Aldatan Erkeklerin Çocukluklarındaki Gizemli ve Korkunç Sır!

Bu önemli yazıyı gönderen Ebru kardeşime teşekkür ediyorum.

CİSED’in yaptığı çok çarpıcı aldatma araştırması, eşini aldattığını itiraf eden 500 erkeğin yüzde 70’nin çocukluklarında birden fazla ve birbirinden farklı kadınlar yani anne türevleri tarafından büyütüldüklerini gösteriyor. Eskiden tabu olan aldatmalar ve aldatmaya bağlı boşanmalar Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre her geçen gün artıyor. Aldatmanın pek çok nedeni var…

Ama CİSED cinsel terapistleri aldatan erkeklerin çocukluklarındaki gizemli ve korkunç sırrı ortaya çıkardı… Hamilelik süreciyle başlayan ve doğum sonrası fiziksel temasla güçlenmeye devam eden anne-bebek ilişkisi ruhsal ve bedensel gelişim için oldukça önem taşıyor.

Bilindiği üzere bir çocuğun ilk seveceği ve iletişim kuracağı kişi de elbette annesi oluyor. Bir annenin çocuğunu beslemesi, sevmesi, ilgi göstermesi, onunla konuşması, kısacası 0–3 yaş arasında onu hayata hazırlayacak davranışlarda bulunması, ileriki dönemlerde sevgi, bağlılık ve güven duygusu olarak ortaya çıkıyor.

0–3 yaş arası dönemde annenin sesi, kokusu, sıcaklığı, tutarlı davranışları ve hatta bakışları çocuğunu derinden etkileyebiliyor. Biz psikoterapistler “anne” kelimesini teknik bir terim olarak tarif ediyoruz ve “çocuğa bakım ve sevgi veren kişi veya kişiler” anlamında kullanıyoruz. Özellikle çalışan annelerin tercih etmek zorunda oldukları “bebek bakıcısı” veya “anne yerine geçen kişi” modelleriyle (anneanne, babaanne, hala, teyze, görümce gibi) çocukluk dönemi içinden çıkılamaz bir hal alabiliyor.

Peki, annenin yokluğu, birden fazla bakım ve sevgi veren anne türevlerinin varlığı veya bakıcıyla büyüyen çocukların ruhsal gelişimindeki olumsuzluklar ileriki yaşlarda kendini nasıl gösteriyor?

0–3 YAŞ DÖNEMDE ANNE KOKUSU GEREKLİ…

Bebekler 0–3 yaş döneminde sevgiye, ilgiye, beslenmeye veya uyku alışkanlıklarını karşılayabilen bir anneye ihtiyaç duyuyor. Çalışan annelerin veya çocuğunu kayınvalide veya bir başka anne türeviyle büyütmek zorunda kalan kadınların bu süreci çocuklarıyla sağlıklı bir şekilde tamamlayamaması ciddi problemlere neden olabiliyor. Göbek kordonundan sonra anne-bebek bağını kuran ve bebeğin kendini güvende hissetmesini sağlayan anne kokusu, annenin bakımı ve sevgisi bebeğin ruhsal ve duygusal gelişimi için gerekli olduğu kadar beyin gelişimi içinde de oldukça gerekli… Annenin tutarlı yakınlığını hissedemeyen 0–3 yaş arası çocuklarda kaliteli ve kesintisiz uyku düzeni sağlanamayacağı için ruhsal ve bedensel büyüme ve duygusal gelişiminde aksaklıklar olabiliyor.

BEBEK BAKICISININ BEBEK PSİKOLOJİSİNE ETKİSİ…

Doğum izninden sonra, annenin çalışmasının çocuğun ruhsal ve fiziksel gelişimine zararlı mı yoksa faydalı mı olduğu tartışması günümüzde hala devam etmekte olan bir konu… Özellikle çalışan annelerin yeterince olmayan doğum izinlerinin bitimiyle birlikte çocuklarından uzak kalmaları ve birden fazla kadın tarafından büyütülme, anne mahrumiyeti yaşanmasının yanında çocuğun ruhsal gelişimini de olumsuz etkileyebiliyor.

Oysaki çocuğun 0–3 yaş döneminde ihtimam ve ilgiye ihtiyacı oluyor. Çalışan ebeveynlerin bu gereksinimleri karşılamak maksadıyla başvurdukları bebek bakıcıları ve kayınvalide, anneanne, hala, teyze, görümce gibi bir kadın akrabadan yardım almaları ise anne mahrumiyetinden sonra karşılaştıkları ikinci bir travma olabiliyor. Çünkü ne olup bittiğini anlayamayan çocuk iki farklı ve birden fazla anne figürü arasında sıkışıp kalabiliyor. Anne kokusu, ilgisi, sevgisi, şefkati,  davranış ve tutumları, çocuk yetiştirme şekli ve ideali, disiplin anlayışı gibi hemen hemen her şey farklılık gösterebileceğinden, tam da güven ve bağlanma duygularının ve yakın ilişki davranım temelinin atıldığı yetişme döneminde çocuğun aklının karışmasına yol açabiliyor. Bu durum da, çocuğun bilinçdışı süreçlerinde bağlanma ve güven sarsıntısı yaşamasına neden olabiliyor. Çünkü çocuğun gelişiminde, çevresindekilerle kurduğu ilişkilerin temelinde ve davranışlarının kökeninde 0–3 yaş arası anne-bebek ilişkisi yatıyor.

BİRDEN FAZLA KADIN TARAFINDAN BÜYÜYEN ERKEKLER ALDATIYOR MU?

Özellikle çalışan ebeveynlerin doğum sonrası izinlerinin yetersiz olması nedeniyle çocuklar genellikle bebek bakıcılarıyla veya akraba kadınların yardımıyla büyüyor. Yani sosyal ve kültürel nedenlerden dolayı anne çocuğunun bakımını bir başka anne türevi olan kendi annesi, kayınvalidesi veya görümcesiyle paylaşmak zorunda kalabiliyor. Yapılan araştırmalar sonucu elde edilen verilere göre, birden fazla ve birbirinden farklı fiziksel ve duygusal farklılıklar taşıyan anne türevleriyle büyüyen erkek çocukların ruhsal gelişimlerinde gelgitler ve bağlanma sorunları yaşanıyor. Örnek olarak “sarışın-beyaz tenli bir anne ve esmer-koyu tenli bir kayınvalideyle”, “zayıf-siyah gözlü bir anne ve kilolu-renkli gözlü bir bakıcıyla” veya “soğuk-dokunmayı sevmeyen bir anne ve sıcak-daha çok dokunan bir babaanneyle” bir arada büyümek buna örnek olabiliyor. Bu durumda çocuğun bilinçdışına bir fantezi yerleşebiliyor ve ileriki yaşlarda bu fantezi kendini evlilik ilişkisinde tekrar edebiliyor. Çünkü şu an ve şimdi; geçmişin bir tekrarıdır, zaman, mekân ve oyuncular değişse bile roller hep aynı kalır…

Yani psikoterapistler tarafından yaşanan ilişkisel, ruhsal ve bedensel sorun ne olursa olsun, bu kişinin iç dünyasının dışarıya yansıyan sonuçları olarak kabul ediliyor. Kişinin yaşadığı tüm deneyimler, geçmişin bir tekrarı, geçmişe dayanan düşünce ve inançların bir ürünü olarak tarif ediliyor. Çünkü kişi büyüdüğünde, elinde ve farkında olmadan bilinçdışı olarak, çocukluğundaki yaşamının duygusal ortamını yeniden yaratma veya kurma eğilimi içinde oluyor. Bu eğilim gerçekte, iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış değil, sadece kişinin içindeki bilinçdışı bir yuva olarak tanımlanıyor. Erkek bu yuvada istemsiz ve kontrolsüz bir şekilde;

(1) bir kadınla olan bireysel ilişkilerinde annesiyle kurmuş olduğu ilişkileri ya da onların kendi aralarındaki ilişkileri yeniden yaratma,

(2) tercih etme şansı varsa, annesine benzeyen sevgili, eş ya da patron seçme,

(3) annesinin kendisine gösterdiği davranışları kendisine aynen uygulama (kendisini aynı şekilde suçlama ve cezalandırma),

(4) annesiyle hemen hemen aynı kelimeleri kullanma,

(5) kendisini sevmeyi ve desteklemeyi aynı annesinin yaptığı şekilde yapma ve en önemlisi

(6) esmer bir eşe sahipken sarışın bir sevgiliyle birlikte olma gibi eğilimler içinde olabiliyor. Ancak bu birden fazla ve farklı özellikte kadınlar tarafından büyütülen her erkek için geçerli bir durum değil, istisnaları olabiliyor.

CİSED ANKETİ…

Aldatmalar ve aldatmaya bağlı boşanmalar Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre her geçen gün artıyor. Aldatmanın pek çok nedeni var… Ama Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) cinsel terapistleri, eşini aldattığını ifade eden 500 erkek üzerinde yaptığı anket çalışmasıyla, aldatan erkeklerin çocukluklarındaki gizemli ve korkunç sırrı ortaya çıkardı… Hem yüz yüze hem de sanal ortamda yapılan CİSED anketi, eşini aldattığını itiraf eden 500 erkeğin yüzde 70’nin çocukluklarında birden fazla ve birbirinden farklı kadınlar yani anne türevleri tarafından büyütüldüklerini gösteriyor.

DOĞUM SONRASI ÜCRETLİ İZİN 3 YILA ÇIKARTILMALI!

Sağlıklı toplumlar elde edebilmek için bebeklerin ruhsal ve fiziksel gelişimine çok daha fazla önem vermek ve ebeveynlerin çocuklarına yeterli ve kaliteli zaman ayırmaları gerekiyor. Bunu sağlayabilmek için de, özellikle 0–3 yaş arasındaki çocukların anne ve anne yerine geçen diğer kadınlarla kurdukları ilişkilerin niteliğinin geliştirilmesi, koşulsuz sevginin sağlanması, tutarlı davranışlarda bulunmak bağlanma ve güven bağının ciddiye alınması gerekiyor.

Annenin, beyin yapısının %80’lik bir bölümünün geliştiği 0–3 yaş aralığında çocuğundan ayrılması veya bu süreci birbirinden farklı kadınlarla paylaşmak zorunda kalması, erkeğin ileriki yaşamında hem cinsel yaşamda hem de partner ilişkilerinde ciddi sorunlara davetiye çıkartabiliyor. Bu nedenle bebeğin 0–3 yaş dönemini hem tek bir kadınla yani “anne” ile tamamlaması gerekiyor hem de annenin bu süreçte tutarlı ve sevgi dolu olması önem taşıyor. Bu nedenle CİSED olarak, çalışan anneler için doğum sonrası izinin çocuk sağlığı ve gelişimi açısından 3 seneye çıkartılması ve bu sürede çalışan annelere maaşlarının ödenmesini tavsiye ediyoruz. Çünkü sağlıklı bir anne-bebek ilişkisi sağlıklı bir toplumun ve aile yapısının temelini oluşturuyor.

ALDATMAK KADER DEĞİL…

Aldatan erkeklerin gizemli ve korkunç sırrı ortaya çıktıktan sonra, bu kişilerin ve partnerlerinin hemen anne veya anne yerine geçen diğer kadınları suçlamaması gerekiyor. Bu nedenle suçlamak yerine sorumluluk almak, anne veya anne türevlerini ve o günkü koşulları anla­mak önem taşıyor. Çünkü erkek hayatının sorumluluğunu alarak seçimlerini bilinçdışı ve otomatik olarak yapma yerine kendi yaparsa bu tekrarı bozabiliyor, kaderini kendisi yazabiliyor ve aldatmaya son verebiliyor. Kader, insanın seçimlerimizin bir sonucu ortaya çıkıyor. İnsan sürekli gelişim ve değişim içinde olabiliyor. Bu süreçte erkeğin geçmişe karşı tutumunu değiştirmesi çok önemli… Çünkü geçmiş yaşanmış ve bitmiştir, bunu değiştirmek imkansızdır ama erkek geç­mişi hakkındaki düşüncelerini değiştirebiliyor. Erkek geçmişte birden fazla ve birbirinden çok farklı kadınlar tarafından büyütüldüğü için aldatıyor olabilir ama bu kader değil…

Bu nedenle aldatma ve sonuçları çok incitici olsa da, erkek ve eşi kırgınlıkları daha da derinleşmeden çözebiliyor ve ilişkilerini güçlendirerek devam ettirebiliyorlar. Ancak aldatma sonrası affetme ve iyileşmenin, eşler arası sevgi, saygı ve sadakat üzerine kurulu olan bağın sarsılmadan, sağlıklı bir şekilde sağlanabilmesi için mutlaka bir evlilik ve çift terapistinden yardım alınmasını da öneriyoruz.

Alıntı

Bir Cevap Yazın

Bir Yorum Bırakın :)

  1. Ümmü Hamza says:

    Çalışma konusundaki fetvaları incelediğimizde genelde aslolan ve bayanın fıtratına en uygun yerin ev olduğunu,ardından da İslami şartlar sıralandıktan sonra bu şartlara uyması halinde çalışmasının da caiz olduğunu okuruz, ya da önce şartları sıralar ardından en uygun yerin ev olduğunu,erkeğin veya bir başkasının asla kadını çalışmaya zorlayamayacağını görürüz.Benim aklıma zorunluluk denince ancak İslamın farz,vacip kıldıkları geliyor.Şu halde bunun zorunluluk olup olmadığını insanların çevreye bakarak edindikleri fikir belirleyemez,zira bu devirde zorunluluk olsaydı emin olun İslam da kadını bu yönde zorunlu kılardı.

    1. bu konuda Rahmaniyet boyutunu iyi araştırmak gerek.Cennet annelerin ayakları altında derken nasıl anneler bunu da iyi analiz etmek gerek.Evladı katil bile olsa,idam bile olacak olsa ona bir tek annesinin içi yanar,dolayısı ile sadece tek kendi evladına değil rabbimin tüm yarattığı kullarına anne şefkati ile bakabilen anneden bahsedilir burada.Yoksa doğum yapıpta anne olup yavrusunu cami yada yurda bırakan anne değildir bu.Ben çalışan bir bayan olarak kendi çocuğumu gece gündüz bayram seyran demeden başkalarının çocukları için, doğum yapmış yapacak anneler için ki yine onlarda bir annenin evladı kendimden fedakarlıkta bulunduysam ki Rabbim biliyor maddi kazanç sağlamaksızın elbet bunda Rabbiminde bir hikmeti vardır.Hiç bir baskı ve zorunluluk olmaksızın da kendi isteğim ve vicdan rahatlığıylada çalışmaktayım.Yıllarca işimin o kadar çok maneviyatını ve iç huzurunuda yaşadım ki yaşamayanda bilemez tabiii.Ümmü hanım umarım çalışma konusundaki düşüncelerinizi dr. gittiğinizde de yapmıyorsunuzdur,gerek kendiniz gerek çocuğunuzun sağlık ve eğitim ihtiyacında illa bayan diyenlerden değilsiniz o zaman.İslami fıtrata koşulların uyulması diyorsunuz ama maalesef bayanlar illa eşleri ile geliyor her yere bu konuda da o zaman itina gösterilirse sevinirim,koşulları genelde bozanlar bu tarz insanlar maalesef….

    2. .Çalışma konusunudaki fetvaları iyi incelemediniz sanırım gözden kaçırdıklarınızı burada paylaşmak istedim.
      İslama Göre Kadının Çalışma Hayatı Nasıl Olmalı?
      Evi geçindirmek, daha fazla para kazanmak vb. sebeplerle erkeğin, hanımını çalışmaya zorlaması düşünülemez. Bu, öncelikle kocanın vazifesidir. Ancak kadın çalışmayı kendisi istiyorsa, ne yapmalıdır?
      Bu durum, aslında kişiden kişiye, âileden âileye farklılıklar arz eder. Bu yüzden tek bir kalemde, herkes için “çalışmalıdır” veya “çalışmamalıdır” demek zordur. Aldığı eğitim, sosyal konumu, becerileri, ihtiyaçlar, âilenin yapısı, çocuklar, çalışılacak işin özellikleri, mesâi şartları, ihtilat ortamı vb. birçok husus bu konuda önemli farklılıklara sebep olmaktadır. Ama biz genel hatlarıyla şöyle bir tablo çizebiliriz: Eğer bir annenin, bakıma muhtaç çocukları varsa, onlara en az kendisi gibi bakacak kimseyi de bulamıyorsa, öncelikle vazifesi evi ve çocuklarıdır. Çünkü Rabbimiz, onu, evin geçiminden değil, çocukların bakım ve terbiyesinden mes’ûl tutmaktadır. Ancak çocukları yok ya da var olan çocuklarına kendisi gibi bakabilecek güvenilir ve tercîhen akraba bakıcılara sahipse, kocasının rızâsını da alarak “fıtratını uygun” ve “meşrû işlerde” çalışabilirler.

      Aslında bir müslüman toplumun, kendi hanımlarını muâyene edecek bir doktoru, büluğa ermiş kızlarını eğitecek bir muallimi vb. yetiştirmeleri “farz-ı kifâye”dir. Yani toplumun hepsine birden yüklenmiş bir farzdır. Eğer bir müslüman toplum, bu farzı yerine getirecek kadar “yetişmiş hanıma” sahip değilse, kademe kademe bütün herkes bundan sorumlu olur.
      Peygamber Efendimiz zamanında da kadınlar çeşitli işlerde çalışıyorlardı. Bunun en büyük örneği Hz. Hatice (ra)’ın ticaretle uğraşmasıdır. Bir kaç örnek daha vermek gerekirse şunlar söylenebilir:
      Tarım işlerinde çalışan kadın hakkında peygamberimiz (sav) Ensar’dan Ümmü Mübeşşir’in yanına varıp bir hurma ağacı konusunda ona: Bunu kim dikti, kafir mi, müslüman mı? diye sordu. O ‘Müslüman” dedi. Rasulullah:
      ” Bir müslümanın diktiği fidandan ya da ektiği ekinden bir insan veya hayvan yerse onların yediği müslüman için sadaka olur”
      (Müslim) diye karşılık verdi.
      Çobanlık yapan kadın için de Ka’b bin Malik’in cariyesi, Sel Dağında koyun otlatırken kuzulardan biri hastalanıyor, o da ölmeden farkına varıp onu kesiyor. Peygamber’e sorulduğunda ”Onu yiyin” buyuruyor. (Buhari)
      Hz. Zeyneb de bizzat kendisi çalışıp para kazanıyor ve kazancından sadaka veriyordu. Hz. Aişe (ra), onunla ilgili olarak şöyle demiştir.
      ”Aramızda en cömert Zeyneb’dir. Çünkü o, çalışır, kazancından da sadaka verirdi.”
      Anlaşılacağı üzere dinimiz kolaylıklar dinidir ve burada kadına değer verdiği içinde kadının çalışma zorunluluğundan çok gönüllülük esası vardır….

  2. Sunu da belirtmek istiyorum. Eger anne calisacaksa en gec bebek 6 aylikken baslamali.eger 3 yasinda baslarsa cocuk “yaramazlik yaptim annem gitti” hissine kapilir ve hep kendisini suclar. Bu da bir araştırma bu da pedegoglarin soyledigi. Koylede yasayan cocuklarida anneanneler babanneler büyütür yada ablalari.yani ahlak vicdanli olmak bu kadar basit olamaz.aldatmalara ihanetlere yalanlara insanlar bahaneler bulur.yani minareyi calan kilifini bulur.

  3. çevremde 54 yaşına kadar ev hanımı olup o yaşta boşanmak zorunda kalmış ,sigortası yeni başlamış insan varki,üstelik bunlar mesleği olmadığı için en ağır işlerde çalışmak zorunda kalıyorlar,sizler bu insanlara acımıyor olabilirsiniz ama ben emekli olmayı beklerken onların asgari ücret için resmen tırmalamaları ve böyle yorumlar okumak vicdanımı gerçekten çok sızlatıyor….

    1. Ümmü Hamza says:

      Ben de diplomamı almadım; Rabbimin rızasına daha uygun yaşayabilmek ve diplomayla imtihan edilmemek için. Elimde olsa biliyorum ki ailem bana daha çok çalış diyecekti,belki dayanamayıp çalışacaktım. İlerde eşimle imtihan olabilirim Allah korusun; fakat eminim ki ben Rabbimin rızasını gözeterek bir amel işlersem Rabbimi o imtihanda en büyük yardımcım olarak bulacağım.O zaman beni korktuklarımdan emin kılan Rabbim öyle bir durumda yine benim yardımcım olacak.Benim vicdanımı da sızlatan bir şeyi paylaşayım, minicik bebeklerin,ufak çocukların annelerine en muhtaç dönemlerinde annelerinin elinde büyüyememeleri, herkesin çeşit çeşit,kendince sebebi var tabii ki bunun için;ama tavsiyem sebeplerini bir düşünsün kardeşler,ben bu sebebi öne sürdüğümde gerçekten Rabbim katında mazur görülürüm diyorlarsa benim sözüm bitmiştir. Hadi ölüm Rabbimizden gelen bir şey deriz de,evladımızı tam İslamı alma çağında biz onu yetiştirme uğraşı vermemiş,gerçekten değmeyecek sebepler uğruna onu sevgimizden kokumuzdan yarım gün de olsa mahrum bırakmışsak o zaman başımıza gelenler kendi elimizle de yaptıklarımızdan olur.
      Ama şunu da bilin ki diploma bu işin çözümü değil,ben de size pekala zamanın en iyi bölümünde okuyup da çalışmaya ihtiyaç duyunca o bölümden iş bulamayan, çift diploması olup da atanamayan düzgün iş bulamayan örneklerden bahsederim.Bu durumda da diploma için verilen onca yıl ancak vakit israfı olmuş olur.

      İşin özü; yaptığımız işte Rabbimizin rızasını gözeterek,O nun dosdoğru yol dediği yolu seçerek yaşamaya çalışırsak bizi imtihan eden Rabbimiz elbet imtihanımızı yine Kendisi kolaylaştıracaktır.

      1. Sündüs says:

        evet tıpkı Hz.Hatice ve Hz. Zeynep gibi… Onlar bu ümmetin, Allahın rızasını en çok dileyen kullarından değilmiydi? Bakış açısı kardeşim hepsi. Sen Allahın rızasını orada görürsün ben burada. Bunları bir fikir savaşı haline getirmemek lazım. sevgilerimle…

  4. Cahide hanım yazınız güzel yoruma açık bir araştırma olmuş,kişisel fikrim ise aldatan erkeğin annesi olayı olduğunu hiç sanmıyorum,yaşım mesleğim ve çevrem gereği pek çok olaya şahit olmuş bir insan olarak gözlemlerimi paylaşmak istedim sadece.Annesi ev hanımı olup koca adam olmuş annesinin kulu kölesi olan adam usanmadan aldatabiliyor,yada annesini küçük yaşta kaybettiği yada az gördüğü için eşinin bir dediğini 2 etmeyen vicdan sahibi Allah korkusu olan insanlarda var.bu anne ve annesizlik olayı yada çalışıp çalışmamak olayı değil bence,erkeğin fıtratında olup kullanıp kullanmama iradesi ile ilgili bir şey,bunun ucunu kadınlara mal etmek çok yanlış bence.Rabbim dilemeden yaprak kıpırdamıyorsa çalışana,bayana suçlamak neden?Hz. Hatice de ne kadar eski bir devirde tek başına deri ticareti yapıyormuş ayrıca lütfen bunuda unutmayalım,Hz. Ayşe ;ninde savaşlardaki rölünü bir araştırın ve bu konuda da yazılarınız olsun lütfen.Hastanelerde bayan bayan baksın diyerek gelen pek çok şahıs oluyor sonra deniyorki bayanlar çalışmasın.Tamam çalışmasında kardeşim doğum yaparken illa erkek dr.mu istiyorsun o zaman?üniversite diyorsun illa erkek tenmi öğrenmke istiyorsun?boşanma iyi koca bul çalışma diyorsun,nerden aldatmayan terketmeyen maaşı iyi garantili eş bulma.com tam adresi varmı?

    1. züleyha says:

      canan hanım sanırım eksik okumuşsunuz istisnalardan da bahsedilmiş lütfen tarafsız okuyun

      1. Ümmü Hamza says:

        Bu hastane,bayan doktor örneği de gerçekten bıkkınlık verdi, tıp bölümünü istisna eden hocalar var da, etraf çevre,inşaat, elektrik mühendiliği,sekreterlik ve hiç ummadığımız alanlarda sırf elinde diploması olsun diye diploma alan kadınlarla dolu,bunları neyle savunuyorsunuz???Ayrıca hiiç merak etmeyin bizler o kadar bilinçlenirsek üniversitelerin durumu,ortamı da eğitim alanı da zaten değişir,malum kapitalizm de kendine işçi arıyor,bayan erkek demeksizin.Herkesi sadece işçi olarak görüyor,bu da madalyonun diğer kocaman yüzü,sizler çoğu zaman bunları savunurken zanla savunuyorsunuz,hadi kocası ölürse,doğuma erkek girerse vs, bense direk gerçekleri yazmaya çalıştım.Zannın birçoğu da şeytanın vesvesesi,unutmayalım.

        1. cansen26 says:

          sadece diploma almış olmak için diploma alanlarda bence daha öncede yazdığım gibi eskiden damadın işi askerliği sorulurdu artık bu yine anne olan bayanlar tarafından yani oğlan tarafının okumuş gelin istemelerinden kaynaklanıyor.Acı bir gerçek tarafsız etrafınıza bakın görmüşsünüzdür,bunu isteyen kayın validelerin kendi eğitim düzeylerine bir bakın sonrada isteklerine,buda bir haksızlık ama bunuda kapitalizme nasıl bağlanır orasını bilemem:)))

          1. Ümmü Hamza says:

            Evet çevremde çok görüyorum bu örneği; fakat bu durumun çokluğu doğruluğunun göstergesi değil benim için,bekarken böyle soranlar için ancak gelinini niye istediği belli diye düşünürdüm, böyle kız arayışında olanları bildiğim için ve böyle düşüncede olanlardan neredeyse tiksindiğim için de bana talip olduğunda açık açık çalışmayı düşünmediğimi söylemiştim eşime,onun buna sevinmesi ve dışarıda rızık kazanma görevinin kendisine ait olduğunu,benim sorumluluğumunsa evimin düzenini ve çocuklarımızın bakımını,eğitimini sağlamak olduğunu söylemişti ki bu benim onu eş olarak kabul etme sebeplerimden biriydi. Evet bahsettiğiniz de haksızlık, fakat zulme uğratmak yasak olduğu gibi zulme uğramak da hoş değil,yani bu haksızlık öyle şart koşanların derdi,bizim değil hamdolsun.

            Hepiniz hakkınızı helal edin kardeşler bu konunun en uygun yeri burası değildi belki,cevap olarak da sadece susmak için duada bulunacaktım veya hiçbir şey yazmayıp susacaktım;fakat ikilemde olanlar, karar aşamasında olan kardeşler vardır belki,sanmasınlar ki çalışmayanlar için hayat bu kötü, olumsuz örneklerden ibaret,değil hamdolsun. Ben de bunu bilin istedim. Susma vaktim geldi de geçiyor bile.Benim açımdan daha söylenecek bir şey kalmadı.Selametle.

        2. Cahide sizi de seviyor. Cahidenin dışarda çalışan çok sevdiği var. Cahidenin dışarıda çalışan kadınlara bir husumeti asla yok. Sadece çifte mesaide ömür tüketmelerine üzülüyor. Kadının yeri, huzur bulacağı yer evidir diyor. Yazık ki, anlatamıyor, anlatamıyor…:(((

          1. Biz anlıyoruz abla : )

          2. cansen26 says:

            Mrb,Cahide hanım.Ben Eskişehir den yazıyorum,uzun süredir pek çok çalışan olduk burada takipçiniz,bi o kadarda bilmedikleriniz var gerçektende.Mutfağımıza renk katmanız dışında pratik ve kısa yollarınızlada bize çok kıymetli olan zamanıda armağan etmeye vesile oluyorsunuz.Bizlerde sizi çok seviyoruz,çalışan ve bi o kadarda çalışmayan tüm arkadaşlarım adına size bu güzel site için teşekkür ediyorum,Elinize yüreğinize sağlık.Allah sizden razı olsun.Çalışan ve çalışmayan bayanlarla ilgili konularda çok üzücü yorumlardan dolayı muzdarip olup bir nebze düşüncelerimizi paylaşmak istedik,umarım kimseyi kırmamışızdır.Dediğiniz gibi huzur bulduğumuz tek yer evimiz,hatta öyle bir hale geldikki artık izinli günde evden dahi çıkmak istemiyoruz,ama ekonomik koşullar ,yaşam tarzı maalesef günümüzde bu hali aldı artık,zamanında babaya sonra eşe destek derken bu günlere geldik.Bayanların çalışmasından bir çalışanda olsa bende rahatsızım ama kişisel olarak farklı,uzun, bir sürü yokuşlardan dolayı bu duruma kişisel bir çözüm bulabilmiş değilim.Kanımcada kişisel değil kitlesel bir çözüm olması gerek.İnşallah o günleri görürüz.Tüm bayanlara buradan destek verdiğiniz için tekrar teşekkürler,Güzel siteniz içinde ayrıca,Çalışmalarınızda başarılar,SİZİ ÇOK SEVİYORUZ….

        3. cansen26 says:

          Bayan dr. örneğiyle size rahatsızlık verdiğim için özür dilerim ama bu benim her gün ve yıllardır yaşadığım bir örnekti ki zira siz rahasız olup bıkmışsınız.Birde tarafsız olup siz benim gözümden bakarsanız artık benim ne hissettiğimi bir nebze olsun anlarsınız belki.Bizzat yaşadığım ve şahit olduğum olaylardan örnek vermek istedim ki keza bilmediğim görmediğim bir olay konusunda zaten kendimi söz sahibi görmem.Çalışan pek çok bayan arkadaş olarak uzun süredir bu sitenin beğeniyle takipçisiyiz,Cahide Hanım pek çok pratik uygulamaları,yöresel lezzetleri ve farklı tarifleriyle mutfağımıza renk ve kısa yollarla zaman katmıştır.Arkadaşlarım ve ben çalışan bayanlara burada çok yüklenildiğini farklı konulardan alakasız girişler yapılarak nerdeyse kınama tarzında yazılar paylaşıldığına şahit olmaktayız.belirtilenlerin aksine biz babamıza eşimize maddi katkıda bulunarak bir nebze nefes alabilmelerine destek olmak için çalışıyoruz,kariyer hırsını etrafımda kimsede görmedim ama vardırda doğrusu ama bu azınlığın tüm çalışanlara maal edilmesini doğru bulmuyorum.Burada çalışan bayanların çalışmayanlara değer vermediği hor gördüğüyle ilgilide yazılar var,bunlar kim bilmiyorum ama çoğumuz emekli olupta ev hanımı olacağımız günün özlemiyle yanıp tutuşan insanlarız,heleki o gün ikide bir değişiyor ya şaka gibi gerçektende.Her zaman söylerim en lüks meslek gerçektende ev hanımlığı bence,Onlar kadar iyi hiç bir şeyi yapamayız,sadece yapmaya çalışırız.biz çalışıyoruz diyede ev hanımlığı yapmıyoruz diede bir şey yok,inanın eve gelince ikinci mesai başlıyor.Ayrıca yazımı iyi okursanız zan kullanmadım etrafımda en az 15 kişi sayabilirim 45-50 yaşından sonra tek başına 4 çocukla kalmış bayan var.Bazı bilisel çalışmalarada katılımıyorum,geçende bir çalışmada Türkiye kitap okumada 40. sıradaymış.Bu oran asla istatistiğe dökülemeyecekmsediğimiz bir oran.Kitap satışlarına yönelik bu oran okuma oranı değildir bence.Tutumlu bir ülkeyiz ayrıca kitap fiyatlarıda mağlum.Burada bir kitap bir defa alınır ama bin defa el değiştirip okunur çünkü.O yüzden her çalışmaya hayretle ve doğruymuş gibi analiz etmek değerlendirmek bence çok yanlış.Düşüncelerimide burada paylaşmayı gerçekten istemezdim ama gerçektende değer verdiğimiz önemsediğimiz bir site,tüm arkadaşlarım adına fikirlerimi yazdım rahatsız olan varsa da özür…..

  5. nar_kaLİ... says:

    Benim bir arkadaşım eşi tarafından aldatıldı… Eşi ise annesini küçükken kaybetmiş baba tarafından çok dövülmüş ve farklı kadınlar tarafından büyütülmüş…. Bence doğruluk payı çok büyük … selamlar

  6. filiz gökmen says:

    niye canımızın istemediği şeyleri duyduğumuzda direk savunma ya geçeriz anlam veremiyorum.heleki sözkonusu yavrularımızsaa.bende çalışan anneyim.ilk oğlumda 1yıl ara verdim.sonra bakıcıya verdim.2.de muayenehanemi kapattım.20 ay ben baktım.2.çocuğumda hersabah işe giderken içimden ağlardımki bebeğim yanımdaydı.valla gördüğüm tek şey var oda bakıcı ANNE değil,adı üstünde.sen kızsan bile peşinden yüreğin kıyamaz öper koklarsın.daraldığımız anda ipin ucunu koparıp biz bile bağırıyorsak bakıcı neler yapmazki.egomuza zor geliyor.para tatlı geliyor ama anneye çalışmalısın diye baskı kurmamalı düzen.ilk çocuğum kaygılı-çekingen ve biz bunu anneden ayrı kalmasına bağlıyoruz.kıacası ne için çalışıyoruz yavrularımıza bişeyler bırakalım vs.aslında onlara bırakacağımız şey güven ve sevgi dolu bir yürek.onuda biz verebiliriz en güzelinden hemde.lütfen çalışan anneler varsa inatlaşmadan kendinizi savunmaya kalkışmadan çocuğunuzu kendinizi gözlemleyin.sevgiler

  7. Hamiyet says:

    Selamün Aleyküm yazıyı paylaşan kardeşimizden Allah cc razı olsun çok önemli bir konu çocuklarımıza bol bol sevgimizi göstermemiz hissettirmemiz lazım onlarla ilgilenmemiz lazım😊

  8. Dört aydır oğlum Yaşar Salih daha 3 yaşına yeni girdi.Bir-Iki ay sonra bebişime soracağım tatlıma…

    1. Abla sen ne deyirsen? 🙂

  9. Oğlum Yaşar Salih için çok şey öğrendim.Şu an oğlum,hatta 4 aydır benden ayrı duruyor.4 gün sonra Artvin’e geri dönüp,oğluma bunları soracağım Cahide Hanım…

    1. Neyi soracaksınız..anlamadım..

      1. Zeynep aynen senin gibi yazacaktim sonra vazgecmistim baktim sen sormussun. bende bu Banu hanimin yorumundan bir sey anlamadim.

  10. Rabbim bize hem toplum hem kendi ailemiz için doğru yolu çoktan göstermiş aslında. Böyle bilimsel araştırmalarla ortaya çıkınca anca kıymetini biliyoruz.

  11. zynp trkn says:

    Pes diyorum başka birşey demiyorum cahide hanım! erkeğin aldatmasını da annelerin çalışmasına bağladınız ya! çalışan kadını iğnelemek için hiçbir fırsatı kaçırmıyorsunuz ya! bravo size..çalışan kadım bizden bir önceki nesilde yani annelerimiz zamanında tek tük vardı,ama aldatan erkek milyonlarca vardı..Annesi ev hanımı olupda aldatan erkeklere nasıl açıklama getireceksiniz? bizim neslimizde yaygınlaştı. henüz bizim neslin çocukları da evlenecek yaşa gelmediler..böyle bir tesbiti kim yapıyor, bilimsel bir dayanağı kesin kanıtı var mıdır? aldatmanın tek bir açıklaması var, maneviyatıtı zayıf olan imanı inancı zayıf olan, haram helal kavramını önemsemeyen erkek aldatır! NOKTA!…. Lütfen namusuyla çalışan ya da kocası işsiz veya kumarbaz olup yada dul kalıp mecburen çalışmak zorunda kalan namusuyla çalışan bayanlara biraz saygılı olun.. zira onlar sizin yapamadığınızı yapıyorlar.elleri öpülecek kadınlardır.. her fırsatta onları iğnelemekten vazgeçin kul hakkına giriyorsunuz. benden size bir dost tavsiyesi

    1. Lustral olur, cipralex olur, bu türden hafif bir şey başlamak üzere bir doktora danışın zynp trkn, gerçekten.

      1. Cahideciim sende nasıl bir cevher varsa artık kapıdan kovduklarımız bacadan dalıp konuları yakînen takip ediyor ve maalesef uyuşmuş beyinlerine göre yorumlama gayreti gösteriyorlar 🙂
        zynp trkn siz Ayşe kardeşimizin önerdiği ilaçları kullanın lütfen yazık etmeyin kendinize..geçmişler olsun..Allah hem beden hem rûhen şifa versin size..âmin..

      2. tavsiyeniz için sağolun canımcım ben ne dediğimi iyi biliyorum. anlayan anlamıştır siz anlamasanızda olur.yanlız sizi lustral da cipralex de kurtarmaz gibi geliyor bana..

        1. kimsenin kapıdan kovulduğu yok. siz direkt zyprexa dan başlayın bence.. buda bende size eczacı tavsiyesi.. geçmiş olsun

          1. “Selam”..

    2. Kul hakkı falan degildir yine de biz hakkımızı helal edelim ama şu tarafi var olayın evet bi çoğunluk var maalesef calisip bebegine vakit ayiramayan biz onlardan olmayacagiz insallah.hem is hayatini hem ev hayatini basariyla yasayan kadinlar olarak.Allah rizasini kazananlardan olacagiz.

  12. Procrastinate222 says:

    Ben de yazıyı paylaşanlara teşekkür ederim. Ayrıca Cem Keçe hocamızın kitaplarını okumuş biri olarak tavsiye ederim.

  13. ferda ek says:

    gerçekten şaşırdım. Cahide abla Allah razı olsun .Cumanız bereketli olsun:D

  14. Çok güzel bir araştırma ve yazı olmuş. Teşekkür ederiz. Ben de çalışan bir bayanım ve bu sene içinde hamile kalmayı istiyorum, Allah nasip ederse. Ancak yazıda da belirtildiği gibi ücretsiz izin 2 yıl maalesef. Kesinlikle 3 yıla çıkartılmalı. Keşke böyle bir şey olsa. İşten ayrılıp çocuk bütütmek de ciddi bir maddi külfet. Sağlıklı bir toplum için bebekli annelere esneklik sağlanmalı.

    1. Size sonuna kadar katılıyorum. Benim vazifem gereği yalnızca bir yıl ücretsiz izin hakkım var, o da çok kısa bir zaman önce kazanıldı, sonrasında esneklik bir yana 24 saatlik nöbetlere dahil olacağım. Maddi külfet çalışmamak elbette, ancak o da bir şekilde halloluyor. Önemli olan canlarımızdan ayrı kalmamak.

    2. merlin atakan says:

      merve hanim, ucretisiz izin turkiyede 2 yil degil ki max. 6 ay. ben iki yila da ragziyim, ama malesef ki kizim 2,5 aylikken işe geri donmustum. aglayarak, isyan ederek cikiyordum hergun evimden, ve bakacak kimse de yoktu yakınımda, her sabah 6,30 da bebegimle birlikte her sabah yola cikardik. 30 km yol giderdim kayinvalideme brakabilmek icin, ordan da işe. Turkiye deki, ozel sektordeki kanun bu iste. Avrupadaysa calisan anneler cocuguna 2 yazisa kadar bakmak zorundalar evlerinde, usteklik calistiklari yerlerden de maaslarını her ay tam alarak.

      1. Memurlar için ücretsiz izin 2 yıldır.

      2. Kardesim ben avrupada yasiyorum, nerden cikti iki yasina kadar annelerin izinli oldugu. Lutfen bilmeden yorum yapmayin. Bebek dogduktan sonra anneler uc ay sonra isine baslarlar. Malesef avrupayida gozumuzde pek bir buyutuyoruz.

  15. aman rabbim kanım dondu…….
    rabbim ben sana tevekkül ettim yavrumu muhafaza et…..

  16. 0-3 yaş arasındaki çocukların anne ihtiyaçlarına ve anneleri ile yanyana olmaları hususuna tamamen katılıyorum. Söz konusu dönemde yavrularımızın bize gereksinimleri olduğu kadar biz annelerin de onlara gereksinim duyduğu aşikar. Ben çalışan bir anneyim, 9,5 aylık bir oğlum var. Allahıma şükürler olsun ki ücretsiz izin alabildim ve inşallah oğlum bir yaşını bitirdikten sonra tekrar başlayacağım işe. Ama hayatta herşeyi anlamlandırmam değişti bebeğimden sonra. Ibadetlerim daha bir anlamlı, daha dolu dolu artık. Allahim hayırlısıyla her isteyene tattırsın bu duyguyu. Hayırlı Cumalar…

  17. hafsa78 says:

    cahide hanım blogunuzu uzun zamandır takip ediyorum şuan ücretsiz izindeym oğlum 18 aylık ve 2 yaşından itibaren vazifeme dönmek durumundayım yazınız yüreğimin bamtaline dokundu biyandan beni bekleyen öğrencilerim bi yanda canimin cani yavrum neyapacağimi bilmiyorum dualarinizi eksik etmeyin inş.

    1. Allah yardımcınız olsun kardesım

  18. 🙁 🙁 🙁

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: