Sabun, Şampuan Ve Kozmetik Ürünlerindeki Katkı maddeleri

Seife-selber-machen-NaturseifenEvinde diş macunu, şampuan, sabun ve nemlendirici krem kullanmayan olmadığına göre bu haber hepimizi ilgilendiriyor.

Hepimiz haftada bir kaç defa duş alıyor, her gün dişlerimizi fırçalıyor, yemeklerden sonra ellerimizi yıkıyor, cildimizi nemlendiriyoruz. Bunları yapmayan olmadığına göre; bu haber hepimizi ilgilendiriyor. Diş macunu, sıvı-katı el sabunu, şampuan, duş jelleri ve kremlerin kullanılmadığı bir dünyada yaşamak şimdilik mümkün gözükmüyor. Fakat bir yandan da onlarla her temasımız vücudumuza ciddi zararlar veriyor. Hem de beyin hasarından tutun kansere kadar. ‘İyi, güzel de şimdi ne yapacağız?’ diyenlerin, hangi üründe ne tür zararlı maddeler olduğunu öğrenip, ‘doğal’ yalanına inanmadan ‘kısmen’ daha sağlıklı ürünlere rotasını çevirmesi gerekiyor.

Normal şartlarda dişlerimizi günde üç kez fırçalamamızı tavsiye eder hekimler. Sağlıklı dişlerin yolu bu eylemin sıklığı ve niteliğine bağlıdır. Fakat gelin görün ki diş macunlarının içindeki bazı maddeler ve verdikleri zararlar umursanmayacak gibi değil. Mesela piyasadaki bildik diş macunu markalarının bir kısmı koruyucu olarak formaldehit kullanıyor. Bu kimyasalın kansere yol açtığı Avrupa ve Amerika’da yapılan araştırmalarda defalarca ispatlanmış. Tarımda, hayvancılıkta ve morglarda (cesetlerin çürümesini engellemek için) bu maddeden faydalanılıyor. Birçok ülke bu çok zararlı maddenin kullanımını yasaklasa da ülkemizde bu konuda herhangi bir kısıtlama bulunmuyor.

DİŞ MACUNLARININ İÇERİĞİNİ HİÇ MERAK ETTİNİZ Mİ?

Diş macunlarında sık kullanılan bir diğer madde SLS şeklinde kısaltılmış sodium lauryl sulfate veya sodium lauryl ether sulfate (SLES). Cilt tahribatına, gözlerde kalıcı zarara ve mide ülserine yol açabilen SLS, genelde sanayilerde boru hattını temizlemek için tercih edilirken sıvı bulaşık deterjanı ve yüzey temizleyicilerin de deterjan aktif maddesi. Yine bazı macunların içerisinde koruyucu diye kullanılan paraben (methylparaben, ethylparaben, buthylparaben ya da benzylparaben bunlara örnektir) göğüs tümörü yaptığı için bazı Avrupa ülkelerinde yasaklanmış.

Diş macunlarında ‘çok sağlıklı’, ‘muhakkak bulunmalı’ denilen florür (florid) başka bir sorun. Bu madde dişlerimizin dış yüzeyi için önemli. Fakat vücuda alındığında beyin hasarına yol açıyor. Hatta işin kötü tarafı ‘çocuklara özel’ satılan diş macunlarında florür oranının yetişkinlerinkine oranla çok daha yüksek tutulması. Bunun sebebini Kimya Mühendisi Kudret Livaoğlu şöyle açıklıyor: “Çocuklar daha çok çikolata ve şeker tüketiyor. Florür miktarı artırılarak daha iyi bir koruma hedefleniyor. Oysa miniklerin ağızlarını bol suyla çalkalamaları yeterli. Veya büyükler için üretilmiş diş macunlarını kullanmaları ‘kötünün iyisi’ nev’inden.”

Prof. Dr. Mehmet Cihanoğlu, yıllar önce bir makalesinde aynı noktaya dikkat çekmiş: “Florid dişlerde lekelenmeye (florosis) ve iskelet-kemik bozukluklarına yol açmaktadır. Bir araştırma sonucuna göre 2-6 yaş grubundaki çocuklar dişlerini fırçalarken macunun 1/3’ünü yutmaktadır. Böylece floridin kandaki miktarı artmakta ve toksik (zehirli) seviyelere çıkmaktadır. Diş macunundaki sodium lauryl sulfate (SLS) da  köpürtme işlevini yerine getirir. Yüzde 1’in altında bile alınınca insan sağlığına zararlıdır.SLS; kan hücrelerinde toksik tesire, diş etlerinin şişmesine, diş eti hastalıklarına, dişlerin asitlere karşı direncini azaltarak çürümelere ve alerjik reaksiyonlara zemin hazırlar.”

ŞampuanBAZI ŞAMPUANLARDA DOMUZDAN ELDE EDİLMİŞ HAMMADDELER VAR

Çoğumuzun bilmediği önemli bir ayrıntı daha var. Kişisel bakım ürünlerinde etiketler düzenlenirken ürünün yapımında kullanılan kimyasallar fazladan aza doğru sıralanıyor. Dolayısıyla; doğal içerikli ürünlere ulaşamayanlar daha az florürlü, SLS’li ürün almak istiyorsa etiketlerdeki sıralamaya dikkat etmeli. Bir de içinde formaldehit, paraben çeşitleri bulunanları kesinlikle almamalı.

Reklamlardaki pırıl pırıl parlayan, dalga dalga savrulan, ahenkle dans eden saçlar herkesi etkiliyor ki bugün banyosunda şampuan bulunmayan ev yok. Saçları için sabunu tercih edenler ise nine ve dedelerimizden başkası değil artık. Zaman zaman çağa ayak uyduramamakla suçlasak da bugün en doğru tercihi yaşlılar yapıyor. Çünkü gerek kokuları gerekse şık tasarımlarıyla bizi etkileyen şampuanların içeriği hiç iç açıcı değil. En azından sağlığını düşünenler için…

‘Şampuanlar vücudumdan akıp gidiyor, ne zararı var ki?’ demeyin. Çünkü zararlı kimyasallar hızla ciltten emilerek kana karışıyor. Normalde gıdalardan aldığımız zararlı kimyasalların bir kısmı boşaltım sistemimiz sayesinde dışarı atılırken, direkt kana karışan kimyasallar vücudumuzda birikiyor. Şampuanların içeriğine gelince; mesela köpüğün kalıcılığını arttırmak için cocamide dietanolamin (DEA) kullanılıyor. Amerika’daki bir üniversite, DEA’nın anne fareden yavrusuna geçtiğini tespit etmiş, ciddi beyin hasarları gözlenmiş. Diş macunlarında karşımıza çıkan sıvıyı köpürtme özelliği veren sodium lauryl ether sulfate (SLES) Ammonium Laureth Sulfate / Sodium Lauryl Sulfate’ın (SLS) vücuttan emildiği, saçları zayıflatıp dökülme yaptığı bilimsel olarak ispatlanmış bir başka gerçek. Slikondan yapılmış dimethicone/cyclomethicone maddesi saçı dolgun, parlak gösteriyor. Silikon türevi olduğu için saç deliklerini, cildi tıkıyor, vücudun teneffüs etmesini engelleyip görünmez bir tabaka oluşturuyor. Üstelik saçlarınızın kısa sürede yağlanmasını yine bu madde sağlıyor. Piyasadaki şampuanları inceleyen Kimya Mühendisi Betül Şahin ürünlerin içeriğindeki kanserojenlere dikkat çekiyor: “Kepek şampuanları; kanserojen formaldehit, kresol ve polyvinilprolidon içerebilir. Bazı şampuanlarda kanserojen amin bileşikleri üremesini sağlayan 2-nitroprono-1, 3 diol ve polyethilen glikol kimyasalları kullanılabilir. Duş suyunun fazla sıcak olması saç derisinin emme özelliğini arttırır ve kimyasallar vücuda daha fazla nüfuz eder.”

Şampuanlardaki kimyasalların zararları elbette çok fazla. Ama bir de İslam dinine göre kullanılması uygun bulunmayan domuz ve türevlerinden elde edilmiş hammaddeler konusu var. Genelde pahalı, birden çok özelliği bulunan şampuanlarda karşımıza çıkan bu sorunu Kudret Livaoğlu açıklığa kavuşturuyor: “Kullandığımız ürünün içinde myristic acid, stearikacid, jelatin, lesitin, biotin, L-cysteine ve collagen varsa dikkatli olmamız gerekiyor. Çünkü bunlar yumuşatma, akışkanlık, parlatma gibi özellikleri vermekle birlikte hem bitkisel hem de hayvansal olabilir. Eğer bitkiselse sorun yoktur. Fakat hayvansalsa domuzdan elde edilmiştir. Etikette maddelerin kaynağı ‘bitkisel’ diye belirtilmemişse ya da ‘ürünlerimizde domuzdan elde edilmiş hiçbir katkı maddesi kullanılmamaktadır’ açıklaması yoksa bu maddelere karşı dikkatli olmak lazım. Yahudi kökenli markalar buna özen gösterir. Onların ürünleri diğer zararlı maddeleri barındırmakla birlikte; domuz ve katkılarını içermez. Bir şampuan çok özellikliyse mesafeli yaklaşmak, ‘içindekiler’ kısmını ayrıntısıyla okumak gerekir.”

soapSABUNDAKİ ‘SODİUM/POTASSİUM TALLOWATE’İN SIRRI

Şampuan sektöründe ‘doğal’ ibareli sayısız ürün var. Fakat hepsi doğallıktan fersah fersah uzak. Sakın ‘ısırgan otlu doğal şampuan’, ‘yüzde yüz zeytinyağlı şampuan’ diye reklamı yapılan ürünlere kanmayın. Çünkü onların içindeki tek doğal malzeme zeytinyağı ve ısırgan otundan ibaret. Peki ne yapacaksınız? Saçlarınızı önce zeytinyağından ya da defneden yapılmış sabunlarla ardından, bitkisel gliserin, Hindistan cevizi yağı, mısır glikozu, ayçiçeği yağı, polysaccharid ve limon asidinden yapılmış Ecocert sertifikalı organik bebek şampuanıyla yıkayabilirsiniz. Piyasadaki şampuanlar kadar saçlarınız birden ahenkle dans etmese de kepek sorunu, sertlik, kırılma gibi yaşacağınızı düşündüğünüz problemlerle karşılaşmıyorsunuz. Bilakis; saçlarınız uzun süre yağlanmıyor, canlı kalıyor, sağlıklı görünüyor, kırıklar azalıyor, daha az dökülüyor. Yalnız alacağınız organik ürünlerde belli özellikleri gözetmeniz gerekiyor. “Kozmetik ürünlerin tamamı değilse de bazılarının doğallığını kanıtlayan uluslararası özel logolar geliştirildi. Ecocert logosu bunların en önemlileri arasında. Bu, ürünün doğallığını gösteriyor. Bunun dışında geliştirilen bir diğer logo Cosmebio. Yani biyolojik kabul edilen kozmetik anlamına geliyor. Tüketiciler satın alacakları ürünlerde bulunması gereken bu logolara dikkat etmeli.”

Sıvı sabunların yapısı itibariyle bulaşık deterjanından bir farkının bulunmadığını bilen aileler ‘eski usül’e yani katı sabun kullanımına dönüyor. Genellikle de hoş kokan, nemlendirici özelliği bulunan ürünleri tercih ediyor. Oysa bilinenin aksine; bu tarz sabunlar içindeki maddeler itibariyle çamaşır deterjanlarına eşdeğer nitelikte. Üstelik katı sabunların bir kısmının içinde de domuz türevi hammaddeler kullanılıyor. Konunun ayrıntısını Kudret Hanım anlatıyor: “Katı sabunlarda Sodium/Potassium tallowate diye bir sabun yağı var. Bu hayvansal da olabilir, bitkisel de. Eğer hayvansalsa domuzdan elde ediliyor. Piyasada ‘İçinde domuz ve domuz katkı maddeleri kullanılmamıştır’ diye özelikle belirten markalar var. Eğer böyle bir ibare yoksa aldığımız üründe domuz katkısı olduğunu düşünebiliriz. İçinde gliserin de var. ‘Gliserin bitkisel mi hayvansal mıdır?’ derseniz Türkiye’de kullanılan gliserinlerin hayvansal olmayacağını düşünüyorum. Çünkü bu madde sabundan da elde ediliyor. Ülkemiz çok büyük bir sabun üreticisi. Ama tedbiri de elden bırakmamak lazım.” Özellikle soğuk baskı yöntemiyle elde edilen bitkisel yağlı sabunları tavsiye eden Kimya Mühendisi Betül Şahin el sabunlarına temkinli yaklaşılmasını tavsiye ediyor: “Sabunların sertliğini, köpüğünü artırmak için hayvansal yağlardan faydalanılıyor. Bunların içinde domuz yağı da var. Ayrıca bu tarz yağların içinde tarım ilaç kalıntıları bulunabildiği için toksik (zehirli) olma riski de mevcut.”

‘Doğal’ diye satılan ürünler ne kadar doğal, sağlıklı; bunun kontrolü Türkiye’de ne yazık ki yapılmıyor. Sadece Sağlık Bakanlığı ‘sağlık’ ibaresinin kullanılmasına izin vermiyor. Ama isteyen herkes imal ettiği ürününe ‘doğal’ diyebiliyor. Dolayısıyla benzer sorun katı sabunlarda da karşımıza çıkıyor. ‘Doğal Zeytinyağlı’, ‘Yüzde yüz zeytinyağlı’ yazan ürünlere de mesafeli durmak lazım. Çünkü bu şekilde tanıtımı yapılan sabunlar tam bir kimyasal harikası. Tabi, içeriğinde kullanılmış zeytinyağını saymazsak! Peki, alacağımız bir sabunun doğallığını nasıl anlayacağız? Cevap Livaoğlu’ndan: “Doğal bir sabunun etiketinde okuyabileceğimiz maddeler; su, doğal yağlar (badem, defne, papatya ve benzerleri), NaOH (sabunlaştırıcı), tuz (NaCl) ve gliserin olabilir. Doğal sabunun tek sorunu PH’ı 9’dur. Suyla durulandığında bu 7-7,5’e iner. Cilt biraz uyum sorunu yaşar, hafif kurur. Ama kısa zamanda nem oranı dengelenir. PH’ı ayarlanmışsabunlar var; ama onlar bunu zararlı kimyasallarla yapıyor.”

Kudret Livaoğlu:

Kremlerdeki petrol, kanserojen ve domuz türevi maddelere dikkat!

-Yaz-kış nemlendiricili el ve yüz kremleri kullanıyoruz. Bunlarda durum nedir?

İçlerinde çok fazla petrol türevi madde var. ‘Petrolatium, mineral oil, paraffinium liquidum’ diye ifade ediliyor. Direkt petrolden elde ediliyorlar. Bunları ‘çok iyi’ diye tanınan, pahalı ürünlerde de görüyorum. Onlar değişik ham maddeleri de ihtiva ediyor tabi. Mesela hayvansal ve bitkisel olabilen collagen son zamanlarda pahalı bir yöntem olmasına karşın kadavra ve ceninlerden elde edilerek kullanılıyor. Collagen, cildin gerginliğini sağlıyor. Yaş ilerledikçe bu maddenin üretimi vücutta azalıyor ve deride sarkmalar meydana geliyor. Plasenta (Phosphatase  alkaline  placenta) yıllardır kullanılır. Ama şimdi koyun cenini ya da sentetik cenin kullandığını söyleyen markalar var. Anti-aging kremlerinin sperm içerenleri bulunuyor. Çünkü hücreler canlı ve vitaminli. Kimyasal isimleri ise ‘Cetyl palmitate 15 (cetylesters wax), cetaceum, spermaceti’ şeklinde. Mesela Türkiye’de bir firma sentetik sperm satıyor. Ucuz ürünlerde bunları bulmak mümkün değil ama. Yine hemen her çeşit kozmetik üründe koruyucu olarak kullanılan parabenler kremlerde var. Methylparaben en kuvvetlisi ve en zararlısı.

-Domuzdan elde edilmiş hammaddelerin kullanımı yaygın mı? Alacağımız ürünlerin içeriğinde bu açıdan nelere dikkat etmemiz gerekir?

Domuz türevi maddelerin kullanılması çok önemli bir konu. Hiçbir kozmetik ürünün hammaddesi Türkiye’de üretilmiyor. Kozmetik yurtdışına bağımlıydı. Şimdi yeni yeni ülkemizde üretime geçildi. Yalnız bu alanda çok ilerleme kaydetmiş değiliz. Bir ürün alırsınız ‘doğal’ derler. Hayvansal katkılar da doğaldır bu unutulmamalı. Eğer etiketinde bunun kaynağı açıklanmamışsa sığır da olabilir domuz da. Jelatin, lesitin gıdada da kullanılır kozmetikte de. Soyadan da elde edilir, domuzdan, sığırdan da. Bundan dolayı soya lesitin veya sığır jelatinini ararız alacağımız ürünlerde. O yüzden jelatin, lesitin, sorbitan oleat, myristic acid, biotin ve L-cysteine bunlar bitkisel de olabilir hayvansal da. Eğer sığır diye açıklanmamışsa bu büyük ihtimalle domuzdan elde edilmiştir. Jelatinin yazar ama myristic acid, sorbitan oleat yazdığında parantez içinde açıklaması yazmaz. Bunda ya üreticiden bilgi alacaksınız veya o firmanın domuz katkı maddesi kullanmayacağından emin olacaksınız. Jelatin ve lesitine şüpheli bakmak lazım. Bunlar olmadan da el kremi yapılabiliyor. Bunu araştıracak olan üreticiler. Hammaddeyi sağlayanlar yurt dışı firmaları sonuçta. Böyle bir hassasiyet beklemek çok doğru değil. Üreticinin araştırması, muadillerini bulması şart.

Anti-aging kremlerinde durum nedir?

Collagen dediğimiz madde sentetik de olabiliyor, doğal da. Ama biz bunun kadavradan mı yoksa hayvandan mı yani domuzdan mı elde edildiğini bilemiyoruz. Belirtilmiyor çünkü. Bu kremlerde daha önce bahsettiğim zararlı koruyucular da kullanılıyor. Gerçi bu tarz ürünlerde koruyucu kullanmak zorundasınız. Yoksa ürün en fazla bir ayda bozulur. Ama koruyucuların çeşitleri var. Biraz daha pahalı satılıyor; fakat daha az zararlı ya da zararsız oluyor.

37 Yanıt to “Sabun, Şampuan Ve Kozmetik Ürünlerindeki Katkı maddeleri”

  1. seyma Says:

    Biobellinda ürünleri de harika.hem ecocert sertifikalı hem helal cok memnunum

  2. leyla Says:

    Merhaba Cahide abla!
    evde nemlendirici krem yerine avakado,jojobo yağı,kuşburnu yağı ve yalancı iğde yağı kullanın. Çok süper etkisini hemen hiss edeceksıiniz.Özellikle kuru ve normal ciltler için avakado yağı.Oğlum 3 yaşında onun yüzüne bile sürüyorum.Avakado yağı hem çok hoş kokuyor hem de yuz kuruluğuna çok iyi geliyor.jojobo yağı ise kırışıklıklara ve saç kırılmalarına çok iyi gelir.Hattda size doğal nemlendirici krem tarifi bile vereyim.
    1 çay kaşığı yağsiz yoğurt
    1çay kaşığı hindistan cevizi yağı
    1çay kaşığı avakado
    hepsini ezip karistırın.Ve 1-2 damla avakado yağı,yalancı iğde yağı ve E vitamini kapsülü kırın.İyice karıştırın ve yüzünüze sürün.Buz dolabında bozulana kadar muhafaza ede bilirsiniz.İçinde yoğurt çabuk bozulmasına sebeb olur.Onun için küçük miktarlarda hazırların.Bu ürünlerden herhangi birine alerjisi olan varsa o ürünü tarifden çıkarsın.
    Ben Baküde bu yağları eczahanelerden temin ede biliyorum.Her halde Turkiyede bulmak daha kolay…
    Allaha emanet olun!

  3. Zahide* Says:

    Koltukaltı rolonlarında da çok çeşit zararlı maddeler var. Titanyum dioksit, aliminyum bazıları. Vücuttan atılmayıp birikiyor.
    Ben duyduğum bir yöntemden çok memnun kaldım,güvenle kullanabilirsiniz. Yan etkisiz.
    Boş bir rolon kabına bol kaya tuzlu su hazırlıyorum. İçine alkolsüz esanslardan birkac damla katıp çalkalayın. Her sabah koltukaltınıza sürebilirsiniz. ( Üstelik kimyasal rolonlarda ertesi günkü acayip koku da olmuyor. )

  4. gülşen kısa Says:

    bende erkan şamcının ve araştırmalarım doğrultusunda boraks çamaşır sodası ve sodyum karbonat ve hakiki ev yapımı sabun rendesi ile çamaşır deterjanı yaptım kullanıyorum ama çamaşırların rengi değişti beyazların rengi kirli gibi lekelerde çıkmıyor. tekrar yıkıyorum sonuç aynı durulama içinde kendi yaptığım elma sirkelerini kullanıyorum–. bide sıvı el sabunu için kalıp sabun rendesini sıcak suda eritip sıvı sabunluğa koydum oda dondu yada gerktiği randımanı vermedi ama elma sirkelerim çok güzel oldu toprak küplerde karanlık bir yerde mahzende hakiki ilaçsız elmalardan yaptım çok güzel oldular ben bilgiler için teşekkür ederim size gülşen kısa

    • Ayşe(gülsüz) Says:

      Gülşen Kısa söyledikleriniz çok doğru, piyasadaki deterjan ve sabun temizliğini vermiyor. Nedenmiş biliyor musunuz? Doğal ürün tüketmeden yani vücudu katkı maddelerinden ve atıklardan temizlemeden doğal deterjanlarla tam ve mükemmel temizlik sağlanamıyormuş. Yani tam bir kısır döngü… Piyasa ürünlerini, endüstriyel maddelerin atıklarını ancak endüstriyel temizleyiciler çıkarabiliyormuş. Kısacası doğallık hayatımızın tek bir alanına girince yarım ve eksik kalıyor. Temizlik de birşeye benzemiyor.

  5. helalsitesi Says:

    Helal, saglikli ve dogal ürünleri http://www.helalsitesi.com adresinde bulabilirsiniz

  6. Nazlı Naz Says:

    Merhabalar,
    Ben de bu konuya devamlı kafa yoran biriyim. Ama pek çıkar yol bulamıyorum. Özellikle emzirme dönemlerinde banyo yapmak, çamaşırları giymek beni çok rahatsız etti. Çünkü göğüs uçlarının bu dönemde normalden daha açık olduğu belli ve dışardakini de içeri çok rahat alabilir. Bende çamaşırları normal bir şekilde yıkıyorum sonra birde deterjansız daha düüşük bir seviyede yıkıyorum. Deterjan gözüne karbonat , yumuşatıcı gözüne sirke koyuyorum bazen. Bilmiyorum ama satın aldığım hiçbirşeye güvenemiyorum ne yazık ki

  7. evergreen Says:

    Selamünaleyküm ablacım,şampuan ve saç kremi olarak 4 aydır karbonat ve elma sirkesi kullanıyorum saçlarım hem daha parlak hem kepek problemim azaldı hem de dökülme azaldı elhamdülillah herkese tavsiye ederim:)

    • NiL Says:

      Ve Aleykumselam kardesim karbonat ve sirkeyi saciniza nasil uyguluyorsunuz acaba?

    • zeynepfatima Says:

      Biraz daha açık anlatabilir misin kardeşim nasıl kullanalım karbonat ve sirkeyi sacimiza?

      • evergreen Says:

        Küçük su şişesine 4-5 tatlı kaşığı kadar karbonat koyup üstünü sıcak suyla doldurup çalkalıyorum,bunu saçımı ıslattıktan sonra tıpkı şampuan gibi saç diplerimi ovarak kullanıp iyice duruluyorum.1litrelik cam kavanoza da yarım çay bardağı kadar elma sirkesi koyuyorum(ev yapımı olması çok daha iyi tabiki ama ev yapımı sirke bittiği için marketten aldığımızı kullanıyorum şuan),kavanozun üstüne de sıcak suyu doldurup karbonatlı suyla yıkayıp duruladığım saçıma,sirkeli suyu yavaş yavaş döküyorum.Sonrasında durulamaya gerek yok zaten saç kuruduktan sonra sirke kokusu uçuyor ve sirke saça parlaklık veriyor.Dikkat edilmesi gereken noktalar şöyle;
        -Saçımız şampuanlardaki kimyasallara alışmış olduğundan ilk zamanlarda doğal bi yağ tabakası salıp yapış yapış bi hal alabiliyor.
        -Sirkenin üzüm vs değil elma sirkesi olması gerekiyor.Ev yapımı olduğunda çok daha güzel oluyor dediğim gibi.
        -Karbonat şampuan,sirke saç kremi görevini görüyor ama karbonatın içinden katkı maddesi olmadığından şampuan gibi köpürmüyor.
        -Karbonat miktarını zamanla saç deriniz fazla yağlı kalıyorsa artırabilirsiniz.İki ölçü hazırlayabilirsiniz.
        Aklıma gelenler bunlar.No pooh diye ararsanız internette pek çok bilgi var hatta yabancı bloglarda hanımlar saçlarını çekip ay ay resimlerini koymuş.Özellikle sormak istediğiniz bir şey olursa cevaplarım inşallah.Vesselam:)

  8. Mehtap Says:

    Babam bahçedeki zeytin ağaçlarından zeytinyağı yaptırır, artanı da zeytinyağlı sabun yapar. İçinde kimyasal birşey olmadığından ve marketlerde satılanlar gibi güzel kokmadığından ve duş jeli gibi pratik ! Olmadğından yıllarca ne gerek var ki deyip kullanmadım. Ama görüyorum ki hata yapıp nimeti elimle itmişim. Şimdi tekrar babamdan sabun isteyeceğim. İsterseniz zeytinyağı ile yeşil sabun yapmak isteyenler için tarifini burada paylaşabilirim.
    Cahide hanımcım bu yazıyı çok beğendim. Başka insanlara da faydalı olup uyarmak isterim sizin vasıtanız ile. Bu yazıyı bloğumda payşaşmama müsade eder misiniz? Tabii adınız ve blog linki ile birlikte?
    Allah razı olsun faydalı bilgiler ve tarifler için.

  9. hayatintadinabakanlar Says:

    Naturealive ürünlerini hangi firma üretiyor?

  10. Esma Says:

    Çok şükür Ersağla tanıştım ve evimde onun ürünlerini kullanıyorum. Attim gitti evimdeki tum piyasa ürünlerini. Ecocert sertifikasi ve helal sertifikasi mevcut. Müslümanlar olarak aslında en çok dikkat etmemiz gerekenlerin başında bu konu geliyor. Elimizi giyeceğimizi yediğimiz ictigimiz tabak canağımizi neyle yikadigimizi farkında olmaliyiz. Gecenlerde birine helal sertifkasi var dedim deterjanin da mi helali olurmuş peh dedi. Insanlar hala bu sekilde yaklastikca mevzuya cok yavas yol katedecegiz galiba. .

  11. Esra Says:
    • yüzünüz icin gercek organic hindistan ceviz yagi kullanin yüzünüz mükkemel yumusacik olacak, sivilcelere karsi cok faydali,sac besleyeci ve sac dökülmesini engelliyor. su ara deniyorum ve cok memnunum.
    • vücüdunuz icin de zeytinyag kullanin (sünnetdir).
  12. leyla Says:

    Merhaba Cahide abla, sabun mevzusu uzun zamandır benim de aklımda.o kadar çok araştırma yaptım ki rus ve ingiliz sitelerinden.Sabun trarifleri için.İnşallah çok yakın zamanda zeytinyağlı,kokos ve palm yağından kendi sabunumu üretmek arzusundayım.Sabun tarifim tutarsa mutlaka paylaşmak istiyorum.Çünki evde yapılmiş doğal sabun gibisi yok bence….

  13. halise Says:

    s.a. herkese,bende evde yapılan herşeye çok değer veren ve merak duyan biriyim,ben bildiğimiz klasik beyaz sabundan çamaşır deterjanı yapıyorum,3 tane beyaz sabunu büyük bi kovaya koyup üzerine yaklasık 3,4 litre su koyuyorum,bu halde 5 gün falan bekletiyorum,sonra blendırdan geçiriyorum,yaklaşık 5 litre sıvı çamaşır deterjanım oluyo,yaklaşık yarım su bardağı kadarı,bi makine çamaşırı gem çol gzl yıkıyo,hem çok güzel kokuyo hemde inanılmaz ekonomik oluyo.tavsiye ederim

    • Cahide Says:

      Bunu mutlaka denemek gerek Halise hanım. Fikir için Allah razı olsun kardeşim

    • nagehan ozdemir Says:

      Beyaz sabun dediğiniz banyo sabunu diye satılan sabunlar mı?

    • Ayşe(gülsüz) Says:

      Halise hanım, o bildiğiniz klasik beyaz sabunlar da ne yazıkki hiç masum değil. Onlarda da çok sayıda kimyasal var. Buna dikkat ediyor musunuz bilmem ama aylarca hiçbir kimyasal ürünü kullanmadığım bir dönemde evde kalan son beyaz sabunla temizlik bezlerini yıkadım ama ondan çıkan kimyasalların boğazımı tahriş edip 3 gün öksürmeme neden oldu.

  14. aybuke Says:

    Ablam yine cok dogru bi konuu oki bukadar zararli bu evimizdekiler dogal seyler yapan varsa evinde paylassin burda olmazmi:)

  15. zekiye fidan Says:

    peki cahide abla ne yapmamız gerekiyor özellikle sabun ve diş macununda siz neleri kullanıyorsunuz bir öneriniz tavsiyeniz varmı helal gıda bölümündekiler uygunmu sizce

  16. zülfiye Says:

    Valla biraz sebat edip erkan şamcının tavsiyelerine uysak tariflerini uygulasak hayatımıza hiç kimyasal sokmıycazda herşey tamamen kolaycılıktan ve tembellikten ibaret


"...Güzel bir söz, kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir.(İbrahim suresi:24)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: