Kokoshabla_com_ad_banner

Kıskananlar Çatlasın mı?

salyangoz gosteris meraklisi“Genç bir kızdım. Evlenme aşamasında olduğum gencin ailesi, O’na başka bir kızı uygun görünce, benden vazgeçtiler. Şimdi 30 yaşındayım.” Diyen kardeşimiz şöyle devam etmiş mailine:

“Çevremdeki insanların Ne zaman evleniyorsun? Neden evlenmiyorsun? Neyi kimi bekliyorsun sorularından o kadar sıkıldım ki herşeyin Allah’ın takdiri olduğunu bilmeden hayatıma karışıyorlar ve bazen çok kırıcı oluyorlar. İnstagram’da o paylaşılan cıvık cıvık yazılar, fotoğraflar, “Kocacımın hediyesi, kocamın sürprizi” vs.gibi şeyleri görünce ne kadar etkilenmemek istesem de gönlüm kırılıyor. Osmanlı devletindeki dul, bekar olan hanımlar üzülmesin diye eşleriyle dışarıda bile yan yana yürümeyen evli hanımların inceliği varken bütün özel hayatlarını gözümüze gözümüze sokanların durumları ne olacak?

Ben de eşim, evladım, mutlu bir yuvam olmasını tabi ki isterim. Zira kaderimde yazılan vakit saat gelmediyse elimden dua edip Rabbime yalvarmaktan başka ne gelebilir? Sırf evli olmak için dini vecibelerini yerine getirmeyen, biriyle mi evleneyim? Yoksa sırf nefsimi tatmin için haram yolları mı seçeyim?”

Bu imtihan benim için 2 yıldır çok zor bir süreç haline geldi. Allah’ın haram kıldığı çıplaklık yayıldı erkekler kadın beğenmez oldu. Allah korkusu azaldı. Olan bizim gibi hanımlara oldu. Kaşımıza, gözümüze laf eder oldular artık ki bu bir hanım için çok kırıcı.”

Neyimiz var, neyimiz yoksa sanal alemde harcamaya, herşeyimizi insanların gözüne sokmaya adamışız kendimizi. Aldığımız verdiğimiz, yediğimiz içtiğimiz,  kedimiz köpeğimiz, aşkımız evliliğimiz, yalanlarımız, hayallerimiz, çoluk çocuğumuz, incik boncuğumuz, mutfağımız, salonumuz, berjerimiz, konsolumuz, keyfimiz-konforumuz, boyamız cilamız, pılımız pırtımız… Artık bize ait olmayan umumileşmiş hayatlarımız…

Özel olmaktan çıkıp, umumileşen hayatlarımız sadece kendi görgüsüzlüğümüzün yörüngesinde kalsaydı; belki idare edilebilir, yenilip yutulabilir olurdu ancak, umumileşirken kırıp döktüklerimizin, ezip geçtiklerimizin hiç farkında olamıyoruz. Ezerek yükselmenin, yok sayarak var olmaya çalışmanın dayanılmaz ahlaksızlığıyla çürüyor toplum…

Mutlu yaşasak yine, ev içinde saygımızı, sevgimizi, anlayışımızı üst sınırlara taşısak. Ama dışarıya karşı daha ciddi bir duruş sergileyebilsek… Evde dilediğimiz kadar şakalaşsak, ele ele tutuşsakta, dışarı çıkınca mutsuz veya eşsiz olan insanları da düşünerek hareket etsek… Bu konuda bizi uyaranları “Kıskanıyor” deyip bir  kez daha incitmesek…

Sanal alemde çiçeği böceği, öğretici, tefekküre sebep olacak güzellikleri paylaşsak ama paylaşımlarımız insanları çatlatmaya yönelik olmasa…

İmrenmek de gayet insani bir hal değil mi? Bekar olan bir kız, evli bir hanıma imrenemez mi? Çocuğu olmayan, çocuklu birine gıpta edemez mi?

Dışarıda kadınlar olduğundan daha güzel gözüksün diye makyajı, kusurlar kapansın diye pudrayı, fondoteni, selfielerde daha güzel gözüksün diye flu ayarları icat ettiler. Dolgulu, slikonlu çamaşırlar, olduğundan daha büyük gösteren kirpikler, saç gibi görünen tokalar, gür saçları var diye düşündüren devasa topuzlar… Herkes vitrinlere oynuyor…Büyük bir yalanın üzerine kurulu hayatlarını, sahte güzelliklerini ha bire gözümüze sokup duruyorlar.

Evinde, kocasının yanında makyajsız, pijamalı dolaşan, saçını alelade toplayan bir kadın, neden dışarı çıkarken en güzel kıyafetlerini giyip, bütün leke ve kırışıklarını kapatacak şekilde makyaj yapıyor? Yetmiyor vücudunun en güzel yerlerini sergileme ihtiyacı duyuyor? Karşı komşusu, iş yeri arkadaşı, otobüsün şöförü, market çalışanı, falanın filanın kocası, oğlu neden bir kadının vücudunun, en alımlı ve güzel hallerini görmeye maruz bırakılıyor?

Diğer gamlılık diye kadim bir tabirimiz vardı bizim. Bu yüzden  pişirdiğimiz özel bir yemekten komşuya götürürken, üzerini peçeteyle kapatırdık. Bu yüzden büyüklerimiz fileye karşı çıkmış içini herkes görüp imrenecek diye. Kadınların erkeklerinden bir adım geride yürümelerinin sebebi de hep bu yüzden işte. Evli olmayanlar veya mutsuz bir evliliği olanlar görüp de imrenmesinler diye.

Kocişimin evlilik yıldönümü hediyesi, aşkitom yine beni düşünmüş, bu akşam filan yerde yemekteydik, aman ne yedik, ne yedik! Kutlamalara doyamadığım doğum günüm, masal gibi evliliğim, muhteşem gebeliğim, erkek olacakmış bebeğim,  padişahın bitanesi, şehzadenin annesiyim… Kıskananlar çatlasın ne diyim!!

Cahide Sultan

Bir Cevap Yazın

Bir Yorum Bırakın :)

  1. çoooook haklısınız hem de yerden göğe kadar

  2. Çok güzel bir yazı kendi düşüncelerimi satır satır okudum adeta .bu civikliklari görüp onun eşi onu yapıyor sen neden yapmıyorsun diye çıkan tartışmalarda var aile içlerinde.

  3. Abla senın guzel yazılarına soyleyecek daha fazla ekleyecek bişey yok tabı konu bile yeterli inanın dıkkat gostermekten paylaşım yapamıyorum hele bu kardeşimizin yazısı bende aynı yastayım bekarım aynı sıkıntıları bırebır yasıyorum ceken bılır hele kıskanıyor dıyecekler korkusuyla susmam ayrı acıtıyo Allah yardımcımız olsun o kardesımıze de duaedıcem ve sen abla ıyıkı varsın hatta gecen bı arkadasım senın cahıdeni:) takıp ettıgımden berı kendıme dıkkat edıyorum dedı:) soyleyeyım dedım;) Allah senden razı olsun

  4. Harika bi yazi.benimde rahatsiz oldugum bir konu.niye yediklerini,ictiklerini, mutlu aile fotograflarini paylasirlar hic anlamam.kendi adima konusayim banane sizin yediginizden ictiginizden makyaj guzelliginizden mutlu aile (!)fotografinizdan.lutfen azcik kendimize ceki duzen verelim.

  5. Sosyal medyada, süslü vitrine sahip ilişkilerin birçoğunun içi boş maalesef. Bunlarla birlikte bir de her yediği yemeğin fotoğrafını paylaşanlar var. Bıktık usandık artık…

  6. Bence insanların paylaşabilecek ve paylaştıklarını savunabilecek kalitede eserleri, fikirleri olamadığı için ellerinde ne varsa allayıp pullayıp onu sergiliyorlar. Benim çok yakın tanıdığım bir ailede eşler defalarca ayrıldılar, zorla birleştiler; ama sanal alemde aşkım vs., aynı evde birbirlerine mübarek yemeği zehir zıkkım edip de facebookta ellerine sağlık sultanımlar, afiyet olsun paşamlar… Üstelik buna genci de yaşlısı da dahil. Ben artık evlerimizin sığınak olduğuna inandım, Firavun devrindeki gibi. Son kale evlerimiz ve oraya bu tarz şeylerin girmesine izin vermiyorum elimden geldiğince. Allah sonumuzu hayreylesin tabii ki, hesap günü geldiğinde ‘biz o ahlaksızlık döneminde şu şu gayretler içindeydik’ diyebilmeyi önemsiyorum. Vereceğimiz bir can ama harcadığımız zamanın vebali çok büyük. Bakmıyorum ben o sanal paylaşım sitelerine. Vaktimi verimli mevzularda kullanıyorum elimden geldiğince. Yazınız için ellerinize sağlık. Herkesin imtihanı kendi çapında, Allah yardımcımız olsun.

  7. Zahide* says:

    http://www.seslimakale.com/

    Konuyla ilgisiz ama ” son savaş” ı bir okuyun, güzellik uykusundan uyanma vakti geldi.

  8. yüreğinize ve kaleminize sağlık ne kadar doğru şeylerden bahsetmişsiniz. 🙁

  9. Elif ÖZDEMİR says:

    Duygularıma tercüman olmuşsunuz. Geçtiğimiz günlerde bir ahbabımız daha kırkı çıkmamış bebeğinin resmini koymuştu instagrama. Daha gözleri açılmamış.Yazık günah…

    Bu arada madem öyle neden onca yemeğin fotoğrafını paylaşıyorsunuz bloğunuzda? İmkanı olup bunları yiyemeyen, yapamayanlar ne yapsın diyenleri duyar gibiyim.

    Allah biliyor ben memnunum, elinize yüreğinize sağlık ama art niyetli insanlar bu soruyu soracaklardır hazırlıklı olun…

    1. Bu sorunun cevabı çok basit Cahide hanım bin bir emek harcayarak zamanını ve enerjisini tüketerek bizim gibi bilmeyen insanlarda öğrensin için koyuyor bu fotoğrafları. Hepimizin hayır duasını alıyor yıllardır. Bugün sitede hangi fotoğraf yayınlandı diye merakla koşuyoruz bizlere ilham oluyor motivasyon oluyor moral oluyor daha ne olsun?Bu fotoğraflar olmasa yüz binlerce insan Cahide hanım gibi birini tanıyıp bu güzel yazıları okuma şansıda bulamazdı.Selam ve sevgilerimle…

  10. selamun aleyküm cahidem ve canlarım, hepinize sevgilerimi yolluyorum. Güzel RABBİM akıl fikir versin herkese. bu aralar biraz sıkıntılıyım 🙁 çok güzel yazmışsın cahidem. yerden göğe kadar haklısın

  11. Selamünaleyküm.her hecesi doğru bir yazı.çok doğru tespitler.ben o paylaşım sitelerinin hiçbirini kullanmadım kullanmamda Elhamdülillah.benimde bir komşum var evde ve iş yerinde birbirlerine onlarca hakaret edip kırıcı,yıpratıcı hatta ezici olabiliyorken internet ortamında birbirlerinin en mahrem hallerini nispet yada onların deyimiyle mutluluk göstergesi olarak sergileyebiliyorlar.Allah hidayet versin cümlesine ne diyelim.

  12. Cok dogru tespitler olmus disarda gezen kadinlarin cogu erkeklerin isteklerini yonlendiriyor artik carsaf giyiyorsan parduseye onu giyiyorsan pantolon ustune dondurmeye calisiyorlarrr bi hafiz ablam kocasi istemedigi icin carsaftan cikti suan pantolon ustu giyiyor rabbim onun esi gibilerede guzel ahlak nasip etsin maalesef simdi istemeye geldiklerinde artik evliligin amacindan cok uzak seyler icin evlenmek istiyorlar ecdaddan ornek vermissin sokakta yan yana yurumezler diye onlar gibi olmayi becerebilseydik bu halde olurmuyduk sence rabbim sana ve tum hayirli es isteyenlere hayirlarla dolu bir yuva kurmayi nasip etsin ewlat isteyenlerede cennet mujdesi evlat nasip etsin insaallah

    1. Çarşaftan çıkarması bence fena olmamış. Herkesin istediği kıyafeti giyme özgürlüğü var evet ama, artık gereksiz yere örtülü hanımlarımızı çağdışı göstermeye bir son verelim. Düşünün Hz. Aişe validemiz de çarşaf giymiyordu. Dinen bu kadar büyük bir zorunluluk olsaydı herhalde önce Aişe validemizin giymesi gerekirdi diye düşünüyorum.dinen bir zorlayıcılık yok. Ben inanan insanların diğer insanları kendisine özendirmesi ve böylece dinden uzak insanların da dine yaklaşmaları taraftarıyım. Ancak Çarşaf giyen insanlara diğerlerinin nasıl baktığını çok gördüm. Neredeyse sözüm meclisten dışarı, tiksinerek ve sinirlenerek bakıyorlar. Bu görüş sonra tüm örtünen bayanlara genelleniyor. Ne gerek var? Bu tip bir kıyafette neden ısrar ediliyor? Çarşaf bir arap kıyafetidir ve o bölgenin iklim şartlarına uygundur. Ama orada giyiliyor diye burda da giymek şart mı? Dinimiz sadece bize örtünmemizi söylüyor, bizim arap olmamızı söylemiyor, veya onlar gibi yaşamamızı da söylemiyor. Kaldı ki bizim kültürümüze de ait değil, dine yaklaşmak isteyenleri çarşaf dinden uzaklaştırıyor.
      Bu arada arkadaşınızın pantolon üstü giymesinde de bi sakınca yok, zira avret yerleri gizli örtülü ve vücut hatları belli olmadığı sürece bir sorun yok. Neden kadını bu kadar çağdışı giysilere mahkum edelim. Arkadaşınızın eşi çok doğru bir yönlendirme yapmış bence…..

      1. Aişe annemiz ne giyiyordu acaba?? Ben açık izleyicilerimden bile, çarşaf giyenlere imreniyorum diyenleri biliyorum. Kim tiksiniyormuş çarşaflılardan acaba?

        1. Aişe annemizin giysisi:

          Peygamber efendimizin ve Eshab-ı kiramın mübarek hanımları, çarşafla örtünmemiştir. Hiçbir kitapta çarşaf giydikleri bildirilmemiştir. Milhafe, ferace, fistan, entari giydikleri birçok kitapta bildirilmiştir. İmam-ı Rabbani hazretleri de, böyle değişik elbise giydiklerini 313. mektubunda bildiriyor.

          1. ummu Hamza says:

            İbni Cevzi; Ahzab suresi 59. ayetinin tefsirinde İbnu Kuteybe’den naklen şöyle der;
            “Başlarını ve yüzlerini örtmelerini söyle ki; onların hür oldukları bilinsin. Ayetteki “celabib” kelimesinden maksat, normal elbiselerin üzerini kapatacak ve vücut hatlarını göstermeyecek bir örtüdür” [İbni Cevzi, Zadül Mesir(6/422); Sabuni, Revai(2/328); Alusi, Ruhul Meani(12/88)]

            2- Ebu’s Suud Efendi; “Cilbabdan maksat, çok geniş ve uzun bir örtüdür. Kadın bununla başını örttüğü gibi yüzünü ve göğsünü de örterek ayaklarına kadar salar. Buna göre ayetin manası; “Kadınlar dışarıya veya yabancı erkek karşısına çıkacağı zaman bu örtüyle yüzlerini ve bütün vücutlarını örtsünler” olur.

            Es Süddî de ayetin tefsirinde “Kadın alnını ve yüzünü yalnız bir gözü açık kalacak şekilde örter” demiştir.” [Ebus Suud, İrşadu Aklı Selim(6/801); Sabuni, Revai(2/328); Mesaid Bin Kasım, Ahkamul Avret(48)]

            3- Ebu Hayyan; “Endülüs’teki adet de Süddi’nin tarif ettiği gibiydi. Kadın bütün vücudunu örter, yalnız tek gözü açık kalırdı.”
            Ayet tepeden tırnağa bütün vücudun örtülmesini emreder ve ayetteki “üstleri” kelimesinden maksat yalnız yüzleridir. Yani ayet yüzlerin örtülmesini emretmektedir. Çünkü Cahiliye devrinde hür kadınlar zaten saçları ve yüzleri hariç bütün vücutlarını örtmekteydiler.” [Ebu Hayyan, Bahrı Muhit(7/250)]

            İbni Abbas radıyu anh derki; “Kadın cilbabını alnının üzerine indirir ve oradan sıkar. Alttan da burnunun üzerine kadar kapatır. Yalnız gözleri açık kalmalıdır. Yüzünün kalan kısmı ile göğsünü tamamen kapatmalıdır” [İbni Kesir Muhtasarı(4/1998); Taberi(10/118 no:21861); Ebu Hayyan, Bahrı Muhit(7/250); Sabuni, Revai(2/327)]

            4- Cessas; “Ayet genç kadınların yabancı erkeklere karşı yüzlerini örtmeleri gerektiğine delalet ediyor. Kadınlar dış örtülerine bürünmelidir ki, kötü niyetli kimseler onlardan bir şey umarak eziyet etmesinler. [Cessas, Ahkamul Kur’an(3/3729 )]

            “Ümmü Seleme radıyu anha dedi ki; “Ahzab suresi 59. ayetinin nüzulünden sonra Ensar kadınları siyah çarşaflarına büründüler. Sanki hepsinin başlarında birer karga vardı.” [Ebu Davud(4101-4); Beyhaki(2/234); Cessas(3/372); İbnu Katan, Kitabun Nazar(s175); Cemül Fevaid(5730); Mecmaut Tefasir(5/138); Tac(4/315); Hakim(2/397); Suyuti, Dürü Mensur(5/221); Ahkamul Avret(48); Razi, Tefsiri Kebir(17/48); Nihaye(3/352); Taberi(22/29); İbni Kesir(3/1610); Kayrevani, Cami(210); Beyhaki(7/88); Hamidullah, İslam Peygamberi(1857); Ahmed(6/30);Belazuri(1/574)]

            Aişe radıyu anha’dan gelen rivayette; “ALLAH ilk muhacir hanımlara rahmet eylesin. Hicab emri gelince elbiselerinin bir parçası ile yüzlerini örttüler.” [İbnu Katan, Kitabun Nazar(s173); Buhari(6/13); Fethul Bari(8/489); Ebu Davud(4102); Taberi(18/94); İbni Habib, Gaye ve Nihaye(s213)]

            5- Suyuti ve Taberi; “Cilbab; kadının bütün vücudunu örten örtüdür.” [Celaleyn(s515); Taberi(22/29)]
            İbni Sirin, cilbabın manasını sorunca Abide es Selmani, büyük bir çarşaf alarak onunla bütün vücudunu örttü. Başını da kaşlarına kadar kapattı, yüzünü de tamamen kapattı. Yalnız sol gözü açık kaldı. Böylece ayeti fiili olarak tefsir etti. [Taberi(no:21862); Cessas(3/458); Suyuti, Dürrü Mensur(5/221); Ahkamul Avret(48); Sabuni, Revai(2/327); İbni Kesir(4/1998) sahihtir]

            6- Fahreddin Razi, Nisaburi, Nevevi ve Şerkavi; “Bu ayette kadınlara yüzlerini örtmeleri emrediliyor” derler. [Tefsiri Kebir(17/48); Nisaburi, Tefsiru Garibul Kur’an(22/32); Nevevi, Fetava(210); Şerkavi, Tahrir(1/37); Mesaid Bin Kasım, Ahkamul Avret(49)]
            7- Beydavi; “Hür kadınlar ihtiyacları için dışarı çıktıkları vakit çarşaflarını giyer, başlarını, yüzlerini ve vücutlarını bununla örterler” [Beydavi(4/168)]

            8- İbni Kesir; cilbabın elleri ve yüzü de örtecek mahiyette olması gerektiğini belirtir. [İbni Kesir(2/283)]
            İbni Mes’ud radıyu anh; “Nur suresi 31. ayetinde geçen “kendiliğinden görünen kısım müstesna ziynetlerini açmasınlar” ibaresi hakkında der ki; “Ziynet iki türlüdür; görünen ziynet ve gizli ziynet. Görünen ziynet; Arap kadınlarının giymeyi adet edindikleri elbiseleri üzerine giydikleri örtüler ile elbiselerinin altlarından görünen kısmıdır. Gizli ziynet ise kocasından başkasına göstermesi caiz olmayan; sürme, yüzük, bilezik gibi şeylerdir.” [İbni Ebi Şeybe(3/384); İbni Kesir(2/283); Beydavi(2/138); Taberi(18/92,119); Kurtubi(12/229); İbnül Arabi(3/1356); İbni Cevzi, Zadül Mesir(6/31); İbnu Katan, Kitabun Nazar(s136); Dürrü Mensur(5/41); İbni Habib, Gaye ve Nihaye(s215)]

            İbni Mesud, Mahan, Ebul Ahvas, Ebu Salih, İkrime, Şa’bi ve İbrahim en Nehai(r.anhum) “görünen kısım; elbisedir” demişler, İbni Ömer, İbni Abbas, Said Bin Cübeyr, Abdulvaris ve Mekhul ra yüz ve ellerin örtülmesi emredilen ziynete dahil olduğunu söylemişlerdir. [İbni Ebi Şeybe(3/383-384)]

            9- Elmalılı Hamdi Yazır; “Cilbab; baştan aşağı örten çarşaf, ferace, car gibi dış örtüsünün adıdır. Cilbabdan örtmek tabirinde iki durum vardır; birisi cilbablardan birisiyle, bütün bedenini sıkıca örtmek, diğeri de; bir cilbabın bir tarafıyla başından yüzünü örtmek demektir.” [Hak Dini Kur’an Dili(6/338); Envarut Tenzil(2/252)]

            10- Muhammed Mahmud Hicazi; Ahzab 59. ayetini şu şekilde manalandırmıştır; “Ey peygamber! Zevcelerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına deki; örtülerini üzerlerine salsınlar, bedenlerinin tümünü örtsünler, yolu görebilecekleri kadar müstesna olmak üzere yüzlerini de örtsünler” [Hicazi, Tefsirül Vadıh(5/112)]

            11- Ömer Nasuhi Bilmen; “Cilbab, kadınların örtündükleri çarşaf, ferace, elbiselerinin üzerinden giydikleri elbiseler demektir.” [Ömer Nasuhi Bilmen Tefsiri(6/2832)]

            12- Savi ve Nesefi; “Cilbab çarşaftır” derler. [Nesefi, Medarik(3/455)]

            13- Alusi; “Kadınlar cilbablarını bütün bedenlerini örtecek şekilde giyerler, bir parçasını da başörtüsü yapıp yüzlerini de örterler” [Alusi, Ruhul Maani(22/89)]

            14- Zemahşeri, Mahalli, Kasani ve İbni Abidin; “Cilbab; bir parçası ile başın ve yüzün, diğer parçasıyla bedenin üzerine bırakılmak suretiyle bütün vücudun örtüldüğü örtüdür” [Zemahşeri, Keşşaf(1/221); Mahalli, Şerhu Minhac(3/206); Kasani, Bedayius Sanayi(5/118); İbni Abidin(5/320)]

            15- İsmail Hakkı Bursevi; “Cilbab; dış örtünün bir göz müstesna yüzü bile kapatması demektir.” [Ruhul Beyan(7/240); Tenvirül Ezhan(6/484)]

            16- İbni Kudame; “Cilbab; giyilmeyerek, entari üzerine kuşanılır ve yüz örtülür” [İbni Kudame, El Muğni(1/602); Belazuri, Ensab(1/574)]

            17- Ebu Şukka; Ahzab suresi 53. ayetini tefsir ederken; “Kadınlar ev içinde perde arkasından konuşmalı, ev dışında peçeli olmalıdır” der. [Ebu Şukka, Tahrirul Mer’e(3/67); Said Şimşek, GTefsir Problemleri(236)]

            18- Kasani; “yabancı kadının yüzüne bakmak caiz değildir” derken, İbni Abidin, Haskefi, Mevkufati, Merginani, Halebi, İbni Nüceym, Iraki, Kevseri, Aliyyül Kari gibi Hanefi ulemasının kahir ekseriyeti; “genç kadın erkekler arasında yüzünü açmaktan men edilir” demişlerdir. [Bedayius Sanayi(5/123); Reddül Muhtar(3/261 Terc:2/113); Dürrül Münteka(2/542); Mülteka ve Mevkufat(4/88); Hidaye(4/139); Iraki, Tarhut Tesrib(5/46); İbn Nüceym, Bahrur Raik(1/284); Makalatı Kevseri(187-190); Mecmaul Enhur(2/541); Hediyyetül Alaiyye(310); El Muğni(1/601); İrşadus Sari(78)]

            19- Muhammed Said Bin Ramazan El Buti; “Bugünkü Müslümanların durumu fısk-u fücurun kötü ahlak ve terbiyenin yaygınlaştığı göz önünde bulundurulursa bu durumda kadının yüzünü açmasının caiz olduğunu söylemeye imkan bulunmadığı anlaşılmış olur” [Fıkhus Siyre(243); Bkz:Mevahibül Celil(1/499); El Muğni Ve Şerhul Kebir(1/637); Fetavayı Şeyhul İslam İbn Teymiyye(4/409); Zuhayli, Fıkhul İslami(1/459); Sabuni, Safvetut Tefasir(2/335); Mehmed Talu, İslama Göre Kadının Kıyafeti(350); Tecridi Sarih Şerhi(7/171)]
            20- Şeyhul İslam İbni Teymiyye’ye göre eller ve yüz avrettir. [Fetava (4/409)]

            21- Hanefi mezhebinin meşhur fıkıh kitabı Fetavayı Hindiyye’de; “Bir kadının facire bir kadın yanında dahi cilbabını ve başörtüsünü çıkarması caiz değildir” kaydı vardır. [Fetavayı Hindiyye(5/289)]

            22- Muhammed Hamidullah “İslam Peygamberi” adlı eserinde, kadınların yüzünü örtmelerinin vacip oluşunu delilleri ile anlatmıştır. [İslam Peygamberi(1856-71)]

            23- Mevdudi Nur suresi 31. ayetinin tefsirinde der ki; “Zinet; çekici elbiseler ve kadınların genellikle kullandığı diğer baş, yüz, el, ayak vs. süslerini içine alır ve modern manada makyaj kelimesi ile ifade edilir. Yani kadınlar bilerek ve kasten süslerini açığa vuramazlar” [Mevdudi, Tefhimul Kur’an(3/470)]

            24- Kurtubi; “Gerçek şu ki; cilbab; bütün bedeni örten ve kabarık kısmını göstermeyen örtüdür” [Camiu Lil Ahkamil Kur’an(14/244); Kayravani, Cami(210)]Nitekim bir kadın ; “Olur ki birimiz tüm bedenini örten örtüyü bulamaz, bu takdirde ne olur?” diye Rasulullah aleyhi ve sellem’e sordu bunun üzerine;”Ona din kardeşi kendi cilbabından giydirsin” buyurmuştur.

            [Buhari(hayz23); Müslim(İydeyn10); Ebu Davud(1136); Nesai(3/180); İbni Mace(1308); Humeydi(361); Elbani, Sahiha(2/152); Fethul Bari(1/459); Ahmed(4/84); Darimi(salat 223); Tirmizi(Cuma 36)]

            Bu hadisin şerhinde birçok ulema dedi ki; “Zaruret icabı kadın dışarı çıkarsa din kardeşinin çarşafını ödünç alır ve onunla örtünür. İmkan bulduğu müddetçe evinde giymiş olduğu elbisesiyle dışarı çıkması caiz değildir.”

            Sahih bir rivayete göre Temim kabilesinden üzerlerinde ten gösteren ince elbise bulunan bir kadın cemaati Aişe radıyu anha’nın yanına gelmişler, Hazreti Aişe onlara demiş ki; “Eğer siz ALLAH’a iman edenlerden iseniz ince elbise mümin hanımlara asla yakışmaz” [Kurtubi(14/244)]
            Başka bir haberde çok süslü ve renkli bir başörtüsü giyen kadına; “Herhalde sen hicab ayetlerine iman etmeyenlerdensin. Zira iman eden asla böyle giyinmez” buyurur. [Kurtubi(14/244)]
            Görüldüğü gibi ulema tesettür ayetlerinden kadının dışarı çıkarken yüzünü ve ellerini çarşaf ile örtmesinin vacip olmasında ittifak etmişlerdir.

            “Rasulullah aleyhissalatu vesselam ihramlı iken şunları yasakladı; iki eldiven, peçe, vers yada zaferan ile boyanmış giysi” [Malik(730); Buhari(3/146); Ebu Davud(1827); Tirmizi(763); Müslim(2012); Nesai(2616); İbni Mace(2920); Ahmed(4252); Darimi(1730)]

            Bu yasak hacca mahsus olup, sahabe hanımlarının hac dışında eldiven ve peçe kullandığına delalet eder. Günümüzde bazı cahiller “madem ki kadın ihramda yüzünü örtmüyor, öyleyse diğer zamanlarda da açabilir” diyorlar. Bu iddia İslam fıkhını bilmeyenlerin sözüdür. Selef-i Salihin’in, sahabenin ve tabiinin kadınlarının yaşayışını inceleyen, araştıran herkes yüzün açılmasının mubah olduğunu söyleyenlerin hata ettiğini kesin olarak anlar.

            Nur suresi 31. ayetinde kadının ziynetini yabancılara göstermesinin haram olduğu belirtilmiştir. Zira yüz ziynetin ve güzelliğin aslı, fitnenin kaynağı olduğu için onun da yabancılara karşı örtülmesi zaruridir. Kaldı ki sahabe hanımları ihramlı iken de yüzlerini örterdi;
            Aişe radıyu anha der ki; “Binekli hacılar biz Rasulullah aleyhi ve sellemin yanında ihramlı iken yanımızdan geçerlerken her birimiz başörtüsünü başından yüzüne indirirdi. Binekliler geçtiğinde yine açardık” [Ebu Davud(1833); İbni Rüşd, Bidaye(2/166); İbni Sa’d(8/71); İbni Mace(2935); İbnu Katan, Kitabun Nazar(s149); Ezraki(2/14)]

            Fatıma Binti Münzir radıyu anha derki; “Esma ile birlikte ihramlı iken yüzümüzü de örtüyorduk. Rasulullah aleyhi ve sellem bizim bu halimizi yadırgamıyordu” [Malik(740); İbni Rüşd, Bidaye(2/166); Ahkamul Avret(60); Terhut Tesrib(5/46)]
            Yüzün açılabileceğine dair hiçbir delil yoktur. Bazıları daha sonra kaydedeceğimiz Esma radıyu anha’ya Efendimiz aleyhisselam’ın el ve yüzü istisna eden haberini delil getirmeye çalışıyorlar. Ancak bu asla delil olamaz zira; bu haber hem çok zayıftır hem de hicab emrinden önce vuku bulmuş bir hadisedir. Sahih rivayette;

            “Müslüman bir kadın Beni Kaynuka pazarında örtülü bir halde zaruri alışverişini yaparken Yahudilerden biri kadının örtüsü ile alay ederek yüzünü açmaya çalıştı. Kadın yüzünü açmayınca elbisesinin eteğini bir yere tutturdular ve avretini açtılar.
            “yüzünü örtüyor, avretini açıyor” diye alay ettiler. Duruma şahit olan bir Müslüman o yahudiyi öldürdü. Yahudiler de toplanıp bu müslüman’ı öldürdüler. Bu olay üzerine Beni Kaynuka savaşı çıkmıştır”

            [Belazuri, Ensab(309); Süheyli, Ravdul Ünf(5/392); El Buti, Fıkhus Siyra(240); İbni Hişam(2/47); Taberi Tarih(2/480); Mahmud Şakir, Siyer(264); Muinüddin Nedvi, Asrı Seadet(1/87); İbni İshak(295); Kastalani, Mevahibu Ledüniye(1/102); İbni Esir, Kamil(2/65); Cevad Ali, Tarihu Kablel İslam(6/144); İbni Kesir, Bidaye(4/11); İbni Sa’d(8/321); Kettani, Teratibul İdariyye(2/4); Üsdül Gabe(7/245); Vakıdi(3/67)]

            Aişe radıyu anha der ki; “Peygamber aleyhis selam’ın hanımları sabah namazını mescidde kılarlar, sonra da karanlık sebebiyle tanınmadan önce çarşaflarına bürünmüş olarak evlerine dönerlerdi” [Buhari(6/13); Müslim(mesacid 230); Malik(1/5); Beyhaki(7/88); Şafii, El-Ümm(7/170); Humeydi(174); Nesei(1/271); İbni Huzeyme(350); Tahavi(1/176); İbni Hibban(1496); Ebu Davud(423); Tirmizi(153); İbni Mace(669); Darimi(1219); Ahmed(6/33); Cemül Fevaid(1014)]

            İfk hadisesi de yüzü örtmenin vacip oluşuna delildir; “Aişe ra dedi ki; “Safvan’ın istirca’ı ile uyandım. Hemen çarşafım ile yüzümü örttüm. Safvan, hicab emredilmezden önce beni gördüğü için tanıdı…” [Buhari(megazi 34); Müslim(tevbe 58); Tirmizi(3180); İbni Kesir(3/1584); Cemül Fevaid(7104); Taberi(2/111); İbni Hişam(4/10); Vakıdi(2/426); Dürrü Mensur(190); İbni Seyyidin Nas, Uyunül Eser(2/128); Zadul Mead(3/1223); İbni Mace(1970); Beyhaki, Delail(4/64); İbni Sad(2/65)]

            Bu rivayet, hicab emriyle kadınlara yüzlerini örtmelerinin vacip kılındığını açıkça göstermektedir.
            Yüzü açmak sonradan çıkmış çirkin bir bid’attir ve haramdır. Selef döneminde yüzü açmak vuku bulmamış, Hüseyin radıyu anh’ın kızı Sükeyne dışarıda yüzü açık dolaştığı için o günün Müslümanları bu fiilini çirkin bulmuşlardır. [Hamidullah İslam Peygamberi(1860)]
            “Memure ve öğrenci kadınlar peruk takabilirler” şeklinde bir fetva kulağımıza gelmektedir. Bu asla itibar edilecek birşey değildir. Zira peruk takanlara hadislerde lanet varid olduğu gibi, peruğun tesettürle de uzaktan yakından alakası yoktur. Bu Yahudi zihniyeti ile tesettüre bir darbedir. Peruk kadının güzelliğinden ve cazibesinden neyi gizleyecek? Sahte de olsa gerçek de olsa ortada bir saç görüntüsü yok mudur?

            Kadının çalışması haram olmamakla beraber tesettüre riayet etmesi, yabancı erkeklerle nazik konuşmaması, süslenip kokulanmaması farzdır. Erkeklerle karışık çalışmasında bu şartları yerine getirmesi mümkün olmadığından çalışması sakıncalı görülmüştür. Ayrıca kadının çalışma sahası olarak ev tayin edilmiştir; Kur’an’da kadınlara hitaben; “Evlerinizde oturun”(Ahzab 33) buyrulmuştur.

            Ashab kadınları siyah çarşaf giyerdi. Şiirlerde gecenin karanlığı cilbaba benzetilmiş, [lisanul Arab, Cilbab maddesi(1/273)], daha önce nakletmiş olduğumuz gibi Ümmü Seleme ve Aişe radıyu anhuma çarşafa bürünen ashab kadınlarını “başlarında karga varmış gibi” diye tavsif etmişler; ayrıca İbni Sa’d Habibe binti Abbad’dan şunu rivayet etmiştir;
            “Aişe’nin üzerinde siyah bir başörtü gördüm” [İbni Sa’d(8/71,73); Sükeyne de aynısını söylemiştir Bkz: İbni Ebi Şeybe(6/18)]
            İbni Hallikan’ın rivayetine göre; İsa Bin Ömer, Ebu Amr Bin A’la’ya; şöyle bir beyit okumuştur;
            “O kadınlar tesettür için yüzlerini örtüp gizlerlerdi,
            Bugün ise bakanlara kendi yüzlerini gösterip açığa vururlar”
            [İbni Kesir, el Bidaye(10/179)]

            İşte bu, Ahzab Suresi 59. ayetinde geçen “la yübdiyne” kelimesinin izahıdır. Yani ayette yüzü açmak yasaklanıyor. Bu beyit, sahabe hanımların yüzü örtmeyi tesettür emri dahilinde gördüklerinin de delilidir.
            -alıntı-

            Bir de bu delillere bakın o halde. İmam Rabbaniye karşın ibn kesir, kurtubi, taberi, elmalıli hamdi yazir, omer nasuhi bilmen, hanbeli ve safii mezhebi içtihadı ve daha bir sürüsü… ha diyebilirsiniz ki yuz ortme konusunda ihtilaf var farkli alim gorusleri var; fakat Peygamber hanımlarıyla, giyimleriyle ilgili konuşurken bu kadar kolay giymemislerdir efendim diyemezsiniz, ayrica iklim konusu sizin aleyhinize bir delil zira oranin sicaginda giyilebilen bir kiyafet burada haydi haydi giyilir.

            Ahzab suresi 53. Ayetteki perde arkasindan isteme bahsinin de onlarin yüzleri de örtülü olusuna delil demisti yıllar once sorduğumuz bayan vaize, kendisi yüzü örtülü, carsafli vs olmamasina rağmen.

            1. Cezakallahu hayran ummu Hamza kardeşim 🌹🍃🌹🍃🌹

              1. yusufyunus says:

                cezakalllahu hayran ummu hamzam.emek emek dokumusun sankı.rabbım ılmını artırsın.mınık kuzumu opuver yerıme .gul bacım guldane bacım..

            2. Hay maşallah ummu hamza canım kardeşim hoca mısın diye merak ettim çok güzel bilgiler paylaşmışsın bu kadar detaydan sonra kimse çarşafa laf etmez heralde…

              1. ummu Hamza says:

                Hayır ablacım hoca değilim, aklıma takılan konularda araştırmaya çalışıyorum diyelim:) hazırlamışlar bir güzel bircok tefsirden, ben sadece paylaştım.

            3. Zahide* says:

              Allah ebeden razı olsun kardeşim. Mümineler için İzahı en başta olacak konu böyle arada kalmış. Linkini atar mısın, kullanmak istiyorum.

              1. ummu Hamza says:

                https://zh-tw.facebook.com/notes/ismaila%C4%9Fa-cemaati/cilbabla-ilgili-b%C3%BCt%C3%BCn-deliller-buradaibni-cevzi-ahzab-suresi-59-ayetinin-tefsiri/426677608987

                Cilbab ibn kesir tefsiri olarak ararken birçok tefsirden alıntıyı topluca bulunca bunu kullandım, sayfanın diğer paylaşımlarından haberdar olmadığımı ve bir alakam olmadığını ve mesul olmadığımı da eklemek isterim. Rabbim sizlerden de razı olsun Belgin, Yusufyunus, Selda1 ve Zahide ablacığım. Rabbimiz ayaklarımızı sıratı müstakim üzere sabit kılsın.

                1. Zahide* says:

                  Amin.

                2. Âmiin ecmain ummu Hamzam🌺🍃🌺🍃🌺

      2. Hülya bence sen ne konuştugunu bilmiyosun. Akrobatik toplumun yonlendirdiği zayıf insanlardan birisin. Sırf onlar tarafından kabul edilmek için ne hale gelmişsin inan senin gibi dusunenler açık bayanların halinden daha da uzucu bir durum. Ayşe annemizin peçeli olduğuna dair rivayetler varken nasıl böyle cahilce umarsızca konusabilirsin. Velev ki arap kıyafeti olsun sonuçta gerçek tesettür kültür ya da MODAYA bakmaz. İtiraf etmeliyim ben senin gibi insanlara tiksinerek bakmayı geç yüzlerinize kusacak derecede bakıyorum cahil cahil konuşma!

        1. Zeynep hanım, bana saldırmadan önce Yazımı dikkatli okusaydınız keşke. Ben Çarşaf giyen hanımlara diğer insanların( ki kendimi dahil etmedim) nasıl baktığından bahsetmiştim. Yukarıda Hz. Aişe annemizin kıyafeti ile ilgili açıklamam var. Tekrar yazmayacağım.
          Ilgimi çektiği için söylemeden edemeyeceğim: Zeynep hanım, neden “senli Benli ” konuşuyorsunuz? Beni tanımıyorsunuz. Ayrıca bana son derece katı bir biçimde saldırmışsınız. Bana hakaretlerinizi ancak kibarca iade edebilirim. Insanlara karşı bu kadar önyargılı davranmaya devam ederseniz emin olun dimizin asla yapmanızı istemeyeceği”
          “Başkalarını dinden uzaklaştırma” tuzağına düşersiniz. Naçizane söyleyeceklerim bunlar.

      3. Hülta hanım takva üzere örtünmek demek sizin için çağdışı,çok yazık..MaşaAllah BarekAllah bu kardeşlerimize.İnşaAllah Rabbim hepimize razı olduğu bir şekilde tesettürü nasip etsin âmin. Hem dinimizde ırkçılık yoktur…
        (Ey insanlar, sizi, bir erkekle bir kadından yarattık. Birbirinizle tanışmanız için milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah indinde en üstününüz, takvada en ileri olanınızdır.) [Hucurat 13]

        Arapların veya başka bir ırkın değil, yalnız müminlerin kardeş olduğu açıkça bildirilmektedir. Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
        (Allahü teâlâ, cahiliyet övünmelerini sizden kaldırdı. Hepiniz Âdem aleyhisselamın evlatlarısınız. Âdem ise topraktan yaratıldı.) [Tirmizi]

        (Rabbiniz bir olduğu gibi, babalarınız, dininiz ve Peygamberiniz de birdir. Arabın Aceme, [Arap olmayana] Acemin Araba üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızının karaya, karanın kırmızıya üstünlüğü yoktur. Hiçbir milletin diğerine üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir.) [İbni Neccar] 

        (Acemlerden, dininizi kabul edenler ve nesebinize katılanlar olacaktır.) [Hâkim]

        (Müslümanlar kardeştir. Takva hali hariç, kimsenin kimseye üstünlüğü yoktur.)[Taberani, Ebu Nuaym]

        (Ey Kureyşliler, kıyamet günü herkes ameli ile gelir. Siz dünyayı omuzlayarak gelmeyin! Bu halde gelip de, “Ya Resulallah” deseniz, tarafınıza bakmam.)[Taberani]

        1. Belgin hanım,
          Cevabınızı Saygı çerçevesinde Yazdığınız için önce teşekkür etmek isterim.
          Keşke Yazımı dikkatle okusaydınız. Ben örtünmeyi çağdışı görmüyorum. Evet islâmda Irkçılık yoktur, zaten Bahsettiğim şey Irkçılık değildi. Demek istediğim giysi konusu tamamen yaşanılan bölgenin iklimiyle ilgilidir. Arabistan bölgesi yaz kış sıcaktır, ve Çarşaf oraya uygun bir Kıyafet olabilir, ancak bu durum dört mevsimin tam olarak yaşandığı ülkemiz için geçerli değildir.

      4. fatımatüzzehraolmak says:

        sen nerenin hocasısında fetva veriyorsun, aişe annemiz ne giymiş, beli dar göğsü dar pardesü mü? haşa… nasıl bilip bilmeden konuşabiliyorsunuz hayret ediyorum!!!

        1. Fâtıma hanım, Anladığım kadarıyla sizin Çarşaf dışındaki örtülerden anladığınız beli dar göğsü dar pardesü. Yoruma gerek duymadım.
          Önceden de Yazdığım gibi, bir insan ile aynı fikre sahip olmayabilirsiniz, ama bu size” senli Benli ” konuşma hakkını vermez.

          1. Bu arada Hz Aişe. Annemizin kıyafeti ile ilgili link:
            http://www.islamseli.com/konu/peygamber-efendimizin-hanimlari-nasil-giyinirdi.74923/

      5. Hülya hanım düşünceleriniz çok yanlış. Bu konuyu daha iyi araştırmanızı isterim. Bence siz konu ile ilgili ayetleri farklı tefsirlerden bir okuyun. İslam zaten belli bir kıyafeti emretmemiştir. Ancak kıyafet için belli ilkeler koymuştur.Bu ilkeler ise şunlardır :
        1]Avret yerini örtecek.
        2]Şeffaf olmayacak.
        3]Dar olmayacak.
        4]İslamdan başka bir dinin simgesi olmayacak.
        Şunu da belirtmek isterim ki benim giydiğim kıyafet İSLAM’a uygunsa ve Allah’ı razı edecekse sizin gözünüzde ÇAĞDIŞI BİR KIYAFET olması beni hiç ilgilendirmez. Unutmayın ki her işimizde Allah’ın rızasını gözetmeliyiz. Çağa ayak uydurup uyduramadığımızı değil…

  13. yasemin says:

    Selam aleykum cok harika bi yazi gercekten artik su facebook instagramda milletin hayatini yayinlamasindan gina geldi ben28 yasindayim ne fac hesabim var nede baska bi sosyal hesabim cok sukur ki yok cunku resmen millet hayatini sergiliyo herkes takip etsin diye bide su resimler yok mu sirf nefsini tatmin etmek icin koyuyolar kocalariyla filan aaaa cok guzel cikmissiniz harika siniz duymak icin ne gerek var acaba kardesim mutluysan kocanla ne guzel, kendimi cok geri kafali goruyorum yasitlarima gore

  14. zturkan says:

    Çok güzel bir yazı. Ben de sadece ben mi böyle düşünüyorum diyordum .

  15. Size bir şey söyleyim mi? Aslında o mutlu pozlarını yayanların çoğu gerçekte mutlu değil, anlık mutluluklar ya da sırf karede sırıtan bir ifadeyle yer alabilmek için çekilmiş fotoğraflar ki bizzat tanıyorum böyle insanları…
    Eşiyle arasında birton sorun var hatta eşi hanımını aşağılıyor, kadın kompleksli ama fotoğraflarda ele güne mutlu, iyi gözükme derdinde… Bunu mutsuzluğundan yapıyor şeytanın da üzerindeki hakimiyetiyle… Kızmaktan ziyade gerçek yaşamını bilen üzülür. Bilmeyen özenebilir.
    Aslında en büyük kötülüğü kendilerine yapıyorlar. Bu anlık mutlulukları, gezme tozmaları gören gerçekte mutsuz insanlar bu sahte mutluluğunu yayan insanların üzerinde negatif enerjilerini, kötü nazarlarını bırakıyorlar. “Göz hakkı” denen bir hakkı da biliriz biz. Hatta zaman zaman gelen sebepsiz sıkıntıların sebeplerinden birininin de bu olduğuna inanırım, diğeri de günahlarımızdan ötürü…
    Her neyse farkında değiller ama asıl kötülüğü kendilerine yapıyorlar ama işte ” kokmuş bir koyun yedi mahalleyi de kokutur” hesabı hem kendilerine hem de topluma…
    En çok da üzüldüğüm Muhafazakar dediğimiz hanımların da bu duruma gelmeleri… Hani siz böyle gaflette bulunursanız, cahiller ne yapmaz.
    Allahu teala şuur nasip etsin hepimize… Amin Amin Amin.

    1. Kesinlikle haklisin evde bosanmanin ucuna kadar gelip facede hayatimin anlami diye paylasan askisi canisi diyen cok insan taniyorum neyin imrendirikligi anlamis deyilim

      1. Aynı fikirdeyim. İnsanlar eksikliklerini bu şekilde maskeliyorlar. Ve nazara geliyorlar üstelik.
        Ben esas küçücük çocukların fotoğraflanmasına çok üzülüyorum. Bu aileler hiç nazardan korkmuyor mu?

  16. kardelen says:

    Allah bagislarsa iki tane oğlum var hep dua ederim içinde allah korkusu olanlarla karşılaştırsin diye seninle tanışmak isterim allaha emanet ol

  17. kardelen says:

    Ağzına sağlık kızım ne güzel dokturmussun seni gibi kızlar hala varmi inanamıyorum seninle tanışmak isterim cevap yazarsan sevinirim yolundan dönme yavrum kimseden fayda yok allah şaşırtan kullarından yapmasin allaha emanet ol

  18. Bize diyecek birşey kalmamış zaten.Ağzına sağlık Cahide kardeşim.Aşkı da ,evlat sevgisini de,ailenin kutsallığını da, mahremiyetini de,… iki paralık ettiler ya, helal olsun.Cümle aleme göstermek için mi kocaya varıyor bunlar, o kul için en büyük nimet olan çocukları sosyal ağlarda cümle aleme seyrettirmek için mi doğuruyorlar?…Yaaa.. bu adamlar hiç kıskanmaz mı karısını, kızını?..Bu babaların sahip,çıkma,ehlini,ayalini koruma duygularına ne oldu?”Bugün günüm vardı işte bunları yedik.”Kusura bakmayın tutamayacağım kendimi “Zıkkımın dibini ye!” diyorum ben bunlara.Hele çok kızdığım bir şey daha vardı ki oda bir aşure günüydü.Hanım o gün oruçluymuş, Allah Teala’nın bilmesi yetmiyormuş gibi Facebook’ta şunu paylaşmış:”İftara az kaldııı…” Pes dedim yaaa…inanamadım.Orucunun bile yaygarasını yapan bir Müslüman.Allah Teala cümlemizi ıslah etsin.Ben iğreniyorum artık bu görgüsüzlük ötesi davranışlardan.

  19. dnzgzlm says:

    Gecenlerde bir arkadasim aradı esiyle olan sıkıntılarindan bahsetti..konusmamizin bi yerinde sosyal paylasim sitesindeki fotograflarndan konu açıldı, ben yanlış buldugumu nazarin da etkili olabilecegini söyledim. .cok hak verdi…..sonra aralari duzelmis olacak ki paylasmaya devam etti…bu ne şimdi???
    Rabbim hepimize akil edebilmeyi nasip etsin

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: