TECAVÜZ OLAYLARININ ARTIŞINDA DİZİLERİN ETKİSİ

DİZİLER

Son bir kaç yıldır en çok duyduğumuz haberler arasında kadın cinayetleri ve tecavüzler yer almaya başladı. Öyle ki sapkınlıkta sınır tanımıyorlar. Kadın, kız ve erkek çocukları hatta hayvanlar bile vahşete maruz kalabiliyor. Peki zevkle ailecek izlediğiniz dizilerin tecavüz ve öldürme suçlarında etkisi olabileceğini hiç düşündünüz mü?

Google verilerine göre 2004 den 2015 kadar ülkemizde en çok aranan anahtar kelimeler arasında “Tecavüz” yer alıyor. Falan dizideki tecavüz sahnesi diye aramalarda azımsanmayacak kadar çok. Maalesef ki, Türk toplumunun geneli tecavüzü vahşetle değil, cinsellikle özdeştiriyor ve aramalarda bu şekilde oluyor.

Münevver Karabulut’un katilinin ifadesinde çok dikkatimi çeken bir detay vardı. Olaydan kısa süre önce Münevver’le sevgililer gününde izledikleri filmin adı “Kanlı sevgililer günü”

Yine Özgecan’ın katili olaydan bir gün önce arkadaşlarıyla “Fatmagül’ün suçu ne?” yi izliyor. Sizce bunlar sadece bir tesadüf mü?

Yıllar evvel tecavüz ve şiddet konulu bir yazı dizisinde okumuştum. Bazı zengin kişilere özel tecavüz filmleri çeviriyorlar. Hep bir ilerisi, daha şiddetlisini arzulayan kişiler için filmlerde kadınlara gerçekten tecavüz ediliyor ve gerçekten öldürülüyor. Aksi halde tatmin olamıyorlar. İnsan beyninin sürekli görerek kabul edemeyeceği, alışmayacağı hiç bir şey yok.

Siz kesilip kan akan bir parmağa dahi bakamazken, birileri rahatlıkla kafa kesebiliyor.
100 yıl önce bir kadının iç çamaşırıyla kaynının, komşusunun yanında durmasının hayali bile korkunç gelirken, bugün bikiniyle cümle alemin içinde denize girmeyene acayip gözüyle bakılıyor.

Eskiden bir gelinin adı dahi davetiyeye yazılmaz, o kadar korunurken, bir kız evlilik lafını babasının yanında dahi konuşamazken, şimdi gelinler kalabalıklar içinde sırtı açık, göğüs dekolteli gelinlikleriyle göbek atabiliyorlar. Ahlaksızlığın adı özgürlük oldu. “Namus beyinde olur, iki bacak arasında değil” dediler ama her kötülüğün bacak arasından çıktığını fark edemediler!

Maalesef Tv’lerdeki dizi ve programlar toplumda ciddi bir ahlaki erozyona sebep oluyor. Bu yolla aldatmalar, tacizler ve her türlü ahlaksızlık meşru gösterilmeye çalışılıyor.

Göz sürekli neyi görüyor, kulak neyi duyuyorsa beyin de ona alışıp meşru görmeye başlıyor.
Yıllarca ekranlarda gösterilen, dizisi çevrilen “İffet” filmi buna sadece bir örnektir.
Bu dizi hakkında Yüksel Altuğ şöyle diyor:

“İffet, sevgilisi tarafından tecavüze uğrayıp terkedilen bir kadının dramını anlatmak için yola çıktı. Ama son bölümde ne oldu? Tecavüz eden o alçak adam; mahallenin en mert delikanlısı, en saygı gören bitirimi haline getirildi. Tecavüze uğrayana sahip çıkan, üstüne üstlük bir de o karaktersize kızını kaptıran adam ise dizinin en kötü karakteri oldu!
Hangisi iffet, hangisi iffetsizlik? Anlayanınız var mı Allah aşkına?”

Siz hiç bir dizide karşı cinse haram olduğu için elini uzatmayan, pencereden dışarı bakarken başörtüsünü başına alan, namaz vakti geçmeden namaz kılmak için telaş eden bir karaktere rastladınız mı?

Neredeyse bütün dizilerde tecavüz konusu  işleniyor, tecavüze özendiriliyor ve tecavüz eden kesinlikle ceza almıyor.

Arkadan verilen romantik bir fon müziği eşliğinde her türlü pisliği topluma yutturuyor, normalmiş gibi sunuyorlar. Fon müziği eşliğinde yengesiyle, baldızıyla, komşusuyla aşk yaşayanları, içkiyi, zinayı toplumun her kesiminden insan zevkle(!) izliyor.

Her dizi için sosyal platformlarda sayfalar açılıyor ve binlerce kişi diziler hakkında gerçekmiş gibi yorum yapıyor. Hatta dizi karakterleri için kavgaya tutuşuyorlar.

Biz bataklığı kurutmak yerine sürekli üreyen sinekleri öldürmeye çalışıyoruz. Devlet TV’lerinde bile çirkin sahneli diziler, klipler, programlar gece gündüz yayınlanıyor.

Bu ülkedeki hiç bir psikolog, sosyolog, aile iletişim uzmanı, TV’lere çıkan hoca’lar bu sorunu göremiyor mu? Neden sesimiz bu kadar az çıkıyor? Aileden sorumlu bakanlık toplumu günden güne tüketen bu facialara karşı neden sessiz?

Henüz ilköğretim çağındaki çocukların bile eline verilen, internete rahatça girebildikleri cep telefonları zehir saçıyor.

Tecavüz ve öldürmelerde sadece tecavüzcüler ve tacizciler mi suçlu?
Teşvik edenin, çeşitli yollarla azmettirenin, tecavüze özendirenin hiç mi suçu yok?
“Benim olmazsan seni taciz ederim” diyen iğrenç şarkıyı yazan, söyleyen ve dinleyenlerin hiç mi suçu yok?

Önüne ne sunulursa kabul eden, TV’de çıkan her dizi veya programı sorgulamadan izleyen, ailesine, çocuklarına izlettiren, reytingleri tavan yaptıran anne babaların hiç mi suçu yok?
Cahide Sultan

Bir Cevap Yazın

Bir Yorum Bırakın :)

  1. Feray Turker says:

    Ben de kesinlikle televizyonun rolünün büyüklüğüne inaniyorum.Evlililik dışı ilişkiler sıradanlaşti,şimdi de dikkatimi çeken evlilik dışi iliskiden hamile kalan kızının bebek haberine sevinen ,mutlu olan kız babası rolleri…Artık dayatilmaya çalışılan neler var sırada neler.Cinsel sapkınliklar cinsel tercih ve özgürlük olaraknitelendirildiği surece yeni nesil büyuk tehlikede demektir.Küfürlü filmler bu ülkede çok gişe hasılatı yapiyor ve bununla övünülüyorsa vay halimize…

    1. Yorum gelmiş ablacım 🙂

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: