Mevlitçi Geldi Haanıııımm!

Son zamanlarda sıkça çay içmeye gittiğimiz parka bu kez bir cumartesi günü gidesimiz tuttu. Park dediğim yer oldukça büyük. İçinde küçük çaplı bir hayvanat bahçesi, lunaparkı, özel günler için kurulmuş bir platformu bile var. Ama parkta beni cezbeden unsurlar göğe doğru uzayıp giden yaşlı çam ağaçları ve çimlerin her daim bakımlı oluşu.  Üstelik o çimlerin üzerine kiliminizi serip oturmak serbest…

Yine çayımızı içtiğimiz esnada meşhur bir ilahi havası çarptı kulaklarımıza. Bilindik sesler ve vurgularla, ardından atlı koşturur modunda söyleniyordu: “Getirdiler burağını, bin Muhammed’im dediler. Binmezem ya Cebrail’im, ümmetim binemeyince!” (bu olay nerede anlatılır bunu ben bilmiyorum ya neyse). Ardından “Ne kadar da çok sevmiştik seni, Medine gülü” diye devam edince yerimden doğruldum ve epeyce uzaktaki kalabalığın biraz yakınına gidip gözlem yapmaya karar verdim.

Kolay değildi; Bir seneyi aşkındır “Ankara’nın bağları” adlı çin işkencesi zımbırtıyı cebren ve hileyle sokmuşlardı beynime. İstemesem de, duymamak için konuşurken sesimin tonunu yükseltsem de dinlemek zorunda bırakılmıştım…

Bu ilahi havasının sözleri her ne kadar uyduruk bir din algısını güçlendirse de, en azından diğer düğünlerden farklıdır deyip kalabalığa doğru ilerlemeye başladım. Ben giderken ilahiler bitmiş sıra Mevlit faslına gelmişti. İslam’ı yaşamakta zorlanan şahısların dinlerken kafasını sağa sola sallayıp ağlamaklı olduğu ve bu yolla kendini tatmin etmeye çalıştığı bir çeşit terapi yöntemidir Mevlit…Masalar kurulmuş, yemekler yeniyor. Bütün masaların görebileceği şekilde merkeze oturtulmuş bir masada Mevlidi okuyan, bıyıksız sakalsız, parlak yüzlü bir adam ve yanında figüranmış algısı oluşturan iki adam daha oturuyor. Kimileri yemek yerken, arada dolaşan kimi kadın ve erkekler de organizasyonu sağlıyordu sanırım.

Ayakta duran kadınlardan birine gözüm takıldı. Daracık bir elbise giymiş ve elbisenin sırt kısmında etini gösteren kocaman yuvarlak bir boşluk vardı. Etek kısmı dizinden bir karış yukarıda ve yürümesini kolaylaştırmak için arka kısma atılmış bir yırtmaç mevcuttu. Sanki “Kapalı bir yerim kalmasın” diye uğraş verdiği belli olan kadının uzaktan bile belli olan selülitlerine, sarkıklarına girmeyeceğim. Bir karış topuklu ayakkabısıyla masalar arası dolaşan bu kadın Mevlide olan saygısından olacak ki, başına ince bir örtü almış ve arada bir düşen örtüyü acemice düzenlemeye çalışıyordu… Mevlit dinlenirken baş açık olamaz ama vücudun diğer muhtelif bölgeleri açılabilir miydi ki???

Mevlitçi adamın işinin erbabı olduğu kesindi. Zaman ve mekan farkı gözetmeksizin her ortamda Mevlit okuyabilecek bir kapasiteye sahip gibi görünüyordu. Bence o bir Mevlitçiydi. Hani “Bohçacı geldi haaanııııımm!” diye mahalle aralarında dolaşan bohçacı Romen teyzelere benzettim ben onu. Bu adam Mevlit satıyor, Mevlitle para kazanıyordu. Mevlithan demeye dilim varmadı. Zira her ne kadar batılla iştigal etseler de bildiğimiz Mevlithanlarda edep ve haya kaygısı olur, her ortamda mevlit okumazlardı. Hele çevresinde çıplak kadınlar dolaşırken Mevlit okuyan bir Mevlithan’ı ne duydum ne de gördüm…

Nereden aranıp bulunurdu ki bu Mevlütçüler? Onların da özel mevlüt ofisleri falan mı vardı? “Mevlitçi geldi haanıııımm!” diye sokak sokak dolaşırlar mıydı? Mevlitçiliğin çokta kolay bir iş olmadığını o gün anladım. Hangi mahreçle okuduğu belli olmayan bir iki ayet, bir kaç ilahi ve ardından Mevlit faslı… Aralarda yanındaki figüranlarla beraber söylenilen nihavent makamında, “elhamdürillah” tarzında  “Ellahüekber!!!” sesleri!

Mevlitçi adam son olarak duayı da unutmadı elbette. “Bizlere cennet sofralarını bahşeyle, vatanımızı düşmanın ayakları altında çiğnetme. Okuduğumuz Mevlid-işerifi ölülerimize şu anda vasıl eyle Allah’ım” diye dualar ediyor, arada ses tonunu yükselterek dikkatleri üzerine çekiyordu. Onca laf kalabalığının arasında acaba şu kalabalığı fırsat bilip, biraz edepten, hayadan, imandan bahseder mi diye yersiz bir ümide kapıldım ama nafile. Çevresindekilere kendilerini peşinen cennetlik hissettirecek kadar güven veren dualar ediyordu…Herkes halinden mutlu, herkes durumdan memnundu. İşin dinsel boyutu da halledildiğine göre, Ankara’nın bağları türküsü eşliğinde göbek atma faslına geçilebilirdi…

——————————————————————-

Güldünüz belki yazdıklarıma…Oysa halimiz kahırdan ölmeyi hak edecek kadar vahim. Yüzde kaçı Müslüman bu toplumun? Yüzde doksan mı, elli mi, otuz mu, kaç? Hangimiz daha Müslüman?  Müslümanım yüzde kaçının düşünceleri İslam’dan besleniyor? Kaçı batılın köleliğini yapıyor?
Hedonizmin doruklarında yaşıyoruz. Aşağı inmeye hiç niyetimiz yok. İslam; Nefsin, bütün heva ve heveslerin düşmanıdır oysa. Bizler heva ve heveslerimizi bizi yöneten devler haline getirdik. Hevamız, büyüdükçe, nefsimiz şımarıyor. Buna mukabil bizler küçüldükçe küçülüyoruz. Kul olma bilincimiz, rıza-i İlahi’yi kazanma gayretimiz kayboluyor…

Görünen o ki, çocuklarımızı bu cennet hayali olmayan, Allah rızasını ummayan kalabalıkların içinde büyütmeye devam edeceğiz. Bu yüzden hem bize, hem çocuklarımıza çelik gibi bir irade, dağ gibi bir iman lazım. Çocuklarımıza İslam’ı omuzlarında taşıyan anne ve babalar lazım…

Kur’an’sız yaşamak ne zaman acıtacak içimizi? Ne zaman Kur’an’ı hayatımızda söz sahibi yapacağız? Bu kokuşmuşluk, Allah’a, Kitab’a, Rasule saygısızlık bizi ne zaman kıyama kaldıracak? Ölüm yaklaşıyor, ömür yavaş yavaş terkediyor bizi. Kal deyince kalmıyor, uza desen uzamıyor. Uzasa da bitimsiz değil ki ömür… Bizim mevlidlere, mevlitçilere değil, Kur’an’ı anlamaya ve yaşamaya ihtiyacımız olduğunu ne zaman idrak edeceğiz?

Cahide Sultan

Bir Cevap Yazın

Bir Yorum Bırakın :)

  1. Yaaaa ben sana hayranım be Cahide sultan iyiki varsın ve iyiki de bizim böyle kültürlü akıllı islamı temsil edebilen bir dostumuz var Allah sizin gibileri çoğaltsın bu ümmet için de çünkü çok ihtiyacımız var

  2. Cahide ablacigim ben blogunuzu 5 aydir takip ediyorum allah bizi hurafelerden korusun (mevlit okumak olen kisinin arkasindan kuran okumak bidat ve hurafe değilmi)peygamberimiz boyle bir sey yapmismi veya yapilmasini mi istemis nerde cikmis butun bunlar ve binlercesi cevap verirseniz sevinirim tesekkur ederim

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: