Mevlitçi Geldi Haanıııımm!

Son zamanlarda sıkça çay içmeye gittiğimiz parka bu kez bir cumartesi günü gidesimiz tuttu. Park dediğim yer oldukça büyük. İçinde küçük çaplı bir hayvanat bahçesi, lunaparkı, özel günler için kurulmuş bir platformu bile var. Ama parkta beni cezbeden unsurlar göğe doğru uzayıp giden yaşlı çam ağaçları ve çimlerin her daim bakımlı oluşu.  Üstelik o çimlerin üzerine kiliminizi serip oturmak serbest…

Yine çayımızı içtiğimiz esnada meşhur bir ilahi havası çarptı kulaklarımıza. Bilindik sesler ve vurgularla, ardından atlı koşturur modunda söyleniyordu: “Getirdiler burağını, bin Muhammed’im dediler. Binmezem ya Cebrail’im, ümmetim binemeyince!” (bu olay nerede anlatılır bunu ben bilmiyorum ya neyse). Ardından “Ne kadar da çok sevmiştik seni, Medine gülü” diye devam edince yerimden doğruldum ve epeyce uzaktaki kalabalığın biraz yakınına gidip gözlem yapmaya karar verdim.

Kolay değildi; Bir seneyi aşkındır “Ankara’nın bağları” adlı çin işkencesi zımbırtıyı cebren ve hileyle sokmuşlardı beynime. İstemesem de, duymamak için konuşurken sesimin tonunu yükseltsem de dinlemek zorunda bırakılmıştım…

Bu ilahi havasının sözleri her ne kadar uyduruk bir din algısını güçlendirse de, en azından diğer düğünlerden farklıdır deyip kalabalığa doğru ilerlemeye başladım. Ben giderken ilahiler bitmiş sıra Mevlit faslına gelmişti. İslam’ı yaşamakta zorlanan şahısların dinlerken kafasını sağa sola sallayıp ağlamaklı olduğu ve bu yolla kendini tatmin etmeye çalıştığı bir çeşit terapi yöntemidir Mevlit…Masalar kurulmuş, yemekler yeniyor. Bütün masaların görebileceği şekilde merkeze oturtulmuş bir masada Mevlidi okuyan, bıyıksız sakalsız, parlak yüzlü bir adam ve yanında figüranmış algısı oluşturan iki adam daha oturuyor. Kimileri yemek yerken, arada dolaşan kimi kadın ve erkekler de organizasyonu sağlıyordu sanırım.

Ayakta duran kadınlardan birine gözüm takıldı. Daracık bir elbise giymiş ve elbisenin sırt kısmında etini gösteren kocaman yuvarlak bir boşluk vardı. Etek kısmı dizinden bir karış yukarıda ve yürümesini kolaylaştırmak için arka kısma atılmış bir yırtmaç mevcuttu. Sanki “Kapalı bir yerim kalmasın” diye uğraş verdiği belli olan kadının uzaktan bile belli olan selülitlerine, sarkıklarına girmeyeceğim. Bir karış topuklu ayakkabısıyla masalar arası dolaşan bu kadın Mevlide olan saygısından olacak ki, başına ince bir örtü almış ve arada bir düşen örtüyü acemice düzenlemeye çalışıyordu… Mevlit dinlenirken baş açık olamaz ama vücudun diğer muhtelif bölgeleri açılabilir miydi ki???

Mevlitçi adamın işinin erbabı olduğu kesindi. Zaman ve mekan farkı gözetmeksizin her ortamda Mevlit okuyabilecek bir kapasiteye sahip gibi görünüyordu. Bence o bir Mevlitçiydi. Hani “Bohçacı geldi haaanııııımm!” diye mahalle aralarında dolaşan bohçacı Romen teyzelere benzettim ben onu. Bu adam Mevlit satıyor, Mevlitle para kazanıyordu. Mevlithan demeye dilim varmadı. Zira her ne kadar batılla iştigal etseler de bildiğimiz Mevlithanlarda edep ve haya kaygısı olur, her ortamda mevlit okumazlardı. Hele çevresinde çıplak kadınlar dolaşırken Mevlit okuyan bir Mevlithan’ı ne duydum ne de gördüm…

Nereden aranıp bulunurdu ki bu Mevlütçüler? Onların da özel mevlüt ofisleri falan mı vardı? “Mevlitçi geldi haanıııımm!” diye sokak sokak dolaşırlar mıydı? Mevlitçiliğin çokta kolay bir iş olmadığını o gün anladım. Hangi mahreçle okuduğu belli olmayan bir iki ayet, bir kaç ilahi ve ardından Mevlit faslı… Aralarda yanındaki figüranlarla beraber söylenilen nihavent makamında, “elhamdürillah” tarzında  “Ellahüekber!!!” sesleri!

Mevlitçi adam son olarak duayı da unutmadı elbette. “Bizlere cennet sofralarını bahşeyle, vatanımızı düşmanın ayakları altında çiğnetme. Okuduğumuz Mevlid-işerifi ölülerimize şu anda vasıl eyle Allah’ım” diye dualar ediyor, arada ses tonunu yükselterek dikkatleri üzerine çekiyordu. Onca laf kalabalığının arasında acaba şu kalabalığı fırsat bilip, biraz edepten, hayadan, imandan bahseder mi diye yersiz bir ümide kapıldım ama nafile. Çevresindekilere kendilerini peşinen cennetlik hissettirecek kadar güven veren dualar ediyordu…Herkes halinden mutlu, herkes durumdan memnundu. İşin dinsel boyutu da halledildiğine göre, Ankara’nın bağları türküsü eşliğinde göbek atma faslına geçilebilirdi…

——————————————————————-

Güldünüz belki yazdıklarıma…Oysa halimiz kahırdan ölmeyi hak edecek kadar vahim. Yüzde kaçı Müslüman bu toplumun? Yüzde doksan mı, elli mi, otuz mu, kaç? Hangimiz daha Müslüman?  Müslümanım yüzde kaçının düşünceleri İslam’dan besleniyor? Kaçı batılın köleliğini yapıyor?
Hedonizmin doruklarında yaşıyoruz. Aşağı inmeye hiç niyetimiz yok. İslam; Nefsin, bütün heva ve heveslerin düşmanıdır oysa. Bizler heva ve heveslerimizi bizi yöneten devler haline getirdik. Hevamız, büyüdükçe, nefsimiz şımarıyor. Buna mukabil bizler küçüldükçe küçülüyoruz. Kul olma bilincimiz, rıza-i İlahi’yi kazanma gayretimiz kayboluyor…

Görünen o ki, çocuklarımızı bu cennet hayali olmayan, Allah rızasını ummayan kalabalıkların içinde büyütmeye devam edeceğiz. Bu yüzden hem bize, hem çocuklarımıza çelik gibi bir irade, dağ gibi bir iman lazım. Çocuklarımıza İslam’ı omuzlarında taşıyan anne ve babalar lazım…

Kur’an’sız yaşamak ne zaman acıtacak içimizi? Ne zaman Kur’an’ı hayatımızda söz sahibi yapacağız? Bu kokuşmuşluk, Allah’a, Kitab’a, Rasule saygısızlık bizi ne zaman kıyama kaldıracak? Ölüm yaklaşıyor, ömür yavaş yavaş terkediyor bizi. Kal deyince kalmıyor, uza desen uzamıyor. Uzasa da bitimsiz değil ki ömür… Bizim mevlidlere, mevlitçilere değil, Kur’an’ı anlamaya ve yaşamaya ihtiyacımız olduğunu ne zaman idrak edeceğiz?

Cahide Sultan

Yazılarım kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , . 85 Comments »

85 Yanıt to “Mevlitçi Geldi Haanıııımm!”

  1. Anonim Says:

    Yaaaa ben sana hayranım be Cahide sultan iyiki varsın ve iyiki de bizim böyle kültürlü akıllı islamı temsil edebilen bir dostumuz var Allah sizin gibileri çoğaltsın bu ümmet için de çünkü çok ihtiyacımız var

  2. Anonim Says:

    Cahide ablacigim ben blogunuzu 5 aydir takip ediyorum allah bizi hurafelerden korusun (mevlit okumak olen kisinin arkasindan kuran okumak bidat ve hurafe değilmi)peygamberimiz boyle bir sey yapmismi veya yapilmasini mi istemis nerde cikmis butun bunlar ve binlercesi cevap verirseniz sevinirim tesekkur ederim

  3. seda Says:

    Merhabalar Cahide Hanım.Mevlidde bulunan hanımın giyimi yadırganacak bir durum tabiki.Ama bir de şöyle düşünün yapılan o organizasyonda dualara eşlik edildi,eller dua için havaya kalktı ve belki onlarca kişi amin dedi.Kılık kıyafeti bir yana bir hayır işlendi.Ordan geçen insanların mevlide iştirak etmesine,dua okumasına ,amin demesine vesile oldu.Bu kadar yargılayıcı olmayınız.

  4. TombulTığ Says:

    Çok doğru, ellerinize sağlık. 3 yıl önce bir “mevlid”e gittim. Giderken yanıma ev ayakkabısı alayım diye uğraşıyorum elime bir tek pembe ayakkabı geldi… Otobüsü kaçırmayayım diye aceleyle kaptım onu ve çıktım. Yolda içim içimi yedi “yıldır yıldır yanan babetle oturacağım insanların gözü takılacak, gönlünü-beynini duaya veremeyecek mi acaba benim yüzümden” diye Mevlid mahaline bir geldim ki…. Benim pembe babet hiç kaldı! Deri mini etek giyenler mi ararsın, saçını yaptıranlar mı, kuyumcu dükkanının temsili gibi gelenleri mi… Nasıl bir rıza kazanmaya çalışmaktı bu anlayamadım… Allah cümlemize hidayet versin. Çok cahiliz çok…

  5. yasemin Says:

    aynı durumdan bende öyle mustaribim ki gitsen bir türlü böyle ortamlara gitmesen ayrı bir sıkıntı….insanların bu şekilde nefislerini tatmin etme yarışı hiç bir dine yakışmaz diye düşünüyorum……….hele birde semazen taklidi yapanlar yok mu mesnevi aşığı olarak kahroluyorum…desem. Anlarmışsınız.

  6. Ayse Says:

    Ayse hanım sizinle sohbet etmek emin olun icimi rahatlatti Allah razı olsun

    • ayşe Says:

      Ayşe hanım bir ayet okudum az evvel, şimdi de ezan okunuyor.. Aklıma geldiniz, en azından ayeti yazayım dedim. ulaşır mı bilmesem de…

      Yunus Suresi 39,
      Esteuzubillah,

      بَلْ كَذَّبُواْ بِمَا لَمْ يُحِيطُواْ بِعِلْمِهِ وَلَمَّا يَأْتِهِمْ تَأْوِيلُهُ كَذَلِكَ كَذَّبَ الَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ فَانظُرْ كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الظَّالِمِينَ

      Bel kezzebû bimâ lem yuhîtû bi ilmihî ve lemmâ ye’tihim te’vîluh(te’vîluhu), kezâlike kezzebellezîne min kablihim fanzur keyfe kâne âkibetuz zâlimîn(zâlimîne).

      Gerçek şu ki, onlar iyice düşünüp tartmadıkları, dolayısıyla gerçek mahiyetini kavramadıkları, ayrıca birçok ayette kendilerine haber verilen kıyamet, ahiret, azap gibi gerçeklerle de henüz karşılaşmadıkları için Kur’an’ın Allah’ın kelamı olduğu gerçeğini yalanladılar.

      Onlardan önce gelip , geçen nice topluluklar da (Allah’ın ayetlerini) böyle yalanlamışlardı. Şimdi bak(ın) o kafirlerin akıbetine, nasıl da helak olup gittiler!

  7. Aisha Says:

    canim ablacim cok guzel bir yazi paylashmishsiniz.Allah razi olsun.ablacim Ayse ablamin yorumlariysa harika….

  8. Asya Says:

    Gercekten abla ya once Kuran sonra oyun nasil bu kadar rahatiz bide su tabir var once Allah Allah sonra yallah yallah

  9. M.Emin Parlaktürk Says:

    Ağırlıklı olarak hanım kardeşlerimin takip edip yorum yazdığı bu sitedeki “Mevlitçi Geldi Haanıııımm!” başlıklı yazıyı okudum, Bu konularda az çok mürekkep yalamış ve dirsek çürütmüş emekli bir müftü olarak yazıya tümüyle katılıyor ve Cahide Sultan kardeşimizi tebrik ediyorum, Okuyabildiğim kadarıyla aleyhte bazı yorumlar hissi ve bilgi yetersizliğiyle dolu. Rabbim bizi bid’at ve hurafelerden uzak tutsun, Kur’an yolunda sabit ve daim kılsın.Selam, dua ve saygılarımla..

  10. qumus Says:

    salam abla öyle gözel seyler anlatiyorsunuz ki, okuduqca kendimize ders cikariyoruz. ayni yalnislari mende yapiyormuyum diye kendimi sorquluyor ve elimden geldiyince yalnislarimi duzeltmeye calisiyorum. 4 yildir namaz kilmiyorum evlendiyimden beri ama insallah baslayacagim kulmaya. men sizden ve burada dinimizi iyi bilen insanlar var onlardan rica ediyorum benim kuran kursuna getme imkanim yok dinimizi iyi, anlasilabilir ve dogru bir dille anlatan kitab isimleri verirseniz sevinirim. allah sizden razi olsun bize dogru yola donmemiz gerekdiyini hatirlatdiginiz ve yazdklarinizla yalnislarimizi gosterdiyiniz icin

  11. elife Says:

    Cahide Hanım önceden siteniz insanları ayırt eden bir görünümde değildi.Şimdi çok değişmiş nedenini çok merak ettim.

  12. hatice Says:

    Ben bu yazıya bayıldım. Çok hoşuma gitti okurken. Ama yorumları şimdi okuyamayacağım epey uzun yorumlar var :). Müsait olunca okurum inşaAllah. Yazı için Allah razı olsun ablacım

  13. baharrr Says:

    Selamların en güzeli üzerinize olsun.ben bu sitenin sessiz takipçilerindenim.Zaman zaman yemek tarifi için bazen de yazıları okumak için giriyorum.Güzel bir site Rabbim daim eylesin.Fakat dikkatimi çeken birşeyler var kısaca yazmaya çalışayım: Güzel bir konuya değiniliyor mesela çok güzel doğru yazılar oluyor ardına herkes yorumunu yazıyor vs.Fakat bu yorumlarda kişiler bölünüyor.Tarafgirlik ortaya çıkıyor.ilginçtir ki bazen yazılar müslümanların bütün olması yönündeki yazıların altında da bölünmeler oluyor.Dahası amaç birşeyleri düzeltmek ise bu sadece buraya karşılık yazarak olmaz die düşünüyorum.Kısmen aydan hanıma katılıyorum.ben de isterdim evimde eşim bana hadis okusun.evimde olayım veya küçüklüğümden bu yana mümin müsbet bir ailede yetişeyim ama olmadı.bu sebepten yorumlarda karşılıklı atışmak hiç hoş durmuyor sanki cümlelerle zafer kazanmış edasına girmek hiç hoş değil.Şunu söylemeden geçemiyeceğim siteden çok şey öğrendim Allah razı olsun özellikle bidatlar noktasında daha bilinçliyim şuan. ama zaman zaman ümitsizliğe düşmeden de edemiyorum inanın.çünki gerçekten herkesin şartları aynı değil.çocukluğu evliliği çalışma alanları zorunlulukları vs.Sevgiyle…..

    • ayşe Says:

      Aleykümselam kardeşim,
      Her peygamberin mucizesi vardır biliyorsunuz. Bu mucizeler, yaşadıkları çağdaki en üstün görülen alan ne ise, o alandan gelmiştir ki halk idrak edebilsin. Hz. Musa Aleyhisselam büyücülere karşı galip gelmişti Allah’ın izniyle hatırlarsanız. O dönem büyücüler halkı etkiliyordu, Firavunu temsil ediyorlardı, yenildiler, hatta iman da ettiler.

      Hz. Muhammed sallahu aleyhi vesellem’in , yaşadığı zamanda da söz, şiir ve edebiyat çok güçlüydü. O günün firavunlarının temsilcileri, onları şehir şehir öven şairlerdi. Övgüler düzülünce her nefis memnun olur. Ancak peygamberimizin getirdiği kitap tüm sözlerden üstündü, sözün gücü karşısında korkuya düşüyorlar, bir taraftan da kimisi iman ederken mesela Hz. Ömer gibi, kimisinin de küfrü artıyordu. O günden beri dinimiz sözle anlatılır kardeşim. Karşılıklı konuşarak, tefekküre davet ederek.

      İnsanlar nimetler karşısında sevinç duyarlar, o nimet onlardan alınmayagörsün keder içine düşerler hemen.
      İnsanlar övüldükleri zaman mutlu olurlar, bir hataları gösterilmeye görsün itiraza ve tartışmanın şehvetine yenik düşerler. Hatayı dahi hakka karşı savunacak diller, eller olurlar.

      Bir söz söylemeden önce, itiraz etmeden önce, “bunu bana söyletecek olan nefsim midir, Rabbim midir?” sorusunu sorgumuzun merkezine koymalıyız. Bunu bana söyleten kim? Beni saptıran kim? Beni doğru yola ulaştıran kim?

      İnsanlar kendilerine böyle sorular sormadıkça, kişi en çok kendisini yermedikçe, işitmek istemedikçe, ona her ne üslupla söylerseniz söyleyin işitmez. İşitmek ona nasip olmaz, kişi kendisi yönelmedikçe. hatamızı söyleyecek birilerini bulmuşsak, Allah düzeltme fırsatını karşımıza çıkarmışsa, bir nefes daha bahşetmişse, yanlışımızda ısrar etmek akıllıca mıdır?

      Bugün bütün imkanlar elimizin altında, kitaplar, kayıtlar… Bütün dünya gözümüzün önünde, ölüm ve mezarlıklar, hesap ve imtihanla birlikte. Şartlarımız eşit kardeşim, görmek isteyene gözlerinin kadri, işitmek isteyene sözlerin en güzeli nasip olur, lütfedilir.

      Allah yardımcımız olsun.

  14. iremina Says:

    Sevgili cahide hanim ve sitedeki diger kardeslerimize selam ve sevgiler.Oncelikle guzel yemekleriniz ve gonul dunyamiza seslenen yazilariniz bize isik tutuyor.Yalniz son zamanlarda yazilarinizda belirginlesen alayci sert kutuplastirici kucumseyici uslubunuz beni hayal kirikligina ugratti ozelliklede acik bir bayan hakkinda selulut ve sarkiklarindan hic bahsetmeyecegim seklindeki yorumunuzu giybete veasgilamaya girdigini dusunuyorum.Bizim islami iyi anlama ve yasama cabamiz baska insanlari kucumsemeye yargilamya ve asagilamaya goturmemeli.Yazilarizda nefret hissediyorum bu yanlis ayni bir donemde kapali olanlar bazi insanlarcabu sekilde kucumsenirdi lutfen ayni hataya dusmeyelim biz ancak

  15. Meliha Says:

    Günahkâra merhamette alay olmaz Cahide Hanım, alay kibirden kaynaklanır.

    • Cahide Says:

      Kibirden Allah’a sığınırım. İronik yazı da bir tarzdır ve ben bu tarzı sık olmamak kaydıyla kullanırım. Nasıl yazıldığından çok, ne yazılıp ne anlatılmak istendiğidir önemli olan. Tarafsız bakanlar bunu gayet rahat anlayabilirler.

      Ayrıca birileri ALLAH’la, ALLAH’ın diniyle alay ediyorken, ben onlarla alay etmişim(Ki etmedim) çok mu? O alaycılar için de böyle tepkili oldunuz mu? Sesiniz onlar için de bu kadar gür çıktı mı? Benim yazdıklarım kibirden kaynaklanıyorsa, ALLAH’ı alaya alanların ki nasıl yorumlanır?

  16. saliha Says:

    Masaallah Cahide abla ve Ayse, Mevlam sizlerden razi olsun ve tanışmayı nasip etsin. Ne güzel ifade etmissiniz.

  17. Belgin Says:

    Mevlid merâsimleri ilk defa Gulat-ı Şia’nın hakim olduğu Fâtımî Devletinde başlamıştır. Fâtımîler, Rasul-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem)’in, doğum gecesinden başka, Hz. Ali’nin ve Ehl-i Beyt’in doğum günlerinde de merasim yapmayı ihdas etmişlerdir. Daha sonra mübarek gecelerde bu merasimler gelenek haline gelerek diğer devletlere de sirayet etmiştir.”
    Mevlüt Özcan, Din Görevlisinin El Kitabı, 606. sayfa
    “Ehli Sünnet’in müctehid âlimleri Mevlid’in bid’at olduğunda ittifak etmişlerdir. İhtilaf, “Tahrimen mekruh (harama yakın mekruh) mu?” yoksa “Haram mı?” noktasında toplanmaktadır.
    Peugamber Efendimiz’e övgü olması nokta-i nazarında Mevlid tartışılabilir. Tartışılabilir, diyoruz; çünkü O (sallallahu aleyhi ve sellem), Nasaranın (Hristiyanların) Peygamberlerine yaptıkları gibi, ümmetinin kendisini meth-ü sena etmesini yasaklamıştır. Ancak bir yas, bir anma günü ve bu günkü mevlidler gibi bir çok haramlar da ihtiva eden müzikal bir şov olması nokta-i nazarından tartışılamaz. Şu kadarını söyleyelim ki, bugün icra edildiği şekliyle mevlid, İslam’ın kesinlikle reddettiği şeyler cümlesindendir…”
    a.g.e, 606, 607. syf
    “Rengarenk makyaj, kırıtırcasına tebessümler, buram buram Fransız parfümü ve konsantre olmuş şehevi duygular… Diğer yandan Kârunvâri koltuklara gerilmiş baylar-bayanlar, nazik, mütebessim ve cömert bir veya birkeç teşrifatçı hatun, efendilerini eğlendiren Romalı cariyeler gibi yerde diz üstü çökmüş bir kaç sanatkâr (!) ve sarhoşların kendinden geçmelerini andıran bir eda ile arada bir “Allah Allah!” nidaları atıveren bir iki dalkavuk… İşte günümüz Mevlid Merasimlerinin ekserisi…”
    a.g.e 607.syf
    “Bu, bir yönden de bir insan sözü olan Mevlidi Kur’an-ı Kerim’e baskın çıkarmak gayretidir. Zira, mevlid merasimlerinde esas sayılan mevliddir. Kur’an, mevlide bir destek bir payende yapılmaktadır. Öyle değilse niçin Kur’an’dan aşr-ı şerifler okunan bu merasime mevlid merasimi deniyor?”
    a.g.e. 607.syf
    Büyük Fakih ibn-i Abidin, Mevlidin müzikli bir oyun ve eğlenceden ibaret olduğunu söyler. Ve yine der ki:
    “…Bunların hepsi bir tarafa, bir de Kur’an okuma hile ve âletiyle zamanımızda işlenen münkerâtı (çirkinlikleri) düşünün. Okuyoruz diye yetimlerin evlerinde tertiplenen müzik, raks, eğlence ve güzel yüzler… Aşıkların maşuklarını görmeye fırsat bulabildikleri yegane toplantı… Ve daha neler neler…”
    a.g.e. 606.syf; ibn-i Abidin, el-Ukud’ud-Durriye, C/2 Sf: 117’den alıntı.

    • Belgin Says:

      Cahidem ne güzel de kaleme dökmüşsün,yüreğine,kalemine sağlık canım.Üzerimize düşen farzları yerine getirebiliyor muyuz ki diye, ilk önce diye kendimize sormalıyız.Arkadaşımın kızı bu konuyla ilgili yukarıdaki alıntıları ve kendi yazısını ve ilgili ayetlerin mealini bana ulaştırdı Allah razı olsun;sözü bu kardeşimize bırakıyorum:
      Türkiye’de İslam’a en çok zarar veren işlerin başında; Mevlid cemiyetleri / toplantıları düzenlemek vardır desek, mübalağa / abartı olmaz. Mesela; adam, İslamiyet ile bütün bağlarını koparmıştır. Namaz kılmaz, oruç tutmaz. Ailevi yaşantısı bozuk. Hayatı din tanımazcasına geçiyor. Bu adam senede bir defa Mevlid okutursa, sanki tertemiz olarak, günahlardan kurtulup pak olacağını zannediyor. Son derece acaip bir inanç! Kötülüklerini din haline getiren bu insan şeytanın vesvesesiyle kendini aldatıyor.
      Bid’at ve haramlarla kendilerinin temizlendiğini sananların akıbetlerini Allah (celle celaluhu) Kur’an-ı Kerim’de şöyle haber veriyor:
      Bismillahirrahmanirrahim
      “Onlar ki, Dünya hayatında çalışmaları boşa gitmiştir. Oysa onlar, güzel bir amel yaptıklarını zannederler.”
      (Kehf / 104)…
      Bismillahirrahmanirrahim
      .”Sizden önce de bir kısım şeriatlar gelip geçti. Yeryüzünü bir gezin, bakın; (dini, şeriatı) yalanlayanların akibetleri nasıl olmuş!”
      .Al-i İmran / 137

  18. hicran Says:

    Başlarda sadece tarifler için ziyaret ettiğim bu site benim hayatımda büyük değişimlere sebep oldu. Seni Allah için çok seviyorum kardeşim.

  19. Gül Altuntaş Says:

    Doğrular acıtır be dostlar,doğrular can yakar doğru söyleyeni dokuz değil doksan dokuz köyde bile barındırmak istemeyiz biz ucu bize dokunuyor diye işimize gelmiyor diye.Yağcılık yapsın Cahide hanım mesela ben kaşımı aldırdığımda haram işliyorsun demesinde ay ne güzel olmuşşun deyiversin ne çıkar.Yada kısa ceket giydiğim için tesettürün olmamamış Gül kardeşim demesinde çok genç görünüyorsun bu ceketle desin öylemi.Tabi çok hoşuna gider nefsimin ama Cahide hanım o zaman kendini adadığı davaya ihanet etmiş olur.Kim kırılırsa kırılsın rabbini kırmak istemiyor o hala anlamıyormusunuz.Böyle yaparak belki dünyalıkları kaybediyor ama ahiretini kazanıyor.Ayşeciğim yüce gönüllü kardeşim.Kolaymı emri bil mağruf yapabilmek.Asr suresin de ki gibi hayrı tavsiye etmek.Cahide hanım eleştirecek ta gözümüzün içine sokacak biz başka türlü anlayamıyoruz.Onun derdi müslüman kardeşini ateşten kurtarmak.Ben samimiyetine inanıyorum.Ama insanlar illede yanmak istiyorsa ona da karışamam.Ben edebiyatçıyım dokuz yaşımdan beri şiir,hikaye makale yazıyorum.Türkiye çapında üçüncülük derecem var.Yazı yazarken zenginleştirebilirsiniz.Ne var bunda bu kadar kızacak.Yoksa kadının selülitleri Cahide hanımın umurunda değil kim nasıl yaşamak istiyorsa öyle yaşar kime ne.Mevlüt bahsine gelince.Bende mevlütlerde göz yaşı döken cahil avam dan biriyim.Benimde hoşuma gidiyor dinlemek.Ama ne yapalım ki Cahide hanımın yazdıkları gerçekleri kabullenmek zorundayız.Biz tembel müslümanlar işimize ne geliyorsa kafamıza nasıl esiyorsa öyle yaşarız vesselam.Mevlütte dansöz gibi gezelim Cahide nin sesi çıkmasın.Sussun ve dilsiz şeytan olsun.

    • ayşe Says:

      Estagfirullah Gül ablacım, ben bu yazının her satırına katılıyorum, aşağıda belki daha ağırlarını da yazmam gerekiyor.
      Kesinlikle, yanlışlara övücü ve hoş sözler söylesin anlamında düşünmedim. Asla bu konularda taviz verilemez. Eğilip bükülemez emirler.
      Çiçekler kadar insanların da güzelliği derken; mesela, bizim manav, asla büzüşmüş, zarar görmüş ürünü satmaya kalkmaz. Bazen alışverişe giderim, “bugün almayın kardeşim, yarın indirimde olacak, yarın alın isterseniz” der. Böyle küçük ama çok güzel bir inceliktir düşünülünce. İnsana insan olduğunu hissettiren şeyler … Onları da konuşalım sık sık, o zaman sırf eleştiriyor diyemezler. Güzel şeyler var, çoğaltılması, anlatılması gereken ve bunu en güzel Cahide ablanın anlatacağı şeyler… Yoksa biz kızıyoruz, söylüyoruz, onlar da gururlarına yenilip bağırıp çağırıp küfredip gidiyorlar. Bu anlamdaydı kastım, dediğim gibi hayatım bir çok internet sitesini yöneterek, aktif kullanarak, tartışarak geçti. Ben bu işi Cahide abla kadar başarılı ve doğru yapanını görmedim. Allah yardımcısı olsun, onun sabrını ve imanını artırsın.

      • Cahide Says:

        Estağfurullah, Estağfurullah, Estağfurullah… Rica ediyorum beni bırakıp ana konumuza geri dönelim. Ne olacak İslam’a sinsice sokulan bu bidatler, farzların küçümsenip, bidatlerin farzmış gibi algılanmasına nasıl çözümler üretecek, yanlışları nasıl anlatacağız bunu konuşalım…

        • ayşe Says:

          Çok şükür, birkaç saatliğine de olsa, sizi kırdım sanmak ne fena. Konuya geri dönelim dediğiniz gibi..bizzat kendi ailemde bunun bin türünü denedim, çok azı işe yaradı. Nasıl bir denklem henüz çözemedim.

          Ablacım karşımızda çocuklar olsaydı, , “çocuğun dili hikayedir, ona direkt olarak bir mesaj vermek yerine, hikayeleştirip, kendisinin bulmasını sağlamalı, ancak o zaman o ders onun hayatına geçer” derdim.
          Kur’an ın metodu da bu, kıssalar ders çıkarmamız için anlatılıyor.
          Ne dersiniz, üç-beş günde bir kıssayı konuşalım mı?
          (Doğrular inşa oldukça, yanlışları konuşup düzeltmek kolaylaşır diye düşünüyorum, o zaman böyle daha bir sıkı sarılmaz yanlışına insan. )

          Mesela Hz. Musa dağa gittiğinde, kavminin hemen altından bir inek yapmasını, hemen eski hatalarına geri dönmesini anlatsanız, bu halin bugunün şartlarında nelere denk düştüğünü yazsanız ablacım..
          (aklıma ilk bu geldi, siz başka birini de seçebilirsiniz tabi ki : )

          • gülaykahvekeyfi Says:

            ben de aynen bunu söylemek istiyordum epeydir tevafuk oldu kuranı okuyunca acaba bu günümüzde neye işaret ediyor diye düşünüyordum

    • Belgin Says:

      Gül kardeşim senin yorumlarını da özlemişim,Allah razı olsun canım.

  20. esmaayse Says:

    Görünce dayanamıyorum iste yazmak istiyorum benim evimde tv yok radyom hep acik belirli bir cemaate bagli olan bir fm açık surekli genç ler islami cok guzel canli yayinlar yapiyor o canli yayında surekli hakaret iceren msjlar yada konuyls alakalı ters sorular soruyorlar yahu buralar belli yerler iste dinlemeyin okumayin kardesim bizleri rahat bırakın. . Burdada oyle tipler işiniz mi yok sizin kafadan bir sürü yer var git sözcü oku yada sana senin istediğin islami anlatacak cok kisiler ve yerler var…klavye ceceronlari. ..

  21. esmaayse Says:

    Selamun aleyküm cahide ablacigim yazın yine harika ve ben seni sessiz ama sürekli takip edenlerdenim.. surda bir kaçının yorumuna bakıyorum da Allah aşkına nedir bu ılımlılık yeter yeter islam aleminin durumu ortada ve gidişat felaket uyanalim Allah rızası için.. islam böyle yaşanmaz düğünler de acilalim eglenelim gezelim e arada namaz vs birseyler yaparız yahu ölüm geliyor Bağıra bağıra siz nerdesiniz ya???

  22. esra Says:

    herkesin anlayışı yorumu görüşü farklı olabilir saygı duyuyorum, fakat cok sert eleştirmişsiniz Cahide hanım… yazınızda açıkca bahsettiğiniz insanlar sizden hak isteceklerdir! unutmayalım bir hesaplaşma günü var… Kuranı Kerime inanan elbette hesap gününe ve orada nelerden sorguya çekileceğimizin bilincinde olanlardır diye düşünüyorum. kusurum olduysa affola, saygılar.

  23. zynep türkan Says:

    Yazınıza kelimesi kelimesine katılıyorum uzun zamandır düşündüklerimi kağıda dökmüş , hislerime tercüman olmuşsunuz.

  24. eylül79 Says:

    Ayy ne bu kadar eleştiri anlayamadım. Doğruya bile doğru diyemez hale gelmişiz. 2*2 kadar durum net. Ne bu kadar bahane anlamadım.

  25. gurbetci29 Says:

    Allah razı olsun ablacım eline,diline sağlık…süper bi yazı olmuş;sayende çok şeyin farkına vardım hayata bakış açımı değiştirdin resmen Allah senin gibi ablalarımızın sayısını arttırsın bu yeni nesilin çok ihtiyacı var…

  26. Ayse Says:

    Cahide hanım söylediğiniz kimi konulara katılmıyorum kapalımın konusunda evet haklısınız yeni nesil bazı bayanlar basını dikkat çekici bir sekilde kapatıyor altına ise dikkat çekici bir kiyafet ki altına kalçasını örtmeyecek sekilde pantolon giyenler ise berbat mutevazilik ise yok markalarını insanın gözüne sokar gibi takılan eşarplar pardesuler ben kapalı değilim ama onu layıkıyla tartacağım Allah in izniyle dikkat cekmemek lazım vesselam biz öyle iyi bir dini egitim almış insanlar değiliz belki mahallede ailemizin yolladığı Kur’an kurslarında öğrendik bildiklerimizi ama kademe kademe ulaşıyoruz islamı daha iyi yasamaya o yüzden sizin önemsemediğiniz o Mevlüt dinlerken basını sallayan insanlardaniz belki o da bizim icin bir asama ama boyle kırarsanız insanları soğurlar çünkü bildiklerini sandıkları ama tam bilmedikleri bir aleme adım adım yaklaşıyorlar belki o anki bir ürperti onu daha da yaklaştıracak ama eleştiriler insanı uzaklaştırır sizden ricam bu konularda biraz daha iyimser olun ki insanlar sogumasin dinden yargılamak kolay ama insanlar karşısındakinin niyetini bilmezse isin icinde vebale girmek var

    • ayşe Says:

      Kardeşim,
      Kimsenin günahı, bir başkasını daha aziz yapmaz. Birilerinin ‘örtüsüne hakkıyla sahip çıkamıyor oluşu’, ne örtülünün ne örtüsüzün başka bir günahına teselli değildir. Yani günümüzde günahkar kadınlar, erkekler var diye, kendimizi onlardan daha iyi hissedemeyiz. öyle örtüneceğime, örtünmem daha iyi, gibi birşey söylüyorsak bu savunma haktan değildir. Neden iman ederken, ibadetlerini kendimizden daha aşağı bulduklarımıza bakarak karar veriyoruz? Neden hedefimize Hz. Muhammed’in, Hz. Ali’nin, Hz. Ebu Bekir’in, Hz. İbrahim’in, Hz. Nuh’un… ve daha bir çok büyüğümüzün haline bakarak değil de, yanlış yapanların haline laf söyleyip kendimizi aklayarak karar veriyoruz?

      Bakın ne kadar güzel söylüyorsunuz, “iyi bir dini eğitim almış insanlar değiliz” diye, “mevlidlere katılmak bir aşamadır, kırmayın” diyorsunuz. Kimsenin kimseyi kırmak gibi bir niyeti yok kardeşim, sayfayı takip ediyorsanız bunu biliyorsunuzdur zaten. Bunlardan kırılan yanınız siz değilsiniz, hatayı duymak nefsinize ağır geliyor sadece. sizi kıran birşey varsa, nefsiniz.

      İyi bir dini eğitim almamış olarak, yanlış aşamalarla bir gün doğruya varırız umuduyla yaşamak mı iyidir?
      Yoksa ölüm bedenimizi vurmadan, ruhumuza sağlam dayanaklar, kalbimize sarsılmaz bir iman, ahiretimize azık ve yoldaşlar bulmak mı iyidir?

      Sizinle adaş olduğumuzdan, cahide ablanın cevabını beklemeden yazmak istedim, kusura bakmayın.
      Yanlışımızı söyleyen biri varsa, ona gücenmeyelim. Ben böyle söyleyen birinin olmamasının, kimsesizliğin acısını çok yaşadım. Siz yaşamayın. Yanlışın yanlış olduğunu kabul ediyorsak; ona karşı durmak yerine, nefsimize kendi ipimizi teslim edip, kırılacak gücenecek yer aramayalım. Düzeltme gücümüz varsa düzeltelim, o gücü kendimizde arayalım, Allah’tan isteyelim.

      Hiçbir yanlışın düzeltilemeyeceği gün gelmeden önce, aklı olanın vazifesi budur kardeşim.

      Allah yardımcımız olsun.

      • Ayse Says:

        Cok guzel demisin ayse hanım yok kırılmadım ama ben tatli dilden yanayım burada yanlış anlaşılmasın ki Cahide hanımın şahsına degil bu sözüm kapanma mevzusuna gelince benim icimi yakan bir mevzuate bu üniversiteye ilk başladığım sene ailemin cevremin karsı çıkmasına rağmen kapandım ne güzeldi bir sevdaydi üniversite boyunca hakkını veremedim kapaliligin ki sonra açılmak zorunda kaldım belki nefsimin vahameti cazip geldi çalışmak zorundaydim anlatamayacağım aile sorunlarımız vardı yaklaşık 10-15 yıl once bir günde başvurmadigim yer kalmadı yüzüme bile baklmadilar bir abla dedi ki kızım kapalıyı ise almaz bunlar icim yandı zaten 4 yılgınlığa dışarıda kapalı içeride acik bir psikoloji mahfetmisti beni o gun Kızılay metrosunda aciz bir sekilde insanların gözüne batan eşarbımı çıkardım Kızılay’a çıkıp bağırmak haykırmak istedim ‘alın istediğiniz oldu ‘diye o günden sonra kapaliligin hakkını vermeyen sırf kapanmak icin kapananlara kırıldım içimden çünkü kapanmak öyle eşarp takmakla olmuyor sevda lazım evet belki ben zayıf bir iradeye sahip oluşumdan dini bilgi eksikliğimden yaptım ama Allah biliyor icimi hala icim öyle yanıyor ki anlatamam o gun soz verdim bir gun Allah in izniyle kapaliligi hakkıyla taşacağım diye ve o gun gelecek biliyorum belki benim tesellim bu çünkü istedigim şartları yaratamadim niye bunları anlattım bilmiyorum belki de icimi dökmek istedim ama tatli dil ben her zaman bunu istedim.o zamanlar istedikleri sohbete değilde başka bir cemaatin sohbetine gittim diye bana sırtını donen ders notlarını bana vermemek icin herkesi tenbihleyen bir cemaat mensubu arkadaslar vardı sizce onlar ne kadar dini sevdiriyor birilerini kötüleyecek degil sevdirecek anlayışla yapmalıyız bunu ıslam anlayislilik dini ama bir kısmımız bundan yoksun malesef hakkınızı helal edin

      • ayşe Says:

        Estagfirullah, Ayşe hanım…

        Kardeşim ben tatlı dilden kastınızı bilemedim. Hayatta bir tek çocuklarla çok çok iyi anlaşırım. Onlarla konuştuğum dilde konuşuyorum. Bir şey anlatayım size, izninizle..

        Bir gün müşrikler peygamberimize öyle eziyet ederler, müslümanlara öyle zulmederler ki.. Açlık mı ararsınız, aşağılanmalar mı? Bini bin para. Sırf ‘Rabbimiz Allah’tır’ diyorlar diye…Bütün peygamberlerin ve iman eden insanların başına ne gelmişse, Mekke’de de öyle bir gün yaşanmaktadır. Gayretullah’a da dokunmuş olacak ki, Cebrail aleyhisselam Peygamberimizin yanına gelir, bu zalim güruhun helak olmasını isteyip istemediğini sorar. Ki daha önce isyanda ısrar eden kavimler helak edilmişlerdi.

        Peygamberimizin cevabı ve duası: “Ya Rabbî, onlar bilmiyorlar, bilselerdi yapmazlardı”

        Bu söz üzerinden düşünelim kardeşim, bilenlerin hali ne olacak? Bilip de yapmayanlar ne olacak? Bu duanın da dışında kalmış olmuyorlar mı? Bilip de yapmayanlar… Hangi bahane, hangi zorluk bunun mazereti olabilir? Bilenlere, ne söylenmeli sizce? Biliyor adam, biliyor kadın.
        Biliyoruz. Öyleyse kendimizi kandıranlardan olmayalım. Hakkımızda geleceğinden emin olduğumuz tek bir gün var, vakti belli, zamanı uzayıp kısalmaz olan ecelimiz. O günden gelmeden önce, aklı olan kendini kurtarsın kardeşim.

        ‘zayıf irademden, dini bilgi eksikliğimden yaptım’ diyorsunuz ya hani, kardeşim, gün bugündür, eksiklerimizi kapatmayalım mı? yanlışımızı düzeltmeyelim mi? eğer nefsimizin oyununa gelirsek, kendine zulmedenlerden, kaybedenlerden olmaz mıyız kardeşim?

        Rabbim Allah’tır, sözünü bütün kalbiyle, ruhuyla, eylemiyle, ameliyle söyleyen, hiç bir kulun hayatı, dünyada kolay olmadı kardeşim. Dünyayı kolay kılmak için, ahiretini zorlaştıran ne büyük bir yanlış yapar.

        Bakın Hz. Ali ne diyor,

        “Dünyalık olanı tercih ettiler, ahirete ait olanı tehir ettiler. Saf olanı terk edip, bulanık olanı içtiler. sanki çocukluktan yaşlılığa kadar zamanları onunla uzayıncaya ve huyları onunla boyanıncaya kadar kötülükle arkadaşlık edip samimi olan, senli benli olup onunla uyum içinde olan onların fasığına bakar gibiyim. Sonra bu fasık, neleri batırdığının farkında olmayan akıntı gibi köpüklü olarak ya da yaktıklarının farkında olmayan ateşin samana düşmesi gibi geldi. Hidayet kandilleriyle aydınlanan akıllar ve takva işaretlerine bakan gözler nerede? Allah’a adanan ve Allah’a itaate bağlanan gönüller nerede? Yıkıntılar üzerinde izdiham oluşturdular, haram için birbirlerine karşı cimrilik ettiler. Onlara Cennet ve Cehennem bayrakları kaldırıldı. Yüzlerini Cennetten çevirdiler, amelleriyle cehenneme yöneldiler. Rableri onları çağırınca kaçıp yüz çevirdiler. Şeytan onları çağırınca icabet edip, ona yöneldiler.”

        (nechü’l belağa)

        • Ayse Says:

          Evet haklisin arkadasım ….tatli dilden kastım. Dini konularda daha iyimser konusulmasiydi senin konuşmanı kastetmedim genel konuştum,bahaneler bahaneler ve onların arkasına saklanmaya calisan benim gibiler halbuki Firavunun o halini bizzat gercegini gözlerimle gören ve korkan ben onun ne kadar enteresan olduğunu düşünüp fotograflarını bir oyuncak bulmuş gibi çeken eşim aslında cevap belli ama zamanında yapilan yanlışlıklar bilip de yapmadıklarım yapamadıklarım demiyorum nefsimin köleliğinden yapamayisim …konuşacak o kadar cok sey var ki Allahım tez zamanda gönlümden geçenleri icraya geçirmemi nasip etsin o gücü bana versin engelleri ise….

          • ayşe Says:

            Amin kardeşim. Biliyorsunuz, müslüman Beyne’l-Havf Ve’r-Recâ dengesindedir. Sonsuz bir korku ve yine sonsuz bir ümid arasında..

            Yazmak, konuşmak isterseniz, burada yazabilirsiniz. Bazen bildiklerimizi birinden daha işitmek de iyi gelebilir. Bu yol bizler ona doğru adım attıkça, bize daha çok adım atma gücü nasip ediyor.. adım atmaktan korkmayalım kardeşim, adım atmamış olmaktan korkalım. Adım atmak ümitlerin, iyimserliklerin en güzeli değil midir?

            • Ayse Says:

              Evet güne duayla adım atmakla başlayabilirim Allah razı olsun vakit buldukça yazacağım inşallah Cumartesi is basi yapıyorum ama akşamları takip ederim bundan yıllar once bir rüya gormuştum yıl belki 2002-2003 arasiydi o zamanlar menzil kaynaklı bir arkadas grubunun sohbetine katılıyordum rüyam şöyleydi sabah hayrına olsun bir mağara gibi bir yer yüzünü secemedigim ama peygamberimiz olduğunu bildigim heybetli biri sen bu yola git dedi sag eliyle gösterdi önümde beyaz uzun sakallı beyaz cübbeli ve kaftanli biri ardından ben sonra iki cocuk biri kiz biri erkek başka bir mağaraya gidiyoruz giderken su gibi gölet birikintisi gibi bir yerden geçerken suyun okadar Berrak olduğunu görüyorum ki dibindeki her sey belliydi .o zamanlar sohbetteki hoca hanım yorumladı kendince Yıllarca hep o rüyanın gerçekleşmesini bekledim iki kızım var bir de düşük yaptıgım bebisim esim ise cumaya bile gitmez hoş beni hesaba bile almaz ne kadar ısrar etsem de arkamda duran bir ailem hic olmadı hep birilerine evet diyerek mutlu olmaya çalıştım belki de bu zayıflık çocukluğumdan geliyordu hayır diyemedim asla kendimce icimde nutuklar attım herkesin yüzüne haykırdım haklılığımı gercekte yine ben anlayacağın arkadasım ben o gunu sağlanamıyorum bir türlü mevlamın bana o gunu bir gun yaşayacağını bekliyorum suskun kenara pusmus bir cocuk gibi O ,benim gönlümü görüyor ve inanıyorum ki bir gun o istedigim hayata kavuşacağım simdi ise güçlü görünmeye çalışıyorum evlatlarım benim gibi olmasın diye icime sizdiriyorum sıkıntılarımı bir gun o hayat beni bulacak umarım cok geç kalmış olmam …

            • ayşe Says:

              Kur’an’ı Kerim kendisinden şifa olarak bahsediyor kardeşim. Bu kelimenin kelimeler içinde, bende çok ayrı bir yeri var. Şifa… O’nda arayalım berrak suları, yürünecek yolları, zayıflıklarımızın, acizliklerimizin, günahlarımızın, kırılmışlarımızın çaresini. Ömür, hem ecelle sınırlıdır, hem de her anı affımıza bir kapıdır. Her an her kapının ardını aralayalım, olmaz mı? Siz onunla inşa oldukça, çocuklarınız da eşiniz de onunla inşa olacak…

              “Şifa”… baksanıza kelimeye, nasıl sıcacık, nasıl yumuşacık, nasıl iyi, nasıl da iyimser…Kelimenin sanki bize bakan yüzü gülümsüyor.

              Kardeşim, hangi tefsiri, hangi meali, hangi siyeri, hangi ilmihali inceliyorsunuz bilmiyorum. Bir çoğunu görmüşlüğü var, bu yıl yeni bir tefsir okumaya karar verdim. Polen yayınlarının ibni kesir tefsiri çıkmış, saliha abla onu önerdi, mustafa öztürk’ün mealinin türkçe’yi bütün imkanlarıyla kullanıyor, onu da okuyorum, siyerde de bir çok kitap var… İbadetlerimiz, halimiz şikayetlerle dolu olabilir, insan günah işler, kardeşim ama bunlar öğrendikçe, okudukça düzelecek, Rabbimizin eliyle.. yeter ki bekleyiş arzında ellerimizde çabamız olsun, ayaklarımızda nasır.

              Zayıf bulmayın kendinizi, mustazafları hatırlayın… Bir ömür boynunda zincir, hayat nedir, özgürlük nedir, hiç bilmemiş, türlü zulüm altında kalmış köleleri düşünün. Neydi o aciz adamlardan, ‘dünyanın en güçlü ordusunu yüreğiyle yenecek, ayaklarının altında ezecek müminler çıkaran? Yalnız Allah’a kul olmak değil mi? Yüreğinde iman olan, zayıf olur mu hiç?

              Kardeşim, benim çok sevdiğim bir şiir var, onunla bitireyim, Hz. Ali’nin münacaatından,;

              Kefeni fahran en teküne li rabben. Senin bana rab oluşun bana iftihar olarak yeter.
              Ve kefeni izzen en eküne leke abden. Benim de sana kul oluşum bana şeref olarak yeter.
              Ente li keme uhibbu, Sen tam benim sevdiğim gibisin.
              Ve cealni kema tuhibbu. Sen de beni sevdiğin gibi kıl.
              Amin…

              Sabahınız hayırlı, bereketli olsun.

              • Ayse Says:

                Tesekkur ediyorum senin de sabahın hayırlı olsun arkadasım su an evimde iki tane meal var biri elmalili Hamdi yazir in digeri Seda yayınlarından Abdullah aydin in gerekirse dediğin meali alırım okurum umarım her sey hayra doner çünkü artık cok yoruldum konuşmak icimi dökmek iyi geldi bazen insan içindekileri en yakınına bile anlatamıyor kendi icinde hesaplaşıyor sorunlarıyla diger de onerebilecegin yayın yazar var mı affına sığınıyorum bu konuda yayınlar hakkında pek bilgim yok umarım bu mevlit yazısı benim icin aydınlığın kapısı olacak Allah a emende ol arkadasım

                • ayşe Says:

                  İnşallah kardeşim, ben de başlardayken hiçbir yazarı-kitabı tanımıyordum ama bir ucundan tutunmak yetiyor.
                  Ayşe, insanın inşasında, merkez sutün tevhid. İbadetlerimizin makbul olması, hem de bizi kabule layık kılmasının şartı tevhid esası. Tevhidimiz tam kurulmadan, yapılan ibadetlerimiz bir türlü sağlam gibi gelmiyor insana,ayaklarımızı da sağlamlaştırmıyor, sonra dağılıyor, o yüzden güvensizliğe pişmanlığa kapı aralıyoruz.
                  Önceliğimizi bu nokta üzerinde kurabiliriz. Tevhid konusunda saliha ablanın önerdiği kitaplar var, siz kendisine salihayildiz00@gmail.com ‘a ulaşırsanız, yardımcı olacaktır.

                  Meal konusunda http://www.kuranmeali.org/kuran_meali.aspx bu programı kurup, karşılaştırın kardeşim. Bir örnek vereyim, mesela bakara 219 da mealcilerin çoğu “içkide faydalar” olduğunu söylemiş, Prof.Dr. Mustafa Öztürk’ün mealinde fayda kelimesi değil, menfaat ve çıkar kelimesi olarak çevrilmiş. Dilin imkanları derken kastım bunun gibi örnekler kardeşim, tek bir kelime bile algımızda ne büyük hasarlara yol açabiliyor. Prof.Dr Hayri Kırbaşoğlu’nun Ahir Zaman İlmihali’ni ben çok severim, size de yoldaş olacağını düşünüyorum. Siyer konusunda, Fikhu’s Siyre- Ramazan El Buti, Celalettin Vatandaş’ın siyeri, çok güzel hazırlanmış. Youtube’da HidayetRehberi kanalı var, oradaki tefsir derslerini de takip ediyorum ama siz beğenip beğenmeyeceğinize göre bir bakın isterseniz. Ben Mehmet Okuyan’ı takip ederim, Allah O’ndan razı olsun.

                  Daha önce bu sitede, saliha ablanın yazıları da yayınlanmıştı, onları da okuyabilrisiniz ve özellikle kaynaklar konusunda ona ulaşırsınız inşallah, geçenlerde sitede bir kitap listesi de paylaşılmıştı. Yolunuz, yolculuğunuz mübarek ve makbul olsun. : )

                • hatice Says:

                  Selamun Aleykum kardeşim. Ayşe kardeşimin paylaştığımız dediği kitaplar bunlar. Faydalı olacağına inanıyorum. Allah’a emanet olun.
                  Kitabu’t-Tevhid…Muhammed B. Süleyman et-Temimi….ümmülkura yayınları

                  Tekfir Fitnesi…..müellif:Elbani, takriz:İbn baz, takriz ve ta’lik: Useymin, tercüme: Seyfullah Erdoğmuş….Ey İnsanlar yayınları

                  Önce Tevhid…..Elbani…..Hadis yayınları

                  Selef-i Salihin Akidesi….Abdullah b. Abdulhamid el-Eseri….Guraba

                  Pratik Akaid Dersleri…..çeviren: Beşir Eryarsoy….ümmülkura yayınları

                  İslam Tarihinde İtikadi Sapmalar…..Dr. Ahmed Sa’d Hamdan….Ey İnsanlar yayınları

                  Hısnu’l-Müslim….Guraba yayınları

                  Tevhid İnancına Nasıl Ulaştım….Muhammed Cemil Zeyno….Ey İnsanlar

                  Tevessül…Elbani…guraba yayınları

                  Sahabe Hakkındaki İnancımız…Te’lif: Prof. Dr. Muhammed el-Vuheybî. Çeviri: Salih Ercü…guraba yayınları

                  Ehli Sünnetin İtikadi Özellikleri…guraba yayınları..

                  El-akidetül vasıtıyye ve şerhi…ibn teymiyye…guraba yayınları

                  Sorulu cevaplı İslam akaidi…hafız b. Ahmed el-Hakemi..guraba

                  Hz. Peygamber’in namaz kılma şekli…Elbani…Beka yayınları (namazla ilgili konuları daha pratik anlatmış)

                  Kadın ansiklopedisi…düşün yayıncılık

                  Bidat ve ümmet üzerindeki olumsuz etkileri….Selim b. Iyd el-hilal

                  İbn kesir tefsiri…polen yayıncılık ( hepsini almaya gücünüz yetmezse tek tek de alınıyormuş ben ilk bir yada iki ciltini alacağım inşaAllah.)

                  Selefilik…Dr. Müfrih b. Süleyman el-Kûsi

  27. Gül Altuntaş Says:

    Selamun aleyküm Cahide hanımcığım ve sitenin müdavimleri.Ben yazılan makalelerin tam olarak algılanamadığı izlenimine kapıldım.İnsanlar makaleyi okuyor ve kendi hisselerine düşeni almak yerine cımbızla bir cümle seçip o cümlenin peşine düşüyorlar.Konu tahrif edilmeye çalışan islam dini.Konu bidatlerle boğuşan müslümanlar.Konu asılı bırakıp sahteyle oyalanmak.Konu Kuran mucizesi dururken şiirlerden medet ummak.Konu mevlütlü bir merasimde toplananların kılık kıyafetlerinin uygunsuzluğu.Peki eleştiride bulunan arkadaşlar sizin derdiniz nedir kuzum.Takıldınız kaldınız kadının selülitlerine ne yapalım yani o da o halde giyinip kendini dile düşürmeseydi.Cahide hanıma haksız yere bir eleştiri geldiği zaman hiç dayanamıyorum.Çok üzülüyorum.Bütün gün kafa patlat yazılar hazırla,mutfakta harikalar oluştur sonrada gel eleştirilere cevap yetiştir.Kaç yıldır takip ediyorum eleştirenler bunu kasıtlı yapıyorlar.Neyse o bunlara alışkın rabbim sabrını artırsın inşaallah.Bu arada Ayşe kardeşimin yazısı da çok güzeldi benden de maşaallah.

    • ayşe Says:

      Teşekkür ederim Gül abla, ve aleykümselam…
      Haksız mıyım değil miyim bilmiyorum ama içimden geçtiğine göre, demezsem dürüstlük olmaz.:) Cahide abla’ya bir eleştiride de ben bulunayım.

      Burası yemek tarifleri gibi hitabet gücü yüksek bir alanda. Bu nedenle çok fazla gelen giden oluyor. İnanılmaz bir şey, insanlar okuyor yazıları. Dün sitedeki yazıların bir kısmını inceledim, genel olarak hatalarımızdan bahsediyor Cahide abla, kavgamızdan bahsediyor.. Bundan ötürü de çok eleştiri almış, almaya da devam ediyor..

      Ama kim ne derse desin, insan kavgasıyla değerlidir ki bu davadan bir elimize güneşi bir elimize ayı dahi verseler, zerre sapmamak gerekir. Bu kavga için tüm kınanmalar göze alınır. Cahide ablanın yazılarında bu var sürekli, kendini hissettiriyor. Öfkesi, üzüntüsüyle, kahrıyla, yangın yerine tercüman olmuş. Bu kavganın yanında bir taraftan da sokakta bir çiçek gördüğü zaman, güzellik karşısında güzelin sahibinden ötürü sarsılan bir anne var. Tutup fotoğraflarını çekiyor, buraya koyup hepimize gösteriyor çiçekleri. İzleyicilerinin derdini kendi derdi gibi gören bir hali de var ki pek çetin.

      Eleştirime gelince, Cahide abla şunu biraz az mı yapmış sanki, ya da ben yeni olduğum için mi göremedim?
      Bir çiçeğin güzelliğinden bahsettiği kadar, ara ara insanların da güzelliklerinden bahsetsin. “Hep hata, hep eleştiri yazıyorsunuz, kırıcısınız, vs” diye bu yüzden diyorlar diye düşünüyorum.

      İnsanlar, güzelliği kendi yüreklerinin hizasında olduğu zaman daha iyi anlarlar. Bu yüzden peygamberimiz bir insandı, melek değildi. Kendi boyumuzun hizasında…
      Güzel olanları da anlatsın sık sık Cahide abla derim, örnekler versin, hikayeler.Gözlem yaptığı yerde vardı mutlaka.
      Haddimi aşmak istemiyorum, bu site işini onun kadar başarıyla yapan da görmedim, o daha iyi biliyordur.: ) vesselam.

      • Cahide Says:

        Hak için eleştirenden, hatalarımı farkettirenden ALLAH razı olsun. Dışardan bakanlar hataları daha iyi farkeder muhakkak. Aslında birebir ilişkilerde böyle eleştirel bir uslup takınmam hiç bir zaman. Benim yapmaya çalıştığım; Toplumda yapılan yanlışlara şahit olduğumda bunu genele atfedip farkettirmeye çalışmak.

        Çiçeklerin güzelliği kadar, insanların güzelliğine de inanırım elbet. Bu yüzden hiç tanımadığım insanlara pastalar yapıp blogtan hediye ettim. Çocukça tavırlar sergiledim ve bu yüzden eleştirenlerde oldu. “Yaşınıza uygun tavırlar sergilemiyorsunuz” diyenlerde 🙂 Doğrudur ama ben çocuk yanımı öldürmek istemiyorum. Hatalarım, günahlarım, doğrularım… hepsini kabul ediyorum. Ama İslam adına, İslam’ı yozlaştırma adına yapılan yanlışlara susamıyor, görmemiş gibi yapamıyorum.
        “Abla senden çok şey öğrendim. Namaza başladım. Seni okumaya başladıktan sonra hayatımda çok şeyler değişti” diyenleri anlamaya çalışın. Ben onlardan biriyim. Hemen şuracıkta, ulaşması zor değil, hatalar yapan, zaman zaman hatalarından bahsedip pişmanlığını dile getiren, seven, eleştiren, öfkelenen sıradan bir anne olduğumu biliyorlar. Bu yüzden yazdıklarıma tarafsız bakınca darılmıyorlar.

        Darılanlara da kızmıyorum. ALLAH bana, hepimize onların da yüreğine dokunabilme yeteneğini bahşeylesin. En başta affa ihtiyacı olan beni ve hepimizi de affeylesin…

        • ayşe Says:

          Ablacım sizi kırdım mı yoksa? Üzdüm mü yoksa?

          • Cahide Says:

            Kesinlikle kırılmadım canım. Öyle dikkatle seçmişsin ki kelimelerini, kırılmak ne mümkün…Eleştirilmeyi en çok hakedenlerden biriyim ben. Benim hatam, günahım da çok biliyorum. Tıpkı Yusuf Aleyhisselam’ın buyurduğu gibi: “Ben nefsimi aklayamam”. O bir peygamberken bunu söylüyorsa, biz kendimizi nereye koyalım, nereye sığdıralım bilmem ki…

            Bu işi benden daha alâ yapanlarda vardır muhakkak ama benim uslubum, tarzım böyle.Elimden bu kadarı geliyor, gücüm aklım bu kadarına yetiyor. Hani “Abla öfkem büyük” diyordun ya sen, ben de öyle büyük öfkeleri törpüleye törpüleye bu hale geldim. Ancak bu kadar durulabildim ne yapayım gülüm 🙂

            Ama dua edelim tükenmesin öfkemiz. Hoşgörü söylemleri, ılımlılık tavsiyeleri dindirmesin sancımızı…

            • ayşe Says:

              Ben törpülemiyorum da abla, nolacak bilmiyorum, size bakıyorum uzun uzun işte : ) Törpülenmesin, tükenmesin, sadece ehli olalım gibi bir hissim var. Siz gayet güzel yapıyorsunuz ablacım, Allah yardımcınız olsun.

              Yukarda aklıma bişey geldi, onu yazmıştım, belki birilerine daha faydası olur, Kur’an’ın metodunu kullanabiliriz.

            • ayşe Says:

              Üslubunuz da, tarzınız da güzel ablacım.
              Bugün aklımda Nech’ül Belağa vardı, okumuşsunuzdur siz, beyan yayınlarının epey özenli hazırlanmış bir baskısı var elimde. Oradaki vaazlar, cümleler yaklaşık üç yıldır, beni yerden alıp yere çarpıyor. Kelimeden, cümleden biraz anlayanın yüreğinin sıkışmaması mümkün değil, sert ne kelime… İnsanlar yanlışını da savunmaya kalktığında, hem de bile bile bunu yaptığında, garipleşiyorum. Ben işte öyle kendimce bir yoğurt yemeye kalktım sonra oturdum, sizi üzdüm diye kendime kızdım. Bu yazılarınız aynen böyle devam etsin ablacım, ne yanlış görürseniz, söyleyin. Ömür ve imkan oldukça ben de yorum yaparım : ) Benim gölümün yoğurduna sebep biraz da, güzeli de anlatacak birine duyulan ihtiyaçtan, sayın ki annesizlik, ablasızlık, tek başınalık. : )

              Elhamdulillah, Elhamdulillah, Elhamdulillah…

        • gülaykahvekeyfi Says:

          ben seni çok seviyorum cahidem interneti açınca ilk baktığım yer senin siten kalbim ferahlıyor seni okuyunca

  28. samira Says:

    Cok dogru yazmissin Ablacigim halimiz icler acisi Allah razi olsun. Bu yüzden oglumun sünnetinde mevlid okutmak istemiyorum. Rabbim bizleri helak etmez Insallah.Tüm müslümanlara kuran ile amel etmeyi nasip etsin.

  29. SABİNA Says:

    Selam aleykum Cahide abla ve kardeşlerim.yorum yazmakda problem oldugu icin bende yeniden üye oldum. Bu kez gerçek ismimle. Eski rumuzum Canan Cevatdı. Yazdıklarına câni gönülden katılıyorum.keşke islamı bidatsız yaşaya bilsek. Hayatımızı doğru yönlendirsek, bizlere rehber olacak kişileri düzgün seçsek. Allah bizi doğru yoldan ayırmasın Amin

  30. ayşe Says:

    Selamunaleyküm Cahide abla, dün başka bir yere not düşmüştüm de şunları tekrar yazmakta fayda var zannediyorum.

    ‘Hz Muhammed ‘ümmiydi’ bir algı var ya hani. Değil. Esas ümmilik, harfleri okuyamamak falan değildir, okuduğunu anlamamak, yaşamamaktır. Bu nedenle bizim peygamberimiz ümmiydi, demeden önce, dönüp kendimize bakalım. Oku emrini nasıl anlamışız?

    Mucizesi kitap, ümmeti ümmi bir peygamber. Kitabı, ümmetinin elinde mazlum.

    Ben 18 yaşında şehadet ettim abla, öncesi arayış ve itiraz içinde geçti, sonrası tek başınalık. Derde şifa mıdır diye içine bakmadığım kitap- insan kalmamıştı. Tek Kur’an hariç. ‘Duha’yı oku’ rüyasıyla, başlayan hayretim, her okuduğumla arttı, bir taraftan da, öfkeye ve kahra dönüştü, başta kendime.. Nasıl bu kadar güzel bir şeye, güzel bir sisteme bu denli zulmedilir? Bizzat onun taraftarları tarafından hem de.
    Zulüm: Onu Hayata geçirmemek.
    Zulüm: Kur’an’ı hayatımızın dışına çıkararak, emirlerini yok sayarak, önemsememek..
    Zulüm: Önceliği onun emirlerine değil, dünyalık işlerin, gösterişin, elalemin, dünyanın ve şeytanın türlü aldatmacasına vermek.

    Bu yüzden Kur’an-ı Kerim, yeryüzünün en büyük mazlumu. Evlerde garib, kalplerde garib, kadınların, erkeklerin elinde-dilinde garip. Hep konuşulur hani, sonradan müslüman olanların İslam’ı ne kadar güzel yaşadığı… Bunun sonradan, önceden olmakla ilgisi yok. İnsan sadece emek verdiği şeyi sever, bir çiçeği düşünün, hergün sulasanız, konuşsanız, başında durup hikayeler anlatsanız.. Bir çocuğu düşünün, her gün nasıl büyüdüğünü görseniz, ihtiyaçlarını karşılamaya kendinizi vakfetseniz.. O çiçeği de çocuğu da çok sevmez misiniz,emeğinizden ötürü? Emek vermeyen hiç kimse bilmiyor İslam’ın kıymetini. Emirlerine gafil davranmak ayrı, bir de uyduruktan inançları Allah’a ve İslam’a yakıştırıyorlar. İslam bizim elimizde garip kaliyor. Hala devam birsürü şaman geleneği var abla, sevaptır diye yapılıyor, kelli felli hocalar da onaylıyor.

    Din adına yaptıklarımız da dolayısıyla bir o kadar sakat. Ben de Türkiye’de doğdum, hatta nasiplisindir demiştiniz bunun için, bir köyde büyüdüm. Ama… Toplumun hali hep yara, ‘atalarının dini’ denen algı bugün de mevcut. Bir taraftanda da arapça herhangi bir yazı gördüğünde onu ayetmişcesine, alıp yükseğe koyar bizim insanımız ama düşünmez, o ayet midir, değil midir, ayetse bile ne demektedir, emri nasıl yerine getirmeli, düşünmez. Hürmetini yükseğe koymaktan ibaret bir şekilcilikte sınırlar. Ama hürmetsizliktir, onu okumamak, anlamamak, yaşamamak.. Cahillikten de beterdir hatta, cahillikte ısrar etmek.

    Mevlid, peygamberimize yazılmış fazla meşhur bir şiir. Günümüzde en çok okunanı Süleyman Çelebi’nin elinden çıkanı. Yaklaşık 6 yüzyıl önce yazılmış bir şiiri, bugünün Türkçe’siyle anlamak mümkün olmadığından, kalabalıklar onu çok mühim bir dini vecibe zannetmektedir.
    Çünkü anlamadığımız şey,Kur’an demek ya. Mevlid de okununca anlaşılmadığından kutsal sayılıyor. Onu anlar gibi yapıp, taklidi huşu içinde sağa sola sallanmak, hayırlı bir iş yaptık diye tatmin olmak, duygulanmak, mevlid adabından görülüyor. Yapılacak onca emir varken, olmayan bir şey uydurulup, üstüne toplu törenler, ayinler, gösterişler… Ama aynı topluluk, cuma namazında vaaza kalmıyor, din adına bir şey duyduğunda öcü görmüş gibi kaçıyor. Uydurma inançlarını Allah’a isnad edenden daha zalim kim olabilir, diyor kitabımız. Cehennemden Türkçe bahsedin hele, kaçışanlar, küfredenler…

    Cahide abla,
    Bir ayet var, şu an bulamadım ama ‘onların çoğu iman etmezler’ diye geçiyordu. Toplumdaki iman edenlerin oranının en yüksek olduğu dönem Asr-ı Saadetti. O zaman bile bu yüzde 49u geçmiyordu esasında.

    Bugün çok açıkça yalan söylüyoruz. %99 u müslüman bir toplum diyerek. haddi aşmak istemem ama hiç değilse halimiz nasıl düzelir diye düşünmek adına yazmalı. Allah’ın lütfu, ezan okunan bir şehirde, müslümanların arasında doğmuş olmak. Ama kimse bu sebeple kendini doğuştan torpilli falan sanmasın, sıfatımız müslüman olsa da, emirlerine riayet etmiyorsak, vasfımız müslüman değil. Şehadetimiz kusurlu, ibadetimiz eksik, halimiz daima tövbeye muhtaç. Üstüne kendi kendini aklamaya mahir nefsimiz, günahlara haklılık payı uyduran yalanlarla dolu. Yüzümüze bakılınca, namazını hatırlıyor mu insanlar? O zaman tekrar müslümanlığımızı kazanmak zorundayız, ona yakışır bir ümmet olmak zorundayız.

    Şu sıra hani meşhur, ‘bir musa sağ kalır, bir musa gelecek’ diyorlar, içimden neler geçiyor anlatamam. Musa peygamber gibi insanlar gelir gelmesine elbet de, ya biz israiloğullarının kaderini paylaşırsak? Hz. Muhammed sallahu aleyhi vesellem gelmedi mi bizlere, nedir ki bu halimiz?

    Rabbim bize, halimizin değiştiği günleri nasip etsin, bizi o günlerin inşasına memur etsin..
    Okullar açıldı, bugün sabah gördüğüm çocuklar yine varlıklarını bir ırkın varlığına armağan etti, bunun üzerine and içti, yemin etti. Ah..

    • Cahide Says:

      Maşaallah la kuvvete illa billah!

      • ayşe Says:

        Ayrıca yorumlara baktım da, rahatsız olan ne çok insan var, garip. Rahatınız mı kaçtı? Keyfiniz mi bölündü arkadaşlar? Açıkça yanlış olduğu halde, sizi bir yanlışı savunmaya iten nedir? Kibir mi? Gelenek mi? Cehalet mi? Öylesine bir hışım mı? Nedir? Mevlid yerine, Kur’an’ı anlamaya çalışın, daha hayırlıdır denildiği için mi, çok vazgeçilmez görüyorsunuz mevlidi ve bidatları?

        Biliyorum, insanlar yanlışlarını başkasından işitmeyi sevmezler, bu yüzden hoşgörü- buyüzden humanizm, bu yüzden mevlanaizm gibi şeylere rağbet yüksektir. Hele hak, hesap, mizan, imtihan, ölüm gibi kelimeler de ötelenmişse..Bir yanlışı düzeltmek için, az evvel bir nefes daha tükettik, fırsattı, kaçtı, kaçanlara karıştı. Siz de kaçacak mısınız, yoksa hakkaten ne diyorlar diye bakacak mısınız?

        Ablacım, bu tür yanlışları ne zaman birine söylesek aynı şey oluyor, “kalbimi bilemezssiiin ki bilemezsiiiin ki, gıybetimi ediyosunuzzz…” üstüne daha bir inada bindiriyor. Aklın ve iradenin çocukluk dönemi sanki, “oğlum öyle yapma, kırılır” diyorsunuz, “yapcaaam işte!” diyor.

        O nedenle bir yanlışı söylemenin, doğrusunu öğretmenin en güzel şeklini yine O az tanıdığımız, az bildiğimiz insanın hayatında aramak gerekiyor. Bilirsiniz, Hz Hasan’la, Hz. Hüseyin’in yanlış abdest alan bir yaşlı adama nasıl davrandıklarını… Anlasalar keşke…

        • Cahide Says:

          Yorumcunun biri bana kitlesel gıybet yapıyorsun demişti! Ne güldüm sorma 🙂

          • ayşe Says:

            E abla siz bilmiyor musunuz, bunun kitlesel olanı yasak : ) Bireysel başvurulu ve “yüzüne de söylerim hem yalan değil ki, iki laf da mı edemiycezzz yaa” destekli ise, serbest. Ama elbette kalbin temiz, niyetin iyi olacak.

            Hakkaten insan çok ilginç. Yazalım da bulunsun.

            Toplumda bir yanlışı söylemek, toplumsal gıybet değildir. Kur’an’ı Kerim’de de toplumların, kavimlerin yanlışlarından bahsedilir. Aynı hatalara düşmememiz, düşmüşsek de tövbe edip düzeltmemiz için.

            Kur’an-ı Kerim o toplumların gıybetini mi yapıyor yani?

            Mantığınızı biraz sağlama alın nolur arkadaşlar. Gıybet, konu komşunuzun arkasından konuşmaktır, ayıbı günahı varsa onu yaymak, başkalarının gözünde de rezil etmektir, fesatlıktır, ziyandır. Cahide abla yazıda isim mi vermiş, falanca mevlütte böyle mi oldu demiş? Bütün mevlitlerde var o kadından. Üzerinize alınıp da savunuyorsanız, etmeyin, yazıktır

    • semà Says:

      gercekten masallah’in var ayse..bu nasil akici bir uslup ,oku oku doyamadim ,iyi ki yolun bu sayfaya dusmus

  31. su Says:

    Sa, katılmamak elde değil, oldum olası alnı secde görmeyip islama dair en ufak bir işaret göremediğimiz ölünün ardından sanki cennete giriş bileti imişcesine 7, 40 bilmem kaç diye mevlit okutulması aynen dediğiniz gibi uymadıları bir dini kendilerine uydurmaktan başka nedir. Dine bilen kişi de Kevser hn.ın dediği gibi olmaz izzet ve şerefini korur kendini ve dinini böyle şeylere maskara etmez.
    Bir de şunu hiç unutmasak Kuran_ı Kerim ölülere değil dirilere geldi, diri iken bir kere kapağını kaldırmadığınız Kuran ardınızdan 40 bin kere okunsa size ne fayda. Ama anlamak istemeyenlere ölünce hesap gunu anlatacak rabbim, din nasihat işi ama isyankara da istediğiniz kadar sunun değişen birley yok.

  32. Aydan Says:

    Gerçekten çok haklısınız, “hedonizmin doruklarında yaşıyoruz.” Allah’a şükür olsun ki ben öyle yaşamamayı becerebildiğimi düşünüyorum. Sadece ihtiyacım olan kadarın sahibi olmak isteğinden geçiyor bunun yolu da.
    Yalnız bir not düşmek isterim, yazınızın başında bahsettiğiniz kapalı yerim kalmasın diyen kadının selülitlerine, sarkıklarına (girmeyeceğim diyerek zaten girmiş oluyorsunuz) değinmeniz gerçekten gerekli miydi? Yani her ayrıntıya dikkat eden biri olarak bence kendi yazılarınızda da bu tip inceliklere dikkat etseniz daha iyi olabilir gibi geliyor bana. O ifade tüm yazı içerisinde benim okuma zevkimi zedeledi örneğin.

    • Cahide Says:

      O beğenmediğin kısımda demek istiyorum ki kardeşim; Bu soyunma, bedenini teşhir etme sevdası öylesine ciddi bir hastalık halini aldı ki, çok fazla kilolu olmak bile bu sevdaya engel olamıyor. Hani açık giyenler için vücuduna güveniyor derlerdi. Bakıyorum da şimdi açık gezenlerin tümü vücuduna güvenir olmuş ve ne olursa olsun herkese etimi göstereceğim yarışına girmiş. Gereksiz şeylerde yazıyorumdur muhakkak. Mükemmel olmadığımın farkındayım ve mükemmel olma gayretim de yok ama bu cümle gerçekten bir mesaj içeriyordu…

      • yasemin Says:

        Yani “hatası-yanlışı apaçık olanların gıybetini yapabiliriz öyle mi? Böyle bir izinden haberim yoktu doğrusu

      • yasemin Says:

        Dostlar, sevap ticaretinden vazgeçmenizi dilerim. Allah’ın adaletinden şüphe etmekten, veya sizler kadar ulu müslüman olamayanlardan nefret etmekten de sakınmanız naçizane tavsiyem olur. “ama, ama ben 5 vakit namaz kılıyordum, bu da mı benimle aynı cennete girecek yaaa!” isyanını Allah huzurunda yapabileceğinizi sanmıyorum. Mevlide değer veren, saygı duyan kişi ile aynı dindesiniz, aynı peygamberin ümmetisiniz. Yanlış yapanlar olabilir, işin sadece şov veya kısır-börek kısmında olanlar olabilir. Ama mevlid zaten komple batıldır diyerek Peygamberimizi gücendirebileceğinizi de farkedin. Şiir Kuran’dan kutsaldır-önemlidir diyen de yok, bunlar insana özel verilen estetik duygusu ve sanatın ürünleridir ve evet, insan ruhu üzerinde de olumlu etkisi vardır. Kuran da okuyun, mevlid de okuyun. Birini ötekine tercih etmeniz gerekmiyor ki… Hadi mevlit okumamayı da tercih edebilirsiniz, hiç değilse hakaret etmeyin. Kuran’da bire bir yazmayan her şeyi bidat olarak kabul ediyorsanız madem, cahide hanımın bu blogu da bidattir vesselam.

        • ayşe Says:

          Şimdi siz bütün yazılanları okudunuz ve hepsini “sevap ticareti, cennette yer kapmaca, ulu müslüman oyunu” olarak mı yorumladınız? Hakikaten iyi hiç bişey göremediniz mi? Siz, hakk tavsiye edildiğinde, neden güceniyorsunuz?
          ‘Mevlid yerine Kur’an’ı yaşamak gerek’ demek, Peygamberimizi gücendirebilir öyle mi? Vah bu fikri üretene.
          İlahi adı altında, saçma sapan cümleler değil de, ümmetinin şu zulmü değil de, Kur’an-ı Kerim’i ve Onun sünnetini savunmak, O’nu gücendirebilir öyle mi?

          Allah aşkına, nefsinizin hata kabul etmez yapısını itiraf edemediğinizden ötürü, kendi fikirlerinizi ne bizim ne de peygamberimizin üzerine yamamayın.

          Yazdıklarınızdankurduğunuz cümlelerin manasını bilmediğiniz belli oluyor, bilseniz yapar mıydınız bilmiyorum, anlatılanı böyle de anlamak varmış nasibinizde, üstüne hesaptan bahsetmek, haktan, gücenmekten..

  33. yasemin Says:

    Peygamber Efendimize methiye olan mevlit hakkında bu şekilde konuşup – ki O da kendisi için yazılan şiirleri dinlemeyi severdi, açıp az siyer okusanız keşke – , gıybet edenleri burda kendi izanınızca yargılayıp, kendiniz gördüğünüz açık hanımların kıyafetleri hakkında detaylıca gıybet edip, kendinizden başkasını cennete layık görmeyip, cennetin kapısında bekçi olacağınızo sanıyorsunuz herhalde. İmanına ve ibadetine güvenenin başkaca bir günaha ihtiyacı olmadığını hiç söyleyen olmamış size demek ki, Allah hidayet etsin hepinize

    • su Says:

      Elbette Allah-u teala sahibi olduğu cennete dilediğini aılr, ama girmeye hevesli olanlara da kuralları bildiren bir kitap ve resul göndermiş. Bu kılavuzda giyim kuşam sınırları da var, sınırlara uymazsanız bir yerde yanlışınız var demektir. İslam şeriatına göre yaşanan yerlerde zaten bu kurallar kişinin keyfiyetine bırakılmaz.

  34. canan Says:

    Ben de bu sene ilk defa mevlitli bir sünnete katıldım, yakında düğünüm olacağı ve oyunsuz bir cemiyet düzenlemek istediğimiz için dikkatle inceledim bu cemiyeti. Cemiyet çok yakın bir akrabamızındı ve mevlidi kendi cemaatlerinden 3 tane yaşlı erkek hocaya okutmayı uygun görmüşler. Hocalar cemiyetten önce oturma düzeninin haremlik selamlık şeklinde olmasını ve araya perde çekilmesi gerektiğini söylemişler.(Bu arada hiç bir şekilde para talep etmiyor kendileri.) Kendileri de mevlit esnasında erkeklere dönerek oturup bayanlara hiç bakmadılar. İçerik; ilahiler, Kuran-ı Kerim tilaveti, oyunsuz cemiyetlerin nasıl yapılması gerektiği üzerine sohbet ve duadan oluşmaktaydı. Buraya kadar her şey güzel, hoş, ancaaaaaak,

    1-İlahiler o kadar kötü söylendi ki, sesler çatlayarak, ortalık inletilerek, insanlar artık bitse de rahatlasak dediler.
    2-Kuranı Kerim tilavetinden önce Kuranı Kerim’i dinlemenin farz olduğu ile ilgili hiç bir hatırlatma yapılmadı ve tilavet esnasında dinleyen kimse neredeyse olmadı. (O kadar gürültü oldu ki ben bile dinleyemedim, hangi surelerin okunduğunu bile bilmiyorum.)
    3-Sohbet konusu gerçekten çok güzeldi ancak sohbetten önce söylenen ilahilerle program o kadar uzamıştı ki insanlar sohbette açlıktan ölmek üzereydiler ve bitse de yemek yesek demeyen kalmamıştı.

    Lafın özü, oyunsuz, Rabbimizin rızasını kazanarak bir cemiyet yapmak cidden kolay değil. İyi bir şey yapalım derken tonla günaha giriyoruz.

    Gözlemlerimden sonra düğün cemiyetim için kararsızlıklar yaşamaktayım. İlahi olmadan, insanları sıkmayan bir üslubu olan bir tanıdık hocamıza bir sohbet verdirmeyi ve bilindik sureleri insanlara kendisini dinletecek bir hocadan Kuranı Kerim okutmayı düşünüyorum. Senin ve okuyucularının yorumu da benim için önemli Cahide abla, bu konuyla ilgili ayrıntılı bir yazı yazarsan sevinirim 🙂

    Dua ile..

  35. tülay deniz(sessiz) Says:

    ben de mevlidi anlayamıyorum özellikle en çok ölüm mevlidi yapılıyor40 ve 50. günlerinde yapılıyor. dinimizde var mı yok mu araştırmam gerek. iyi öğrenmemiz lazım mevlidden sonra ikram konusunda dedikodu yapıyorlar. allah ne verdiyse yiyelim demiyorlar. neyse Allah sonumuzu hayreylesin. kucak dolusu sevgiler

  36. kınalıkız Says:

    Selamün aleyküm kardeşlerim…Okul sezonu açıldı şimdiden hayırlı olsun tüm annelere 🙂 Ben buraya ilk geldiğimde bir bebek mevlütüne davet edildik.Biz de pek böyle adetler yok.Kim ne zaman isterse haber verir ve hediyesiyle gelir.Biraz da meraktan gittim.Yeni anne öyle kısa bir elbise giymişti ki bir lohusaya hiç yakıştıramamıştım.Eğildikçe baldırları gözüküyordu.Bekliyorum ki şöyle nur yüzlü biri gelecek ve Kuran okuyacak ! Ama gelin görün ki yanımda oturan topuklu ayakkabılı,dar yırtmaçlı bir etek giymiş o kadar dar ki etek yırtılacak ( ha bu arada sırt sıvazlama ! kısmı gelince bayan ayağa kalkınca gördük ki eteğin darlığından fermuarını bile kapatamamış ! ).Neyse elinde bir deste defter başladı okumaya yarıdan fazlası ezber .Nasıl ezberlemiş o kadar sayfayı bilmem.Ama o kadar bir çığırtkanlıkla okudu ki başımız beynimiz patladı.Nasıl bağırıyor nasıl bağırıyor anlatamam.Yani camları açsalar yedi mahalle duyar o kadar.Neyse mevlüt bitti.Yanımdaki akrabam kendini zor tutuyor gülmemek için .Ne oldu dedim Ne derse beğenirsiniz? Az kalsın nerede olduğumu unutup alkışlayacaktım ! Kendini konser veren birinin karşısında sandım.İyi ki de çabuk toparlamış alkış da çok fena olurdu hani ! İşte yeni gelen bir bebeğe Yasin ,Tebareke sureleri ve Amerrasulü duasından sonra destanlar dolusu mevlütle !!!!!! hoşgeldin dendi !

  37. kevser Says:

    Bu konuda size katılmıyorum,şarkı söyleyenede laf söylüyosunuz mevlüt okuyanada laf söylüyosunuz o kişiye mevlüt okurmusun denildiyse oradaki ortamı tahmin edemez bu kadar ağır eleştire yapma hakkına sahip olmadığınızı düşünüyorum mevlithan dediğiniz kişilerin ne amaçla okuduğunu tahmin edemezsiniz kimse kimsenin kalbini bilemez para için okuduklarını söylüyosunuz gördünüzmü buda sizin yorumunuz o kişiler hakkında gıybet ediyosunuz ve her zamanki gibi ön yargıyla kendi kafanızda düşünüp kurduklarınızı yazıyosunuz cahide hanım yazarken bence suçlayıcı tafrınızdan vazgeçin derim

    • Aydan Says:

      Katılmıyorum diyemiyeceğim. Herkes sizin gibi doğumdan ya da çocukluktan (ki bunu doğruları çok ağır bir dille söyleme alışkanlığınıza dayanarak söylüyorum) tüm doğruları görmüş ve doğru davranışlara girmiş olamaz. Çok yakından kendimden örnek vereyim; ben sonradan örtündüm, ne kimse neyin ne olması gerektiğini söyledi bana ne de doğruya teşvik eden bir çevrem vardı. Hatta tam aksine teşvik eden bir çevrenin içinde büyüdüm. Ama sonradan kendi kendime doğruyu bulabildim. Geçmiş için tabi ki Rabbim affetsin, ben de affedilmenin gereğini yapmaya çalışıyorum ama o zamanlar bilmediklerim/bilemediklerimden sonra şimdi hayal edemeyeceğim noktalara geldim (inanç olarak). Siz doğru bir kültürün içinde biraz hazıra konarak devam edenlerle bunun mücadelesini verenleri anı yere koymayın bence. Şu an arkasından konuştuğunuz kişi, sizin dediklerinizi hiç farkında olmayabilir. Herkes her şeyi kötü niyetle yapacak inanışından bence vazgeçmek lazım. Kurân-ı Kerim mealinde “kadınlara diğer kadınları aşağı görmemeleri, belki onların kendilerinden daha hayırlı olduklarını” salık veren bir ayet-i kerime okuduğumu çok iyi hatırlıyorum, çünkü çok dikkatimi çekmişti. Şu an internette aradım bulamadım, eminim siz ayet-i kerimenin tamamını benden çok daha iyi bilirsiniz. İyi günler.

    • ayşe Says:

      Söyleriz kardeşim, söyleriz.

      Bahsettiğiniz mevlitler, insanların kendilerini ibadet yapmış saydırıyorsa,söyleriz.
      Mevlid bir şiirdir, Kur’an suresi kadar aziz sayılmaya kalkıyorsa, söyleriz.
      Kur’an bir kenara itilip, pardon yüksek bir rafa konulup, sağa sola sallanarak kaba saba şeyler söylenmesini birileri yeterli sayıyor, çoluğa çocuğa kötü örnek oluyorsa; söyleriz.
      Bu artık bir sektör haline gelmiş, cenazelerin tabutu kadar, düğünlerin pilavı kadar elzem sanılmaya başlamışsa, söyleriz. Siz de araştırsanız kendinize iyilik edersiniz kardeşim.

      ‘Kalbini bilemezsiniz, niyet okuyorsunuz!” meselesi komik bir hal aldı artık. Baya apaçık emirler var, apaçık uyulmayan emirler. Bunları görmezden geliyorsanız, haliniz kalbinizin de niyetinizin de özetidir. Bir yanlışı görüp de düzeltmemek günahtır, zulümdür. O yanlış bu denli yaygınlaşmışsa, kusura bakmak istiyorsanız bakın, laf söylerler, söyleriz.

      Çocuklarımı büyüteceğim ben bu ülkede, onların gözüne göstermemin dahi anne-babalık vazifemize şerh düşüreceği her ne hal varsa, onu söyleriz.

      Gıybetin tanımını da siz araştırırsınız değil mi?

      • gulum Says:

        Ah Cahide hanim, Ah…. benim yazdiklarimi genelde kabul etmiyorsunuz. yorumum cikmamis, boyle birkac defa tekrarlandi. size karse kotu sey soylemedim diye dusunuyorum. radikal yazi olunca, herturlu yoruma acik olmak lazim.

  38. Esra D Says:

    S.A ablacim nekadar güzel ve doğru seyler anlatmissin Allah hepimize ıslam çerçevesinde yasamayı nasip etsin inssallah

  39. gülaykahvekeyfi Says:

    bam telime basmışsın ben de oldum olası mevlitleri hiç sevmem hele o milyarlık mevlüt örtüleri var ya bu da ayrı bir yazı konusu olur hani hem ne güzel demişsin çocuklarımıza islamı omuzlarda taşıyacak ana babalara ihtiyaç var diye inşh

  40. Mehtapabla Says:

    Allah Allah böyle mevlütte hic duymamistim daha neler duyacagiz.Allah sonumuzu hayreyleye.Amin.

  41. Nurhan Says:

    Malesef bu konu toplumumuzun kanayan yaralarından.Geçen senelerde bebek mevlidi için teklif aldım.Ama ben mevlid okumam isterseniz Kuran-ı Kerim ve biraz da sohbet yaparım dedim.Neyse o şekilde yaptık onu.Fakat insanlar anlamıyor defalarca söylesen de nafile.Güzelce Kuran okuyalım diyorsun bir de ilahi olsa diyorlar.İşin şov bölümü daha çok ilgi çekiyor.Ben İmam-Hatip mezunuyum,elimden geldiğince düzgün okumaya çalışıyorum ama makam bilmem,o apayrı bir eğitim.Oysa etrafımda öyle tipler var ki ne mahreçten ne tecvitten nasibini almamış,gel gör ki bir makam yapıyorlar dinleyenler mest oluyor.Ne zaman vazgeçeceğiz bu tutkulardan meçhul.Şimdi bu tiplere düzgün okumakta da iş yok esas olan onu anlayıp hayatımıza uygulamak desen ne kadar faydası olur ki?Rabbim hepimize iz’an gücü nasip etsin.Allaha emanet olun.

  42. menekse79 Says:

    selamün aleyküm ablacım ben geldim…. sözlerine katılıyorum Allah a emanet ol….seni çookkk özledim….


"...Güzel bir söz, kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir.(İbrahim suresi:24)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: