KAPATIN GÖZLERİNİZİ!

  27kYEAYine ismini vermek istemeyen kardeşimizin bir yazısı. Özellikle sondaki ibretlik notu mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum:

KAPATIN GÖZLERİNİZİ!

Düşündün mü hiç?!… Gözlerin bir noktaya tuşlanmış. Ne hareket ede
biliyorsun, ne de konuşa biliyorsun! Susmuşsun. Artık susma zamanın
gelmiş. Hayatın boyunca konuştuklarını şimdi dinlemelisin. Bu
konuştuklarının içinde ne kadarı Allahın kelamıydı?

 “Allah’ın zikri dışında kelamı çok yapmayın. Zira, Allah’ın zikri
dışında çok kelam, kalbe kasvet (katılık) verir. “Tirmizi, Zühd 62,
(2413)

Kalbin katılaşmıştı ve sen şimdi bunun farkına varıyorsun. Şu ana
kadar bütün yaşadıklarını istemesen de hatırlıyorsun.En güzel ve en
acı anlarını, iyiliklerini ve kötülüklerini! En çok da
gunahlarînı! İyilikler hep hatırında kalır insanın.Ancak hatırlayınca
lezzeti değil,özlemi duyulur.Ya günahlar? Onların hep ağrısı sızısı
kalır kalpte. Her hatırladığında kalbin daralır.Ve şimdi hatırlıyorsun
ve kalbin gamdan,azaptan ağzından çıkacak gibi oluyor. Yazının devamını oku »

GÜZEL YAZILAR kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 29 Comments »

Bir Mezar Bulmalıyım…

Ölen herkes pişmanlık duyacaktır: İyi ise, daha fazla iyilik yapmadığına; kötü ise, kötülüğü niçin bırakmadığına pişman olur. Tirmizi, Zühd: 59

Bir mezar bulup girsem içine…Yan dönüp uzansam yüzüm toprağa dönük… Kaç saat o şekilde kalabilirim acaba? Neler geçer aklımdan, üzüntülerim, dert ettiklerim o an yine o kadar üzücü ve dertmiş gibi gelir mi ki bana? Saçlarımdaki aklar sıkar mı canımı? Tatil yapma arzusu olur mu yine bende? İncelmiş halımı ne zaman değiştirsem gibi bir düşünce gelir miydi aklıma?

Herşey normal giderse, bir mezarım olacak benim…  Yüzümü yaslayacaklar toprağa… Üzerimi sıkı sıkı bastıracaklar. Ve büyük ihtimal bunu en çok sevdiklerim yapacak…

Bir mezar bulmalıyım acilen… İçine girip saatlerce uzanmalıyım. DEVAMINI OKU>>>

Yazılarım kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , , . 102 Comments »

Akciğer Kanseri Hakkında ve Bir Gencin Ölüm anı

Dün gece Elif öztürk kardeşimiz, öz babasından ayırmadığı kayın babasına akciğer kanseri teşhisi konulduğunu yazmıştı. Çok yıkılmışlar tabi. Akciğer kanserinde süreç nasıl işler? Tedavisi mümkün mü veya çok mu zor? diye bilenlere sormuş. Birde TV lerde sıkça gördüğümüz, Ömer Coşkun, M.Kılınçarslan gibi doktorların uyguladığı tedavilerden sonuç alan olmuş mu? Bunlara güvenilir mi? öğrenmek istemiş.

Yukarıda ki videoyu ailemle beraber defalarca seyrettik. Hâlâ anne ve babasının gözünde çocuk gibi görülen, daha küçük deyip sabah namazına kaldırılamayan, lokması ağzına sokuşturulan, beyni uyuşmuş gençlerin anne ve babalarına örnek olur inşaAllah.

Ölüm genç yaşlı ayırımı yapmıyor. Ama hangi yaşta olursak olalım, Allah’la beraberliğimizi artırmak zorundayız. Ölüm anında cenneti görebilmek, sonsuz bir hayatı bahtiyar olarak yaşayacağımızı hissedebilmek… Bu en büyük devlet olsa gerek. Fakat daha önce bir bedel ödemek gerek. Ama ları, keşke leri bırakıp Hak yola revan olmak gerek…

Bizim, sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve 
gerçekten bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız?  ( Müminun Suresi, 115)

Hatırlamak İstemediğimiz…

Bugün neyi farkettim biliyor musunuz? Ölümü unuttuğumuzu…

Evet unutuyoruz ölümü. Bir sela duyuyoruz. Yada ölen bir yakınımız, komşumuz hatırlatıyor bize ölümü.

“Ahh evet ” diyoruz. “Birgün bizde öleceğiz.”

Ama hayır, aslında bilmiyor ve ölümü anlamıyoruz. Tatlı bir rüyada gibiyiz sanki…

Gelmeler gitmeler, yemeler içmeler, serin bir balkon, hafif bir rüzgar…

Tv’nin karşısında, yumuşacık koltukta oturmak, izlerken herşeyi unutuvermek….

Dolu bir buzdolabı, yanında ayrı bir dondurucu, eşyalar aksesuarlar…

Yeşermiş ağaçlar, meyveye durmuş dallar… DEVAMINI OKU

Yazılarım kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . 33 Comments »

‘Ağızların Tadını Bozan Ölümü Hatırlayın’

 
İbni Ömer (ra) anlatıyor: “Resulullah (sav) ile birlikte idim. Ensardan bir zat gelerek Efendimiz (sav)’a selam verdi. Sonra da: “Ey Allah’ın Resulü! Müminlerin hangisi en faziletlidir?” diye sordu. Hz. Peygamber (sav): “Huyca en iyisidir!” buyurdular. Adam: “Müminlerin hangisi en akıllıdır?” diye sordu. Resul-i Ekrem de: “Ölümü en çok hatırlayandır ve ölümden sonra en iyi hazırlığı yapandır. İşte bunlar en akıllı kimselerdir” buyurdular.”
 
Abdullah İbnu Mes’ud (ra) anlatıyor: “Resulullah (sav) buyurdular ki: “Birinizin eceli bir yerde olduğu zaman ihtiyaç onu oraya sıçratır. Sonra kalan ömrünün sonuna varınca aziz ve celil olan Allah onun ruhunu orada alır. Kıyamet günü, o yer: “Ey Rabbim! İşte bu, bana emanet ettiğin (cesed)dir!” der.”
 
Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: “Ölü kabre konulur. Salih kişi, kabrinde korkusuz ve endişesiz oturtulur. Sonra kendisine: “Hangi dinde idin?” denilir.
 
“İslâm dinindeydim” der. “Şu adam nedir?” denilir. “O, Allah’ın Resulü Muhammed’dir, bize Allah indinden açık deliller getirdi, biz de onu tasdik ettik” der. Ona: “Allah’ı gördün mü?” denilir. O: “Allah’ı görmek hiç kimseye mümkün ve muvafık değildir” der.
 
Bu safhadan sonra cehenneme doğru bir delik açılır. Oraya bakar, ateş alevlerinin birbirini kırıp yok etmeye çalıştığını görür. Kendisine: “Allah’ın seni koruduğu ateşe bak!” denilir. Sonra ona cennet cihetinden bir delik açılır ve onun güzelliklerine ve içinde bulunan (nimet)lere bakar. Kendisine: “İşte senin makamın!” denilir ve yine ona: “Sen bunlar hususunda yakîn (kesin iman) sahibi idin. Bu iman üzere öldün, bu iman üzere yeniden diriltileceksin inşaallah!” denilir.
 
Kötü adam da kabrinde korku ve endişe ile oturtulur. Kendisine: “Hangi dinde idin?” diye sorulur. “Bilmiyorum” diye cevap verir. Kendisine: “Bu adam kimdir?” denilir. Halkı dinledim, bir şeyler söylüyorlardı, onu ben de söyledim” der.
 
Ona cennet cihetinden bir delik açılır. Cennetin güzelliklerine, içinde bulunan nimetlerine bakar. Ona: “Allah’ın senden uzaklaştırdığı şu cennete bak!” denilir. Sonra ona cehenneme doğru bir delik açılır. Oraya bakar. Alevlerin birbirini kırıp yok etmekte olduğunu görür. Ona: “İşte makamın burasıdır. Sen cehennemin varlığı hususunda şekk (ve inkâr) içerisinde idin, bu şekk üzere öldün ve bu şekk üzere diriltileceksin inşallah!” denilir.”
 
Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “(Mü’min) ölü, kabre girdimi, güneş batışındaki haliyle ona temsil edilir. Bunun üzerine ölü oturup ellerini gözlerine sürer ve: “Beni bırakınız namaz kılayım” der.”
 
Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Yahudilerden bir adam Medine çarşısında: “Hz. Musa’yı insanlar üzerine seçen Zât’a yemin olsun!” demişti. Ensardan bir zât elini kaldırıp herife bir tokat indirdi.
 
“Demek böyle dersin ha! Üstelik Resulullah aleyhissalatu vesselâm aramızda olduğu halde!” dedi. Durum Resulullah aleyhissalâtu vesselâm’a anlatıldı. Aleyhissalâtu vesselâm: “Aziz ve celil olan Allah buyurmuştur ki: “Sura üfürülür ve Allah’ın dilediklerinden başka göklerde kim var, yerde kim varsa düşüp ölür. Sonra bir daha sura üflenir ve onlar kabirlerinden kalkıp bakışırlar” (Zümer 58). Ben, başını ilk kaldıran olacağım. Ben, arşın ayaklarından birini tutan Hz. Musa aleyhisselâm ile karşılaşırım.
 
Bilemem, o başını benden öncemi kaldırdı, yoksa o, Allah’ın çarpılıp yıkılmaktan istisna tuttuklarından mıdır? Kim de: Ben Yunus İbn Metta’dan daha hayırlıyım (üstünüm) derse şüphesiz yalan söylemiş olur.”
 
Hz. Hafsa radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ben Bedir ve Hudeybiye’ye katılanlardan hiç kimsenin cehenneme girmemesini ümid ederim.” Ben: “Ey Allah’ın Resulü! Allah Teâlâ: “Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur. Bu senin Rabbin katında kesinleşmiş bir hükümdür.” (Meryem 71), buyurmadı mı?” dedim.
 
Bunun üzerine Hz. Peygamber: “(Ey Hafsa!) Sen Allah’ın: “Sonra biz, Allah’tan korkup (O’na karşı gelmekten) sakınanları kurtarır, zalimleri de toptan orada bırakırız.” (Meryem 72) buyurduğunu işitmedin mi?” buyurdu.”
 
Rifa’a el-Cühenî radıyallahu anh anlatıyor: “Biz Resulullah aleyhissalâtu vesselâm’la birlikte bir seferden dönmüştük. Buyurdular ki: “Muhammed’in nefsi elinde olan Zât-ı Zülcelâl’e yemin olsun! İman edip, sonra doğru yoldan ayrılmayan hiçbir kul yoktur ki cennete sokulmasın. Siz ve iyi (dindar) nesliniz cennetteki meskenlere yerleşmedikçe (diğer ümmetlerin müminleri olan) cennetliklerin cennete girmemelerini de ümit ederim ve Rabbim ümmetimden yetmiş bin kişiyi hesapsız olarak cennete dâhil etmeyi bana kesin vaat etti”
 
İbn Abbâs radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: “Biz, ümmetlerin sonuncusuyuz ve hesabı ilk görülecek olanlarız. Orada: “Ümmî ümmet ve peygamberi nerededir?” denilir. Bilesiniz, biz sonuncu olan ilkleriz (yani dünyaya gelişte sonuncuyuz, Kıyamet günü hesabı verip cennete girmede ilkleriz.”
 
Ebu Bürde babasının rivayetini anlatıyor: “Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kıyamet günü, Aziz ve celil olan Allah, mahlûkatı topladı mı Ümmet-i Muhammed’e secde etmeleri için izin verilir. Onlar Allah’a uzun bir secde yaparlar. Sonra: “Başlarınızı (secdeden) kaldırın. Biz sayınız kadar (kâfirleri) ateşten, kurtuluş için fidyeleriniz yaptık” buyrulacaktır.”

Bir garip ölmüş diyeler 
Üç günden sonra duyalar 
Soğuk su ile yuyalar
Şöyle garip bencileyin 

(Yunus Emre)

%d blogcu bunu beğendi: