İçimizdeki Yahudi’yi kusmadan…

470… Şunu kesinlikle söyleyebiliriz ki, dünya “Yahudi sorunu!” denilen bir belanın kavurucu ateşinde terbiye ediliyor…

Kavramları yerli yerinde kullanmadığımızda, meselelere dair ne teşhis, ne de tedavi yapabiliriz.
Müslümanlar olarak, hadiselere, Yahudi medyasının dili ve Siyonist sapkınlığın kölesi durumundaki batı araçları ile çözüm aramaya kalktığımızda kaybetmeye mahkûm oluruz.
Aslında oryantalizm tam da bunun inşası için var.
Bugün “Filistin sorunu” denilen bir dayatma ile karşı karşıyayız. Oysa tarihin hiçbir döneminde böyle bir mesele olmadı ve şimdi de asla böyle bir sorunla karşı karşıya değiliz.
Fakat şunu kesinlikle söyleyebiliriz ki, dünya “Yahudi sorunu!” denilen bir belanın kavurucu ateşinde terbiye ediliyor.
Aslında insanlık bu meseleyle yeni karşılaşmışta değil. Yahudiler insan avına yeni, ya da bir asır önce falan da çıkmış değiller. Unutmayınız ki, onlar peygamberini bile canlı canlı testere ile kesmiş cani bir kavim. Neredeyse öldürmedik peygamber bırakmamış, üretilmiş bu kavim için, birkaç bin masum Filistinlinin ölümü çok mu önemli?

 Bütün insanlık ölse, onlar kıllarını mı kıpırdatacaklar sanıyorsunuz? Zaten bütün gayretleri insanlığı yok etmek değil mi? Bütün teolojileri bunun üzerine kurgulanmamış mı? Allah’ın ‘işbaşına geçtiklerinde ekini ve insanı ifsat ederler’ buyurduğu kavim değil mi bu Yahudiler?
Şimdi bu gerçekleri söyleyince, biz Yahudi düşmanlığı mı yapıyoruz? Hadi oradan be! Sen insanlık düşmanlığı yaparken, birileri seni eleştirip ve pis yüzünü anlatması çok mu? Sen ki, diğer insanlar Hz Âdem ile Havva’nın ilişkisinden, kendini ise şeytanın -hâşâ- Havva annemizle ilişkisinden dünyaya gelmiş “seçkin” bir varlık, ya da “şeyatın” olduğunu yazmadın mı, sözde kutsal kitabına?
İşte, sen bile kendinin şeytanın veledi olduğunu kabul ediyorsun. Bunun böyle olduğunu bizde kabul ediyoruz. Ancak aramızdaki fark, sen tertemiz ve masum Havva annemizden değil, İblisten neşet etmiş, insan bedenine giydirilmiş şeytan çocuğusun.
Aksi halde insan ve insanlık düşmanı olamazdın. Çünkü sen önce kendini ifsat ettin, sonra herkesi kendin gibi alçak yapma peşindesin!
Beni İsrail kavmi tarihin bazı dönemlerinde Kudüs ve civarında yaşamış olsalar da, onların anavatanı Filistin değildir. Onlar hem oraya gelirken Peygamberlerine zulmetmiş, hem de oraya geldikten sonra rahat durmamışlardır.
Kısaca ‘Yahudi sorunu’ en az 3 bin yıllık tarihi olan bir mesele. Yahudi meselesi, bugün çok daha tehlikeli bir hal almış bulunuyor.
Şeytanın emriyle kaleme aldıkları ve Allah tarafından vahyedilen Tevrat’la hiçbir ilişkisi olmayan Tora’larında söyledikleri yalanlarla; sadece diri kalmamışlar, aynı zamanda ‘mağdur’ edebiyatı ile bütün zihinleri esir almışlardır.
Yıllardır dile getirdiğimiz küresel ifsat müesseselerinin hepsinin başında bunlar var. Mesela, bir yandan Gazze’ye üzülüyor, diğer yandan da UNESCO adlı Yahudi kuruluşunun, tarihi bir mekânımızı ‘kültür varlığı’ listesine almasına seviniyoruz. Bu cehalet değil de nedir?
İçimizden bazıları, hâlâ batının hatta İslam ülkelerindeki alçak yöneticilerin sessizliğine karşı taaccüp ediyor. Neymiş efendim, bir halk canlı yayınlarda soykırıma tabi tutulurken herkes seyrediyormuş.
Peki, ne yapmaları gerekirdi? Filistin topraklarında konuşlanmış “İsrail” adlı “terör örgütü”ne karşı seslerini mi yükseltmeliydiler?
İşte insanlığın içine düştüğü acziyeti aynı zamanda bir Yahudi olan ABD’li Prof Albert Samuel Lindemann şöyle itiraf ediyor: “Batı medeniyeti, itiraz edilemeyecek bir şekilde Yahudileşmiş bir medeniyettir!” Siz buna, batı medeniyetinin etkisi altına giren Müslümanları da ekleyin.
Müslüman halkların başına tayin edilmiş yöneticiler, sadece koltuk ve servetleriyle değil, aynı zamanda bilinç ve inanç olarak da bu küçük azınlığın kölesi durumunda. Tüm değerlerini üç günlük dünya makamı için satanlar, Müslümanların liderleri olamazlar. Onlar için yakışan sıfat, ifsat topluluğunun alçak hizmetçiliğidir. Zira onlarda bedenen olmasa da, bilinç ve ruh olarak Yahudileşmişlerdir.
Dün ‘Yahudi meselesi’ olarak tanımlanan mesele; hem bu Yahudi hizmetkârlığı, hem de midelerini Yahudi gıdaları ile dolduran biz Müslümanlar yüzünden, ‘Filistin meselesi’ olarak tanımlanmaya başlanmış.
Ekranlardaki ‘Filistin sorunu…’ diye başlayan sorulara hiç itiraz edilmemesi, sanki fail olan başka topraklardan gelip, Filistinlilerin toprağını ele geçirmek için soykırım uygulayan Yahudiler değilmiş de, Filistinlilermiş gibi algılanmasına yol açmakta.
O halde bize düşen, medyada yazıp-çizen ve konuşan kimselerin içine düştüğü kavramsal dram karşısında; dünyanın biri Yahudi, diğeri ise gıda olmak üzere iki ana meselesinin olduğunu söylemektir.
Tıpkı medya, sinema, enerji, ekonomi ve silah endüstrilerinde olduğu üzere; tüm dünyada gıda,  tohum, ilaç, aşı endüstrisi de tümüyle Yahudilerin kontrolündedir. Gelinen bu durum, bize bütün sorunlarımızın, Yahudi sorununa dönüştüğünü de gösterir. Artık tüm meselelerimiz yumurta-tavuk meselesi gibi, Yahudi-gıda meselesi şeklinde birbirine bağlıdır.
Kur’an-ı Kerim’in, Yahudiler konusunda bu denli titiz olması da aslında onun başka bir mucizevî yönüdür. Biz, Kur’an’dan uzaklaştıkça Yahudiler bize yaklaştı. Biz uzaklaştıkça beden, zihin ve ruhumuza kadar sindiler. Yaklaştıkça herkesi biraz Yahudileştirdiler. Artık bir Yahudileşme temayülünden değil, Yahudileşme sorunundan bahsetmek zorundayız.
Ey Müslümanlar! Bizi midemizden vurup, aklımızı, ruhumuzu, inancımızı ve vicdanımızı esir aldılar. Midemizi, Kur’an ve Sünnet’e teslim etmeden bu ümmet ayağa kalkıp, izzetli olamaz!
Evinde, cebinde, mutfağında, bedeninde, bilinçaltında, aklında ve ruhunda Yahudi olmayan kaç kişi var? Kaç yönetici var? Kaç akademisyen var? Kaç bürokrat var? Sahi kaç Müslüman var?
Boykot meselesine başka bir yazıda değineceğim inşaallah! Ama biliniz ki, kanları dökülen Filistinli masum bebekler değil, insanlığın ve dahi Müslümanların izzetidir.
Ey İnsanlar!
Ey Müslümanlar!
İçimizdeki Yahudi’yi kusmadan asla izzetli olamayız.
Yahudi’yi kusmaya var mısınız?

Bir Cevap Yazın

Bir Yorum Bırakın :)

  1. Allah ın adaleti olmasa tüm dünyada ve ülkemizde yaşanan zulümlere neye karşı ve nasıl dayanırdık..

  2. İyi niyetle yazılmış bir yazı ama çok yanlış sonuçlar doğuruyor. Ortada bir terör olduğu ortada, Filistin’deki insanlık suçu ortada ancak çözümü böyle ifadeler değil. Yahudi düşmanlığı oluşturmayalım kimsede. Bir sorunu böyle genellemeyelim. Allah bunu mu emreder Allah aşkına? Biz “bunlar Yahudi bunlar şöyle kötü böyle kötü” dedikçe aramızdaki uçurum git gide derinleşecek. Keşke Hitler başladığı işi bitirseydi diyecek kadar kalpsiz olanlarımız da var. Bana hiç kimse yaşananlara kalbi dayanmadığı için böyle bir dilekte bulunmadığını söylemesin çünkü böyle diyenler en az o “Yahudiler” kadar insanlıktan nasibini alamamış kimselerdir. Mazur görün ben Yahudiler günahsız masum yaratıklar demiyorum, ben onları başkalaştırmayalım şeytanlaştırmayalım suçlu suçsuz bütün Yahudilere beddua etmeyelim diyorum.

  3. cahide hanım neden facede gözükmüyorsunuz

  4. Çok güzel bir yazı yahudi sorununu tamda nerden görmemiz gerektiğini anlatıyor. Rabbim razı olsun yazardan. Bizimle paylaştığın için çok teşekkür ederim Cahide abla Allah hizmetini kabul etsin .

  5. Kemal bey doğruyu yazmış.ne zaman israıle kaptırdık ekonomımızı..işte o zaman yahudileştik..kalemınıze sağlık.harıka yazmışınız.Mesele onu içimizden atabılmekte..keşke özümüze dönebilsek.ekınımızı kendımız yapsak.bozkır oldu canım Türkıye.Memleketi bu duruma getirenler utansın.Bu insanların geleceğini vebalini aldılar.allah bile affetmeyecek onları.Çıkarlarını düşündüler.öteki alemi sdüşünmediler.yazıkla rolsıun.

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: