Gülleri En Çok Kim Seviyor?

gül

Evleri gül bahçesinin hemen yanındaydı. Ailecek güllerin bakımını yapar, sular, budar, yabani otları temizlerlerdi. Gül bahçeleri o kadar değerliydi ki onlar için, güllerden uzak kaldıkları vakit boğulacak gibi olurlardı. Sabah kalkar kalkmaz, akşam olunca, bazen gece bile kalkıp güllerin yanına uğrarlardı. Güller onların hayatlarının bir parçasıydı adeta…

Bir gün, nerden geldi, kim gönderdi bilinmez, bir grup yabancı gelip çaldı kapılarını. “Biz gülleri ziyaret etmeye geldik. Biz gülleri çok seviyoruz” dediler. Aile kıramadı izin verdi. Ama tedirgindiler…

Yabancılar hoyratça girdi gül bahçesine. “Gül kokusunu seviyoruz” diyorlar ama eğilip koklamıyorlar, gülleri koparıyorlardı. Güllerin dikenlerini kırıyor, dalları birbirine bağlıyor, süslü kutulara koyuyorlardı. Bazısı güllerin rengini değiştirmek için farklı boyalar kullanıyordu. Kimi gereksiz görüp yapraklarını koparıp atıyor, kimisi de zaten güzel olan güllerin zarif yapraklarını delip boncuklar takıyordu. Yazının devamını oku »

Yazılarım kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , , . 11 Comments »

Kutlu Doğum Kutlamaları İslamın Neresinde?

sonbaharPek çok sayfada “Doğum günün kutlu olsun Efendim” başlığıyla paylaşımlar yapılıyor!
Bu nasıl bir curet ki, Rasulullah Aleyhisselat-u vesselam böylesine basit adetlere malzeme ediliyor!

Temizlikten, insanlıktan, ahlaktan anlamayan Avrupanın kutlama kültürünü kendimize uyarlamak, taklitçi bir zihniyetin ve cahilce bir özentinin ürünüdür.

Rasulullah Aleyhisselat-u vesselam’ın tavsiye etmediğini, hiçbir sahabe ve alimin yapmadığını biz neye dayanarak yapıyoruz? Bu hakkı kim verdi bize?

Hiç bir sahih kaynakta olmadığı halde, “O gül kokardı” deyip, bu günlerde gül satışını artırmak, O’nun adını kullanarak rant elde etmek nasıl bir şarlatanlıktır?

Dudaklardan kolayca dökülen, ama yüreklere inmeyen sözlerle sadece kendimizi kandırıyoruz!

Hayatının neredeyse hiç bir yerine Allah ve Rasulünü koymayanlar, “Kişisel tercihim!” diyerek pervasızca günahları işleyen, hoyratça ayetleri ve Rasulün sünnetini çiğneyenler; Ne hikmetse kandil geceleri ve kutlu doğumlardan gayrı Allah ve Rasulünü hatırlamıyorlar.

Toplumun hali ne acıdır ki, namaz kılmayan Müslüman olarak görülüyor da, kutlu doğum haftasını kutlamayan Müslüman olarak görülmüyor. Yazının devamını oku »

Yazılarım kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . 59 Comments »

Patatesli Kahvaltı Keki

DSC02882

 Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

“Sözlerin en doğrusu Allah’ın Kitabıdır, yolların en hayırlısı Muhammed’in yoludur. İşlerin en şerlisi muhdes olanlardır. Dine sonradan sokulan her şey bid’attır, her bid’at dalalettir ve her dalalet ateştedir.”Müslim 867, Nesei 3/188

Muhdes: Dinden olmayan şeyin din adına çıkarılmasıdır.

Esselamu Aleykum dostlar, Dünyadaki zulümlere, ölümlere üzüldüğümüz kadar, İslamın üzerinde oynanan oyunlara,tahrif çabalarına, doğruların içinde sunulan yalanlara dikkat edelim. Din tacirleri maalesef boş durmuyor. Önce Peygamberimiz Aleyhisselatu vesselamın nalınının resmini taşımanın ne kadar faziletli olduğu yalanlarını yaydılar. Daha sonra bunun ticaretini yapmaya başladılar. 

Dikkat edin, Peygamber efendimizin bir eşyasına değil, bunun şekline tazim ediliyor ve ondan medet umuluyor. Küçük bir çocuk bile bunun bir sahtekarlık olduğunu bilir. Yazının devamını oku »

Diş Buğdayı / Doğum Günü

il_570xN.216386321Serap kardeşimize ait, okunası bir yazı. 

Diş buğdayı, hedik, diş aşı, diş bulguru, buğday dirilmesi, diş hediği ya da modernize olmuş ismiyle diş partisi. Adına ne derseniz deyin, öğrenebildiğim kadarıyla Oğuz Türkleri’ne ait olan ve genel olarak masumane gözükse de aslında içinde türlü sakıncalar barındıran bir törendir. Oğuz Türkleri İslamiyeti kabul ettikten sonrada bu geleneklerine devam etmişler mi bilemiyorum. Zaten bir uygulamayı sürdürebilmemiz için Müslüman Türklere ait olması yeterli değil aynı zamanda Resullullah aleyhissalatu vesselam’ın sünnetinde de yer buluyor olması gerekir.

Ana malzemesi buğday ve nohut olan bu yiyecek bebeğin ilk dişi çıktığı zaman bolca yapılır. Zira eğer yapılıp, dağıtılmazsa bebeğin dişlerinin zor çıkacağına inanılır. Diş ağrısı çekmemesi de mümkün olduğunca çok dağıtılmasına bağlanır. Allah’tan başka bir şeyden medet ummak, şifa beklemek şirktir. Yazının devamını oku »

Mevlitçi Geldi Haanıııımm!

Son zamanlarda sıkça çay içmeye gittiğimiz parka bu kez bir cumartesi günü gidesimiz tuttu. Park dediğim yer oldukça büyük. İçinde küçük çaplı bir hayvanat bahçesi, lunaparkı, özel günler için kurulmuş bir platformu bile var. Ama parkta beni cezbeden unsurlar göğe doğru uzayıp giden yaşlı çam ağaçları ve çimlerin her daim bakımlı oluşu.  Üstelik o çimlerin üzerine kiliminizi serip oturmak serbest…

Yine çayımızı içtiğimiz esnada meşhur bir ilahi havası çarptı kulaklarımıza. Bilindik sesler ve vurgularla, ardından atlı koşturur modunda söyleniyordu: “Getirdiler burağını, bin Muhammed’im dediler. Binmezem ya Cebrail’im, ümmetim binemeyince!” (bu olay nerede anlatılır bunu ben bilmiyorum ya neyse). Ardından “Ne kadar da çok sevmiştik seni, Medine gülü” diye devam edince yerimden doğruldum ve epeyce uzaktaki kalabalığın biraz yakınına gidip gözlem yapmaya karar verdim.

Kolay değildi; Bir seneyi aşkındır “Ankara’nın bağları” adlı çin işkencesi zımbırtıyı cebren ve hileyle sokmuşlardı beynime. İstemesem de, duymamak için konuşurken sesimin tonunu yükseltsem de dinlemek zorunda bırakılmıştım…

Bu ilahi havasının sözleri her ne kadar uyduruk bir din algısını güçlendirse de, en azından diğer düğünlerden farklıdır deyip kalabalığa doğru ilerlemeye başladım. Ben giderken ilahiler bitmiş sıra Mevlit faslına gelmişti. İslam’ı yaşamakta zorlanan şahısların dinlerken kafasını sağa sola sallayıp ağlamaklı olduğu ve bu yolla kendini tatmin etmeye çalıştığı bir çeşit terapi yöntemidir Mevlit… Yazının devamını oku »

Yazılarım kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , . 85 Comments »
%d blogcu bunu beğendi: