LAZ BÖREĞİ TARİFİ

Kara Lahana Dolması/ Sarması

 Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının. Allah’tan korkun. Çünkü Allah’ın azabı çetindir. (Haşr suresi:7. Ayet)

Selamun aleykum Rabbimin güzel kulları,

Vaktimiz hayr olsun, cumamız mübarek olsun kardeşlerim.  Sabah köşe yazılarına bakarken, Abdurrahman Dilipak’ın yazısının son kısmında bir paragraf  dikkatimi çekti.  Dilipak ağabey şöyle diyordu:
“Rabia işaretinin arasına bir  Marlboro yakışıyor mu şimdi, mesela! Şahadet parmağınızla tuttuğumuz şeytan otuna verdiğiniz parayla, bu dava için  harcadığınız parayı kıyaslayın…”

“Kaç Müslüman” diye geçirdim içimden, “Kaç Müslüman şu sigara illetine ne kadar para döküyor?”, Kaç sigara içen Müslüman, her içtiği sigarayla zalimin, kafirin gücüne güç kattığının farkında? Kaç Müslüman sigaraya verdiği tomarla paranın yüzde birini garibanlara, mazlumlara veriyor?
Bugün Suriye’li Mülteci kardeşlerimize bilmem ne kadar para gidiyor diye veryansın ediyorlar? Bu ülkede içkiyi bıraktım, bizzat Müslümanlar tarafından sigaraya ne kadar para akıtılıyor farkında mısınız? Yazının devamını oku »

HAMSİ KUŞU (Karadeniz yöresi)

Her balık pişirdiğimde, balığın karnında ki Hz.Yunus’un duası gelir aklıma .Bir çaresizlik,bir daralmışlıkla yapılan içten ve acizliğin itirafı bir dua,kulluğun farkedildiği,Rabbin bilindiği bir dua:
“La ilahe illa ente subhaneke innî kuntu minez-zalimîn.”
   “Senden başka ilah yoktur, sen yücesin, gerçekten ben zulmedenlerden
oldum”
diye çağrıda bulunmuştu.Rabbimiz devamla;
 Bunun üzerine duasına icabet ettik ve onu

üzüntüden kurtardık. işte biz, iman edenleri böyle kurtarırız. (Enbiya Suresi,

87-88)buyurdu ve;
 Eğer (Allah’ı

çokça) tesbih edenlerden olmasaydı, Onun karnında (insanların)

dirilip-kaldırılacakları güne kadar kalakalmıştı... (Saffat Suresi, 143)
Bazen içine daldığımız onca karanlıklara rağmen,tevbe etme gereği duymayız.Önemsemeyiz,yok sayarız belki günahlarımızı.Derin ve içten dualar için Yunus’un, balığın karnındaki hali gibi bir hal gerekir bize ki; farkedelim gafletimizi ve ne kadar zavallı oluşumuzu…
“La ilahe illa ente subhaneke innî kuntu minez-zalimîn.”
“Senden başka ilah yoktur, sen yücesin, gerçekten ben zulmedenlerden oldum”
Hamsi kuşu malumunuz Karadeniz yöresine ait bir yemek.yapmayı alışkanlık edindiğim bir yemek değil.zaten karadeniz yemeklerini pek yapmadım ama çok ilgi duyduğum bir yemek kültürleri var.Özellikle mısır unuyla yapılan mıhlama,laz böreği ve karalahanalı yemekleri merak ediyorum.İnşaallah birgün deneme fırsatım olur.
Hamsi kuşunun yapılışını bir televizyon programında görmüştüm.Orjinal hamsi kuşu böyle oluyormuş.Bende büyük bir merakla denedim.Sıcak sıcak yenmesi gerekiyor.Çünkü soğuyunca bana pek lezzetli gelmedi.Kızardığı esnada sanki köfte pişiyormuş gibi bir koku geliyor.Değişik ve güzel bir lezzet, tarifi şöyle:
MALZEMELER
1kg.hamsi
Bir büyük soğan
10 dal kadar maydanoz
tuz,karabiber,
arzuya göre kırmızı biber
Mısır unu,kızartmak için sıvıyağ
HAMSİ KUŞUNUN YAPILIŞI
  • Soğanı ve maydanozu ufak ufak doğrayın ,baharatlarla karıştırın.
  • Hamsilerin büyüklüğüne göre iki veya üç balığı birbirinin üzerine binecek şekilde elinizde yan yana koyun.
  • Hazırladığınız içten bir miktar ortasına koyun.Bir tane hamsiyi de için üstünü kapatacak şekilde yerleştirin.
  • Elinizle sıkıca kapatıp,düzeltin.Eğer kızartmadan bir saat önce yaparsanız kendini toplar,kızarırken açılmaz.
  • Hamsi kuşlarını önce mısır ununa,sonra yumurtaya bulayıp kızartın.ben bir kısmını yumurtasız yaptım.
  • Ağır ateşte pişirin ki içi çiğ kalmasın.Afiyet olsun…

    CAHİDE

%d blogcu bunu beğendi: