anı Kerimi okurlar, hatim indirirler kısa yoldan cennete girmeye çalışırlar.

Fakat, okuma eylemi acaba indirilen milyonlarca hatimle gerçekleşmiş oluyor mu? Peygamberimizin (s.a.v.) vaad ettiği okuma, acaba bu okuma mıdır? Okumak, öncelikle anlamakla ilgilidir.

Birisi size “ben falanca kitabı okudum” dese, ondan bir şeyler anladığı manası çıkmaz mı? Zira okuyan kimse ne okuduğunu, okuduğu kitabın konusunu, verdiği mesajı, gösterdiği hedefi öğrenmiştir ve bu çerçevede düşüncelerine zenginlik, hayatına değişim katmış olur. Değil ise, bu okuyucuya “sen bu kitabı okumamışın arkadaşım” denilir, değil mi?

Üzülerek ifade edelim ki, Kur’an okuyan Müslümanların çoğunun okuması, anlamak, mesaj almak, uygulamak eksenli olmadığı aşikârdır. Yani bu insanlar, okudukları kitabı hiç anlamadan, onunla hiç ilgi kurmadan okuyorlar. Amaçsız, mesajdan habersiz olarak okuyorlar. Hemen en yakınızdan birkaç kişiye, hatta önce kendinize bir sorar mısınız ; “Günde kırk rekat namaz kılıyorsun, yani Fatiha’yı günde kırk defa (hele ramazan geldi teravihle birlikte tam altmış defa) okuyorsun. Acaba “iyyake nağbudu ve iyyake nestaıyn” ne demek?” DEVAMINI OKU>>>

GÜZEL YAZILAR kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , . 16 Comments »

Üç aylar orucu

 

Üç aylar orucu nedir? Üç aylarda oruç tutmak isteyenler nasıl ve ne kadar tutmalı?
Üç ay boyunca oruç tutmak doğru mu?
Efendimiz’in bu konuda uygulamaları nelerdir?
Vecdi Akyüz beyefendinin tüm bu sorulara cevap niteliğinde yazdığı yazıyı paylaşmaya değer bulduk:

Üç Aylar Orucu

Üç aylarda ve mübarek günlerde dinî duyarlılık yoğun ve yüksek olduğundan, bu kutlu zaman dilimleri, daha çok ibadet etme isteği uyandırmaktadır. Ama üç aylar denince, akla ilk olarak gelen şeylerden birisi, bu aylarda oruç tutmaktır.

 Özellikle ülkemizde, üç aylarda ve bu ayların içindeki kutlu gecelerin gündüzlerinde oruç tutulması, çok yaygındır. Bu aylarda tutulan oruçların dinî yönlerini incelemeye çalışalım.

Aylık Oruçlar

Hz. Peygamber (s.a.), her ay üç gün oruç tutardı. (Müslim, sıyâm,194; Ebu Davud, savm, 70) Bu üç günü, bazen ayın başına, bazen ortasına (eyyâm-ı bîd:kamerî ayların 13, 14 ve 15./dolunay geceleri), bazen da sonuna rastlatırdı. (Tirmizî, Şemâil, 51) Özellikle dolunay günlerinde oruç tutmayı tavsiye ettiği nakledilir. (Buharî, savm, 56, 58; Müslim, sıyâm, 181-182) Hatta, bu günlerde orucu emrettiği ve faziletini belirttiği olmuştur: Abdullah İbnu el-Kaysî, babasından anlatıyor: Resulullah (s.a.), bize eyyam-ı bi’z’de yani ayın onüç, ondört ve onbeşinci günlerinde oruç tutmamızı emrederdi ve ‘Bunlar yıl orucu vaziyetindedir’ derdi.” (Ebu Dâvud, savm 68; Nesâi, savm 83) Bu hadislere dayanarak, her ay üç gün oruç tutmak, nafile oruçlar arasında sayılmıştır.

Ramazan’dan sonra en sevaplı nafile oruçlar, Recep ve Şaban aylarında tutulan oruçlardır.

Recep Orucu

Hz. Peygamber (s.a.), Receb-i Şerif ayında çok sık oruç tutmuştur. İbnu Abbâs (r.a.), şöyle demiştir: Resulullah (s.a.) Recep ayında bazı yıllarda öyle oruç tutardı ki biz, “(Gâliba). hiç yemeyecek (ayın her gününde tutacak)” derdik. (Bazı yıllarda da öyle) yerdi ki biz; “(Galiba) hiç tutmayacak” derdik.” (Buharî, savm 53; Müslim, sıyâm 179, no:1157; Ebu Davud, savm 55, no:2430)

Şaban Orucu

Hz. Peygamber’in (s.a.), Ramazan ayı dışında en çok nafile oruç tuttuğu ay, Şaban-ı Muazzam ayıdır. Hz. Ayşe (r. a.) anlatıyor: “Resulullah (s.a.) (bazan) oruca öyle devam ederdi ki, ‘(Bu ay) hiç yemeyecek’ derdik. Bazan da öyle devamlı yerdi ki, ‘(Bu ay) hiç tutmayacak’ derdik. Ben, onun Ramazan dışında bir ayı tam olarak tuttuğunu görmedim. Herhangi bir ayda, Şâban ayında tuttuğundan daha fazla tuttuğunu da görmedim.” (Buharî, savm 52; Müslim, sıyâm, 34, 175)

Başka bir rivayete göre ise, Hz. Peygamber’in (s.a.) Şaban ayının tamamını oruçlu geçirdiği olmuştur. Ümmü Seleme (r. a.) , şöyle anlatıyor: “Ben, Resulullah’ın (s.a.) Şâban ve Ramazan dışında iki ayı peşpeşe tam olarak oruçla geçirdiğini görmedim.” (Tirmizi, savm 37; Ebu Dâvud, savm 11; Nesâi, savm 70)

Şaban ayındaki orucun faziletini, Hz. Peygamber (s.a.) önemle belirtmiştir. Hz. Üsâme (r. a.) anlatıyor: “Ey Allah’ın Resulü dedim, Şâban ayında tuttuğun kadar başka aylarda oruç tuttuğunu göremiyorum (sebebi nedir?)” diye sordum. Şu cevabı verdi: “Bu, Recep ile Ramazan arasında insanların gaflet ettikleri bir aydır. Halbuki o, amellerin Rabbülâlemin’e yükseltildiği bir aydır. Ben, oruçlu olduğum halde amelimin yükseltilmesini isterim.” (Nesâi, Savm 70. Benzeri için bk. Tirmizî, Şemâil, 50-51)

Pazartesi-Perşembe oruçları ile her ay üç gün şeklinde tutulagelen mutat oruçlar dışında, özellikle Şaban ayının ikinci yarısında oruç tutmak, bazı bilginlerce mekruh görülmüştür; Şafiîler ise, bu orucu haram saymıştır. Çünkü, “Şaban’ın yarısından sonra, Ramazan gelinceye kadar oruç yoktur” (Ebu Davud, savm, 12; Tirmizî, savm, 38) şeklinde hadis vardır.

Üç ayların tamamını oruçlu geçirmek ise, Hz.Peygamber’in (s.a.) uygulamaları arasında sayılmamıştır. Ramazan-ı Mübarek, zaten farz olan orucun tutulduğu aydır. Üç ayların Ramazan’dan önceki iki ayda tutulan oruçların bir amacı da Ramazan’a ve oruca ruhen hazırlıktır.

 Vecdi AKYÜZ

<span>%d</span> blogcu bunu beğendi: