KADINLARIN EVİ NE OLACAK?


Nureddin Yıldız Hoca’nın KADINLARIN EVİ NE OLACAK yazısını mutlaka okuyalım.

KADINLARIN EVİ NE OLACAK?

Genel kanaat, kadınların evlerine pek düşkün olduklarıdır. Evlerinin en ince ayrıntılarına kadar ilgilenir, temizler, bakar hatta koklar diye bilinirler. Ellerinde bir bez parçası ile sabahtan akşama kadar bir köşeden diğerine koşuşturdukları söylenir. Böyle olup olmadığı ya da her kadının böyle yapıp yapmadığı şüphesiz bilinemez. Sadece genel görüntünün bu olduğunu söyleyebiliriz. Veya kadınlar ve ev kelimesi birleştiğinde akla gelen bu olagelmiştir.

Kadınların bu ev düşkünlüğü, yakın bir gelecekte özlenecektir herhâlde. Artık kadınlar, mü’min olanları da evlerine vakit ayıramamaktadırlar. Erkekler gibi onlar da evlerine akşam yatmak için dönen bir kadın nesli önümüzdedir. Bu varsayıma itiraz edenler olabilir. Kadınların genel gidişatından anlaşılan budur. Genç kızlarımız, gerekli gereksiz bir okuma havasına kapılmış gitmişlerdir. Neredeyse genç bir kızın üniversite okuması, onun hayat şartlarından biri gibi algılanacaktır. Bu üniversitelerde okuyan kızlarımızın, ahlâk ve din açısından verdikleri tavizleri bir anlığına yok sayalım. Kendisini çok iyi korumuştur, melekler onu himaye etmiştir diyelim. Yıllarca emek verildikten sonra elde edilmiş diplomalar ne yapılacaktır, cevaplanması gereken soru budur. Büyük bir oranda bu diplomalı kızlar, akşam evlerine yatmaya gelen iş güç sahibi hanımlar olarak hayatlarını sürdüreceklerdir. Önümüzdeki hayat tarzının böyle olması artık kaçınılmazdır. Meseleye kızların okuması ve okumaması açısından bakmamız yeterli değildir. Diyelim ki, kızlarımız için mükemmel bir koruma alanı oluşturuldu ve Şeriat’ımız açısından sakıncasız ortamlar oluşturuldu, kızlarımız da oralarda şu veya bu branşta eğitim gördüler. Neticede bir, okumuş kızlar nesli yetişti. Bu kızlarımızın karşılaşacağı sorunlar neden düşünülmüyor:

Kızlarımızın okumalarına karşı olmak gibi peşin bir fikir sahibi değiliz elbette. Ne okuduklarını, okumalarının ne getirip götüreceğini tartışmak isteriz.

Bir kere, ortada bir ilim merakı iddiası gülünç kalır. Merak vardır ama bu ilme değil çevreye ve özentiye meraktır. Bir kadının altından kalkamayacağı meslek dallarında okuyan kızlarımızın durumunu başka türlü izah etmekte zorlanıyoruz.

Kızlarımızın ilim merakının iki türlü faturası olacaktır. Birincisi, kızların kendilerinin ödeyeceği faturadır. Bu din ahkâmından verilen tavizler şeklinde gerçekleşecektir. İkinci fatura da mü’min toplumun ödeyeceği faturadır. Bu fatura, evinde anne olacak, eş olacak kadın bulma zorluğu şeklinde önümüze çıkacaktır. Okumuş, diplomalı ama kadın olmayı beceremeyen kaprisli, kompleksli kadınlardan oluşan bir aile dünyamız olacaktır yakın zamanda. Çok şey bilen, bildikleri arasında eşlik olmayan, eşini dışarıdaki dünyaya iten kadın tipleridir bunlar. Ne yazık ki, mevcut Avrupa kültürünün iki asırdan beri içinde bocaladığı ve şimdi kurtulmak için arayışlar içine girdiği maceradır bu. Onlar kurtulmak için çırpınırken biz dalmak için çırpınıyor olduk. Şu dünyada anne kadar değerli bir şey var mıdır ki, onu kaybetmemize değecek bir süreci benimseyelim.

Ailelerin bu husustaki genel siyaseti şudur: ‘Bizim kız’ aslında iyi niyetle okuyacak, sonra da mükemmel bir hanımefendi olacak. O ailenin kızı zaten meleklerin gözetiminde üniversite anfilerinde bulunacağı için her adımına bir umre sevabı yazılacağından sonucu garantilidir de. Şeytan ne ilginç tuzaklarla bizi kuşatıyor? Bir de anne, kendisi ‘okuyamadığı için’ evinde veya yakın çevresinde itilmiş biri ise o annenin kızına bakışı zaten bir kurtarıcı, onu düzeltici mantığı taşıdığı için zemin çok daha kolay oluşmaktadır.

Kızlarımızın okuma arzularının yeniden ele alınması gerekmektedir. Aksi takdirde yakın gelecekte, anne arayışı olan, eş bulmanın mucize olarak görüldüğü bir topluma dönüşebiliriz. Bunun mesulü de, bu nesli okuma adı altında evinden çıkaran nesil olur. Tartışmaya mahal yoktur; biz evcil bir ümmetiz. Evlerini mescitleştirmek gibi bir maksat güden ümmetimizin temel karakteri budur. Bu karakterin bozulmasının bedeli ağır olacaktır.

KADIN TACİRLER
Kadınları evlerinden çıkaran nedenlerden biri de ticarettir. Zengin olmanın ötesinde bir hırs kadınları ticarete sevk etmektedir. Bunu alışveriş merkezlerinde izlememiz mümkündür. Kadın ve ticaret birleşimi için iki hakikati teslim etmemizde bir sakınca yoktur:

a- Hayatın ortaya çıkaracağı zorunlu şartlar nedeniyle kadın da ticarete, iş hayatına atılabilir. Temel ihtiyaçlar, aile için olağanüstü zorunlu şartlar buna mecbur edebilir. Bizim ele aldığımız durum bu değildir. Biz kadının, ticareti ve evi dışındaki iş anlayışını tabileştirmesini ele alıyoruz. Sabah mesaisine eşi ile beraber çıkan, işi olduğu için doğumunu yıllarca erteleyen ya da kazara doğurduğunu birilerine emanet eden kadındaki garipliği tescil etmek istiyoruz.

b- Dinimiz, kadının ticaret yapmasını, iş kadını olmasını yasaklamamıştır. Ticaret ve iş, en az erkek kadar kadın için de mubahtır. Kadın da fabrika işletebilir. Çiftlikler kurabilir. Belli bir yerde yöneticilik de yapabilir. Bunların yasak olduğunu belirten tek bir nas yoktur. Kadının fakir olması, eşinin elindekine mahkûm olması emredilmemiştir. Eşinden çok daha zengin kadın görüntüsü her şeyden önce Peygamber aleyhisselamın ailesinde vardır. Burada bir sakınca yok zaten. Sakıncalı durum, kadının kadınlığından, anneliğinden taviz vererek elde edeceği zenginliğin ve iş hayatının bize uyup uymamasındadır.

Kadının çalışması Şeriat kuralları açısından MUBAHTIR. Mubah ise bildiğimiz gibi günah olmayan, sevap da olmayan şeylere denmektedir. Bunun adı serbestliktir. Yani kadın çalışmada, kazanmada ve zenginlikte bir serbestlik içindedir. Dinin kuralı budur.

Müslüman kadının, erkeklerle bir arada olmaması, kadınlığını hakkıyla icra etmesi, annelik misyonunun altında ezilmemesi ise Allah’ın emridir. Bu emre FARZ dendiğini biliyoruz. Bir mubahla bir farzın karşı karşıya getirilmesi durumunda farzın önünde mubahın olmayacağını yani mubaha dayanarak farzı yok sayamayacağımızı anlamamız gerekmektedir. Meselenin can alıcı noktası budur. Kadını, doğurmaktan ve eşini başkalarına bakmaktan alıkoyacak asıl görevden alıkoyan hiçbir şeyin değeri yoktur! Vurgulama yaparak bu ilkeyi teheccüt namazı ile Perşembe Orucu ile örneklendirebiliriz. Kadının, kadınlığına yavaşlama getirebilecek bir teheccüt, bir Perşembe Orucu bile yoktur. Hâlbuki teheccüt muazzam bir nafile ibadettir. Perşembe/Pazartesi Oruçları muazzam bir nafiledir. Bu muazzam ibadetler, eşlik görevi -ki, o farzdır- ile çeliştiğinde devreden çıkmaktadırlar. Demek ki mesele, kadının çalışması veya çalışmaması meselesi değildir. Ne alıyor ne veriyor meselesidir. Evdeki kimliğinden taviz vererek zengin olan kadının, kazandığından ya da oluşturduğu yeni kimliğinden dinine hizmet etme, sadakalar verme, kuyular açtırma iddiası boşaltılan yeri dolduracak nitelikte asla olamaz. Kişisel kazancın ötesine geçmeyen bu görüntü, ümmet adına ortaya çıkan boşluğu hiçbir zaman dolduramayacaktır. Kadından boşalan yeri melekler bile dolduramazlar. Bunu anlamayanlar, İslam’ı farklı kılan temel değerleri anlamamış sayabilirler kendilerini.

Bu ümmetten olmayanların yıllarca bize püskürttükleri, ‘siz kadınlarınızı şöyle ettiniz böyle ettiniz’ töhmetlerine inanarak, güya kendilerince İslam’a daha uygun şekiller çizmeleri kendilerini avutabilir. Yarın bu ümmetin insanları olarak yaşayacak nesiller, bugünkü nesli muhakeme ederken, kadınlarını iş ortamına sürükleyen ve böylece bir neslin değer kaybına sebep olanlar olarak bizi yorumlayacaklardır. Tıpkı bizim, bir önceki neslin sadabat eğlenceleri ile uçurumu başlatanlarını kınadığımız gibi olacaktır bu.

Çarşılarda gördüğümüz, elinde cep telefonu ile dolaşan ve manken gibi görkemli görüntüsü olan kızlarımız hatta hanımlarımızın hesabını bu anlayış üzerinden yapmaya çalışalım. Bir de ‘nereye gidiyoruz?’ sorusu sormaya çalışalım kendimize.

KANUN
Kadınla alakalı temel kanun maddesi şudur:

“Gereksiz yere ve olur olmaz şekilde evlerinizden dışarı çıkmayınız ve önceki cahiliye döneminde olduğu gibi (çekiciliğinizi göstermek için) açılıp saçılmayınız.” (Ahzab suresi, 33)

Bu ayete muhatap olanlar Peygamber aleyhisselamın hanımlarıdır elbette. Ama onların muhatap olduğu şey bizim neyimiz olur diye bir soru sorulur mu acaba?

Bu ümmetin ana karakteri olan hususlarda vereceği tavizler, insanlık için çıkarılmış en hayırlı ümmet olma özelliğini yitirmesine neden olacağına göre bizi biz yapan şeyleri nasıl ihmal edebiliriz?

Evinin sultanı kadınlarla, evine de uğrayabilen kadınlar farklı kimlikleri temsil etmektedirler. Bizim ümmetimizin kadınları evlerinde Rablerine kulluk için uğraşan kadınlardır. Onlar, bütün ihtişamlı sevap vaatlerine rağmen mescitlere bile davet edilmemişlerdir. Cuma’dan bile muaf tutulmuşlardır. Evlerindeki sultanlıkları zedelenmesin diye. Eşlerinin sultanları, ümmetinin umutları olarak kalsınlar diye.

NUREDDİN YILDIZ

Bir Cevap Yazın

Bir Yorum Bırakın :)

  1. merve çalışır says:

    Merhaba, yazdıklarınızı okudum niyetinizin iyi olduğu ve derdinizin hayırlı bir müslüman olma çabası olduğu da çok belli. Fakat, bizim zamanımızda bu yeterli değildir. İnsanlara tavsiyeler verme noktasında ufkunuz ve vizyonunuz çok açık olmalıdır. Siz sizin gibi düşünmeyenlerle empati kurma konusunda yetersizsiniz çünkü onlar zaten çok yanlış ve saçmalar. Bu noktada olan anlayış ve sabır eksiği insanları müslümanlardan soğutmakta, islamı bir öcü gibi göstermektedir. Sonuç böyle korkunç olabiliyorsa da iyi niyetin bir anlamı kalmaz. “Bir kere, ortada bir ilim merakı iddiası gülünç kalır. Merak vardır ama bu ilme değil çevreye ve özentiye meraktır” yorumunuza gelince, daha ne kadar farklı düşünemezdim bilmiyorum. Allah ın sanatını pozitif bilimlerle özellikle görüp öğrenmek kadar bana haz veren başka bir şey yok. Takdir edersiniz ki kuran i kerim mükemmel bir kitaptır net ve açıktır mesajı doğrudan verir. Fakat alimler tek bir ayetinden bile yorumlar farketmediğimiz ayrıntılar güzellikler çıkarırlar. Mesajı aynıdır evet ama sanatı bambaşkadır. Bilim insanı olarak müslüman bakış açısının hem aileme hemde Allah nasip ederse yetiştireceğim çocuklarımın inançlarının sağlamlaşmasına olan etkisini bir kenara sadece özentilik ” diploma özentiliği “diye atmak anlayışsızlıktır.Ben demiyorum ki Allah a inanmak için önce kanıtlarımı göreceğim, haşa.Biz önce inandık hem de hiç görmeden inandık. Ama ufku açık ilmini almış bir müslüman kadın eşini de çocuklarını da daha doğru yönlendirir. 12 13 yaşlarına kadar çocuğunuza içki içme günah diye telkin edeceksiniz sonra o çocuk sorucak neden diye. Bu noktada bu devirde günah demek yetersiz kalıcak. İlmini almış annenin bu yaşlardaki iknası çok önemli diye düşünüyorum. Sosyal bilimler almış hakkını vermiş bayanların da toplumsal işleyişi ve düzeni anlamakta ve çocuklarını yönlendirme yönündeki katkılarını da yine yabana atamayız. Bakış açınızı bu yöne çevirmenizde fayda olduğunu düşünüyorum, zira bu kadar takipçisi olan bir bayan olarak yanlış fikirlerin ve yönlendirmelerin de verilecek bir hesabı vardır her ne kadar ” iyi niyetli ” olsa da.

  2. cahide hanım burası türkiye ve demokratik bir ülke arabistanda yaşadığınızı düşünüyorsunuz sanırım
    şu geçim zorluğunun yaşandığı bir zamanda kadınlarda eve bir dlim ekmek götürüyorsa eli ayağı tutuyorsa ne ala sizin gibi derine dalmakla iş yürümez demekki imkanlarınız çok güzel çevreyi göremiyorsunuz benim eşim rahatsız aylardır çalışamıyor bende çalışmazsam kim baksın bize
    tarifleriniz güzel ama fikirleriniz son derce kusura bakmayın yobazca hele bir yazınızda insanların giyimine öyle ağır laflr etmişinizki bunlar dedkoduya girer Müslümansanız güzel fetvalar verin madem açık birini gördünüz bakmayın

  3. Allah razı olsun beğenerek takip ediyoruz Allah yar ve yardımcınız olsun

  4. ne mutlu size evinizde oturmuşsunuz bilgisayarın karşısına belki bir kahve veya çay yanına pasta yorumlar yapıyorsunuz. hayat güzel değil mi? evden çıkmaz iseniz tabi ki günaha girmezsiniz. bir de çıkma mecburiyeti olup da günaha girmemeye çalışanları hiç düşünüyor musunuz acaba. kusura bakmayın bayanlar her şey o kadar güllük gülüstanlık değil bu ülke de siz nerede yaşıyorsunuz acaba. ne yapacak acaba eşi, ailesi, bakanı olmayan kadın. kapınızı çalsa hanginiz her gün yemek vereceksiniz. hayat yazdığınız kadar basit değil bazıları için. siz şanslı doğanlardansınız anlaşılan

    1. Sevgili Yasemin isteyen günaha girmeden de geçimini sağlayacak yollar bulur.belki bu çok kolay olmaz,belki fazla alternatifin de olmaz.Ama Allah’ın rızasını esas maksat yapsan,helal ve az olan kazanca iktisatla kanaat etsen o günaha girmeden kazandığın para bereketlenir.allah senin niyetine göre karşına çıkarır.çünkü senin hayatta önceliğin Allah’ın rızası dairesinde yaşamaktır.
      “Maişet derdi için;serseri,ahlaksız,frenkmeşreb bir kocanın tahakkümü altına girmektense,fıtratınızdaki iktisat ve kanaatle, köylü masum kadınların nafakalarını kendileri çıkarmak için çalışmaları nev’inden kendinizi idareye çalışınız,satmaya çalışmayınız.”

  5. müge tarhan says:

    Cahide hnm,sizinle tanışmayı okadar isterdimki.Rabbim sizin gibi müslümanların sayısını arttırsın inşallah.Yazdığınız tarifler için çok çokk teşekkürler ama özellikle Nureddin Yıldız Hocamızın sohbetlerini paylaştığınız için , ayetlerden hadislerden bahsettiğiniz için Allah sizden razı olsun.Bukadar ziyaret edilen bir sitede bunları paylaşıyor olmanız okadar önemliki.Kadın elbette çalışmamayı tercih etmeli mecbur kalmadıkça.Kadının çalışması demek bedenen elbette yorulması demek ,bu enerji eksilmesi elbette eşine çocuklarına yansır.Onları anne sevgisinden mahrum etmeye kimsenin hakkı olmadığını düşünüyorum.Kadınlarımız kendilerine zulm ediyorlar çalışan kadın olmak için çabalarken.Rabbimiz bizim için en hayırlısını buyurmuştur elhamdülillah.

  6. Zynb kardeşim zaten yorumuzdaki o hadiseyi anlatmamızın sebebi okumayan ilkokul mezunu veya diploması olmayan kadınları cahilane görüp çocuklarına bakamayan eşine sahip çıkamayan kişiler olarak lanse edilmesine karşın bir dr ve bir eczacının neler yaptığına baktık o yüzden örnek verdik yani okumak okumamakla insan anne eş olmuyor bu farklı apayrı bir fıtrat gereğidir yoksa burada suizanda bulunup her eczacı ve doktoru küçimsemek değildir bundan Rabbime sığınırım 🙁
    Ahmet bin Hanbel i biliriz Hadis uzmanı yani muhaddis onun annesi okur yazar değildi ve oğlunu hadis ilmini alması için 6 km lik yolu her gün sabah namazını kılar kılmaz yok geçmez kervan yürümez ormanlıklardan götürür ve tekrardan yaşadığı yere döner çünkü orada da kendisini bekleyen bağı tarlası vardır ve akşam olmadan tekrar gider çocuğunu alır ve bu yıllarca devam eder yanlış olmasın hatırımda iki yıl diye kalmış işte bu kadın güzide kadından Ahmet b. Hanbel gibi bir muhaddis olur
    Mesajım buydu
    Ha okuyan bir Esma bint Ümeys Caferi Ebi Talib in eşi radıyallahu anha vardır onun tıp bilgisi deri dokuculuğu birde Esma binti Yezid onun da neyi vardı biliyor musunuz kadınların sözcüsü eğer bir maruzatı veya sorusu olsaydı ona söylerler oda Rasulullah aleyhisselam a gider sorardı bu hitabeti ve soruları bazende kendi soracaklarını içine katardı yani soran sorgulayan öğrenen girişken ve Rasulullah ın takdir ettiği Aişe radıyallahu anha nın da en yakın dostudur
    Yani örnekler çoktur okuyan okuyamayan da önemli olan asıl maksat kendini geliştirmesidir
    Allah subhanehu Teâla hepinizden razı hoşnut olsun
    Fi emanillah

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: