MÜSLÜMAN ACİZ DEĞİLDİR!

Değerli kardeşlerim, sayfamızın çoğu kez sessiz kalmayı tercih eden ama zamanı gelince muhteşem yorumlarla sesini duyuran çok değerli takipçileri de var. Onlardan biri de Ayşe. Son iki gündür yaptığı yorumlar sizler gibi beni de çok etkiledi. Ayşe bizlere duyarlı ve uyanık olmamız adına yazılar yazıp göndermiş. Ben de bu güzel yazıları sizlerle paylaşacağım inşaAllah. İşte Ayşe kardeşimizin yazılarından ilki:

MÜSLÜMAN ACİZ DEĞİLDİR!

Selamunaleyküm kardeşlerim,

Bir sesim olacak olsa, size çocuklarınızın sesiyle seslenmek isterdim. Her birinizi “annecim, babacım, abicim, ablacım” diye yardıma çağırmak isterdim. Bütün kalbim ve bu kalbin Rabbi şahittir, aynı arzuyla size sesleniyorum. Annelerim, babalarım, kardeşlerim diyerek sizi yardıma çağırıyorum.  Müslümanların yeri göğü inletecek seslerinize, dualarınıza, emeklerinize, evlatlarınıza, imanımıza hasretimizi söylüyorum.

Her gün sağlıklarına, varlıklarına, ömürlerine dua ettiğiniz, onlar için şükrettiğiniz çocuklarınızın ismi nedir kardeşlerim? Ahmet mi, Mehmet mi, Ali mi, Ayşe mi, Burak mı, Zeynep mi, Rabia mı, Meryem mi? Yusuf mu? Musa mı? Muhammed mi?

Bugün size çocuklarımızı anlatmak istiyorum.

Dün Mısır sokaklarında bir anne, oğlunu arıyordu. Binlerce kefenin içinde, yüzlerini sırayla açtırıp tek tek… İkiyüz tane vurulup, kefenlenmiş cenazeye baktı. Ahmet yoktu.

Sonra birinin önünde durdu yüreği, dedi ki “bu oğlum Ahmet’tir, Ahmet burada.” Açtılar yüzüne baktılar, Ahmet oradaydı. Gülümsüyordu. Allah aşkına, yetsin yüreğiniz, bakın bu yüze bakıp, siz de evladınızı arayın.

BRt5_2qCUAEdjrm

Kardeşlerim,

Mısır’da Ahmet gibi nice kardeşimiz, sokağa çıkmadan önce, kollarına isimlerini, telefon numaralarını yazıyor çıkmaz kalemlerle. Vurulursak, şehit olursak ailelerine haber verilebilmesi için yazıyorlar. Binlercesi şehit oldu, binlercesi yaralandı, daha milyonlarcası direnmeye, hak yolunda canlarını vermeye devam ediyorlar. Size evlatlarınızın sesiyle sesleniyorum.

Evlerinizde oturmayın! Sokakları doldurun, camileri doldurun, meydanları doldurun. Mihraplarımız, seccadelerimiz, kalplerimiz harp yeridir kardeşlerim, kazanırsak “yalnız Rabbe kul olmanın” şerefine, onuruna kavuşuruz.

Bu dert yalnız bugünün değil, dünün ve yarının da derdidir. İnsanın yaratıldığı ilk günden son güne kadar olan sürecek bu kavga bugün en çetin haliyle başta Mısır olmak üzere tüm Müslüman coğrafyasında yaşanıyor. Şahidiz ve şahitliğimizden sorulacağız. Bugün tüm dünyanın kaderini belirleyecek kardeşlerim.

Müslümanlar aciz değildir kardeşlerim, kim size “siz kendinizi aciz sanasınız diye konuşuyorsa” vallahi sizi aciz kılmak istiyor. Müslüman aciz değildir. Bakın size dünümüzden bahsedeyim;

Bedir Savaşı’nda silahlarıyla, sayılarıyla kat kat üstün duran küfr ordusu, bir avuç Müslümanla savaşırken… Peygamber efendimiz, ellerini göğe kaldırmış, Rabbimize yakarıyordu. “Ya Rabbi bugün bu bir avuç Müslüman da helak olursa, sana bundan sonra yeryüzünde kulluk edecek kimse kalmayacak! Ya Rabbi bize müjdelediğin yardımı gönder, müjdelediğin zaferi nasip et!” Öyle şiddetli  dua ediyordu ki Ebu Bekir “Duan arşı inletti Ya Resullullah, Allah bize zaferi verecektir” diyordu. Bedir savaşını bir avuç müslümanın yeryüzünü dolduran imanı kazandı kardeşlerim. Zaferi müjdeleyen ayetler indirildi, Ali efendimiz kılıcını savurdu, nice Müslüman şehit oldu ve bize bir kitap bıraktılar.

Size dünümüzden bahsedeyim kardeşlerim,

Hz. Hüseyin, Kerbela yoluna düşerken, yanındakiler “gitme ey Resulün oğlu, gitme vallahi seni öldürecekler” demişlerdi. Hz. Hüseyin “Vallahi ben bugün gitmezsem, bir daha kimse hak yolunda yürümez” diye cevap verdi. O lanetlenmiş kalabalık, bir avuç müslümanın etrafını sardılar, onları çölün ortasında aç, susuz, şehit ettiler! Bir Zeynep kaldı, her şeyi anlatan. Bize hak yolunda olma cesaretini öğretti.

Biz böyle bir ümmetin devamıyız kardeşlerim, bu yol hiçbir zaman bedelsiz olmadı.

Her kul eceliyle doğar, biz ölüme ve ölümün Hak’tan olduğuna iman ederiz. Kişinin eceli gelmişse, bunu değiştirecek yoktur. O vakit gelmemişse, bizden canımızı da kimse alamaz. Bu sebepledir ki Müslüman can korkusuna düşmez, canımız Allah yolunda bizim ismailimizdir, kurbanımızdır. Müslüman canıyla korkutulamaz kardeşlerim, bu sebepledir ki küfr ordusunun, kefenini giyip, hak yolunda yürüyene yapacak hiçbir şeyi yoktur. Ölürsek Hz. Hüseyin’in, Hz. Hamza’nın, Hz. Ali’nin, Hz. Ebubekir’in, Efendimizin  saflarında sayılırız. Kalırsak Zeynep gibi bizden sonrakileri aydınlatmak vazifesiyle kalırız.

Müslüman aciz değildir. Çünkü “Bizim imanımız, onların silahlarından üstündür. “

 Takipçilerimizden AYŞE

( 2. Yazıda size bugünümüzden bahsedeceğim inşaAllah.)

Ayrıca bizi Facebook üzerinden de takip edebilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Bir Yorum Bırakın :)

  1. Kardeşlerim, arkadaşlarım… Birbirimize değil lütfen yapılan yanlışlara eleştirilerde bulunalım. Müslümanlara yaşatılanlar ve yaşanılanlar Müslümanlaradır, herhangi bir cemaate, millete değil; birbirimize sahip çıkalım. Müslüman merhametlidir ve bilinçlidir, olmalıdır düsturunu unutmayalım. Hepimiz birbirimizden karakter, bilinç, ilim, bilgi, olanaklar açısından farklıyken İslamiyet için yaptıklarımızın da veya yapmaya çalıştıklarımızın da farklı olmasını garipsemeyelim. Burda önemli olan Allah rızası için ve meşru yoldan(Rabbimizin bize emrettiklerinden vazgeçmeden) elimizden geleni yapmak. Bizim elimizden gelen sokaklara çıkıp Müslümanlara yapılanları hatırlatmak ise hatırlatalım veya üniversitelerde çalışıp mevki sahibi olup Müslüman kardeşlerimizi gözetip koruyup kollamaksa onu da yapalım. Unutmayalım aslolan Allah rızasını gözetmek ve hak sahibine hak ettiğini vermek. Aradaki ayrımları unutmayalım kişileri değil İslamiyeti kayıralım… Aeo

  2. günün hayr olsun ablacım…ayşe kardeşimin yazılarını göz yaşı içinde okudum.bizler ne kadar uyuştuk böyle.ayşe kardeşimin twitter hesabı varsa takip etmek isterim.bana bilgi verebilirmisin.Allaha emanet ol

  3. Size ne demeli bilemiyorum.tedbir diye diye dininizi bile satisa cikardiniz.sizin icin onemli olan muslumanlar degil, kendi cemaatinizin menfaatleri.herzaman oldugu gibi yine tedbirinizi elden birakmayin.mahserdeki tedbirinizi merak ediyorum.arkadasin dedigi gibi orada sikayetci olacagiz ve yaninizda olmayacagiz.bu guzel yazilar icin ayse hanima ayrica tesekkur ediyorum.

  4. Olmadi herzamanki gibi malesef.. Yapilan bir yorumla(zuleyha ak) hemen kendimize bir cemaat secipte karalamaya basladk bile, oraya ait olup olmadigini bilmeden. Unutmayalimki herkesin hizmet metodu farklidir ve hangi metodun Onun rizasina uygun oldugunu yine sadece O bilir. Siz hedef konudan sasmayin bizahmet.

  5. Size kafirler değil de, Müslümanlar eve gitmeyi nasihat ederse ayağınızı oraya sabitleyin secdeyi bile orada yapın.

    Hasan El Benna (1948)

    1. Bismillah…Salam Aleki, bacı.. nasılsın?.. tam olarak nereye nasıl yazacagı bilmedim, inşaAllah dogru yere yazmışam…ben azeriyim, Ahmet isimli gencin yazısını dün okudum ve beni cok etkiledi…Cahide xanıma yazdım, Ayşenin şexsi adresini almaq icin..ama maalesef olmadıgını soyledi(.. cok isterdim konuşmak… inşaAllah tez tez girecem bu siteye… tesekkurler

      1. Zehra kardeşim, ben Ayşe’nin kendine ait bir sitesi yok demek istemiştim. Eğer kendisi isterse sana özelden mail adresini verebilirim.

        1. Bismillah…Selam Aleykum.. Allah razi olsun, anladim.. Ayşe kendisi razı olursa cok isterim email adresini)..cok tesekkurler

  6. bugün konyada büyük bir miting var hamdolsun en azından gözyaşlarınızı katabilirsiniz diye düşünüyorum lütfen müslümanlar diri diri yakılıyor öldürülüyor günahsız yavrular Allahı rızası için güç ve kudret yalnız Allahındır Allah dilemedikçe okuduğunuz okulun sizin o güç zannettiğiniz şeylerin hiç bir önemi yoktur…

  7. Allahim bütün Müslimanlarin yardimcisi olsun.
    Allah o Müslüman kardeslerimizin Ailelerine sabir versin. Ne yazacagimi ne diyecegimi bilemiyorum, hersey bogazima dügümlendi. bu mesajida sessiz kalmadigimi belirtmek icin yaziyorum.

    Ama iyi biliyorumki, önce tabii Allahin izniyle, bu yapinlarin öcünü alacagiz, bu olaylar belkide biz Müslümanlarin birbirimize daha cok kenetlenmemizi saglayacak Insallah.
    Her ser gibi gözüken seyde bir hayr vardir.
    Allah yardimcimiz olsun.

  8. hülyamız=) says:

    ağlıyoruz ama kimseye faydası yok. evimizde gizlice döktüğümüz gözyaşlarımız Ahmet i kurtarmaya yetmiyor. şehitlik müjdesiyle gülümseyen o yüzü herkesi yaralıyor. ama sadece üzülüyoruz. sessizce üzülüyoruz. belkide birçoğumuz artık bu haberler çıktığında sıkılıp kanal değiştiriyor.
    kendimizi o annelerin yerine koymuyoruz.
    meydanlara çıkmak çözüm değil diyen düşünceleri yanlış buluyorum. çözüm olmasada bir çabadır. herkes kendine düşen çabayı gösterse bu çözüme dönüşebilir. tek başınada olsa çıkıp bu zulme karşı haykırmak, sessiz kalmaktan iyidir.
    ayşe kardeşim Allah senden razı olsun. Rabbim sendeki o kocaman yüreği hepimize versin.

  9. AYŞE hanım o kadar guzel yazmızsınızki gerçekleri ne olur yol gösterin neyapalım içimz yanıyo dua hep tefriciye çekiyoruz yasinler okuyoruz elden gelen bu ama baska ne yapalım nasıl yardımcı destek olalım ne olur yazın.içimiz yanıyo..

    1. Ben 2 yazı daha yazıp, cahide ablaya gönderdim kardeşim, inşallah yayınlanır, konuşuruz birlikte.

      Yayınlanana kadar düşünülecek bir soru sormuş olayım;

      “Siz dünyada kaç tane karınca olduğunu biliyor musunuz?”

  10. gülyüzlüm nasil da güzel gülùyorsun.kiyamam ama kiydilar sana.şu an aklima ilk gelen Allahim KAHHAR isminin yüzü suyu hürmetine zalimleri kahreyle.

  11. gizemli says:

    Rabbim büyüksün Allahim….ne güzel bir tebessümdür..cennet bahçelerini izliyorum dercesine tatli bakiş…yavrummm benim..şehitlik mertebesi yüzüne aksetmiş.içimiz yaniyor Rabbimm..yardim eyle kardeşlerimize ne olur.Allah razi olsun ayşe kardeşim.insanligimiza dava şuurunu unutturdular..neler yapabiliriz nasil yardim edebiliriz..bilgilerinizi paylasip şuurlanmamiza vesile olanlardan Allah razi olsun…

  12. zuleyha ak says:

    Mesele meydanları doldurmak değil. Kimse tınlamaz seni ve doldurduğun meydanları. Bu bakış açısına sahip olan kimse hiç bir yere varamaz. şuan turkiye amerikanın veya israilin sahip olduğu güce, teknolojiye, zenginliğe, silaha sahip olsaydı mısır bugün bunları yapmaya cesaret edebilir miydi? meydanları değil okulları dolduralım. zamanımızda savaş kılıçla değil kalemle. en iyi okullarda biz okuyalım, en iyi üniversitelerde biz buluşlar yapalım, bilimi Allah yolunda gitmek için araç yapalım. en güçlü biz olalım. işte o zaman bahsettiğiniz sorun ortadan kalkacaktır. müslümanlar halen sizin gibi meydan kafasında oldukça geri kalmaya ve bu tür sıkıntıları çekmeye mahkum kalacaklardır.

    1. Niye, evinde oturduğunda seni kaç kişi tınlıyor? Bu nasıl bir mantık Allah aşkına? Sen de mi evinizde oturun, etliye sütlüye karışmayın diyen, islam düşmanlarına bile hoşgörü yalakalığı yapan büyüklerinden(!) ders aldın? Susmak, zalime ses çıkarmamak Peygamber ahlakına sığar mı? Yıllarca taviz verilerek üniversiteleri doldurdunuz da ne oldu sanki?

      Kardeşlerimiz katlediliyor, diri diri yakılıyor, kurşunlanıyor. Sesinizi yükseltmek için içinizde hiç mi bir yangın olmuyor, hiç mi meydanları doldurup haykırma ihtiyacı hissetmiyorsunuz? Nasıl bu kadar uyuşuk ve pasif bir millet olduk böyle!
      Elinden bir şey gelmiyorsa, meydanlara inme cesaretin ve şevkin yoksa en azından yapanlara saygı duy!

      1. RABİA (suzan) says:

        susarak dilsiz şeytan mı olalım? içimiz yanıyor sen de otur evinde sus diyorsun…Rabbim bu kadar insanın vebalini sormazmı bize? ahirette onların yüzüne nasıl bakarız? facedeki beyni dagılmış şehidimizi görseydin bunları yazamazdın…Allahım sen zalim sisi ve onun safında duranları KAHHAR isminle kahret…müslüman kardeşlerimizi muzaffer kıl,onlara yardım et bizlere de basiret ver amin…

      2. RABİA (Seda) says:

        Meydanlara inmek zaten senin gibilerin işi değil. Ayşe kardeşimizin dediği gibi “kefenini giyenlerin” işi. Gözü kör, kulakları sağır olanların yapabileceği bir iş değil. Sen üniversiteleri doldurup boşaltana kadar dünyanın dört bir yanında, en şiddetli bir biçimde de Mısır’da ölen Müslüman kardeşlerimize için sızlamıyorsa istiyorsan on tane üniversite oku. Bir avuç Bedr ashabı, büyük küfür ordusuna uzaya çıkabildiği için galip gelmedi, iman gücüyle galip geldi. Bir de saygısızca tınlamaz demişsin, şehitlerin amelleriyle ilgili ettiğin laflara dikkat et bari. Hoş, seni de kimse tınlamaz da senin gibilere de cevabını vermek gerekiyor.

      3. zuleyha ak says:

        evinde oturup, boş boş haykıran sizsizniz. sesinizi kimse duymuyor malesef. ben bilim yapıyorum. yaptıklarımdan bir müslüman olarak herkes haberdar oluyor. vay be müslümanların kafası da calısıyor deyip ürküyorlar. keşke herkes böyle üniversiteleri doldursa da en büyük güç olsak, topumuz tüfeğimiz v.s. ile en iyi teknolojiye sahip olsak, çalışsak ta kafirler bir bakışımızla hizaya gelseler. hiç bir müslüman ülkesini karıştırmaya cesaret edemeseler. cahide hanım, seninle kesinlikle kafa yapımız uymasa da malesef cok güzel yemek yappıyorsun. o nedenle kendimi seni takip etmek zorunda hissediyorum. yoksa okumuş birinin gözüyle bakıldığında yazdıkların hiç bir değeri yok. ev hanımlarına hitap ediyorsun, onlar da seni yüceltiyorlar… keşke sadece bildiğin işi yapsan, yemek yapsan daha değerli olacaksın, bilesin.

        1. Evet her zaman olduğu gibi yorumun sonu hakaretle sonuçlanmış! Bu kadar cehalet ancak okumakla elde edilebilirdi!
          “Yazdıklarının değeri yok.”
          “Zaten sadece ev hanımlarına hitap ediyorsun.”
          Tabi ev hanımları da cahil olduğu için okuduklarımı anlamıyor, boş boş yüceltiyorlar öyle mi!
          Okumak başka, adam olmak başka şey. Bunu böyle yorumlardan sonra yeniden farkediyorum…

          1. ayşe adalet says:

            okumuş ama … için iyi bir eğitmen oldunuz .ev hanımlarınada iyi bir dost.Allah emeğinizi bilmekte bizlerde şahit olmaktayız .allah razı olsun.

        2. Şu Müslüman! olarak yaptığınız ve herkesin haberdar olduğu bilim her ne ise, bilim dünyasının içinde yer alan insanlar olarak bu güne kadar adınızı sanınızı hiç duymadık.
          Diplomanın cehaleti giderdiği, ancak bazı şeylerin baki kaldığı yaptığınız yorumlar ile kendini belli ediyor zaten. Cahide Hanıma “okumuş birinin gözüyle bakıldığında yazdıkların hiç bir değeri yok” demişsiniz ya, Allah bazı gözleri kör etmiştir. Kalpleri de mühürlemiştir. Ne görebilirler, nede işitebilirler.
          Yukarıdaki resme dikkatlice bak, bak ki yarın mahşerde buda nereden çıktı, deme. Zira AHMET ve Ahmet gibi bu uğurda can verenler, Yarın mahşer meydanına yaralarından kanlar akarak geldiğinde, kanlarının hesabı sorulacak. İşte o zaman geldiğinde ( ki ne çetin bir gündür o) onların kanına girenler ile onlarla işbirliği içinde olanlar ve sesinizi çıkartıpta ne olacak diyenler bu hesabı verecek. Diplomalar, yapılan ihtisaslar, akademik kariyerler bir fayda sağlamayacak o gün.Yaptığınız yorumlardaki masalları yıllarca bu ümmete masal gibi anlattılar. Ümmet uyandı artık. Daha söylenecek çok şey var ama yorumlarınızı sizin tabirinizle TINLAMIYORUZ.

        3. @züleyha ak,

          Öncelikle yazacaklarımı yalnız “züleyha ak”ın şahsına söylenmiş olarak algılamayın, zira kalabalığınızı oluşturan bireylerin ortak özelliği, bir şahsiyet sahibi olmamalarıdır. Size söylediklerim hemen hemen hepiniz için geçerlidir.

          Biz her ferdinizden hep aynı cümleleri duyuyoruz yıllardır, haftalık falan toplu güncelleniyorsunuz heralde. Başka türlü kadar aynı olmayı açıklamak mümkün değil. Hayvan sürülerinde bile, baksanız kimisi farklı havlar, biraz değişik uçar, koşar. Bakınca bir farklılık görürsünüz, bir şahsiyet, bir beden hissedersiniz. Siz de bu yok, sizin günahlarınız bile aynı. Aynı günahı işledikçe, artık o günah “günah” olmaktan çıkıyor gözünüzde ki “zaten günah olmaktan çıksın da, halimiz meşru sayılsın” derdinde olduğunuzdan aynı davranmak zorunda kalıyorsunuz. Bilim kafası için acı son.

          Bilimden bahsedecekseniz, ayağınızı denk almanızı söylemiştim. Ama siz bana cevap vermek yerine; Cahide Hanım’ın zatında sitedeki tüm samimi insanlara hakaret edecek bir terbiyeden geçmissiniz.. Bahsettiğiniz “okumuşun” gözü kördür hanımefendi. Eğer iş/uğraş iman için değilse, o işi gören eller, diller hayrdan ve rızadan uzaktır.

          Sizin kafanızdan kim, niye korksun? Silah, top, tüfek demişsiniz, mesele bunları üretmek değildir, Allah’a şükür ordumuz, mühendislerimiz -size rağmen- buna zaten muktedirdir. mesele bunları üretmek değil, kullanacak kadar yürekli olmaktır. Bu ülkede iki kesim korkak kaldı, biri sizsiniz.

          Dünya üstündeki tüm silahlar onu kullanacak bir beyin, hak yolunda düşmanını doğru seçip, kardeşini koruyacak bir yürek gerektirir. Zalimin karşısında dikilmeyi emreder İslam Ahlakı. Bunlardan sizde kaçı var? Çok açık ve net soruyorum, bize google’da aratılacak isimler verin. Adı soyadı, değiştirilmemiş olsun ha!
          Kureyş, helvadan, çamurdan putlar yapardı. Yapa yapa bitiremediğiniz bilim putlarını gösterin. Uğruna onurunuzdan vazgeçip de ürettiğiniz bir silah varsa dahi, – ki yok, siz onu İsrail’e falan doğrultamazsınız! Sonuç, onursuz yaşadığınızla kalmak, ziyan ve zillet. Pardon gerçi dünya hayatınız baya rahat geçiyor.

          Bunca rahatın içinde, Züleyha Ak kişisi, bugüne kadar müslüman kardeşinin kaç derdini sahiplenmiş, gösterin. Gösteremiyorsanız, bari dürüst olun dürüst! Deyin ki, “biz bu haltları kendi nefsimiz için yiyoruz, size ne?” Kendi günahlarınızı, yalanlarınızı, iftiralarınızı, terbiye yoksunu sözlerinizi, Allah’ın, İslam’ın, dinin emirlerini çiğnemeyi mazur saydıracak kadar üstün göstermeye kalkışmayın. Dürüst olun, tabi olabiliyorsanız. İnanın dürüst olsanız, size laf söylemeye kalkmam. Ama siz bu yalanları din adına söyleyip, “müslüman böyle şahsiyetsiz birşeyse” onları yok etmek kolay”, dedirtiyorsunuz batıya.

          Üstüne bir de, bugün dahi Mısır gözümüzün önünde dururken, İslam ilk kez vahdetle buluşuyorken, aramıza katılamıyorsunuz. Niye katılırsanız, ABD başta olmak üzere, o sevdiğiniz okulların ülkeleri vize mi vermiyor?,Ah vermezse haliniz nice olur? Heralde bilimsizlikten, kahırdan ölürsünüz, mazallah.

          Ne zaman anlayacaksınız, ne zaman çark edersiniz bilmiyorum. Ama siz ilk benden duyun.

          Sizin kafanızdan falan korkan yok.
          Korkulacak bir kafanız da yok.
          Kim neyinizden niye korksun? Kafanızda kim olduğunuzu, kimliğinizi gösterecek tek bir şey mi kaldı? Tek bir fikir, bir örtü, bir emir mi bıraktınız? Bakın söylüyorum, sonradan şaşırmayın, artık herkesin gözündeki itibarınız rezillikle eşdeğerdir. Birbirinizi ağırladığınız sofralarda bunları da konuşun, biliminizden fırsat bulursanız, biz ne yapıyoruz böyle diye azıcık düşünün. Düşünün, bizim yanımıza gelmek için, nelerden korktuğunuzu, pardon, fobilerinizi? Mesela zalimlerle anılmak, sizin için bir fobi mi? Gidin, büyüklerinize danışın gelin, cevabınızı öyle yazın.

          Ve bir daha, bütün utanmazlığınızla, insanlara hakaret etmeye kalkarken iyi düşünün. Çok övündüğünüz mesleğiniz nedir bilmiyorum, her ne olursa olsun, insanların şerefinin meslekleriyle değil, yürekleriyle ölçüleceğini dahi bilmeyecek bir cehalet içindesiniz.

          Bizim derdimiz “sadece yaşamak”, “çok zengin yaşamak”, “çok rahat yaşamak” değil Züleyha Ak,
          Anlamayacağınızı biliyorum ama,

          Bizim derdimiz müslüman onuruyla yaşamak.

          Do you understand me?

        4. RABİA (Seda) says:

          Ben ev hanımı değilim. Kariyerimde de (eğer bir önemi varsa tabi) gayet başarılı ve okumuş biriyim. Bak buradan da bir çıkış bulamadın. Senin Müslüman olamadığını, biz buradan anlayabiliyoruz. Peki sen hala kendini anlayamıyor musun?

    2. @Züleyha hanımefendi,

      Biz sizler kadar gelişemedik, o kadar genişleyemedik, içimiz almıyor. Biz sizin için teferruat sayılan şeyleri söylüyoruz gene anlaşılan. “Allah yolunda gidecez” derken, Allah’ın emirlerinden kaçını bıraktınız, diye sormaya da lüzum görmüyorum. sadece bir olayı anlatayım.

      Dün cuma namazından sonra büyükelçiliklere eylem vardı. Abd pasaport vermezse naparız, demeyenler olarak Şükür ki çoktuk. Bir ara bir sokaktan geçerken, ambulans sreni duyuldu, geçebilmesi için kol kola girmemiz, yolu açmamız söylendi, bir anda herkes yanındakinin koluna girdi. Sımsıkı durdu. Her fikirden insan, her cemaatten birileri vardı. Bir baktım ki bir kolumda şortlu, thsirtlu bir kız, bir kolum çarşaf giyen bir ablamız var. hep birlikte “lebbeyk lebbeyk, lebbeyke ya Allah” diyorduk. Başımı kaldırdım, apartmanın pencerelerinde bizi izleyenlerin arasında, sizinkilerden olduğu her halinden belli olanlar var. “Müslüman uyuma, kardeşine sahip çık” diyorduk, inmediniz, gelmediniz. yanımızda olmadınız. Bir tek siz yoktunuz.

      Bizim ellerimizi bir tek ,o her yere uzanan elleriniz, her ülkede olan en iyi okullarınız tutmadı.

      Anlıyor musunuz?

      Şayet anlıyorsanız, buyrun gelin. Yoksa sizin için kendimizi kahredecek değiliz. Kuran’ın öğrettiği üzere, selam der geçeriz aranızdan. Said Nursi’nin ömrü sizi diri olmaya çağırmıyorsa, dilediğiniz bilimle ölün. Allah din gününün sahibidir.

      Ve O kalplerimizin de şahidi, sürekli tekrarlıyorum, Rabbim Sen herkesi kardeşiye, yoldaşıyla haşredeceksin diye.Her birimizi yaşadığımız gibi diriltecek. Mühim olan budur.

      Şunu da demeden geçmeyeceğim, sisi ve arkasındakiler kızıl denizde boğulup gidecekler, tövbe etseler de kabul olunmayacaklar. Belki isimleri bile unutulacak.

      Ama bu yapılanları unutmayacağıma, unutturmayacağıma şerefim üzerine yemin ediyorum. Rabbim ne zaman sorarsa o zaman diyeceğim, “bunlar o gün yanımızda yoktu, bugün de yanımıza koyma diye. “

      1. Ağzına, yüreğine , gönlüne sağlık Ayşe kardeşim. Allah senden razı olsun.

    3. e bende okudum mühendis oldum, hemde avrupada okudum.

      ne yapabiliyorum Diplomamla, ne faydasi var orda sehit düsen Müslümanlara.

      Kafayi degisitirmedikce Diploma ne yapsin???

      1. İnsanı salak yerine koymasalar, herkesi kendileri gibi sanmasalar, bunu yazmayacaktım.

        Ama yazacağım artık. Madem hala İhvan’a iftiralar atmakta, şehitlerimizin önünde bizim yüzümüzü eğmeye çalışmaktasınız, olduğum bütün platformlarda, söyleyeceklerimden korkmanızı tavsiye ediyorum.

        Sizin elemanların üstün bilim başarılarını öğrenmek için, google’a ne yazıp aratmak gerekiyor? Gerçekten merak ediyorum, ömrüm bilim dünyasının içinde geçti, bir sesinizi duyamadık, kendinizden başka kimi rahata kavuşturdunuz? Gerçi hoş, karda yürür, izinizi, rengini belli etmezdiniz de artık ipliğiniz pazara çıktı, alan yok. Ha bilim yapıyoruz, falan diye artislik yapacaksanız, ben genç bir doktorum. Konuşurken ayağınızı denk alın ki en azından ben tınlayayım.

        Kardeşlerim, bu insanlar yola gelsinler diye kendinizi harap edip, yoldan kalmayın. Şehitlerin haklılığı ispata muhtaç değildir. Göremiyorlarsa, görmek istemediklerinden. Bu durumda bize öğütlenen, aralarından “Selam” deyin geçmek ve yolumuza bakmak kardeşlerim. Tartışılacak birşey yok.

        Bugün Mısır’da tarafını seçmekte zorlananların, hele hele bir de tereddüt edenlerin, yanımızda yöremizde olmaya hakkı yoktur. Bundan yana nasipleri de yoktur Allah katında.

        Şimdi onlar düşünsün, “biz kaç kişiyiz” diye düşüneceklerine, düşünsünler “biz ne yapıyoruz böyle” diye.

        Bu arada müjdeler olsun kardeşlerim,
        Kerbela’da olduğu gibi, Allah komutanlardan birkaçının kalbini çevirdi. Daha dün zaten ilk kopmalar yaşanmış, bir subay o lanet emirleri veren 7 komutanını öldürmüştü. Şimdi SİSİ’yi pisliğini, ortadan kaldırmak niyetindeler.

        Zafer yakındır kardeşlerim, dualarımızı Mısır’a ve tüm müslümanların kardeşliğine, İslam’ın vahdetine vakfedelim.

        Diliniz, kalbiniz, yolunuz, evlatlarınız, eşleriniz Hak’tan ayrılmasın.

        1. allah sizin gibilerin aksikligini vermesin ayse kardesim.

        2. yanlis anlasildigim icin cok üzgünüm

          Fikir olarak sizinle ayni fikirdeyim, ama yorumumu yanlis yere yazdim. ve bunu düzeltme sansim olmadi.
          Beni tamamen yanlis anladiniz. Malesef bu yüzdende sizin sert tepkilerinize maruz kaldim.

          “”””e bende okudum mühendis oldum, hemde avrupada okudum.

          ne yapabiliyorum Diplomamla, ne faydasi var orda sehit düsen Müslümanlara.

          Kafayi degisitirmedikce Diploma ne yapsin???””””” BU YORUMU SIZE DEGIL ZÜLEYHA HANIMA YAZMAK ISTEMISTIM. Kendisi sadece okumakla savas edebiliriz diyor, buna katilmadigimi, kendimin de okudugunu ama Diplomanin sehit olan Müslüman kardeslerimize yardim etmedigini anlatmaya calistim.

          Ama yanlislikla AYSE hanim yazan yere cevap olarak yazmisim. düzeltme sansim olmadi.

          Bu sert yorumlarinizi kesinlikle HAK etmiyorum.

          1. Bir yanlışlık olmuş demek ki Tuğba’cığım. Ayşe bilerek yapmamıştır muhakkak. Yorumlar karışınca böyle hoş olmayan durumlar ortaya çıkabiliyor.

          2. @tugba hanım,
            o yorumu size yazmamıştım ben de. sitede yazan bir değilim biliyorsunuz, karışmış zannediyorum, kusura bakmayın. size hitaben kurmadım o cümleleri. size kesinlikle bir tepki göstermedim.

            diplomalarımız şu anı kurmaya/korumaya yetmiyor ama yarın için yapılacaklar var. ben söyleyenlerin “en iyi yerlerde olalım” fikrine karşı değilim.ancak bunu yaparken kaybedenlerle karışmamak gerekiyor. dünya sadece paranın gücüyle yönetiliyor, bu parayı ülkemize ve o parayı, gücü en doğru şekilde kullanacak, yürek sahibi, iman sahibi insanlara kazandırmanın peşinde olalım. bunu yaparken de ne ahlakımzdan vazgeçelim, ne de aklımızı bir kenara bırakalım. söylemek istediğim buydu. kesinlikle tepkim size değildir. biz yanyana duruyoruz.

    4. Bahsettiğiniz en iyi okullar, şu meşhur cenaha ait okullarsa biz almayalım.

      1. Niye ikisinden birini yapalım ki hep okuyup hem meydanlarda Müslüman kardeşlerimizin arkasında olmamız lazım.. Bu hoşgörüsüzlük, bu saygısızlık niye? cenah dediğiniz kişinin Allah katında yerini bilebilir misin?Herkesin tuttuğu yol farklıdır ne diyorsunuz yani kapansın mı o okullar siz oralarda ne olduğunu bilmiyorsunuz belli..siz hayatında Allah’ımızı, peygamberimizi kaç kişiye anlattın ve bunu yaparken nelerden ödün verdin.. Önce bunun bir muhasebesini yapalım lütfen … Müslüman müslümana düşman olamaz.. Bir hadisle sonlandırmsk istiyorum iki Müslüman taraf kavga ederse ikisinin de tarafı tutulmaz kim ki ilk saldırıyı yapar onun karşısında olunur.. Ben Allah rızasını gözeten herkesin yanındayım ama bu kez sizin karşınızdayım hicran hanım …

        1. Mine hanım, yorumlarımın tamamını okursanız, zaman birlik olma zamanı, Firavunlara karşı, kafirlere karşı sesimizi yükseltme zamanı dediğimi ve ümmet olma şuurunu sıklıkla dile getirdiğimi görürsünüz. Kastettiğim en iyi okullar yurt dışında bulunan ve her fırsatta müslümanların yaşadığı coğrafyalara ölüm,acı,kan ve zulüm yağdıran islam düşmanlarının okullarıdır. Beyin gücümüzün göç etmesine karşı bir duruştur benim ki. Yorumlarımdan okumaya karşı bir insan olduğum kanaatine nasıl vardığınızı anlayamadım doğrusu.

          1. Hicran hanım kastettiğiniz okulları yanlış anladığımı düşünüyorum.. Aramıza nifak girmeden, Allah rızası yolunda olmamız dileğiyle…

      2. tam ne demek istediginizi anlamadim, ben dogma büyüme almanyaliyim, ve üniversiteyide burda okudum.

        okulumda basörtümle okudum, hatta mescidimizde vardi. diger müslüman olan arkadaslarla (tunuslu, marokkolu, misirli…..) cemaat halinde namazlarimizi da kilardik.

        cenaha yazmak ne demek istediniz???

        1. Tuğba hanım; TDK na göre Cenah;
          -Yan, taraf.
          – Savaş düzenindeki ordunun iki yanından her biri.
          yorumlarımı başından beri okuduysanız eğer, dikkati 2 noktaya çekmek istediğimi fark etmiş olmanız gerekir. Biri hem gezi olaylarında, hemde Mısırda halkın iradesine rağmen yapılan darbenin ardındaki isimlerin ABD ve İsrail olduğudur.
          Cenah’ın yan,taraf olduğunu öğrendiğimize göre, her fırsatta birbirlerini kollayan, türlü oyunlarla bütün islam alemine kan kusturan ve her taşın altından çıkan, bütün dünyanın sadece seyrettiği bu meşhur ikilinin üzerimizde oyun oynamaya devam edeceği gerçeğini tekrar tekrar dile getirdiğimide görmüş olmanız gerekir.
          Yorumlarımda altını çizerek tekrar tekrar vurguladığım bir diğer husus ise ; Ümmet olduğumuz şuuru ile hareket etmemizin gerekliliğidir. Gün birlik olma zamanı, Kafirlere karşı, Firavunlara karşı sesimizi yükseltme zamanı dememin de sebebi budur.
          Akşam haberlerini izledi iseniz, Salı günü grup toplantısında konuşan Başbakan “Gezi Olaylarının ardında da, Mısır olaylarının ardında da İsrail var” dedi. Bugün, İsrail e söylenen bu söz için, ABD den şiddetli kınama geldi. Meşhur cenah ın kim olduğunu anlamış olduğunuzu ümit ediyorum.

      3. betülbursa says:

        neden her fırsatta bi cemaat dùşmanlıgı? Herkes kendinden sorumlu,belkide üç beş tane çürük elma var diye bütün elmaları çürük saymak niye. Hepimiz kardeş degilmiyiz? Kimsenin tarafında degilim ama,bu tepkileri artık bir kenara bırakmak varken her fırsatta niye?? Gün müslümanlar olarak birlik olup asıl odaklanmamız gereken yere odaklanmak! Allah aşkına kardeşlerim, hüsnüzana davet ediyorum!!

        1. Sn. betülbursa ve Sn. Mine,
          Düşmanlık etmiyoruz. Tek bir soru soracağım.
          Bunca zulme zulüm diyebilecek namusta bir başbakanımız var. Dört tarafından sarılmış durumda, yalnızlaştırılmış durumda. Türkiyedeki müslümanların en birlikte, en tek ses, en güçlü olması gereken zamanda, Today’s Zaman, “Erdoğan nasıl devrilir, taktikleri” diye bir yazıyı neden yayınladı? Neden o dört bir yanın bir yanı da gazeteyi çıkaran büyükleriniz oldu? Bu adamın hataları olabilir, kardeşleri olarak onun hatalarını düzeltmekten bizler sorumluyuz, arkasından iş çevirmekten değil.

          http://www.medyagundem.com/todays-zamandan-erdogan-nasil-devrilir-taktikleri/

          1. Ayşe hanım

            Düşüncelerinizin çoğunun ve zulümlere karşı duruşunuzun destekçisiyim. Siyasetten hiç anlamam, yapıma ters ama soru sormuşsunuz cevap hakkı doğmuş. Bazı hataları olsa da demişsiniz , BOP safsatası ve son zamanlarda bebek katillerine verilen tavizler(daha dün cezaevindeki odası değiştirildi, ferahlatıldı!), üzerine de dünyada olup bitenler beni düşündürüyor, büyük bir hayal kırıklığı içindeyim..bu konularda fikirlerinizi öğrenmek isterim…tamam çok faydaları da oldu ama ben birvatandaş olarak öncelikli değerlerimden, bir karış toprağımdan ödün veremem..

            Bu arada Suriye’deki vahşet insanın kanını donduracak cinsten, bunlar nasıl şeytanlar..Rabbim bizim üzerimizde ve İslam alemi üzerinde oynanan, oynanması planlanan tüm oyunları bu şeytanların başına geçirsin inşallah…

            1. Mine hanım,

              Doğuya gittiniz mi, orada yaşadınız mı birkaç yıl? Diyarbakır’ı gördünüz mü mesela? Bu soruya yanıtınızdan sonra, sizin sorunuza cevap verebilirim. Bir de bebek katilini kim bebek katili yaptı, bunu da görmemiz gerekiyor.
              Hayalkırıklığına gelince, insan insanda bunu yaşayabilir, gayet normal. Anamız babamız bile bizi hayalkırıklığına uğratabiliyor. Ama bunun hesabı, böyle günlerde sorulmaya kalkılmamalı kardeşim. Bu elimizi zayıflatmak olur, mazlumun hanesine bir eksi de bizim elimizden çıkmış olur. Biz de zalimlerden oluruz.

              Mısır, Tunus, Libya, Katar, Endonezya, Türkiye, Irak, İran, Filistin ve daha nicesi. Bu bölgelerin haritalasını bir gözünüzün önüne getirin kardeşim, cetvelle çizilmiş gibidir. Her çizgiye bin ayrılık soktular. Ben topraklarım dediğimde, tüm müslüman coğrafyasını kastediyorum, bir kardeşimin kılına dahi zarar gelmesine razı olmam.
              Biliyorum siz de olmazsınız. Resmen bütün dünya sustu, bütün dünya “bize ne” diyor çocuklar balık gibi çırpına çırpına ölürken. Bir tek Türkiye karşı çıkıyor. Dış ve iç politikanın böyle çetrefilli olduğu dönemde, müslüman kardeşine sahip çıkmalı, daha sonra her ne kavgamız varsa ederiz, kol da kırılır yen de. Bugün kişisel hayalkırıklıklarımızın peşine düşülecek vakit değil kardeşim. Bugün değil.

              Sol gazeteleri takip eder misiniz kardeşim, http://haber.sol.org.tr/ böyle yerler var, bakın hakkımızda neler yazdıklarına. Daha bugün Diyanet işleri başkanı, “kadına şiddete hayır” kampanyası için BM’den tek kuruş almayacağını, bu masrafı diyanet vakfının bütçesinden yapacağını, BM eğer çok insancılsa, o parayla bunca çocuğun hakkını aramalarını söyledi bugün. İsmi sol, solun s ini bilmeyen siteler “diyanet işleri başkanı, kadını ikinci sınıf insan olarak gördüğünü söyledi” diye verdiler bu haberi. İğrençliği görüyor musunuz? Suriye katliamını gazetelerinde yazmadılar bile,toplamda 3 satır olarak, “suriyede saldırı iddiası” diye verdiler. Uyutmayı, ihaneti görüyor musunuz? Bugün bunlarla mücadele etmek zorundayız kardeşim.

              Bakın ülkemizde, namaz kılan, kuran okuyan insanların bir çoğu sizin de aralarında olduğunu tahmin ettiğim cemaatin ferdi. Biliyorum, içimiz birlikte yanıyor. Gazetelerinizde bu zor günde, hükümet devirme planları yapan yazılar, hele hele senelerce stv’nin istisnasız hergün karşı çıktığı ergenekon terör örgütünün işine yarayacak haberler çıkmaya başlayınca, düşünün hayal kırıklığı birşey… Düşünün neden böyle kızıyor insanlar.. İnanın cemaatin büyüklerinin tek cümlesiyle, değişebilecek çok şey var. O cümleleri kurmalarını talep ediyoruz. Çünkü biz aynı gemideyiz kardeşim, bunca yıl ettiğiniz mücadele, bahsettiğiniz fedakarlıklar, tutup chp-mhp koalisyonlarıyla ülkeyi rezilliğin eline teslim edelim diye mi olacaktı?

              Anlayacağınızı umuyorum. Allah’ın selamı üzerinize olsun.

              1. ayşe hanım

                Ben mesleğim icabı (uzman doktorum) gerek mecburi hizmet gerek diğer görevlendirmelerle Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde bulundum, bunun içinde doğu illeri de var tabi ki..evet bulundum ve bu ucu açık sorunuza ne manalar yüklediniz bilmiyorum ama oralarda kürt halkına bir haksızlık bir eziyet vs yok eğer kastetttiğiniz buysa..doğunun eksiği eğitim ve bu eksikten tabi ki hepimiz sorumluyuz..hatta size şunu söyleyeyim ”bir karış toprağım’ ifadesinden benim türk olduğum sonucuna varmayınız ben anne kürt baba türk bir türkiye cumhuriyeti vatandaşıyım ve bu topraklar türk-kürt-laz vsvs hepimizin..ve elbetteki topraklarım dediğimde ben de sizin gibi tüm müslüman coğrafyasını kastediyorum, bir kardeşimin kılına dahi zarar gelmesine razı olmam. çünkü ben herşeyden önce Rabbim’in kuluyum ve ona kul olan herkesle eşit mesafedeyim..kastettiğim ‘onları şeytan diye nitelendiriyorum’ şeytanların uzun yıllardır planladıkları ve adına bilmem ne projesi dedikleri şey ile bağımsızlığımıza zarar gelmemesi..

                Yalnız ayşe hanım beni çok şaşırttınız doğrusu, bunca zulüme karşı duran siz ”bebek katilini kim bebek katili yaptı” derken bayağı yanlı yazmışsınız. Allah aşkına inançlı bir insan olduğunuzu bilerek sorarım herkesin kendi cüzzi iradesi yok mudur? kaldı ki bu adam dış güçlerin, ergenekonun maşası, ne yani şartlar, düzen, yapılan haksızlıklar mı diyecekseniz durun orda çünkü bu terorizmin en çok kürtlere zararı oldu..kardeşliğimizi onlar bozmaya kalkıştı..ya biz zaten kardeşiz yan yana, omuz omuzayız heryerde..bakın ben kürtüm diyorum muhtemel sizde öylesiniz, şu zamana kadar hiçbirşeyden mahrum kalmadım, türke ne sağlandıysa bende elde ettim, devletin sağladığı bursla yurdışına bile gittim..bu mevzuuyu fazla uzatmaya gerek yok zaten ne yeri ne zamanı..Benim tepkim öyle güzel bir kaleminiz varken, yazılarınız düşünceleriniz böylesi güzelken ortada bir tezatlık hissettim bakın bir tarafta müslüman kardeşlerimiz çoluk çocuk şehit olurken verdiğiniz haklı tepki ”balık gibi çırpınarak” demişsiniz, diğer tarafta ”bebek katilini kim bebek katili yaptı” gibi bir caniyi mazur göstermeniz..o zaman demezler mi esadı kim esad yaptı gibi…o harita çizgilerine ayrılığı katanları iyi ayırt etmek gerek..

                Gündemi sağlı sollu takip ediyorum ve içimizdeki şeytanları da tabi ki görüyorum, yine söylüyorum mısır ve suriyede yaşananlar konusunda türkiyenin dış politikası tamamen doğru aksi olamazdı zaten, verilecek en akut tepkiler verilmeli elbette, ben sadece olaya yalnızca bir taraftan bakılmaması, işi içinde iş olabileceği dikkatini çekmek istiyorum, dedim ya anlamam politikadan..

                Son olarak ben herhangi bir cemaate üye değilim, ha üye olmak yanlış olduğundan değil bu gerçek olduğundan..ama herşeyi bilen algılayan bir çağdayız, etrafımızda her türden insan var, hepsini tanıma imkanı var, onlara biraz haksızlık edildiği düşüncesindeyim .bakın insanlar Allah’ı anmak için bir araya geliyorlarsa cemaat sevabı alırlar biliyorsunuz. beni rabbime yaklaştıracak herkesle aynı düşünceye sahibim.

                Rabbim müslüman kardeşlerimiz için elimizden geleni yapma kudreti, cesareti versin hepimize..

        2. Bahsettiğim yazı aşağıda, buyrun hüsn-ü zannızı anlatın. Ha burada Orhan beyi çürük elmalardan olarak nitelendirecekseniz, neden ısrarla kendisine sahip çıkılmış bunu da açıklamanız gerekiyor. İngilizce bilmediğimizi mi düşündüler acaba? Okuyamadığımızı mı? Ki yazının hepsi bu bölüm de değil, buyrun lütfen, nasıl anlayalım siz anlatın büyüklerinizi..
          Hepimiz kardeş değil miyiz, böyle dönemde bu yazıyı yayınlamak kime akıl vermek? Kiminle kardeş olmak… İnanın kızgınlığım kadar üzüntüm var. yazı aşağıda buyrun:
          ..

          Orhan Kemal Cengiz yazısının devamında ise seçimlere değinerek Başbakan Erdoğan’ın iktidardan nasıl düşeceğini anlattı.

          İşte İngilizce yayınlanan Today’s Zaman gazetesindeki o yazı:

          (…)

          Erdoğan iktidardan nasıl düşer?

          Bütün bu sayacaklarım için yeni bir konsept geliştirmemiz gerekiyor: Başbakan Erdoğan Gezi Parkı protestolarındaki sözümona rolü dolayısıyla Türkiye’deki en büyük holdinge öfke duyuyor. Bu öfkesini de halka açık toplantılarda açıkça ifade etti ve şimdi de bu şirketler vergi denetmenleri tarafından soruşturuluyor.

          Başbakan Erdoğan Divan Otel sebebiyle bu otelin sahibi olan Koç Holding’e çok kızdı. Zira otel Gezi Parkı olayları sırasında protestoculara kapısını açmış ve onlara tıbbi yardımda bulunmuştu. Denildi ki bir ihbar mektubu üzerine grupa ait şirketlerden bazılarına vergi denetimlerine başlandı. Ancak herkes bu denetimlerin asıl sebebini çok iyi bilmektedir. Denetimle ilgili haberler medyaya yansır yansımaz şirketin borsadaki hisseleri milyonlarca değer kaybetti.

          Bence bu tarz bir gözdağı hiç bir şartta açık bir toplumda, hiçbir demokraside ve serbest piyasanın teşvik edildiği hiçbir sistemde kabul edilemez. Hemen her gün medyanın hükümet tarafından nasıl kuşatıldığını bu sütunlarda yazmaktayız. Bu son güç gösterisinden sonra ise, Erdoğan’ın kendi gücü karşısında sadece medyaya diz çöktürmeyi istemekle kalmayacağı fakat diğer herkesi de kontrol altına almak istediği anlaşılıyor. Koç Holding tek başına Türk ekonomisinin yüzde 10′unun teşkil ediyor. Böylesi büyük bir şirkete yönelik bu gözdağı girişiminin açık bir şekilde kamuoyu önünde yapılması sonrasında, ülke genelindeki iş çevrelerinde yayılacak şok dalgasını tahmin etmek zor değil.

          Bütün bu yapılanlara rağmen, Erdoğan’ın partisinde kendisine karşı hiçbir güçlü muhalefet emaresi görünmemekte… Bu çok enteresan zira ben Ak Parti’deki herkesin veya bu partiyi destekleyen bütün insanların Erdoğan’ın Gezi olayları sonrasındaki bu tavrını tasvip ettiğini düşünmüyorum. Bu tarz davranışlar ve buna benzer yaklaşımlar Türk ekonomisine ciddi zararlar verebilir. Yabancı yatırımlar ülkeyi terk etmeye başlayabilir. Bazı ekonomistler daha şimdiden “ani durgunluk sendromundan” bahsetmeye başladı ki bu AK Parti’yi ve Erdoğan’ı destekleyen iş çevrelerinde ciddi endişelere sebep olabilir. Ancak dediğimiz gibi buna rağmen bu çevrelerden de herhangi bir eleştiri duyamadık.

          Bence küçük bir hareket büyük bir fırtınaya sebep olabilir. Sözgelimi AK Parti içinde muhalif kanatta bulunan biri İstanbul belediye başkanı olursa o zaman zincirleme bir tepki reaksiyonu başlayacaktır. Yani parti içindeki muhalefet İstanbul’da seçilebilir bir aday arkasında birleşirse, böylece Erdoğan’ın düşürülmesi için hızlı bir yol açılmış olabilir.

          Erdoğan bütün bu sert ve keskin politikasıyla birlikte bu ihtimali de görüyordur. Bu arada Ak Parti’nin yerel ve genel seçimleri bir arada yapması da sürpriz olmayacaktır.

          Her ne yapılırsa yapılsın eğer AK Parti Ankara ve İstanbul’u alamazsa ya da oylarından büyük bir kısmını kaybederse Erdoğan bizzat kendi partisi içinde büyük bir muhalefet ile karşılaşacaktır ve biz de hep beraber şu anki birliktelik görüntülerinin gerçekten aldatıcı olduğuna şahit olabiliriz.

          (…)

    5. Ahmet'in annesi says:

      Her birimizin fitrati, kabiliyeti farkli farkli. Kimi okul okuyup hizmet eder, kimi evinde hayirli evlat yetistirerek hizmet eder, kimi meydanlarda hissiyatini ortaya dokerek.. hepsi de gozyaslariyla seccadesini islatarak… Birbirimizin eksiklerini tamamlayarak, birbirimizi dislamak yerine kucaklayarak, bir vucudun farkli islev goren azalari gibi herkesin bir fonksiyonu oldugunu kabul edip, “tek dogru benim yolumdur” demeden, Rabbim Allah diyen her kulu severek islerimize, dualarimiza bereket katalim. Kendi gibi olmayana tahammulsuzluk gostermek yerine, farkliliklara ragmen, hepimiz de ayni Allah’a kulluk ediyoruz, ayni geminin icinde seyahat ediyoruz deyip, efendimizin gayri muslime sirf insan oldugu icin gosterdigi saygiyi biz musluman kardeslerimize -cemaati tarikati ne olursa olsun- gosterebilsek. En azindan boyle aci gunlerde bir olmaya en cok ihtiyacimiz yok mu?

    6. ayşe adalet says:

      Züleyha hanım sizde bizde Müslümanız ama hayatımıza yön veren bilgileri edinme şeklimiz farklı.Siz şuan dünyadaki hakim güçlerin otoriteyi elde etmede kullandığı yöntemleri kullanarak onları alaşağı edip hakim güç artık Müslümanlar olacak diye düşünüyorsunuz.O noktaya gelmek için göz yummalı kulaklar tıkanmalı islamın reddettiği her iş neredeyse amaca ulaşmak adına hoş görülmeli değilmi?Sonrada hakim olan Müslüman merhameti unutan takiye yapan kendi gibi olmayan Müslümanı aşağılayıp cahil gören bilim ve güç sevdalısı dünyanın yeni belası olsun. Bizler kuran Müslümanlarıyız.Hocaefendilerin değil.Kuranda sizin zihniyetinizde olan mala -bilgiye -güce- sayıya bakıp zulme karşı durmayan halklar takdirle değil Alahın gazabını üzerine çeken sözlerle anılır.Peygamber kıssalarını hiç mi Hocaefendinizden işitmediniz?.Sizin ilmi gücü kutsamanız için çoban olan marangoz olan okuma yazma bilmeyen Peygamberler size örnek olamaz değil mi? Bizlerde ünüversitede okuduk çocuklarımızıda en iyi şekilde okutacağız ama bir amaca ulaşmak ilmi araç yapmadan. Allahın istediği gibi ilim öğrenen, dürüst ,ahlaklı, vicdanlı ,zalime hiçbir hesap gözetmeden sen zalimsin diyen, gücü yettiğince mücadele eden, okumayı dahi bilmeyen Müslümanı cahil değil değerli görüp baş tacı yapanlardan olmak için.Umarım Kuranda size gösterilen yol haritasına göre amacınıza ulaşırsınız yoksa sonu ahirette kazanç değil kayıp olacak(çünkü Allah yoluna gidişin kurallarını Allah belirler).Bu gidişle ilminiz ve gücünüz sadece bu dünyada sizin gibilerin yanında değerli olacak.

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: