Soma’lı Yetimler Ümmete Emanettir

bardakta-misir

Hayy Kayyum Allah’ın Adıyla,

Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber! ) Sabredenleri müjdele! (Bakara:155)

 Müslüman olmak; Bela ve musibetler sağanak gibi yağdığında, dara düştüğünde, sana şah damarından daha yakın olan Rabbine sığınmaktır. Sabır en çok Mümine yakışan ve en çok Müminden beklenen bir görevdir.

Soma üç gündür büyük imtihanlardan geçiyor. Can veren insanlar üzerinden küsuratları yuvarlamak hep tuhaf gelmiştir bana. Bu yüzden 300’e yakın kişi demek yerine çok can gitti demeyi daha doğru buluyorum.

Pek çok baba, pek çok oğul ve abi can verdi Soma’da. Ateş sadece giden canlara dokunmadı. Nice çocuklar yetim, nice kadınlar dul kaldı Soma’da. Rabbimiz hayatını kaybeden Mümin kardeşlerimizi şehadet makamına eriştirsin. Kalanlara güzel bir sabır versin. Bizleri de onlara hayırhah eylesin. Amin

İnsanlar henüz cenazelerini defnetmeden ortaya atılan söylentiler, bu olayın üzerinden bile rant devşirmeye çalışanlar, sosyal medyayı yalan ve iftiralarıyla kirletenler, sanki hep böyle acı bir olayın olmasını beklermişcesine atılan twetler, sokaklarda terör estirmek adına yapılan çirkin duyurular kimin hangi niyette olduğunu gösteriyor bize…

O cafcaflı sözler, toplumu ajite edip bir yandan da tahrik edenler sular durulduğunda inlerine çekilecekler. Yetimlerin, dulların, darda kalanların yanında yine vicdan sahipleri kalacak. Bizim camilerimizde toplanacak yardımlar, bizim derneklerimiz, vakıflarımız canhıraş çalışacak. Yetimleri yine biz sahiplenecek, biz yanacağız onlar için. Onlar iftira ve yalanlara, bizlerde dualarla Rabbimize sığınacağız… Onlar boş ve çirkin söylemlerine, bizlerde Allah’ın razı olacağı eylemlerimize devam edeceğiz inşâAllah…

Bu olay nasıl olmuş, ihmal var mı, sabotaj söylentileri gerçek mi bilmiyorum. Eğer varsa Rabbimiz müsebbiblerin müstahakını versin. Sebep her ne olursa olsun, biz bunun  bir kader sonucu olduğunu bilir ve tevekkülü elden bırakmayız. Müminler olarak üzerimize düşenin en iyisini yapmaya çalışırız.

Sana (Allah yolunda) ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: Maldan harcadığınız şey, ebeveyn, yakınlar, yetimler, fakirler ve yolcular için olmalıdır. Şüphesiz Allah yapacağınız her hayrı bilir. (Bakara:215)Bnrf-C5CMAA2n1U

Kömür madeni Soma halkının en önemli geçim kaynağı. Bu yüzden dul ve yetim kalanların maddi açıdan durumları çok daha zor. İnsani yardım vakfı İHH, Soma’lı yetimleri de yardım programlarına dahil etti. Yardım etmek isteyenler yukarıdaki resimde görünen Tlf numaralarından başvuru yapabilirler. Bildiğiniz ve güvendiğiniz diğer yardımlaşma derneklerine de yardımlarınızı ulaştırabilirsiniz.

Tıpkı Gazze’deki, Suriye’deki, Arakan’daki ve daha pek çok ülkedeki kardeşlerimize yardım ettiğimiz gibi, ülkemizdeki kardeşlerimize de yardım etmeye devam edeceğiz. O yetimler, dul kadınlar, yakınlarına olduğu kadar bizlere de emanettir. Onlar artık Ümmetin yetimleridir…

Ve elimizden geldiğince dua etmek, bu olay üzerinden aslında ölümün bize ne kadar yakın olduğunu düşünmek yapacaklarımız arasındadır. Emellerimiz bitmeden, ecelin bizi gelip bulacağını, bu hayatın, bu bedenin bize bir emanet olduğunu daima hatırlamalı ve asıl yurdumuz için hazırlık yapıp, kulluk bilincinde olmalıyız. Bu ölümler kadar, toplumda İslam’ın nasıl öldürüldüğü, Allah ve Rasulünün bir mahalle muhtarı kadar hayatımızda söz hakkı olmadığı ve aslında İslamdan uzak hayatlarımızın bir nevi ölü hayatlar olduğu düşmeli aklımıza…

Şüphesiz ölüm bizlere de gelecek…Hâlâ namazlarına ihanet edenler, tesettürü bir süslenme aracı gibi görenler veya tesettür ayetini hiç umursamayanlar, faizden kaçınmayan, zekat vermeyi, yoksulu gözetmeyi zûl görenler için bu ölümler bir ibret olmalı…

Ölen kardeşlerimiz kadar, zinanın artması, hayasızlığın itibar görmesi, her köşe başında faizli bankaların olması, içkinin bu kadar rahat ve su gibi çok tüketilmesi, İslama yabancı yetiştirilen çocuklardan yeni ve azgın bir nesil yetişmesi, Allah’ın ayetlerinin, Rasulün sünnetinin ayaklar altına alınması da dağlamalı yüreğimizi…

Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor. (Nahl:90)

Her nerede olursanız olun ölüm size yetişir, son derece sağlam kaleler içinde de bulunsanız yine kurtulamazsınız. Onlara bir iyilik erişirse “Bu, Allahtandır” derler, bir kötülüğe uğrarlarsa, “Bu, senin yüzündendir.” derler. Ey Muhammed! De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu topluma ne oluyor ki, hiç söz anlamaya yanaşmıyorlar? (NİSA/78)

Bir Cevap Yazın

Bir Yorum Bırakın :)

  1. Rabbım bu olaya sebep olAn işveren, ona bu şartlarda bu ıhmalkarlıkta nişan çalıştırmasına göz yuman otorıtelere ıkı dünyada kayıklarını versın ıslah etsın..bu olayla zorla bağlantı kurdurulmaya çalışan toplulukların hakkında konuşup gıybet ve ıftıra edenlerede akıl fıkır versın..unutmayalım mahşerde kul hakkı , gıybet ve ıftıranında hesabı verilecek ..Allah bızı bunlardan korusun

  2. Bu başlığa lazım olacak sanıyorum.
    Esteuzubillah,
    Yâ eyyuhâllezîne âmenû in câekum fâsikun bi nebein fe tebeyyenû en tusîbû kavmen bi cehâletin fe tusbihû alâ mâ fealtum nâdimîn(nâdimîne).

    Ey inananlar! Size fasık (yoldan çıkmış) bir adam bir haber getirdiği zaman, onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeyerek bir topluluğa karşı kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz. (Hucurat, 6)

  3. cahide hanım inlerine çekilecekler lafını yazarken eğer cemaati düşünerek yazdıysanız sizi Alllah’a havale ediyorum.kişi attığı iftiraları yaşamadan ölmezmiş….

    1. Histerik bir hal, iflah olması zor bir paranoya, anlaşılmaz tepkiler… Kalk bir abdest al, şeytanın şerrinden Allaha sığın kardeşim…

      1. Cemaatın ayağına taş değse muhtemelen yollarına biz döşemişizdir 🙂 🙂 biz neymişiz haberimiz yok 🙂

      2. Güzide says:

        “inlerine çekilecekler” söylemi çok çirkin bir söz, aylardır bulduğu her fırsatta kini kusan başbakanın sözleri gibi.
        Cevaplara da ustaca ‘laf ebeliği’ yapmanız çok manidar…
        Abdestten, namazdan bahsediyorsunuz güya…
        bir müslüman bir müslümana bu kadar mı kin besler?
        Soma’dan bahsediyorsunuz, siz önce Allah’tan ıslah olmayı dileyin.
        Yazık çok yazık…
        Bu milletin köklerine dinamit yerleştirmeye çalışanlara peşkeş çekmeye müheyya bir zihniyet, yazık ettiniz…
        Sahi biz aynı dinden miydik?

        1. Bu “in” veya “inler” kelimelerini neden bu kadar içselleştirdiniz anlayamadım? Şehirdeyiz sakin olun 🙂

        2. La havle ve la kuvvete illa billahil aliyyul aziym.

  4. Amin

  5. 2 gündür her haberleri izlerken ağlıyorum bebeğimin karnını doyururken haber acık oluyo ve ben tutamıyorum kendimi eşim kızıyor sen haber izleme diye Allahım mekanları cennet olsun

  6. Allahım basireti kapalı insanların basiretini aç yalvarırım.Somadaki facia yerine bir doğal afet dahi olsa aynı provakatörler yine ortalığı yakıp yıkacaklar çünkü onlar kandan besleniyorlar.Bu memlekette bir felaket çıksada bizde tellallık yapsak diye kolluyorlar.Ölü seviciler bunlar,puslu havaları severler,toplumu kamplara,ideolojilere ayırmaya bayılırlar.Bunların başındaki kuklacılar deri koltuklarına gömerler kalın enselerini ve zevkle viskilerini yudumlarlar.Pis pis sırıtırlar oh çekerler.Ülke karışınca bayram yaparlar.Daha çok kan aksın diye beddua ederler.Ama dışarıda timsah gözyaşları akıtıp,siyah elbiseler giyer yakalarına siyah kurdele takmayı ihmal etmezler.Kendime haber diyeti uyguluyorum Cahide hanımcığım uykularım kaçıyor yoksa.Yetim yavrular kabusum oluyor.Soma üzerime yıkılmış ve ben altında kalmış gibiyim.Zaten tv yok evimizde lakin internet haberlerinide takip edemiyorum hüznümden.Allah razı olsun ıhh dan canla başla desteklememiz lazım.Hükümetimiz de kimseyi mağdur etmez.Bu zamana kadar mağdur etmedikleri gibi.Selamlar..

    1. yusufyunus says:

      rabbım hepsıne rahmetıyle muamele eylesın.nur ıcınde yatsınlar.cok uzgunuz cok…..

    2. hülyamız=) says:

      canım gülcüğüm, söylediğin her bir kelimeye katılıyorum. ama olaya tek taraflı bakmamak lazım. hayatımın 32 yılı soma da geçti. oradaki insanlar saftır. çok temizdir. hiç bir şey bilmezler. her şeyden korkarlar. devlete ve devlet büyüklerine saygıları vardır. devlete ait çarşafı kirletmeye korkacak kadar temizdirler. bu insanlar ne polis bilir, ne gaz fişeği bilir. ayaklanıp ortalığı birbirine katanlar dışarıdan gelen provakatörlerdir. halk kendi derdine düşmüş acısını yaşarken buna saygı duyulmalı. halk devlete karşı görevini yerine getiriyorsa devlette üstüne düşeni yapmalı. eğer soma lının acısını paylaşmaya geldiyse bu üzüntü ve samimiyet gözlerinden okunmalı. derdini anlatmaya çalışan gariban vatandaş, birde acısının üstüne tekme tokat dayak yememeli. bu devlet eğer bu kadar güçlü ise bu organizasyonu iyi yapmalı. hiç bir yetkisi olmayan kalem müdürü bile vatandaşa el kaldıracak rahatlığı kendinde bulamamalı. eğer yaptı ise de cezalandırılmalı. hayatında ilk defa bir devlet büyüğünü karşısında gören halk, üzerine yürünerek, korkutularak ve göz altına alınarak hayal kırıklığına uğratılmamalı.
      kader olduğunu hepimiz biliyoruz. ama kaderle birlikte hatalar ve suçlular gizlenmemeli. bunu gurur meselesi yaparak hiç hata yok denilmemeli. görevlendirilen savcılar sonuç hakkında sinyaller vermeye başladılar. bütün suçun ölen mühendislere yükleneceği ortada. devlet bu işten de bu kadar kolay sıyrılmamalı. mühendis suçlu bile olsa, denetleme yaptırması gereken şirket sahibinin suçu yok mu? düzenli denetlemeleri yapmayan ilgili bakanlığın suçu yok mu? bakanlığı bu konuda sorgulamayan başbakanlığın suçu yok mu? işlerine gelen her kanunu çıkaran ama bu tip iş yerlerine yaşam odaları zorunluluğu getirmeyen hükümetin suçu yok mu? balık baştan kokar.
      yaşam odaları da olsa, her türlü tedbir tam da olsa bu insanların ömrü tamamlanmış ve o gün hayatlarını kaybedeceklermiş. bu kaderdir ve buna hepimiz inanıyoruz. ama bu suçlu aramamamıza sebep değildir. hesap sormamamıza sebep değildir. bugün bunu örtersek yarın yine yüzlerce insan aynı kaderi yaşar.
      hükümet mertçe evet bizimde hatamız var demeli. işçilere verilen gaz maskelerinin çoğu bozukmuş demeli. yeterli denetlemeyi yapmamışık demeli. özür dilemeyi bilmeli. ölenlerin yakınlarından helallik istemeli. suçluları cezalandırmalı.
      işte o zaman ben, hükümetin samimiyetine ve dürüstlüğüne inanırım. insanlar körükörüne bu kadar bağlanırken, yeri geldiğinde sorgulamayı bilmeli. yetim kalan yüzlerce çocuğun hakkını aramalı.
      ancak o zaman hepimiz rahat uyuruz. hükümet bu olayda üstüne düşen adaleti sonuna kadar dürüstçe yerine getirirse, ancak o zaman birilerinin ağzına laf vermemiş olur. ancak o zaman birileri sokaklarda çıkıp bağırma alışkanlığını ortadan kaldırır.
      orada yaşanan acı televizyona gösterilenin kaç katı. lütfen hepimiz, sokaklara çıkıp bağırmadan, hakaret etmeden bu işin sonucunu bekleyelim. ama unutmayalım ki, en küçük bir adaletsizlikte, korumaya çalıştığımız insanlarla birlikte bizde suçlu oluyoruz. yarın o yüzlerce yetim ahirette bizimde yakamızı bırakmaz.
      adaletli olalım.
      inşallah adalet hakkıyla bu işi sonuçlandırır.
      dua edelim. Rabbim e sığınalım.

  7. Amin, amin, amin… Yüreğine sağlık ablam.
    Ani ölüm, ne zaman ve nerede geleceği belli olmayan ölüm. Rabbim bizleri ve bütün mü’minleri ani ölümden korusun. ve daima ölüme karşı bizleri hazır bulundursun.
    Rabbim kardeşlerimizin makamlarını şehadet makamı eylesin.
    Kalanlarına bolca sabır ihsan eylesin.
    Gidenlerin ardında bıraktığı bir ömürlük acıdır kalanlara…

  8. Ortalik karissin diye ugrasanlar madencilere desdek olmak istiyorlarsa maddi desdekde bulunsunlar ama niyetlerinin gercek manada desdek olmak icin degil ülkemiz karissin diye ugrastiklarini görüyorum.Ben hic bir partiyi tutmuyorum zaten 25 yildir oyda kullanmiyorum ama vatanimi cok seviyorum kim ülkem icin calisirsa Allah ondan razi olsun. Ülkemizi karistirmak isteyenler akillarini baslarina alsinlar.Böyle vatan böyle iklim nerde var dis ülkeleri ülkemizdeki karisikliklar icin sevindirmeyelim.Kac gündür Alman medyasi benim ülkem hakkinda neler söylüyor ne haklari var onlara bu firsati vermeyelim. Böyle günlerde birbirimize daha cok kenetlenmeliyiz ve gercek sorumlular ortaya cikarilmali hesabini mahkemede sormaliyiz sokaklara dökülerek degil.

  9. İnna Lillahi ve İnna İleyhi Raciun 🙁 yüreğimiz yandı. ALLAH rahmet eylesin. Cahideme,Ayşeme,Hasretime,Ummu Hamzama hayran kaldım.Çok güzel yazmışsınız.Yüreğinize ve kaleminize sağlık.Kendimden aşağıya bakıp şükür ediyorum.Daha kolay yardım etmeme sebep oluyor. hergün kıyafet ve sigaraya para harcıyorlar.Onun yerine yardım parasını verseler iyi olur.Her canlı ölümü tadacak. Gezelim, piknik yapalım ama adam gibi yapalım.Yeter ki Rabbimizin emirlerini unutmayalım.Cahideciğim, seni üzenleri kafana takma boşver.RABBİM onları ıslah etsin. Hepinize hayırlı cumalar. sevgilerimle <3 <3 <3

  10. ferayafra says:

    AMİN AMİN AMİN.Televizyonda gösteriler başladı yine nedir bu ya.Ateş düştüğü yeri yakar.Gösteri protesto edip ortalığı yakıp yıkmanın evlerine ateş düşenlere ne faydası var.Yapmayın hemen saldırılara başlamayın Kimse bu sitede siyaset yapmaya ticaret amaçlı birşeyler yazmaya yayınlamaya kalkmıyor.Duygu var bu sitede,hoş görü ve dua var.Lütfen saldırıları bırakıp dua edelim DUA ZAMANI ŞU ANDA.
    ALLAH’IM BİR BEKLEYİŞ İÇİNDE OLANLARA,BEKLEDİKLERİNİ NASİP ET(HZ.YAKUP).

  11. Kıymetli bacılarım Allah hepinizden razı olsun.
    Soma da can veren şehit kardeşlerıma Rabbim Rahmetiyle muamele etsin.
    Geride kalan dul bacılarıma ve kalan yetim yavrularımıza Yüce Allahtan sabırlar dilerim.
    Gönlünüzün güzelliği yazılarınız için ALLAH RAZI OLSUN.
    Selamlar.

  12. Aysenur says:

    Cahidem, Aysem ağzınıza sağlık kelimeler ta da benim boğazıma gelenler. Ben sessiz takipciyim. Sizleri Allah için çok seviyorum. Maalesef millet olarak silkinip kendimize gelmemiz lazım. Rabbim olenlere rahmet eylesin, geride kalanlara sabır versin. Hepimizi imanımızdan ayırmasın, kalp gözlerimizi acsın. Amin

  13. ıhh hazırladığı ilanda doğru olmayan bir kelime kullanmış. “Sponsor” olmak bir faaliyeti, daha çok da ticari olarak, desteklemektir. Bu ülkenin yetimlerinin kimsenin sponsorluğuna ihtiyacı yok. İçimizde barındırdığımız inançlarımız ve düşüncelerimiz davranışlarımızla birlikte yetimlerle & öksüzlerle bir olmak birlik olmak içindir. ıhh’nin çabası anlamlıdır ancak bu hassas çaba hassas&doğru kelimelerle de ifade edilmelidir. Zaten yabancı kökenli bir sözcüğe böyle bir bilgilendirmede ne hacet?

    1. Haklısınız, ihh nin bu konuyla ilgilenen yetkililerine iletelim bunu. Dediğiniz gibi sponsor kelimesi, maddi desteği ifade eden bir kelime. İhh aracılık ediyor ve neticede sadece maddi gücümüzle destek olabiliyoruz, özetle bakarsak sponsor kelimesi katkıda bulunanların durumunu karşılıyor. İhh yalnızca bu ülkenin yetimleri için değil, bütün yetimler için faaliyetlerini bu kelimeyle yapıyor, biliyorsunuz. Kelime için bir öneriniz var mı acaba, varsa onu da iletmiş oluruz.

    2. Ömer bey,
      İHH nın yetimler üzerindeki çalışmalarına ne kadar tanık olduğunuzu bilmediğimizden o yüzden yanlış bir kelime söylemekten Rabbime sığınırım.
      Yorumunuza binaen diyorum ki Türkiye deki öyle yetimler var ki yanıbaşında avm ler gökdelenler onlar ise ekmek bulamama ve faturalarını ödeyememe durumundalar beş yıldır Konya da gittiğimiz tüm tesbitlerde bizler bunu gördük çevresinden ailesinden ilgiyi çok nadir gördük. Hatta onları kullanarak kendine menfaat edenleri bile. O kadar acı tablolarda karşılaşıyoruz ki o evlerden çıkarken “ya bunları gören kimsesi yok mu bir insan nasıl bu kadar duyarsız olabilir” diye sorgulama yapılıyor. Nerede sözüm o inancından dolayı destek çıkanlar nerede etrafında varlar ama görmüyorlar. Başkasının evladına bakıpta kendi yetimine sahip çıkmayan nice yakınları komşuları gördük hatta birebir yaşadığımız şahit olduklarımız herkesi aynı kefeye de koymuyoruz pazarda bahçesinde yetiştirdiği otlarda sebElerle yetim torunlarını yetiştiren Ayşe teyzem de var.
      Ve bu ailelerden şu anda 350 aile var tesbit sonrasında uygun görülüp İHH yetim çalışmasına girenler “sponsor” yabancı köken olabilir ama içeriğinde ticari demeniz nahoş olmuş. İHH nın sadece bir kelimesi yüzünden yetimlerimize saddce maddi ticari olarak bakıldığının söylenmesi yadırganacak cinstendir. Yıllardır bu sponsor kelimesini duyarız ama sizin gibi hiç bakmadık çünkü o taraflı olmadığı gibi yanında nice güzellikler olan bir çalışmayı sadece ticari diye kınamaya geçmek hoş değildir. Bu sponsorluğun sonucunda o yetim eğitimindn hatta islami eğitim tutunda barınmasına kadar yapılan işlerin nasıl olmasını beklersiniz tabii ki para ve sevgi desteğiyle olacaktır. Zaten o yapılan sponsorluk da bir sevginin bağlılığın desteklenmesi değil midir? Ekmeğinî bilgiyi ve üzerine farz olmuş bir infakı getirmek değil midir?
      Bu çalışmayı lütfen iyi araştırın ve daha sonrasında kelime manasına takılmadan yapılan sonuçlara bakınız derim bir kardeş tavsiyesidir. Maksadımız kesinlikle sizin yorumunuzu yermek değildir sadece kullandığınız kelime üzerine takılıpta arka plandaki işleri görmenizi sağlamaktır.
      Fi Emanillah!

      1. Sayın Hasret Hanım, Yazdığım notu çok farklı noktalardan ele almışsınız. Ben ihh’nin çalışmasını ticari olarak nitelemedim, sponsor kelimesinin böyle bir anlam barındırdığını belirttim. Internet üzerinde bile pek çok farklı kaynakta bu sözcüğün ticari anlam içerdiğini okuyabilir & görebilirsiniz. Ben yorumumu ihh’ye körü körüne karşı çıkan yada tam tersine bağlı olan biri olarak yapmıyorum. Zaten ihh’nin bu çalışmasını ticari olarak bulsaydım yorum yapmaz direkt olarak eleştiri yapardım. Bakın Cahide Hanım bile yazısını yazarken ihh ile ilgili bu kısımda “sponsor” kelimesini hiç kullanmamış. Sonuçta bu karar ihh yöneticilerinindir. Ben yorumumu böyle bir çabanın insanlarda daha etkili bir his bırakmasını istediğim için yazdım. Böyle bir yardıma katılmak isteyecek kendi yakınlarımı, büyüklerimi düşündüm, eğer birileri onlara “Soma yetimlerine sponsor oluyoruz” deselerdi onlarda nasıl bir his oluşacağını düşünerek yazdım.

        Sayın Ayşe Hanım, Türkçemiz çok zengin bir dil. Bu çabayı anlatacak daha etkili kelimeler hatta cümleler mutlaka vardır. “Soma’daki yetimlere desteklerini ulaştırıyoruz” benim ilk anda aklıma gelen.

        1. Ömer bey, yorumun başında zikrettiğimiz gibi herhangi bir yanlış anlaşmadan Rabbimize sığındım. Öyle olmasını da istemeyiz.
          Ve farklı yönlerden aldık.
          “inançlarımız ve düşüncelerimiz” kelimelerinize binaen biraz daha açtık örnekler verdik. Illaki vardır öyle kişiler ama olmayan daha çok!
          Biz bile kendi çevremizde o kadar mucadele veriyoruz ki haklısınız. Aslında sponsor kelimesinden önce “destekleme” kullanılır. Yetimlerimizi destekleme programına alıyoruz denir ve proje anlatılır.
          Muhakkak söylenir ve bizlerde söyleriz. Hatta siz bile yerine gidip söylersiniz
          Dedik ya şahsım adına hiç bu açıdan bakmamıştık herhalde içinden biri olduğumuzdan olsa gerek.Hakkınızı helal edin yorumumuz şahsınıza herhangi bir muhalefet değildi.

          Fi emanillah!

        2. Ömer bey,
          Son paragraftaki örnek olarak verdiğiniz “soma’daki yetimlere destekleri ulaştırıyoruz”
          Kelimesi zaten İHH tarafından yıllardır kullanılan bir projedir. Bu projenin adı “yetim destekleme projesi” dir.
          Insanlar nasıl destek olacağız diye sorduklarında sponsor olunur veya abla abi sistemi ile olunur veya daha bir çok çalışma bulunur bazıları maddi destek olamıyorlarsa bedeni olarak yardım ederler.
          Tekrar yineliyorum
          “Yetim destekleme projesi” dir.
          Sponsor sadece bir bölümüdür.
          Fi emanillah

  14. Ummuhamza kardeşimin söylediklerine cevaben..

    Büyük bir fırtına çıksa, olanca yerin, göğün pisliği soluduğumuz hava gibi içinde yaşadığımız bir şeye dönüşse.. İlk elbiselerimiz kirleniyor kardeşim. En dışımızda onlar olduğu, bedenimizi onlar örttüğü için ilk kirlenecek olan esvabımız olur.

    Esvab yani kıyafetler, giysiler.. Sevb kelimesinin çoğulu bu kelime… Sevb bir şeyin ilk haline, ilk düşünüldüğü haline, ilk planına amacına dönmesi anlamına geliyor. İplerin de yapılış amacına dönmesi yani giysi haline gelmesini anlattığı için sevb giysi anlamında kullanılıyor arapçada.

    Ama manasındaki esası, ilk anlamına, ilk haline, ilk düşünüldüğü amaca riayet etmesi, fıtratının gereğini yapması gibi… Kişinin esvabına, tesettürüne bürünmesi de fıtratı gereği. Açık halimizden bu hale geçtiğimizde hissettiğimiz huzuru hatırlayalım, fıtratımızla daha fazla zıtlaşmamış olmanın huzuruydu o…Dışarda yarı çıplak soyunup dolaşmaya çalışan insanların mutsuzluğu yüzlerinden okunuyor, birilerinin bakmamış olması onlar için ölümden beter. Görünmeye çalışıyorlar, görünerek var sayılmaya, varlık sahibi olmaya. Etten ve kemikten ibaret varlık, maksimum 30-40 senede soluyor. Sonrası hepten facia. Oysa insan anca kendi fıtratıyla örtünürse huzur sahibi oluyor. Sevabına da esvabına da kavuşuyor.

    Kirliliğin artık hava gibi içinde yaşamak zorunda kaldığımız ir hale dönüştü bu zamanda, ilk bozulan esvabımız… Malesef en son düzelecek olan da yine esvabımız. Dışardan kirleniyoruz, içimize işliyor, bu sefer temizliğe önce içerden başlamak gerekiyor. Bu konuda tesettürsüz birine tesettürden önce anlatılması gerekenler olduğunu farkettim. Yoksa geri tepiyor, birşeyler oturmuyor. Allah’ın emri konusunda bir hassasiyet kazanılamadıktan sonra, tesettüre olan bakışlarını garipseyemiyorum acı ama. Bu elbette uyarmayalım demek değil, kişinin nasibi varsa, senin halin ona zaten güzel görünüyor /gösteriliyor. Değilse tereddütler, şüpheler, sorular, tezatlar içinde bir hayat. Hepsi de Allah’a karşı hem de bile bile. Bilmiyorum sen ne dersin, bu noktada tesettürden önce anlatılması gerekenler olduğunu söylememe..Bu aralar tebliğ hakkında düşünüyorum çokca, en doğrusunu nasıl etmeli kardeşim? Hal dili öncelikli elbette ama sözle nasıl demeli denilecekleri? Cevabınızı bekliyorum.

    1. Ummu Hamza says:

      Sevgili Ayşe kardeşim, müsaden olursa Cahide abladan mail adresini alıp cevabı mail olarak yollamak isterim, bu başlığın altına daha fazla yorum yapmamı engelleyecek kendimce ve eşimce gerçekten önemli bir sebebim var çünkü. Senin için de uygun olur mu?

      1. Nupelda says:

        Bu cevabı bende okumak isterdim:(Mail de sorun düzelmezse yenisini açacağım:(Sıkıntıya soktum seni:(Hakkını helal et:((

    2. Tebliğ konusunda Müslümanlar olarak çoğu kez yanlış yaptığımızı kabul etmemiz lazım. Alimler Münkeri açıktan işleyen ve buna devam insanları, bir çocuk, hasta veya deli gözüyle görüp öyle yaklaşmışlar. Öncelikle münkeri tanımlayıp, münkerin kötülüğünü anlatma yoluna gitmişler. Buna Kur’an’dan örnekler var. örneğin gıybetin kötülüğünü anlatırken, kardeş eti yemeye benzetilmesi gibi…
      Biz daha çok münkeri değil, münkeri işleyeni hedef alma yoluna gidiyoruz.

      Rasulullah aleyhisselat-u vesselam’ın Muaz bin Cebel’i Yemen’e gönderirken ki öğütlerini unutmayalım. Ne buyurmuştu? “Sen kitap ehli bir topluluğa gideceksin. Onlara varınca önce Lailahe illallah’ı, Muhammeden Rasulullah’ı anlat. Kabul edince namaza sonra zekata geç diye devam ediyor. Biz başlangıç yapmadan, sonuca ulaşmaya çalışıyoruz.
      Birde tebliğ yapacak insanların konumu çok önemli. Tebliğde en etkili olan kesim, yönetici konumundaki kesimdir. Baba olur, abi olur, camide hoca olur, Diyanet işleri başkanı olur.. önemli hangi konumdaysa artık…
      Bu başlık altında bunu uzatmaya lüzum yok. Bu konuda Abdulhamid Bilali’nin “Münkerden sakındırma Yolu” adlı kitabını tavsiye ediyorum.

      1. Tamam abla, özür dilerim, düşünemedim. Cevabınız yeterli benim için. Ummu hamza kardeşim sen de sağol. Tekrar gerekirse rahatsız ederim, şimdilik bir sıkıntı yok.

        1. Rica ederim kardeşim, özüre gerek yok…

    3. Blogdaki yorumları elimden geldiğince takip ediyorum, çok konuşkan biri olmadığım için muhabbete katılmıyorum. Arada kesin yazmalıyım dediğim yerler olunca yazıyorum.
      Ayşe abla mı hanım mı demeliyim bilmiyorum resmiyetle samimiyeti dengeleme sorunum var galiba : )
      Tebliğ konusundaki fikrine ben de katılıyorum. Kardeşimden yola çıkarak bu yorumu yapıyorum.
      Şu an ortalama müslüman ailelerin kızları örtünmek istemiyor. Örtünen de nasıl örtünmesi gerektiğini bilmiyor. Bu konuda istekli olan anne baba sürekli tesettürden bahsediyor çocuğuna, boğuyor; kendi kapalı olsa bile çocuğunun tesettürünu dert edinmeyen anne sayısı şaşırtıcı biçimde çoğalıyor.
      Gençlere kızamıyorum, tesettürün ne olduğunu bilmiyorlar ve etraflarında gördükleri gençler gibi özgür (!) olmak istiyorlar. Zihinlerindeki tesettüre ait imajı görebilme şansımız olsaydı eminim yıkılırdık. Kapananlar şık olmak istiyor. Tesettürün gizlemek olduğunu bilmiyor ya da gizlenmek istemiyorlar.
      Önce Allah sevdirilmeli. Bu cümleyi kurarken çekine çekine kurdum çünkü artık tuhaf bir Allah kavramı oluşturuluyor. Biliyosunuzdur; Allah kalbimizde O bizim üzülmemizi istemiyor gibi hümanizme bulanmış romantik sözler.
      Allah’ın tek ve güzel vekil olduğunu gence kavratırsanız o kendi kapanır zaten, kapan demenize gerek yok. Güvensizliğin, gelecek kaygısının had safhada olduğu çağımızda insanlar mutsuz olma nedenlerinin Allah’ı unuttukları için olduğunu fark ettiklerinde birçok sorun çözüme kavuşacak bence.
      Gençler şu an acayip boşlukta ve aşırı mutsuzlar dışarıdan sürekli mutlu ol mesajları alıyorlar ama içleri çökmüş vaziyette.
      Şuna tüm kalbimle inanıyorum, eğer el atılırsa bu gençlik bizi de kurtaracak.
      Damarlarını bulmamız lazım. Kendilerine karşı yumuşak olmamızı istiyorlar, liman arıyorlar. Ama iyi ayarlamak lazım, nasıl adam kullanılacağını da iyi biliyorlar. Ve üslerinde otorite boşluğu var emin olun lider karizmasına sahip biri karşılarına çıksa öl dese ölürler ne için ölüneceği önemli değil kahraman olmak istiyorlar.
      Benim çocuğum yok, evli bile değilim : ) Bu tahlilleri kendi çevremdeki ve internetteki gençleri gözlemleyerek yaptım. Dahası var ama yine uzun yazdım. Velhasıl diyorum ki; ne kadar genç varsa o kadar metodu var.
      Tesettür konusu bu sitede çok defalarca işlendi. Yorumlarda giyimi düzgün olmayanlar eleştirildi. Dozu ayarlı olduğu sürece bunun da bir tebliğ metodu olduğunu düşünüyorum. Bu dili kendine yakın bulanlar var. “Allah’a ulaşmanın insanlar sayısınca yolu vardır.” Olabilir.
      Allah’a emanet olun.

  15. En çok yırtık çorap görünce, soyu tükenmiş bir hayvan bulmuş gibi fotoğrafını çekenlere ağladım. Bu kadar yabancılık için ne kadar uzak durmak gerekir birbirimize. Artık içine yoksulun giremediği bloklarda oturuluyor, kapılarında bekçisi var. Güvenlik için diyoruz sürekli güvenlik için…
    Komşusu açken tok yatanın hükmü verildiğinden beri, daha çok zengin mahallelere taşındık ki komşumuz aç yatanlardan olmasın. Tek bir işçiye selamlaşmamış, sofrasına oturmamış olanlara gün doğuyor her ölümle, muayenehanesine, burosuna, işyerine gelen yoksula “siz” diye hitap etmekten bile aciz bırakıyor kibri. Bir felaket olmadan önce, üç kuruş çıkarıp birine Allah rızası için vermek aklına gelmiyor. İyi ki gsm operatörleri kampanya yapıyor, iki tuşa basıp 5 tl göndermek kolay. 5 liraya vicdan alıyorlar sonra. Bir facia kopmadan, kimsenin vicdana ihtiyacı yok ki cebinde birikip durandan rahatsız olsun.

    Onlar 40 çeşit ramazan sofrasının kenarında açılan televizyonda domates peynirle iftar açtıklarını belgesel niyetine seyrettirdikleri adamlardı, gittiler.

  16. Bunca gürültünün arasında, duru bir liman gibi olmuş, şükür, okudum, okuduğuma yaslandım abla.

    Hz. Ali kerremallahu veche, pazarda bir adamın hurmalarını kalitesine göre ayırıp, bi tarafı 3 dirheme, bir tarafı 5 dirheme sattığını görür. Müdahale eder, hurmaları birbirine karıştırıp, “hepsini 4 dirheme sat. sat ki yoksul yoksulluğunu hissetmesin, zengin zenginliğinin kibrine kapılmasın.” der.

    Suçu üç beş kişinin üzerine atıp, yüksek sesle yeterince bağırınca kendi suçunu örtmüş olmak ne rahatlık dimi abla. Dün kovmuşlar kelli felli adamları acının orta yerine düğüne gider gibi gittikleri için. Ayakkabısına verdiği paranın, evine gelen temizlikçi kadına verdiğinden çok olduğunu ilan eden ahlaksız kesim; işçinin/yoksulun/yetimin dirisini sömürdüğü yetmiyor gibi ölüsünün de akbabalığını yapıyor. Keşke bir iki ay sonra olsaydı diyenleri çok.

    Kendi mahallesindeki çöpçüye bir “kolay gelsin”i çok gören zihniyet, soma’nın yahut bir yoksulun bir yetimin acısını seslendirmeye hakkı olduğunu zannediyor. Yahu bir bak haline bir bak, bugün kaç kişilik yemek yediğine, sonra konuş. Bu ayki maaşının kaçta kaçını kendi boğazın için yedin, Allah o parayı senin üzerine mi zimmetledi bir bak ama değil mi? Küçük burjuvalar memleketindeyiz, yoksulu yoksullaştırmak her birimizin marifeti. zengini zenginleştirmek de öyle. Kimse kusura bakmasın, buzdolabıyla tuvalet arasında bir kanal olmaktan fazladır insan olan insanın vazifesi.

    İhmal, eksiklik, sabotaj, bütün ihtimaller soruşturuluyor, cezalandırılacak elbette. Tek gerçek var ölüm mukadder, ölümün mukadder olduğunu söyleyince katlin sorumluluğunun kalktığını söylediğimizi zannedenler bilmese de; ölüm mukadder. Bu çağrıldığın son namaz, ötesi yok. Bu okuduğun son ayet, ona ne kadar hürmet edeceksen öyle öleceksin, öldüğün gibi dirileceksin işte. Sokağa Allah’ın emrini inkar ederek mi çıkıyorsun, o zaman bu inkar içinde öleceksin yüksek ihtimalle.

    Geçen bayram 3 günlüğüne bizim köye gittim, birinci gün bayram yaptık, ikinci ve üçüncü gün yine bahçedeyiz, hasat mevsimi malum, kasa çektik. küçüktük, bir keresinde üst üste ben ve kardeşim tarlada traktör römorkundan düşüp, kafamızı delmiştik. hüseyin emmin kırmızı boya almış da ondan böyle kırmızı oldu yüzün diye avutuyorlardı inanıyorduk ağlarken. annem hem kendi üzerini hem bizim kıyafetlerimizi değiştirmeden doktora götürmemişti de bizi. çamurluyduk, kirliydik. bunca gürültünün arasında abla, gözyaşımıza namuslu bir liman arıyor insan. yanında durulacak tek bir yer var o da “çizmelerimi çıkarayım mı” diyen adam. geri kalanının susmasını diliyorum, ki mide bulantımız bari geçsin. hayatlarında bir tek işçinin elini bile sıkmamışların solculuk oyunlarına, cebindeki akrebin sesini yoksuldan çok işiten adamın müslümanlığına, insanlığına inanmıyorum, bu acıyı yada ölümü anlayabileceklerine de..

    Gözüm akasyaya çarpıyor abla, size önceden şöyle anlatmışım;

    “Şu an arasında bulunduğum dört duvarın yanıbaşında bir akasya ağacı arkadaşım var. Bütün yazı birlikte geçirdik onunla. Kendisi güvercinlerin, kumruların ve serçelerin de arkadaşı ve evidir, bana ve odama vuran gölgemdir. Balkondan elimi uzatsam, dallarını okşarım onun, saçlarıymış gibi gelir… Akasya kokusu bilir misiniz, ben bilirim, hele bi çiçeklendi mi, dört bir yanı kuşatıverir. Saçlarına rüzgar vurdu mu, yaprakları birbirine çarpar, konuşmaya başlar, sesleniverir size, dönüp bakarsınız seher vakti; iki kuş yuvalarını yapıyor incelikle. Meğer onu söylüyormuş, bak da ibret al, Rabbinin güzelliğine diye. Azıcık düşünsem, içimi serinletir. Şimdi kış geldi, önce kuşlar yuvalarını götürdüler, sonra yaprakları sarardı, dökülmeye başladı. Kuru dallarında baharın umudunu taşıyor, şimdi de ben konuşuyorum onunla, aynıyız seninle, ölüp-dirileceğim ben de senin gibi. Yine kuşlar ev yapacak dallarına.” (22 kasım)

    Şimdi baharlandı ablacım, yemyeşil oldu saçları, ne zaman rüzgar esse zikrediyor Rabbini kendi dilince. Rüzgar esmediği zamanlarda da zikrediyor. Yeşilliğinin içinde geçen bahardan kalan kuru dalları, yaprakları salkımları da duruyor. Bütün kış bu kuru salkımları niye dökülmedi diyordum. Bugünlerde iki güvercin gelmiş, o kuru salkımları koparıp yuva yapmaya götürüyorlar, yeni gelecek yavrular için. Ölüm ve hayat bir ağacın dalında birbirini takip ediyor gece ve gündüz gibi.

    İçimde ta eskilerden bir ses uğulduyor,

    “Ey nas, susun!
    ”İnna Lillah ve inna ileyhi raciun”

    1. İşte böyle, kimileri sadece diliyle, kimileride yüreğiyle konuşur…

      1. Hizmete olan dusmanliğiniz ne kadar ki gerçekleri gor(e)meyecek kadar kör etmiş gözlerinizi.sizin onlar için ettğiniz duaları(Allah ıslah etsin,doğru yola iletsin vb)rabbim size de nasip etsin.ve şunu unutmayın ki kabirler bu hizmeti bitirmek isteyenlerle dolu…

      2. bir de şu kemküm eden koç un adamı madenin sahibi olan adama tayyipin adamı demezler mi….! kafalarına taş düsse…

    2. Nupelda says:

      Ne güzel bir insansın sen..Ne kadar ağlattın beni..Çorapları yırtık adam..Onun yanındayız elhamdülillah:(

    3. Kalemine sağlık can kardeş sen hep böyle yüreği güzel kal!
      Yaşıyoruz hani şu “ileri gelenler” denilen güruh hala gitmedi yaşıyorlar be kardeşim!
      Onların sonları ne hazindir

      Fi emanillah!

    4. iznin olursa yazını facebook ta paylasmak istiyorum..

    5. Allah Razi olsun kardesim senden. Senin gibilerinin daha oldugunu bilmek bile huzur verici. Allah yar ve yardimcin olsun. 😚💐🌹

    6. ”Artık ben ne kadar üzülsemde ağlayamıyorum.” derken… yazını okudum Ayşe…

      ”bunca gürültünün arasında abla, gözyaşımıza namuslu bir liman arıyor insan. yanında durulacak tek bir yer var o da “çizmelerimi çıkarayım mı” diyen adam. geri kalanının susmasını diliyorum, ki mide bulantımız bari geçsin.”

      diyen cümlende çözüldüm…..,Akasya ağacın ve gencecik ”sen”- Ayşe.. koca koca adamların olamadığı olgunlukta ve ferasetteki yazınla… -sus dedin sustum.! –
      Sevgiler ve selam olsun sana ve burada olup duygularını payşanlara…!

      Facebook sayfama alabilirmiyim..?

    7. Allah razı olsun kardeşim işteyim ağlamaya utanıyorum ama durduramıyorum göz yaşlarımı …

    8. Allah razı olsun hepinizden, tek tek cevap yazamadım. “Ey nas, susun” mısrası, ölüm risalesi şiirindendi. Bir de bugün ismail kılıçarslan’ın köşe yazısı eklemek istediklerimizi de kapsıyordu… Allah’a emanet olun.

      1. Eminim Kılıçarslan yazıyı bugün yazsa, eklenecek bir kaç şeyi daha olurdu… “Müstehaktır” sözü çınladı durdu kulaklarımda bugün…Birde yardıma gidenlerden bazılarının para ve telefonlarının çalınması… İnsanların bu kadar çukurlaşamalarına şahit olmak ne zor… Alışacağız ve duyarsızlaşacağız diye korkuyorum. Zira gün geçtikçe ayrık otu gibi çoğalıyorlar…

        1. “müstehak” ifadesini daha ilk gün buradaki malum tayfadan canlı canlı duyunca şaşırmadım abla, neticede bir beklentimiz yok, bildiğimizi ayan ettiler. benim kırgınlığım başkalarına oldu. “kureyşli kuru et yiyen bir kadının oğluyum” sözünü hatırladım durdum, ortalık durulursa, konuşuruz belki bunu.

  17. Hani nerde senin Mısır’ın Suriye’n umurları bile değil.zamanında sizde onlar için ne yapacağınızı şaşırmıştınız .ağlaya ağlaya bir kalmıştınız.şimdi burda siyasi yazı yazacağınıza oturunda bizim ülkemize bizim insanımıza yanın öncelikle

    1. Senin gören bir gözün, işiten bir kulağın, sızlayan bir vicdanın var mı söylesene bana!

    2. Müslümanlar bir vücudun azaları gibidir. Sana düşmez, bizim acımızın hesabını sormak. Edebini topla.

    3. Nupelda says:

      Bakın üstad ne diyor,nereye koyarsan koy;

      Bazı insanlar alçak gönüllüdür,
      Bazıları da alçak olmaya gönüllüdür…
      – Necip Fazıl Kısakürek

    4. bir topluluk da hem dost hem münafık bir arada bulunur. sen hangisisin? ona göre cevap yazalım..

  18. İKBALSU says:

    Cahide’m bu sözlerin o kadar anlamlı ki . sadece bu sözlerinin üzerinden aylarca konuşsak dertlensek azdır kardeşim. Allah a emanet ol kardeşim. seni seviyorum

    Şüphesiz ölüm bizlere de gelecek…Hâlâ namazlarına ihanet edenler, tesettürü bir süslenme aracı gibi görenler veya tesettür ayetini hiç umursamayanlar, faizden kaçınmayan, zekat vermeyi, yoksulu gözetmeyi zûl görenler için bu ölümler bir ibret olmalı…

    Ölen kardeşlerimiz kadar, zinanın artması, hayasızlığın itibar görmesi, her köşe başında faizli bankaların olması, içkinin bu kadar rahat ve su gibi çok tüketilmesi, İslama yabancı yetiştirilen çocuklardan yeni ve azgın bir nesil yetişmesi, Allah’ın ayetlerinin, Rasulün sünnetinin ayaklar altına alınması da dağlamalı yüreğimizi…

  19. fatıma says:

    Ahhh ummu hamzaa ahhh cok guzel söylemişsin çoooookkk..Tüm söylediklerine cani gönülden katiliyorm o kadar yasadiklarimzki söylediklern o kadar doğruki…Bir o kadar duyarsiz olmusuz insanlar sanki sağır olmuş duymuyorlar görmüyor gözler…islamiyet garip geldi garip gidecek..Allah im islam yolunda gidenlerden eylesin müslüman neslin sayisini arttirsin insaallah çok dua etmemiz lazim islam adina insanlik adina evlatlarimz adina hepinizi cok seviyorum ummu hamza seni çok sevdim çooooook cok duygulandm hepinize sımsıkı sarılıyoruumm Allah a emanet olun…..

    1. Ummu Hamza says:

      Amin amin amin kardeşim.

  20. Ummu Hamza says:

    İki gün önce oğluma hediye gelen bir kıyafeti değiştirmek için hediyenin alındığı mağazaya gitmemiz gerekti, mağazada dünyaya uzay gemisinden inmiş marslı gibiydik, bize sorsanız dünyalı olan bizdik de etrafımız uzaylılarca sarılmış gibiydi, kıyafeti değiştirdik sırada beklerken gözler dönüp dolaşıp bize hadi daha açık olayım bana takılıyordu, genelde, hatta hep, hemcinslerim tarafından.
    İleri yaşlı ama genç görünmek için garip kılığa girmiş teyze, bakışını hâlâ unutamıyorum. O kalkık, iple zorla kavis şekli verilmiş kaşlarını da.
    Sen taytlı genç kız, göz kapaklarını koyu siyaha boyamış genç kız, sırada beklerken dönüp dönüp bana bakışını, en çok da garipseyişini, kafanı eğişini. Ben bile kendimi garipsedim biliyor musun orada, senin garipsemiş olabileceğin anlamda olmasa da.
    Sonra örtülü kasiyer kız, dar pantolunun, sıvanmış kollarınla ne kadar da uyum sağlıyordun çalan o yabancı şarkıya, ne de rahattın o ortamda.
    Dışarı çıktık, yüreğim sıkışacak gibi oluyor, ağlamamak için kendimi zor tutuyordum, dışarısı içeriden de beterdi, ah cahide abla dedim, millet şehrime tutucu diyedursun, bunca taytlıyı onlar görse utanırlardı herhalde buralara tutucu demeye, muhafazakar falan değildi artık buralar, zira insanlar muhafaza etmesi gereken değerleri çoktan kaybetmeye yüz tutmuştu.
    Şimdi çoğu kişinin gündemi bu patlama, bu ölümler, belki yine eylemler oluyordur, bilmiyorum. İyi ki de bilmiyorum, zira yakından takip edenleri biliyorum, bizden fazla olarak ancak üzüntülü sözler ediyorlar biraz daha fazlaca,ya da bağırıp çağırıyorlar, sonrası mı, hiç sorma, onlar da kendi çocuklarının okuluna, günlük yaşantılarına döndürüyorlar konuyu, en fazla birkaç hadi bilemedin beş on cümle sonra.
    Siz, o gördüğüm, yaşlı ama genç görünme gayretindeki teyzeler, güzel şehrimi en nahoş kıyafetlerle talan etmeyi devrim, çağdaşlaştırma sayan/ sanan taytlı streçli hatta şortlu kızlar, ölüm gerçekten gündeminizde mi artık?
    Vefatına üzüldüğünüz maden işçileri kadar gerçekten ama gerçekten kendinize de yakın buluyor musunuz ölümü, onlara bulduğunuz kadar? Gerçekten bu ölümler insanların İslam ile diriliş muştusu olabilir mi, bu acıdan bahar gelir mi memleketime, azalır mı çirkin kıyafetler bir bir sokaklardan, ölümü hatırlayan, ölüm üzerine nutuklar atan kişilerin dolabından?
    namaz kılmışlar mıdır o insanlar bir günlüğüne de olsa ölümü kendilerine gelebilir bilerek?alınları secdeyle buluşuyor mudur artık?yoksa bu üzüntünün de değeri ancak gündemden düşene kadar mıdır? eylemler yapılınca, başkalarına suçları haykırılınca kendileri de aklanmışlar mıdır ifa etmedikleri, maalesef sallamadıkları kulluk görevlerinden? ve daha nice soru beynimde dolaşan… var mıdır bunların da ehli vicdanlarda cevabı?

    ve en önemlisi, kendi ensemizde de hissediyor muyuz artık ölümün soluğunu? yanlış yaşantılarımızı kökünden değiştirecek kadar yürekten mi acımız?
    Ölüm maden işçilerini bulurken bizi es geçer mi?

    mevtalar için rahmet duası, diriler içinse mümkünse, Allah için bir günlük de olsa tefekkür arası,düşünme molası…

    1. Nupelda says:

      Yüreği güzel kardeşim benim..Yollarımızı kesiştiren Rabbim’e sonsuz hamd olsun..
      Doğru olan sensin,yanlış olan onlar..

      1. Ummu Hamza says:

        Ah kardeşim, derdim o değil ki, hani şimdi böyle moda gibi, akım gibi herkes bunu konuşacak bir şeyler yapmaya çalışacaklar, iyi güzel, ama ölüm adına kendimize ne hisseler alacağız, kendi yaşantımızda gerçekten değişiklikler olacak mı, gerçekten ölümden ibret alınıp hep birlikte yüzümüzü İslam a dönecek miyiz yoksa modası geçene kadar mı, sabun köpüğü gibi mi, kendimize piknik, sinema, arkadaşlarla eğlence programları yaparken ölümü bi onlara mı yakın bileceğiz? onu demek istedim, Rabbim başkaları için de kendimiz için de hayra çalışanlardan eylesin bizi:(

        1. Nupelda says:

          Elbette anlıyorum.Şu anda naralar atarak,sokakları yakıp,yıkanların gerçek derdinin maden işçileri olduğunu da hiç sanmıyorum.Bu ayrı bir konu..

          Bir ihtimal,düşüneceğiz ölümü..Ya gelirse,gelirde bütün planlarım bozulursa diye.Düşüncesi bile tüylerimizi diken diken edecek!Sonra hemen kovacağız bu düşünceyi…Bütün hesapları,planları onsuz yapmaya devam edeceğiz..Hem ölüm bize neden gelsin ki?
          Daha kızımız büyümedi,oğlumuz evlenmedi,askere gitmedi.Evin borcu bile bitmedi!Eskiyen eşyalarımızı yenileyemedik daha.
          Bu kadar bekleyenin yanında,sırası mı şimdi!

          Van depremi vardı hani..Reyhanlıdaki patlama…Şimdilerde siyasete malzeme olmaktan öte,neresi kaldı akıllarda?..Zamansız ölüm değil miydi bunlar?

          Buda geçecek diğerleri gibi!Doğu Türkistan,Çeçenistan,Filistin,Suriye uzayıp gidiyor..Ölüm haberleri artık ne kadar etkiliyor bizi?Hangisine karşı duyarlılığımızı koruyabildik?
          İtiraf edelim,bazen aklımıza bile gelmedi..Unuttuk!
          Sadece onlara gelirdi çünkü,bizim daha zamanımız vardı..

          Babam vefat ettiği gün;evden çıkarken,akşama dair planlarımızı konuşmuştuk.Halam gelecekti o gün.Siz gitmeyin,ben karşılarım demişti..
          Halam geldi ve babamın cenazesini karşıladı…
          İşte hayat bu kadar.Senin isteklerin ve Yaradanın senin için istedikleri..

    2. Beni en çok üzen, bu manzaralara alışmak. Bugün pazarda başı örtülü olduğu halde, yırtık pantolonlu kızı gördüğümde, dilime dolanan onlarca sitem cümlesini yuttum. Ona mı, bana mı yazık bilemedim!

      1. Ummu Hamza says:

        Yaşayanlar ölenlerin gözlerini kapatıyor da ölenler yaşayanların gözlerini açamıyor, Rabbim gözlerimizi açsın.

        1. Mehtapabla says:

          Ümmü hamza bu yazdigin bana cok ilginc vede dogru geldi Dedigin gibi Allah gözümüzü acsin Amin.

      2. Vay beee memleketimde başörtülülerin durumu bu kadar vahim demek 🙁 Allah ıslah etsin ne hale getiriyolar…

    3. Inna lillahi ve inna ileyhi racıun
      Diyerek yükselir semaya sesler
      Ya Rabbi sabır yağdır üzerimize sözleri annenin gözyaşına üzülen çocuğunu teskin edişi yok yavrum bak ben ağlamıyorum diyerek acısını yüreğine gömmesi
      Ah nice canlar yandı bu yollarda
      Ne insanın değeri var olsaydı daha geçen sene bu vakitlerde dünya gazetesinde yalan söyler miydi o patron denen adam akit gazetesindeki haberde bugün deşifre etti.
      İHH nın Türkiye içindeki çalışmalarını birebir içinde olduğumuzdan dolayı titiz ve düzenli olması yüzünden yanındayız.
      O dul anneler ve yetimlerin ellerini tutmazsak kim tutacak ?
      Her şey maddiyat ile de olmuyor manevi olarak destek en büyük iyiliktir. Kendini Parayı vererek tatmin etmek çok farklı onlarla bir şeyleri başarabilmek üstesinden gelmek çok daha farklı
      Yanında olalım Soma lı kardeşlerimizin hiç yapamasak bike duamızda yer verelim
      Fi Emanilllah

      1. Ummu Hamza says:

        Elbette olmaya çalışalım ablacığım, elbette…

    4. Yollarına dikenler atılan
      Başına işkembe kumlar atılan
      Yemeğine pislik atılan
      Rasulun aleyhisselamın ümmetiyiz . Kolay mı sanacağız bu imtihanı elbetteki taşlayan dikenli yollar engeller çıkacak yol hak yolu ise gerisi teferruat!
      Üzme kendini zafer inanlarındır.
      Fi emanillah

    5. Ümmü kardeşim…Rabbim kalbini ferahlandırsın,sıkıntılarını gidersin Amin…

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: