Tesettür, Kemik Erimesi Yapar mı?

Uzun zamandır beklettiğim Dr. Ömer Yılmaz faydalı bir yazısı:

Tesettür, Kemik Erimesi Yapar mı?

 Kalsiyum (Ca), kemik yapımında ve kalb kası başta olmak üzere, kasların düzenli çalışmasında gerekli bir elementtir. Kalsiyumun bağırsaklarda emiliminde ve kemiklerde toplanmasında vazifeli molekül ise D vitaminidir. Bilhassa çocukluktan itibaren süt ve/veya süt ürünlerini yeterli alamayan kişilerde, kalsiyumun vücuda alınmasında yetersizlikler oluşur.
Neticede vücut için hayatî önem taşıyan kalsiyumun, kanda bulunması gereken seviyede düşüş (hipokalsemi) gözlenir. Bu durumda, boyunda bulunan mercimek büyüklüğündeki “paratiroid bezleri”nden parathormon (PTH) denen bir hormon salınır. Bu hormon, kemikteki kalsiyumun çözünerek kana geçmesini uyarır. Böylece kandaki kalsiyum seviyesi korunur. Kandaki kalsiyum düşüklüğü, bu şekilde dengelenmeye devam ederse, kemiklerde zayıflama, kemik erimesi belirtileri başlar.
Zaman zaman kemik erimesi teşhisi konulan bazı hanım hastalar, doktorların kendilerine; “Eğer vücuduna yeterince güneş ışını almış olsaydın, örtülü olmasaydın, kemik erimesi olmazdın.” dediklerini ve bunun ne derece doğru olduğunu soruyor. Bunun bir hakikati var mıdır? Yoksa bu, ideolojik tabanlı bir teşhis midir? Konuyu ilmî veriler ışığında incelersek, kemikleri zayıf olan veya kemik erimesi görülen kadınların çoğunda, D vitamini eksikliğinden ziyade, parathormonun fazla sentezi ve salınması söz konusudur. Ayrıca pek çok hanım, egzersizden uzak yaşamaktadır. Egzersiz ve hareketlerle kemiklere ağırlık binmesi, kemiklerin sıkışmasına ve güçlenmesine vesile olur. Egzersiz ve hareket yeterli olmazsa, kemiklerde zayıflama olur. Bundan dolayı, şişman kişilerin kemik yoğunluğu (dansitesi) zayıflara göre daha fazla olduğundan, kemikleri de daha güçlüdür.

 İkinci olarak vücudumuzun ihtiyaç duyduğu D vitamini seviyesinde güneş ışınlarına ne kadar rol verilmiştir? D vitamini sentezinin ana maddesi, 7 dehidrokolesterol (provitamin D3) gıdalarla alınır. Ancak güneşten gelen ultraviyole B ışınları, ciltte toplanan bu maddeye tesir ederek onun Vitamin D3 hâline dönüşmesine vesile olur. Vitamin D3 ciltten kana geçer. Karaciğerde 25(OH)D3’e dönüştürülür.  hidroksilaz enzimi tarafından, biyolojik olarak aktif olan Böbrekte 1 1,25(OH)2D3 formuna dönüşür. İhtiyaç duyulan günlük D vitamini, bebekler, çocuklar ve 50 yaşın altındaki erişkinler için 200 ünite, 50– 70 yaş arasındakiler için 400 ünite, 70 yaşın üzerindekiler içinse 600 ünitedir.1

 D vitamini ihtiyacı ve güneşlenme

 Bütün vücudun çıplak olarak (yazın güneşlenenlerde olduğu gibi) hafif pembeleşecek kadar güneşe maruz kalması, 10.000–25.000 ünite arası D vitamininin alınmasına eşdeğer tesir sağlar. Bu rakam, D vitaminine en fazla ihtiyaç duyan yaşlıların günlük ihtiyacının yaklaşık 20–40 kat fazlasıdır.2 Üstelik D vitamini, yıkıma uğrayan bir moleküldür ve 21 günlük yarı ömre sahiptir.3 Bunun mânâsı, yazın güneşlenerek vücutta D vitamini sentezini uyarmak ve kışın kullanmak üzere depolamak mümkün değildir. Çünkü D vitamini kısa ömürlü bir vitamindir. Bundan dolayı yıkımı ve yapımı dinamik olduğundan, sürekli alınması gereken bir moleküldür. Yılda üç-dört ay güneşlenerek bir yıllık D vitamini ihtiyacımızı stoklama imkânına sahip değiliz. Bu yüzden D vitamini ilâçlarının prospektüsleri okunursa, hemen hepsinin günlük alınması gereken ilâçlar kategorisinde olduğu görülür.
D vitaminine en çok ihtiyaç duyan yaşlılarda bile, sadece el, yüz ve önkolların (dirsekten ele kadar olan kısmın), haftada iki-üç defa, pembeleşmeyecek kadar güneş ışığı alması yeterlidir. Pek çok kaynakta yeterli D vitamini sentezi için güneşe maruz kalma süresi, haftada yaklaşık 10–15 dakika olarak belirtilmiştir.4 D vitamini sentezini uyarıcı güneş ışınlarına maruz kalmak için çıplak hâlde güneşlenmeye de ihtiyaç yoktur. Yapılan birçok araştırmada, kişilerin sadece el, yüz ve önkollarının, haftada 10–15 dakika kadar güneşe maruz kalması, kanda yeterli miktarda aktif D vitamini oluşması için yeterlidir. Aktif D vitamininin yeterli miktarda varlığı, başka hiçbir tartışmaya imkân vermemektedir. Bu da, “örtünmenin, D vitamini sentezini engelleyerek, kemik zafiyetine ve kemik erimesine yol açtığı” tezini tamamen çürütmektedir. Sağlıklı bir kemik yapısı için örtünmenin herhangi bir engel oluşturmadığını açıkça ortaya koyan bu veriler, subjektif bir yorum değil, son derece açık bir lâboratuvar bulgusudur.

350 milyon civarında nüfusu olan Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl 3,5 milyon kişi cilt kanseri ile tanışmaktadır. Bu rakamlarla ABD’de en sık rastlanan kanser, cilt kanseridir. Güneş ışınlarına bağlı oluşan cilt kanserinin % 80’i, baş, boyun ve bacaklarda görülmektedir. Cilt kanserlerinin ABD’de vücudun sol yanında, İngiltere’de ise vücudun sağ yanında daha sık görülmesi, son derece ilgi çekmiş ve uzun süre sebebi anlaşılamamıştır. Daha sonra bunun trafik kurallarının her iki ülkede farklı olmasından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Amerika’da arabaların direksiyonu solda olduğundan, Amerikalıların sadece sol kolları daha fazla güneşe maruz kalmaktadır.

İngiltere’de direksiyon sağda olduğundan İngilizlerin sağ kolları daha yoğun ve fazla güneşe maruz kalmaktadır. Güneşe fazla maruz kalma, cilt kanserinde önemli bir risk faktörüdür.5 Yazın güneşin zararını azaltmak ve deriyi bronzlaştırmak için kullanılan güneş yağlarının, D vitamini sentezini azalttığı ve üstelik cilt kanserinden korunmada da önemli bir fayda sağlamadığı anlaşılmıştır.6 Bütün bunların ötesinde, güneş ışınına yeterli seviyede maruz kalamamaya bağlı olarak yeterince D vitamini sentezlenememesiyle alâkalı sağlık problemi, Müslümanların yaşadığı coğrafyaların dışında daha çok görülmektedir.

 Amerika’nın Boston eyaleti gibi, 42°’den daha kuzeyde bulunan yerlerde, güneş ışınları o kadar eğik gelmektedir ki; UV ışınları atmosferden yansımakta ve çıplak gezinilse bile, kasım–şubat arasında vitamin D3 sentezi imkânsız hâle gelmektedir. 7


Tesettürün kemik yoğunluğunda azalmaya sebep olabileceğini îma eden ilmî çalışmaların bazıları Türkiye’deki Türk doktorları tarafından yapılmıştır. Yerli ve yabancı pek çok çalışmada, metot hataları dikkat çekmektedir. Meselâ Batı’da yapılan bir çalışmada, Avrupalı kadınlarla, Avrupa’da göçmen olarak yaşayan Müslüman Arap kadınlar karşılaştırılmaktadır. Müslüman kadınların kemik yoğunluğu, Batılılardan düşük bulunmuştur. Bu neticelerin yorumunda Müslüman hanımların, Avrupalı kadınların yarısı kadar kalsiyum alabildiği ve buna bağlı olarak parathormonun çok yüksek olduğu bildirilmektedir. Bunun sebepleri arasında genetik, kilo, beslenme şekli ve kalitesi, yetersiz egzersiz yapma belirtilmektedir.

Bir başka çalışmada, rahim ağzı ve meme kanserinin, göçmen Müslüman kadınlarda, yerli Batılı kadınlara nispetle daha az görüldüğü belirtilmektedir. Bu durumda, Batılı araştırmacıların, makalelerinde “örtünmemenin (açıklığın), bu kanserlere sebep olduğu” şeklinde bir yorum ve çıkarımda bulunmamaları, aklıselimin ve sağduyunun bir göstergesidir. Diğer yandan, yapılan bazı araştırmalarda, beslenme şekli, alınan kalsiyum miktarı, genetik yapı ve egzersiz vs. gibi önemli etkenler atlanıp, hastalığın tesettüre bağlanması, objektiflikten ve sağduyudan uzak ideolojik bir tutumdur.

İşin ilmî araştırmalara konu yapılan kısmını yukarıdaki tespitlere bırakalım. Örtünme, insanı atomlarından hücrelerine, kemik dokusundan organlarına, vücut anatomisine kadar her şeyi ince bir hesap ve ölçü üzerinde yaratan Rabb’imizin bir emridir. Tesettürü emreden, yarattığı kulunu da, kemiklerini de en iyi bilendir. Yüce Beyan’da “Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar, mahrem yerlerini korusunlar. Ziynetlerini/ziynet sayılan yerlerini meydana çıkarmasınlar/göstermesinler. Ancak (kendiliğinden) görünen (el, yüz) bu emrin dışındadır.

Başörtülerini, yakalarının üstüne kadar (boyunlarını örtecek şekilde) koysunlar… Ey mü’minler! Hepiniz Allah’a tövbe edin (ve emirlerini yerine getirin) ki kurtuluşa eresiniz.” buyrulmaktadır. (Nur, 24 /31) O, yarattığı sistemin en sağlıklı şekilde nasıl işletilip korunabileceğini de en iyi bilendir. Yarattığı ve emrettiği her şeyde (tesettür dâhil) bildiğimiz ve bilemediğimiz hikmetler vardır. Her şeyden önemlisi, tesettürün sağlığa zararlı olduğunu ifade etmek, kadını da, kemiklerini de yaratan, tesettürü emreden Allah’a karşı büyük bir saygısızlıktır.

 Dipnotlar

1,2,3. Eugene Braunwald, Anthony S. Fauci, Dennis L. Kasper; Harrison’s Principles of Internal Medicine*, McGraw-Hill; USA 2001; s. 2198.
4. age., s. 2201.
5. age., s. 344.
6,7. age., s. 2198.
* Harrison’s Principles of Internal Medicine isimli kitap 15. baskı yapmış, çoğu Amerikalı 120’den fazla öğretim üyesi ve uzmanın yazdığı, en saygın ve en çok satılan 2. iç hastalıkları kitabıdır.

Dr. Ömer YILMAZ

Bir Cevap Yazın

Bir Yorum Bırakın :)

  1. Merhaba arkadaşlar,burada yazılan her konuyu dikkatlice takip ediyorum ve severek okuyorum, Aranıza katılalı pek fazla olmadı bu yüzden kaçırdığım konular içinde üzülüyorum.Bu günkü konu üzerinde çok doğru tespitler yapılmış, doğru bilgiler verilmiş zaten ben çok farklı bir konuda ne yapılması gerektiğinin çıkmazını yaşayanlar için

  2. Merhaba,

    D vitamini artik bir hormon olarak kabul ediliyor. Cunku vucutta sadece kalsiyum metabolizmasiyla sorumlu degil. Kanser olusumunu onleyici etkisi oldugu biliniyor. Arastirmalarda bu hormon meme, kalin barsak ve prostat kanserli hastalarda cok dusuk seviyede bulunmus. O yuzden kandaki D vitamini seviyemize mutlaka baktirmaliyiz. Eger 20 ngr in altindaysa takviye etmek bir cok hastaliktan koruyabilir (kanser, kalp ve barsak hastaliklari gibi).
    Bu arada D vitamini dusuk olan kisilerde cogunlukla barsak hastaliklari da (kronik kabizlik, cesitli emilim ve sindirim bozukluklari) goruldugunden agizdan alinan D vitamini fayda vermiyor. Bu nedenle kas icine igne seklinde verilmesi daha uygun oluyor.

    Guneslenme konusu ve tesettur konusundaki dr arkadaslarimizin konumu sadece ideolojik. Eski tufek tip fakultesi hocalari boyle konulari ucundan yakalayip derste tuhaf bir sehvetle anlatirlardi. Sizlere ortu konusunda takilan kisiler de mutemelen bu tarih oncesi hocalarin izinden gidiyorlar. Epey bir zamandir derinin belli bir bronzlasma derecesinden sonra D vitamini uretimini durdurdugu biliniyor. Oyle olmasaydi yazin guneste kala kala neredeyse zenciye donusenler D vitamini zehirlenmesine ugrarlardi. Cok sukur Rabbimiz herseye bir kontrol mekanizmasi kurmus. Yani ne kadar guneslenme o kadar D vitamini tezi tamamen yanlis.

    Gul kardesin sordugu konuya gelince anne sutu alan ve sonbahar kis aylarinda dogan bebeklerde mama alan bebeklere gore D vitamini daha dusuk oluyor. Bu nedenle dr tavsiye etmistir, kullanmanizda sakinca yok diye dusunuyorum.

    Allaha emanet olun, selamlar

  3. anneyim says:

    çok güzel bi yazıyı bizlere okuma imkanı verdiğiniz için çok teşekkur ederim cahide abla.yoğurdun yoğurt sütün süt peynirin peynir olmadığı bi dunyada yasıyoruz malesef artık katkısız hiç bi yiyecek tuketemezken nasıl saglıklı kemiklere sahip olabilirizki dikkat çekilmesi gereken konu tükettimiz gıdlar olmalıyken olayları saptırıp dinimizi inançlarımızı bize yanlış gibi gostermeye çalışmaları ne kadar acı ve üzücü ben bizden sonrakıler için üzülüyor ve endişleniyorum açıkçası bizler artık islamı ve islama inannan insanları ve islamın geregini yerine getiren bizleri yani örtünenleri hedef aldıklarını farkındayız ama nekader islamıyeti aşılarsak aşılayalım evlatlarımızında yoldan çıkarılmasından çok endilşe duyuyorum açıkçası. artık zaman degişti çocuklarımız bizim cocuklugumuzdaki gibi annelerinin dizinin dibinde oturmuyolar malesef okuldu kurstu dersaneydi butungun dısardalar illaki farklı fıkır ve dusuncedeki insanlarla karsılasıyorlardır bu durum beni çok üzüyor ve korkutuyor rabbim evletlarımızı dogru yoldan ayırmasın inançlari ve imanları güçlü kullarından etsin inşallah

  4. Çok güzel konular ALLAH razı olsun bilgilendirmeleriniz için. Bende artık güneş ışınlarının direk alınmasının fayda dan çok zarar verdiğini biliyorum ozon tabakasının delinmesiyle artık kendimizi güneşten korumamız gerektiğini biliyorum. 🙁

  5. s.a cahide abla benim bebeğim var doktor D vitamini ve kandamlası verdi bunları kullanmakta bir sakınca varmı aceba zararlı olduğunu duymuştum

    1. Şimdi ne söylesem olmaz canım. Sessiz doktorlar nerdesiniz?

    2. iki damlayıda kesinlikle kullanmalısınız. d vitamini kemik gelişimi için çok önemli, kan damlasıda zeka gelişimi için çok önemli.

    3. vildan-nermin- says:

      arkadasım dogal seyler kullanın.mesela üzüm veya harnup pekmezi.hemen ilaca sarılmayalım.

  6. D vitamini eksikligi tesetturlu bayanlarda daha cok goruldugu dogru fakat tesettur karsiti bir dr ile karsilastiginizda bunu bir felaket gibi anlatmasina sahit olunabilirken, tesettur karsiti olmayan bir dr nin “tesetturlu bayanlarda d vit eksikligi daha sık goruluyor ama siz tesetturunuze engel olmayan bir alanda her gun 20 dk ellerinizin kollarinizin ayaklarinizin gunes almasini saglayabilirsiniz der.

    Tesetturlu olmayan, gunesten surekli istifade eden birinde de d vit eksikligi gorulebilir ayrica.

    En iyisi biz bayanlar sagligimiza dikkat edip, gerek dogum sonrasi dusen d vit. duzeyine karsi, gerek menapoz sonrasi yasanilan problemlere karsi d vit duzeyimize baktirip, mumkunse gerektigi kadar dr onerisiyle de disaridan ilacla takviye alalim.

  7. Cahide hanım Allahın selamı üzerinize olsun.
    nedir bu tesettür düşnamlığı gibi klasik bir soruyu içimden geçirmeden edemiyorum
    durup durup her olumsuzluğu getirip örtümüze dayandırmaktan ne anlıyorlar acaba , Bu onların çabası bizi hiç etkilemiyor sonuçta. 1 tane aklı selim kadın da ”aaa d vitamini almama engelmiş” diye başındaki örtüyü çıkarmaz .
    O gözümüzde çok büyüttüğümüz saygı duyduğumuz hekimler araştırmalarını ideolojk sebeplere dayandıracaklarına fikirlerini kendilerine saklamalarını rica ediyorum ; zira hiç inandırıcı değiller.

    1. çok güzel bı yazı cahıde rabbimizin tüm emırlerı bızım korunmamız ıçın hem bu dunya hem ahıret ıçın zaten sizinle bı anımı paylaşmak ıstıyorum yıllar once aılem bır adaya gıdıyordu ben yenı örtunmuştum ozamanlar annem örtumden dolayı benı goturmek ıstemedı ben ısrar ettım kızım dıyor bu halınle o güneşte nasıl duracaksın güneş başına vurur daha neler.dıyaloğa gırmıyorum tahmın edersınız ben kazandım bende çıktım yolculuğa( ne işım vardı oralarda bu ayrı bır konu önceden cok severdım gormek ıstemıştım) bızımkıler sahıyle güneşlenıyor bende bahcede oturmaktan sıkılmıştım bızımkılerın yanına gıttım annemde benı azarlıyo o sanıyokı bışey olcak sıcak güneşin altında kızım dıyor ben denıze gırıp cıkıyorum yanıyorum sen nasıl dayanıyorsun anne ben oldukca rahatım dıyorum onların buram buram terrıne karşı ben hıç terlememıştım hem cehennem ateşı daha sıcak dıyorum bozuntu vermıyorlar( karşıdan bı kadın gelıyor! bızım eskı bı tanıdıkmış kapalıydı ama burda acmış) benı opuyor sonra annem ona seslenıyor aralarında şu dıyaloğ geçıyor annem dıyorkı aşkolsun benı bu halımle tanımıyorsunda kızımı bu halıyle ustune gözlük nasıl tanıyorsun(gözümde güneş gözluğu vardı) tanıdık abla dıyor o kadar masum bı halı varkı bu kadar kışının ıçınde meydan okur gıbı hemde güneşın altındı bır damla bıle ter yok yuzunde doğrusu kışılığımden utandım!
      cahıde bır sayfa vardı hasta topluma kanun ne yapsın bulamıyorum hata bendemı? sıtedemi?

      1. Canım kardeşim yazının linkini aşağıya ekliyorum.

        http://cahidejibek.com/2013/05/02/hasta-topluma-kanun-ne-yapsin/

      2. okula gıtmem gerekıyordu olayın sonunu yazmaya unutmuşum sonuç ben hasta olmadım bizimkiler hasta oldu olay 16 sene once avşa adasında olmuştu.

  8. elifzeynepabdullah says:

    bu konu benim hayatımın yaklaşık 3,5 yıllık alanını kapsıyor, zayıflıktan dolayı tedavi görürken eski fakülte de şimdinin üniversite hastanesinde sözde prof dan hem de azar işitir şekilde yaşadım olayı, kemik prof g… hoca ve yanında ses çıkarmayan diğerleri, altta kalır mıyım, öyle olsa Allah celle celaluhu emreder miydi ,hem bütün hastalarınız bu kadar kapalı mı, diye çıkıştım, çok bilinçli örtünmüyordum, sokakta ip atlıyordum, sallanıyordum hala, ama Rabbimin emrine laf söyletemezdim.

    sonra Rabbimin hikmeti ve kader, onca doç, prof bulamadı raşitizm hastalığını sigortada sonrasında başka ödüllerde alan tevafuk soyadımız da aynı öğrencileri bir doktor buldu, nasıl olmuş birkaç film daha çekselermiş bulurlarmış dedi ! , sonra sesimin bozulmasına sebep olan ham halde kemik tozları, d vitamini takviyesi ve özellikle kuşluk ve ikindi vakti güneşlenme.

    o da takmıştı örtüme ama başedemeyip, tedavim tamamlanınca şöyle örtü böyle pardesü derken, istesem getirecekti, bazı hocalarından ve çook doktordan oluşan heyet önüne özgür kıyafetimle çıkarmak zorunda kalıp kendi ödül almış ve alkış almıştı , bir kerede benim için alkış istedi nezaketen, aslında alkışlanan ben değildim, bilin bakalım neydi. !!

    göz doktoruyla yaşadığım başka ilginç benzer olay da sonra, vakti gelince belki.

  9. mahbube says:

    ALLAH C.C. ASLA KULLARINA ZARAR VERECEK EMİRLER VERMEZ.NEYİ EMRETMİŞSE HEPSİ DE MANTIKLI VE BİZLER İÇİN SAĞLIKLI OLAN EMİRLER .MESELA İÇKİ;MADDİ VE MANEVİ PEK ÇOK ZARARI VAR.ZİNA HEM RUH SAĞLIĞINA HEM DE BEDEN SAĞLIĞINA ZARARLI.KAPANMADAN ÖNCE BEN DE BU TÜR DÜŞÜNCELERE KAPILMIŞTIM.VÜCUDUM GÜNEŞ GÖRMEZSE KEMİK ERİMESİ OLUR MU BENDE,KOCAMIN GÖZÜ DIŞARIYA GİDER Mİ DİYE ABUK SUBUK ŞEYTAN ALDATMACALARI İŞTE.NEFSE AĞIR GELİYOR ÖRTÜNMEK BAŞTA.AŞIRI SICAKLARDA KAPALI BİRİNİ GÖRSEM BU SICAKTA NASIL HERYERİNİ ÖRTÜYORSUN DERDİM.İNANIN AÇIKKEN DAHA ÇOK YANIYOR VE TERLİYORDUM.ŞU AN O KADAR TERLEMİYORUM VE VÜCUDUMU ZARARLI GÜNEŞ IŞINLARINDAN KORUYORUM.

  10. Dilekkk says:

    Bunu bende cok kisiden duymustum. Boyle bir konuya aciklik getirdiginiz icin cok tesekkur ederim Cahide Hanimcim 🙂 bu arada sizi ruyamda gordum masmavi bir elbise giymistiniz cok guzeldiniz. Sarisin ve mavi gozluydunuz. Sanirm sizi bir takipcinizde boyle gormustu 🙂 buyukbir yerde davet vermistiniz sirf sizi gormek cin gitmistim. Butun kadinlara baiyorum kimse guzel degil (ayrica tariflerinizfeki yemeklerden yapmistiniz superdi) bende siz yoksunuz diye cikiyordum ama orada kimseye sormadim cahide hnm kim hangisi diye, tam cikarken cok guzel bir hnm geliyordu 🙂 cahide hnm diye mirildandim donup baktiniz once ingilizce konustunuz cok sasirdim yaniniza gittip tanistik turkce konustunuz bu ssfer 🙂 foto cektirmek istedim izin vrrmediniz. Disarfa kapaliydiniz ama icerde acik 🙂 cok guzel sari bukleliydi saclariniz. Sabahin hayirina olsun ins….

    1. Sen belli ki Rapunzel’i görmüşsün Dilek 🙂 Hayr olsun inşaAllah…

      1. elifzeynepabdullah says:

        🙂 🙂 uzun zamandır bu kadar gülmemiştim, sonu hayrolsun inşaAllah.

        1. Dilekkk says:

          :))) Evet ama yaa :)) Güzel bir rüya idi… Hayr olur inş…:))) Çok öptüm siziii :))

          1. Dilek’cim bizi Cahide abla’yı sanırım ancak rüyamızda görürüz :)geçen de ben gördüm ama bende esmerdi…😊
            🙂

      2. kınalıkız says:

        🙂

        1. Rapunzell:) 🙂

  11. Hayirli sabahlar Cahidem ve tüm dostlar.Günese hasret yasayan bizler az bir günes oldumu onu deyerlendirmeye kalkiyoruz 3 güncük kendini gösterip yine gitti kalin bulutlarin ardina bakalim yeniden ne zaman görünür.Yukarda yazildigi gibi ellerden kollardan alinan günes isigida yeterli oluyormus, ben günesin altina yatip tavuk gibi kizaranlarida pek anlamiyorum zaten cok büyük günah ciplak olarak öylece yatmak üstelik Allahin sana verdigi deriye resmen iskence yaparak yakiyorlar nasil bir anlayistir derileri bronz olunca kendilerini güzel hissederler buda ayri bir konu Tesettürlü deyilim fakat cok sükür hayatimda denize gidipde mayo giymisligimde yoktur benim acikligim sadece basimin acikligi insaAllah onuda örtmek nasip olur.Ben bir zamanlar Almanca kursuna gidiyordum biri rus digeri zenci olan siniftaki iki arkadasimla konusurken rus olan yaz gelsede biraz güneslensem tenim esmer olsa bana yakisiyor deyince zenci arkadasin ona nasil tuhaf bir sekilde baktigina sahit olmustum.Insanlar nedense kendilerine verileni bir türlü kabul etmiyor .Allah sonumuzu hayreylesin.Amin.

    1. ablacım bende senin gibiyim ve hayatımda kaynanamlarla bir havuza gittim ilk ve sondu cocukları yüzdüreceklerdi bende türübünde bekledim gördüklerime inanamadım ben bayan olarak orakilerden tiksindim bidahada gitmedim yasadığımyerde deniz var ama çoğunluk şortla yüzerler ve mayo gymezler kimisi uzun etek felan

      1. Mehtapabla says:

        Aylincigim ben su elbisesiyle denize girenleride cok garip buluyorum her yerleri belli oluyor ben yüzme biliyorum fakat su yasima geldim herkese acik yerlerde hic yüzmedim sadece bayanlara ayrilan yüzme havuzlarinda dizime kadar gelen sortla yüzüyorum.

  12. Paylaşımın için sağol Cahidecim .Allah razı olsun.
    Ben avuç içlerimi dua eder gibi güneşe doğru kaldırarak güneşleniyorum 😉 ve dönem dönem evde kendi mayaladığım kefiri içiyorum …Kemiklere çocukluk ve gençlik çağında yatırım yapmak gerektiğini duymuştum …güneşin faydasından çok zararı var artık maalesef …Tesettür kemiklerimi eritmesede böyle düşünenlerin sinirlerimi erittiği kesin ….

    1. Evde mayalanmış kefiri resmiyle beraber rica ediyoruz Jale hanım! 🙂 Kimse farketmez mi sandın yoksa 😉

      1. İnşaAllah, en kısa zamanda vizyona girer canım 😉

        1. İşte bu güzel haber 🙂

          1. ferayafra says:

            Cahidemmm kefiri uzun yıllardır yaparım senin bu konudaki düşünceni bilmek isterim.Yazıyı okuyunca tarif istediğini öğrendim.Karşı değilsin sanrım.Eğer gerekli bilgiyi istersen verebilirim çok araştırdım alkol varmı diye en çok karşılaşılan sorulardan birisidir.İstersen resimleyip göndere birim.

          2. mthacer says:

            kefirin caiz olmadığıı duymuştum

            1. Faruk Beşer caizdir dedi.

              1. sessiz yolcu says:

                cahide hanım mayalanma süreci yaşadığı için alkolle birdir diyen alimlerde var.bence şüphelilerden uzak durmak lazım.

                1. Evde yapilan hakiki kefirde mayalanma esnasinda alkol olusuyor. Mayalanma süresine göre 0,2% ile 2% arasinda alkol olustugunu okumustum. Bunlarda benim bildiklerim.

              2. daldabir says:

                benim Feray ım da yapıyor kefir..ona gittiğim zaman bana da verecek mayasından inşaALLAH..o kadar hızlı çoğalıyor ki mayası verecek yer ararsın diyor…ben de yapacağım kısmet olursa..

          3. *kahverengi* says:

            Ebet! Ebet! Ebet! Hay Allah razı olsun Cahidem, ben de rica edecektim ki istemişsin zaten. Gözden kaçacak gibi değil ki… Bekliyoruz büyük bir merakla efenim… 🙂

      2. kınalıkız says:

        Bunu bir yakınımda yapıyor ama nedense kendi kendine ürüyor demişti bi çeşit canlı gibi..İçim bir tuhaf olmuştu sanki ayranın içi beyaz böcek dolu diye düşünmüştüm.Çok sağlıklı olduğunu söylüyor oğlu akdeniz ateşi hastası.Onun kuvvetli beslenmesi gerekiyor sık sık hastalanmaması için.Ona içiriyor. Bana da vermek istemişti evde yap diye almadım 🙁

    2. Mehtapabla says:

      Jalecigim bende cok merak ediyorum evde nasil kefir mayaliyorsun .Önceleri hazir aliyordum fakat üstünde yazmadigi halde bazi tanidiklarimdan icine bizim icin sakincali maddeler katiyorlarmis diye duydum artik hazirda alamiyorum bende merakla senin kefir tarifini bekliyorum canim.

    3. evet benim çocuklar da bayılır kefire.:) bir de bir kadının 35 yasına kadar kalsuyum deposunu doldurması gerektigini duymştum andan sonra malesef bir işe yaramıyormuş…:(

  13. hülyamız=) says:

    kırk yıl düşünsem bu aklıma gelmezdi. yaklaşık 25 yıldır örtülüyüm ama hiç acaba bu örtünün altında kemiklerim erirmi diye düşünmemiştim. çünkü örtünmeyi emreden Rabbim mutlaka bunu bizim için hesaba katmıştır. bu düşünceye en güzel cevap, yazının sonundaki cümledir.
    örtü konusunda çok komik düşüncelere sahip insanlar var gerçekten. mesela, ”o örtünün altında kulakların duyuyor mu?” , ”sıkılıp terlemiyor musun?”, ”evdede sürekli böyle mi yaşıyorsun? böyle mi uyuyorsun?”. hatta,”bütün güzelliğini örtüyorsun sana yazık değil mi” diyen bile olmuştu=)
    emin olun çok huzurlu ve çok mutluyum=)

    1. bende carsaf giydiğimde cok gençsin ve güzelsin niye giydin bunu diyenlere genç ve güzel olduğum için diye cevap verirdim.cok bozulurlardı….

  14. gülaykahvekeyfi says:

    ben de televizyondan konuyla ilgili doktorların örtülülere açılın gibi tavsiyelerini duymadım sadece ellerinizi dirseklere kadar güneş ışını aldırın diyor ama açılın diyeni duymadım paranoya mı olduk ne

  15. Selam alykum,

    2 yildir sizi takip ediyorum ama yazmak bugune kismetmis. Bugun doktorumun vitaminD eksikligi teshisi koymasi, yazmama sebep oldu acikcasi. Ben Amerika’nin kuzey dogusunda yasiyorum ve ortuluyum. Musluman olmayan, doktorum konuyu hicbir sekilde ortume getirmedi. Sadece bulunduguz yer acisindan gunesi gormedigizi ve bunun normal oldugunu soyledi. Ayrica her gun yarim saat sabah yada aksam saatlerinde yuruyus yapmamin guneslenmem icin ueterli olacagini ekledi . Ortunuz buna engel cikarip oyle yuruyun demedi( bunu belirtiyorum, cunku islamiyeti bilmedikleri icin gerekli oldugunu dusundukleri zaman boyle uyarilarda bulunuyorlar, mesela emzirirken oruc tuttugumda, oruc tut ama mutlaka gun icinde su ic demisti 🙂 ) Konuyu biraz uzattim, ozur dilerim, demek istedigim Turkiye’de cok tuhaf konular cok sacma nedenlerle tartisiliyor. Sirf islamiyete satasmak icin yapilmasi bu tarz ‘bilimsel’ aciklamalarin cok gulunc geliyor.

    Hayirli gunler…

    1. *kahverengi* says:

      ”…Turkiye’de cok tuhaf konular cok sacma nedenlerle tartisiliyor….” demişsiniz ya Sevgili Gül kardeşim, çoookkk haklısınız. Bu ülke sözde, çoğunluğu Müslüman bir ülke ama maalesef gerçekten Müslüman olmaktan çook uzak hayatımızdaki bir çok şey. Ne olur yurtdışında yaşayan kardeşlerim alınmasın, ben de tesettürlü değilim, Rabbim onu da nasip etsin diyorum ancak eskiden hep yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız için çok üzülürdüm. Benim de yurtdışında yaşama ihtimallerim olduğunda da hep şu gibi düşüncelerden dolayı istemezdim, bana hiç çekici gelmezdi: Yurtdışında yaşayan Müslümanlar hep iki kültür arasında sıkışıp kalıyor, Müslümanlığın gereklerini rahatça yapamıyorlar, birçok ortamda dışlanıyorlar vb…Ülkemizde ezan sesini rahatça duyabiliyorsun, böyle şeyler yok…oysa hayır, şimdi tam tersini düşünüyorum. Yurtdışında yaşayan Müslüman kardeşlerimiz bizim burada kendi ülkemizde olduğumuzdan daha rahatlar, başörtüsü, yiyeceklerin helal- haram olması konusunda gösterilen özen ya da dikkat, sana duyulan saygı…ve daha şimdi aklıma gelmeyen bir çok noktada sanki buradakinden daha iyi durumdalar gibi geliyor. Elbette onlar adına elhamdülillah diyorum ama bu ülkede örneğin benim çevremde bırak örtünmeyi, uzun etek giydiğimde bile bakışları, seni değerlendirmeleri, tavırları değişen insanlar var. Yabancılar örtülülere daha saygıyla yaklaşıyor gibi geliyor bana, bizim kendi ülkemizdekilerin bazıları ise karşısında bir yaratık görmüş gibi suratını ekşitiyor. Ya da işte malum sıkıntı, yediklerimizin içine katılanların Müslüman duyarlılığına yakıştığı söylenebilir mi? Müslümanca yaşamaya çalıştığında hep bir cenderedesin, çoğu zamanda küçümseniyorsun, bizim sadece adımız Müslüman…Rabbim beterinden saklasın ama ben hiç ümitvar değilim…Selametle…

      1. *kahverengi* evet size katiliyorum . mesela oyle pastane calisanlari var ki siz hicbirsey soylemeseniz ya da sormasaniz da musluman oldugunuzu anladiklarinda siparis verdiginiz pastalarin icinde alkol olup olmadigini soyluyorlar , inanin kendi ulkemizde herhangi bir pastane calisanina sorsak yeri gelir bi kovmadiklari kalir -istisnalar haric- .
        sadece haram-helal konusunda degil daha az gosteris meraklisi insanlar gordugum kadariyla ,makam ve mevki onlari boburlendirmiyo .cocuklarin okul muduru bizzat copleri bosaltiyo ,okulun dis kapilarini velilere aciyo bildiginiz hizmetliler gibi okulda kosturuyo , hatta yeri geliyo cay tasiyo ,siniflari temizledigine de bizzat sahit oldum .kimse el pence divan durmuyo mevki sahibi insanlarin onunde ..burdakilerle kiyaslayinca kendi insanimizi daha kibirli goruyorum ,uzulerek soyluyorum
        aklima gelmisken bir ayrintiyi daha paylasmak istiyorum .carsafli bir arkadasim Turk dernegine dil ogrenmek icin gitmisti ,Turk bayan ogretmen bu sekilde burda ders alamazsiniz diye kabul etmedi onu ,simdi ayni arkadasla katoliklerin ozel bir okulunda beraber dil dersi aliyoruz henuz hic kimseden olumsuz bir tepki almis degil derslerine ortusuyle devam ediyo .
        bu ve bunun gibi ornekler uzayip gidiyo ne yazik ki ..

        1. *kahverengi* says:

          Rabbim bizim ülkemize de ,bize de böyle güzellikler yaşamayı nasip etsin sevgili kardeşim. Selametle…

  16. Ehlisunnazeyneb says:

    MashaAllah cok guzel bir yazi,cok guzel bir konu. Allah yazandan ve bu ilmi devam verendende razi olsun. Allah im sen bizlere faydali ilimler ver ve bizi iblisin ve arkadaslarinin serrinden koru amin

  17. Eeeee işte insan inanmak istemeyince böyle ne halt uyduracağını şaşırıyor.Yazık!Kendi sapkınlığına bilimi alet etme bari!Allah islah etsin ne diyeyim.

    1. çok güzel bir yorum 40 tilki

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: