Kaynatmadan Güneşte Yapılan Biber Salçası

20842793555_129d5dc109_z

Bismillah: Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden bir çok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun; kendi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’dan ve akrabalık (bağlarını kırmak)tan sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözeticidir. Nisa suresi: 1.Ayet

Selamun aleykum,

Her şeyimi kendim yapacağım derken bazen dozu kaçırıp çok yoruluyorum ama sonucu görmek beni mutlu ediyor.

Domates salçasından sonra biber salçamı da yaptım. Balkonum oldukça küçük. Salçaları serince neredeyse adım atacak yer kalmadı 🙂 Merak edenler için kırmızı biberin kilosunu 1250 tl. den aldım. Maalesef daha fazla düşmedi.
Salça yapmak çok bulaşık çıkaran, oldukça uğraştıran bir iş ama temiz gıdaya ulaşmak için bu emeğe değer.

BİBER SALÇASI NASIL YAPILIR?

Malzemeler

  • 10 kg. kırmızı salçalık biber
  • 2-3 kg armut domates (sivri ve az sulu olanlarından)
  • Kg. başına 1 yemek kaşığı kaya tuzu

Hazırlanışı

  • Kırmızı biberleri yıkayıp ayıklayın. Çekirdeklerini ve sap kısımlarını çıkarın. İnce ince doğrayıp kıyma makinasından 2 kez geçirin. Doğradığınız domatesleri de biberlerle beraber çekin.
  • 2 kez makinadan geçirdikten sonra tuz atıp geniş tepsilerle en çok güneş gören yere koyun. Tepsiler yayvan olmalı çok fazla doldurulmalı.
  • Balkonda güneşlenen salçaları sık sık karıştın. Katılaşan salçanın tuzunu kontrol edin. Tuzu biraz fazla olsun ki ekşime, küflenme olmasın.
  • Salçayı koyduğunuz yer çok güneş alıyorsa, günde 3-4 kez karıştırın.
  • Bu nimetleri bizlere bahşeden Rabbimize hamdolsun.

20849945731_675aa54af3_zSalça Notları:

  • Kıyma makinası olmayanlar, aynı şekilde biberleri hazırlayıp güçlü bir robottan çekebilirler. Robottan çekerken içine yine 1-2 domates doğrayıp eklerseniz daha rahat çeker.
  • Salçayı kurutmak için balkonu yeterince güneş almayanlar veya nemli bir bölgede oturanlar, biberleri biraz suyla haşlayıp blendırdan geçirebilir, iyice kaynatıp kavanozlara koyabilir. Vakumlama yaparak saklayabilir.

Kaynatarak Salça hazırlama

  • Salçanızı kaynatarak suyunu uçurabilirsiniz. Bunun için geniş ve yayvan tencere tercih edin. Domates veya biber püresini ekleyip suyunu çekene kadar sık sık karıştırın. Bol tuz atıp kavanozlara yerleştirin.

Fırınlayarak salça Hazırlama

  • 3. olarak domates veya biber püresini fırın tepsisine döküp fırına sürün. Fırını 100 dereceye ayarlayın. Üzeri kurumaya başladığında  karıştırın. Ara sıra aynı şekilde karıştırarak katılaşmasını sağlayın. Bu oldukça zahmetli ve uzun zaman alacak bir iş.

Aşağıda kıyma makinasından biberleri nasıl geçirdiğimi gösteren bir video hazırladım 🙂

11850040_1669641966587172_870840367_n

Salçalar balkonda güneşlenirken 🙂
20842793555_129d5dc109_z

Evde yapılan salçaların rengi, hazırlara göre çok daha kırmızı oluyor. Ben biber salçasını bol zeytinyağıyla beraber kahvaltılık olarak da kullanıyorum. Üzerine kekik, fesleğen de eklenebilir ama sadece biber salçası ve zeytinyağı nefis bir lezzet oluyor. Mutlaka denemenizi tavsiye ederim 😉

19 Yanıt to “Kaynatmadan Güneşte Yapılan Biber Salçası”

  1. Anonim Says:

    Lütfen süzguden gecirmeyi de yazın kabuklu salça olmaz

  2. bilge Says:

    merhaba öncelikle ellerinize sağlık afiyetle yersiniz inşallah. ben bir soru soracaktım! 100kg salçaya kaç kg tuz konuluyor??? Ben marketlerden aldığım salçalar hep tuzlu, küflü, değişik çıkıyor elimde yapmak istiyorumda.

  3. nurhayat Says:

    Fırınlarda kullanılan un çuvallarının üzerinde bulunan yazıdaki ‘Miksedilmiş Un’ tanımından yola çıkan Mehmet Ali Bulut, skandal denilecek bilgilere ulaştı ve bu durumun insan sağlığını tehlikeye attığını öne sürerek Başbakan Erdoğan’dan duruma acil olarak el atmasını istedi.

    İŞTE BULUT’UN KÖŞESİNE TAŞIYARAK DİKKAT ÇEKTİĞİ VE HERKESİN GÖZÜNDEN KAÇAN AYRINTI

    EKMEKTE İNSAN KILI

    Bu yazının başlığı aslında “Sevgili Başbakanımıza Açık Mektup” olacaktı.

    Sonra “kim takar Yalova kaymakamını” dedim ve “Ekmekte İnsan Kılı” demeyi tercih ettim. Sevgili Başbakanımıza açık mektup yazıp da cevabını almazsam madara olurum diye vazgeçtim…

    Başbakanımızın milletin makus talihini değiştirmek, milletin önündeki manileri kaldırmak için yoğun bir çaba içinde olduğunu biliyorum. Demokratikleşme Paketi de onun eseridir. Niyetinden de zerre şüphem yoktur. Başbakanımız bu milletin önünü açmak istiyor. Bu uğurda ulaşabildiği her meselede girişimde bulunuyor.

    Tarım gıda ve hayvancılık konusunda yeterli açılımlar yapılmamış olabilir. Ben o konulara da sıra geleceğine inanıyorum.

    Fakat hepimizi yakından ilgilendiren çok acil bir duruma dikkatlerini çekmek istiyorum. Bu konu, Türkiye’nin henüz farkında olduğu bir mesele değil. İlk defa Sabah Gazetesi -geçen Ocak ayında- bir haberle temas etti, geçti ama fazla da dikkat çekmedi…

    Siz hiç bir çuval beyaz un gördünüz mü? Gördüyseniz, üzerindeki yazıları okudunuz mu? Eğer okumuş olsaydınız şöyle bir ifade ile karşılaşacaktınız: Miksedilmiş un…

    Kül: % bilmem şu kadar. Protein: % bilmem bu kadar. Un: % bilmem ne kadar…

    Un’a kül niye katılır, protein niye katılır bunu -muhtemelen- fırıncılardan başkası bilmez! Peki, o protein adı altında hepimize insan saçı, domuz kılı yedirildiğini söylersem ne dersiniz?

    Mideniz bulandı değil mi?

    Belki de “Yok canım bu kadar da olmaz artık! Bu bir şehir efsanesi…” deyip geçeceksiniz. Ben de öyle demeyi arzu ederdim. Soframdaki baş nimet bildiğim ekmeğime böyle bir şeyin reva görülmemesini dilerdim.

    Evet, unun içinde, kıvam almasını, çabuk yoğurulmasını ve ekmek pişerken içinin de rahat pişmesini sağlamak için mutlaka bir miktar L-cystein katmaları gerekiyormuş. Öyle diyorlar. O yüzden de fabrikalar unu miks ederken bu aminoasidi de katıyorlarmış… Tabii ki size L-cystein demiyorlar. Ne diyorlar? E 920, E 921, E 910! Bunların ne olduğunu söylemiyorlar. Bunlar işte size sözünü ettiğim o aminoasit. Siyah saçlı insanların baş kılı, domuz kılı ve kaz-ördek tüyünden yapılan bir katkı maddesi.

    Bugün bu maddenin en büyük üreticisi Çin (% 90)! Çin’de siyah saçlı erkek çok… L-cystein de en çok siyah saçlı insanın kılında bulunduğu için berber atıkları bu iş için kullanılıyor. Daha kolay elde edildiği ve ucuz olduğu için…

    Ben fırıncılarla da konuştum. Onlar bunun mahiyetini bilmiyorlar ama o olmadan hamura şekil veremediklerini biliyorlar…

    İnsandan yapılma bir ‘amino asidi’ni kullanmak, ne kadar az olursa olsun önünde sonunda insanı, insan yiyen bir canavara dönüştürür.

    Unlu mamul üreticileri, E 920, E921 ve E 919 katkı maddelerini un hamurunun karışma zamanını kısaltmak, yayıldıktan sonra pizza ve hamur tabakasının büzülmesini (kendini çekmesini) durdurmak, hamurun şeklini muhafaza etmesini sağlamak, pastacılıkta hamura şekil vermek ve hamurun hareketine yardımcı olmak, özellikle ay çöreği, rulolar, bazı kekler, pide ve ekmekler, kraker ve tost gibi çeşitli fırın ürünlerinde kullanılması zorunlu bir katkı maddesi olarak görüyorlar.

    Avrupa Birliği Ülkeleri, Amerika, Kanada ve tabii Türkiye’de fırınlar, maalesef insan saçından üretilen L-cyctein katılmış un kullanmaktadır. Hâlbuki Endonezya’da sentetik malzemeden üretim yapılmakta.

    Müslümanlar için insan saçından yapılan katkı maddesi kesin olarak haramdır ve uzak durulması gereken bir şeydir… L-cyctein aminoasidi, pekâlâ kaz ve ördek tüyünden, sığır boynuzundan da üretilebiliyor. Sadece biraz daha pahalıya geliyor…

    Nerede ise diyeceğim ki iki haramdan birisi yapılacaksa bari domuz kılından yapılanı tercih edin. İnsan proteini almaktan evladır! Ama bunun helal yolları varken neden bu insanlara insan kılından aminoasitler yüklensin! Proteinler DNA’nın da yapı taşıdır. Kendisini doğrudan DNA’ya monte eder. Gelecek nesiller ve genetik sapmalar açısından son derece tehlikeli bir durum! O yüzden bunun farkına varan Dubai bu meseleyi çözmüş, pahalı da olsa suni ama haram olmayan malzemelerden L-cystein ürettiriyor… Türkiye de bunu yapabilir ve hatta üretebilir…

    Bu mesele henüz Türk medyasının gündeminde değil. Ama merak edenlerin meraklarını giderecek oranda araştırma sonucu, herkesin erişimine açık… Dünyada özellikle helal ve kosher standartları açısından son derece hassas bir konu çünkü.

    Bu milletin geleceği ile son derece ilgili olan Sayın Başbakanımız, ülkenin selameti için Demokratikleşme Paketlerini açarken, birilerinin el altından milleti nasıl sinsi sinsi canavarlaştırdığını da açığa çıkarsın ve şu rezalete son versin!

    Kesinlikle bunu ne fırıncılar biliyor ne un üreticileri. Kimseyi de karalamıyorum. Sadece haber veriyorum. Ve diyorum ki E920, E921 ve E910, insan kılından üretilen proteinlerdir. Bunu bilsinler. Nesli ve harsı bozmanın en tehlikeli yolu olan gıda ile onu canavarlaştırma politikalarına artık son verilmeli. Kendilerinin bu konularda çok hassas olduğunu yakinen biliyorum. Bir mülakatta “artık can boğazdan çıkıyor” diyerek meselenin farkında olduğunu ortaya koymuştu…

    Şimdi diyorum ki “Sevgili Başbakanımız… Lütfen unumuzdaki insan kılına son verdirin. Ta ki millet size ebediyyen duacı olsun ve sofrasındaki nimeti baş tacı bilsin…”

    • Anonim Says:

      Tüylerim diken diken oldu. Bilgiler için teşekkür ederim. İnşaallah olumlu şeyler olur da bu millet uyanır.

  4. Necla Says:

    Biberleri kabuğu ile mi makinadan geçiyorsunuz

  5. Hatice Says:

    S.a cahide hanım bende yaptım menemenimi ve domates salçamı salçam tuzlu olmuş napabilirim içine domates ekleme olanağım yok bir fikir verirmisiniz. Ben domates salçasıyla biber salçasını katıp kullanıyorum yardımcı olursanız sevinirim:)

  6. Sümeyye Says:

    Ellerinize sağlık çok güzel gözüküyor 10kılo bıberden kaç kilo salça çıktı peki

  7. dnzgzlm Says:

    Ohh..miss gibi görünüyor..Ellerine sağlık

  8. karakuş Says:

    Peki bu işlem ile yapılan salçalarınızı nasıl saklıyorsunuz cahide abla?
    Ellerinize sağlık, ağız tadıyla yemek nasip olsun inşaallah 🙂

  9. rukiye Says:

    Yureginize saglik, allah saglik ve afiyetle ailecek huzur icinde tuketebilmeyi nasib etsin. Kendinize bulundugunuz bolgede temiz ve maharetli kadinlardan bir ekip kurup yaptirip makulce satsaniz bizim gibilerde guvenerek alsak ne guzel ve faideli bi ugras olur.

    • Cahide Says:

      Burada biber salçası pek yapılmıyor. Onun yerine toz biber kullanılıyor Rukiye. Domates salçaları da çok beklettikleri için fazla ekşi oluyor. Ekip kurmak büyük hayal, ya da ben o kadar girişimci değilim 🙂

      • çigdem Says:

        Bren salca yapip satiyorum adana dayim faceden çigdem erçil hesabimdan ulasabilirsiniz

  10. zerdecall Says:

    Allah ağız tadıyla yemeyi nasip etsin ablacım. Rengi çok güzel maşaallah. Ellerine sağlık.

  11. Derya Says:

    Ablacim ellerine sağlık, elhamdullillah annem denizli de yasadigindan kendisi yapar salcalarini. Ona nasip olursa kiyma makinesi alacağım Salça yaparken zorlanmasın diye. Çünki o doğrayıp üç gün kaynar güneşte bırakıp sonrasında süzgeçte yapıyor. Cocuklugumuz böyle geçti:) hala kardeşlerim le yapar…neyse asıl sorum kiyma makinen hangi marka memnun musun? Senin görüşlerin benim için çok önemli. Hayırlı günler…

  12. türkan002 Says:

    Ellerinize sağlık ablacığım.. 🙂


"...Güzel bir söz, kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir.(İbrahim suresi:24)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: