Herkes Üniversite Okumak Zorunda mı?

12424889_963848723694846_1446074199_n“Teog sınavı sonucu bunalıma giren 13 yaşındaki kız intihar etti!” Böyle yazdı gazeteler, haber siteleri.

13 yaşında bir çocuğun bunalıma girip kendini asmasını anlamaya çalıştım ama beynimin hiç bir köşesine sığdıramadım bu haberi.

Daha saçlarını kendisi öremeyen, nohutla fasulyenin ayrımı yapamayan, ip atlamaya doyamamış bir çocuk mu girdi bunalıma?

Bu çocuk mu akıl etti intihar etmeyi? “Ne yaptınız bizim güzel çocuklarımıza!” Ne yaptınız ümmetin kıymetli çocuklarına? Doğru düzgün bir sisteme oturtamadığınız, öğütüme dönüştürdüğünüz eğitim adı altındaki saçmalıklarla harcadınız çocuklarımızı. 13 yaşında bir çocuk nerden bilsin bunalıma girip intihar etmeyi? Hayır, diplomalarla örülmüş kısır dünyanızda boğmaya çalışarak siz bunalıma soktunuz çocuklarımızı.

Deste deste diplomalar, doktora tezleri, akademik çalışmaların arasında hayatın hiç bir gerçekliğini okuyamadınız. Dr. oldunuz, Dçnt. oldunuz, Prof. oldunuz ama bir çocuğun dünyasını anlayamacak, yüreğine girmeyi bilemeyecek kadar cahil ve onu bunalıma sokacak kadar acımasızdınız!

“Herkes doktor, mühendis olmak zorunda değil” sözünü başkalarının çocukları için rahatça söylerken, kendi çocuklarımız için bunu söyleyemiyoruz. Oğlumuzun marangoz, berber, çöpçü veya çiftçi olmasını ona yakıştıramıyoruz. Kızımızın okumayıp ev hanımı olacağı fikri kabus gibi görülüyor ve çocuğa da bu düşünce aşılanıyor.

Dizi ve filmlerde okumuş olanlar yakışıklı, kravatlı güzel konuşan bir karakter olarak sunulurken, çaycı Ahmet saçı sakalı düzensiz, bozuk bir şiveye sahip kişi olarak gösteriliyor. Yine, çalışan, kariyer yapmış kadınlar düzgün fizikli, güzel ve bakımlı, fakat ev hanımı veya temizlikçi kadın kilolu, cahil veya komik olarak sunuluyor. En okumuş, en eğitimli(!) anne babalar bile bu dayatmaların etkisinde kalıyor.

Doktor olan anne, akademisyen olan baba çocuğunun bir fırıncı, bir boyacı olabileceğini kabul etmek istemiyor.

Saçımızı kesen berbere, sokağımızı süpüren temizlik görevlisine, ekmeğimizi yapan fırıncıya, tarlada çiftçiye, pazarda köylü teyzeye, çocuğunu kendisi terbiye eden, belli bir yaşa kadar kimseye bırakmayan ev hanımı anneye gereken değeri verseydik eğer, sınav sonuçları bir intihar sebebi olmayacaktı.

Çocuğumuzu, “Eğer okumazsan gidip sanayide çalışırsın veya ev hanımı olursun!” diye tehdit etmeseydik eğer, doktorluk annelikten, mühendislik çiftçilikten daha değerli görülmeyecekti.

Okumak istediği halde okumayan da, okumak istemediği halde okutulan da, matematiğe istidâdı olmadığı halde, matematik notu 10 beklenen çocukta zulme uğruyor. İyi bir araba tamircisi olabilecekken, zorla mühendis yapılan genç de zulüm görüyor.

Bu çocuklar ümmetin çocukları. Her biri parmak izlerine, hücrelerine kadar farklı bir mucizeyle yaratılmışlar. Her biri farklı bir alem. Bırakın kabiliyetleri yönünde mesleklerini seçsinler. Onlara önce Rablerini tanıtalım. Önce hayat kitabı olan Kur’an’ı okutup anlatalım. Peygamberi bir eğitim metodunu benimseyelim. İslam’ın güzellikleriyle dopdolu büyüsün, huzurun tadına varsınlar… Diplomalar, notlar uğruna hayalleri sönmesin, harcanıp gitmesin çocuklarımız…
Cahide Sultan

Bir Cevap Yazın

Bir Yorum Bırakın :)

  1. saliha nalbant ( salihaninmutfagi.blogspot.com) says:

    Cahide hanım o kadar güzel özetlemişssiniz ki resmen bizim düşündüklerimizi dile getirmişsiniz.Ellerinize sağlık. Lakin hayat mücadelesi o kadar zor ki çocuklarımızın okuması artık şart oldu. Önceden iş aslanın ağzındaydı şimdilerde ise midesinden geçiyor. Bizi bu hale getirenler utansın. Bizlerde at yarışı gibi yapmak istemiyoruz çocuklarımızı ama hayat bir şekilde hortumun içine alıyor. Saygılarımla

  2. merhaba cahide ablacım ben de 13 yaşında bir ÇOCUĞUM bu yazılarını okuyunca gerçekten sana defalarca teşekkür ediyorum nasıl desem bilemiyorum şu zamanda benim annem babam da dahil herkesin işi diploma olmuş onların zoruyla okumak mutlaka avukat doktor olmak bana çok zor geliyor kendi istediğim mesleği okuyamayacaksam okumak ne işe yarar ki ama gel bir de bunları ailelere anlat…

  3. Ayşe Rumeysa Erkul says:

    Selamun Aleyküm
    Allah rahmeti ile muamele etsin.Ailesine sabırlar versin.
    Ne kadar boş yaşıyor ve boş işlerle uğraşıyoruz.Diploma dediğin sadece bir kağıt parçası kişinin etiketi.Kişinin değerini, kim olduğunu belirlemez.Dünyayı ne kadar çok önemsiyoruz.Oysa ki ne demiş bize rabbimiz;

    ANKEBÛT-64: Düşünseler şunu da anlarlardı ki: bu dünya hayatı geçici bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir ve ebedî âhiret diyarı ise, hayatın ta kendisidir. Keşke bunu bir bilselerdi

    Anne babalar çocuklarınızı yarıştırmayın,kıyaslamayın,Her çocuğun potansiyeli, birikimi, öğrenme ve algılama hızı, yetenekleri, ilgileri aynı değildir. Bu farklılıklar okul ortamında daha net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Her çocuğunun ayrı bir dünyasının olduğu unutmayın.. Çocuklarımızın sadece akademik başarıya göre değerlendirilip kategorize edilmesi son derece yanlıştır.
    Çocuklar saftır mutlu olmayı, eğlenmeyi bilirler rızık endişeleri yoktur kendi hırslarınıza onları kurban etmeyin.
    Selam ve dua ile

  4. Şu anbe babaların hırsı yeter artık içim yandı okuyunca böyle egitim sistemi de böyle anne babada olmaz olsun hiç iyi şeyler yazamadım kimse kusura bakmasın bu dayatmalar bu hırslara lanet olsun okulda kendini bişey zannedip çocuğuyla boş boş övünen gereksizler sizdende nefret ediyorum hamdolsun benimde evladım başarılı bir öğrenci kıskançlık olarak anlaşılmasın ama evlatlarımız yarış atı deyil daha çok söylerim de olmuyor 😥

  5. Çok güzel yazmışsınız yüreğinize sağlık.

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: