Bir Yanın Ölümü Fısıldıyor, Bir Yanın Düşkün Hayata

_DSC0433Birilerinin çocuğusun, birilerinin annesi, babası, kardeşi. Birisinin komşusu, birinin hayat arkadaşı, birisinin can dostu… Hesaplamadın hiç kaç gündür dünyadasın? Kaç gün, kaç saat… Hâl- bu- ki nice görünmez defterin var, içinde çerçeveli sevinçler, içinde ağlamalar, içinde kibirler, hastalıklar, başarılar, endişeler, korkular…

Çocukken ağaçtan koparıp yemişsin dutu, kirazı. Çeşme başında çamurdan adamlarla oynamış, ne yerler diye de düşünmüşsün çamur yemeklerini yaparken. Kalbinde sakladığın herkesi gülerken fotoğraflamışsın. Bir çiçeği açarken, bir arıyı bal yaparken görmüş gözlerin. Daldaki kuş yuvasının yumurtasını görmeye çalıştığında kaymış ayağın, düşmüşsün terliksiz, söylememişsin kimselere, utançtan elbette. Sen hissettin rüzgârı, teninde eserken, yağmurla karıştırdın gözünün yaşını. Gün doğmadan uyandın, güneşi gördün batarken her gün. Gördün yüzlerce kalbi atarken ve niye birden elinin altında durdular? Şimdilerde bir mezarlığı içinde taşır gibi yürüyorsun. Ellerin kaç kere şahit, bir canın çıkıp gidişine, biliyorsun. Kıbleyi belli eden mezar taşları, tek sayfalık kitaplar! Doğum ve ölümden ibaret iki tarih… Arasına yazdığın ruhuna Fatiha dileği, ana adı, baba adı, arkasında “dün ben de senin gibiydim” diyen cümle. Dün senin gibi olan, hatırlatıyor sana yarını. Yarın sabah sevdiklerinin seni sağ bulacaklarına güveniyorsun. Mazeretin bitmiyor. Mezarlığın giriş kapısında bir yazı var, dünyayı alt üst etmeye yetecek bir söz: “Her nefs ölümü tadacaktır.”

Her nefesin sonunu, sıradaki soluğunun hemen ardından geldiğini bilmenin emniyetiyle pek hissedemedin belki. Oysa duyduğun salalar hep üst sokağın yaşlısına uğramamış, cenaze evi sen olmuşsun bazen, bildin mi şimdi yetimliği? Bazen payına cenaze olmak da düşmüş, ölümünü görmüşsün gibi. “Hepiniz uykudasınız” diyorsun. “Hepimiz uykudayız, ölünce uyanırız”. Bir rüya, bir oyun, geçip giden bir esinti için miydi tüm hikâyen? Ya uyanınca? Ah sen çamurdan olan beyne’l havf ve reca, ne olacak senin azığın? Neresi olacak yuvan? Bugün ne koydun ki heybene?

Biliyorsun. Sadece bir seccadelik yer kaplar bedenin, enin, boyun hepi topu bu kadar. Bundan büyük mü ki mezar? Bir mesaj sesiyle ayılırken; ışıkları yanıyor telefonunun:gunay
“Oku.”
4 yıldır yoğun bakımda olan Mavi Marmara gazisi Uğur Süleyman Söylemez bugün şahadete kavuşmuştur.”
“Oku”
“Allah’tan rahmet, ailesine sabr-ı cemil niyaz ederiz.”
“Oku”
“Ikra’bismi rabbikellezî halak

“Oku”
“Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı alaktan yarattı.”
“Oku,”
Senin Rabbin sonsuz kerem sahibidir.”

Bir tarafın usul usul ölümü fısıldıyor; öbür yanın hayata düşkün, planlar yapıyor on yıllık en kısası… Hayretler olsun haline. Hem hatırlıyor hem unutuyorsun. Dünyalığı ne kadar çok, ahiretliği ne kadar az düşünüyorsun. Bir yanın hep yorgun bakıyor, bir yanın çocuk, hala bahardan kiraz topluyor. Bir yanın Rabbinin rızasının hasretiyle kavruluyor, öbür yanın memuru olmakla meşgul günlük kavgaların. “Şahadete kavuştu” diye bir mesaj, gözlerine doluyor. Kim bilir nasıldır diye düşünüyorsun, yemeği ocağa koyarken… Kim bilir nasıldır şahit olmak?

Deprem oluyor bunları söylerken, sense yarın sabah sevdiklerinin seni sağ göreceklerine güveniyorsun. Eminsin onları da sağ bulacağına…

Bu kez sadece korkudan değil, şuursuzca veya öylesine hiç değil;

Bütün kalbinle söylüyorsun, bu nefes son nefesin gibi;

Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdûhü ve resûlü.

AYŞE

 

 

Bir Cevap Yazın

Bir Yorum Bırakın :)

  1. Ummu Hamza says:

    Ehli hadis kardeşimden sonra dün de benim gözlerim aradı ölüm meleğini, bir de ufak bi vasiyetim var artık.

    1. Nupelda says:

      Geçmiş olsun canım:(Hayırdır inşaAllah..?

      1. Ummu Hamza says:

        mailde yazdığım gibi kardeşim, dualarında unutmayasın selamun aleykum 🙁

  2. cahide hanım allah sizden razı olsun keşke kardeşim olsaydın yada komşum yada dostum……..

  3. Sabah Süleyman abinin vasiyetini okumuştum, Özellikle ikinci paragraf…

    “BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
    Kardeşlerim, vasiyetimi yazmadan evvel sizleri Allah’ın selamıyla selamlarım. Şu günlerde Allah izin verirse, İHH’nın organize ettiği insanı yardım gemisiyle Gazze’ye gitmek üzereyiz. Bu kararımı verirken mazlum Filistin halkının İsrail zulmüne karşı bizler de sizlerin yanındayız yargısını verip yardım etmek üzere yola çıkmak üzereyiz. Kardeşlik sorumluluğumuz bilinciyle hareket ederek her şeyimizi bırakıp bu yolda başımıza gelecek her türlü zorluğa karşılık Allah’a dayanarak sabretmeye hazırız. Çünkü yeri gelince davamız uğrunda her şeyimizi Allah için terk etmeliyiz. Çünkü Allah’ın davası İslam, her şeyin üzerindedir. İsrail’in her türlü tahditlerine karşı hazırız. Vururlarsa şehit oluruz, zaten en büyük idealimiz şehitliktir. Eğer Allah yolumuzu açık ederse, ambargo halinde olan kardeşlerimize yardımlarımızı ulaştırırız ve inşallah ölene kadar bu hal üzeri yardımlar ulaştırmak için Rabbimizden yardım dileriz.

    Sizlerden ricam Filistin davasına gösterdiğiniz duyarlılığı, yaşadığımız toplumdaki tağuti güçlere karşıda gösterelim. Sorumluluk duygusuyla hareket edip aramızdaki tevhid ehli gruplar olarak ihtilafları çözüp tek vücut halinde küfre karşı cemaat bilinciyle hareket edip Allah’ın dinini hakim kılmak için Allah’tan yardım dileyelim. Birbirimizi Allah için sevelim. Emin insanlar olalım, çünkü Allah Resulü Peygamberlik gelmeden önce emin insandı, her şeyin başı emin olmaktır. Vasiyetimi uzatmadan sizden ricam kardeş olun, birbirinizi Allah için sevin ancak müminler kardeştir. Hiçbir zaman tevhid çizgisinden ayrılmayın. Şeytandan Allah’a sığının. İnşallah hep birlikte tevhidi kardeşler olarak cenneti gerçek yurdumuz olan ahret yurdunda buluşalım. Hakkınızı helal etmenizi rica ederim.
    Kardeşiniz
    Uğur Süleyman SÖYLEMEZ”

    Bugün mahkeme vardı, 4 tutuklama kararıyla sonuçlanmış, şükür.
    http://www.timeturk.com/tr/2014/05/26/mavi-marmara-da-6-durusma.html#.U4NZW3J_vCs

  4. ölümlediriliş says:

    ölüm okunması bile ürpertir insanı ama mutlaka tadacağız er yada geç haftada bazen iki defa sala verilir bizim camide hemen mahalledeki hasta yada yaşlılar aklımıza gelir hiç üstümüze almayız ama ölüm yaşa değil başadır. babama bakardım bu adam hiç ölmez derdim kendine çok iyi bakar sadece kendini düşünür bir yeri ağrıdımı hemen doktora gider daha 42 yaşında ölmezdi derdim . 5 6 tane takım elbisesi vardı çokkk şık giyinirdi hiç ibadet etmezdi bir gün babam takım elbiselerini kuru temizlemeye vermişti hepsini üzerlerinin etiketleriyle eve getirdi akşam geç vakit arkadaşı arayıp buluşmak üzere evden gitti çünkü babam ölmeye gitmedi o ölüme hiç hazırlanmadı ve sabah beni polisler aradı babamın hastanede olduğunu gelmemi istediler yaralıymış çünkü babam ölmeyecekti bana akşama kadar hep yaralı olduğu söylendi çünkü babam ölmeyecekti ben ona ölümü yakıştıramıyordum dedem vardı sanki sırada hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayan babam hiç sevmediği morgdaydı bizim gelip almamızı bekliyordu o ölümü hiççç hatırlamadı ama ölüm onu unutmadı babama ölüm en sevdiği ve güvendiği arkadaşının elinden geldi ah babacığım keşke dünyaya bu kadar dalmasaydın senin ölümün benim dirilişim olur inşaallah Ayşe kardeşim yüreğine sağlık hepinizi seviyorum

  5. Ayşe kardeşim kadar değerli bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine “Farzet ki öldün” isimli bir kitap okuyorum…daha doğrusu okuyamıyorum..bir iki satır okuyup irkiliyorum ve dünyadaki olayları dert edindiğim için kendimden utanıyorum…
    Ölümden sonrası o kadar dehşet verici ki..bizi bekleyen o kadar korkunç anlar var ki..alnımızı secdeden kaldırmadan ömrümüzü tüketsek yeridir.
    Rabbul Alemin bizleri Kıyam gününün dehşetinden muhafaza etsin.

    Yüreğine sağlık kardeşim ölmeden evvel ölünüz emrini hatırlattığın için..

    1. Kitap bu mu Zeynep abla? Ben de okuyayım.

      http://d1.islamhouse.com/data/tk/ih_books/single/tk_Farzet_ki_Oldun.pdf

      1. Nupelda says:

        Kardeşim kitap Ebu Abdullah Haris el-Muhasibi’ye ait.Sonuna gelip tekrar başladığım kitaplarım arasındadır.Gerçekten çoğu sayfasında okumaya devam edemeyip,kapatıyor insan..
        Birde “Nefsini bilen Rabbini bilir” kitabını tavsiye ederim kardeşim..Gerçi hepsi çok güzel o ayrı konu..

        1. Ben de devam edemedim. Sanki bu devam edememe halimiz pek iyi birşey değil gibi.

      2. Evet cnm kitap bu linkte.
        Allah senden de razı olsun kardeşim.

    2. Allah razı olsun.

  6. Sevdenur91 says:

    es-selamu aleykum. Allah razı olsun abla hatırlatmalar, uyarılar ve öğretici bilgiler için. Rabbimiz ilmini ve gücünü artırsın, yüreğine sağlık.
    İnsanoğlu çok unutkan ne yazık ki. ve aslında bu da bir lutfudur Allah’ımızın bize, eğer hiç unutmasak hayat/yaşam ne zor olurdu bizim için. Her şey o kadar intizam içerisindeki.

    Küfredenlere gelince, onlara cehennem ateşi vardır. Hüküm verilmez ki ölsünler, kendilerinden biraz azap da hafifletilmez, işte Biz, her nankörü böyle cezalandırırız.
    Onlar, orada şöyle feryad ederler: «Ey Rabbimiz! Bizleri çıkar, yapageldiklerimizden başka salih bir amel yapalım.» (Onlara): «Size düşünecek olanın düşüneceği kadar bir ömür vermedik mi? Hem size uyarıcı da gelmişti. O halde azabı tadın. Çünkü zalimleri kurtaracak yoktur.» (denir). Fatır/36-37

    Birkaç yaşanmışlıktan yazmak istiyorum. Rabbim bizleri ibret alanlardan eylesin.
    Bana en çok dokunan bir yaşam; 5 tane erkek çocuk yetiştiren 87 yaşlarında olan bir teyzemiz yaşlandığında bir odası bir mutfağı olan evinde yanız kalan, sağlıklıyken hiç bir çocuğunun yanında 1-2 günden fazla kalmayan ve son günlerinde(5-6 ay) vücudundaki bir kistten dolayı hastalanan bir teyzemiz. Çocuklarının parayla bir kadına baktırdıkları anneleri. Daha sonra bu dedikodu olduğu için 3 çocuğunun sırayla özensiz ve istemsizce baktıkları anneleri. Kistin olduğu yerin vefatından birkaç gün önce kurtlandığı ve gelininin bu bölgeye sinek ilacı sıkmasındaki vicdanı…. Rabbim! Namazlarını vefatından 2-3 yıl öncesine kadar kılan, orucunu tutan ve gelinleriyle yıldızı hiç barışmayan teyzemiz, kardeşimle bana ‘’Kabrime sık sık gelin Fatiha ve bildiğiniz surelerden okuyun emi çocuklar’’ diyen tatlı ve birazda atarlı, ziyaretine vardığımızda evinde ne varsa bize ikram eden, mis gibi kokan lezzetli ekmekler pişiren, yanına oturup hayatını ve öğütlerini dinlediğimiz bir teyzemizdi. Rabbim rahmetiyle muamele eylesin.

    Ve bir başka teyzemiz; 95 yaşını geçmiş 100’e yaklaşmış. Oğlu ve torunları olmasına üst katta oturmalarına rağmen yalnız kalmış bir kadın. Evine gittiğimizde temizlikten ve bakımdan eser görmediğimiz gelin hanım ve teyzemizin torununun hanımının, bakmak için baktıkları, hatta onlardan azar işiterek perişan bir halde vefat eden bir kadın. Yoldan geçenleri yanına çağıran, ve yalnızlığına bir nebze olsun çare olmalarını sohbet etmelerini isteyen yalnız bir kadın. Ve yine kardeşimle yanına gittiğimizde bizimle sohbet eden, mutlu olan, her seferinde kim olduğumuzu soran ‘’Gene gelin olur mu, bırakmayın beni’’diyen bir teyzemizdi. Rabbim rahmet eylesin.

    Bir çocuk; 8-9 yaşlarında okulda arkadaşlarıyla oynarken düşüp dizini inciten ve bu sebeple gittiği hastaneden diğer bir hastaneye derken 12 yaşına kadar hastaneyle evi arasında gidip gelen romatizma ve hatırlayamadığım teşhisler konulan bir çocuk. Günlük bir dolu hap kullanan, sürekli tedavi gören ve hiç kimsede olmadığı kadar mutluluğun neşenin kendisinde bulunduğu, hayvanlara fazlaca bir meraklı olan tatlı bir çocuktu. Vefatından sonra tek erkek evlatları olan anne ve babası ruhsal olarak hayli yıkıma uğradı. Babasından bir yıl sonra oğlunu toprağa veren baba bir dönem içine kapandı, annesi ona keza. Şu an 9 yıl geçti aradan aile hamdolsun çok daha iyi. Rabbim kimselere evlat acısını vermesin.

    Bir amcamız; 53-54 yaşlarında ömrünü güzel yerlerde, muhtaçlara ve hafız öğrencilere yardımlarla, sohbetlerle İslam dinini tebliğ ile geçirmiş tevazu ve takva sahibi, malını çokça hibe ve tasadduk eden, son derece sevecen, ümmi olan ve bahçıvanlık yapan bir amcamız. Son yaptığı umreden geldikten bir hafta sonra kanserden vefat etmiş. Allah rahmet eylesin, mekanı cennetin en güzel mekanı olsun.

    Ve bir hanım bacımız; 50 küsur yaşlarında çok tatlı, sevimli, nazik ve naif, misafirperver ama öyle böyle değil ben daha o bacımız gibi misafirine hürmet gösterenine rastlamadım desem yeridir. Kur’an-ı Kerim ve Resulullah efendimizin sünneti üzere yaşamaya gayret eden ve namahreme en ince ayrıntısına kadar dikkat eden, Allah için sohbetler veren, 2 tane evladına eşinden kalan bütün malını onların iyiliği için her seferinde girdikleri borca harcayan, hediyeleşmeyi/tasadduk etmeyi çok seven ve evine gelen ikramlardan o günlük ihtiyacı olanını alıp kalanını elinden çıkaran bir hanım bacımızdı. O da kanserden vefat etti. İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn…

    Bu hikâyeler benim tanık olduklarım ve ibret almasını bilen aklıselim kişilere ne ibretler sunan düşündüren hayatlardı.
    Biz şu günlerde kabristanlık ziyaretlerini sıklaştırdık ve bunun çok faydasını görüyorum ben. Ölümü düşünmeye sevk ediyor ve boş mezar yerlerine baktığımda olsun tek tek kabristanlıkta dolaştığımda olsun bana o kadar iyi geliyor ki bu, malayâniyi kırıyor ve âhirete doğru uzaklaşıyor insan tadımlıkta olsa.

    De ki, «Ben, Allah’ın dilediğinin dışında kendi kendime ne bir zarar ne bir fayda verebilirim». Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince artık ne bir an geri, ne bir an ileri gidebilirler. Yunus-49

    1. Kardeşim ya..

    2. Rabbim basiret ne güzel bir nimet! Elhamdulillah..

    3. Nupelda says:

      Yaşlandığım vakit senin gibi bir komşum olsun isterdim..

      1. Sevdenur91 says:

        Güzel de olurdu bacım…

        1. Nupelda says:

          :))

  7. esselemu aleykum

    Aişem, ne güzel bir yazı!SubhanAllah!Ölümü hatırlamak insanı çok günahtan alıkoyuyor.Bir kaç gündür hastayım!Ve an oldu ki, “Acaba bu hastalık benim bu dunyadakı son imtihanım mı ?” diye düşündüm.Hatta acımın en doruk anlarında gözlerimle ölüm meleyini aradım .Ama daha zamanım değilmiş demek ki…
    Ölümü hatırlamayı severim,bi de hatırlayıp günahlara ağlamayı.

    Allah seni ve aileni Cennetle neşelendirsin!Amin.

    esselemu aleykum

    1. Allah’ın selamı, rahmeti ve şifası üzerinize olsun, imtihanınız makbul olsun abla. Dert, sıkıntı ve hastalıklar hep hatırlatsın diye veriliyor, görüyorum. Yeter ki kendi sıkıntımızın hayra dönüşmesi için çaba gösterelim. Hastalığı şer sanıyorlar çoğu kez, ben şahidim değil, içinde büyük hayırlar saklı; ulaşabilen için.
      Şüphesiz Süleyman abinin 4 yıl komada beklemesinde, canını almak için bugünleri seçilmesinde de bir hikmet var.
      Ölümle ilgili en güzel sözlerden biri “canını teslim etti” diyorlar.. Sağken üzerimize düşen vazife de bu, canımızı teslim etmek.
      Allah’a emanet olun abla, vesselam.

    2. Ve aleykumselam güzel kardeşim:

      “Ey İnsanların Rabbi! Kardeşimin hastalığını giderip, şifa ver. Sen şifa verensin. Senin şifandan başka hiçbir şifa yoktur. Hiçbir hastalık bırakmayacak şekilde şifa ver!”

      Abdullah ibni Abbas (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:
      “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), hasta ziyareti için bir hastanın yanına girdiğinde ona:
      لاَ بَأْسَ، طَهُورٌ اِنْ شاَءَ اللهُ
      ‘Beis yoktur, temizlik olur inşallah’ derdi.”
      Buhari 12/5698

    3. Nupelda says:

      Geçmiş olsun ablacım..Allah acil şifalar versin.Yaşadığın sıkıntılar günahlarına kefaret olsun..

    4. Ummu Hamza says:

      Rabbim hayırlı şifa versin, seni bu imtihandan kazanmış ve ecirli olarak çıkarsın kardeşim.

    5. Mehtapabla says:

      Kardesim gecmis olsun .Allah her türlü imtihanlari kolaylikla gecmeni nasip etsin.Amin.

    6. Sevdenur91 says:

      Rabbimizin şafi isminin tecellisini göresin kardeşim. Ne gibi derdin sorunun varsa şifaya kavuşasın inşaAllah.

  8. Ölümle ilgili “Ölüm ve Sonrası” adlı İmam Gazali kitabını tavsiye ederim. Gerçekten insanı yaşadığına pişman ediyor. Ya da iyi yaşamadığına.

  9. selamünaleyküm ben genelde okurum pek yorum yazmam ama bu yazıyı çok çok çok beğendim yazanın yüreğine kalemine ve düşüncelerine sağlık

    1. aleykümselam , ben de bunu yorum olarak yazmıştım, büyümüş yazı olmuş.

  10. depremden çok korkarım hemde hiç olmadığı kadar,ama bugün hiç korkmadım..
    bu sabah bağıra bağıra can veren hastanın ,parasını,gömleğini,not defterini,gözlüğünü.. toplayıp yakınlarına teslim ederken silkeledim kendimi. işte bu kadar dedim,malın mülkün neyin varsa burda bıraktın bir başına gittin. yanına bir tek amellerini aldın,uğruna koşturduğun heves ettiğin fani dünyadan bir tek iğne dahi almadan yolcusun.

    sonra hastanın eşine döndüm sordum. neden yanlız bıraktınız en zor anlarında niçin kimse gelmedi yanına? kadın: boşandık biz yakın zamanda dedi çok eziyet etti bana,kızlarıma. sonra öğrendimki kızını satmış birahaneye,her yol varmış adamda. şu hadis geldi aklıma ”Yaşadığınız gibi öleceksiniz, öldüğünüz gibi dirileceksiniz, dirildiğiniz gibi haşrolunacaksınız” bütün gün gelemedim kendime ,bağıra bağıra ölmek,ölüm son nefesindeyken Allah istemeyince o son nefesi ölüme teslim edememek,son nefeste Allah diyememek.. belki bu yüzden korkmadım bugün ,ölüm aklımdan çıkmadığı için…

    1. Hz Ömer halife olunca, adaletten, haktan sapmamanın bir yolunu arar, hep ölümü hatırlamanın kişiyi adaletten ayırmayacağına karar verir. Bir adamı işe alır, maaaşını cebinden öder, sadece her gün gelip “ölüm var ölüm ya ömer” demekle görevlendirir. Bu ta sakalında ilk telin ağardığı güne kadar devam eder. Hepimizin bildiği bu hikaye, ölümü ne kadar çok unutacağımızı gösteriyor. Bizler Hz. Ömer de değiliz ki her gün bir adamın ölüm var demesi yetsin.. Dediğiniz gibi, ölmenin ne kadar büyük bir nimet olduğu; son nefesini veremeyenlerin ızdırabını görünce anlaşılıyor. Allah ömrümüzü, ölümümüzü hayırlı kılsın, istikametten ayırmasın.

      1. Amin canım kardeşim amin..

    2. Nupelda says:

      Ne kadar ibretlik..Allah hayırlı ölüm nasip etsin.

    3. Ummu Hamza says:

      Subhanallah :(Rabbim korusun bizi ibretlik hayatlar yaşamaktan ve ibretlik ölümle ölmekten:(

      1. Sevdenur91 says:

        Amin ya rabbelalemin.

  11. Zerrece iyiliklerimizi gözümüzde büyütüp, pek çok günahımızı görmezden geldiğimiz için mi ölüme karşı bu kadar duyarsızız?
    Eğer hayvanlar (ölüm hakkında ) sizin bildiğinizi bilmiş olsalardı onlardan semiz et yiyemezdiniz. mealinde bir hadis okumuştum. (Sahih mi bilmiyorum)
    Ne tuhaf ki, aklı olan insan, çoğu kez akletmekten aciz kalıyor…

    Yüreğime dokunduğun için Allah razı olsun kardeşim…

    1. Ummu Hamza says:

      Zerrece iyiliklerimizi gözümüzde büyütüp, pek çok günahımızı görmezden geldiğimiz için mi ölüme karşı bu kadar duyarsızız?

      Ablacım tam da dün Muaz bin Cebel in bir sözünü okumuştum:

      Muaz bin Cebel r.a şöyle demiştir:
      ”Kur’an-ı Kerîm; bir elbisenin eskiyip artık birbirini tutmaz hale gelmesi gibi bir takım insanların kalplerinde eskiyecektir. Onlar bu kitabı okuyacaklar; fakat ona karşı kalplerinde ne bir istek duyacaklar ne de ondan lezzet alacaklar. Onlar kurt kalpleri üzerine koyun postları giyerler. Amelleri hep umuttur. Amellerine ”Acaba kabul edilir mi?” diye bir endişe karıştırmazlar. Eğer kusurlu hareket ederlerse: ”İleride daha güzeline ulaştırılırız.” derler. Eğer hata işlerlerse: ” İlerde günahlarımız bağışlanacak; çünkü biz Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmuyoruz.” derler. ”
      Darimi/ Fedailu’l Kur an 4

      1. Bunu hemen paylaştım canım Allah razı olsun hatırlattığın için. Bu manada bir hadİs hatırlıyorum sanki. Bulunca paylaşırım inşâAllah

      2. Hatırladığım hadis şuymuş:
        Rasulullah Aleyhisselam buyurdu ki:
        “Elbisenin nakışı eskiyip gittiği gibi, İslamiyet de eskiyip gider. Hatta, oruç nedir, namaz nedir, hac ve umre ibadeti nedir ve sadaka nedir bilinemeyecektir. Allah’ın kitabı Kuran-ı Kerim de bir gecede kaldırılıp götürülecek ve yeryüzünde ondan tek bir ayet bile kalmayacaktır. Çok yaşlı erkekler ve pek ihtiyar kadınlardan oluşan birtakım insanlar kalacak ve ?Biz babalarımızın öğrettiği şu La ilahe illallah kelimesi üzerine yetiştik de dinden sadece bu kelimeyi biliyoruz. Ve sadece bu kelimeyi söyleriz diyeceklerdir” (İbn-i Mace Fiten, Hd: 4049)

        1. Nupelda says:

          Ben bu günleri görmek istemiyorum..:((

          1. Tam bu zamanlardayız sanki Nupelda.. Arasıra cahide ablanın facebook sayfasını okuyorum, yemek herkesin ihtiyacı olunca, her cinsten insan toplanmış. Ne zaman ki dini bir konuda bir söz söyleniyor, ortalık toz duman oluyor. Bunu bu sabah okudum mesela ;

            “””MÜSLÜMAN “GERÇEK” dinsizi bile kabul eder… Ayrımcı değildişr baskıcı değildir. Çünki bir tek Müslümanlıkta baskı yoktur Namazsa tercihtir.. Namaz kılıp dünyada her melaneti yapanlarda bu kişiler değilmi?”””

            1. Ben bunu görmemiştim..:) Böyle yorumları görünce, ne yeyip içmişlerde bu hale gelmişler diye düşünmeden edemiyor. Onların yüzünden helak olmaktan Allaha sığınalım…

            2. Nupelda says:

              Kardeşim öyle düşünmüyorum.Zira namaz kılan gençlerimiz,iffetli kızlarımız ve dua eden çocuklarımız var hâlâ…

        2. Ummu Hamza says:

          Rabbim senden ve sevdiklerinden de razı olsun ablacığım.

  12. Mehtapabla says:

    Ayse cim yüregine saglik .Ölümün ne zaman gelecegi belli degil dünya telasina dalmisiz yasayip gidiyoruz.Gercekten kim kaliyorki hepimiz gidiciyiz .Allahim hayatinda ölümünde hayirlisini nasip et.Amin.

  13. Bismillah,
    Yer, o şiddetli sarsıntıyla sarsıldığı zaman
    Ve arz, ağırlıklarını dışarı çıkardığı zaman
    Ve insan: “Ona ne oluyor?” dediği zaman
    İşte o gün, yer, kendi haberlerini anlatır
    Çünkü senin Rabbin, ona vahyetmiştir
    O gün insanlar amellerinin kendilerine gösterilmesi için çeşitli gruplar halinde çıkarlar
    Artık kim zerre kadar hayır işlerse onu görür
    Ve kim zerre kadar şerr işlerse onu görür (Zilzâl Suresi)

    1. ve tekvir suresi..

  14. Ummu Hamza says:

    Kıbleyi belli eden mezar taşları, tek sayfalık kitaplar!
    İçinde baskı hatası olmayan, bilmem kaç milyarıncı baskısı çıkan, hâlâ da yeni basımlarını sürekli çıkaran kitaplar…Bir gün içini bizim dolduracağımız kitaplar.
    Bugün şu kadar test çözersem bu ay içinde soru bankam biter, sınavda da şu kadar net yapsam tamamdır… Kaç soru çözmek gerekir sorgu meleklerinin yapacağı sözlüden geçbilmek için? Rabbim, herkes unuttuğunda, ortada biz adına olan bedenler un ufak olup toprağa karıştığında da merhamet et bize 🙁

    ”…Ey Rabbımız, bize dünyada iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru…” Bakara 201

    1. Nupelda says:

      Amin kardeşim..

    2. Sevdenur91 says:

      Amin…
      +10

  15. Allah razı olsun kardeşim….

  16. Nupelda says:

    Uğur Süleyman Söylemez’in yaralandığı anlar bir filo katılımcısının dilinden şöyle aktarılıyor:

    Yaşananlar inanılmazdı… Her şey çok sarsıcıydı ama en sarsıcı olanı alt güvertede yaşadım. Yaralılara yardım ediyordum. Başının ön tarafından vurulan ve vurulduktan sonra sırt üstü yere düşüp kafasının arka tarafı yarılan Süleyman isminde bir kardeşimiz vardı. Yerde yan yatmış vaziyetteydi; bir kişi onu destekliyordu. Doktorlar eğer sırt üstü uzanırsa kanın akciğerine dolabileceğini ve hemen öleceğini söylemişti. Biz onu hayatta tutmaya çalışırken birkaç kardeşimiz mukavvadan yaptıkları yelpazelerle onu serinletmeye çalışıyordu. Ağzından sürekli kan geliyordu. Ben bir yandan ağzını silip elini tutuyor, diğer yandan yaraları üzerindeki kanlı havluları değiştiriyor ve onunla konuşmaya çalışıyordum. Kanamasını durdurmaya çalışırken on beş dakika içinde düzinelerce havlu kullandık. Allah’a şükür ilk tehlikeyi atlattı. İsrailliler onu ve diğer yaralıları helikopterlere tam anlamıyla barbarca naklettiler. Süleyman kardeşimiz şu anda Ankara’da ailesinin yanında komada. Onu asla unutmayacağım. Fatima Mohamadi (Avukat/ABD)

    Mavi Marmara katliamında,(inşaAllah) şehit olan diğer kardeşlerimiz gibi,Rabbim Süleyman abimizin de şehadetini kabul etsin.Ümmetin başı sağolsun.Allah ailesine sabır versin…

    Kardeşim yüreğine sağlık..Ölüm ve hayat,ancak bu kadar naif anlatılırdı..İyi ki varsın..

  17. Yüreğine kalemine sağlık Ayşe’m
    Insanın dünyaya dalan ahireti unutanlara iyi bir slkinmesi aslında hey kendine gel oysa insan ne kadar unutkan çok çabuk unutuyor çok
    Rabbim kalemine gönlüne kuvvet versin
    Fi emanillah

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: