MEKKELİLER NASIL MÜŞRİK BİR TOPLUM OLDU?

MEKKELİLER NASIL MÜŞRİK BİR TOPLUM OLDU?

Selamun aleykum ve rahmetullahi ve beraketuhu,

Değerli kardeşlerim, gecen hafta çıkmış olduğumuz şirkin tarihsel yolculuğuna bu haftada devam ederek, yine doğru bildigimiz yanlışlardan birini gündemimize taşıyalım
istedim. Bu haftaki durağımız kendilerine yeni bir din, yeni bir resul, yeni bir kitap gönderilen mekke toplumu.

Bizim toplumumuzda Mekkeliler genellikle Allah’ı inkar eden insanlar olarak bilinir. Bu yüzden Allah subhanehu ve teala’nın kendilerine yeni bir mesaj gönderme ihtiyaci duyduğu düşünülür ve kafir ile müşrik terimlerinin eş anlamlı olduğu zannedilir. Sonuç itibari ile ikiside küfre götürsede, müşrik ile kafir farklı anlamlar içeren terimlerdir.

Müşrik; Allah’a inandığı halde O’na ortak koşandır. Varlıgına inandıgı ve kabul ettigi ilaha ortaklar edinip, onları O’na denk tutandır.

Kafir; Allah’ın varlığını ve tek ilah oluşunu hiç kabul etmeyen, reddeden, inkar edendir.

Bu terimlerin ne manaya geldigini öğrendikten sonra Mekkelilerin bizim zannettigimiz gibi Allah’i inkar eden bir toplum olup olmadıklarına bakalım kardeşlerim:

Onlar gercekten Allah’ı bilmiyorlar mıydı?

Yoksa bildikleri Allah’ı birlemekte mi zorlanıyorlardı?

Onlar nasıl bir Allah inancına sahiplerdi?

Nasıl bir inanca sahiplerdi ki, kendilerine yeni bir din ve Resul gönderilme gereği görüldü?

Her zamanki gibi bu yolculuğumuzda da azıgımız Kur’an’dan ayetler ve Sahih Sünnetten hadisler olacak insaAllah.

MEKKELiLER ALLAH’I BiLEN VE O’NU BAZI SIFATLARINDA BiRLEYEN BiR TOPLULUKTU

Değerli kardeşlerim, Kur’an ve Sünnette Allah subhanehu ve teala’nın kendilerine yeni bir uyarıcı gönderme ihtiyacı duyduğu Mekke toplumunu incelediğimizde, onların
durumunun hiçde bizim zannettigimiz gibi olmadıgını görüyoruz. Tam tersine Allah subhanehu ve teala’yı bildiklerini, kabul ettiklerini, bununla birlikte Allah subahenu ve
teala’yı kendilerinin yaratıcıları ve rızık vericileri olarak gördüklerine şahit oluyoruz. Yine onların Allah’ın bütün mülkün sahibi, bütün işleri idare eden, yaşatan ve öldüren
olduğunu da kabul ettiklerini görüyoruz. Haydi gelin hepberaber bize bu konuda tarihin o kesitlerinden bilgiler sunan ayetlere ve hadislere göz atalım.

Rabbimiz, Mekke müşriklerinin nasıl bir Allah inancına sahip olduklarını ayetlerinde söyle acıklamaktadır:

“Onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan, muhakkak ki ‘Allah‘ derler.“ (Zuhruf Suresi, 87.ayet)

“Eğer onlara ‘Gökten su indirip onunla ölümünden sonra arza hayat veren kimdir?‘ diye sorarsan, muhakkak ‘Allah‘ diyeceklerdir.“ (Ankebut Suresi, 63. ayet)

“Onlara, ‘Gökleri ve yeri kim yarattı?‘ diye sorsan, muhakkak ki ‘Allah‘ diyeceklerdir.” (Zümer Suresi, 38. ayet)

“(Ey Muhammed O müşriklere) de ki: ‘Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım), yeryüzü ve yeryüzünde bulunanlar kimindir?‘ Diyeceklerdir ki: ‘Allah’ın.‘ Yine de ki: ‘Yedi tabaka
göğün Rabbı ve büyük Arş’ın Rabbı kimdir?‘ Onlar da diyeceklerdir ki: ‘Allah’tır.‘ Keza de ki: ‘Eğer biliyorsanız, (söyleyin bakalım) her şeyin hükümranlığı elinde olan, her şeyi himaye eden ve fakat kendisi himayeye muhtaç olmayan kimdir?‘ Diyeceklerdir ki: ‘Allah.‘“ (Muminun Suresi, 84-89 ayet)

Kardeşlerim, ayetleri okurken Mekkelilerin ne denli bir Allah inancına sahip olduklarını hayretler içinde gördük. Bugün bizim toplumumuzda kendisinin müslüman olduğunu söyleyen, müslüman bir aileden doğmayı müslüman olmak icin yeterli gören, bunun ötesinde müslüman kalmak için bir gayret ve zahmete girmeyen nice kimselerin müşrik diye adlandırdıgımız Mekkeliler kadar Allah inancina sahip olmadıklarını, yani Allah subhanehu ve tealayı bu denli tanımadıklarını sıkça görüyoruz.

Halbuki Mekkeliler Rablerini bu yönleriyle tanıdıkları gibi, bununla birlikte O’nu bazı sıfatlarında birliyorlardı. Bunu Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellem’den nakledilen
sahih hadislerden ögreniyoruz.

Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellem Mekkelileri tevhid dinine davet edip ona inananlar her geçen gün artmaya basladiğinda, Mekkeliler bu durumdan rahatsız olup
içlerinden kendisine saygı duydukları ve hitabetine güvendikleri Husayn b. el-Munzir el-Huzâî’yi göndererek onu bu davasından vazgeçirmesini istediler. Çünkü Mekkeliler aynı günümüzdeki bidat ehli gibi atalarının yanlış yolda olduklarını kabul etmek istemiyor, bu kabulun toptan tüm geçmişlerini yok saymak olduğunu cok iyi biliyorlardı.

Zaten tarih boyunca Allah subhanehu ve teala’nın gönderdiği hiçbir resul yoktuki, kavmini tek ilah olan Allah’a ibadete çağırdıgında “Biz atalarımızın yolunu bırakmayız.“ itirazı ile karsılaşmış olmasın. Çünkü insanın alısageldigi, yüzdeyüz dogru olarak kabullendiği, gereğinden fazla yücelterek hakkında türlü zanlar beslediği insanların, birden yanlış yolda olduklarını duymak, bunu kabullenmek gerçekten çok zor bir şeydir. Evet, Mekkeye geri dönelim:

“Husayn, Rasûlullah ’ın yanına girince:

‘Ey Muhammed!‘ dedi. ‘Birliğimizi bozdun. Gücümüzü böldün. Onu yaptın. Bunu yaptın. Mal istiyorsan mal toplayalım da malı en fazla olanımız sen ol. Kadın istiyorsan, seni
en güzel kadınla evlendirelim. Krallık istiyorsan, seni başımıza kral edelim.‘ Husayn sözlerini ve aldatmalarını sürdürdü. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onun sözleri karşısında sessizce dinliyordu. Husayn konuşmasını bitirince Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:

‘Bitirdin mi Ey Ebû İmrân?‘ diye sordu. Husayn:

‘Evet‘ dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle devam etti:

‘Sorduklarıma cevap ver.‘ Husayn:

‘Ne istiyorsan sor.‘ dedi.

‘Ey Ebû İmrân! Kaç ilaha ibadet ediyorsun?‘

‘Yedi ilaha. Altısı yerde, biri gökte.‘ (Bu bana tasavvufdaki sayılı gavsları hatırlattı)

‘Malını kaybettigin zaman kime duâ ediyorsun?‘

‘Göktekine duâ ederim.‘

‘Susuz kaldıgında kime duâ ediyorsun?‘

‘Göktekine duâ ederim.‘

‘Çocukların aç kalırsa kime duâ ediyorsun?‘

‘Göktekine duâ ederim.‘

‘Duâna icabet eden sadece O mu? Yoksa hepsi birden mi icabet ederler?‘

‘Elbette ki O tek başına icabet eder.‘

‘Peki, O tek başına icabet eder, tek başına sana nimet bahşeder ama sen ötekileri de ortak edersin. Yoksa senin aleyhinde ona karşı onların galip gelmesinden mi (sana zarar
vermelerinden mi) korkuyorsun?‘

‘Hayır. O‘na karşı güç yetiremezler.‘

‘Ey Husayn! Müslüman ol da sana Allah’ın fayda vereceği bazı sözler öğreteyim.‘ diyerek Allah Resulu Husaynı Islam’a davet eder.“ (Beyhaki hasen senetle rivayet etmiştir.)

Uzun bir hadisin bizi ilgilendiren bölümü böyle kardeşlerim.

Gördüğünüz gibi Mekkeliler Allah subhanehu ve teala’nın onların ihtiyaçlarını gidermede tek merci olduğunu gayet iyi biliyorlardı. O’na eş koştukları ilahların hiçbirinin bunlara güç yetiremeyeceklerini de çok iyi biliyorlardı. Hatta kendilerine zarar verebilecek bir güce sahip olmadıklarınıda kabul ediyorlardı.

Yani zarar verebilme gücüne sahip olanın sadece Allah olduğunun farkındaydılar. Onlarda aynı günümüzdekiler gibi bunu sadece Allah’a yaklaşmak için yapiyorlardı.

Bakın Mekkeliler şifayı vereninde Allah olduğuna inanıyorlardı. Sahih-i Müslim’in iman bahsinde gelen bir hadisde Ezdu Şenua kabilesinden Dımad adında rukye ile
efsun yapan birinin varlığından bahsedilir. Mekke’ye gelince Mekkeliler kendisine : “Bizim Muhammed cinlendi O’na okusan, çünkü Allah senin elinle birçok kişiye şifa vermiştir” derler.

Daha sonra Dimad Mekke sokaklarının birinde Allah Resulune rastlayınca: “Muhammed gel sana okuyayım olur ki Allah benim elimle sana şifa verir.” der.
Gördüğünüz gibi kardeşlerim Mekkeliler şifayı vereninde sadece Allah olduğunu, kendilerinin sadece bir vesile olduğunu bilen insanlardi.

Yine onlarin inançları hakkında hadislerde gelen bilgilere devam edelim. Uzunca bir hadisin bizim konumuzla ilgili bölümünde bir bedevi Allah Resulu’ne gelerek:

“Ben kabilemin sana (gönderdiği) elçisi ve onların temsilcisiyim. Ben sana (bazı şeyler) soracağım. Sana sorumu da sıkı tutacağım. Senden (bazı şeyler) isteyeceğim. Senden
isteğimi de sıkı tutacağım.” dedi. Allah Resulu:

“istediğini sor, ey Benû Sa’d’lı!” buyurdu. (Köylü) dedi ki:

“Seni kim yarattı? Senden öncekileri kim yaratmıştı? Senden sonrakileri kim yaratacaktır?”

Allah Resulu: “Allah” buyurdu. Köylü: “O halde, bunun hakkı için söyle, O mu seni Peygamber olarak gönderdi?”

Allah Resulu: “Evet” buyurdu. Köylü: “Yedi göğü ve yedi yeri kim yarattı, bunların arasına rızkı kim akıttı?” dedi.

Allah resulu: “Allah” buyurdu. (Köylü): “O halde, dedi, bunun hakki icin söyle, O’mu seni peygamber olarak gönderdi?”

Allah Resulu: “Evet” buyurdu. (Darimi)

Hadis bu sekilde devam ediyor kardeslerim. Yine bu konuda baska bir rivayette şöyle gelmektedir:

Yine bir gün Allah Resulune biri gelip: “Ey Muttalib’in torunu! Ben sana (bazı şeyler) soracağım. Soruda da sert davranacağım. Bu yüzden bana kızma!”

Allah Resulu: “Kızmam, aklına geleni sor. ” buyurdu. O dedi ki: “Senin ilahın, senden öncekilerin ilahı ve senden sonra geleceklerin ilahı Allah icin söyle, seni bize Peygamber
olarak Allah mı gönderdi?“

Allah Resulu: “Allah şâhiddir ki evet.” buyurdu. O: “Peki, senin ilahın, senden öncekilerin ilahı ve senden sonra geleceklerin ilahı Allah için söyle, kendisine hiçbir şeyi ortak
koşmayarak sadece O’na ibadet etmemizi, atalarımızın O’ndan başka tapmış oldukları şu ‘eşleri‘ alaşağı etmemizi sana Allah mı emretti?” dedi.

Allah Resulu: “Elbette!” buyurdu. (Darimi)

(Bir keresinde) Bedevilerden bir kimse geldi ve şöyle dedi:

“Ey Muhammed! Elçin bize geldi ve Allah’ın seni Resul olarak gönderdiğini, senin söylediğini iddia etti (doğru mu?)” Allah Resulü:

“Doğru söylemiştir” buyurdu. O zat:

“Göğü yaratan kimdir?“ diye sordu. Allah Resulü:

“Allah’tır.” buyurdu. Yine o:

“Yeri yaratan kimdir?“ dedi. Allah Resulü:

“Allah’tır.” cevabını verdi. O zat:

“Bu dağları diken ve onların aralarında (bunca) yaratıkları yaratan kimdir?“ dedi. Allah Resulü yine:

“Allah’tır” buyurdu. Bu sefer de o zat:

“Semayı yaratan, arzı halk eyleyen ve şu dağları yükseltip diken Allah’a yeminle soruyorum, Seni Allah mı Resul olarak gönderdi?“ dedi. Allah Resulü: “Evet” buyurdu.(Müslim,iman)

Hep birlikte gördüğümüz gibi kardeşlerim, Allah Resulu’nun kendilerine uyarıcı olarak gönderildiği Mekke toplumu hiçde bizim düşündüğümüz gibi Allah’ı bilmeyen, tanımayan, hatta O’nu bazı sıfatlarında birlemeyen insanlar değillerdi. Bunu size konuyu uzatmamak icin sadece birkaçını alıntıladığım ayet ve hadislerde açıkca gördük.

Tüm bu bilgileri okuduktan sonra sormamız ve sorgulamamız gereken şey şudur: Peki, bu kadar köklü ve genis bir Allah inancına sahiplerdi de, neden Allah subhanehu ve teala kendilerini müşrik olarak adlandırıp yeni bir resul gönderdi?

Demek ki kardeşlerim, kendilerine yeni bir resul gönderilmesi için insanların illa Allah’ı inkar etmeleri gerekmiyormuş. Sadece Allah’ı bilmeleri ve kabul etmeleride yetmiyormuş. Zaten tarih boyunca kendilerine resul gönderilen toplumlarda bu şekildeAllah’ ı toptan bir inkar çok az olmustur.

Ibrahim ve Musa aleyhimusselamın gönderildiği toplumları buna örnek gösterebiliriz. Ama genel itibari ile resuller hep Allah’ı bilen, kabul eden, O’na ibadet eden ama bu ibadetlerinde kendisine ortaklar edinen topluluklara gönderilmiştir.

Bizim toplum olarak genellikle yanılgıya düştügümüz nokta Allah tamamen inkar edildiğinde ve kabul edilmediğinde kişinin kafir olacaği düşüncesidir. Sadece Allah’tan başkası için namaz kılındığında, O’ndan başkasının önünde secde ve ruku yapıldığında Allah’a ortak koşulduğunun zannedilmesidir.

Halbuki kişi Allah subhanehu ve teala’ya dua ederken, sığınırken, yardımına çağırırken, korkarken, severken, ümid ederken, yarar ve zarar dokunduracak merci olarak görürken vs. ister bir şahıs, ister bir nesne,ister bir totem, ne olursa olsun Allah ile arasına bunlardan herhangi bir şeyi araci olarak koyarsa, Allah’a şirk koşmuş olur. Şirk budur. Müşrikte bu şekilde davranandır.

Mekkeliler Allah’ı bildikleri, iman ettikleri, bircok sıfatında O’nu birledikleri halde, Allah ile aralarına aracılar koydukları icin müşrik bir toplum olarak anılmışlar, bu davranışları sebebi ile kendilerine yeni bir resul gönderilmişdir.

Kardeşlerim, Allah subhanehu ve teala yukarıdaki hususların hiçbirinde insanlardan kendisine bu şekilde ortaklar edinmelerini istememiş ve bu şekilde davranmaları için bize delil (yani böyle davranmalarını emreden bir nas) indirmemiştir. Aksine onlarında bizim gibi birer varlik olduğunu ve hiçbir güce sahip olmadıklarını belirterek bizi uyarmıştır.

“Kendileri yaratılmış oldukları halde, hiçbir şey yaratamayan o putları (Allah’a) mı ortak koşuyorlar? Oysa onlar, ne onlara yardım edebilirler, ne de kendilerine yardım edebilirler.“ (A’raf Suresi, 191. ayet)

“Allah’ı bırakıp da kendilerine seslenip dua ettiğiniz kimseler de sizin gibi kullardır. (Eğer iddianızda) doğru iseniz, onlara seslenip dua edin de, sizin duanıza icabet etsinler.“ (A’raf Suresi, 194. ayet)

“Allah’ı bırakıp da dua ettikleriniz size yardım etmeye muktedir olamazlar; onlar kendilerine bile yardım edemezler.“ (A’raf Suresi, 197. ayet)

Allah subhanehu ve teala ayetleriyle bizi bu konuda uyardığı halde, malesef bugün O’ndan başkasına dua edenler, yardımlarına çağıranlar, onların fayda ve zarar verebileceklerini düşünenler, Allah’ı sever gibi putlaştırdıkları ilahlarını sevenler, sadece O’ndan korkmaları gerekirken, gönüllerinde baska korkular besleyenler günümüzde hiçte az değil.

Peki kardeşlerim o zaman soruyorum, müşrik diyerek söylerken dahi küçümsediğimiz Mekke toplumu ile bizim toplumumuzun arasındaki fark ne?

Halbuki Mekke toplumuda, bizim toplumumuz kadar Allah’ı bilen ve inanan bir toplumdu. Hatta hatta O’na ibadet eden bir toplumdu. Bunuda bir sonraki yazıda konu edelim insaAllah.

Hepinizi, sadece şirkden arınmış ibadetleri kabul eden Allah’a emanet ediyorum… O bize çok yakın olan, dualarımızı işiten, içimizden geçenleri bilendir.

“(Ey Muhammed) Kullarım sana benden sorarlarsa, ben, şüphesiz, onlara yakınım. Bana duâ edenin, duâ ettiği zaman, duasını kabul ederim. O halde, onlar da benim davetimi kabul etsinler ve bana inansınlar. Ola ki doğru yolu bulurlar.“ (Bakara Suresi,186.ayet)

SALİHA YILDIZ

Genel kategorisinde yayınlandı. 83 Comments »

83 Yanıt to “MEKKELİLER NASIL MÜŞRİK BİR TOPLUM OLDU?”

  1. Anonim Says:

    […] […]

  2. Belgin Says:

    Aleykum selam ve rahmetullahi ve berekatuhu Salihacığım;Allah razı olsun böyle toplumu bilinçlendirici yazılar hazırladığın için.Rabbim kolaylaştırsın,O’nun razı olacağı şekilde davranmamızı nasip etsin amiin.Fiemanillah.

    • Saliha Yildiz Says:

      Amiin kardesim, Rabbim hepimizden razi olsun ve bizi cennete girderecek ameller islemeyi nasip etsin. Rabbim hepimizi burdaki gibi cennettede bir ve beraber eylesin.

  3. bsra21 Says:

    Selamün Aleyküm ve Rahmetullah abla..Allah razı olsun çok güzel bir yazı olmuş. Rabbim kalemine,diline kuvvet versin.
    Ben yazıyı okudum ama biraz da şaşırarak okudum. Çünkü o zamanda Allah’a ortak koşan kişiler Peygamberimizle (sallallahu aleyhi vessellem) konuşmuşlar O’na sorularını yöneltip cevaplarını da almışlar. Buna rağmen nasıl inat edebilmişler anlamakta zorlandım. Bu zamandaki insanları hadi biraz anlıyorum diyeyim, yani kabul ayet ve hadisler var araştıran, doğruyu bulmak isteyen Allah’ın izniyle bulur ama o zamandaki kişiler Allah Rasulü ile konuştuğu halde nasıl şirke devam edebilmişler anlamak çok güç.
    Şu ayetler bile yeterli aslında bazı şeyleri kavramak için.
    (A’raf Suresi, 194. ayet) , (A’raf Suresi, 191. ayet), (A’raf Suresi, 197. ayet)…

    Fakat bazı insanlar diyor ki biz alim miyiz, Kur’an-ı Kerim’i ne kadar anlayabiliriz, Hadisleri ne kadar anlayabiliriz, ilim mi biliyoruz vs. E bende diyorum bilmiyorsan öğreneceksin Allah sana akıl vermiş araştır, öğren diye diyorum. Onun bunun dediğine tamam doğrudur deyip oturma diyorum. Bu sefer kimisi sen ne kadar biliyorsun diyor. Ben çok iyi bildiğimi iddia edemem bu komik olur, çünkü ben çok acemi ve yeniyim. Yolun Kur’an ve sünnet olsun deyince sanki çok anormal bişeymiş gibi algılanıyor. Yani bizler o kadar tembelleşmişiz, hazırcılığa o kadar alışmışız ki a kişisinin dediğini doğru kabul edip uyguluyoruz Kur’an ve sünnete bak denilince bizim aklımız ermez, biz anlayamayız, oluyor. Sonra da o kişilere akılsız demişim gibi konuşuyorlar hakaret etmişim gibi. Ben size hakaret etmiyorum siz kendinize hakaret ediyorsunuz diyorum ben de ne yapayım :). Ama öyle abla. Gülüyorum bakma sen bana. Kızıyorum bunu diyenlere de aslında benim kızdığım anlaşılmaması değil insanların kendisini bu kadar aşağılaması ve hocalarını yüceltmesi. Eee bunun sonucu olarak da gelsin psikolojik sorunlar, bunalımlar, sorunları aşamama korkusu(kendisini akılsız ve yetersiz gördüğü için), kendisini hor görme vs.
    Başka bi konu daha var ama bu konuyla alakası yok. Aslında yukarıda benzeri geçmiş. Mezheplerle ilgili. Selefilere karşı sert bakışı da anlamakta zorluk çekiyorum. Ben illa 4 mezhepten sadece birini tercih edecek değilim bunu tercih etmezsek sanki büyük günah işliyoruz gibi algılanıyor. Aslında biz kendimizi o kadar kısıtlamışız ki hareket edecek yer bırakmamışız kendimize. Allah Rasulü bizlere Kur’an ve sünneti bırakmadı mı? Bıraktı. O halde ben neden sadece A mezhebine göre hareket edeyim. Diğer mezheplerde de misal namaz konusunda hadisler var. Rasulullah bana bunları bıraktıysa ki öyle, o zaman benim en doğruyu bulmak için en sahih hadislere yönelmem gerekir. A mezhebindenim diye zayıf bi hadisle hareket etmem doğru olmaz sahih olanı varken. Ben çok yazmışım yaa. Anca fark ettim uyuyayım saat geç olmuş 🙂 Mezheple ilgili bişey yazmana gerek yok istersen. Sadece söylemek istedim ben. Cezakallahu hayr 😉

    Üsâme İbnu Zeyd (radıyalahu anhümâ) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    “Kim, kendisine yapılan bir iyliğe karşı, bunu yapana: “Cezâkellâhu hayran (Allah sana hayırlı mükâfaat versin!)” derse teşekkürü en mükemmel şekilde yapmış olur” Tirmizî, Birr 86, (2036)

    • Saliha Yildiz Says:

      Büsracim, insanin hidayetini engelleyen en önemli etkenlerden bazilari sunlardir.
      1. Neredeyse tüm resullerin duyduklari ve muhatap olduklari atalarin yolu. Atalarinin yanlis yolda oldugunu kabullenememek insanlari dogrulardan uzaklastiriyor. Bunada eb büyük sebep gecmisin gereginden fazla yüceltilip onlari kusursuz görme hastaligi. Halbuki insan hem kendine, hemde baskalarina yüzde doksandokuz dogru oldugunu düsensede yüzde bir yanilma payi birakmalidir.

      2. Gercegi bile bile inat. Bununda altinda yatan en büyük etken kibirdir. Ebu Cehiller Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellemin dogru yolda oldugunu cok iyi biliyorlardi. Ama bu makamin, mevkinin kendileri gibi Mekkelilerin ululari, önderleri dururken Ebu Talibin yetimine verilmesini kabullenemiyorlardi. Bunu Ebu Cehilin kendi sözlerinde görüyoruz. Birgün Allah Resulune uygunsuz birsey söyleyen birini gördügünde diyor ki, “yaziklar olsun sana sen Muhammedin bu güne kadar bir yalaninimi yakaladin. Bizim ona inanmayisimizin sebebi bizim gibi Mekkenin ululari dururken bu payenin gidip O’nu bulmasidir.”

      3. Taassub yani gereginden fazla körü körüne baglanma. Taassub öyle bir seydir ki, insanin gözünü adeta kör eder. Kisi at gözlüklerini takat sadece kendi dogrularini görür. Ve bunu yaparkende hicbir ölcüsü yoktur. Kendi kabulleri herseyin üzerindedir o kisi icin.

      Yani Büsracim, Mekkeliler Allah Resulunun hak oldugunu biliyorlardi. Cünkü O’nu cok iyi taniyorlardi. Muhammedul emin ismini O’na kendileri takmisti. O’nu getirdiklerini kabul etmemelerinin sebebi yukarida saydiklarim ve birde rant kaygisiydi. Cünkü Allah Resulu’nun getirdigi din insanlari esitliyor ve bircok haksiz kazanca izin vermiyordu.
      Aslinda günümüzdeki olaylarla baglanti kurdugumuzda onlari cok daha iyi anlayabiliyoruz.

      Büsracim Allah Resulunun hadisleri bugün apacik ortada. Aynen kendisi varmis gibi. Ama demekki hidayeti engelleyen unsurlar insanda ayni olunca ha o dönemde yasamis, ha bu dönemde farketmiyor. Önemli olan dogrulara tüm bedellerini ödeme pahasina teslim olabilmek.

      • bsra21 Says:

        Gerçeği bile bile inat maalesef ben de görüyorum. Soru sorduğumda cevapsız bırakıyorlar susuyorlar ve cevap veremeyince kendilerinin zoruna gidiyor bu sefer de tamam dediğin doğru olabilir burada haklısın diyorlar. Eee yani diyorum sonra kızıyorlar. İnsan kendisiyle çelişir mi hiç? Cevap veremedikleri için sinir oluyorlar ya da konuyu farklı yere çekiyorlar mesela bazı ayetleri açıklamaya çalışıyorlar ya da ben ayet inkar etmişim gibi Allah dostu yoktur demişim gibi konuşmalar dönüyor. Açıkçası kişilerin çok da üstüne gitmemeye çalışıyorum. Ama şu çok önemliymiş fark ettim ki dik durmak lazım. Net olmak ve yanlış olanı reddettiğimizde ık mık etmemek lazım. Ben az da olsa meyvelerini toplamaya başladım ama bunun kesin konuşmamla olduğunu hareketlerime yaptıklarıma çeki düzen vermemle olduğunu düşünüyorum.
        Taassubu tam olarak bilmiyordum bu açıklama çok iyi oldu gerçekten. Şimdi anladım. Abla aynen dediğin gibi. İnsanı öyle bir hale getiriyor ki kişi istediği kadar ben sevgime sınır koyuyorum desin bence sadece kendisini kandırıyor. Hocası, şeyhi de olabilir bu kişi ya da başka biri de. Bir insanı yücelttiğimiz zaman bir süre sonra sürekli onu düşünmeye başlıyoruz mesela tarikatlarda bu vardır sürekli şeyhi düşünme işte onun yüzünü, konuşmalarını, vs. Ama bu öyle bir hal alıyor ki tüm günün sadece şeyhini düşünmekle bile geçebiliyor. Mesela şu da vardır sohbette falan diyorlardı. Tarikata girince hani bu şeyh nasıl herkese yetişiyor diyoruz ya güya her insana onun bir ruhaniyeti mi ne veriliyormuş. Bu yüzden bişey yapacağın zaman şeyhinden utanacaksın aklına onu getir gibi şeyler söyleniyordu. İyi de o da insan ne özelliği var? Ben Allah’ı getireyim aklıma daha çok sakınırım günahtan. Adamın kendine hayrı var mı aciz o. Bana Allah yeter ben O’na sığınırım O korur beni.
        Zihniyet aynı olunca Allah Rasulü ile yüz yüze konuş ya da ilettiklerini oku fark etmiyor demek ki.

        İlim seviyesi de tabii aynı değildir. İşte ben de onlara anlatmaya çalışıyorum araştırın okuyun Allah bizlere akıl vermiş bizim görevimiz zaten bu, dinimizi öğrenmek ki ilim 3-5 seneyle bitecek değil ömür boyu bu uğurda çaba göstermek lazım. Ama açık konuşayım ben dinimizi günümüz hocalarını dinleyerek öğrenmeyi pek tercih etmek istemiyorum. Az çok biliyoruz bazı şeyleri. Aşağıdaki video mesela. Aslında bu tip kişilere hoca da demek istemiyorum bunlar saptırıcı resmen. Doğru olanı değil nasıl istediklerini anlatıyorlar heva ve heveslerine göre. Ben tercihimi mümkün mertebe eski alimlerden yana yapmak istiyorum. Daha az hata yaparım diye düşünüyorum en azından. Aşağıdaki videodaki hoca olarak adlandırılan şahıs beynini kullanmana gerek yok sen zaten aklını kullanamazsın okusan da bişeyi anlamazsın o yüzden yanlış da olsa doğru da olsa koyun gibi peşimden geleceksin demeye geliyor sözleri. İslama asıl zarar veren bunlar diye düşünüyorum ağır olacak belki ama neyse.
        Evet önceden de görüyordum mezheplerle ilgili de abarttıklarını düşünüyorum. Yani mezhep farklı olunca dini de mi farklı oluyor sonuçta ikisi de müslüman ama bazı hocalar durumu cıvıklaştırıyor. Ama çoğu insan dediğin gibi takım tutarcasına mezhebine bağlı olduğu için ayrılıklar meydana geliyor bunlar da müslümanlar için hoş olmuyor.

        Ben cümle sonlarını bağlayamıyor muyum ne 🙂 nasıl bitireceğimi şaşırıyorum. Bu kadar yazdım cevabın için çok teşekkür ederim abla..

        • nevin Says:

          bsra sana bayıldım RABBİM AYAĞINI VE YÜREĞINİ DINIMIZIN UZERINE SABIT KILSIN. .ALLAH DUNYANIDA AHIRETİNİDE HAYIRLI BEREKETLI KILSIN ALLAH A EMANETSIN

          • bsra21 Says:

            Teşekkür ederim. Ben de burada bir çok kişiyi seviyorum ama yapım gereği biraz utangaç biriyim hemen diyemiyorum öyle ama çok sevdiğim kişiler var burada her ne kadar henüz karşılıklı muhabbet etmiş olmasak da 🙂
            Duaların için Allah razı olsun. Amiin Amiin ecmain. Rabbim bizlerin yardımcısı olsun dünyada ahirette iyilik versin firdevs cennetinde buluştursun bizleri. aminn..Allah’a emanet ol kardeşim.

            • Cahide Says:

              Canım Büşram, utangaç kızları mumla arar olduk artık. Utanmanın ne büyük bir erdem olduğunu insanlar pek yakında anlayacak. Dün oğlanlara giysi almak için çarşıya çıktım ama gördüklerim karşısında hayrete düştüm. Sokaklar edebini kaybetmiş et yığınlarıyla dolu. Üstte bir karış, altta bir karış çaput parçasıyla dolaşıyor kızlar. Edebini kaybedenin, geriye nesi kalır ki? Allah senden ve senin gibi kardeşlerimden haya duygusunu almasın gülüm. Allah sizlerden razı olsun…

              • bsra21 Says:

                Doğru söylüyorsun abla Allah bizlerden haya duygusunu almasın bu duyguyu artırsın. Evet maalesef sokaklar da öyle oldu ben de dışarı çıkmayı pek sevmiyorum bu yüzden. Genelde evdeyim kızarlar bana dışarı çık gez dolaş diye ama hoşlanmıyorum sonra o görüntüleri görünce içim sıkılıyor bir müddet. Ben evde çok iyiyim o yüzden. Kolay kolay da sıkılmam evde 🙂 İnsan yapacak bişeyler buluyor.
                Benim de aklıma takılmıştı bir ara bunu düşündüm. Haya duygusunu kaybeden insan tekrar kazanmak istese geri gelir mi duygular acaba? Belki de islama bağlandıkça mümkündür. Allah sizlerden, bütün kardeşlerimizden razı olsun insan düzgün birilerini görünce hem umutlanıyor hem de kendisine de çeki düzen veriyor. Kendimde bişeyleri değiştirdiysem bunda inan ki senin büyük bir payın var.

        • Mehtapabla Says:

          Bsra yazdiklarin cok hosuma gitti canim insaAllah benim kizimda büyüdügü zaman senin gibi düsünceleri olan bir genc kiz olur ablasi.Allah sizler gibi genclerin sayisini artirsin canim.

          • bsra21 Says:

            Allah razı olsun Mehtap abla amin amin amin. Rabbim beni de sizlerin evlatlarını da daha iyi etsin. Allah içimizdeki dünya sevgisini alsın bizleri doğruya yöneltsin. O zaman herşey daha güzel olacak inşaAllah.

    • Saliha Yildiz Says:

      Büsracim yorumunu yazarken cikmam gerektigi icin yazdigim bölümü göndermisdim sadece, diger sorduklarinada cevap vermeye calisayim insaAllah.
      Tabiki her insanin ilmi seviyesi ayni olmaz, olmamasida normaldir. Ilim ehline ihtiyacda burda gündeme gelmektedir. Alimler burda devreye girmektedir. Alimler bizim bu dini yasarken yol göstericilerimizdir. Onlar Kur’an ve sünneti bize anlatan, aciklayan insanlar olmalilar, Yahudi ve Hristiyanlarda oldugu gibi Kur’an ve Sünnete engel degil.
      Alimlere herhangi bir konuda bir sey sorarken delil gündeme gelmelidir. Kendisine bir mesele sorulan alim ayet ve hadisden cevap vermeli, soranda ayet ve hadisden delilini istemelidir. Sadece meseleyi sorup verilen cevapla yetinilmemelidir. Bu sekilde bir ögrenme ve ögretme metodu hem soran icin, hemde sorulan icin en hayirli olandir. Cünkü biz sahislarin görüslerine degil, Kur’an ve sünnete tabi olmaliyiz.
      Seninde dedigin gibi haylazlik ve önemsememe sonucu dünyevi en basit bir seyin pesinde kosturup en ince ayrintisina kadar onu ögrenmek icin gayret sarfeden insanlar, konu dinleri olunca malesef cok ilgisiz ve özensiz davranabiliyorlar. Halbuki dinimiz bizim dünya ve ahiret mutlulugumuzu saglayacak tek seydir.
      Mezheplere gelince kardesim, bugün takim tutar gibi mezhep tutanlar, kendileri dahi kendi etraflarina ördükleri duvarlari nasil asariz cabasi icindeler.
      Dün hanefi olan bir kizla, safii olan bir erkek evlenemez, nikahlari olmaz diye fetvalar verenler, bugün isin icinden cikamadiklari hususlarda diger mezhebi taklid edebilirsin demeye basladilar. Buda taassubun baska bir boyutu Rabbim bizi taassuplarimizdan kurtarsin.

      • Saliha Yildiz Says:

        Bak bu delil sormanin bazilarini nasil rahatsiz ettigine en güzel örnek:

  4. Aksa Says:

    Aleykumselam Saliha ablam…ALLAH senden razi ve de hosnut olsun…Elinden geldigince dilin döndügünce anlatmaya yardim etmeye calisiyorsun Rabbim seninde her daim yar ve yardimcin olsun insaALLAH…
    Dua ile…

  5. Gulcan Says:

    Selamun Aleykum Rahmetullahu ve Berakatuhu
    Elhamdulillah elimizden geldigince Rabbimin emirlerine Rasulunun sunnetine uyarak yasamak gayreti icerisindeyiz. selametle 🙂

    • Saliha Yildiz Says:

      Aleykum selam ve rahmetullah ve berakatuhu Gulcan kardesim, ne güzel bunlar bize yeter, yetmeli. Allah Resulunun sünnetini begenmeyip daha fazlasinı, daha baskasini yapmak isteyenler hüsrana ugrayacak olanlardir. Rabbim bize bu ikisini anlayip yasamayi kolaylastirsin. Amiiin.

  6. Amine Says:

    Allah c.c. razi olsun saliha kardes ,bu konular cok önemli.Tevhid ve sirk iyi bilinmesi gereken bir konudur.Rasullerin kavimleri ile mücadelesi hep bu iki kelime icin olmustur.Devamini bekliyoruz insaAllah…

    • Saliha Yildiz Says:

      Amiin. Ecmain Amine kardesim. Rabbim bize bu iki keliminin ihtiva ettigi manayi tam manası ile anlayabilmeyi ve hayatimizda yasayabilmeyi nasip etsin. Amiin.

  7. Gulcan Says:

    Aleykum Selam Rahmetullahu ve berekatuhu
    Benim sormak istedigim tasavvufun veya tarikatin dinde olup olmadigini ogrenmek istiyorum Eger bunlar dine sonradan katilmis derseniz , Mezheplerinde Peygamber efemdimiz zamanin da olmadigini ,sonradan ciktigini ve hak oldugunu biliyorsunuzdur.
    Yorumlarda kardeslerimizin yazdigi gibi yetis gavs ,falan filan ben yirmi senedir tarikattayim hic duymadim boyle seyler.Unutmamak lazim her seyin sahtesi oldugu gibi bu yolda olan larinda mutlaka sahte leri vardir. Rabbim herkese akil fikir vermis . Icinde bulundugun cemaat Allahin emrine Rasulunun sunnetine ne kadar uyuyu ,dine ters birsey varmi zaten gozlemlerinle anlayabilirsin .Yoksa bazi yorumlarda yazmis kardeslerimiz kimse Allahi biraklip da hocasini ilahlastirmiyo. Saygi sevgi ayri seyler . Ondan bundan duyma laflarla ileri geri konusmak hic dogru birsey degil Ha birde oyle ayrimcilik yok bizde illada gelen tarikata girecek diye birsey olamaz da .Bilmiyorum ben icinde bulundugum cemaatten oyle birsey duymadim Hakkinizi helal edin vaktinizi aldim Allah cumlemizin yardimcisi olsun. Essselamu Aleykum 🙂

    • Öner Sirma Says:

      Tasavvuf bir yorumdur. Dinimizde Cemaat olma vardır. Cemaat dediğimiz de bütün Müslümanları içine alır, gruplaşma değildir. Dinimiz Tevhid dinidir ve bu her alanda geçerlidir. Tek olan İlâh’a inanarak, tek bayrak altında, yalnızca Allâh’ın yolunda yürümek, birlikte hareket etmek Dinimizin gereğidir. Mezheb imamları değimiz imamlarımız ” Ben şu mezhebi kurdum doğru yol budur, bundan başka mezhebe tabi olmayın…” gibi laflar etmemişlerdir. İmam Maliki yada İmam Şafii ben şu mezhebin imamıyım bana uyan başka imama yada mezhebe uyamaz dememiştir. Bu fikirler onlardan sonra oluşmuş ve itikadi de olsa Müslümanları bölünmeye götürmüştür. Mezhebler hakkında adeta Din değiştirmek gibi Mezheb değiştirme yorumları getirilmiştir ki bu çok yanlıştır. Madem hepsi hak neden hepsini harman yapamıyoruz ? O imamlarımız sünnetin dışında hareket etmemişse neden bu ayrımı yapıyoruz ? Tarihte de olduğu gibi günümüzde de her konu özünden uzaklaşmıştır.

    • Saliha Yildiz Says:

      Gulcan kardesim, dinde tasavvuf diye bir sey yoktur. gecen haftaki yazinin altindaki yorumlari okursaniz bu konuda orda cok yazi yazildi. Tasavvuf hind felsefesindeki ayinlerin islamilestirilmis seklidir. Islam dininle uzaktan yakinda alakasi yoktur. Sadece islami terimler malzeme olarak kullanilip, asli islamda varmis gibi gösterilmeye calisilimistir. Tasavvufun dinden hic bir dayanagi yoktur. Siz icinde bulundugunuz tarikatin dogru oldugunu söylüyorsunuz. Gercekten dogruyu ögrenmeye istekli bir insansaniz, gerceklerin pesindeyseniz dogru diye söylediklerinizi buraya yazin. Siz neler yapiyorsunuz?

    • renklidunyam Says:

      Gülcan Hanım……………….Her bölücü dini parçalamak için birer imam tayin etmiştir. Bu imamların her biri birer isimle ortaya çıkmışlar, ayrı birer din kurmuşlardır.

      Bunlar nefislerini ilâh edinenlerdir. Bunlara uyanlar da bunlara tapmış olur.

      İşte delil ve ispatı:

      Yahudi ve hıristiyan ulemâsı bir delile isnad etmeksizin bir çok mesele ihdas ederek; dinlerinde haram olan şeye helâl, helâl olan şeye haram demişler, avam tabakası da bunları kabul etmişlerdir.

      Âyet-i kerime’de şöyle buyurulmaktadır:

      “Onlar Allah’ı bırakıp hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rableri olarak kabul ettiler. Oysa kendilerine, bir olan Allah’a ibadet etmeleri emredilmişti.” (Tevbe: 31)

      Bu Âyet-i kerime’nin mânâsını bizzat Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz kendisi açıklamıştır.

      Şöyle ki:

      Daha önceleri hıristiyan olan Adiy bin Hâtim, boynunda gümüşten bir haç olduğu halde, İslâm hakkında bilgi edinmek niyetiyle Medine’ye gelmişti. Şüphelerini gidermek için Resulullah Aleyhisselâm’a bazı sorular sordu. “Bu âyet bizi âlimlerimizi, râhiplerimizi rabler edinmekle suçluyor. Halbuki biz onları kendimize rabler edinmeyiz. Bunun mânâsı nedir?” dedi.

      Resulullah Aleyhisselâm “Onlar helâli haram kıldılar, haramı helâl kıldılar. Siz bunu öylece kabul etmiyor muydunuz?” diye sorunca Adiy “Evet böyledir.” diye tasdik etti. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

      “İşte bu sizin onları rabler edinmenizdir.” buyurdu. (İbn-i Kesir)

      Nasıl ki onlar Allah-u Teâlâ’nın emirlerini bırakıp rahiplerini, hahamlarını, İsâ Aleyhisselâm’ı ilâh edindilerse;

      Şimdiki bölücüler de Allah-u Teâlâ’nın kitabını kenara ittiler, hükmünü bırakıp geri attılar, saptırıcı imamlarına uydular. O imamlar ise kendi dinine ve kendi kitabına göre hüküm veriyorlar. Onlara tâbi olup peşlerinden gidenler de, onlara uyduklarından, onları Rab olarak kabul etmiş oluyorlar. Dolayısıyla müşrik olmuş oluyorlar. Allah’a inandık deseler bile, bu iddiâlarının inandırıcı olmadığı ortadadır.

  8. Kardelen Says:

    Bizi aydinlatigin icin RABBIM sende razi olsun Saliha kardesim.

  9. daldabir Says:

    Selamün aleyküm Saliha hanm, bütün yazılarınızı her ne kadar çok uzun da olsalar zevkle okuyorum..emek ve zaman harcayıp birşeyler öğretmeye çalışmakla büyük hakkınız geçiyor..helal edin..ben biraz bu tür islami bilgiler konusunda cahilim..ama iyi bir öğrenciyimdir :)) dolayısıyla sizin yazdıklarınızı da karnı çok acıkmış bir çocuğun patates kızartmasına saldırması gibi harf harf okuyorum..:)) bazen bazı yerleri 2 kez okuyorum..kalbimi doyuruyorsunuz..hepsine yorum yazma zamanım olmasa da aslında o kadar çok sorum var ki size sorabileceğim..keşke şöyle yanınıza otursam sorsam, siz cevaplasanız ben doysam..şimdi burada şunu sorayım müsadenizle; hani dua ederken ALLAH’ a, isim vererek ya da genel olarak mesela evliyaların yüzü suyu hürmetine diyerek birşey istemek te araya aracı koymak anlamındamıdır.? ya da mesela RABBİM yarattığın bütün güzelliklerin yüzüsuyu hürmetine dualarımı kabul et demek te bir bakıma müşriklikmidir? anlatabildim mi acaba bilmiyorum..bir sonra ki yazınızı sabırsızlıkla bekliyorum inşALLAH..ALLAH a emanet olun..sevgilerimle

    • Saliha Yildiz Says:

      Aleykum selam ve rahmetullahi ve berakatuhu, Daldabir kardesim, daha önceki bir yazinin altina yapmis oldugunuz yoruma cevap yazamadim kusuruma bakmayin. Orda kizinizla birlikte okudugunuzdan bahsetmistiniz. Kiziniza gönül dolusu selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Rabbim sevgisini, yakinligini onun genc gönlünde daima hissettirsin. Amiiin.
      Sidika kardesim, zaman ayirip, okumaya deger görüp, ilgi duyup okudugun icin Rabbim razi olsun. Tüm hafta boyu yorumlarinizla sorularinizi yöneltebilirsiniz insaAllah. Elimden geldigince ve imkanim elverdigince cevaplamaya calisirim.
      Sidika kardesim, Allah subhanehu ve teala’ya yazidada bahsedil digi gibi dua ederken, yardim isterken, sikintini gidermesini veya sana fayda saglamasini isterken, vs. vs. hicbir sahsin buna Allah Resulude dahil, hicbir nesnenin sayginligini vesile edinerek onun, sunun hürmetine diye dua edilemez. Bu sekilde yapilan fiiller sirk fiillerdir.

      Ama Allah subhanehu ve teala’ya dua ederken, birsey isterken, O’nun isimleri ile dua edilebilir. Mesela “Ey hayy ve kayyum olan Allah’im bana yardim et” gibi. O’nun tüm isim ve sifatlarini vesile ederek O’na dua edebiliriz.

      Birde Allah subhanehu ve teala’ya dua ederken, yardim isterken vs. daha önce yapmis oldugumuz salih amellerimizi vesile edinebiliriz. Yani mesela “Rabbim su Kur’an’i senin rizan icin okudum. Eger sen bu amelimden razi olduysan bana sunu nasip et” tarzinda. Kendi yapmis oldugumuz güzel amellerimizide Rabbimize yakinlasmak icin araci edinebiliriz. Bu hususda Buharide gelen bir hadis var kardesim:

      İmam Buharı, İsmail b. Halil kanalı ile İbn Ömer’den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
      «Sizden önceki ümmetlerden üç kişi bir ara yola koyulup yürümekte idiler. Yağmura yakalandılar. Bir mağaraya sığındılar. İçeri girdikten sonra mağaranın kapısına bir kaya gelip kapıyı kapattı. Birbirlerine şöyle dediler; «Vallahi sizi buradan ancak doğruluk kurtarır. Sizden her biriniz, doğru davrandığı bir işini anlatarak dua et*sin.» Onlardan biri şöyle dedi: «Allah’ım, sen de biliyorsun ki, benîm bir işçim vardı. Bir ölçek pirinç karşılığında benim için çalıştı. Ücretini al*madan çekip gitti. Ben de o bir ölçeklik pirinci ektim. Elde edilen mahsul ile bir inek aldım. Bilahare o işçi yanıma gelip ücretini istedi. Ben de ona: «İşte şu ineği al ve götür.» dedim. O bana: «Ben bir ölçek pirinç karşılığında senin yanında çalışmıştım.» deyince ben ona dedim ki: «Şu ineği al ve götür. Çünkü şu ineği, o bir ölçeklik pirinçle satın aldım.» Adam, ineği alıp götürdü. Ey Rabbim, biliyorsun ki ben bu işi, senden korktuğum için böyle yapmıştım. Bizi bu sıkıntıdan kurtar.» Adamın böyle dua etmesi üzerine mağaranın kapısındaki kaya parçası biraz aralandı. Diğeri de şöyle dua etti:

      «Allah’ım, biliyorsun ki, benim yaşlı anne ve babam vardı. Her gece onlara koyunlarımın sütünü getirip içirirdim. Bir gece geciktim. Geç va*kitlerde eve geldim. Onlar uyumuşlardı. Çoluk çocuğum ise, açlıktan bağrışıp çağrışıyorlardı. Anne ve babama içirmeden, onlara süt içirmezdim. Takat onları uykudan uyandırmaktan da hoşlanmadım. Onları kendi hallerine bırakmaktan da hoşlanmadım. Şafak doğuncaya kadar onları bekledim. Eğer bu işi sırf senin korkundan dolayı yaptığımı biliyorsan, bizi bu sıkıntıdan kurtar.»

      Kapıdaki kaya parçası biraz daha aralandı. Göğü görebildiler. Diğeri de şöyle dua etti:

      «Allah’ım, biliyorsun ki, benim bir amcam kızı vardı. İnsanlar arasında en çok sevdiğim oydu. Onunla olmak istedim, ama o -kendisine yüz dinar vermedikçe- benimle olmak istemedi. O parayı bulmaya çalıştım. Nihayet elde ettim. Yamna gittim. Parayı kendisine verdim. O da benimle olmaya razı oldu. Bacaklarının arasına oturduğumda: «Al*lah’tan kork, hakkını vermedikçe (nikah kıymadıkça) mührü bozma.» dedi. Ben de yerimden kalktım ve yüz dinarı ona bıraktım. Eğer bu işi sırf senin korkundan ötürü yapmış isem, bizi bu sıkıntıdan kurtar.» Cenâb-ı Allah, onları, o dar yerden kurtardı, dışarı çıktılar.»

      Bize vesile yani araci edinmek icin izin verilen hususlar bunlar sidikacim. Rabbim hepimize O’nun koydugu sinirlara riayet edebilmeyi nasip etsin. Allah’a emanet ol kardesim.

      • daldabir Says:

        şahane bir cevap olmuş Saliha cığım..sağol canım..ALLAH razı olsun

  10. sairr Says:

    Allah ile arasına aracılar koyanlar, Allah ile arasını aralar (T:TAMER)

    • Saliha Yildiz Says:

      Güzel bir söz olmus Allah razi olsun. Söyle tersden de söyleyebiliriz, “Allah ile arasini aralamis olanlar, yakinlasmak icin araci koyarlar.”

  11. fzc Says:

    yazınızın nihayetinde merakım celbetti, acaba şu anki mekke toplumundan sizin farkınız nedir? teferruatlı cevab verirseniz sevinirim.

    • Saliha Yildiz Says:

      Bakin kardesim, burda yapmaya calistigimiz sey, icimizde yerlesmis hatta kemiklesmis bir cok yanlislari gündeme tasiyarak bu konularda müslüman kardesler olarak birbirimize yardimci olmak, farkindalik olusturmak, düsünmeye sevketmek. Taraf olusturmak, siz veya biz diye ayrimlara gitmek degil. hepimiz bu toplumun insaniyiz. Ben öncelikli olarak kendimi karsima oturtarak yaziyorum yazilarimi, kendimi bu toplumdan ayirmiyorum. Yazida kullanilan dilede dikkat ederseniz biz kelimesinin ne kadar cok gectigini göreceksiniz. Bu sebeple lütfen böyle ortamlar olusturacak yorumlar yapmayin.

      • fzc Says:

        tarikata ve rabıtaya inananları müşrik topluluğuna benzetirken ayrıcalık olmuyor da, tepki gösterildiğinde mi ayrılık çıkıyor. sizden isteğim bir sonraki yazınızda Hazret-i Adem (as)ın dünyaya indirildiğinde ki Yüce Allah’tan (cc), afv u mağfiret isterken kimin ismini zikrettiğini ve bu kıssayı anlatmanızdır. islamda mürşitten maksat aracı değil, vesile kılmaktır. tıpkı burada zor durumda olan müslümanlara dua edildiği gibi.. rabıta ve tarikatın olmadığına, küfür olduğuna İmam-ı Azam hazretleri, veya büyük islam alimlerinden birinin reddini veya fetvasını verin.
        ayrıca soruma başkaları cevab vermeye zahmet buyurmasınlar, çünkü muhatabım değiller, görmeden tanımadan “cahil” diye insanı itham u hakaret etmeye kimsenin hakkı yoktur.

        • Saliha Yildiz Says:

          1. Bakin kardesim, biz yapilan yanlislari gündeme getiriyoruz ve meselenin ne kadar vahim oldugu anlasilsin diye örnekler veriyoruz, yoksa kimseye müsrik demiyoruz.
          2. Birdahaki yazimda yazmami tavsiye ettiginiz kissa uydurma bir kissadir. Sahih hadis kaynaklarinda malesef hic yoktur. Ben yazilarimi elimden geldigi kadar sahih nakillerden aktararak hazirliyorum.
          3. En basit bir sözlüge bakin vesile ile aracinin ayni anlamlar oldugunu rahatlikla görürsünüz.
          4. Biz terikat ve rabitanin Islam dininde olmadigini zaten söylüyoruz. Oldugunu iddia eden sizsiniz. O zaman iddia eden iddiasini ispat eder. Siz Imami Ebu Hanife rahimehullahdan böyle birseyin varligina dair delil getirin. Getiremezsiniz cünkü O’nun yasadigi dönemde böyle bir sey yoktu. Imam Ebu Hanifenin Rahimehullah tebei tabiinden oldugu söylenir.
          Ben sizden Ebu Hanife Rahimehullah yerine Ayet ve hadislerden bahsetmenizi beklerdim.
          Birde ben size soru sorayim. Siz madem Imam Ebu Hanife rahimehullahi bu kadar cok seviyor ve önemsiyorsunuz, neden onu sadece amelde taklit ediyorsunuz? Akidede neden baska birini kendinize imam seciyorsunuz? Hasa Imami Ebu Hanifenin rahimehullahin akidesi yokmuydu? O inanc esaslarini bilmeyen birimiydi?

          • fzc Says:

            müşrik demiyorsunuz evet sadece benzetiyorsunuz.
            mürşitleri aracı olarak görüyorsunuz peki neden burda ilanlar verip muhtelif şahıslar için dua istiyorsunuz? bunun inkar ettiğinizle bir farkı yoktur.
            benimki iddia ise sizinki de iddia. ben insanları etkisi altında bırakan, belli bir kitleye hitap eden değilim. sizin bu ve bunun gibi akaidi tehlikeye götüren inanışları ispat ederek anlatmanız gerekir. daha önce cahide hanıma bir hadis-i şerif söylemiştim ve kaynağını söylemeden bu hadise inanmadı. ayn şekilde benim istediğim hadis-i şerifin ise kaynağıyla bana dönmedi. bir kere ağzım yandığı için siz ispat etmeniz önceliği size vericem. ama sanmayın ki boş durayacağım, istediğinizi vereceğim.
            İmam-ı azam Hazretlerinden bir örnek istememdeki maksat bütün islam aleminin kabul edebileceği bir imamın olmasıdır. kaldı ki sadece İmam-ı Azam Hazretlerinden de değil, başka “islam aliminden” de yazmıştım. peki İmam-ı Azam Hazretleri döneminde yoktu ise ne zaman çıktı (haşa) tarikat?
            amelde taklit edip itikatta imam-ı Maturidi Hazretlerini taklit etmemiz haşa İmam-ı aazam Hazretlerini reddetmek veya bilmemekle nasıl eşdeğer tutulabilir? öyleyse müslim, buhari ve tirmzii, hazretlerini hadisde imam-ı azam hazretlerini fıkıhta, Maturidi hazretlerini akaidde Allah yüceltmiştir. her birinden farklı istifade etmek diğerinin o işte ehil olmadığı veya bilmediği anlamına gelmez. misalen Buhari hazretlerinden Hadisde faydalanmak, amelinde yanlış (haşa) olduğu manasına geliyorsa vay halimize..
            “Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan bağışlanmayı dileseler, Resûl de onlar için istiğfar etseydi, Allah’ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı.” (Nisa: 64)
            bu ayet-i kerime bize örnektir. bir çocuk nasıl doğruyu bulmada okuduğunu anlamada birine ihtiyaç duyuyorsa bizim de Allah tarafından vazifelendirilen birinin elimizden tutulmasına ihtiyacımız var. bugün bir hadis-i şerifi okusalar herkes ilmine göre anlar ve bilgisine göre anlatır. bir bilenin elimizden tutması Allah ile aramıza birini sokmak değildir. bir yere giderken arabaya binmeden gidin. kendi kendinize.. ne derece hızlı olabilirsiniz.
            kusura bakmayın ama sizin verdiğiniz ayet ve hadislerde tarikat yoktur rabıta şirktir demiyor ki benden ayet ve hadis istiyorsunuz.
            evet Yüce Allah bize şah damarımızdan daha yakın öyleyse sizler burda niye birbirinizden dua isteyerek inkar ettiğinizi yapıyorsunuz?

    • Aksa Says:

      Bu nasil bir sorudur böyle ya…Kac haftadri yazilan yazilardan hic mi bisey almadiniz..Hic mi birini okumaya deger bulmadiniz ki böylesine -cahilce demiyorum cahilligi de gecer bu soru ama adini da yazmiyorum- bir soru soruyorsunuz…Sordugunuz soruya aldiginiz kaliteli cevaba bakarsaniz teferruata gerek yok…Tabi anlayana,anlamak isteyene……..

      • Hanımeli Says:

        yine hakaret…. hemen cehalet yaftasi…. biraz nezaket lutfen.. (bir haftadr yogunluktan zaman ayiramadim okumaya.. simdi soyle hizla bakiyorum)

  12. Hasret Says:

    Ve aleykum selam ve rahmetullahi ve berakatuhu daimen ebeden…
    Saliha hanım yüreğinize kaleminize sağlık aslında yorum yapmak daha güzel olacaktı lakin okuduğum br yazı var bu yazıyı siz ve diğer kardeşlerimin okumasını isteriz hakkınızı helal ediniz uzun olacak ama Allah’ın bizlere verdiği nimetin şükrünü göz kulak ve gönül aklıyla şükrünü verelim….

    Kur’an Allah dışında başka varlıklara yönelmeyi insanlığın ikinci atası olan Hz. Nuh zamanına kadar götürür. Nuh Süresinde; hüzünün ve mücadelenin peygamberi olan Hz. Nuh’un kavmi ile olan diyologları anlatılırken, 23. ayette kavminin Hz. Nuh’a şöyle söylediğini belirtir: “Ve dediler ki: Sakın ilahlarınızı bırakmayın. Hele Ved’den, Suva’dan, Yeğus’tan, Ye’uk’tan ve Nesr’den asla vazgeçmeyin.”

    – Ayette sayılan bu 5 isim aslında Hz. Nuh’tan önce yaşamış salih ve abid insanlardı. Halk bu 5 salih insandan o kadar etkilenmişlerdi ki, onların ölümü, kendilerini çokça üzmüş ve sırf hatıraları, o güzel ahlak ve hayatları unutulmaması için her biri adına bir heykel yapmışlardı.

    – Nuh süresinde ki 5 tanrı, aslında gücü, kuvveti ve idareyi temsil eden 5 önemli sembolün işaretidiydi. Nasıl mesela: Vedd: Erkek savaşçı, Suva: Güzel kadın, Yeğus: Aslan, Yeuk: At, Nesr: Kartal…

    – Mekke’de yayılan putperestliğin tarihçesi…

    – Mekke’ye ilk şekilli put Amr b. Luhay tarafından getirilmiştir. Gelen ilk putta Hubel isimli puttur.

    – Hubel muhtemelen İbranice’de ki Ha-bal’ın muharref şeklidir. Ha-Bal; ise aslında iki kelimeden oluşur: Ha İbranicenin harf-i tarifidir, yani Arapça’daki el takısı gibi, Bal ise, Rab anlamındadır – ki Kur’an’da bu ifade birkaç ayette Rab anlamında geçmektedir. Dolayısı ile Habel yani Hubel, aslında er-Rab demektir.

    – Kur’an’ın putlarla mücadelesi…

    – “Gördünüz mü o Lat ve Uzza’yı? Ve üçüncüleri olan ötekini, yani Menat’ı. Demek erkek size, dişi Allah’a öyle mi? Bu nasıl insafsızca bir taksim? Hayır, bu putlara taktığınız isimler ve onlara isnat ettiğiniz şeyler sizin kuruntularınızdır. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir.”

    – Bu üç put, Lat, Uzza ve Menat nedir? Bölge insanı bu üç puta hangi gözle bakıyordu?

    – Lat: Kureyş’in tazim edip, kutsallık atf ettikleri tanrıçalardan biriydi ama Taif’te olduğu için Taifliler buna daha fazla önem atfederlerdi. Taif’te bulunan bu puta Ben-i Sakif kabilesi bakardı. Bu putun bölge Araplarının hayatlarında ne kadar önemli bir yer edindiğini biz Ebrehe’nin ordusu Mekke’ye doğru geldiğinde Taiflilelerin yaptıkları davranışta görüyoruz. Tüm Taif halkı Lat’ın önünde toplanmış ve ondan yardım talebinde bulunmuşlardı.

    – Lat isminin ne anlama geldiği konusunda alimlerimiz oldukça farklı görüşler ileri sürerler. Ama en makulu Lat’ın Allah lafzı celalinden yada ilah isminden türetilmiş ve sonra dişilik verilmiş bir isim olduğu yönündedir.

    – Uzza: Kureyş kabilesinin en büyük tanrıçasıdır. Taif ile Nahle vadisi arasında Hüraz denen bir mıntıkada tapınak vari bir yapı içerisinde idi. Kureyş bu puta büyük bir tazim ile yaklaşır ve bu putta gücün, izzetin, şerefin ve cesaretin kaynağı olduğunu vehm ederlerdi. Zaten Uzza, aslında Esmaü’l Hüsna içerisinde geçen el-Aziz isminin müennesleşmiş hali idi. Yani Aziz’in dişisi Uzza’ydı ve Kureyş Kur’an’ın Aziz ismine yüklediği manayı Uzza tanrıçasına yüklemişlerdi.

    – Menat: Menat tanrıçası Mekke ile Medine arasında bulunan meşhur savaşçı Süreka ibn Malik’in kabilesinin yaşadığı Kudeyd mevkiindeydi. Bölge ahalisi ve özellikle Medineliler Menat’a çok saygı duyar, onun etrafında tavaf yapar ve ona kurbanlar adarlardı. Özellikle Hac mevsimlerinde onu ziyaret ederlerdi. Menat ismininde yine Allah’ın yüce isimlerinden biri olan Mennan isminin dişileştirilmiş hali olduğunu söylerler.

    – Şirke düşmenin temelinde yatan şey uzak bir Allah tasavvuruydu. Uzak bir Allah Tasavvuru; Kulu ile arasında yakın bir münasebeti olmayan, uzaklarda ve çok yücelerde olan, dünyaya fazlaca müdahil olmayan bir Allah tasavvurudur.

    – Böyle bir yanlış temelin getirdiği sorunlar şunlardı:

    1- Vesile: Aracılara ihtiyaç hâsıl oldu. Yani Allah katında şefaatçi olacak, Allah ile haşa arasını bulacak vesilelere kapılar açıldı. Bazen yardım görme ve şefaat umudu ile, bazen korku ve dünyevi menfaatler adına böyle bir sapma başlamış oldu.

    2- Şahıslaştırma: Görünmez ve hayattan uzak olan Allah müşahhaslaştırılmaya başlandı. Buna bazı bilginler mukaddesin müşahhasa dönüşü diye ifade etmişlerdir. Yani bazı eşya ve süretlerde Allah’ın ruhunun varlığının olduğu zehabına kapılar açıldı.

    – “Kainatta hiçbir varlığa sırf kendisi olduğu için tapılmaz.”

    3- Kavrayamama: Kainattaki düzeni, nizamı, intizamı, işlerin çokluğuna rağmen her şeyin oldukça güzellikte yürümesi, müşrikleri hayrete düşürüyor ve bu işi bir tek ilah yapamaz gibi, büyük bir sapmanın eşiğine geliyorlardı. Bu düşünceye Kur’an bizzat değinmektedir. Sa’d süresi 5. ayette Müşrikler Allah Resulü’ne şöyle karşı geliyorlardı: “Muhammed tanrıları bir tek tanrı mı yapmış! Doğrusu bu şaşılacak bir şey” diyorlardı. Enbiya Süresinin 22. ayetinde işte bu yanlış düşünce tashih edilmesi için Kur’an; “Eğer varlık aleminde daha çok tanrı olsaydı, böyle bir düzenin olmayacağını, düzenin tevhide olduğunu” onlara haykırıyordu.

    -b Allah’ın kendilerine çokça yakın olduğunu bilen ilk muhataplar hemen şu üç temel ilkeninde farkına vardılar:

    1- Allah (c.c.) mutlak Müdebbir’dir.

    2- Allah (c.c.) mutlak Hâkim’dir.

    3- Allah (c.c.) mutlak Mürebbi’dir.
    Kaynak:http://www.siyerarastirmalari.org/haber/DERSLER/SIYER_DERSI/8/SIYER_DERSI.htm

    • Mehtapabla Says:

      Hasretcigim asagida sana yazdigim yorumu okurmusun.Yanlis anlasildim ülkemin dogusuda batisida hepimizin.

    • Saliha Yildiz Says:

      Allah razi olsun Hasret kardesim, benim zaten uzun olan yazimi dahada uzatmama adina alamadigim noktalari yorumlarin ile paylastigin icin. Mümin, müminin gercekten her daim yardimcisi, destekleyicisi. Rabbim tekrar razi olsun.

  13. hicret Says:

    Allah razi olsun salihacim,
    ilminle ilmimizi arttiriyorsun.
    Rabbimiz Hasr suresinde buyuruyorki;

    O Allah ki, O’ndan başka ilah yoktur. Gaybı da, müşahede edilebileni de bilendir. Rahman, Rahim olan O’dur. O Allah ki, O’ndan başka ilah yoktur. Melik’tir; Kuddûs’tur; Selam’dır; Mü’min’dir; Müheymin’dir; Aziz’dir; Cebbar’dır; Mütekebbir’dir. Allah,(müşriklerin) şirk koştuklarından çok yücedir. O Allah ki, yaratandır, kusursuzca var edendir, ‘şekil ve suret’ verendir. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O’nu tesbih etmektedir.
    O, Aziz, Hakimdir.
    (Haşr Suresi, 22-24)

    • Saliha Yildiz Says:

      Estagfurullah Hicret kardesim, Rabbim hepimizden razi olsun. Rabbim tüm isim ve sifatlarinda O’nu birleyebilmeyi bize kolaylastirsin. Amiiin.

  14. sibel Says:

    Hayirli gunler sizin bilgi ve tecrubelerinize guveniyor paylasimlarinizi takip ediyorum boyle guzel bilgileri paylastiginiz icin Allah razi olsun.ben bir konuda soru sormak istiyorum sizde.yasadigimiz sehirde vakif kulturu oldukca yaygin .Vakfa birakilmis yerlere vakif hakki ayrildiktan sonra apartmanlar yapilip daireler satiliyor bu ozellikteki yerlerden ev almak uygun mudur acaba?bu konu hakkinds dusuncesi olanlar da paylasirlarsa cok memnun olurum.

    • Saliha Yildiz Says:

      Sizede hayirli günler Sibel kardesim, Rabbim beni sizin güveninize layik yapsin. Sibel kardesim, apartmanlar vakif adina yapilip satiliyorsa, geliride yine vakfa kaliyorsa sanirim bir sakincasi olmaz. Ama bunun disinda baska sekilde durumlar varsa bunu bilemiyorum kardesim. Bu soruyu islam hukuku bilen birine sorarsaniz daha saglikli bir cevap alabilirsiniz insaAllah.

      • sibel Says:

        Allah razi olsun cevabin icin Saliha kardesim.bu konu gercekten beni mesgul ediyor boyle bir siteden esim ev almayi dusunuyor ben huzurlu degilim dinen caiz olmasi benim icin cok onemli.bu konuda beni aydinlatacak , islam hukukunu detayli bilen bir isim konusunda da yardimci olursan cok mutlu olurum.Allah a emanet ol.

        • Öner Sirma Says:

          Dinimize göre vakfedilen mülk, hayra hizmet için dondurulmuş, faydalı bir gayeye adanmıştır. Taşınmaz, satılmaz, amacı dışında kullanılamaz.

          Satan kişi ne için satacak, gelirini ne yapacak bunlar da önemli aslında. Bu konunun aslını bilmediğimiz için burdan yazmak çetrefilli oluyor.

        • Saliha Yildiz Says:

          Sibel kardesim, bu hususda uzmanlasmis insanlarin internet siteleri var. Oralara mail atabilir sorabilirsin insaAllah. Öner kardesimizinde dedigi gibi bu ayrintili bir husus. Harettin karaman, Faruk beser gibi hocalarin sitelerine göz atabilirsin. Belkide sizin sordugunuz soruya cevap niteliginde bilgiöerde olabilir. Rabbim sizin hakkinizda hayr olani nasip etsin.

  15. Mehtapabla Says:

    Hayirli günler Saliham .Allahim bilgine daha cok bilgi katsin sende bu bilgilerini bize ilet insaAllah canim.Allahim ne olur bizler ve sevdiklerim senin sevdigin kullardan olalim.Salihacigim burda bir cemaatin camisine arkadasimla beraber haftada bir gidiyorduk (gerci ben hic bir cemaate bagli deyilim )daha sonra oraya gitmekten sogudum cünki duvarlarinda hep cemaat liderinin sözleri yazili ben bir ayet bile görmedim desem yeridir, az bir kuran okunduktan sonra onun yazdigi kitaplar okunuyor Ismini yazmak istemiyorum herkesde biliyor ben o kisiye cok saygi duyuyorum fakat bu kadarda abartilmazki sürekli kitabi okunup aciklamasi yapiliyordu.Kendisi bu durumu görseydi eminim istemezdi nerdeyse peygamberin adini daha az aniyorlar.Ben insanlarin cemaatlere bölünmesine cok karsiyim .Cesitli cemaatlerden tanidigim arkadaslarima niye ayricalik oluyor diye sordugumda cevaplari örnegin biz bir sehre gidecegiz o sehre giden cesitli yollar vardir sonucta hepsi ayni yere götüren deyisik yollardir diyorlar.Mutlaka bir cemaate girilmesi gerektigini savunuyorlar, ne isteyeceksem direk Allahtan isterim o yada bu hocayi niye araci yapayimki.
    Ben yinede ayrimciliga ve cemaatlesmeye ve cemaat liderlerinin peygamber gibi görülmesine karsiyim,kusura bakma canim uzatmisim.

    • Mehtapabla Says:

      Sevgili arkadaslarim lütfen isimlerinizin basina T.C: diye yazip ayirim yapmayin hepimiz ayni ülkenin vatandaslariyiz lütfen dis güclerin tuzaklarina düsmeyelim simdiye kadar yazmiyordukta Türk vatandasi deyilmiydik,bu nerden cikti ismin önüne yeni yazi simdi böyle yazdim diye kimse beni dogulu sanmasin ben karadenizliyim bende ismimin önüne baska seymi yazmaliyim.Lütfen ayirimciliga firsat vermeyelim.Aklimizi kullanalim.Vatanimiz bir bayragimiz bir .Ayri gayriya gerek yok.

      • Cahide Says:

        Katılıyorum sana ablacığım

      • hicret Says:

        Mehtabcim bende seninle ayni fikirdeyim canim.

        • Hasret Says:

          mehtapabla yazına katılıyorum lakin bu bölüm hariç kırıldım acıkcası seni doğulu sansalar ne olacak ki dinde kardeş değil miyiz müslümanlık bu derken sanki onalrdan olmak utanc vriciymiş gibi alıgılanabilir içinizi bilemem ama bu sözünüzü keşke söylemeseydiniz fiemanillah

        • Mehtapabla Says:

          Hasretcigim beni yanlis anlamissin canim hic öyle olurmu ben hic bir zaman bölge ayirimi yapmam üstelik benim esim dogulu burda benim demek istedigim bazi insanlar isimlerinin önüne böyle isaretler koyup insanlari ötekilestiriyorlar benim canim kadar sevdigim dogulu arkadaslarim var zaten bu ülke hepimizin dogusuyla batisiyla, ben hicbir zaman kisinin nereli olduguna bakmam kisi iyi huyluysa benim icin yeterli kaldiki benim baska milletlerden bile cok samimi arkadaslarim varken kendi dinimden kendi vatanimindan olan insani hic bir zaman ayirmam yeterki iyi niyetli olsun. Yalnis anlasilmaktan dolayi kimseyi kirdiysam özür dilerim.Insan kalbini kirmak benim icin cok cekindigim bir seydir.

          • Hasret Says:

            Mehtapablacım zaten yoruma katıldığımı söyledim ”böyle yazdım diye kimse beni doğulu sanmasın”sözlerini Saliha hanımında dediği gibi olabilir kendisine teşekkürler, sizin de art niyetiniz olmadığını zaten içinizi bilemiyorum dedim…zaten o söz ”sanmasın” demek bu yanlış anlamayı beraberinde getirebilir. bu şekilde algılanabilir dedim…sizleri seviyorum özre de gerek yok kardeşim yeter ki insan iyi nieytli olsun szin de dediğiniz gibi…Niyet çok önemlidir…20 yıldır tanıdığım komşumun kızı elimiz de büyüdü sayılır hiç ayırmadığımız kayırmadığımız gecenler de facesinde TC yazısnı görünce şoke oldum sanki biz neyiz TC nin sömürücüleri ikinci sınıf vatandaşı mı gerçekten gördüklerimi yaşadıklarımı bir anlatsam neler var neler ama ben İblis değilim ilk ırkcılığı o yaptı Allah’a asi olanlardan lain oldu Rabbim ırkçılıktan Sana sığınırım gerçekten hakikati bilmeyenler bu tür polemiklere girerler.Sizde üzülmeyiniz ırkçılık yapanlar İblisin actığı çığırda gidenlerdir boşverin üzmeyin kendinizi ben bunları düşündükçe sadece acıyorum Neden?diye şeytanda boş durmuyor işte ırkçılığından sonra aldığı vaad var Cenab-ı Hakk’tan bize ise ona maşa olmamak düşer ona inat Yaratılanı seviyorum yaradandan ötürü.. bakın üzülmeyin şimdi de ben üzüldüm ama:(

            • Mehtapabla Says:

              Hasret cigim yanlis anlasildim diye cok üzülmüstüm fakat cevabini okuyunca rahatladim bende niyeti iyi olan bütün insanlari seviyorum Allaha emanet ol canim.

        • Saliha Yildiz Says:

          Hasret kardesim, senin yorumunu okuyunca Mehtapablanin yazisinin o bölümünü tekrar okudum. Ama sanirim Mehtapablamiz o ifadesinde “yani beni dogulu oldugum icin bu yorumu yapiyor, yada bu aciklamayi yapiyor sanmayin” demek istemis benim anladigim kadari ile. Birbirimize karsi seytana firsat vermeyelim insaAllah kardeslerim.

          • Mehtapabla Says:

            Saliha cigim beni dogru anlamissin Allah razi olsun canim.

            • rukiyeee Says:

              bende o yuzden tebrik ettim mehtapablayi zaten.cunki bole sozler pek karadenizlilerden (hepsini kastetmiyorum) duyulmiyabiliyo…

      • rukiyeee Says:

        helal olsun mehtapabla…yorumuna sonuna kadar katiliyorum.ayrica bu sozleri bir karadenizliden duymak ekstradan taktir ediyorum..

    • Saliha Yildiz Says:

      Sanada hayirli günler Mehtapablacim, dualarina amiin diyorum. Malesef Mehtapabla bunlar hep bizimde karsilastigimiz durumlar ama insanlar bunu degistirme adinada hicbir caba icinde degiller. Cabayi birak bunu mesrulastirmak adina türlü mantik oyunlari ile aciklamalarda bulunuyorlar. Hatta Mehtapablacim “ihtilaf rahmettir” diye bir hadis bile uydurmuslar. Yani ayriligi, gruplasmayi, parca parca olmayi rahmet olarak görüyorlar. Bu sekilde parcalanma gerceklesincede herkesin kendi kitabinin, kendi yücelttigi hocasinin, kendi metodlarinin olmasi cok dogal.

  16. rukiyeee Says:

    Saliha hocam size bir sorum olacakti.aslibda bunu gecen haftaki yazinizin altinda soracaktim ama islerimden yazamadim, sorada bugunu bekledim.Acaba hani gunumuzde bugun sinavim var dua edin bana, doguma gidecegim dua edin kolay olsun,sikintilarim var arkadaslar dua edin bana.. bunlari hemen herkesten duyariz hepimizde yapariz.acaba dogrumudur? kendimiz direk rabbimize donup mu dua etmemiz gerekir yoksa cevredeki insanlardanda dua etmelerini istesek manevi destek istesek yanlismidir.sadece kafama takildi..bu sorumu aydinlatirsaniz sevinirim.fiemanillah

    • Saliha Yildiz Says:

      Rukiye kardesim, ben sadece sizin bir kardesinizim hocam kelimesini lütfen kullanmayin. Kardesim, ablam, Saliha, bunlardan hangisini isterseniz söyleyebilirsiniz.
      Birde Rukiye kardesim, haftanin tüm günleri sormak istediginiz soruyu o haftanin yazisinin altinda sorabilirsiniz, Yazdiginiz tüm yorumlar bana otomatik geliyor, elimden geldigince cevaplamaya calisirim kardesim.
      Rukiye kardesim sizinde örnek verdiginiz gibi bir mümin kisinin, baska baska mümin bir kardesinden kendisi icin dua etmesini istemesi dogru bir davranistir. Hatta bunu dinimiz cok tesvik etmis müminin mümine yaptigi duayi asla geri cevirmeyecegini Rabbimiz bize haber vermisdir. Müminin, mümin kardesine selam verdigindeki, aksirdigindaki durumlarini dahi vesile kilarak dua etmesini Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellem bize tavsiye etmis bunun bir kardeslik hakki oldugunu aciklamistir.

      “Bir Müslüman, yanında bulunmayan bir din kardeşi için dua ederse, mutlaka melek ona, aynı şeyler sana da verilsin, diye dua eder.” (Müslim, Zikir 86; Ebû Dâvûd, Vitir 29)

      “Bir Müslümanın, yanında bulunmayan din kardeşine yapacağı dua kabul olunur. Bir kimse din kardeşine hayır dua ettikçe, yanında bulunan görevli bir melek ona, ‘Duan kabul olsun, aynı şeyler sana da verilsin.’ diye dua eder.” (Müslim, Zikir 87, 88; İbni Mâce, Menâsik 5)

      Görüldügü gibi Rukiye kardesim, müminin mümine dua etmesi dinimizde cok tesvik edilen birseydir. Yapilmasi gereken dua yada tevessül yani araci edinem ancak böyle olabilir. Yasayan ve salih oldugunu düsündügün, öyle bir zan besledigin birinden dua istenebilinir. O kisininde bu sebeple dua etmesinde hicbir sakinca yoktur. Bakin tasavvuf ehlinin sürekli sirk iceren araci edinmeye delil diye sundugu hadisi size aktarayim.

      Ömer ibnul-Hattâb -Allah ondan razı olsun- yağmur yağmayıp da kıtlık olduğunda şöyle demiştir:

      (اللهم إنا كنا نتوسل إليك بنبينا فتسقينا ، وإنا نتوسل إليك بعم نبينا فاسقنا فيسقون)

      “Allahım, bizler sana peygamberimiz ile tevessül ediyor, sen de bizlere yağmur indiriyordun. Şimdi ise biz sana peygamberimizin amcası ile tevessül ediyoruz, bize yağmur ver.” Bunun üzerine yağmur yağardı.

      Abbas’tan -Allah ondan ve babasından razı olsun- Allah’a dua etmesini ister, o da dua ederdi ve Allah da onlara yağmur indirirdi.

      Bu da gösteriyor ki, Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellemin vefatından sonra O’ndan birisine dua etmesini istemek mümkün değildir. Çünkü bu, Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellemin vefatı ile kesilen bir ameldir ve bu mümkün değildir. Allah Azze ve Celle şöyle buyurdu:

      وَلَا تَدْعُ مِنْ دُونِ اللَّهِ مَا لَا يَنْفَعُكَ وَلَا يَضُرُّكَ فَإِنْ فَعَلْتَ فَإِنَّكَ إِذًا مِنْ الظَّالِمِينَ

      « “Allah’ı bırakıp da sana faydası da zararı da dokunmayacak başka şeylere duâ edip yalvarma; eğer bunu yaparsan, zâlimlerden olursun.”» (Yunus: 10/106)

      Gördügünüz gibi Rukiye kardesim, insanin ölü veya diriyi bir baskasini araci edinmesi söz konusu degil bu hadisde. Bu olayda olan sey, sagliginda yagmur duasina Allah resulu ile birlikte giderlerken, vefat ettikten sonra amcasini götürmeleridir. Ve Allah Resulu’nun amcasi Abbas radiyallahu anha’nin orda dua etmesini saglamalaridir. Eger Tasavvuf ehlinin iddia ettigi gibi bir araci edinme ve tevessül caiz olmus olsaydi Allah Resulunu araci edinirlerdi degilmi? Niye Abbas radiyallahu anh’i götürüyorlar.
      Yine onlarin iddia ettigi gibi bir araci edinme caiz olsaydi Abbas radiyallahu anh’i oraya götürmelerinede gerek yoktu, onun adini anarak dua edebilirlerdi. Ama onlar Abbas radiyallahu anh’i yanlarina alarak duanin yapilacagi yere götürüyor ve bizzat kendisinin dua etmesini sagliyorlar.
      Rabbim sana ve bize dogru yolunu kolaylastirsin Rukiye kardesim. Allah’a emanet ol.

    • Fatma akdogan Says:

      Selamun aleykum rukiye kardesim haddim omladen bunny cevalamak isterim
      Resulallah sav ashabina soyle buyuruyor
      Allah Tealaya gunahsiz bir dille dua edin
      Ya Resulallah ,gunahsiz bir dilimiz yoktur nasil gunahsiz bir dille dua edecegiz.?
      Soyle aciklar efendimiz sav.
      Sizin diliniz kendiniz hakkinda gunahlidir,ama baskalari hakinda gunahli Değildir
      Oylee olunca siz baskalari hakinda gunahsiz olan dilinizle dua edin ,onlardaa sizin hakkinizda gunahsiz olan dilleriyle dua etsinnler boylece gunahsiz agizlarla birbirinize dua etmis makbul dualari Almis sayilirsiniz.

      Bu hadise bakarsaniz cevabinizi bulursunuz sangria.selam ve dua ile.

      • Öner Sirma Says:

        Mü’minler birbirlerinden duâ isteyebilirler çünkü duâ, Allâh’a yalvarmaktır, Allâh’tan istemektir.

        Bir rivayette Hz. Ömer (r.a) Umre yapmak üzere Peygamberimiz (S.a.v) ile vedalaşırken, Peygamberimiz (s.a.v) ona şöyle söylemiş:
        ” Ey kardeşim, beni de duanda unutma ! ”
        [Ebu Davud, Vitir: 23; Tirmizi, Deavat: 199; İbn Mace, Menasik: 5]

        ” Sizden biriniz kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemedikçe (kâmil manada) iman etmiş olamaz…”
        [Buhârî, İmân 7; Müslim, İmân 71, 72; Tirmizî, Kıyâme 59; Nesâî,İmân, 19, 33.]

  17. menekse79 Says:

    Selamün aleyküm Saliha abla çok güzel bir sohbet olmuş..ama malesef insanlara bunu anlatmak o kadar zor ki..!cemaatlere bağlı olanlar malesef hocalarını ilahlaştırıyorlar..örnekleride ilginç şöyle bir açıklamaları var: nasıl yüksek mevkiide çalışan birinin yanına tanıdık vasıtasıyla gidiliyorsa ,peygamberimizin yanınada hocalarının yardımıyla gidebileceklerini düşünüyorlar…galiba bu düşünceler daha çok mahşer meydanı için..ben hiç bir anlam veremiyorum….sevgiler…

    • Saliha Yildiz Says:

      Aleykum selam ve rahmetullah Menekse kardesim, malesef buda yanlislarinin baska bir yönü. Sizin verdiginiz örnektede bashettiginiz gibi Allah subhanehu ve tealayi bazen yüksek mevkideki birine, bazen bir krala, bazen bir trafoya benzeterek bu konuda da sirkin baska bir cesidini isliyorlar.
      Halbuki Rabbimiz kendisinin hic birseye benzetilemeyecegini Kur’anda defalarca aciklamaktadir. Bir kral bizim gibi bir insandir. Biz söylemeden,bizim ne istedigimizi bilir, nede dualarimizi isitir. Bunlar cok kötü örneklerdir. Rabbim bu kardeslerimizi islah etsin.

      • bsra21 Says:

        Saliha abla burada şirkin başka bir yönü dedin ya şundan dolayı mı öyle oluyor. Bunu bana da sıkça diyorlar işte önemli bi işinin olduğunu düşün araya hatırı sayılır kişiler koyarak daha rahat şekilde üst makamdaki kişiye ulaşırsın vs. Aslında Allah s.w.t bize böyle bişey yapın da demiyor. Yani bana ulaşabilmeniz için araya şu veya bu şahısları koyun da demiyor ama bunu diyenler Allah’ın büyüklüğünü belli bir sınıra dayandırdıkları için mi şirke giriyor bu sözler. Bir müdür gibi ya da nasıl desem sen de dedin bir kral gibi. Böyle yapınca da bir sınır, yücelikte bir kısıtlama getiriliyor diye düşünüyorum yanlış mı düşündüm bilemedim ama bence böyle. İşin başka yönüne bakacak olursak biz bu kişilerin hatırı sayılır kişiler olduğunu nereden bilebiliriz. Ben bunu sadece Allah’ın bileceğini düşünüyorum. Diyorlar yaşantısına bakarsın vs vs. Sen kalbini nerden bileceksin? Belki hatırı sayılır dediğin kişide kibir, haset, kıskançlık gibi duygular var. Bunu bilemeyiz ki biz. Kaldı ki onlara göre takvada üstünlük, manevi yücelik neden babadan oğula geçiyor böyle bir sınır mı var? İnsan düşününce hem gülüyor hem üzülüyor. Nasıl inanabiliyoruz böyle şeylere? Allah celle celaluhu gerçekten ne kadar sabırlı yapılanlara karşı..

  18. Öner Sirma Says:

    ” Gerçek dua O’nadır. O’nun dışında yalvarıp durdukları ise onlara hiçbir şeyle cevap veremezler.
    Onlar olsa olsa ağzına su gelsin diye iki avucunu açana benzer ki, o, ona gelmez. Kâfirlerin duası hep bir sapıklık içindedir…”

    Rad Sûresi 14. Âyet

  19. TC Sinem Aksüt Says:

    Allah razı olsun hanımefendi

  20. Ayse sibel Says:

    Saliha Hanım, yazınızı okudum.Peki,günümüzdeki müşrikler Allahla aralarına kimi koyuyorlar? Kimden yardım isteyip ,kimi ortak ediyorlar? Hani şu hoca dedikleri türbelere gidip ip falan bağladıkları kişileri mi?

    • Tevhid Says:

      Sorunuzu Saliha Hanıma sormuşsunuz ama evet birçok hurafeyle birlikte içine girilen Şirkin vehametini anlatıyor o Türbeler. Yaratıcısının Allâh olduğunu bilerek başkası aracı olarak koyulsa bile bu Şirk oluyor zaten yukarıda ki yazıda da belirtilmiş çünkü Müşrikler de yaratıcının Allâh olduğunu biliyorlar ama aracı koymaktan da geri kalmıyorlar.

      Başı dara düşünce Himmet Ya Ğavs, Yetiş Ya Ğavs, Yetiş Ya Falanca Filanca demek âyetlerle de sabit olduğu üzere Şirktir. Ben nasıl olsa Müslümanım diyerek Şirkin içine giremeyiz. Cehennem herkes için var ve Âlemlerin Rabbi olan Allâh bizim kendisine ortak koşmamamızı istiyor.

    • Saliha Yildiz Says:

      Ayse kardesim, tevhid nikli kardesimizinde yorumunda bahsettigi fiiller hep araci edinmedir. Sirk kosmanin cesitleri coktur kardesim. Siz sirkin ne oldugunu iyi kavrarsaniz, hangi ortamda, nasil, ne sekilde sirk kosuldugunu yasadikca, sahit oldukca kolaylikla farkedersiniz insaAllah.
      Birde gercekten söyle bir yanilgi varki, müslüman olununca ayni günümüzdeki milletvekillerinin dokunulmazligi gibi, ne yaparsa yapsin imanina zarar vermez saniyor insanlar. Ama bu cok büyük bir yanilgi. Insanin tevhid ehli olabilmesi, yani tevhidi tam manasi ile gerceklestirebilmesi icin Allah’i tüm isim ve sifatlarinda birlemesi gerekiyor. Ama müsrik olabilmesi icin sadece bir konuda sirk kosmasi yetiyor. Bir konuda kosulan sirk diger tüm güzel amelleri iptal ediyor. Rabbim bizi böyle olmaktan korusun. Amiin.

  21. Tevhid Says:

    Âlemlerin Rabbi olan Allâh razı olsun çok güzel bir yazı olmuş.
    Himmet ya bilmem ne, Yetiş ya bilmem ne diyenler Müslümanız diyerek kurtulabileceklerini sanıyorlar.
    Bu kadar açık uyarılar varken atalarının yolundan gidenler yada kendi uydurdukları yolda gidip başkalarını da sürükleyenler ne kadar büyük vebal alıyorlar ve bunu da hiç düşünmeden kendilerinin tamamen doğru yolda olduklarını söylüyorlar.

    Rabbimiz ne güzel uyarmış;

    O gün yüzleri ateş içinde çevirilirken: ” Ah keşke Allâh’a itaat etseydik, peygambere itaat etseydik !” derler.
    Yine derler ki: ” Ey Rabbimiz ! Biz beylerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yanlış yola götürdüler.”

    Ahzab Sûresi / 66-67. Âyetler

    Âlemlerin Rabbi olan Allâh, ayaklarımızı kendi yolunda sabit tutsun.

  22. Fadime Says:

    Aleykum selam saliha abla. Paylastigin bilgilerin icin Allah senddn razi olsun. Diger yazilarini 4 gozle bekliyorum. ) kendine iyi bak. Selametle…

    • Saliha Yildiz Says:

      Allah sendende razi olsun kardesim. Dua et Rabbim yardimcim olsun.

      • jale Says:

        Allah yardımcın olsun kardeşim …Aleyküm selam …Dularımdasın …Maaşallah ne güzel bir yazı olmuş …Yorumlarıda okumaya çalışıyorum ama çok birikmiş, kaç gündür uzağım buralardan …Fazla yazamıyorum hepiniz dualarımdasınız selamlar Cahidecim …

        • Saliha Yildiz Says:

          Amiin canım. Yokluğun çok hissedildi burda. Ben Jale kardeşimiz nerelerde diye düşünüyordum ki, başka kardeşlerimizinde yokluğunu farkedip Cahideye sorduğunu gördüm. O senin biraz dinlenmeye çekildiğini yazmış. Ne durumda ve hangi duygu yoğunluklarının içindesin bilmiyorum Jalecim ama Rabbinin seninle olduğunu ve O’nun bizi asla yalnız bırakmayacağını unutma kardeşim. Rabbim tüm işlerinde kolaylık versin. Amiiin.

          • jale Says:

            Canım benim , yokluğum farkedildi demek , ne mutlu bana …benim sanırım biraz vücut kimyam bozuldu halletmeye çalışıyorum inşaAllah …şirkle ilgili ikinci yazınada yorum gönderdim ama uzay boşluğunda kayboldu heralde 😉 Allaha emanetsin canımcım …yazarım yine inşaAllah…

  23. hatice Says:

    ALLAH SİZDEN RAZI OLSUN.SALİHA hanım, iki cihanda RABBİM yüzünüzü güldürsün.selam ve dua ile


Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: