İstemenin Dayanılmaz İticiliği!

Bir kardeşimiz komşularının sürekli kendisinden bir şeyler istediklerinden, aldıklarını geri vermediklerinden ve ne yapacağını şaşırdığından bahsetmiş. “Hayır da diyemiyorum, ne yapmalıyım?” diye sormuş.

Çoğumuzun başına gelmiştir. Ansızın kapı çalar, komşu elinde bir tabakla bir şeyler ister. Yumurta olur, şeker olur, yağ olur… Samimi komşuluk ilişkileri insana huzur verir.  Daraldığımızda kapısını çalacağımız, iyi günde, kötü günde yanımızda olan bir komşuyu kim istemez ki?

Tam misafir geleceği zaman, bakarsınız evde çay bitmiş. Hemen komşunuzun kapısını çalarsınız.  Düzeyli olduğu müddetçe, zorunlu haller dışında istemedikçe  ve istenilen geri verilecekse karşılıklı alıp vermekte bir sakınca olmasa gerek.

Fakat bu istemeler sıklaşıp, rahatsız edici bir hal alıyorsa, istenilen şeyler geri verilmiyorsa orada sıkıntı başlıyor. Muhatabınızla ne kadar samimi olursanız olun; Sık sık bir şeyler istemenin tarifsiz bir iticiliği vardır. Allah Rasulü Aleyhisselatu vesselam bize isteyene borç vermeyi teşvik ederken, başkasından borç istemeyi tavsiye etmemiş, istemenin her türlüsünden sakınmamızı emretmiştir. Aiz Ibnu Amr radıyallahu anh anlatıyor: “Bir adam Rasulullah aleyhissalatu vesselam’dan bir şeyler istedi. Aleyhissalatu vesselam da verdi. Adam donmek uzere ayagini kapinin esigine basar basmaz, Aleyhissalatu vesselam:

“Dilenmede olan (kotulukleri) bilseydiniz kimse kimseye birsey istemek icin asla gitmezdi!” buyurdular.”
Nesai, Zekat 83, (5, 94, 95).

Kişinin gönüllü olarak, sadaka veya hediye vermesi mutluluk verici bir hasletken, istenildiği için vermek çoğu kez rahatsız eder, kişi aynı gönül huzurunu hissedemez.

Yüzü yumuşak diye, “Hayır” diyemiyor diye, karşımızdakinden sürekli bir şeyler istemek de bir kul hakkıdır. Ayrıca istemek; İnsan onurunu zedeleyen bir davranıştır. Eğer akşama kek yapacaksanız ve yumurtanız kalmamışsa bırakın, yumurta olduğu zaman yapın. Çok darda kaldınız ve bir şey mi istediniz? İlk fırsatta aldığınızı fazlasıyla geri verin.

Çocuklarımıza da istememeyi öğretelim lütfen. Öğretmenden not dilenmesinler, sınavda arkadaşlarından kopya istemesinler. Arkadaşları birşeyler yiyorsa “Bana da ver” deyip itici olmasınlar.

İsteyenlere karşı tavrımız nasıl olmalı?

Komşularımızdan, arkadaşlarımızdan sürekli isteyenler varsa, imkanımız ölçüsünde verelim. Aldığını geri vermiyor ve bu hal artık size zarar verir boyuta ulaşıyorsa; yalan söylemek, varken yok demek yerine; Rahatsızlığımızı uygun bir dille izah edelim veya aşağıda paylaştığım hadisleri, bir toplulukta okuyalım. (Okurken sakın isteyen komşunuzun veya arkadaşınızın yüzüne bakmayın derim 🙂  Çok hassas davranmak lazım)

Bir de dilenciler mevzusu var: Dilencilerin çok fazla olduğu günümüzde, her el açana vermek mümkün olmasa da en azından “Allah versin”, “Başka kapıya git”, “Allah doyursun” gibi yanlış sözlerden kaçınalım.

İslam incelik dinidir. Bu dinin içinde; Sosyal yaşamımıza dair arayıpda bulamayacağımız bir husus yoktur. İslam insan onurunu zedeleyen her hal ve davranışı, sözü hatta  imâyı dahi yasaklamıştır.

Allah bizleri kendisinden başkasına el açtırmasın. En sevdiklerimize bile muhtaç etmesin.(Amin)

Ben sözü burada kesip Hayat Rehberimiz’in şerefli sözlerine bırakıyorum. Bakın İstemeyle ilgili Allah Rasulu Aleyhisselatu vesselam’ın bizlere tavsiyeleri nelermiş:


İSTEMEKLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER

Hz. Zubeyr radiyallahu anh anlatiyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
“Kisinin iplerini alip dağa gitmesi, oradan sırtında bir deste odun getirip satmasi, onun icin, insanlara gidip dilenmesinden daha hayirlidir. Insanlar istedigini verseler de vermeseler de.”
Buhari, Zekat 50, Buyu’ 15.


Sevban radiyallahu anh anlatiyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam (bir gun):
“Cenneti garanti etmem mukabilinde, insanlardan hicbir sey istememeyi kim garanti edecek?” buyurdular. Sevban radiyallahu anh atilip:
“Ben, (Ey Allah’in Resulu!)” dedi. Sevban (bundan boyle) hic kimseden bir sey istemezdi.”
Ebu Davud, Zekat 27, (1643); Nesai, Zekat 86, (5, 96).

Hz. Muaviye radiyallahu anh anlatiyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
“Istemede israr etmeyin. Vallahi, kim benden bir sey ister, ben ona vermek arzu etmedigim halde, israri (sebebiyle) bir sey kopartirsa, verdigim o seyin bereketini gormez.”
Muslim, Zekat 99, (1038); Nesai, Zekat 88, (5, 97, 98).


Ibnu’l-Firasi’nin anlattigina gore, babasi radiyallahu anh: “Ey Allah’in Resulu! (Ihtiyacimi baskasindan) isteyeyim mi?” diye sormus, Aleyhissalatu vesselam da:
“Hayır, isteme! Ancak istemek zorunda kalmissan, bari salihlerden iste!” buyurmuslardir.”
Ebu Davud, Zekat 28, (1646); Nesai, Zekat 84, (5, 95).

————————————————

Ibnu Mes’ud radiyallahu anh anlatiyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
“Kim, kendisini mustagni kilacak miktarda mali oldugu halde isterse, Kiyamet gunu, istedigi sey suratinda bir tirmalama veya soyulma veya isirma yarasi olarak gelir!” Yaninda bulunanlar:
“Kisiyi mustagni kilan (miktar) nedir?” diye sordular.
“Kirk dirhem altin veya o kiymette bir baska sey!” buyurdular.”
Ebu Davud, Zekat 23, (1626); Tirmizi, Zekat 22, (650); Nesai, Zekat 87, (5, 97); Ibnu Mace, Zekat 26, (1840).


Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatiyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:
“Kim (malini artirmak icin) insanlardan dilenirse, o mutlak surette ates talep etmis olur. Oyleyse ister azla yetinsin isterse cogaltmayi istesin, (artik kendisi bilir)!”
Muslim, Zekat 105, (1041).


Kabisa Ibnu Muharik radiyallahu anh anlatiyor: “Sulh icin diyet (hamale) odemeyi kabullenmistim. Bu hususta yardim istemek icin Resulullah aleyhissalatu vesselam’i aradim ve karsilastik. (Meseleyi acinca):
“Bekle, bize sadaka mali gelecek. O zaman ondan sana da verilmesini emrederim” buyurdular. Sonra da:
“ey Kabisa! Istemek, uc kisi disinda hic kimseye helal olmaz:
-Sulh diyeti (hamale) kabullenen kimse. Buna, gereken miktari buluncaya kadar, istemesi helaldir. Ama o miktara ulasinca, artik istemez.
-Afete ugrayip malini kaybeden kimse. Buna da maisetini temin edecek miktari elde edinceye kadar istemesi helaldir.
-Fakirlige ugrayan adam. Eger kavminden uc kisi, “Falancaya fakirlik isabet etti” diye ittifak ederlerse, gecimine yetecek miktari elde edinceye kadar istemesi helaldir. Bunlar disinda istemek, ey Kabisa haramdir.”
Muslim, Zekat 109, (1044); Ebu Davud, Zekat 26, (1640); Nesai, Zekat 86, (5, 96, 97).


Hz. Enes radiyallahu anh anlatiyor: “Ensari bir zat gelip Resulullah aleyhissalatu vesselam’dan birseyler istemisti.
“Evinde hicbir sey yok mu?” buyurdular. Adam:
“Evet, dedi. Bir culumuz var. Bir kismiyla ortunup, bir kismini da yaygi olarak yere seriyoruz! Bir de su ictigimiz kabimiz var.”
“Onlari bana getir!” diye emrettiler. Adam gidip getirdi. Aleyhissalatu vesselam esyalari eline alip:
“Sunlari satin alacak yok mu?” buyurdular. Bir adam:
“Ben bir dirheme satin aliyorum” dedi. Resulullah aleyhissalatu vesselam:
“Bir dirhemden fazla veren yok mu?” dedi ve iki uc sefer tekrarlayarak (acik artirmaya cikardi). Orada bulunan bir adam:
“Ben onlara iki dirhem veriyorum” dedi. Aleyhissalatu vesselam esyalari ona satti. Iki dirhemi alip Ensari’ye verdi ve:
“Bunun biriyle ailen icin yiyecek al, aline ver. Digeriyle de bir balta al bana getir!” buyurdular. Adam gidip bir balta alip getirdi. Resulullah aleyhissalatu vesselam, ona eliyle bir saplik gecirdi. Sonra:
“Git, odun eyle, sat ve onbes gun bana gozukme!” buyurdu. Adam aynen boyle yapti, sonra yanina geldi. Bu esnada on dirhem kazanmis, bunun bir kismiyla giyecek, bir kismiyla da yiyecek satin almisti. Resulullah aleyhissalatu vesselam:
“Bak, bu senin icin, Kiyamet gunu alninda dilenme lekesiyle gelmenden daha hayirlidir!” buyurdu ve sozlerine soyle devam etti:
“Dilenmek, sersefil, fakra dusmus veya rusvay edici borca batmis veya elem verici kana bulasmis insanlar disinda, kimseye caiz degildir.”
Ebu Davud, Zekat 26, (1641); tirmizi, Buyu 10, (1218); Ibnu Mace, Ticarat 25, (2198).


Habesi Ibnu Cunade es-Seluli radiyallahu anh anlatiyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam Arafat’ta vakfede iken bir bedevi gelerek ridasinin bir ucundan tutup, ondan bunu istedi. Aleyhissalatu vesselam da onu ona verdi. Adam ridayi beraberinde alip gitti. Tam o sirada dilenmek haram kilindi. bunun uzerine Aleyhissalatu vesselam:
“Sadaka zengine helal degildir; sagligi yerinde guc kuvvet sahibine de helal degildir. O, sersefil edici, fakre dusen, haysiyeti kirici borca giren, eleme bogan kana bulasan kimseler disinda hic kimseye helal degildir. Oyleyse, kim malini artirmak icin insanlara el acarsa, bu, Kiyamet gunu suratında çırmalama yaralarina ve cehennemde yiyecegi kizgin taslara dönüsür. Öyleyse (buyursun) dileyen azla yetinsin, dileyen de çogaltmaya calissin.”
Tirmizi, Zekat 23, (653).
Rezin merhum su ziyadede bulunmustur: “Ben, bir adama ihsanda bulunurum. Adam da onu koltugunun altina koyarak alip gider veya yiyip midesine indirir. Halbuki bu, (eger layik degilse) o adam icin atesten baska bir sey degildir.”

Yazılarım kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , . 43 Comments »

43 Yanıt to “İstemenin Dayanılmaz İticiliği!”

  1. Sema Says:

    Çok güzel bir konuya değinmişsin Cahide abla. Allah senden razı olsun.

  2. özlema Says:

    evet benimde hangi şehirde oturmuşsam mutlaka öyle komşum olmuştur hatta ped bile isterdi balkondan baktınmı bakkal market dibimizde ona rağmen ki birde çift maaşlılarda vardı isterlerdi veririm geri gelmezsede sadakam olsun derim ama böyle konuşup kızdığım zamanlarda oluyor ozamanda acaba vermişliğimin sevabı yokmu olduki diye hayıflanıyorum geri zaten mümküm değil isteyememde en azından sevabı varmıdır varsada konuşarak yokmu etmişizdir acaba diyorum

  3. Feyza Says:

    Maddi seylerin yanisira bir de zaman “istenen” seyler oluyor, yapilacak bir sey, gidilecek bir yer gibi, bunlar da yerine göre cok zorlayabiliyor insani. Özellikle de hayir diyemeyen biriyseniz.

  4. Gülcan Says:

    Selamunaleyküm Cahide Abla ve hayirli Cumalar,

    bende elimden geldigince yazilarini takip etmeye calisiyorum ve cok begenerek okuyorum.
    Simdiye kadar hep sessiz takipcindim, ama artik yazma zamani geldi diye düsünüyorum:))

    Cok güzel bi konuya deginmissin. Benimde basima bikac olay geldi:
    Komsum birkac defa borc para aldi, zamaninda vermedi. Esimden borc diyerek bi paket sigara aldi, hic geri gelmedi. Hatta bikeresinde gündüzden kiziyla bana bi tabak nar yolladi. Hastaydim o ara, kiz da bana “Bunlari annem gönderdi, hastaligina iyi gelir diye” dedi. Tesekkür ettim aldim. Aradan belki bi yarim saat gecti, kiz tekrar geldi ve “Annem soruyoru, varsa 35TL verebilir misin diye”. Yok dedim bende ve gönderdim. Bana cok ters geliyor, güya iyilik yap ve ardindan hemen bisey iste….

    Gecmiste böyle borc alip verme konusunda kötü tecrübe yasadigim kisileri bu konuda hemen eliyorum ve hicbir sekildede kendimi kötü hissetmiyorum. Bi insan borcuna sadik degilse ve onu unutturmaya calisiyorsa, birdahaki sefere 1 TL bile vermem.

    Hayirli günler ablacim…

  5. elif Says:

    naRkaaliii senin yazına bi cevap vermek durumundayım burdaki arkadaşlarımın adına…ben kendi adıma kimseden bişey istemem..evimdeki bir malzeme eksik ise onu koymadan yaparım yada hiç yapmam..isteyenlerden rahatsız olan buradaki arkadaşlarımında gayet samimi olduğunu düşünüyorum…nefise kardeşimin kızkardeşinin yaşadıklarının aynısını yaşadım ben…elektrikli soba bile istiyorlardı..ben kul hakkından korkarım…kimsenin tabağınını boş geri vermem..ama yüzüme baka baka koskoca kayık tabağı bile elime tutuşturanlar oldu…

  6. hatice Says:

    Selamın aleyküm, ben sizi yıllardır takip ediyorum, Rabbim kendini anlatması için ne güzel kullar indirmiş derim her seferinde. ve özlemişim diyorum birkaç gün açıp okuyamasam.insan insanın, dost dostun refik i olmalı ama nerde,öyle az ki nefsin tuzağı na düşmemiş islam terbiyesi kazanmış kalp..çok şükür yok değil.

  7. Hilal Says:

    cahide abla ben sizin sıkı bir takipcinizim cok istedim ama yazadim inşallah bu sefer olur.hergün yazilarinizi okumaya calisiyom

  8. Hamiyet Says:

    Öyle komşular varki istediklerini vermedikleri gibi beraberindeki sana ait olan tabağınıda geri getirmiyorlar sen sustukça dahada umurlarına gelmiyor Allah cc böyle olmaktan cümlemizi korusun Âmin

  9. NaRkaLiii.... Says:

    ooooooo Maşallah herkes veren el galiba ne güzel ne güzel kimse kimseden birşey istememiş sanırım ………

  10. nefise Says:

    Cok guzel bir yazi olmus ablacim.kizkardesimin bir komsusu boyle.birgun peynir istemis borek icin.yok denilince ,size koyden geliyor ya demis.buzlukda oldugu oldugu icin veremiyceni soyleyince gitmis.birgun de yumurta istemis.evde yokmus verememis.ertesi gun yine istemis.yok deyince dun pazardan almadinizmi diye sormus.birde gorumcemin bi komsusu vardi boyle yuzsuz.o da gelmis malzemeleri vereyimde bize kek yap demis.Rabbim iyilerle karsilatirsin.

    Dilencilerede onlari tesvik etmeyecek,ama kapidanda bos cevirmeyecek sekilde Allah rizasi icin 5 kurus,10 kurus gibi cuz i miktarda para vermek gerekirmis.A.E.O.

  11. ayşe Says:

    İslam incelik dinidir..

  12. Belgin Says:

    Allah razı olsun Cahidem,hadislerle ne güzel konu aydınlığa kavuşmuş.Ayrıca senin
    yazın da çok yol gösterici olmuş;yüreğine kalemine sağlık kardeşim 😉
    Mallarımızdan sevdiklerimizi, sırf Allah rızasını umarak, yoksullara verirsek bu imtihanı kazanmış olacağız. Bu konuda Peygamberimiz (asm)’in yakın dostlarının davranışları bize örnek olmalıdır.
    Enes b. Mâlik şöyle anlatıyor:
    “Ensar’dan Ebû Talha, Medine zenginlerinden idi. Kendisinin en çok sevdiği malı da, Mescid-i Nebevî’nin karşısındaki Beyraha denilen bahçesi idi. Rasûlüllah oraya gider ve içindeki güzel sudan içerdi. “Sevdiğiniz şeylerden sadaka vermedikçe, siz, Cennete eremezsiniz.” âyeti nâzil olunca Ebû Talha kalkıp Rasûlüllah’ın yanına geldi, ve:
    ” Allah, Kitabın’da; “Sevdiğiniz şeylerden sadaka vermedikçe, siz, Cennete eremezsiniz.” buyuruyor. Mallarımın bana en sevimlisi Beyraha’dır. O, Allah için bir sadakadır. Bu sadakanın hayrını ve Allah katında onun tükenmez bir âhiret azığı olmasını umarım. Yâ Rasûlüllah! Bu bahçemi istediğin yere sarf et.” dedi…” (Müslim, Zekât, 42).
    Mal ile yapılacak bir yardım şekli de “karz-ı hasen” dir. “Karz” fâiz ve benzeri herhangi bir menfaat beklemeden ödünç para vermek demektir. Bu da Allah’ın övdüğü bir malî yardım şeklidir. Kur’an-ı Kerîm’de bu fedâkârlık o kadar yüceltilmiştir ki, ödünç veren kişi sanki insanlara değil Allah’a vermiş gibi telâkkî edilir:
    “Sadaka vererek iyilik eden erkekler ve kadınlar, bir de Allah’a gönül hoşluğu ile ödünç verenler yok mu, Allah onların mükafatını kat kat verecektir. Onlar için çok şerefli bir karşılık vardır.” (Hadid, 57/18)
    âyetinde, Allah rızası için ödünç para verenler işte böyle öğülmüştür. Böylece AllahTeâlâ, dünyada sıkışan ve darda kalan kullarına, herhangi bir çıkar düşüncesinden uzak, dinimizin yardım ve iyilik anlayışı içinde borç verenlere, ahirette kat kat manevî mükâfat vaad etmiş bulunuyor.
    Ama bu arkadaşımızda durum farklı,komşularının devamlı istemeleri bezdirme noktasına getirmiş,çok yazık :(Birincisi eşi razı mı?eğer razı değilse bunu güzel bir üslupla komşularına anlatır,dinimzde çünkü bir bayanın eşi razı değilse evinden hiçbirşey veremez.
    Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (İnsanlardan bir şey istemeyin, velev ki bir misvakı bir defa kullanmak için de olsa.) [Bezzar]

    Ödünç veya borç alıp da vermemek günahtır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Aldığı borcu ödemek istemeyenlere Allahü teâlâ, kıyamette “Bu kimsenin hakkını sizde bırakacağımı mı zannettiniz?” buyurarak o kimsenin iyi amellerini alıp diğerine verir. Eğer borcunu vermeyenin iyi ameli yoksa, borç verenin kötü amellerini, günahlarını borçluya yükler.) [Taberani]

    Bir kimseye zarar vermek, kalbini kırmak kötüdür. Fakat komşuya zarar vermek, onu incitmek daha kötüdür. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Komşusu, zararından emin olmayan kimse, Allah’a iman etmiş sayılmaz.) [Bezzar] [Yani bu kimse kâmil mümin değildir.]
    Komşu kötü de olsa, ona elden gelen iyiliği yapmaya çalışmalıdır!
    Müslüman, komşunun sıkıntılarına da katlanır. Ona zararı dokunmaz.
    yani özet olarak kırmadan kırılmadan İnşaAllah olayları halletmek.Rabbim hepimizin yardımcısı olsun amiin.

  13. Procrastinate222 Says:

    Ben de ödünç kitap verip geri alamamak veya verdiğimiz şekliyle alamamaktan şikayetçiyim. Emanete iyi bakmak gerek sonuçta. Allah kendisinden başkasına muhtaç etmesin, isteyen insandan gerçekten soğuma oluyor 😦

    • fatımatüzzehraolmak Says:

      evt ya aynen katılıyorum. kolay alınıyor sanki. helede takım halindeki kitaplarımdan, tefsir, hadis setinden 1 cilt alınıyor geride getirilmiyor. çok can sıkıcı bir durum.

    • Ummu Hamza Says:

      Benim de tek içime oturan kitap oluyor 😦 eskiden harçlıklarımla biriktirerek alıyordum, gidip özenle seçiyordum sevdiğim bir şey olsun diye.Şimdi bazı kitaplarım görüşme imkanımız bile zor olan arkadaşlarda,hatta kimde onu da hatırlamıyorum 😦 ama bundan sonra emanet verdiğim gün bi kağıda kime emanet verdiğimi yazmayı düşünüyorum sonra hatırlatabileyim diye,belki onlar da unutuyordur.

  14. Sultanselim Says:

    Kardeslerim bunu ben eski evimde cok yasadim. Komsum devamli Kapima gelirdi asla ceviremezdim . Yag tuz seker derken sandalye tasimaya basladi kendisi Evde kalabalik istemiyor diye almiyordu. Sonunda aldiklarinin parasini getirmeye baslamisti. Yani beni market olarak kullaniyordu. Bende 2 cocukla zorluklarla tasiyordum. Alisverislerimi. Sonra ben tasindim.:)

  15. elif Says:

    ne güzel yazmışsınız elinize sağlık..benimde bir ev ötede oturan babaanne ,torun yakın akrabalarım otururdu…patates,şeker,misafir gelecek zaman tatlıya ceviz,taze kadayıfına kadar isterlerdi…yedirmeyi içirmeyi çokkk seviyorum ama istemelerine sinir olurdum…birgün patlıcan musakka yaptığımı gördü torunu (29 yaşında bayandı torunu)babaannem çok hasta ,elif (ben oluyorum)yemekte yapıp vermez oldu diyor, demesinmi..inanın koca bir tabak doldurup verdim..ama arkamdan o kadar kötü şeyler konuşmuşlarki duyunca şok oldum…onlara hakkımı helal etmiyorum 😦

  16. Aisha Says:

    Ablam gonlunuze yureyinize saglik ne guzel yazmishsiniz.ablacim annemlerin bir komsulari tam resimde gosterildiyi gibi 🙂
    cok acayipler.ablam ben evlendiyimden beri komsudan bir shey isteme gormedim.burada o shey hosh karshilanmaz.ama baba evindeyken acil durumda yakin oldugumuz bir komsumuz vardi onnan neise isterdik.annem yalnizca ondan bir shey istemeye izin verirdi.ama bir shey varki istediyimizin karshiliginda ertesi gun fazlasiyla alip verirdik.aldigimizi vermek istediyimizde komsumuzda almak istemediyi zaman annem kabul etki zorda kalinca bir kapimizin olduguna bilelim.sen shimdi almazsan ben bir daha bir shey isteyemen derdi.oda kabul ederdi.
    hadislerde cok guzel…bir daha tesekkurler guzel yurekli ablammmm

  17. sserap Says:

    Ben yazıya konu olan yorumun sahibi kardeşimize bir fikir vermek istiyorum. Madem kırmadan halletmek istiyorsunuz komşunuzu karşınıza alıp konuşabilirsiniz. İstediği şeylerin biraz aşırıya kaçtığını, normal olmadığını, eğer eşinin işiyle ilgili bir problemleri varsa hep birlikte yardımcı olmaya çalışabileceğinizi ama taşıma suyla değirmen dönmeyeceğini söyleyin. Belki eşinin işleri kötüleşmiştir gerçekten ya da kötüleşmemiş olsa bile siz bu anormal durumu konuşacak bir zemin hazırlamış olursunuz.
    Aklıma gelen ikinci ihtimal komşunuza kendisini büyütenler tarafından böyle bir davranışın edindirilmiş olduğu. Onun yetiştiği ortamda mutfak alışverişi komşudan yapılan bir şeydir belki. O bu durumu ayıp saymadığı için siz ne kadar kızarsanızda farketmez.
    Bir üçüncü ihtimalde psikolojik bir rahatsızlığı olduğu yönünde. Belki istediği şeyler evinde zaten var ama onun istemekle ilgili bir sorunu olabilir. Hani eşya biriktiren, takıntısı olan insanlar olur ya öyle bir şey. Sizden aldığı şeylerle bir şeyler pişiriyor mu, emin misiniz?
    Yağlı kağıt istemiş mesela. Eskiden yağlı kağıt mı vardı? Evde yoksa tepsiyi biraz yağlayıp ne yapacaksa yapabilir pekala. Ama sanki iş biraz yüzsüzleşmiş mi ne 😦

    • nazlıist Says:

      evet canım yağlı kağıtta istedi..salça da istedi yok hastalığı ..evde yok olduğuna eminim ama gidip alsınlar oğlu da memur durumları iyi ama bakkala inmeye üşeniyorlar veya 10 yaşındaki çoçuğuna söz geçiremiyor diye tahmin ediyorum..

  18. zeynep akgül Says:

    Çok guzel bir konuya deyinmişsiniZ cahide abla allah razıolsun.

  19. hatice Says:

    Sa
    demişsiniz ya aldığınız fazlasıyla geri verin ne kadar aldıysanız o kadar geri verin o bile faize giriyormuş

  20. ummuseyyaf Says:

    Yazida dikkatimi bir şey çekti abla.kimseye muhtaç etmesin Allah demiş sin. Ben bir hadis okumuştum. Kaynağı hatirlamiyorum şu an ama Allah Rasulu boyle dua etmekten men ediyor.çünkü insan acizdir ve kimseye muhtaç olmayan yalnızca Allahtir.boyle dua etmek kişiyi kibre sokarmis.bunun yerine hani büyükler de hep der ya Allah muhannete muhtaç etmesin demek lazim

    • Cahide Says:

      Hiç duymamıştım bunu. Ben hep beni senden başkasına muhtaç etme Rabbim derim. Keşke kaynağı olsaydı…

      • Belgin Says:

        Cahidem ben de bu hadisi buldum: Allah’ım! Bana Helal Rizik nasib ederek haramlardan Koru! Lütfunla beni senden başkasına muhtaç etme! “(Riyazü der Salihin, No.1489)

  21. Emel Durmus Says:

    Cahide abla ben sizden küçügüm ve yazılarınızı okudum sizin dini konuda bilginiz oldugu yazılarınızdan belli cuma saati kapıya gelen insanlar oluyor ya kadınlar bakıyorum eli ayagı tutuyor yazık sırtlarında çoçuk sıcak soguk demeden gezıyorlar vermek içimden gelmiyor açıkcası ona bakınc ne insanlar var kaç yadında kimseye muhtaç olmamak için çalışan insanlsr var vermeyıncede cuma saati versemiydim diye çok arada kalıyorum birde zekat kimlere verilir konusunda bir yazı yazarsanız sevinirim

    • Cahide Says:

      Emel Hanım, dilenciler duygu sömürüsü yapar ki bu onların görevidir zaten. İstemek onların ayıbı, vermek de bizim müminliğimizdendir. Ben mümkün oldukça vermek taraftarıyım. o an veremeyeceksem kapıyı açmıyorum. Fakat kapıyı açıp, yüzüne kapatmak adetim değil. Bu tavır mümine yakışmıyor bence.

      • özge Says:

        abla beni korkutan başka şeyler var bu dilenme işlerinde.elimden geldiğince vermiyorum çünkü emin olamıyorum. her köşe başında yolumuzu kesiyorlar mendil satmak için.ben istismarcı çetelerden korkuyorum,aklıma ilk o geliyor.böyle çoluk çocuk kaçırıp kandıranlar ya da kasıtlı sakat bırakılanlar sadece yeşilcam dramlarından gördüklerimiz değil ne yazık ki.nebileyim biz bu gibilere para attıkça palazlanıyor bunlar daha da.iyilik yapayım derken kötülüğe de sebep olmak istemem.

  22. tülay deniz(sessiz dünyam) Says:

    cahidem,sana katılıyorum 🙂 güzel bir yazı olmuş. ellerine sağlık. veren el alan elden üstündür. suistimal edenleri yüce rabbimize bırakalım. şey cahideciğim bir sorum var anlayabileceğim bir cvp yazmanı rica ediyorum :/ Allah bizi kimseye muhtaç etmesin demek yerine Allah bizi iyi kula muhtaç etsin dememiz gerek diye bir yerde okumuştum.senin duanı okuyunca aklıma geldi. sana zahmet vermek istemem.bir de koç malını kullanmak istemem.neredeyse bütün mallar yahudiye aitmiş gibi 😦 selam ve dualarımla 😉

  23. zynp Says:

    çok güzel bir yazı.önemli bir konuya değinmişsiniz. peygamber efendimiz demiş ki ” cebrail bana komşuyu (komşuya iyilikte bulunmayı) o kadar tavsiye etti ki komşuyu komşuya mirasçı ilan edecek sandım.” bu açıdan bakınca komşuya yardımcı olmanın çok önemli oldugunu görüyoruz… Ben şahsen komşuların isteklerini karşılamak için elimden geleni yapıyorum..ancak komşu evimizdeki halı yıkama makinesine varıncaya kadar isteyip de birde üstüne makineyi bozuk olarak teslim edince can sıkıcı olabiliyor. nasıl tavır takınmalı ne yapmalı

    • Cahide Says:

      Ben hep vermekten yanayım zira verince kaybedeceğimiz fazla bir şey yok. En doğrusu istemenin dozunu kaçıran komşularda biraz resmi olmak…

      • nazlıist Says:

        aynen yaa bi tanesi elektrik süpürgesi ni almıştı baya pahalı bir ürünümdü ve onu bozdu o yönden asla hakkımı helal etmiyorum temizledim ettim makinayı eskisi gibi çekmiyor ….bir daha da yemin ettim süpürgemi kimseye vermem diye ama iş işten geçti…resmi olma konusuna gelince aslında benden tuz salça isteyen komşularıma belirtiyorum o tavrımı vermek istemediğimi ama anlamak istemiyorlar..işlerine gelmiyor sanırım…bu benden isteyen 2 komşum var.neyse ki bir diğerinin yaşı küçük benden ona birazda olsa kazındırdımki aldığı şeyi geri verme konusunda alışkanlık kazanmaya başladı sanırım dün 2 yumurtayı verdi bana inanın almakda istemedim Allah da biliyor.bunun duurumu çok iyi değil yani eşşi 1200tl alıyor ama vermeye alışsınlar diye aldım…Allah affetsin beni..yanlışdysa.

        • Cahide Says:

          Ne olursa olsun hakkını helal et kardeşim. Biz ne zaman eksiksiz, günahsız bir kul olursak, o zaman başkalarını affetmemeyi düşünebiliriz. Hepimizin yanlışları var. Hele şahsımıza yapılan hataları kesinlikle affetmeyi öğrenmemiz lazım.
          Başkasına hakkını helal etmemen, onunla ahirette uğraşacak olman anlamına gelir. O gün öyle çetin bir gün ki, kimseyle uğraşmak istemeyeceğiz diye düşünüyorum. Mümine yakışan affetmektir kardeşim…

  24. funda Says:

    elimden geldiğince vermeyi severim bi komşum vardı bir iki kere istedim olmayanı, baktım geri verince almıyor bir daha istemeye haya ettim.. İstesem seve seve verirdi lafını etmezdi. Ama ben bir daha yapamadım…Rabbim Kul hakkı yemekten korusun..

  25. Hülya Gündüz Says:

    Maun suresinin tefsirini okumuştum. Tam da bu konuyla ilgili bir ayet var orada Cahide Hanım. Kitabım yanımda değil, birine vermiştim geri gelmedi..:) Davut Aydüz’ün “kısa surelerin tefsiri” diye bir kitaptı. Tefsiri okuyunca asla biri benden bir şey istediğinde geri çevirmeyeceğim demiştim kendime. Bu konuda pek bilgili değilim, bilgisi olanlar konuyla ilgili Maun suresine de değinebilirlerse iyi olur diye düşünüyorum.

    • Cahide Says:

      Evet işin püf noktası işte bu. Isteyeni mümkün mertebe geri çevirmemek, buna mukabil mümkün olduğunca kimseden bir şey istememek…

  26. nazlıist Says:

    teşşekkür ederim ablacım…slm ve dua ile..

  27. Hamiyet Says:

    Allah cc kul hakkına girmekten cümlemizi korusun Âmin

  28. Hasret Says:

    Rahman razı ve hoşnut olsun güzel bir paylaşımdı. Malumumuz herkesin başından geçen bu olaylara Mümin nasıl bakmalı nasıl davranmalıdır kardeşlerimizde yorumlarına ilave edecekler benimde yapacağım gibi burada komşum şunu bunu yaptı demeyeceğim zaten bilinen şeylerdir ve ben söylersem o zaman onlara karşı gösterdiğimiz sabrın mukafatının burada heba olmasını istemiyoruz ecrini Ahirete bıraktık inşaAllah.
    Hiç hoş olmayan bu davranış hadislerde ve ayetlerde de yer alıyorsa demek ki sosyal hayatta sorun olarak görülerek imtihan sebebidir.
    Bu konuyu Cahide ‘m hadislerle çok güzel izah etmiş 🙂
    Birde bu konuys ayetiyle bakalım. Maun suresini hepimiz biliyoruz mealine baktığımız zaman gösteriş sahibi ve ahireti inkar edenlerin nasıl bir karakterde olduklarını söyler bunun içinde namazı gösterişli olanından yetimi gözetmeyen ve en son ayetinde de MAUN der. Maun nedir ? Maun büyüğü zekat olup küçüğü “ödünç” verilen küçük eşyalardır. Tırnak içindeki ödünç kelimesi dikkatinizden kaçmasa gerek. İsteyin ödünç isteyin, verin ödünç verin demek ki birilerinin malını zapt etmek hoş görülmüyor. Bu ufacık bir şeyde olsa. Ayette dikkat çeken diğer bir nokta da şudur ahireti inkar edenler gibi sizden ufacık Maun u isteyen yani kova iğne ateş gibi asli ihtiyaç olan bir şeyi vermekte cimrilik etmeyin. Tabi bunu derken bu ödünç oluyor yoksa alsında kullansın zapt etsin değil. Yardım ile sömürü karıştırlmasın. İhtiyaç ile dilenmek karıştırlmasın. Ödünç ile insanın malını zapt etmek karıştırlmasın. Bunu artık insan kendi karar verecek. Şimdi karışındaki insan bu hallerden şikayet ederken kendide bunu yapıyordur ve farkında değildir. Veya kişi o kadar çok içli dışlıdır ki işte sınırları zorlayan bunun gibi isteme yüzsüzlüğüne varacak kadar rahatsız eder ilk etapta yardım gibi görünen sonradan Ahlaki bir bozuluma kapı açar ve bu kişileri rahatsız edecek konuma gelir verirken iyi vermezken kötü konuma kadar düşülebiliyor. Eşinizin bile her zamanda razı olmayacağı buna OTLANMA denir anca bu otlanmaya nasıl bir tepki verilir bilinmez . Belki de evinde yoktur maddi durumu iyi değildir bunu kişi karar verecek veya durumu çok iyidir ama gidipte almak yerine istemek karakter olmuştur buda dilenciliğin en kötüsü oluyor. Kişilerin halleri zaten belli eder ona göre davranılması lazım gelir. İhtiyaç sahibi olan komşuya yardım edilir. İhtiyaç sahibi olmayana da ödünç verilir. Tabi gelirse veya laf etmese 🙂
    Bu badirelerden geçen biri olarak
    Her daim sabır ne diyelim imtihandayız buda imtihan diyelim ayetler hadisler açıkca belli burada ona göre kullanalım Duha suresinde azarlama derken Maun süresinde ödünç vermekten geri durma derken Bakara süresinde borcun iyi olmadığından bahsederken ve örnek olan Rasûlullah aleyhisselam ın hayatı ve hadisleri varken gerisi kişilerin hayat şartlarına ve durumlarına göre kendilerini tartmaları adaletli olan ne ise onu uygulmalarıdır.
    Fi emanillah !

  29. rukiye Says:

    Allah razi olsun.

  30. Toprak Says:

    Amiin… Hadisler herşeyi anlatıyor zaten. Başkına gelmeyen yoktur herhalde. Bazısı vardır alışkanlık haline getirmiştir. Tatlı geliyor insanlara, istediğine kolay yoldan ulaşmak…

    Karikatüre bayıldım! 😀


"...Güzel bir söz, kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir.(İbrahim suresi:24)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: