Aşk Mı, Muhabbet Mi?

tumblr_no701ex8IF1spv306o1_1280Aşkım diyorlar, aşkım,

Flört ettiklerine aşkım, eşlerine aşkım,

Kediye aşkım, köpeğe aşkım,

Oğlana aşkım, kıza aşkım…

Bilmiyorlar ki aşk geçici bir duygudur, aşık maşukuna kavuşunca aşk biter bilmiyorlar…

Çabuk biten, yitip giden geçici, aldatıcı bir histir aşk dedikleri…

Evlilikleri ayakta tutan aşk değildir. Aşkla evliliğini devam ettirmeye çalışanlar başarılı olamazlar…

Evlilikleri diri tutan, sulayan muhabbettir. Muhabbet ahbaplarda yani dostlarda olur. Fanilerden en iyi dost, insanın karı veya kocasıdır..

Muhabbet; içinde merhameti, sevgiyi, saygıyı, anlayışı ve sabrı barındırır… Muhabbet bazen susmak, bazen göğüs germektir. Muhabbet menfaatsiz sevmektir…

Kelimelerimizi, kavramlarımızı harcadılar, yerine silik kelimeler bıraktılar bize… Aşk dediler, flört dediler… Değerlerimizi değersizleştirdiler… Bu yüzden kediye de, eşe de aşkım diyecek kadar hissizleşti hislerimiz…

Şimdilerde gençler, ilk günkü geçici duygunun devamını istedikleri, muhabbeti öğrenemedikleri için yıkıyorlar yuvalarını. Renkli ekranların ardındaki yalan hayatları gerçek sandıkları için, gerçek hayata uyum sağlayamıyorlar. Bu yüzden anlayamıyorlar 50 yıl süren evlilikleri…Pörsüse de, şişmanlasa da nasıl aynı muhabbetle sevilir eşler anlayamıyorlar…

Eşini; aşkı değil, cennet sebebi görenler sükuna erer ve huzur bulabilirler ancak…

“Kendileriyle ‘sükun bulup-huzurla durulmanız’ için size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet kılması da O’nun ayetlerindendir. Bunda elbetteki düşünen bir kavim için ayetler vardır.” 

(30-Rûm 21)

Cahide Sultan

10 Yanıt to “Aşk Mı, Muhabbet Mi?”

  1. İSİMSİZ Says:

    Annem ve babam yaklaşık 30 senelik evliler.Görücü usulü evlenmişler. Meslekleri çiftçilik, tarladan yorgun argın dönerler her akşam eve. Bazen yorgunluğun, işin gücün yolunda gitmemesinin verdiği sebeple gergin oldukları zaman diğeri muhakkak susar. Annemin hiç babamdan çiçek böcek istediğine şahit olmadım. Babamda annemden hiç kalp şekilli kurabiyeler falan beklemedi. aşkım, hayatım gibi şatafatlı isimler de kullanmazlar birbirlerine. Ama annem yorgunluktan ölse akşam sofrasını iki yumurtayla geçiştirmez, babama temiz kıyafet aratmaz; babam da tarlada yanar işi olsa işini bırakır akşam yemeğine muhakkak oturur sonra gider işini tamamlar, tarla işi olmadığı müddetçe yola baktırmaz, kendini merak ettirmez. Kimse birbirini olur olmaz isteklerle yormaz, kazandıklarından çok harcamaya veya harcatmaya sürüklemez… Uzattım belki ama bence evlilik içi boş cümlelerle birbirine hitap etmek değil, o cümleleri kurmasan da yaptıkların ve yaşattıklarınla karşındakine hissettirmek. Hayatım dediğin kişiye yarım saat ayıramıyorsan, en basit işleri sana zor geliyorsa, arkadaş toplantılarını bırakıp evin yolunu bulamıyorsan, on kere hayatım desen ne olur ki!!!

  2. Zahide* Says:

    NASIL HİTAP EDİYORSUNUZ?

    Sema Maraşlı

    Bir mikrop gibi nasıl geldi yerleşti dilimize, bilmiyorum. Çocuklara, gençlere hitaplarımız bozuldu. Neredeyse kimse çocuğuna “Oğlum, kızım, yavrucuğum, evladım, çocuğum…” demiyor. Anne-babalar çocuklarına “anneciğim, babacığım” diyor, halalar çocuğa “halacığım” teyzeler” teyzeciğim” dayılar “dayıcığım” diyor.

    Bu hitapları çocuğun büyüğe kullanması lazım. Resmen çocukların dilinden hitaplar çalınmış. Korkarım bundan sonrasında da çocuklar anne-babalarına “çocuğum”, halalarına “evladım”, amcalarına “oğlum” diyecekler.

    Bu tuhaf hitaplar televizyon vasıtasıyla mı topluma yayıldı, yoksa toplumda çocuklarla anne-babaların rol değişiminden mi kaynaklandı, bilmiyorum. Zira günümüzde çocuklar özsaygı patlamasından anne-baba gibi davranıyorlar, anne-babalar ise çocukların emrine amade yaşıyorlar.
    Pek hayra alamet gelmiyor bana bu hitaplar. Pek çok açıdan mahzurlu. Hem hitabın verdiği mesaj sebebi ile hem de cinsiyet sebebi ile. Baba kızına “babacığım” ağabeyi kız kardeşine “ağabeyciğim” diyor; ablası erkek kardeşine “ablacığım” diyor. Kim kimin babası, kim kimin abisi kim kimin ablası belli değil! Sadece akraba ilişkilerinde değil yabancılarla iletişimde bile kullanılıyor. Lokantada müşteri olan hanım garsona “Ablacığım şunları şunları istiyorum” diye sipariş veriyor. Bir erkeğe “ablacığım” bir kadına “ağabeyciğim” diye hitap çok rahatsız edici.

    Allah Rasulu, karısından bahsederken “bacım” diyen birine “O senin kız kardeşin mi?” diye soruyor ve bu hitabı hoş görmüyor. Maalesef pek çok kadın kocasından bahsederken “babamız” diyor. Bu da çok mahzurlu bir hitap. O çocuklarının babası, kadının değil. Aslında kadının bilinçaltında kocasını sadece çocuklarının babası olarak gördüğünü de gösteriyor bu hitap. Eşler hitaplara bakarak birbirlerine karşı durumlarını anlayabilirler.

    Ya da anne-babalar evlatları ile ilişkilerini gözden geçirebilirler. Mesela bazı anneler çocukları ile ilgili bir şey anlatırken de “hastalandık, dersimiz vardı,..” diye konuşuyorlar. Yani, çocuğu ile kendini ayıramıyor bilinçaltında. Çocukla hastalıklı bir bağ kurmuş olduğunu gösteriyor bu cümleler. Anne-babanın çocuğuna “Anneciğim, babacığım” demesi de böyle tersine dönmüş bir bağa sebep olabilir. Bağlanmayı bağımlılığa çevirebilir.

    Hitap çok önemlidir. İletişim, öncelikle hitapla başlar. Hitap, sözün başladığı yerdir; sözün gidişatını belirler, çoğu zaman.

    Rabbimiz Yüce Kitabında: “Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler. Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.” (İsra sûresi 53. âyet-i kerîme) buyuruyor. Kur’an-ı Kerîm’de Lokman Aleyhisselemın oğluna “Oğulcuğum” hitabı bizler için en iyi örnek.

    Allah Resulü: “Güzel söz sadakadır.” ve “Sözlerde büyü etkisi vardır.” buyuruyor. Kötü sözler insanları birbirinden soğutur, tatlı sözler ise sımsıkı bağlar.

    Peygamber efendimiz isim ve hitaba çok önem vermiştir; devesine, kılıcına bile isim vermiştir. Anlamı güzel olmayan isimleri değiştirmiştir. Sevdiklerine isim dışında tatlı hitaplar bulmuştur. Hz. Aişe’ye Hümeyra (pembe yanaklı), Ya Uveyş (Aişecik) gibi hoş hitaplarda bulunurmuş. Kızı Fatıma’ya, Hz. Ali’ye ve sahabeden sevdiklerine onların güzel özelliklerini vurgulayan sıfatlarla hitap etmiş. Toprak babası, Kedicik babası, Allah’ın aslanı, Allah’ın kılıcı… Süt annesi Halime’ ye ve çocukken evinde kaldığı amcasının hanımı Fatıma Hanıma “anneciğim” diye hitap edermiş.

    Özellikle Sevgili Peygamberimizin yaptığı gibi güzel vasıflara vurgu yapan hitaplar, kişinin o vasıfları korumak istemesine ve geliştirmesine sebep olur. Hataya dikkat çeken kötü hitaplarda o hatanın kalıcı olmasına sebep olabilir. Kullanılan kelimeler hipnoz gibi etkiler.

    Sıfatlarla hitabı biz genellikle karşımızdakini yermek için, bir eksiğini göstermek için kullanırız. Kilosunu fazla bulduğunuz karınıza ya da kızınıza “tombişim” diye hitap etmeniz kalbini kırıp size karşı kırgınlık duymasından başka bir işe yaramaz. Karısına “Fındık akıllım” diyen birini duymuştum. Ya da karısına ya da kocasına hitap ederken kızı ya da oğlu kelimelerine memleketi ya da doğduğu mahallenin adını ekleyerek onu küçümseyenler, ya da ailesinden dolayı hitapla aşağılayanlar da var. Kişinin arkasından bile olsa hitap çok önemlidir. Mesela kayınvalidesine “o kadın” diyen gelin ya da damat, eşinin kalbine bir çizik atar.

    Kişinin ismi de onun için güzel bir hitaptır. İsmi güzel söylememeniz de karşınızdaki için kıymetli. Bir evlilik bozulmaya başladığında ilk kaybedilen isimdir. Önce karı-koca birbirinin isimlerini söylemeyi bırakır “baksana, alo, bizimki, babamız, anneniz…” gibi tuhaf şeyler söylemeye başlarlar. Başkalarının yanında eşine hitap etmesi gerektiğinde “bu” demeye başlarlar.

    Geçmiş yıllarda bir hanım “Akşam misafirimiz vardı; kocam benden bahsederken yaklaşık yirmiden fazla “bu” dedi. ‘Bu dedi ki, geçen gün bununla gitmiştik…gibi’” Kadın çok üzülmüş. Konunun önemine binaen “Eşimle Tanışmayı Unutmuşuz” kitabımda “Bu” diye bir hikaye yazmıştım.

    Tabii eşlerin birbirine hitabında da cinsiyete uygunluğuna dikkat edilmesi gerekir. Bir erkeğe “bebeğim, tatlım, yavrum” demek ya da erkeğin isminde kısaltma yapıp “cik” ekleri getirmek pek hoş etki bırakmasa gerek. Ya da bir kadına “yiğidim, aslanım, oğlum…” gibi hitaplar da kişiye pek doğru mesajlar vermez.

    Şimdiki gençlerin sevimli olmak adına eşlerine kullandığı tuhaf hitaplar da var. “Minnoşum, böcüğüm, danam, şerefsizim, tosbağam, tombişim…” gibi. Bu hitapların sevgiyi ne kadar beslediği günümüz aşklarının halinden belli.
    Hitap, deyip geçmeyelim, sözün başı sözün gidişatını, söz de yakınlarınızla ilişkinizi, kısacası hayatınızı etkiler.

    • Zahide* Says:

      Tevafuk, ben de bunu göndersem ama alakalı konu yok derken, şaşkınım.

      • Cahide Says:

        Canımsın..:) Biraz farklı olsa da benzer bir yazıymış. Paylaşım için Allah razı olsun

        • Mehtapabla Says:

          Şimdi okudum çok doğru şeyler yazmış benim tuhafıma giden şeylerden birisi de TV’de bazı sunucular çıkıyor yanındaki konuğa evlimisiniz diye soracağına diyor ki evlimiyiz tövbe estağfurullah herkes o kadar alışmışki normal cevaplıyor saçma sapan hitap şekilleri var dilimize nerden gelmişse
          rahmetli annemle babam birbirlerine isimlerinin arkasına hanım ya da bey ekleyerek hitap ederlerdi Allah rahmet eylesin eskiden saygı sevgi varmış Allah tekrar yeni gelen nesile saygı sevgi terbiye nasip etsin amin.

  3. aybuke Says:

    ne guzel bir yazi yine cahide abla allah razi olsun eslerimiz cennet vesilemiz olmali evet cunku kisi evlendiginde dininin yarisini kurtarmis olur geriye kalanda esle beraber guzellesmeli esimize Allahin. bize emrettigi sekilde saygi duymali verdigi haklar dogrultusundada o haklara riayet etmeliyiz sululasan iliskiler icinde rabbim cumlemizi korusun cennet bahcesi evler nasip etsin cumlemize ve eslerimizi bize bizide onlara en guzel ortu yapsin insaallah a.e.o

  4. zeynep Says:

    İlk defa bir gorusunuze katiliyorum harfiyen .Söyledikleriniz cok doğru.

  5. aysegul Says:

    Rabbim yuvalarimiza huzur mutluluk versin cennet bahcelerinden bahce eylesin insallah ablacim ben 26 yasindayim 6 senelik evliyim 4 yasinda bir kizim var ve suanda 7aylik hamileyim ikiz kizlarim olucak rabbim nasip ederse 3 kiz annesi olucam insallah oyle endiseliyim k. Onlara nasil bakicamdan cok nasil egiticem terbiye edicem kotuluklerden nasil koruyc diye kara kara dusunuyorum bana onerebilexegin kitaplar int sitesi gibi seyler varmi kendimi col bilgisiz caresiz hissediyorum yardimci olursan sevinir Allaha emanet olasin

  6. Mehmet Şerif VARLIK Says:

    ★ AŞK ve SEVGİ NEDİR?

    ★ Aşk, Arapça “aşeka”dan gelir. Aşeka, ağacı saran, besinini ağaçtan alan ve zaman içinde ağacı kurutarak öldüren sarmaşığa denir.

    ★ Aşk kelimesi Türkçe Sözlükte ise aşırı sevgi ve bağımlılık olarak geçiyor. Aşırılıktan ve bağımlılıktan Allah’a sığınırız.

    ★ Rabbimiz bize, ifrattan ve tefritten yani hiçten/yokluktan ve aşırıdan/aşırılıktan uzak durun diyor.

    ★ Bizi kurtuluşa götürecek olan fedakârlık demek olan kendini değil karşısındakini düşünen bir gönülden çıkan “sevgi”dir.

    ★ Sevgi, aşktan üstündür. Çünkü sevgi aklın ve kalbin birlikteliğinde ortaya çıkar.

    ★ Aşk ise hayvani/nefsani duygulara dayalı olup, akıldan tamamen uzaktır.

    ★ Dr. Ali ŞERİATİ’nin “sevgi aşktan üstündür” başlıklı bir yazısı var, bu yazıyı Hazreti(=Sayın) Google’dan okumanızı tavsiye ederim.

    ★ Sevgi/Hub kavramıyla ilgili ayetleri de incelemenizi tavsiye ederim. Aşk kelimesi yerine ayette “aşırı sevgi/hub” ifadesi kullanılır.

    ★ Sevgi değil de aşk üzerine bir hayat kurulduğu zaman sahte ilahlardan biri olan aşka kurbanlar verilmesi beklenmektedir.

    ★ Aşk duygusu kişileri daha iyi yaşamaya değil de ölmeye götürüyor ise bir kuruntu/yalan üzerine kuruludur demektir.

    ★ Birileri “Ne alaka, tüm ölümler aşk nedeniyle mi oluyor?” diyordur. Aşkı, bir kız ile erkek arasında oluşan duygu olarak sınırlayamam.

    ★ Toplumun en temel özelliği duygular toplumu olmasıdır ayrıca duyguların da aşırı düzeyini yaşamaya çalışmasıdır.

    ★ Sevgi iyidir ancak aşırısına aşk diyoruz. İnsanı ölüme kadar ancak, aşırı sevgi diye tanımlanan duygular yani aşk götürür.

    ★ Bu durumu Allah c.c.’ın bir ayeti olan bilim ile anlatırsak. Aslında karanlık yoktur, ışığın olmaması vardır.

    ★ Işığın varlığı üzerine bilim kanunları vardır ancak karanlık üzerine bir kanun yoktur çünkü karanlık bir kuruntudur.

    ★ Kötü duygular aslında sevginin olmamasıdır ve sevginin olmadığı yerde kuruntulardan oluşan duygular yer kapmaya çalışır.

    ★ İnsanlar derdini anlatamıyor çünkü peygamberleri hatasız kabul eden bu toplumda kişilerin hata yapması çokça eleştiriliyor.

    ★ Hata yapanlara aferin bak insan olduğunu ispatladın ve hatanı kabul edip tövbe etmek ile Âdem gibi davrandın, demeliyiz.

    ★ Peygamberi kusursuz bir varlık ilan edip putlaştıran zihniyetler sevgiyi de putlaştırmak için abartılı/aşırı sevgi olan “aşkı” icat etti.

    ★ Aşk ile sevgi sürekli karıştırılmaktadır. Sevgi, daha duru ve daha masumdur. Aşk, duyuların hatasıdır.

    ★ Sevgi, bilinçli bir eylemdir.

    ★ Aşk ve sevgi arasındaki farkı anlatan Al Yazmalım filminden sözler: “Sahi sevgi nedir? Sevgi iyiliktir ve dostluktur. Sevgi emektir.”

    http://www.youtube.com/watch?v=HWuFvfpsb9Y

    http://www.youtube.com/watch?v=2HKDJGnFPdc

  7. sevinclidunya Says:

    Teşekkür edirem, Cahide abla. Bizim dildi eşq ve sevgi yani😊
    Aşq olan yerde akıl bulunmaz…
    Sevgi ise, yani muhabbet – bunsuz hayat yok…


"...Güzel bir söz, kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir.(İbrahim suresi:24)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: