Çocuklarda Abur-Cubur ile Mücadele

abur-cubur-ortaAbur-Cubur ile Mücadelede 10 Altın Kural

Obezite ile ilgili çalışmalar yapan Dr. Fevzi Özgönül, abur-cubur ile mücadele de 10 altın kural hakkında bilgi verdi. Özgönül şu açıklamada bulundu: “ Annelerin en büyük endişesi çocuklarda abur cubur ile oluşan kilo problemleri ve sağlıksız beslenme nedeni ile kolay hastalanma riski. Obezite ile ilgili çalışmalar yapan Dr. Fevzi Özgönül çocuk obezitesinin en büyük nedeni olarak, düzensiz beslenmeyi ve yanlış zamanda yemek yemeyi gösteriyor. Dr. Özgönül, çocukların büyüme ve gelişmelerini sağlayan hormonların akşam saat 24-02 arasında salındığını ve bu işlemin o saatlerde olduğunu söylüyor. Vücudun büyüme ve gelişme için gerekli olan protein ve yağlara da bu saat diliminde ihtiyacı vardır. Protein ve yağların sindirilip kullanılabilir hale gelmesi için yaklaşık 10 saatlik bir zamana ihtiyaç duyulur. Dolayısı ile ancak sabah ve öğlen öğünlerinde yenilen protein ve yağlar büyüme ve gelişme işleminde kullanılır.  Sabah kahvaltı etmeden okula gönderdiğimiz çocuklarımız öğle saatlerini de tost veya ekmek arası gibi besleyici değeri olmayan gıdalar ile geçiştirirlerse, akşam eve kurt gibi aç gelirler. Yemek gecikirse, karınlarını abur cubur ile doldurup yemek yemek istemezler. Yazının devamını oku »

Sağlık bilgileri kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , . 6 Comments »

Can Boğazdan Çıkıyor! (Gıda Terörü)

Verimli, yorumlarıyla bizleri pek çok konuda bilgilendiren Dr. Ayşe kardeşimiz; gıda terörürüyle ilgili, yine çok faydalı, farkındalığımızı artıracak bir yazı kaleme almış. Buyrun beraber okuyalım….

Can Boğazdan Çıkıyor! (Gıda Terörü)

“Türkiye’de “hiç yemedim” diyen, bir büyük domuz götürmüştür. “

Pediatri profesörü bir hocamın sözüydü bu. Mamüllerinde domuz ürünü kullandığını tespit ettiği pastaneleri, gıda işletmelerini, dava açıp kapattıran da o hocamdı. Dini hassasiyetleri olmadığını söylemesine rağmen, domuz konusunda çoğu müslümandan daha fazla hassasiyet göstermesinin sebebini sormuştuk, anlatmıştı uzun uzun… Cahide ablanın ricası üzerine bu konuyu bir kez de ben anlatmak istedim.

Gıda sektörü bütün ahlaksızlığıyla, her gün bizim ve çocuklarımızın bedenine tecavüz ediyor. Biliyorsunuz, hazır yoğurtlarda, hazır dondurmalarda, pastanelerde, jölelerde, kremalarda, market ürünlerinin bir çoğunda kıvam artırıcılar” adıyla domuz mamülleri kullanılıyor. Artık ‘neyin içinde var, neyin içinde yok’, net olarak bilmek neredeyse imkânsız. Haliyle bunları kullanan adamlara “kullanıyor musunuz” diye sorup, doğru yanıt vereceklerine güvenmek de mümkün değil. Tadı bozuk, kendi bozuk olmasına rağmen; uzun süre hiç ekşimeyen, çürümeyen, küflenmeyen, kıvamından dahi bir şey kaybetmeyen yiyeceklerimiz var artık. Peki, bu nasıl oluyor? Cevap: Kıvam artırıcılar, katkı maddeleri… Nedir onlar diye sorsak, “E” ile başlayan anlamayacağımız ve nereden/nasıl elde edildikleri bilinmeyen sayılar işitiyoruz.

İnsan yiyip içtikleriyle, büyür, yaşar, inşa olur. Yiyeceklerimizin sıhhati, bizim hem beden hem de ruh sıhhatimizin belirleyicilerindendir. Yaratılanlar içinde, bize helal olanların sayısını bir düşünün. Milyonlarca çeşit helal nimetin yanında, tek domuzun haram kılınmasının sebebini hiç merak ettiniz mi? Pislik içinde yaşadığı için gibi açıklamaları mutlaka duymuşsunuzdur, köyde bulunmuşluğunuz varsa, yediğimiz birçok hayvanın bir şekilde kendi pisliğine bulaşarak yaşadığını bilirsiniz.  Peki, diğer hayvanlar değil de domuz neden haram? Yazının devamını oku »

%d blogcu bunu beğendi: