Çeyrek Tesettür Gerçek Tesettüre Karşı ya da Başörtülü Çıplaklar!

ey_ortulu_ciplak_tesetturluler_h12493Biraz da etki-tepki meselesi olsa gerek. Egemen güçlerin bunca saldırısı ve zulmüne rağmen çarşılara, pazarlara baktığımızda başörtülü kızlardan geçilmiyor. Bardağın neresine bakalım? Hiç yoktan başı örtülü bayanların sayısı hâlâ çok sayıda diye sevinelim mi; yoksa başörtüsü, rûhundan giderek soyutlandı, çarşılar başörtülü mankenlerin boy gösterdiği podyuma döndü, örtü sokağa (ayağa) düştü diye üzülelim mi?

Sürpriz olan hangisi? Az çok kültürlü kızların başörtülü olabilmesi mi, yoksa her yönden gayrı İslâmî yaşama biçiminin kuşattığı ve modern Batı standartlarını içselleştirmiş, özgürlük putunun kurbanı ve sosyal hayatın, sokak ve çarşının tutsağı olmuş başörtülü kızların her aklı başında müslümana “bu kadar da yozlaşma olmaz!” dedirtecek anormallikleri mi? Okullarda karma eğitimin tezgâhından geçmiş, televizyon dizileriyle büyümüş, kadın-erkek eşitliğini ve kadın özgürlüğünü bayraklaştırmış, dünyevileşmiş, İslâm’ı yeterince bilmeyen, bildiklerini tümüyle yaşamanın getirdiği bedellere hazır olmayan kızların çeyrek tesettürü mü?…

Müslüman bayan, erkeklerin de bulunduğu sosyal hareketlere katılır veya yabancı erkeklerle meşrû ölçüler içinde konuşurken, her şeyden önce dişiliğiyle değil; kişiliğiyle bulunmalıdır. Bir kadın için, sosyal hayatta tesettür her şey değil; bir şeydir. Onsuz olmaz ama, onunla da her şey tamamlanmış değildir. Kahkaha gibi aşırı ve sesli gülme, yabancı erkeklerle şakalaşma, gereksiz samimi tavırlar, kadınsı işveler, yapmacık edâ ve sesin güzelleştirilmesi için doğal olmayan çabalar vb. iffetli müslüman bir hanıma yakışmayacak ve müslümanlarca yadırganacak ya da farklı gözle değerlendirilecek her türlü tavırdan kaçınılması gerekir. Müslüman hanımın bu ölçülere riâyet etmeden sosyal hayatta yer alması ya da erkeklerle konuşması, hem kendine, hem dâvâsına, hem tesettürlü hanımlara, hem İslâm’a ve hem de müslüman kadınların toplumda müslümanca yer etmesi için gereken ortamın ve örfün oluşması önündeki zincirlerin kırılma çabalarına çok büyük zararlar verecektir.

Bugün çarşıda, pazarda, tezgâhta, masa ve kasa başında, başörtülü bayanların “örtülü çıplak” diye tanımlanabilecek başörtülü yozlaşmanın görüntülerini de şöyle özetleyelim: Çarşaf ya da bol ve uzun pardösü benzeri bir dış giysinin tamamlamadığı bir kıyâfet. Dış giysi cinsinden bir şey olmaksızın sadece başörtü, altına etek veya pantolon, üstüne bluz, elbise cinsinden bir şey giyerek çarşı pazarda dolaşma veya işyerlerinde ya da okullarda bu kıyafetle yabancı erkeklere (iş arkadaşlarına, sınıf arkadaşlarına, müşterilere…) gözükmek.

Yasak savma cinsinden bile kabul edilemeyecek tarzda, çok ince veya çok kısa ya da çok dar pardösümsü bir dış giysi.

Başörtünün altından sırıtan çirkinlik: Yüzde makyaj, dudaklarda ruj, yanaklarda allık, gözlerde boya ve hatta başörtüsünün rengine uygun özel lens, kaşlarda inceltme ve vücutta ağır parfüm kokusu gibi acâyiplikler.

Yani, başörtülü sekreter ve başörtülü tezgâhtar bayanların büyük çoğunluğu başta olmak üzere ev hanımı veya ev kızı olmadıkları imajını her haliyle yansıtmaya çalışarak entel takılan  genç bayanların da önemli bir kesiminin çarşıda, okulda, işte… başörtülü mankenlere benzeme gayreti. Üstü kapalı altı havalı, uygunsuz etek üstü türban, altta dar kot pantolon üstte başörtüsü, bacakları açık ama başı kapalı tipler; Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu dedirtecek şekilde, altı kaval üstü şişhane görüntüsü…

Süslü kubbesi olan bir câminin alt katının tapınak olarak kullanıma açılması gibi bir şey. Başında sarık, ayağında mayo olan imam kıyâfeti ne ise onun gibi. Ne var bunda demeyin, sarıklı imamın giydiği mayonun HaŞeMa yani, Hakiki Şeriat Mayosu değil; Batılıların giydiği cinsten iki parmaklık mayo olduğunu düşünün. Sakallı ve başında sarığı olan genç bir imamın sosyete plajında bakınarak gezinmesi ne ise, aynı ve belki daha ağır değil midir, çarşı ve pazarda (hal diliyle “şişşt, baksana bana!” diye konuşan giysi içinde) kendine baktırarak gezinen başörtülü kız.

İkişer kelimelik kısa tanımlarla özetlersek: “Başörtülü açıklık”; “örtülü çıplaklık”; “tesettürsüz örtü.” Şunlar da üçer kelimelik: “Cilâlı baş devri”; “cennetle cehennem koalisyonu”; “sulandırılmış İslâm’ın görüntüsü”; “zakkum aşılanmış çiçek”; “zehir karıştırılmış bal.”

Konserlerde alkış ve ıslıkla da yetinmeyip dans eder gibi hareketlerle tempo tutup sanatçının ezgisine/şarkısına koro elemanı gibi katılan başörtülü kızlar kimse tarafından yadırganmıyor artık. Çarşılarda özgürce gezmekle tatmin olmayan başörtülü bayanların bir kısmı, deniz kenarlarında, park ve pastanelerde özgür takılıyorlar, herkesin içinde şuh kahkahalar atabiliyor, çarşıda (şimdilik) kız arkadaşlarıyla öpüşebiliyor, çok rahat tavır ve cıvık cinsellik kokan davranışlardan, bazen kol kola bir yabancı erkekle fingirdeşmekten bile çekinmiyorlar.

Peygamberimiz (s.a.s.)’in “giyinik olduğu halde çıplak gibi görünen kadınları, Cehennem ehlinden” saymasının (Müslim, Libâs 125, hadis no: 2128) sebebi üzerinde düşünülüyor mu dersiniz? Hz. Peygamber, bunların Cennete giremeyeceği gibi, Cennetin kokusunu dahi alamayacağını belirtmiştir. Kimdir bu örtülü çıplaklar? Bunlar şeriatın koyduğu ölçülere uymayan, yani ince, dar ve uzuvları gösteren elbiseler giyen ya da vücudunda örtmesi gereken yerleri örtmeyen kadınlardır. Kadınların bu şekilde giyinmesi, küçük günahlardan olsaydı, Hz. Peygamber, onları Cehennem ehlinden saymaz, Cennetin kokusunu dahi alamayacaklarını söylemezdi. Farzedelim ki, sözkonusu şekilde giyinmek, küçük günahlardandır. Bu durumda küçük günahlarda ısrar etmenin, günahı büyüteceğini bilmiyorlar mı? Bilinmelidir ki, “sürekli yapılan hiçbir günah, küçük; tevbe edilen hiçbir günah da büyük değildir.”

Hasan Basri gibi: “Siz sahâbeyi görseydiniz deli (öcü) derdiniz, onlar da sizi görseydi müslüman (tesettürlü) demezdi” demeyeceğim; daha hafifini tercih edeceğim: Günümüz Mekke ve Medine’sinde, hatta Tahran’ında, Afrika’nın nice ülkesinde, Malezya’da… erkek ve hanım müslümanlar, bu giysi ve davranış sahiplerine hiç duraksamadan kötü kadın damgası vurabilirler, kendilerinden saymayacakları gibi, hicaplı/tesettürlü sınıfı küçük düşürdükleri için ajan muâmelesi yaparlar. Ama Batı ülkelerinde bu kıyafet ve tavrın, tepki almadan kabul göreceğinden emin olabilirsiniz. Başörtüsü dışındaki bu giysi ve davranışı kendi standartlarında gördüklerinden, “herhalde başı keldir de kapatma ihtiyacı duyuyordur veya başına bir bez bağlamaktan zevk alıyordur, imaj anlayışıdır, bu tür değişiklikle dikkat çekmek istiyordur” şeklinde değerlendirmeler yaparlar…

Bunlar (iki inanç, iki grup) arasında bocalayıp durmaktalar; ne onlara (bağlanıyorlar, benziyorlar) ne bunlara. Allah’ın şaşırttığı kimseye asla bir (çıkar) yol bulamazsın.” (4/Nisâ, 143). Hem Allah’ı, hem şeytanı râzı etmeye çalışmak, sadece şeytanı râzı edecek gülünç tavırlara, aldatış ve aldanışlara götürür insanı. “Yoksa siz Kitab’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezâsı ancak dünya hayatında rezillik, rüsvaylıktır; Kıyâmet gününde ise en şiddetli azâba itilmektir. Allah, sizin yapmakta olduklarınızdan asla gâfil değildir.” (2/Bakara, 85) “Yoksa onların, dinden Allah’ın izin vermediği şeyleri şeriat (dinî kaide) kılan şirk koştukları ortakları mı var? Eğer azâbı erteleme sözü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilir (işleri bitirilir)di. Şüphesiz zâlimler için can yakıcı bir azap vardır.” (42/Şûrâ, 21). Hakla bâtılın koalisyonu, güzel bir içeceğin zehirle karıştırılmışı gibidir. Altısı içinden, altısı dışından tavırlar dinle alay etme gibi değerlendirilebilir. Müslümanlığı çok kötü temsil eden kimselerin zararları, müslüman olmayanlarınkinden daha büyük olur çoğu zaman; akılsız dost ve akıllı düşman misali. İslâm’a en büyük zarar, tarih boyunca hep içeridekilerden gelmiştir. Dini yanlış temsil ile “müslümanlar işte böyle!” dedirtecek tavizci anlayışa ve kötü örnek olarak dini de küçük düşüren tavırlara kimsenin hakkı yoktur.

Bütün bunların yanında saçının tekinin bile gözükmemesine ciddi özen gösterilerek takınılan ve çoğunlukla “bone”li başörtüsü; rengârenk, bin bir desen, cıvıl cıvıl.Anadolu’daki fazla kültürlü olmayan bayanların kıyafetinin diğer bölümlerinde bu denli yozlaşma olmamasına rağmen, başörtü bağlama konusunda biraz ihmalkârlık biraz alışkanlık gereği, yer yer saçlarından bir kısmının bazen veya devamlı gözükebilecek şekilde başörtüsünde gevşek davranmalarına tam ters bir uygulamayı andırıyor, büyük şehirlerdeki bu fotoğraf. Çok kültürlü olmayan halk sınıfından geleneksel örtünmeyi sürdüren bayanlar, başörtü örtme biçimine kadar örfleştirip âdetleştirdikleri şuursuzca örtünme görüntüsü sergilerken, onlardan ayrıldığını gösterme ihtiyacı duyan ve kültürlü olduğunu düşünen modern örtülü bayanlar da, saçlarını örtme konusunda gösterdikleri titizliği; başörtüsünün süslü câzibiyetinden kaçınma hususunda, başörtüsü dışındaki giysi ve tavır konusunda (sanki bilinçli ve kasıtlı bir tavırla) göstermekten kaçınıyorlar.

Renkrenk, moda moda başörtüler, atlası, ipeği, yerlisi, ithali, bin bir çeşit… Ama, farklı etiketlere, değişik firma isimlerine aldanmayın; hepsinin markası tek: “Bak bana!” marka

Gazinoda, pavyon veya plajda, yani en azından gözlerin haramlarla meşgul olduğu bir mekânda başında “imam sarığı” ile dolaşmanın durumuna benziyor; çarşı pazardaki dikkat çekici tavırlarıyla başörtülü kızın tavrı. İmamın sarığı beyaz olduğundan, en küçük bir leke kaldırmadığı ve hemen göze battığı gibi, taç gibi başlara yerleşen ve sarık kadar simgesel ve ulvî değeri olan başörtüsü de, takılan başı baştan aşağı güzelleştirmeli. Yoksa, sarığı ve başörtüsünü kirletenler, farkında olmadan da olsa “din”e düşman kazandırmanın vebâlini taşımış olurlar başlarında örtü yerine İslâm’ı yanlış tanıtıp kötü örnek olarak bu modern başörtülü kızlar, bilmeden ve istemeden de olsa İslâm’a zarar veriyorlar. Buna rağmen, Ne biçim “müslüman kız” bunlar, müslüman “kız bunlara!” diyemiyoruz. Kendimiz kız(a)mıyoruz, acıyoruz, bu kızlarımıza. Bunların konumu, müslümanlığın bu ülkede ne hale getirildiğini gösteriyor. Câhil bağlılarının ya da kendini bağlı zanneden mensuplarının dine bakışını ele veriyor. Yozlaştırılmış, sulandırılmış, ılımlılaştırılmış dinin başörtü versiyonu da böyle oluyor demek ki. Amerikancı müslümanlığın, düzene uygun demokrat müslümanlığın, fri takılmanın, özgürleşmenin yansıması bunlar. Dine karşı din, başörtüsüne karşı başörtüsü. İçi boşaltılmış tesettür. Vitrinci, slogancı tavrın neticesi. Modern muharref müslümanlığın göstergesi, hakla bâtılın giysideki koalisyonu.

Çeyrek tesettür anlayışı, çeyrek din anlayışı demektir. Aslında, kadınıyla erkeğiyle günümüz Türkiye müslümanı, çoğunlukla diğer dinî algılayış ve yaşayış konularında da benzer tavır içinde. Başörtüsü, başların üstünde olduğu ve sokakta çarşıda (sevinemiyoruz maalesef) çokça başörtülü boşta gezen (ya da görücüye çıkıp bir şeyler arayan) kız olduğu için göze batıyor da ondan. Hani bir zamanlar yetkili bir Türk büyüğü(!), öyle diyordu ya: “Bu memlekete komünizm gelecekse onu da biz getiririz.” Bu sözdeki komünizm kelimesini başörtüsüyle değiştirerek aynı sözü söylüyor şimdiki etkili ve yetkililer. Ve getirdikleri başörtüsü de bu. “Olmaz olsun böyle başörtüsü!” dedirtmek istiyorlar topluma. Önceleri sosyete çıplakları şöyle diyordu: “Biz ne çarşaflılar gördük, ne haltlar ediyorlar…”  Bu cümleden sonraki ifadeleriyle % 99,9 yalan söylüyorlardı. Ama, şimdi artık sadece sosyeteler değil, halkıyla elitiyle, her kesimden insan hem de nice gerçek olaylar ve gerçek görüntülerle delillendirerek “biz ne başörtülüler gördük, ne haltlar ediyor…” diyebiliyor, hiçbir müslümanın onaylayamayacağı cinsten aşırı özgür tavırları, yanındaki erkekle fingirdeşen başörtülüleri ve cıvık davranış ve başörtüsüyle taban tabana zıt giysi veya giysisizlikleri, makyajlı rujlu, allıklı pudralı, manken yürüyüşlü başörtülüleri gösteriyor.

Güler misiniz, ağlar mısınız? Ben ağlanılması gerektiğini, ama ağlamaya bile vaktimizin olmadığını, bunların bizim insanımız, en azından bizim mesajımıza düşman olmayan, bize yakın insanlar olduğunu değerlendirmekten yanayım. Bütün bu yanlış/çirkin tavırlar gösteriyor ki, şuurlu müslümanlara, hepimize çok iş düşüyor. Eğer biz yeterince İslâm’ı, tevhidi, Allah’ı, O’nun emir ve yasaklarını, bütüncül olarak doğru bir şekilde anlatabilseydik, söylediklerimizi yaşayabilseydik, çevremizdeki çirkinlikleri nehy edebilseydik bu anormal manzaralarla kesinlikle karşılaşmazdık. Nitekim, din eğitimi yönüyle temeli sağlam atılmış olan köklü ve sahih din/tevhid öğretimi ve eğitimi/terbiyesi alan kızlarda savrulma daha az olmakta.

İçinde bulunulan mekânın inanca ve yaşayışa büyük tesiri vardır. Câhilî eğitim veren kurumlara, câhiliyye köle pazarlarını andıran çarşı ve pazarlara salıverilen insanların da bulunduğu ortamdan etkilenmemesi için çok ama çok sağlam bir tevhidî şuura, her bedelini ödemeye hazır güçlü bir imana ihtiyaçları vardır. Meyve veren her bitkinin her toprakta yetişmediğini, bazı yerlerin ayrık otlarına, kaktüs ve zehirli bitkilere çok müsait olduğunu hatırlayalım. Başında güzel meyve cinsinden başörtüsü bulunduran kızlarımız birer fidandır. O fidanın her bir yanını ahtapot kollarıyla zehirli sarmaşıklar sarıyor ve meyve verecek özünü vampir dişleriyle emmeye çalışıyorsa, öyle bir genç ağaçtan güzel bir meyve bekleme şansımız pek olmayacaktır. Balık için su ne ise, tesettür de müslüman hanım için odur. Su, balığın, içinde yaşayamayacağı oranda pislenmiş, zehirli atıklarla bulanmış ise balığın hali ne olur?…

Uzun da olmayan etekleriyle diz altlarını, hele yırtmaçlı etekleriyle bacaklarını, kot ve benzeri pantolonla vücut hatlarını, bluz veya tişörtle göğüs çıkıntılarını, üstünde hâlâ duruyorsa pardösü demeye bin şâhit isteyen mont türünden ve daracık dış giysisiyle belinin inceliğini göstermekten çekinmeyen başörtülü kızlarımız, başı açıklara geç de olsa uyarak düşük pantolon ve açık göbek modasına da uyar ve teşhirciliğin bu kadar rezilcesine de atılırsa şaşmamak lâzım. Başında başörtüsü var ya yeter, o kendini kapalı sayıyor. Zaten yozlaşma ve dejenerasyon yavaş yavaş büyüdüğünden toplum şaşmıyor, yadırgamıyor, doğal karşılıyor bütün bunları

İfrat ve tefrit hemen bütün insanımızı kuşatmış. Herkes başörtüsünün bir tarafını çekiştirdi. Başörtüsünün abartılı düşmanlarına karşı, bizim mahallede bazıları onu teferruat sayarken, bazıları da onu fazla abarttı ve sloganlarının başına çıkardı. Giderek başörtüsü putlaştırılmadan da yakasını kurtaramadı. Sanki başka zulüm yokmuş, daha önemli başka farzlara baskı yokmuş gibi bir tavırla, başörtüsüne gereğinden fazla vurgu yapıldı. Üniversitelerden istenilen tek istek o idi. Altyapıya önem vermeden, iman ve tevhid vurgusu yapılmadan, takvânın gereği olarak hayâ ve edebe atıfta bulunulmadan; tam tersine “demokratik hak”, “insan hak ve özgürlüğü”, “anayasanın verdiği onay”, “Zübeyde Hanım’ın da yaptığı/taktığı gibi” referanslarla ve onu doğuran temel değerden yalıtılmış şekilde ve sloganlaştırılarak yalnızlaştırılan “başörtüsü” evet, itiraf edilip dillendirilmesi zor olsa da putlaştırmış oldu. Allah’tan bağımsız peygamber sevgisi dâhil, her çeşit aşırılık putlaştırma olur da başörtüsü gibi baş tâcı putlaştırılmaz mı? Varsa yoksa başörtüsü diyen ve başka hiçbir talebi olmayanlara cevap da hak ettikleri cinsten oldu: Öyleyse alın size başörtüsü; sosyal alanlardaki sulandırılmış şekliyle alın başınıza çalın!

Parçacı yaklaşım, uzlaşmacı yaklaşımdır. Parçayı bütün sanan, bütünü asla aramayacak, bütünü hepten yitirecek, bütünle bağlarını koparacaktır. Bu, hikmetin yitirilmesi değildir sadece; dinin de yitirilmesine giden yoldur aynı zamanda. Parça, bütünden koparılınca bütünün değerlerini kaybeder. Ağaçtan koparılan bir dal, bitkiden koparılan bir çiçek, insandan koparılan bir el, göz, kulak veya baş kısa zamanda ne duruma düşerse, tesettür ve takvâ örtüsünden, ona alt yapı olan iman ve Allah korkusundan koparılan başörtüsü de o duruma düşer/düştü…

Hakları kalmasın, bu manzarada yeşil sermayenin, “başörtülü tezgâhtar aranıyor” diye kapısına yazı yazan yeşil holdingden hacı amca tuhafiyecisine kadar esnafın, manken tipli başörtülü eleman arayanların, başörtülüleri plajlara alıştıran Kapris Oteli ve benzerlerinin, tesettür mayolarının, bu sektörden geçinen çeşitli alandaki iş piyasasının, özellikle tekstil firmalarının, ha bir de Tekbir(!) giyim ve benzerlerin, onların icadı başörtü defilelerinin büyük rolü var…

Giysisiyle kültürlü olduğunu göstermek istiyor kızlarımız; tabii bu kültürün İslâmî bir kültür olmadığını önemsemeden. Kimlere benzemeye çalışıyorsa onlardan sayılacağını unutuyor. Genç ve özellikle güzel gözükmek istiyor sokaktaki ve iş hayatındaki bayanlar. “Örtülü isek, bizim de güzel gözükme hakkımız yok mu?” diyorlar; müslüman hanımın cehenneme gitme (erkekleri de itme) hakkı araması gibi bir şey bu. Şeytânî düzenlerin oyununa geldi insanımız. “Başörtülü bayanlar yeter ki çarşıya pazara dökülsünler, zarûret olmaksızın ve uygun ortam aranmaksızın çalışma hayatına girsinler, lisesi üniversitesi ve diğer kurumlarıyla düzenin çarkları arasına sıkışsınlar, moda oltasına takılsınlar… gerisi kendiliğinden gelir” hesabıyla tuzaklar kuruldu ve kolay avlandı kızlarımız. Cennetin bedelini unuttular, Mekke’ye gidecekken Paris’in yolunu tuttular…

Mesajdır giysi, çağrıdır, ya da korunmadır. Giysinin temel olarak üç özelliği vardır: Tesettür/örtme, koruma ve süs. Bunlar içinde en önemlisi, giysinin insanı örtme özelliğidir, yani tesettür. Giysiden mahrum kalmak, çıplaklık, insanı cennetten çıkaran isyanın görüntüsü olduğu gibi, şeytanın bu yolla insanı belâya uğratıp cennete girmesine engel olmasına fırsat vermektir. Şeytan Cennette Hz. Âdem ve eşinin çıplak olması için bütün planlarını kurmuş ve onların cennetten çıkarılmalarına sebep olmuştu. Onlar da birlikte Rablerine yönelip af talebinde bulundular, örtündüler ve Allah da onları affetti. “Ey Âdem oğulları! Şeytan, ana ve babanızı (Âdem ve Havvâ’yı), çirkin yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak Cennetten çıkardığı gibi sizi de şaşırtıp bir fitneye/belâya düşürmesin. Çünkü o ve kabilesi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz Biz şeytanları iman etmeyenlerin dostları kıldık.” (7/A’râf, 27). Hz. Âdem ve Havvâ’da isyanın sonucu, Cennetten çıkarılmanın alâmeti  olarak ortaya çıkan çıplaklık, bu kişilerin nesillerinde Cennete girmeye engel sebeplerden biri, isyanın görüntüsü, şeytana uymanın özelliğidir.

Bir başörtüsü sektörü oluştu; kapitalizmin örtülü versiyonu olarak türban rantı ortaya çıktı. Bin bir çeşit desen ve renk cümbüşüyle. Doğu zevkine hitap edip başörtüsü üreten yüzlerce yerli ve yabancı firma, ithâlatçılar, sadece başörtüsü satan mağazalar, başörtü modaları, başörtü defileleri, başörtülüler için özel mayolar… İçinde müslümanların da yaşadığı kapitalist düzenlerde finans kurumları nasıl bir görüntüyle, hangi görevi yerine getirmek için kurulmuş ve düzen açısından nasıl sakıncasız (hatta faydalı) görülmüşse; başörtülü kızlar da o amaç için “Allah’ın en fazla nefret ettiği yerler olan” (Müslim, Mesâcid 288) çarşı ve pazarlara  çıkarılmıştır. Kapitalizmin nimetlerinden(!) mahrum olmadan fâizden kaçmak isteyen kimselerin paralarını piyasaya, dolayısıyla kendi kasalarına çekmek isteyenlerin finans kurumları aracılığıyla bu işi yaptıkları gibi; açık saçıklardan biraz rahatsız olanların paralarını ve ilgisini çekmenin kapitalistçe yolu oldu başörtülü tezgâhtarlar, başörtülü sekreterler. Bunca işsiz erkek varken, bu kızlar, hangi özellikleriyle tercih ediliyor dersiniz? Ya da ille bayan gerekiyorsa, niye özürlü bir bayan, yaşlı bir bayan değil de; manken ölçülerine uygun yapıda genç bayanlar isteniyor? Telefona bakmak, ya da müşteriyle ilgilenmek için manken gibi olmanın avantajını  insanî akıl ve İslâmî kültür mü, yoksa şeytânî düzen ve sömürücü görüş mü söylüyor? Kime ve neye hizmet ettiğini, neyi âlet edip sömürdüğünü para denilen câzip şeytan haydi işverene düşündürtmüyor; ya siz başörtülü kızlar, bunların sizi sömürüp kullanmasına, bundan da kötüsü sizin örtünüzü istismar etmesine, güzelim örtüyü sizin elinizle katran kazanına koymalarına, dünyada izzetinizin, âhirette cennetinizin çalınmasına nasıl rızâ gösteriyorsunuz? Değer mi üç kuruş para veya meymenetsiz insanların keyfi/beğenisi için bunlar? Özgürlük mü zannediyorsunuz bu köleliği, bu kullanılmayı, bu metâ ve nesne haline getirilmeyi; hâlâ akletmiyor musunuz? Başörtüsünü başınıza aldığınız gibi aklınızı da başınıza alın, şeytanın ve şeytanlaşanların oyuncağı, kölesi olmayın.

Düşünebiliyor musunuz, İslâm’ın cihad bayrağını dalgalandırma şerefi gibi hanımlara üstünlük verdiren o başların tâcı, kapitalizmin hizmetinde, daha kötüsü (söylemesi zor da olsa söyleyelim:) cinselliğin, göz zinâsının hizmetinde.
Kapitalist ve materyalist dünya her şeyi o denge(sizlik)de tutuyor: Arz talep. Üretim ve tüketim için bu böyle olduğu gibi, çeyrek tesettürlü bayanlar konusunda da bu böyle: Çıplaklardan hoşlanmayan, hele onlarla asla evlenmek istemeyen çok sayıda muhâfazakâr genç erkek var; bunlar için de çarşıda pazarda delikanlıların ilgisini kendisine çekmeye çalışan ve bu erkeklerin zevkle bakıp (tabii iyi niyetle canım, ona ne şüphe!) hoşlanacağı tipler gerekli. Piyasa şartları böyle oluşacak, bir taraftan fitne kazanı kaynarken, bir taraftan başörtüsü sektörü piyasaları canlandıracak, her çeşidiyle sömürü artmış olacak. “Günün hatta akşamın her saatinde bunca başörtülü kızın çarşıda sokakta ne işi var?” diyen bile artık yok. Evi hapishane gibi gören kızlar ve genç kadınlar artık sokaklarda göz hapsinde yaşadıklarını, özgürlük adına erkeklerin göz zevklerine gönüllü kölelik yaptıklarını ya düşünmüyor, ya da bundan şeytânî şekilde zevk alıyorlar. İslâmî ahlâkın sokaklara hâkim olmadığı bugünkü çarşı ve pazarlar, hanımıyla erkeğiyle müslümanların, özellikle gençlerin ancak çok zarûrî bir işleri varsa, zarûret miktarı çıkıp dönecekleri mekânlardır…

Makyajın rengine uygun başörtüsü ya da başörtüsüne uygun renk ve biçimde kıyafet; başörtüsü modası denilen yeni moda türedi. Her dışarıya çıkmadan ütüden geçirilen, ayna karşısında yarım saat uğraşılarak takılan, kendisine verilen para ile Afrika’da bir kadının hayat boyu kendini tümüyle örtecek giysi alabileceği bir aksesuar.

Bu tavırlara bakarak “bu hanımlar kapanmak, Allah için örtünmek istediklerinden, nâmahrem bakışlara dur demek için başörtüsü takıyorlar” diyenler beri gelsin; Allah sorarsa bunlara olumlu şâhitlik yapabilecek kaç kişi çıkar dersiniz? Cinsel çekiciliği/câzibeyi kitabına/eşarba uydurup gözü açık safları kandırmak isteyen şeytan, insana sağdan yaklaşırken başörtüsü şeklinde flama kullanıyor olmasın? Yoksa bu yozlaşmış acınası başörtülüler, erkeklerin dikkatini bu şekilde daha çok çekmek için başörtüsünü yem ve istismar aracı mı görüyorlar?

Hayır, bin kere hayır! Medine’de Kaynuka Oğullarından Yahûdilerin, yüzünü açmak istedikleri ve onu savunan müslümanın bu zulmü yapanı öldürüp sonra şehid edilmesine sebep olan ve Rasûlullah’ın bu olay akabinde uğrunda savaş verdiği hanımın örtüsü böyle değildi.

Maraş’ta savaş pahasına savunulan başörtüsü bu tip başörtüsü değildi.
Nur sûresi 31. âyette mü’min hanımlarının yakalarının üstüne örtmeleri emredilen ‘humurhımâr’ bu başörtüsü değildir. Ahzâb sûresi, 59. âyette mü’min hanımlara emredilen cilbâb; üstlerine giymeleri gereken dış elbise bu değildir, hayır!…

Elbisenin sadece dinle, dinin emirlerine teslimiyetle değil; aynı zamanda dinin özü olan takvâ ile de yakın irtibatı vardır. İnsan, takvâ adlı elbiseye bürünmemiş ise, her tarafını çok kalın giysilerle tümüyle örtse bile bu giysi ona yeterli gelmeyecek, kendisini ve muhâtaplarını haramlardan korumaya yetmeyecektir. Edeb, hayâ, iffet gibi kelimelerle de ifâde edilen bu durum, Arapça’da hicab kelimesiyle ifâde edilir. Bu özellik, giyinmenin arka planını ortaya koyduğu için, “giysili çıplak” olmaya giden yolu tıkayacak, sözgelimi kadının cinsel tahrik unsuru olarak ayakkabı veya terliklerini kadınsı bir edâ ile tahrik edecek şekilde ses çıkararak kullanmasına, tahrik edici parfümler kullanmasına engel olacaktır. Haramlara dâvet edici şuh kahkahalar, kadınsı cilve, kırıtma ve aşırı rahat/özgür tavırlar ile sadece dış giysinin kapatamadığı çirkinlikleri ancak takvâ giysisi kapatır.

Takvâ giysisi, edeb, iffet ve hayâ günümüzün gençlerine doğal ortamda, evde, çevrede çocukluğundan beri verilemediği için çeyrek tesettürlüler, yani “örtülü ama tesettürsüz” kimseler ortalığı kaplamaya başladı. Takvâ giysisinin önemsenmemesine, biraz da diğer tamamlayıcı unsurlardan yalıtılmış şekilde, sadece “başörtüsü” vurgusunun sebep olduğu değerlendirilmelidir. İş, bırakın takvâ giysisini, fetvâ boyutunu bile hiçe sayan, sanki İslâm’ın tesettür ve hicap emriyle dalgasını geçen bir tuhaflığa, hatta maskaralığa bile dönüşebilmektedir. İşin sadece fıkhî/şekilsel boyutunu ele alan, ama takvâ giysisinden soyunmuş bir bayan sözgelimi parmağını göstermenin câiz olduğundan yola çıkarak yabancı bir erkeğe parmağıyla işaret ederek parmağına “haydi gel!” dedirtebilir, gözünü göstermenin câizliğinden yola çıkarak göz kırpabilir. Bu tür problemlerin ne kadar yaygın olduğunu belki sokağıcaddeyi, okulu, gezinti yerlerini tanımayan kişiler bilmeyebilir, ama iş gerçekten çığırından çıkmış vaziyettedir. Sadece başörtülü olan, diğer giysileri ve tavırlarıyla takvâ giysisine hatta düşman olan, ya da şeklen tesettürlü olduğu halde İslâmî edebe, hayâ ve iffete yeterli derecede sahip olmadığı hemen belli olan kişinin kapalı kıyâfeti de artık yadırganmamakta, her iki farklı, hatta birbirine düşman tavır normal görülebilmektedir.

Elbise de konuşur. Evet, kişi, dili aracılığıyla konuştuğu gibi, elbisesi aracılığıyla da konuşur. “Bana, benim dişiliğime bakma, ben Allah’tan korkan bir müslümanım. Toplumun ve/veya kendimin ihtiyacından dolayı bulunduğum sosyal hayatta şu anda ben bir dişi olarak değil, kişi olarak varım. Sahip olduğumu düşündüğüm her şey gibi kendi vücudum da bana emânettir, Allah’ın emâneti. Onu nasıl kullanmam, nasıl örtmem gerektiğini de Sahibi bilir. Yanlış kıyafetim ve hatalı davranışım yüzünden de başka erkekleri günaha dâvet ederek mülkün sahibine ihânet edemem! Kıyâfet tercihimle ilân ediyorum ki, yabancı erkeklerin bana bakmasını istemiyorum” şeklinde kibarca mesaj vermesi gereken başörtüsü, bugün göz alıcı renk ve desenleri, diğer tamamlayıcı giysi ve tavırlarıyla cıyak cıyak bağırıyor: “Hey erkekler, ben buradayım, baksanıza! Sizin dikkatinizi ve ilginizi çekip kendime baktırmak için ben ne paralar sarfettim, kaç mağaza gezdim, ne uğraşlar verdim. Nasıl, yakışmış mı başörtüm, uyum sağlamış değil mi diğer giysilerimle. Karar veremedinse tekrar bak, bir daha bak! Ha, nasıl olmuşum, güzel miyim, bu giysilerimle daha güzelleşmiş miyim? Cevabını şimdilik gözlerinle veriyim mi?”

Örtünmenin amacı başkasının bakışlarından korunmak ve ırzı meşrû olmayan cinsel isteklerden sakınmaktır. Erkeklerin gözlerini sakınması, kadınların iffetini korumak içindir. Bir şey maksadından soyutlanarak algılanırsa işte böyle sulandırılır, yozlaştırılır.

Tesettür, kadının kimliğini öne çıkaran bir onurdur. Müslüman hanımın, toplumda dişiliğiyle değil, kişiliğiyle yer edinmesini sağlayan, kadının sömürülmesine ve eziyet edilmesine karşı koruyucu bir kalkandır. Kadının teniyle, derisiyle değil, insanî özellikleriyle topluma katılmasıdır. Bir bilinçtir, bir cihaddır, bir ibâdettir tesettür. İzzetine, iffetine, şeref ve namusuna düşkün müslüman kızlarımızın bu erdemi bazı iki ayaklı şeytanların gözüne batıyor. Hanımların dişiliğiyle değil; kişiliğiyle toplumda yer alma isteklerine karşı kırmızı başörtüsü görmüş boğa gibi saldıracak yer arıyorlar…

Materyalist modern insan; imajı, vitrini, kaportayı, yani madde cinsinden ve göz boyayacak şeylerin özün yerine koydu. Bunun kadın açısından durumu da şu: Fark edilip beğenilmek isteyen bir kadın, teniyle, çekici kıyâfetiyle, dişiliğiyle bunu gerçekleştirecek, toplumda bu özelliklerle yer edinecektir. İnsanî erdemlerle, hizmet ve hayırlı çalışmalarla kendini ispatlamak, ancak kulluk şuuruyla ve İslâm kimliğiyle sözkonusu olabilir. Kadın edilgenlikten, sömürüden, metâlaşmaktan, nesneleşmekten, kendi nefsine veya kendine nefsine köle olanlara kölelikten kurtulmak ve erkek egemen dünyada hak ettiği saygın yeri almak istiyorsa, bunun yolunun kesinlikle tesettürden, hicaptan, Allah korkusuna dayalı bir yaşayıştan, İslâmî bir aileden geçtiğini unutmamalıdır. Kadının huzur ve mutluluğu sokaktan geçmemektedir. Sokakta bulunanlar veya bulunduğu sanılanlar yine bir sokakta kaybedilecek şeylerdir…

Sağduyu sahibi her insanın kabul edeceği gibi, İslâm’ın istediği gibi örtünmemek ve bunun sonucunda karşı tarafı tahrik etmek bir eziyettir. Bayanlara yönelik cinsel tâciz elbette bir eziyettir, zulümdür; ama buna sebep olan cinsel tahrik de erkeklere yönelik bir eziyet ve zulümdür. İslâm’ın istediği gibi tesettüre, hayâ ve edebe, takvâ giysisine özen göstermeden toplum içine çıkan bayanlar, özellikle nâmuslu müslüman erkeklere yönelik bir eziyet yapmakta, onların vebalini almakta, günahlarına vesile olmaktadır. Gereği gibi tesettür ve edep içinde olmayan bayanlar, kendilerini ister istemez gören erkeklerin haklarını gasp etmektedirler; en doğal hakları olan namuslu olma, Allah’a kulluk yapma, haram işlemeden yaşama hakkını çiğnemektedirler. O yüzden tesettüre ve hayâya tam dikkat etmeyen bayan, kendisine gözüktüğü tüm erkekleri taciz ederek kul hakkı suçu işlemektedir.

Örtü bir kalkan oluyor. Karşı tarafı tahrik edecek unsurları perdeliyor. Karşı tarafa karşı caydırıcı bir özellik taşıyor. Ve örtülü bir kadın böylece çok yönlü bir eziyetten de kurtuluyor. Tâciz gibi eziyetlerden, çirkin bakış ve düşüncelerden, teklif ve sataşmalardan korunmak isteyen bir bayanın şöyle düşünmesi gerekir: “Başkasının bana cinsî tâcizde bulunmasını istemiyorsam, bana ait güzellikleri allayıp pullayarak teşhir etmemeliyim. Tahrik ederek başkalarının bana cinsî tâciz yapmasına sebep olacak duygularını kabartmamalıyım.”

Örtünmeden amaç korumak ve korunmaktır. Görüntü ile harekete geçen söz dinlemez erkek duygularına karşı yine erkeği koruyoruz. Tabii dolayısıyla erkeğin tahrik olup saldırmasına karşı kadın kendini de koruyor. Örtü, erkeğe İlâhî sınırları hatırlatma ve onun günaha girmesine engel olma fonksiyonunu yerine getirir. Erkeğin içindeki söz dinlemez duygular, örtü karşısında sessiz kalıp tahrik olmadan yuvalarına dönerler. Örtü erkeği kötü düşünceden korurken, kadını da kötü düşüncenin fiile dönüşmesinden korur.

Günümüzde cilbâb, yani pardösü benzeri dış elbise önemsenmez hale geldiği gibi, “başörtüsü zulmü” farklı bir tepkiyi aşırılaştırdı; tesettür denince sadece başörtüsü akla gelmeye başladı. Bazı genç bayanlar da sadece başörtüsüyle yetinmeye başladı. Giderek artan bir ucûbe olarak boneli, başörtülü, fakat makyajlı; başörtülü, ama eteği dizlerine kadar yırtmaçlı; başörtülü fakat üstünde sadece tişörtlü etekli kıyafetler boy göstermeye başladı. İslâm kadınının sadece tesettürü bile yeterli görmesi mümkün değilken, yani aynı zamanda takvâ elbisesi olan iffet, hayâ, saygın kişilik özelliklerini kuşanmak, tavır/yürüyüş/ konuşma/gülme/aşırı serbest hareket vb. davranışlarda fitne unsuru olabilecek tüm hususlardan sakınmak mecbûriyetinde olduğu halde, sadece giysi olarak tesettür konusu bile uygulamada büyük çapta dejenereye uğramaya başladı. Kala kala sadece bir başörtüsü kaldı; o da zora gelinince, sözgelimi üniversite uğruna, öğretmenlik vb. amaçlar için çıkarılabilecek; pazarlık ve tâviz konusu olabilecek; türbanla, şapkayla, perukla… değiştirilebilecek bir ucuzluğa düştü. “Artık televizyonlarda ve halka açık salonlarda tesettür defileleri yapılıyor’ deyin, gerisini onlar anlar” diyecek Bekri Mustafa’lara kaldı iş. Biraz alaylı, biraz da gerçeğin düşmanları tarafından müslümanların yüzüne tokat gibi vurulması kabilinden, boyalı basın buna “çeyrek tesettür” adını taktı. “Tesettür ya vardır, ya yoktur; bunun yarımı, çeyreği, ekmek arası olur mu?” demeyin, uygulamaya bakarsanız oluyormuş…

Başörtüsü, bir aksesuar gibi değerlendiriliyor bazı kızlarımızın gözünde. Kadınsı çekiciliğini yabancılar karşısında en aza indirmesi gereken tesettür, bir moda gibi düşünülüyor. “Tesettür(!) defilesi” denilen ucûbeler, bir taraftan talebe/isteğe cevap verirken, daha çok da arzı körüklüyor. Dışarıya çıkarken erkek bakışlarını üzerine çekmemeye gayret etmesi gereken müslüman bayan, kocasının karşısında belki bu kadar süslenip kıyâfetine özen göstermezken en az yarım saat ayna karşısında kendine çeki düzen vermeye çabalıyor, başörtüsünün rengine uygun olmayan pardösü ve ayakkabıyı giysiden saymıyor… Akşam olunca da evinde, Filistin’li kızların dramını, Irak’taki kadınlara yapılan zulmü gözünden yaşlar akıtarak seyrediyor.

Bütün bunlar, câhil bırakılmış ve okullar başta olmak üzere düzen ve onun tüm kurumlarıyla, gayrı İslâmî çevre şartlarıyla yozlaştırılıp bilinçsizleştirilen, çok kimliklileştirilen/kimliksizleştirilen, Batının ve bâtılın değersiz değerlerine özendirilmeye çalışılan toplum kurbanı şuursuz müslüman kızlarımıza kızmamıza ve suçu sadece onlara yüklememize sebep olmamalı. Zaten onlar da erkeklerin aynası, elmanın diğer yarısı. Müslüman erkeklerdeki dünyevîleşme, takvâyı hatta haramhelâl sınırlarını geri planlara atmayı dışarıdan hemen tespit etmek mümkün olmuyor; eğer kadındaki tesettür gibi dıştan hemen belli olan bir ölçüt olsaydı veya varsa, hemen bu diğer yarımda da benzer dejenerasyon aynı oranda sergilenecektir. Zaten bu bayanların da çoğu, bu çeşit şuursuz müslümanların eşleri, kızları, kardeşleri değil mi? Bunlara kızmaktan, hatta acımaktan da öte, kadın ve erkek hepimize bu yozlaşmanın sebeplerini doğru teşhis edip çareler üretmek için gece gündüz çalışmamız, fedâkârlıklarda bulunmamız, güzel örnek olmamız, fesat ortamını salâh ortamına çevirmek ve insanları ıslah için hilâfet görevimizi yerine getirme gayretiyle ha bire koşturmamız gerekiyor.

Eğer başörtülüler, gerçekten Allah rızâsı için ve O’nun emri olduğundan dolayı başörtüsü örtüyorlarsa, Peygamber ihtarları; modadan, yabancı erkekler tarafından beğenilme arzusundan ve hevâya uymaktan, şeytanı ve şeytanlaşanları da râzı etme çabasından daha etkili olacaktır. O yüzden insanımıza, özellikle başörtülü tesettürsüzlere şu hadisi şerifleri hatırlatalım:

“Cehennemliklerden kendilerini dünyada henüz görmediğim iki grup vardır: Biri, sığır kuyrukları gibi kırbaçlarla (coplarla) insanları döven bir topluluk. Diğeri, giyinmiş oldukları halde çıplak görünen (örtülü çıplak) ve öteki kadınları kendileri gibi giyinmeye zorlayan ve başları deve hörgücüne benzeyen kadınlardır. İşte bu kadınlar cennete giremedikleri gibi, şu kadar uzak mesâfeden hissedilen kokusunu bile alamazlar.” (Müslim, Cennet 52, 53, h. no: 2857, Libâs 125, hadis no: 2128)

“Ümmetimin son zamanlarında açık ve çıplak kadınlar bulunacaktır. Başlarındaki saçlarının kıvrımları develerin hörgücü gibi olacaktır. Siz onları lânetleyin. Çünkü onlar mel’un kadınlardır.” Başka bir rivâyette aynı hadise şu ibâre de ilâve edilmiştir: “Onlar cennete giremezler. Cennetin kokusunu alamazlar. Onlara cennet kokusu şu kadar şu kadar fersah mesafeden ulaşır.” (Taberânî, Mu’cemu’s-Sağîr; Müslim)

“Rasûlullah (s.a.s.), hafif bir elbise giyip tamamen vücut hatlarını örtmeyen elbiseler giyen kadınlara “Onlar adı örtülü ama gerçekten çıplaktırlar” buyurmuştur (Süyûtî, Tenvîru’l-Havâlif, c. 3, s.103)…

Ve bir âyeti kerime: “Ey Âdem oğulları! Size çirkin yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. Takvâ elbisesi (takvâ ile kuşanıp donanmak) ise daha hayırlıdır. İşte bunlar, Allah’ın âyetlerindendir. Belki düşünüp öğüt alırlar (diye onları indirdi).” (7/A’râf, 26). Daha hayırlı olan “takvâ elbisesi” nedir? Takvâ (din örtüsü) ile kişi, kendini korumaya, dinî hayatına zarar verecek şeylerden sakınmaya çalışır. O örtü ile korunur, o örtü ile temiz fıtratını savunur, o örtü ile edep dışı işlerden kendini muhâfaza eder. O örtü onun için zırh gibidir, sağlam bir kale gibidir, çevresinde onu tehlikelerden saklayan nöbetçiler gibidir. İşte takvâ elbisesi budur. İnsanın rûhunu giydiren ve doyuran elbise. İnsanın mânevî dünyasını kollayan, yüzünü kızartacak bütün yanlış hareketlerden koruyan bir mânevî giysi, bir örtünüş ve davranış biçimi. Mü’minin onuruna, kişiliğine, inancı, ahlâkı ve namusuna zarar verecek davranışlardan onu koruyan bir giysidir takvâ elbisesi.

Takvâ elbisesi, sırf Allah rızâsı için ve emredildiği gibi, şuurla sevgi dolu teslimiyetle örtünmektir. Takvâ elbisesi, takvâ hissi veya takvâ duygusu ile giyim, yani hayâ duygusu ve Allah’a karşı sorumluluk bilinci ile giyilen ve Allah’ın izniyle maddîmânevî ayıptan, çirkinlikten, zarar ve tehlikeden koruyacak olan bu elbise daha güzeldir, sırf faydadır. Takvâ duygusu olmayanlar ne kadar kalın giyseler de çıplaklıktan kurtulamazlar. Asıl hayır takvâ elbisesidir ki, örtülmesi gereken yerlerin örtünmesini sağlar, kişiyi maddî ve mânevî hayâsızlıklardan korur.

Vahye dayalı gerçek ilimden uzaklaştırılmış, tefekkür nedir bilmez hale getirilmiş, Kur’an’ı okuyup anlamayı ve ona göre yaşamayı tek çıkar yol olarak düşünemeyen, imanı çalınarak ibâdet zevkinden mahrum bırakılmış, kısacası çağdaşlaştırılmış insanın şu veya bu oranda cinselliğinin ya da cinsî isteğinin istismârına yönelik kapitalist tuzaklara kapılmaması imkânsız gibi bir şeydir. Bunlara ahlâkî nasihatlerin pek bir fayda vereceği düşünülmemelidir. İman olmadan ahlâkın da olmayacağını, gerçek ahlâkın Kur’an’ı yaşamak olduğunu bu çevre ve düzen kurbanlarına anlatmak, inandırmak, benimsetmekten başka çıkar yol gözükmüyor. Tevhidî anlamda gerçek bir iman olmadan insanın ahlâklı, nâmuslu ve şerefli olması da mümkün değildir. Çünkü izzet; ancak Allah’ın, Rasûlünün ve mü’minlerindir (63/Münâfıkun, 8).

Hanımların dişiliğiyle değil; kişiliğiyle toplumda yer etmesi, erkekleri tahrik edecek veya onların dikkatlerini üzerine çekecek kıyafet, davranış ve tavırlarda bulunmaması gereklidir. Bazı müslüman kadın ve kızların gayri müslim bayanlardan toplum içinde sadece başörtüsüyle ayrıldığı, onun dışında davranış ve hatta giysi yönüyle pek farklı olmadıkları görülen bir vâkıadır. Şuh kahkahalar, yabancı bir erkekle samimi tavırlar, aşırı serbest hareketler, müslüman bir hanıma yakışmayacak basitlikler içinde toplum içine çıktıkları giderek çokça görülen bir şahsiyet problemidir. Bu davranışların hem kendilerini küçülttükleri, hem örtülü bayanlar hakkında yanlış ve kasıtlı yargıda bulunanlara koz verdikleri ve hem de dini yanlış tanıttıkları yönüyle fitneye sebep olan “çeyrek tesettürlü” bayanlar gittikçe daha artmaktadır. Ama, bunu toplumdaki tüm müslüman bayanlara şamil kılmak veya böyle davrananlar yüzünden diğerlerini de toplumdan tümüyle uzaklaştırmak doğru olmasa gerektir.

Tesettür, hanımlar için Allah’ın emirlerine uygun olarak örtünme demektir, iman alâmetidir, İslâm şiarıdır. Ruhumuz gibi, vücudumuz üzerinde de Allah’ın hâkimiyetini kabul edişin belgesi olan bir ibâdettir tesettür…

Sağlam bir iman olmadan, başta duran başörtüsü ne kadar sıkı bağlanırsa bağlansın, temsil ettiği değerler; nefis, şeytan veya onların dıştaki temsilcilerinden gelen en ufak bir rüzgârda uçup gidecek veya başörtülü ama çıplak denilecek tip oluşacaktır…

Modernizm, günümüzde faşist bir din halini almıştır. Global dünya dini olarak dayatılan bu emperyalist dünya görüşü, insanı tek tip haline getirip sürüleştirmekte, onu her yönüyle köleleştirmektedir. Batılılaşan bayan, niye giysisini, giysisiyle dikkat çekmek istediği vücudunu teşhir etme ihtiyacı duymaktadır? Modernizm şeklinde ortaya çıkan çağdaş Batı yaşama biçimi ve ideolojisi olan materyalizm, insanın rûhunu, mânevî dinamiklerini hiçe saymakta, kişiyi sadece sahip olduğu giysiden, arabadan, paradan, maldan ibâret kabul etmektedir. Bayanları da etten, deriden ibâret, giysiden, kozmetik ürünlerden, süslenmeden ibâret görmektedir. Batılı(laşmış) insan da kendine biçilen rolden memnundur. Zinâya yaklaşma ve yaklaştırma olacakmış, toplum ifsâd edilecekmiş, erkekler tahrik edilip günahlara dâvetiye çıkarılacakmış, böylece kendisinin yolunu tuttuğu Cehenneme nice erkekleri de sürüklüyor olacakmış, çağdaş bayanın umurunda değildir. Nasıl olsa, memlekette demokrasi var; canı ne isterse onu giyer, vücut onun değil mi, istediği gibi yapar

Kraliçe Çıplak: Andersen’in meşhur masalındaki çıplak kralın çıplaklığını göre göre kabullenip dile getirmekten çekinenler gibi oldu insanımız. Başlarındaki taç kabul ettiğimiz başörtüsü ile kral değilse bile bizim mahallenin kraliçeleri durumundaki başörtülülerin örtüyü istismar edip yozlaştırmasından dolayı “kraliçe çıplak!” diye bağırmayı göze alanlar olmazsa bu çıplaklık tüm toplumu mahvedecektir. “Öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (herkese yayılır ve hepinizi perişan eder). Bilin ki, Allah’ın azâbı şiddetlidir.” (8/Enfâl, 25)…

Ahmet Kalkan

GÜZEL YAZILAR kategorisinde yayınlandı. 106 Comments »

106 Yanıt to “Çeyrek Tesettür Gerçek Tesettüre Karşı ya da Başörtülü Çıplaklar!”

  1. Habibe Says:

    Bir de tesettur ayetinin son kismi olan ‘sakladiklari ziynetleri aciga vurmak icin ayaklarini yere vurmasinlar kismi’ var ki, pek az basortulu kadin sesi on bes metre oteden duyulan tak tak topuklu ayakkabi giymenin bu ayetin hilafina bir uygulama oldugunun, yani haram oldugunun farkinda.

  2. ayşe Says:

    başı kapalı kolları açık bir hanım rast geldi yol sordu başın kapalı kolların açık dedim olacak o kadar dedi ne diyecegimi şaşırdım

  3. mum damlaları Says:

    güzel tespitler ve güzel yazı.

  4. Toprak Says:

    Çiçek hanım maşaAllah yani pek orijinalsiniz. Yumurta çırpma seansınızla aklımda kalmıştınız, şimdi mutfak tesettürü daha bir orijinal geldi . . .

    • Sultan Says:

      🙂

    • Cahide Says:

      Çiçek hem bu kadar acımasız eleştirilerde bulunuyorsun ki bazılarını silmek zorunda kaldım, hem de bu sayfadan ayrılmıyorsun. Sadece hadis ve Ayet paylaşan sayfalar var. Ne kadar verimli oluyor, kimlere ulaşıyor onu bilemem ama, eğer bizi beğenmiyorsan o sayfalardan faydalanabilirsin kardeşim. Kendini resmen helak ettin. Yazık Ya Hu!

      • Toprak Says:

        Ves-selam .

      • Cahide Says:

        Kusura bakma ama sende bir ağırlık var sanırım Çiçek. Biraz silkelen kendine gel kardeşim. Seher vaktim bana kalsın. Ben sabahtan beri 2 ders dinledim. hem de yemeğimi ve evimin işlerini yaptım. Ayrıca pek çok yorum ve mail cevapladım. Bir tarif hazırlayıp fotoğraflarını bile çektim. Daha bu günün yarısıydı. Diğer yarısını da Rabbim bereketlendirsin, hayırlı işler yapmayı nasib eylesin. Amin 😉

        Sen gitme bir yere burada kal canım. Belki biraz daha hızlı olmayı, bir güne pek çok iş sığdırmayı da öğrenirsin 🙂

        • cicek Says:

          Yok gercekten hic bukadar bereketsiz birgun gecirmemistim.4.30sabah namazindan buyana uyanigim ama cidden ruhumun gidasiz kaldigini hissediyorum,dinledigim sohbettende birsey anlamadim,hocamin sohbetinde duymustum gereksiz seylerle zihninizi doldurmayin diyordu,siz tefsiri kimden dinlediniz,ne bereketli birgun gecirmisiniz msllh,acimasiz yazilarim icin helallik lutfen.tefsir tavsiye edeceginiz bir isim yazarsaniz sevinirm

          • Cahide Says:

            Helal olsun kardeşim. Ben Ali Küçük Hocayı, Abdurrahman ateşin tefsir derslerini daha çok dinliyorum

            • hatice Says:

              Allah razı olsun ablacım. Bende başka tefsir dersi dinlenecek hoca var mı diyordum. Telefona indirecektim ama kabul etmedi. Ali küçük hocanın derslerine baktım onlar da çok uzundu mp3 e çevirmedi. Abdurrahman Ateşin derslerine bakayım bir de.

  5. gül Says:

    selamun aleyküm ablacım .tesettür kenara itilmiş kalmış farzlardan . gecen gün carşıya indim Allahım nasıl bir müslüman ülkedeyiz boşuna mı verildi din için o canlar hepimizin üzerine o şehitlerin kanı bulaştı . cahiliye devrine döndük. avret yerini zor örten şortlar daracık minicik elbiseler güzelinden çirkinine yaşlısından gencine zayıf şişman demeden herkes çıplak ben kocamın yanında giyemem okadar yok gibi çok üzüldüm utandım korktum. ne aci gerçekten ki ben sizin eleştirdiğniz kapalılardanim çarşafım veya pardesüm yok en bolunu giyiyorum sadece herşeyin. şalımı başımi ve göğsümü örtecek sekilde bağlıyorum . ama ben de haddim olmayarak belkide çok kızıyorum alti deri tayt yuksek topuklar saç hörgüçlü birde kısa buluzla ne yapmaya çalıştığı belli olmayan kadınlara Rabbim başta bana olmak üzere herkese hidayet versin imanımızı tamamlasın bir daha mecbur kalmadıkça sokağa çıkmak istemiyorum açan günahta bakan da günahta Allah beni affetsin ama yazı hiç sevmiyorum artık kışın bari soğuk diye daha bir giyinik oluyor insanlar . erkeklerin işi daha zor kafanı çevirecek yer yok artık

    • gül Says:

      selamun aleyküm çicek hanim bende bazen yorumları paylaşımları okurken sizin gibi bazi kardeşlerimi kendime benzetiyorum .gerçi bir şekilde birbirimize benzemeseydik burada bu sayfa da olmazdik galiba:-) sevgiler

  6. Dua ile Says:

    Merhaba Cahide hanım size özelden mail yazamadim ama biradan bir ricada bulunmak istiyorum malum gençliğin gidisati iyi degil sizin yazılarınızı buradan birçok kisi okuyor bu vesileyle bir davranış modeli yaratabiliriz mesela bu siteye katılanların cogu anne ve cogu kolay yolu seçerek cocuğuna televizyon ve bilgisayari açarak aklımızda kendimize vakit kazandırıyoruz ama dikkat edersek su anki yozlaşmanın kaynağında teleizyon ve yanlış internet siteleri var buradan once televizyonla ise başlamalıyız evimizde televizyon icin belirli saat olmalı bana kalırsa televizyon evde hic olmamalı ama buna sicak bakmayanlar olabilir cocuklarımıza mümkün mertebede televizyon izletmeyelim bizimle mutfağa girsin kek hamurunu cirpsin masaya kasıkları çatalları koysun vs yanımızda olsun sohbet edelim onunla ona dini hikayeler anlatalım ilginc olanlarından ki dikkatini çeksin ,beraber kitap okuyalım ona dinimizi anlatalım eline telefon karşısına tv veya bilgisayar koyup onu mahfetmeyelim çünkü su anki şikayetçi olduğumuz nesilde bizim de kabahatimiz var bir noktada komşumuzu arkadasımızı bu sekilde bilinçlendirelim

  7. Dua ile Says:

    Yazınızın hepsini okuyamadim ama okuyabildigim kadarıyla toplumun kanayan bir yarasına deginmisiniz ben kapalı bir bayan değilim umarım Mevla’m birtin bana onu tam anlamıyla nasip eder üniversitede kapandım ama mezun olunca is bulamadım bundan 10 -15 yil once başörtüsünün en sorunlu zamanında icimde yarayan bir kanayla açılmak zorunda kaldım simdi esimin mizacı buna henüz hazır degil ve zamnini bekliyorum çünkü kapaliyken açılmak kadar ağır acı veren bir sey olamaz ama gunümüzde bazı kızlarımız ve bayanlarımız başörtüsünün degerini tam anlamış degil aksesuar olarak görmekte yolda giderken bazen biz bile dönüp bakıyoruz bu boyle olmamalı basortusundeki amac zaten dikkat cekmemek ama dekkat çekici parduseler eşarplar sallar altına platform ayakkabı ve eşsiz (!) makyaz bu basorululuk degil bazıları ise rengi ve darlığıyla vücudu saran kiyafet aileler cocukları zorla kapanmaya zorlamalı sevdirmeli cocuk veya genc icinden gelerek kapanmalı bence ve yine dini bilgi eksikliği iste bu kapanmak degil bazı kapalı arkadaslarımın da üslubu hoşuma gitmiyor tabi bu benim yapimla alakalı belki coguna normal gelebilir affınıza sığınırım bu konuda kapalı agzinda sakız ,dedikodu ve bayağı aciksacik konuşmalar yakistiramiyorum sadece kapalıya degil bir bayana yakistiramiyorum ya ben cok düzüm ya cok ayrıntılı dusunuyorum bir yaşadığım olayı anlatayım ben bir dershaneci öğretmenim ogrenciler malum dershanede rahat olma gayretindeler ama ben saygıyı öğrenmeleri icin biraz hassasim ortaokul grubunda makyaj ve abartı kıyafete izin vermiyorum cogu Veli’m buna kızıyor karışmayın diyor o zaman tabi bir sey diyemiyorum derste ve ogretmen karşısında sakız çiğnemenin yanlışlığına deginsemde bu zor vazgecirebildigim bir alışkanlık oldu bir gun yine sakız mevzusunda uyardığım bir sınıfın okul öğretmenleriyle karşılaştım cok iyi bir bayandi ama agzinda sakız ve kapalı olmasına rağmen pek ogretmen (benim kafamdaki sade kiyafet tarzına) gibi olmayan dikkat çekici kiyafet okuldan yeni çıktığını söyledi ama dedim ki içimden ben istedigim kadar cocukları uyarayım ben başka okuldaki başka derse cocuk kolayı seçer iste yeni nesile açığıyla kapalisiyla ornek olmalıyız Türkiye’de gençliğin gidisati cok kotu aile olarak onları bilinclendirmeliyiz ama sözle degil kendi davranışlarımızda dualrinizda yer almak dileğiyle

    • Zeynep Says:

      Size hak veriyorum.
      Yolda sakız çiğneyerek yürümek,yere tükürmek ve kahkahalar ile gülerek sesli konuşmak açık kapalı fark etmez hiç bir bayana yakışmıyor..erkeğe dâhi..

  8. bernamehlika Says:

    böyle yzaılar okurken küçükkken kursta öğrendiğim ilahi geliyor aklıma ”kabuksuz bir meyveyi yaratmamış rabbimiz
    sen bunlara bakıpta ibret alsana bacım
    bacım bacım gel bacım ,gel sende örtün bacım ”
    Allah örtümüzü layıkıyla taşıyanlardan eylesin .amin..

  9. Hakime Says:

    Ah ah o kadar onemli bir konu ki aslinda hepimiz tesetturumuzu gözden gecirmemiz lazim.
    Bende gayret ediyorum farz olan tesetturlu olmam icin. Ancak benimde hatalarim oluyo. Mesela Fransa’da yasadigim icin burda tam tesettur kiyafeti bulmak cok zor. Var oda sizin ornek verdiginiz gibi en son moda olanlar daha cok dikkat edici seyler onlardan almiyorum desem yalan olur aldim ama almamak icin gayret ediyorum… Ferace almak isterim ama yasadigim bolgede hic rastlamadim. Dedigim gibi burda bulmaya cok zorlaniyoruz. Ancak Turkiye’ye gidersek o zaman alabiliyoruz. Suan normal etek ve badi tarzinda giyiniyorum.
    Benim bir sorum var ailecek oturdugumuzda kayinlarim yaninda basortumu arkadan baglayabilir miyim? Kayinpederin yaninda olur diye biluyorum birde kayinlarin yaninda supheliyim. Beni aydinlatirsaniz sevinirim.
    Rabbim hepimize hakkiyla ortunmemizi ve kiz cocuklarimiza da nasip etsin. Amin

    • Hasret Says:

      Hakime hanım,
      Fransa da illaki arap giyim dükkanları vardır diğer ülkelerdeki ferace satımını onlar yapıyorlar. Hatta kızım danimarka da bugünlerde hem kızlarıma hem bize alacağını söyledi. Canlı bağlantıdan gördük gayet sadelerdi.

      Nur suresi 31 ayette mümin kadınlara hitap eder ve bu ayette kimlerin yanında mahremiyete izin vardır diye sıralar. Ayeti kopyaladık. Sizin değiminizle kayınlar namahremdir onların yanında mahremlerinizin yanonda olduğu gibi serbestlik yoktur. Çünkü kayınlarınıza nikah düşüyor.

      31-Mü’min kadınlara da söyle: “Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah’a tevbe edin ey mü’minler, umulur ki felah bulursunuz.”

      • cicek Says:

        Bende viyanada yasiyorum,burada pardesu gibi seyler giymek cok zor hele birde yazin 40derecelik sicakta herkesin mayoyla gezdigi bir ulkede.bizde elimizden geldigi kadar diz altina kadar uzun giyinmeye calisiyoruz,renkli yerine pastel kiyafetler tercih ediyoruz.hic birimiz dort dortluk islama uyamiyoruz allahin rahmeti merhameti genis,rabbim affetsin,kimi mutfaginin tesetturunu aciga verir Kimi yaptigi yemegi pastayi sergiler,Kimi blogdan reklam karsiliginda tencere Vs alir,Kimi koku surunmeden nefes alamiyor gibi hisseder,dedimya hicbirimiz dortdortluk degiliz,elimizden geldigince rabbimin emrine itaat etmeye calusiyoeuz,hatalarimizin oldugu yerde rabbimizin merhametine siginiyoruz

        • Cahide Says:

          Ben de yazın 50 dereceyi bulan yerlerde yaşadım. Fakat hiç bir zaman tesetürümden ödün vermedim. Bu bir bahane değil. Elimizde olmayan hususlar için elbette Rabbimizin affını umarız fakat bile isteye günah işleyip, aman canım nasıl olsa Allah affeder demek Mümince bir davranış olamaz.

          Ayrıca çeşit çeşit işler yapıyor olabiliriz. Önemli olan yaptığımız işlerin Allah’ın yasakladığı işlerden olmamasıdır. Benim tencere reklamı yapmamla, senin diz altı etek giyip bacaklarını göstermeni aynı kefeye koyacak kadar cahil olamayız değil mi Çiçekciğim?

          • Ummu Hamza Says:

            Arap ülkeleri buradan kat kat sıcakken iyi bari oradaki bayanlar sıcaktan ölmüyorlar (!)

            • Cahide Says:

              Eee, cemalnur sargut’u dinleyip rehber edinirlerse olacağı budur işte. Kadın başörtüsünün farz olmadığını söylüyor ve gayet modern giyiniyor. Ama “Allah sevgisi” lafı, ağzından düşürmediği sakızı! Sevsinler!

        • Ummu Hamza Says:

          çiçek kardeşim mutfağın tesettürünü açığa vermek ne demek tam olarak?anlamadım da

        • Esra Says:

          Çiçek hanım mutfak tesettürü ne demek??

          • esracalisici Says:

            İnsan dînin farzlarının önceliğini ve önemini idrak edemeyince böyle bocalayabiliyor demek.Dinlediğiniz hoca doğru şeyler söylemiş.Haram olan gıybete,haram olan bakışlara fırsat vermemek için göze ve kulağa tesettür benzetmesi yapmış.Sizin dediğinize gelince nefis tesettürü olmaz.Nefis terbiyesi olur.
            Anlaşılan sizin amacınız bu sayfadan istifade etmek değil.Gittikçe batıyorsunuz çiçek hanım.Bence kendinizi daha fazla ele vermeyin.

            Esra CALISICI

            • cicek Says:

              Esra kardesimize cevabimdir, burda dinimin farzlerini biliyorum diye gururlanmayacagim,dedimya allahin merhameti sonsuz,tesettursuz calismak zorunda kalipta vijdan azabi ceken kardeslerimiz allh katinda bizden bin katli degerlidir eminim,nefis terbiyesine gelince ilk asama terbiye edersin sonra onada tesettur giydirirsin,ruhunla dusun kardesim herseyi bedene indirgeme.

              • Esra Says:

                İlmimizle değil amelimizle hesaba çekileceğiz çiçek hanım.

              • Procrastinate222 Says:

                Peki tesettüründen taviz vermediği için dünyalıkları reddedenler Allah katında ne kadar değerlidir?
                Sadece tesettürsüz olanlar mı iş bulabiliyor bu dünyada? Artık kamuda bile serbest.
                Bence siz hocalarınızı tez zamanda değiştirin.
                Nefsini Allah’ın emir ve yasaklarına itaat ettirmeyen bir nefis terbiyesi olur mu ya? Önce Allah’ın emir ve yasaklarına uyulur. Allah’ın dediğini yapmayacaksak kimin dinini yaşıyor oluruz acaba?
                Yarım doktor candan, yarım hoca imandan eder Allah korusun ya…

        • Belgin Says:

          Ey insanlar, haberiniz olsun ki, Allah’ın va’di muhakkak gerçektir; sakın o dünya hayatı sizi aldatmasın ve sakın o aldatıcı şeytan, sizi Allah’a karşı aldatmasın!
          Fatır Suresi 5
          “Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının! Öyle bir günden çekinin ki o gün hiçbir baba evladına asla fayda veremez, evlat da babasına fayda sağlayamaz. Allah’ın vâdi elbette gerçektir. O halde sizi dünya aldatmasın ve çok hilekâr şeytan da sizi Allah ile aldatmasın, Allah’ın affına güvendirmesin!” (Lokman, 31/33)

        • Ahlu Sunnah Says:

          Viyana nin sicaģı neki ? ? Kardeşim , bende viyanada yaşiyorum 18 yaşimda çarşaf giymeye ve peçe takmaya başladım eldiven bile takiyorum ve birkere bile elimin terlediğini hatirlamiyorum bir bucuk sene bu şekilde dişarı cikiyorum ve inan mayoyla gezenlerden cok daha serin hissediyorum kendimi . Kendini Allah’a adarsan , Asla zorlanmassin Rabbim bizlere o Sabrı veriyor ve hiç zorlanmiyoruz Alhamdulillah ..

          Mayolulari dikkatin cektiği burda birsürü peçeli kardeşlerimiz de dikkati ni çekmedi mi canim ?

  10. Gülnihal Says:

    Çok güzel bir yazı .Bize ulaştıranlardan Allah razı olsun .

  11. hülyamız=) Says:

    ilk fırsatta oturup bu faydalı yazıyı okudum. her bayanın okumasını tavsiye ederim. kaleme alan kişiden ve bizimde okumamıza vesile olan kişilerden Rabbim razı olsun. Allah kolaylık versin cahideciğim.

  12. Hilalll Says:

    Elhmd….cok hassas hassas olduğu kadarda muslumanlar tarafindan gozardi edilen bir konu. Rabbim bu satırları yeniden okumamiza vesile olanlardan razi olsun

  13. gülaykahvekeyfi Says:

    cahidem ben seni tanıdığımdan beri günlük hayatta önemsiz görülen o kadar çok günahlarımı terkettim ki enes bin malikin de dediği gibi bazı alışkanlıkları tüy gibi hafif görmekten dolayı mesela kaş aldırmayı bıraktım ssaçımı kadın kuaförüne kestiriyorum bazı biatlerden vazgeçtim daha çok var parmüm falan sıkmam dışarı giderken sen bize rabbimizin bir lütufusun

  14. Tuba özdemir Says:

    Gercekten harika bir yazi olmus. Umarim insanlar ogut alirlar…

  15. gurbetci Says:

    Çok güzel yazı gerçekten…bi arkadaşımı topuzuna dikkat etmesi konusunda uyardım bana saymadık laf bırakmadı diyorum kardeşim hadis var herşeyin bi ölçüsü var cevap aynen şöyleydi “ben hadiside bilirim ölçümüde”dedi…yani kimseyede birşey denmiyoki artık herkez herşeyi biliyor güya…Allah doğru yoldan ayırmasın…

  16. Sultan Says:

    Ablacığım namazlı abdestli üst komşumun bugün birdenbire benden daha güzel kapanmış olduğunu görünce o kadar sevindim ki anlatamam.çok samimi olmadığımız halde sarılıp tebrik ettim 🙂 öyle sevindim ki kızım kapanmış gibi Rabbim evlatlarımıza hidayet nasip etsin biizleri ve onları doğru yoldan ayırmasın amin…

  17. Sümeyrana Says:

    Ayy nedesem bilmiyorum milletin hali perişan ya çok güzel bir yazı rabbim yaşamayı nasip etsin korkar oldum ya kızım büyüyor çok korkuyorum allah esirgesin çocuklarimizi bu gidişat nereye ne alacak kız kaldi ne verecek annem kiz arıyor millet gülüyor herşey anormal oldu ya temiz hayalı takvalı bir kiz ariyo millete tuhaf geliyo noldu bize ne bu halimiz ya söyleyecek okadar çok şey varki allah sonumuzu hayır etsin burda almanyada papalar bir açıklama yapmiş türk kizlariyla hristiyanlarin farki kalmadi boynunuza bir haç takın da ayirt edilsin demiş çok üzücü ayrıca kadınların çalışmasina karşiyim maddi özgürlük diye milleti kandirdilar hem evde hem dışarıda kadinlar rezil çocuklar rezil allah neslimizi çocuklarımızı korusun islami terbiye üzere hakkiyla yaşamayı nasip etsin

  18. Hilal Says:

    Cahide Hanım yazıyı çok beğendim.Sizi sürekli takip ediyorum ama yazamıyorum.Lütfen yanlış anlamayın sizi özel birşey soracağım acaba pardesü mü giyiyorsunuz çarşaf mı?Sizi bazen rüyamda görüyorüm ve çok merak ediyorum.Allaha emanet olun.

  19. Sevdenur Says:

    Yazının yarısını okudum, devamını sonra okuyacağım inşaAllah ve çok beğendim net bir şekilde yazılmış. Haklı yazan.

  20. gokce Says:

    SA,
    tek sorumlusu erkekler: kocalar, babalar….

    • Hasret Says:

      Aleykum selam Gökçe cim
      O kocaları babaları yani erkekleri doğuranda bir anne yani bir kadın
      Rabbimiz kadına kendini koru dedi erkeğe bakışını indir dedi ve daha nice korunmaları emretti değil mi güzel kardeşim

      • Cahide Says:

        Mailden cevap veremedim. Yazıyı bana gönderdiğin için Allah razı olsun Hasretim…

        • Belgin Says:

          Hasretcim ve Cahidem Allah razı olsun bu yazıyı bizlere ulaştırmaya vesile olduğunuz için.Ne kadar güzel anlatılmış,Allah razı olsun hocadan,günümüz sözde tesettürlüleri.Rabbim sonumuzu hayr etsin amiin.
          Hasretim dün aklımdaydın ama aramayı unuttum hakkını helal et canım,İnşaAllah haftaya Perşembe ye unutmayayım ))Allah’a emanet olun kardeşlerim.

          • Hasret Says:

            Kalp kalbe karşıymış aklıma geldi lakin Allahu Ekbar dedi şehadete geçmişti ki neyse dedim haftaya artık inşaAllah
            Ha merak edenler için bizim Konya da her perşembe ikindi ezanı ve yatsı ezanını okuyan muezzinin ezanını dineltmek
            Rabbimiz ne kadar güzel bahşetmiş o kadar içten ve güzel okuyor ki etkilenmemk elde değil .

    • gül Says:

      katiliyorum erkekler kadinlari ve kizlarini yönetmeli terbiye etmeli

  21. ehlihadis8885 Says:

    esselemu aleykum ablam.artik internete sıkça giremiyecem.Vatsap numaram kendilerinde olan arkadaşlar benimle yeniden irtibata geçin.numaralarınız bi hata sonucu silinmiş.

    Allah yazardan razı olsun.Gunahlarını af etsin.Guzel bir yazı.Yazının uslubunu serapın uslubuna benzetdim.O kadar da emin idim ki Yazarın serap olduguna.))))

    Yazının şu pardesu oluşuna 100 şahit istenen mont kısmını okuyunca sesli güldüm.)))Yazar bazilarinin düşundüğü gibi hiç de itici yazmamış.Allah hidayet etmek istediği kimseye bu yazıyla da hiayet eder!Saptırdıgı kimse ise karşısına Uhud dağını altin olarak çikarsalar bile o yine de yaptıgını bırakmaz!

    Esselemu aleykum.

    • Cahide Says:

      Ve aleykumselam canım kardeşim, ben de watshapı kaldırdım. Zamanım olmadığı için mesajlara bakamıyordum. Kimsenin hakkına girmek istemedim.

      Bu yazının uslubunda ne varmış ben de anlamadım. Yıllardır yumuşak hocalar hoşgörülü sohbetler verdilerde ne oldu? Sokaklar örtülü çıplaklarla dolu. Bedenlerini şehvet putuna çevirmiş kadınlarla dolu. Onlar sadece bizi değil, Allah’ı da kandırmaya çalışıyorlar!

      Enes b. Malik diyor ki: “Sizler gözünüzde tüyden daha hafif gördüğünüz birtakım işler yapıyorsunuz.Biz bunları Rasulullah zamanında helaka götüren şeylerden sayardık.”

      • Hasret Says:

        Kılı kırk yardılar.
        Bir ayrıntıyı düşmek istiyoruz Ahmet Kalkan ı geçen sene Konya nın yerel radyosu isra fm den tanıdık o günden beri takipteyiz kuran kavramları kitabından faideleniyoruz.
        Iphoneu telefona Store’den indirdik çok faideli oldu. Elhamdulillah.

        Şimdi tesettür konusunda kadınlar çok tartışırlar işte erkeklerin gözünden bir de dinleseler nasıl rezil olduklarını anlasalar.
        Rabbimiz hakkıyla amel edenlerden testtüre bürünenlereen kılsın.
        Çok teşekkür ederim Cahide’m 🌸🌸🌸🌸
        Fi emanillah

      • Fatma gul Says:

        Çok haklisiz artik yumsak haca deyil asil gercekleri gormemiz duymamiz gerek isteyen istediğini aliyo Rabbim doğru öğrenip vefe en önemlisi amal etmeyi hepimize nasip etsin .Amin Esselamun aleykum

  22. dilek Says:

    Az önce dışarıdan geldim.Otobüsteyken durakta bekleyen bir kadın gördüm.40-45 yaşlarında eşarbını düzgünce bağlamıştı.Dizi boyunda etek giymişti.İlk önce anlayamadım bakıp kafamı çevirdim sonra anlık bir şaşkınlıkla tekrar dönünce şokk şokk oldum.Nasıl yani olamaz diye.Bayan ona baktığımı fark etti kafasını çevirdi.(Bende normalde asla ama asla insanlara dönüp bakmam…)İçimden dedimki gözlerimi ayırmayacağım ve rahatsız olsun bu bayan ve belki bir daha giymez.Bayan yine bana baktı ben ona 🙂 bir eşarba bir altına baktım rahatsız oldu eminim buna(Günaha girdim mi onuda bilmiyorum gerçi :)İlk aklıma siz geldiniz Cahide hanım.İçimi dökmek istedim size.Nereye gidiyor bu insanlar 😦 Çok acı…

  23. GÜL Says:

    Yazarın söylediklerine katılıyorum.Rabbim en sevdiği şekilde olmamızı nasip eylesin hepimize…

  24. fatmanur Says:

    Bende tesetturume dikkat eden birisiyim.guzel kokuyu severim cesit cesit parfumlerim vardir disari giderken kullanmamaya calisirim,nasil olduysa arap komsum kokuyu hissetmis kadinin disarda koku kullanmasi haram dedi bende evde surdugumu soyledim rabbim niyetimi biliyor amacim kimsenin diu.U.kkatini cekmek degil,bazen parfumeriletden deneme amacli koku suruyorum ama sadece denemek icin maksadim kimsenin dikkatini cekmek degil bu durumda gunaha girermiyim acaba?rabbim bilir

    • Ummu Hamza Says:

      Kardeşim, ameller niyetlere göredir hadisinin açıklamasında hatırladığım kadarıyla bunun mübah işleri kapsadığı yazıyordu, yani bizzat haramlarda değil,Allah ın haram kıldığı bir şeyi iyi niyetle yapamıyoruz, bildiğimiz gibi dışarı çıkarken kokulanmak bize yasaklanmış bir davranış dinimizce, bunun için dışarı çıkarken koku sürdüğünüz kısmınızı iyice yıkayıp kokuyu giderebilirsiniz veya koku sinmiş kıyafetinizi sinmemiş olanla değiştirebilirsiniz:) dışarıda da burnunuzla kokladığınızda da az çok anlaşılacaktır kokusu veya uygun, erkeksiz bir ortamda deniyorsanız bileğinize hemen oracıkta kokuyu bir ıslak mendille giderebilirsiniz diye geldi aklıma ama?

      • fatmanur Says:

        Guzel koku bana cenneti ve peygamberimizi hatirrlatir,temiz hava alacagim zaman surdugum koku ruzgar vurdukca daha bir guzel yansir ve peygamberimi daha cok ozledigimi hissederim.balkona cikarken surunurum kokularimi,disari cikarkende azicik burnumun ucuna sursem nolacak sanki zaten ben erkeklerin yanindan bile gecmem gecsemde ne bakarim nede farkederim.

        • Ummu Hamza Says:

          soruş amacınızın durumu öğrenmek olduğunu sanmıştım, tartışmayacağım, selametle:)

          Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
          “Her göz yabancı bir kadına bakarak göz zinası işlemiştir. Bir kadın da güzel kokular sürünerek erkeklerin yanından geçerse o da aynen bakan erkekler gibi zina etmiş gibidir.” (Tirmizî, Edeb, 35; Ebû Davud, Tereccül, 7)

          “Kadın, sokağa çıkarken koku sürünmesin.” (Müslim)

          Ebû Hureyre -radıyallâhu anh- da, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-‘in şöyle buyurduğunu rivâyet etmiştir:
          “Allâh’ın kadın kullarını, Allâh’ın mescidlerinden men etmeyin (namaza gelmelerine engel olmayın). Fakat onlar da süslenmemiş ve koku sürünmemiş olarak câmiye gelsinler.” (Ebû Dâvud, Salât, 52)

          Âişe Vâlidemiz, kendi devrindeki kadınların mescide giderken süslenme, koku sürünme ve güzel elbiseler giyinme gibi hâllerini görünce rahatsız olmuş ve bunu şöyle dile getirmiştir:
          “Eğer Allâh’ın Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- kendinden sonra şu kadınların ne yaptıklarını görseydi, (namaz için de olsa) onların evlerinden dışarı çıkmasını yasaklardı!..” (Buhârî, Ezân, 163; Müslim, Salât, 144)

          • Cahide Says:

            kendi kendimizi kandırmada, açık kapılar aramada üstümüze yok maalesef. Kokuyu burnuna da sürsen, mutlaka koku başkalarına ulaşıyor. Hele balkona çıkınca… Komşumun sigarayla karışık parfüm kokusunu almaktan tiksinmiş biri olarak, rica ediyorum. lütfen balkonlara da koku sürüp çıkmayın!

            • Sultan Says:

              ah! o sigara kokusu,parfüm kokusu migrenime sebep 😦

            • Belgin Says:

              Aynen Cahidem sigarayla karışık açık havada bile bozuyor,burnumu kapatıp öyle geçiyorum yanımdan biri bu şekilde geçse. Beni ve eşimi parfüm kokusu çok bozuyor.Hem domuz yağı falan kullanılmadığı ne malumçEn pahalı parfümlere para verenlere hayret ediyorum.Kremdeki bile çok rahatsız ediyor.Bir de hac kokusu diye umreye hacca gidenler getiriyor ,sanki oralardan geldi mubah anlayışı insanlarımızda ((((Bir de kozmetik ürünlerle ilgili bulduğum bir yazıyı paylaşmak istiyorum
              Kozmetik ürünlerde,istenen özelliklere göre hammaddeler ve katkı maddeleri kullanılır.Bunlar,yağlayıcılar,nemlendiriciler,koruyucular,antioksidanlar,farmasatik ajanlar,polimerler,boya maddeleri,koku verici maddeler,karışımı homojenleştirici,Koyulaştırıcı ve emülsiyonlayıcı maddelerdir.

              Kozmetiklerin üretiminde kullanılan ham ve katkı maddelerinin uzun araştırmalar sonucu bugün ortaya çıkan tabloda Astım,Alerji,Cilt Döküntüleri ve Cilt, Meme, Rahim ve Yumurtalık Kanseri riskinin oluşabildiği görüldüğü için üzerinde uzun uzun durulmasını gerektirmiştir.

              Kozmetikler,insanların günlük bakım alışkanlıklarında önemli bir yer tutmaktadır.Vasat bir kimse hergün enaz birkaç kozmetik ürünü kullanmaktadır.Bunlar da;kokular,deodorantlar,sabunlar,şampuanlar,diş macunları,saç bakım ürünleri,krem ve benzeri ürünlerdir.

              İnsanların çoğunluğu,bu ürünlerden kaynaklanan çok az problemle karşılaştığını düşünür.Ancak,Dermatologlar bu düşünceye iştirak etmiyorlar.Bazı problemler,ilk birkaç kullanımdan sonra oluşabildiği halde,kullanımdan yıllar sonra da ortaya çıkabilmektedir.Bu sebeple,insanların çoğu problemin hangi üründen oluştuğunu bilemez.

              İşte uzmanların tesbitleri:

              İngiliz uzmanlar,makyaj malzemelerinin,saç boyalarının,şampuan ve parfümlerin içindeki kimyasalların deriden kana geçip tüm hücrelere ulaştığını ve yıllar sonra kansere neden olduğunu belirtiyorlar.

              İngiltere?nin önemli hastanelerinden Breakspear Hospital?in uzmanları Dr.Samuel Epstein ile Kim Erickson?un araştırmalarına göre şu anda dünyada kullanılan tüm makyaj malzemeleri,şampuan ve saç spreyleri tehlikeli oranda kanser oluşturma riski taşıyor.Araştırmaya göre,makyaj malzemesinde bulunan kömür katranı,fenilediamin, benzen,formaldehit gibi kimyasallar uzun yıllar kullanıldıkları zaman kansere yol açıyor.

              AB?de bir başka uzman gurubuna göre;güneş kremleri ve nemlendiricilerde kullanılmasına izin verilmiş Metilbrom glutaronil kimyasal maddesinin ciltte şişme,kaşınma ve ağrılı deri yanmalarına yol açtığını,alerjik reaksiyonları artırdığını ifade etmektedirler.AB verilerine göre bu kimyasala alerjisi olan egzamalı kişilerin sayısında 1991?den 2000?e kadar %400 artış gösterdiği ortaya çıkmıştır.

              ABD?de kozmetikler üzerinde çalışan bir Enstitü?nün 3000?e yakın kozmetikte kullanılan katkı maddeleri üzerinde yaptığı araştırmaya göre 884?nün zehirleme yaptığı,

              146 sının tümör oluşturduğu,

              218 inin üreme bozukluğuna sebep olduğu,

              314 ünün mutasyona sebep olduğu,

              376 sının da deri ve göz rahatsızlıklarına sebep olduğu ortaya çıkmıştır

              Yine ABD?de yapılan klinik çalışmalarda,saç boyası,şampuan,parfüm gibi kozmetik ürünleri yoğun bir şekilde kullanan hanımların 10 yıl gibi bir zaman sürecinin sonunda mesane,meme ve lösemi kanserine yakalanma riski,bu maddeleri kullanmayan hanımlara kıyasla %70 daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır.Benzer araştırmaların sonucunda kozmetik ürünleri kullanan hanımlarda sinir bozuklukları,alerjik reaksiyonlar,astım ve doğum kusurlarının oluştuğu bulgularına ulaşılmıştır.

              Cilde sürülen kremler,saç için kullanılan boyalar ve çeşitli saç spreyleri,rujlar,pudralar,kirpik ve kaşlar için kullanılan rimeller,maskaralar,göz çevresine sürülen fondatenler,saç ve vücut temizliği için kullanılan şampuanlar,parfümler ve sprey şeklindeki kokular gerek ciltten emilerek,gerek solunum yolu ile vücut bünyesine girmekte,kana karışarak bu maddeleri oluşturan zararlı kimyevi maddeler vücutta sözü geçen tahribatları zaman içerisinde meydana getirebilmektedir.Bu risk sadece kullanıcı hanımlarla da sınırlı değildir.Bilhassa kozmetiklerle uğraşan,kuaförlerde çalışan insanlar da bu risk altında bulunmaktadır.

              Güney Kaliforniya Üniversitesinde 2001?de yapılan bir araştırmaya göre; en az 15yıl süre ile ayda bir saçını boyamış bir insanın,diğer insanlara göre 3 misli daha fazla mesane kanserine yakalanma riski taşıdığı ortaya çıkmıştır.Yılda bir ila dört defa saçını boyayan hanımlar,hiç boya kullanmayan hanımlara oranla %70 daha fazla yumurtalık ve meme kanseri riski taşımaktadırlar.Aynı araştırmaya göre,kuaförde saç boyama işini yapan insanların,boya kullanmayan insanlara göre 5 misli mesane kanseri riski taşıdığı ortaya çıkmıştır.Ayrıca yüz cildi için piyasaya sürülen ürünlerin pek çoğunun,çok daha kısa zamanda yüz cildini pörsümüş,kırışmış ve matlaşmış bir hale getirmektedir.

              Ticari ihtirasların alabildiğine kamçıladığı reklamların yaldızlı parıltıları altında masum görüntüdeki kozmetik ürünlerin gerçek yüzü Dermatoloji kliniklerinde ve laboratuarında ortaya çıkartılmaktadır.Bütün bunlara ek olarak kozmetiklerde kullanılan katkı maddelerinin önemli bir kısmının hayvansal kökenli olmaları sebebi ile deli dana riskinin bulunması,bunun yanında Müslümanlar için haram olma riskinin de bulunması gözardı edilmemelidir.Daha da ilri boyutlara götürdüğümüz taktirde,insan ve hayvan ceninleri,doğum artıkları,plasentalar ve sperm hücreleri vs. nin de kullanıldığı bu müstahzarlara Müslümanların çok dikkatle yaklaşmaları gerekir.

              • Nupelda Says:

                Selamun aleykum kardeşlerim,ablalarım:)Cumanız hayırlı bereketli olsun..

                Çeyrek tesettürden sayılan kıyafetler,diğerlerine nazaran daha pahalı oluyor.Günaha sokarken bile,ucuza sokmuyorlar:/
                Yazıyı çok beğendim.Her cümlesine hak verdim.Rabbim herkese razı olacağı tesettüre bürünmeyi nasip etsin..

                Belgin ablacım;yazı için Allah razı olsun:)Gerçekten makyaj yapmayı bırakalı,yüzümün temizlendiğini gördüm.Şikayet ettiğim ne varsa sanki kayboldu.
                Şampuanlar zararlıysa,çocuklar ve kendimiz için ne kullanacağız?
                Bir de cilt kuruluğuna kullandığımız nemlendiriciler,onların alternatifi ne olabilir..?

                • Belgin Says:

                  Aleykum selam Nupelda kardeşim, âmin ecmain canım. Bizler burada yurt dışında olanlar fabrikalara mail atıyoruz ürünleri hakkında.Canım hatırlayamadım Türkiye de misin yoksa yurt dışında mı? Eğer Türkiyede isen helal kozmetik ürünleri şampuanların olduğu link vereyim
                  https://www.helalsitesi.com/k-naturalive_beauty-3248.html
                  İnşaAllah dedikleri gibi helaldir.Evde hazırlanabilen kuru ciltlere nemlendirici olarak sanki bir ara arkadaşların önerileri vardı hatırlayamadım(((tekrar yazabilme imkanları varsa çok iyi olur.Selametle canım.

              • Nupelda Says:

                Evet ablacım Türkiye’deyim:)Bu siteden birkaç şey almıştım.Şampuanlarına da bakayım.
                Aslında zeytinyağı kullanıyorum fakat rahatsız ediyor:/Alternatif olabilecek bir kaç şey okudum netten,güvenemedim..
                Cevabın için sağol ablacım:)Allah’aemanet ol..

          • cici kuş Says:

            Saygıdeğer ümmü hamza kardeşim yorumlarını imrenerek okuyorum. Cahide ablam ve birçok kıymetli abla gibi herkese yardımcı olmaya çalışıyorsun. Sizleri belki de bu yüzden görmeden seviyorum. Ne olur kimsenin sizi kırılmasına izin vermeyin iyi yürekli ablalarım. Hayırlı cumalar 😊💜💚❤

            • Ummu Hamza Says:

              Allah razı olsun güzel düşüncelerin için kardeşim, Rabbim beni içimle dışımla bildiğinden de iyi etsin. Rabbim bendeki fazla hassaslığı da alsın ki kolay kırılmayayım, Cahide ablanın dediği gibi her şeye kırılırsak nasıl ihvan olacağız?:) Hayırlı nurlu Cumalar cici kardeşim 💜💚❤

  25. Abdullah elif Says:

    Oku oku ancak bitti.
    Süslü kapalilardan degilim.
    Pekte beceremem suslenmeyi
    Ne evde ne disarida.
    Bizi annemiz babamiz oyle yetiştirdiki
    Renkli süslü giymeye cocukken bile taranip oynamaya cikmaya utanirdik.
    Kız süslenmiş diyecekler diye korkardik.
    Arkadaşımın biri bana kadin gibi yani yasli annem gibi giyindigimi söylemişti oyle tuhaf olmuştum ki.
    Cocugum ama babam bi kere bana .
    Istedigim defter kaplamasi bile almadı.
    Cocuksun cicekli bebekli pembeli şeylere haves edersin
    O gidip dümdüz mavi kabuk aldi bana.
    Sanirim daha fidan cimlenirken basliyor bu isler.
    10 yasina gelduginde gec kaliyor.
    Utanma duygusu
    Allah sevgisi
    Cehennem korkusu
    Ufakken asilanan bedenler
    Ömür boyu unutmuyor bunlari.

    Simdi imkanlar ve rahatliklar artti ama
    Cok şey azaldi.
    Sevgi saygi
    Allah rızası.
    Hepimumiz simdi daha cok keyfimizi dusunur olduk.
    Dusunmeyi düşündürmeyi
    Yargilamayi
    Yanlislari duZeltmeyi
    Unuttuk.
    Rahatimiza geldi
    Elden bize ne dedik.
    Her koyun kendi bacağından asilir anlayisi ile çevremizde
    Semtimizde olanlara ses cikarmadik.
    Ama o koyun asildigi yerde cururken
    Tum Civara tum yuvalara rahatsizlik verir
    Kurtcuklari etrafa yayilir sinekler artar
    Bunlari hesap edemedik.
    Isi azken temizlemedik.
    Simdi isimiZ daha zor.

    Ele karsi ustun ve guzel olacamderken
    Allahi azabini bizden oncekilerin basina gelenleri unuttuk.

    Allah yardımcımız olsun
    Ilim irfan ahlak haya iman
    Islam aşkı
    Resulullah sevgisi versin
    Gonullerimize.
    Ona yakinlastirsin
    Uzaklastirmasin.
    Onun
    Resulünun razi olacağı kullardan olmayi nasip etsin.
    Azabından şeytan serrinden
    Kotu huy ve kotu arkadaştan
    Korusun.
    Inşallah

    • GÜL Says:

      Mükemmel bir anlatım içtenlikle kaleme alınmış.Bir kez daha okuyacağım bayıldım doğrusu…

    • nur Says:

      evet bahsettıgınız seyler guzel ama ufak bi cocuga pembeli cicili bicili seyler almanın nesi sakıncalı anlamadım renkleride Allah yarattı degılmı sımdı dıceksınız seytanıda Allah yarattı ama bazı seyleri dengede tutmanın daha cok yararlı olacagına ınanıyorum ufacık bi cocuga kaldıramayacagı seylerı yuklememek lazım

  26. sümeyye Says:

    Yazdiklarimiz çok doğru ama söyleminiz çok ötekilestirici. Bahsettiğiniz şekilde giyenlere bu yazınizinın bir faydası olur mu sizce sadece olmasigereken şekilde giyinen kisiler onaylanmış olur. Diğer yorumlardan da öyle anlaşılıyor zaten.

    • Cahide Says:

      Yazı Ahmet kalkan’a aittir.

      • Ayşeee Says:

        Yazının size ait olmadığının farkındayız da Cahide Hanım, onaylıyorsunuz ki yayınladınız. Yazı onun tercihi ama yayınlamakla siz de tercihinizi belli ediyorsunuz. Bu sözlerden etkilenecek çeyrek tesettürlü olduğuna hiç inanmıyorum. Hem burası bir yemek bloğu değil miydi? Bu kadar uzun yazıya….

        • Cahide Says:

          Orası doğru tabi. Yazıyı onayladım ki yayınladım. Hatta yazıyı çok çok beğendim. Allah Ahmed Kalkan’dan razı olsun. Bu tür yazıların kimlere ne şekilde etki ettiğini Rabbim gösteriyor hamdolsun. Bütün mailleri paylaşma imkanım olsaydı ne iyi olurdu. Ayrıca hiç bir zaman bu sitenin bir yemek sitesi olduğunu iddia etmedim. Sevgilerimle

    • Ummu Hamza Says:

      Neden faydası olmayacak? Elbet öyle olup da durumundan rahatsız olan ve bu da çevresince -böyle gayet iyisin, gençsin- lerle vicdanı bastırılan insan, genç kız sayısı da hiç az değil. Elbet rahatsız yüreklere dokunacaktır, çoğu zaman rahatsızlıklar, üzüntülerle geliyor rahmet ve nimet, ne mutlu tesettürü dert edip üzüntü çekenlere, Rabbim onların yardımcısı olsun. Fayda her zaman sırf müjdelemekte pohpohlamakta olsaydı sözüm ona tebliğ için üniversite yollarını aşındıranların vesilesiyle herkes tesettürlü olurdu?

    • Hasret Says:

      Rabbimiz tesettürü ötekileştirmemişken bizler kim oluyoruz kardeşim.
      Bu Rabbimizin kesin emridir Ahmet Kalkan bey de günümüzdeki cevrenin etkisiyle de dile getirmiş. Okumaya değdi hatta ne oldu biliyor musunuz. Ferace giyiniyorduk vucüt hatlarımız belli değil lakin rüzgarda etkileniyorduk emin olun kaç zamandır rahatsızdım lakin bu yazıda karar verdik artık o şekilde giyilmeyecek inşaAllah!
      Fi emanilah

      • Cahide Says:

        Benim eşarbım oldukça büyük fakat bende feraceyi değiştirmek biraz daha kalın kumaştan diktirmek veya bulabilirsem almak istiyorum.

        • Procrastinate222 Says:

          Ferace almak da bir dert oldu artık Cahide abla! İstanbul’a gittiğimde aradım taradım, bir de ne göreyim, onu da rezil etmişler, her tarafı taşlı tuşlu, düz bir feraceyi zor buldum.

    • Procrastinate222 Says:

      Tesettüre riayet etmeyenler, gerçek tesettürü bilmediği için mi, yoksa nefsine laf geçirip doğrusunu yapamadığı için mi bu şekilde acaba? Tabi ki ikincisi… Bize verilen hayatta iki seçenek var, isteyen istediğini yapar, ahirette de ne ekerse onu biçer. Ötekileştirmeye falan girmeye gerek yok yani. Doğrusunu yapan Allah’ın dediğini yapıyor, ötesini yapan kendi bilir.

  27. Fatma gul Says:

    Allah razi olsun kardesim öyle güzel anlatmişinizki MaşaAllah .Berde arkadaş misafirliğinde alilece birlikte oturulup sohbetler ediliyor ya ah o benim bacim ne olur canim sende oğlum sayilir onlarnan biz senelerden beri komşuyuz komşu deyil abi baciyiz yani anlayacaniz hepinizinde bildigi aci ama gercek kadin arkadasinin eşine kardasim erkek arkadasinin hanimina bacim bi guzelde baci kardas oluyorlarya espiri şaka sanki öz kardese yapiliyo ha öz kardesbile olsa herseyin adabi ölcusu olur nasil bi baba kiz anne oğul dede torun ve ve akrabalarda bile edebi bişekide oturulacaksa yabancilarin yaninda dusunmek lazim sonra duyuyoruz yillardir dostu bunlar bibirinden ayri yedikleri ictikleri birdi nolmus birbirlerimin esleriyle zina yani madur olana bakin iki evdede baci kardaslardi nasil olduda simdi kari koca oluyorlar bi evde kadin obur evde erkek madur hani nerde haremlik selamlik bu yazdiğim gercek oldu çevemde bu aileler zamaninda birbirlerinin eslerine şakalar espiri ler yapip ya sizde hangi zaman yasiyorsunuz ayri ayri olurmu diyenlerdi noldu ha dellerki kalbi kotuyse ayrida otursan olurmus sen kahkalarla otur cilveli giyimler kanusmalar gozukmeyenle yan yana oturan ayni olur neyse bu konu icimi acitiyo .Sizden bide bu konu hakkinda yazi yazmanizi rica eder Rabbim kolaylik vesin derim Eselamun aleykum

    • elifcsep Says:

      Noktalama isaretleri kullanin biraz ne olur ya. Resmen anlamak icin cirpindim okurken.

    • Hasret Says:

      Fatma gül hanım bu tür işlerin sonunun hayr olmayacağından dılayı Rabbimizin bir öğretisi var laIm kimlerin yanında mahremdirler gerisi namahremdir gerisini okuyanlar anlar artık
      Nur suresi
      31-Mü’min kadınlara da söyle: “Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah’a tevbe edin ey mü’minler, umulur ki felah bulursunuz.”

  28. GÜLÇİN Says:

    muhteşem bir yazı Allah razı olsun. uzun ama sıkılmadan okunulabilecek bir yazı olmuş.toplumun kanayan yarası tesettür

  29. meliha Says:

    Ağaçların ve meyvelerin tesettürü ders verdiğini anlamak istersen kaldır kafanı bak! Kabuğu olmayan bir ağaç veya bir meyve görebilecek misin?
    Hayır göremezsin. Çünkü onların kabuğu, onların tesettürü ve ilahi bir ambalajıdır.
    Ne zaman ağacın kabuğunu soysanız kuruyacak, meyvenin kabuğunu soysanız kararıp bozulacaktır.
    örneğin bir elmeyı düşünelim ve elmalardan biri soyulmuş olsun diğeri soyulmamış.kabuğu soyulmamış elmenın ömrü daha uzundur ve mikropları ihtiva etmiyor oysaki kabuksuz olan elmanın hem yenme şansı az hem bozulma ihtimali yüksek yine bir kaplumbağanın kendini dış tehlikelerden koruması için kabuğu var tehlike anında kendini içeri çekerek koruyor ve bunun gibi örnekleri çoğaltmak mümkün Evet, kadın da kabuğu olan tesettürünü soyduğu vakit ağaç gibi kuruyacak, meyve gibi kararacaktır. O halde kadının kabuğu da TESETTÜRDÜR

  30. huri Says:

    hz.aisenin tesettürü bu değildi…
    islam kadınının kımlıgi bu değildi….

  31. GiSi Says:

    “Nefsime zor geliyor, o yüzden çok kapalı giyinemem” diyenlerin, iki gün sonra ahirette hesabi verilemeyecek bir iş yaptıklarını, cennetin kokusunu dahi alamayacaklarini ahh bir bilebilseler…

    “Örtü; süslenmek için değil, süsleri örtmek içindir! “…
    Böyle düşünen ve uygulayanlardan Rabbim ebeden razı olsun inşâAllah ♥

  32. Gülşen Says:

    Selamü aleyküm ablacım gününüz hayırlı olsun. O kadar güzel ki paylaşımlarınız anlatamam. Müsaade ederseniz size bir şey sormak istiyorum. Ben yeni evliyim, şükür Rabbime eşim örtü ve din konusunda hassas bir insan. Benim anne tarafı yani dayı, teyze v.b kişiler o kadar hassas değiller, mahrem namahrem ayrımına dikkat etmiyorlar. kadınlı erkekli, sazlı sözlü düğünler oluyor aldırmıyorlar. Bundan dolayı eşim onların ortamlarına girmemi istemiyor. Ama benim kafamda da hep şu soru var akraba hakkından dolayı bir günah oluyor mu bu. Malum dinimizde akraba hakkı çok. Bu durumda ne yapmam lazım, düşüncelerinize ihtiyacım var.

    • Ummu Hamza Says:

      selamun aleykum kardeşim, bak ne buldum 🙂
      http://www.fetvameclisi.com/fetva-calgili-dugunde-bulunmak-27325.html
      ben okurken bile soran kişiye hayran oldum, maşaAllah berakAllah, böyle durumlarda şu hadis kafa karışıklığına çözüm olacaktır inşaAllah kardeşim
      Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur :
      “Allah’a isyan olan yerde (kula) itaat yoktur. İtaat ancak meşru olanda gerekir.”Buhârî, âhâd 1

      eğer çok yakın akrabalarınsa ve orada da açıkça haramlar yoksa düğünevine gidip hediyeni orada verebilir veya orada hayırlı olsun diyebilirsiniz diye geldi aklıma ama?

      Rabbim bu konuda bizim de şimdiden yardımcımız olsun

      • Gülşen Says:

        Allah razı olsun inşallah yardımınız için. Ama işin sıkıntılı yanı onlar böyle davranmamızı anlamıyorlar. Akrabayız tokalaşmak el ele halay çekmekte günah yok diyorlar hal böyle olunca eşim şiddetle karşı çıkıyor davetlerine icabet etmeme…… Ne yapayım artık Rabbime sığınmaktan başka çarem yok. Varsın kullar küssün, Rabbim bize küsmesin inşallah…

      • zuhal Says:

        arkadaşlar bişey sormak istiyorum. düğünlerde kadınların kadınlar arasında oynamaları caiz die biiyorum ama müzikden dolayımı haram oluyor. bizim düğünlerimiz kadınlar arasında olur ve oyun havalarına oynarız eskisi gibi def çalınmıyor.

        • Esra Says:

          (Bir zaman gelecek, zina, içki ve mizmarı [çalgıyı] helal sayanlar çıkacaktır.) [Buhari] ….. Gibi şarkı ve çalgının yasak olduğunu söyleyen bir çok hadis-i şerif var.

  33. nefise Says:

    Ablacim nasilsin.iyisindir insaallah.uzun suredir sizi takip edemiyordum.ama hergun aklimdaydiniz.sayfayi,yorum yazan ablalari,kardesleri ozellikle seni cook ozledim.sukur bugun yazabildim.tesettur konusuna gelince,artik insanlar basortuyu aksesuar olarak kullaniyor.bazilari onu amac olarak degil arac olarak takiyor.yeni ferace aldim abla.ben istedimki hatlarimi hic belli etmesin.satici dediki,abla bu aldigin en buyuk beden.sana biraz buyuk oldu.ben saticilarla sohbet etmeyi sevmiyorum.olsun bu olsun dedim.simdi kizim diyoki anne yasli gibi oldun.kizim ben bunu elbise olarak giymiyorum ki dedim.simdi ustune metrelik,buyuk bir esarp takiyorum.cok sukur tam istedigim gibi.A.E.O.


"...Güzel bir söz, kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir.(İbrahim suresi:24)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: