Ne Gerek Vardı?

Her şey modernizm sevdasıyla başladı. Geleneksel kıyafetler insanlara çirkin olarak gösterilip, dar ve küçük kıyafetler giydirildi bedenlere. Öyle dardı ki bu kıyafetler, ne rahat oturabiliyor, ne de rahat hareket edebiliyorlardı…  Uzun ve geniş elbiseler yerine kısa ve dar etekler, şalvar yerine daracık pantolonlar…

Moda denilen illet, kapitalizmin çocuğuydu ama kimseler anlamadı. Ortak çalışır, ortak kararlar alırlardı onlar… Moda allı pullu bir vitrin, kapitalizm ise pahalı bir pazardı…

Eskiden yer minderlerine sere serpe oturanlar, bu dar kıyafetlerle yer minderlerine oturamaz oldular. Ne yana dönseler bir kıyafet engeliyle karşılaştılar… Oturdukları yer biraz daha yüksekçe olsa daha rahat ederlerdi. Bu sebepten önce sedirleri, sonra kanepe, koltukları fikr ettiler…  Minderler gitti, yerini kanepeler, oymalı koltuklar aldı…

Koltukta oturulup yemek yemeyi denediler olmadı… Yer sofraları alçakta, gönülleri yüksekte kaldı… Şöyle yukarıda bir alet olmalıydı. Masa koydular adına.  Masaya oturmak için ayrıca sandalyeler, sandalyelere kılıflar, masalara örtüler, örtülerin üzeri tozlanmasın diye naylon örtüler, üzerine vazolar, vazoların içine sahte çiçekler… Perdeye uygun masa, masaya uygun halı… Eşyaya uydurulmuş hayatlar…

Herkes yemeğini kendi önünde yesin diye iç içe sehpalar yapıp sundular evlerimize…Haliyle kişiye özel tabaklarda olmalıydı. Kasesi ayrı, pasta tabağı, yemek tabağı, servis tabağı ayrı. Bu takımlar çok yer kapladığı için icad edildi vitrinler, yemek odası mobilyaları, hiç kullanılmayan aksesurlar için gümüşlükler, konsollar… Hepsini temizlemek için ayrı ayrı deterjanlar…

Tüm bunları almaya erkeklerin kazançları yetmedi. Daha çok para lazımdı. Anneler hem anne, hem baba oldu… Çocuklar azaldı, eşyalar çoğaldı evlerde…

Ne gerek vardı yani, ne gerek vardı!? Yer sofrasına bağdaş kurup oturmak, aynı tabağa kaşık sallamak varken ne gerek vardı iç içe geçmiş sehpalara, bol ayaklı sandalye ve masalara, ayrı ayrı onca tabağa ne lüzum vardı?

İki tane raf bütün kap kacağı almaya yeterken, ne gerek vardı sıra sıra, kat kat dolaplara?

Söyleyin ne gerek vardı dünyaya bu kadar kul olmaya? Basit ama huzurlu bir hayat yaşamak dururken, ne gerek vardı eşyaya hizmetkar olmaya? Elin sözüne kulak tıkamak varken, el için yaşamaya ne gerek vardı? Ne derler sözüne bir ömür harcamaya ne gerek vardı?

Cahide Sultan

Yazılarım kategorisinde yayınlandı. 131 Comments »

131 Yanıt to “Ne Gerek Vardı?”

  1. caksit Says:

    sitenizi uzun süredir takip ediyorum ilk defa bu gün yazmak nasipmiş konuyla ilgili bir köşe yazısı paylaşmak istedim

    Dağınıklık
    Bir kere, şuradan başlayalım.Kanaatsizliğinden.

    Ruhunu kara bulutlar gibi kaplayıp kasvet yağdıran daraltının bir nedeni de, bu kanaatsizlik. Kanaatsizliğin müsebbibi aşırı ihtiyatın, aşırı ihtiyatın müsebbibi biriktirme hastalığın.

    Bir bak, mesela çekmecelerine… Dolapların kapaklarını şöyle bir arala. Evinin odalarını bir baştan öteki başa bir de bu gözle dolaş.

    İstiflenmiş bir hayat göreceksin mutfak dolaplarında, şifonyerinde, gardırobunda.

    Belki bir gün lazım olur, diye bir türlü “elden/gözden çıkaramadığın” eşyalar mezarlığı ile karşılaşacaksın oralarda. Bir gün bu dünyanın seni elinden çıkaracağını, o gün sen de sana ait sandığın her şeyin elinden kayıp gideceğini bile bile bak onlara.

    O, “bir gün lazım olur” günü gelmeden öleceksin.

    Kullanılmadan öylece duran her eşya insanın ruhunu ağırlaştırır.

    Onca eşya ölüsünü sırtlanmış nereye gidiyorsun?

    Bir düşünürsen, en çok hangi ruh halindeyken mutsuzsun diye, onca göstermelik yanıt arasından çıkagelir tek bir sahici cevap: “Bir işe yaramadığımı hissettiğim zamanlar, kendimi en mutsuz hissettiğim zamanlar.”

    Ruhuna bulaşan sandık lekesi

    Bil ki, bir gün kullanılmayı bekleyen atıl eşyaların üzerine sinmiş o karartı senin de ruhuna bulaşıyor. Sandık lekesini, hangi deterjan hangi kuru temizlemeci çıkarabilmiş ki şimdiye kadar… Peki sen onlardan ruhuna bulaşan bu sandık lekesini nasıl çıkaracaksın?

    Şimdi hayal et.

    Sen ölünce arkanda bıraktıklarına ne olacağını gözünün önüne getir bir.

    O istiflenmiş eşyaları kim elden çıkaracak ardından tek tek?

    O dağınıklığı kim toplayacak sence?

    Ölmeden önce ölecekmiş gibi yaşa ve bu işi ölümden sonra başkasına bırakma.

    Onları “at” diyemem, onları “elinden çıkar” diyebilirim.

    İnan, ruhun büyük bir yükten kurtulacak.

    Gelelim israflı bir hayatın biçimlendirdiği evine.

    Eşyalarını tek tek kontrol et ve şunu sor: Hangilerine gerçekten ihtiyacım var diye, hangilerini “hoşuma gitti” diyerek aldım?

    Cevap can sıkıcı değil mi?

    Bir anlık nefsani bir almanın hazzı uğruna, evini bir mezarlığa dönüştürdün.

    Unutma ki, ihtiyacın olduğundan değil de nefsine haz yaşatmak uğruna evine getirdiğin her eşya yaşadığın alanı; tıka basa dolu mekân da ruhunu daraltıyor. Sonra da duvarlar üstüne üstüne gelmeye başlıyor, bu ev beni sıkıyor, nefes alamıyorum diye şekvaya başlıyorsun.

    Evin nefes alamıyor ki sen alasın.

    Takvim yapraklarına bir bak.

    Kainattaki düzen ve intizamı, nizamı göreceksin.

    Hiç şaşmayan bir hayat var bizi kuşatan.

    Takvim yaprakları, bize hiç şaşmayan bir nizamın delilidir. Mutlak Varlığın “Munazzım” isminin tecellisidir o yapraklar.

    Sonra, Mülk Sûresi’nin üçüncü ve dördüncü ayetine kulak kesil.

    “Yedi kat göğü birbiriyle tam uyum içinde yaratan O’dur. Rahman’ın yaratmasında hiçbir nizamsızlık göremezsin.

    Gözünü çevir de bak.”

    Hadi, gözünü çevir de bir bak. Sonra şu sorunun cevabını ver: “Herhangi bir kusur görebilir misin?”

    “Sonra tekrar tekrar gözünü çevir de bak, gözün bir kusur bulamadığından, eli boş ve bitkin geri döner.”

    Sonra da çantanı açıp oradaki karmaşaya bir bak. Telefon, adres, not kâğıtları, alışveriş fişleri, faturalar ve broşürlerle dolu çantanda nizamsızlığın hamallığını yaptığını gör.

    Ya da masana nazarını sal.

    Hatta karşında açık duran bilgisayarının masa üstündeki oraya buraya atılmış darmadağınık duran program uygulamalarına, dosyalara bak.

    Masanın üstü dağınıksa zihninde düzen arama. Boşu boşuna zihninin bir intizamla işlemesini bekleme.

    Gardırobun karman çormansa bil ki ruhuna da bulaşmıştır bu.

    Şimdilik şuraya koyayım da sonra kaldırırım dediğin eşyalar aylardır koyduğun yerde durmuyorlar mı? Onlara baktıkça içinde bir bıkkınlık hissi uyandırmıyor mu?

    Hadi dürüstçe söyle.

    Odanda neyin nerede olduğunu zor buluyorsan, zihninde de neyin nerede olduğunu zor bulursun.

    Hayatın dağınıksa, zihnin haydi haydi dağınıktır.

    Munazzım isminin tecellisine mazhar olmak

    Tamam, sana demiyorum ki düzen, intizam abidesi ol, hayatlarını her an eşyalarını düzenlemekle geçiren, geçici dağınıklıklara bile tahammülü olmayanlardan ol.

    Mutlak Varlık, “Munazzım”dır, düzeni ve intizamı, düzenli ve intizamlı olanları sever.

    Hemen kolları sıva.

    O’nun Munazzım isminin tecellisine mazhar olmak için ama.

    Yoksa, düzenli ve intizamlı olmak da boşuna bir eyleme dönüşür bu dünyada.

    İşte böyle nefsim.

    Dağınıklığın bir başka çeşidi daha var ki, o da öbür haftaya kalsın.

    Mustafa Ulusoy (Zaman)

  2. TugbaM Says:

    o kadar güzel yazmışsınızki Aallah sizden razı olsun

  3. naime Says:

    selamun aleyküm cahide abla
    eşya saplantısına ben de çok karşıyım.geçen evime birkaç arkadaş geldi.evin ferahmış dediler.aslında evimiz küçük.ben de bizde eşyaya kölelik yok o yüzden ferah duruyor dedim.yemekleri ayrı tabaktan yiyoruz.bence ayrı da olmalı.çünkü yok boğaz enfeksiyonu yok grip hastalık bitmiyor.ayrıca kimi tuzsuz yiyor,kimi tuzlu,kimi acısız,kimi bol baharatlı…..ama sofrada her kişinin önünde bina gibi üst üste yığılı tabaklar ve yanyana dizili kaşıklar,çatallar olmuyor.eğer bir evde bir eşya 6 ay boyunca hiç kullanılmıyorsa bir ihtiyaç sahibine verilmeli,evde tutulmamalı diye düşünüyorum.
    ALLAH’a emanet ol.

  4. Aksa Says:

    ALLAH c.c razi olsun ne güzel anlatmissin abla…Ne güzel okunuyor..Hikaye gibi yazmissin ama ayni böyle de hikayelerle de uyutuyorlar bizleri,icerigi farkli hikayelerle…Esyalara köle yapiyorlar..Gecenlerde artik kanepelik yapamayacak hale gelen kanepeleri degistirdim ama evvelinde burda türk magazasi var ordan almaya niyetlendim inan abla söyle sade birsey bulamadim,elim bos ciktim…Ne kadar cafcafli,süslü,tasli hersey..Inan yabancilarin koltuklari bu kadar degil..yurtdisinda yasayan kardeslerim iyi bilir…Yabanci sevimliligi yaptigimdan degil halimize aciyorum gercekten..
    Rabbim gözü tok olanlardan eylesin insaALLAH,amin…

  5. Sevdenur91 Says:

    ne kadar doğru canlarım ne kadar doğru.ablam ”anneler hem anne oldular çocuklarına hem baba oldular” bu cümleni okuyunca aklıma geldi.ehli küffar zamanında babalarımızın maaşlarını kesip kısmış ki bu maaş aileye yetmesin iki kişi çalışmak zorunda kalsın… bu ikinci kişide annelerimiz.:(( ki bu durumda ahlak, toplum baştan bozulmaya başlıyor.Zira belirli ölçüler çevresinde çalışmak zorundasın…
    çok uzun yazamıycam ama bütün yazdıkların kelimesi kelimesine doğru ablam.Rabbim razı olsun.kalemine , yüreğine güç kuvvet versin.Seni korusun.

    • nilgün Says:

      Ben yazınızda “Ehli küffar” diyerek neyi kastettiğinizi anlayamadım, açıklayabilir misiniz? Şahsen benim babamın emekli maaşı halen yetmiyor, sebebi de kira ödüyor olmaları, yani ben çalışmazsam annem babam sokakta kalır. 70 yaşında bir babam var annem ev hanımı ben evliyim ve çalışıyorum, şu an çocuk bile düşünemiyorum bu sorumluluklardan dolayı. Zamanında yapsalarmış diyebilirsiniz ama yapmadıkları için Allah’a şükrediyorum, devletin malını çalıp sonra vergisini ödedik diyerek ardından bir seçim öncesi tapu affıyla ev sahibi olacaklarına haramdan sakındıkları için şükrediyorum. Zira bu şekilde ev sahibi olan yurttaşlarımı esefle kınıyorum.
      Anlayacağınız halen kadın çalışmadığında kira ödeyip büyük şehirde yaşamak imkansız, maalesef bir köyümüzde yok. İstanbul da 100 senedir ayakta kalma çabasındayız. Yazılanları okuyunca kimi yorumlara çok imrendim ama çalışan kadın her daim Türkiye’nin gerçeği olacak.

  6. HaZaN38 Says:

    Yazıyı okurken bi an çocukluğuma gittim…Eşyaların az mutluluğun çok olduğu yıllarıma 😦 Bulgur pilavının pişip bütün kardeşlerimle annemle babamla oturduğumuz basit ama o lezzetli soframıza …Cahide ablacım öyle etkiledi ki bu yazı beni 1 dakikada çocukluğuma döndüm 😦 Yazılarını çok beğeniyorum…Rabbim razı olsun..

  7. muberra92 Says:

    valla ben kendi evimdende içindende hoşlanmıyorum yalana lüzum yok içindeki eşyalarla 2 ev rahat döşenir okadar lüzumsuz ve bir çoğu aksesuar olan eşyalarla dolu …. Temizlemesi bakımı beni çok yoruyor ve nefret ediyorum … kendi odamda bile bana yer yok bizim evimizde bizden çok eşyalar kalıyor namaz kılamyı artık geçtim hareket bile doğru düzgün edebilmiş değil bu zamana kadar neye elimi atsam ya çarpıyorum yada kırıyorum elimde değil bir sehpanın üstü çiçek biblo dolu … Ama gelin görün ki kararları ben değil önce aannem sonrada babam veriyor ”kendi evinde at koştur burası benim evim sana laf düşmez karışma herşeye” Deniyor koyuverdim gitsin yani ben yıpranıyorum. suan tezgahın üstü bulaşık dolu yerler kırıntı dolu yapmayacağım ne yaptığımı takdir eden var nede saygı duyan üsteilk bir eşya benden daha değerli kırıldımı bozuldumu kıyamet kopuyor evde.. .. Ne gerek var değil mi… her odada birer tv olmasına 2 bilgisayar olmasına… 1.500 milyarlık fofgraf makinasına… Diplomaya…. hergün aman su kursa git niye zayıf aldın su kızın senden yüksek aldı ne farkı var denmesine… yada ne gerek var kimin ne hissettiğine dopdolu evlerde allahın rahmetini aramaya… Bomboş geliyor bana hepsi inanın hiç eskimiş su modelmiş …. surda diplomaymış… paraymış … sunun girdisi bunun götürsüymüş umrumda bile değil….. Birgün beni bu evden dört kişinin 2 metrelik bezle sarıp bir metrelik çukura dolduracaklarını bildikten sonra bu egoist insanların gözlerini para bürümüş şerefini onurunu beş kurusa satanların dini sadece amaç değil araç olarak görenlerin herşeyi işine geldiği gibi yaptığını bildikten sonra inanın ne üzülmenin ne tasalanmanın ne gereği var ?

    Bırakın dünya onların olsun her yerde elleri kolları olsun banka hesapları dolsun tassın vicudları meydanda olsun sereflerini bir dakikada sakız gibi ucuza versinnn ….. ama ahirette bizim olsun … boşverin mobilyayı 84 parça çatal bıçak takımını… led ekranlı televizyonu… kendi evinizde yalnızken allahı anamıyorsanız kıraat salonlarında kuran dinlemenin faydası yok .. kendi evinizde bir metrelik yere seccade sığdıramıyorsanız beş vakiti camide kılmanız bir anlam taşımıyor.. Allah biliyor ki orada hata yapmayacağınızı sizi evlerinizde görmek istiyor …. dört duvar arasında yada banyoda çıplakken ki halinizle nasıl müminsiniz bunu bilmek istiyor yoksa başınıza örtü örtüyorsunuz evlerinizde son moda pahalı eşyalar var hergün ozonluyorsunuz evi ama beş vaktimi kılarım arkdas kuranımıda dinlerim diyorsanız bunlar merifet değil sizin yaptığınızı herkez yapıyor.. şeytan hergün parmağında çevirip duruyor siizi farkında değilsniz… sizler evinizde iyi bir eşsseniz iyi bir evlatsanız iyibir müminseniz… işte ozman cennet sizindir… Evleriniz moda kapağı,tıbbi labaratuar değil kıblegahınız olsun..

    Nuraddin yıldız hocamızın çok güzel bir sohbeti var bununla alakalı burada video nasıl ekleniyor bilmiyorum bilseydim paylaşacaktım ”EN YAKIN CENNET EVİNİZDİR” lütfen bu sohbeti dinleyiniz evinizde maddi manevi çok fazlalık olduğunu fark edeceksiniz sizi seviyore öpüyore canlar

    • muberra92 Says:

      İnşallah birgün şurda güzelce yazdığım imlalı noktalamalı rahatça anlaşılabilen bir yazımı göreceğim ölmeden bir kere göreceğim inanıyorum yanı 😀 allah büyük 😀

      • aylin Says:

        müberracım şimdi salonu yada diger odaları bırak artık banyoda bile evrim geçirdi duşa kabinden tut jaluzilere kadar orada bile çiçek biblo vs….. var banyo demeye bin şahit gerek

  8. sessiz yolcu Says:

    Ey insanlar; Görüyorum ki´ Evleriniz Rum Kayserin evlerine `;Lükse hayranlığınız Kisra nın tutumuna ;servet peşinde koşmanız Karun un anlayışına ;Saltanatınız Firavunun saltanatına ;Nefisleriniz Ebu cehlin nefsine ;Gururunuz Ebrehe nin gururuna ,Yaşayışınız sefihlerin yaşayışına benziyor . ALLAH için söyleyin bana=MUHAMMEDİ OLANLAR NEREDE?

  9. Hasret Says:

    Cahide’m yine damardan enjekte etmiş tedavisi sonuc verir eğer kişiler üzerinde tedavi vermezse başka hastalıklarda buluşmak kacınılmaz olacak gibi görünüyor…Bugün dersimde Tekasür ve Maun süresi vardı.Tekasür süresi de bu konuya ne güzel bağlantı yaptı.Allah hiç yarattığını bilmez mi dedirtti mal makam çocuk hırsı biriktirdikçe biriktirme sevdası hatta öyle ki övünmek bu övünmeler mezarlıklara kadar gitmesi mezar taşlarının bile fakir zengin ayrımı yapması ne feci bir durumdur ki bu feci durum ölüm gelecek ahiret var diyen Kur’an vahyine kulak tıkamak oluyor ki o zaman yediğiniz içtiğiniz giydiğiniz her bir nimetten sorulacaksınız Hadiste:Rasulullah bu ayeti okur ”Ademoğlu malım malım! der oysa yediğinden çıkardığı kadar dır giydiği eskittiği kadardır sadakası ise verdiği ve artırdığı kadardır yani kişi ne kadar yiyebilir kişi ne kadar mağazanın kıyafeini giyebilir kişi onca evin eşyasını almaya ve temizlemeye ne kadar gücü yetebilir
    evinde aclıktan cıkan Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Ebu Bekir ve Ömer radıyallahu anhuma onlrla kapıda karşılaşıyorlar aynı dertten olan bu mubarekler ensarın evine giderler orada hurma soğuk su ve kesilmiş koyunu yerler ve kalkacaklrında Rasulullah aleyhi ve sellem bizler buraya evimizden cıkaken ac cıktık şimdi ise tok olarak gidiyoruz bundan sorumlu olacağız der…her bir nimetin sorulması bu nimetleri nerde niçin nasıl harcandığıdır yerde yemek yemişsin ama yanında ki komşun aç yatmış ruhun duymamış.(miskini doyurma emri çiğnenmiş)evinde mobilyaların olmuş bankaya onu alacağım diye gırtlağa kadar faize girmişsin(faizin haramlığını inkar ediyorsun)Allah’a ibadet edeceğin nefesi vücudu temizlik illetinde bitirmişsin…daha niceleri var Uzatmayayım herkes her şeyi bal gibi biliyor ama üzülerek söylüyorum dünyanın çekiciliğine kendini balıklama attı ve çok ta memnun kaldı ne kadar serzenişte olsa da Yazık!Sen affedicisin affı seversin bizleri de affet!:( Fiemanillah

  10. Canan Cevat Says:

    Her kese hayırlı gunler. Cahıde ablam yazın çok guzel okuyunca kendı hayatımdakı ne gerek vardı sorusunu sordum ama cevab bulamadım. Çok şükür sade bır hayatım var. Bır göz odada dört kışı yasıyoruz hıc esyam yok , 9 yıldır evlıyım bayramlardan başka ıkı cesıt yemek yaptığımı hatırlamıyorum.Amma kendı dünyamda çok mutluyum. Insanın ahlakı kalbı guzel olmalı evmıs esyaymıs bunlar laf.bunlardan daha guzel seyler var.

  11. hülyamız=) Says:

    birgün annemizin yanına, ziyaret maksadıyla hazreti cabir (radıyallahu anh) gelmişti. annemize,
    ”şu elbiseni değiştirsen” dedi. çünkü annemizin üzerinde olan elbise yıpranmış ve bazı yerleride yama ile kapatılmıştı. ancak annemiz onun gibi düşünmüyordu ve dönüp cabire şöyle dedi,
    ” birgün rasulullah(sallalahü aleyhi ve sellem) bana, şayet bana kavuşmayı murad ediyorsan, kullanılamaz hale gelmedikçe elbiseni değiştirme ve bir aylık yiyeceğinden fazlasını düşünüpde saklama gayretine girme. tembihinde bulunmuştu. şimdi ben, rasulullaha(sallallahü aleyhi ve sellem) kavuşacağım a na kadar o nun bana emrettiği çizgiyi hiç değiştirirmiyim?”
    annemizin yaşadığı odacığın duvarları toprakla sıvanmıştı. ayağa kalkan herkesin elini değdirebileceği tavanı, hurma lifleriyle kaplıydı. yağmur suyunu geçirmemesi için çatısı yünle kaplanmıştı. sac veya ar’ar denilen ağaçtan yapılmış tek kanatlı bir kapısı vardı ve bu kapı, hayatı boyunca hiç kimseye ve hir bir zaman kapalı kalmamıştı.
    o odacığın genişliğini anlatmak için annemiz bir gün şunları anlatmıştı,
    ”benim uyuduğum sıralarda şayet rasulullah namaza durmuşsa secdeye gideceği zaman eliyle ayaklarıma dokunur, bende onları toplardım ve rasulullah ancak o zaman secdeye gidebilirdi”
    bu odacıkta sadece, bir sedir, bir hasır, içi lifle doldurulmuş deriden bir yastık, askıda duran bir deri, su ve hurma koymak için bir kap, su içmek içinde bir kase vardı.
    evde geceleri aydınlatacak bir lamba bile yoktu.
    yiyecekleri olduğunda sofraya birlikte oturur aynı kaptan yerlerdi. sofralarında mutlaka bir misafir bulunurdu.
    bu bilgileri öğrendikce kendimden çok utanıyorum.
    birde merak ediyorum, eskiden herkes aynı kaptan yemek yermiş, bizim çocukluğumuza kadar bu böyleydi. ne hijyen kuralları vardı, ne tiksinme vardı. o sofranın tadı çok başkaydı. bu şartlar içinde şimdiki görgü kurallarına göre hijyenden yoksun olan bu sofralarla niye insanlar daha çok yaşıyordu. şimdi hijyene çok önem verildiği halde niye bu kadar çok hastalık var? niye insan ömrü bu kadar kısaldı?
    demek sorun hijyende değil, yediğimiz gıdalardaymış..

    • aylin Says:

      eskiden insanlar başkalarının degişi ile hijen içinde değildi ama emin olun şuanki pek çok insandan daha sağlıklıydı şimdiki anneler çocuklarının üstüne okadar düşüyorki çocuk vucudu mikrop tanımadığı için hassas ve sürekli hasta ve doktordan çıkılmıyor

  12. aspasya11 Says:

    yüreğine sağlık canım..okurken bile ferahladım..mütevazi döşenmiş evlere gidince öyle huzurlu hissediyorum ki çıkasım gelmiyor..müze gibi evlere gidince de tam tersi hissediyorum..hepsi birbirine benzer evler şatafatlı eşyalar..bizde evlenirken gereksiz eşya istemedik ama yinede salon takımı herşeyiyle alındı..bende bir kaç sene sonra vitrini kitaplık yaptım..yazın herkes evde olduğundan salonda yerde yiyoruz..kışın mutfakta masada..bende elimden geldiğince uğraşıyorum eskiyi uygulamaya..ana yemeği yaptığım gün yanına pilav yapmamaya çalışıyorum..yemek artarsa ertesi gün yanına pilav ya da çorba yaparak takviye ediyorum..Kullanılmayan eşyam yok ama okunmayan cilt cilt kitaplarımız var..sürekli yenilerini aldığımızdan eskileri okumaya fırsat olmuyor..okunmadığı için onlar bile gözüme fazlalık görünüyor..

    • Belgin Says:

      Serpilciğim sana katılıyorum canım,ben de 11 senelik vitrinimi kitaplarım için almıştım,Türkiye ye geldiğimde bavulla kitap getirmiştim;vitrinin camekanlı yeri de kitap dolu.Artık eskisi gibi değil,internetten de ısmarlıyordum ta ki geçenseneye kadar;sonra dedim ilk önce bir hepsini okuyayım.Yoksa ev kütüphane olacaktı :)Bu da benim hastalığım herhalde :(Ama şu sıralar hiç okuyamıyorum :(Yemek konusunda da bizde tek çeşit vardır.Sulu yemek olursa eşim ve çocuklar ekmek yerine makarna ya da pilavla severler :)Elhamdülillah halimize.Rabbim herkesin yardımcısı olsun amiiin.

  13. züleyha Says:

    selamlar olsun cahide abla istanbul göbegınde oturuyorum ve Şalvar gıymeyı sevıyorum halada gıyıyorum bakkalda yerı geldıgınde sokakda bına ıçınde anneme dıktırıp getırtıyorum ama gelın görun kı benım basımada geldı çok yakınım açık bırı bana dedıkı ben onu ayagıma dahı sokup dısarı çıkmam dedı benı asağıladı ışte oda daracık eşofmanla gezenlerden gelde bunlarla aynı çatı altında yaşa dedi
    n ya abla akraba degıl akrep dıye bır yazında aynen o dönemdeyım ama sabır sabır sabır 🙂

  14. elifzeynepabdullah Says:

    oldum olası sadeliğin hayranıyımdır, hatta çoğu şeyde , bir tek kitaba, yazıya, dergiye , bilgiye, derse, sohbete, samimiyete , hakiki dostluğa bir de çocuklarıma açımdır , çocuklar bir şekilde büyür, biraz da kendini düşün,artık giyme, kullanma at şunları, değiştiremiyorsan kabullen kendini yıpratacağına, onlar öyle şu görüşlerini her yerde söyleme çünkü herkes bildiğini yapar duyduğum laflardan, ama ben kırılmamayı da öğreniyorum sorun yok yani,.
    biz de herkesin yediği çoğu şeyi ortada bir tabaktan yeriz, hatta çocuklarım öğrenmişler, bereketi kaçar demi 🙂 derler , masa evde yok zaten ama bazı ortamlarda abartılı masalarda ve çeşitlerde geriliyorum doğrusu, uygun ortam olursa çocukları önden doyuruyorum ama yine de masaya gelirseler döküp seçerler diye tedirgin oluyorum.
    bir de ayıp ediyor muyum bilmiyorum çok yakın akrabama yada arkadaşıma misafir gittiğimde masa ya da sehpa koyacak olsa nazım geçiyorsa tabi koymamasını rica ediyor bir sofrabezi , sini koy çocuklarla daha rahat ederiz diyorum, ve rahat oluyor sanki.
    yüreğine sağlık ablam yani çok çok güzel bir yazı, ilk okuduğumda ağlamaya başlayınca, kafamı toparlayıp şimdi tekrar okudum. Rabbimin razı olduğu kullardan oluruz inşaAllah hepimiz . amin

    • aylin Says:

      demekki yalnız degilim benim mutfağımda masa var ama hiç üstünde yemegiz sineye koyar yerde örtü açar ailecek tek tabak yeriz geçenlerde bir tanıdık çocuklarına masada yemek yemeği öğret daha iyi edersin dedide onu umursamadım sanki masada yemek yeyince samimiyet yokmuş gibi geliyor aile de sıcaklık olmuyor ben ve eşim yerde yemek yemeği severiz yemeye gelen aileden olan misafirede yerde yemek yediririz

      • Cahide Says:

        Evet bende masada yemek yiyemiyorum. Eski kafalıyım, mutluyum 😉

        • Cahide Says:

          Nevin kardeşim yorumunuza çok üzüldüm inanın. Aslında bazen kime nasıl hitap edeceğimi de bilmiyorum. Çak samimi konuşmamı yanlış anlayabilirler mi diye düşünüyorum. Asla sizi ayırmak, ötekileştirmek gibi bir niyetim yok. Sorgulamanız beni rahatsız etmiyor kesinlikle. Ben yazar ismi vermediğinizi görünce vermek istedim. Eğer sizi kırdıysam hakkınızı helal edin lütfen. Yaşınız kaç onu da öğrenirsem, nasıl hitap etmem gerektiğine karar verebilirim.

        • Hasret Says:

          Nevincim duan için Amin teşekkürler evet güneşi sağ elime verseler ve kafirun süresini dün işledik tam yerinde oldu sağ olasınız huyunuz kurumasın ilim meraktan gelişir merak her daim iyidir merak etmezsen bananelerle olur insan hayatı ve bir şey öğrenmeden gider ama merak eden insan bulur hakikati varsın eşiniz öyle desin benim de kızlarım derler bana:)

  15. Zeymuran Says:

    Canım 🙂 BELGİN kardeşim demin yorumunu aceleden okumaşmıştım hadis verdiğin için ALLAH razı olsun 🙂 her zaman duam şöyledir 🙂 ALLAHIM zekatını veremeyeceğim maldan sana sığınırım amin 🙂 birde RABBİM bizi amellerimizle değil rahmetinle yargıla ALLAHIN SELAMI VE RAHMETİ ÜZERİMİZE VE ÜZERİNİZE OLSUN

    • Belgin Says:

      Zeymuran kardeşim amiin,Rabbim senden de razı olsun canım.Ne güzeler dualar bunlar…Fiemanillah..

  16. Nesrin(ne.se) Says:

    Selamun aleykum. Ogluma simdi dediklerini Cahide de yazacagim sana ne diyecekler bakalim dedim. Inanmiyordu yazdim. Tavsiyelerinizi bekliyorum. Masa var sandalye var ayri.tabak var. Tencerede pilav ve aksamdan kalan tavukta var elhamdulillah. Bu yazilari okurken hadi ders calis dedim okulda yiyor tam gun oldugu icin. Guzelmiydi guzeldi dedi ve yemis yemegini. oglum açım dedi, ders calis dedigimde. Soyledim bulunan yemegi. Ne derse begenirsiniz. Dogru durust yemek olsa yermis. Bazen o kadar akillica laflar eden cocuk nasil boyle soyledi aklim almiyor. Bende yiyorsan onlar var.su an. Yogurt ye sut ic begenmiyorsan ogun yemeklerini bekle o halde dedim. Baska bir sey hazirlamayacagimi soyledim. Ev tostunuda begenmez kasari kalin oluyormus 😦 Nasil basedecegiz bu cocuklarla genclerle bilmem. Cok sükürsüz olduk sanirım. Rabbim bizi ve cocuklarimizi dogru yola iletsin gozu gonlu tok eylesin insallah.

    • Cahide Says:

      Bizler çocukların çitasını çok yükseldik maalesef. Çok fazla nimet var ve onca nimetlerin içinden en iyisini bulmaya çalışıyorlar. Ben evimde %90 tek çeşit yemek yapıyorum. 2 çeşit yemek çok nadir yaparım. Buna karşın benim bile zorlandığım zamanlar oluyor…

      • Toprak Says:

        Bu akşam yemekte içtiği çorbayı, yarın öğlen de içince “3 gündür aynı çorba 3 gündür!” diyen şükürsüz biri varsa evde; ne yapmalı, nasıl sünnete uymalı …

        • muberra92 Says:

          En azından o çorbaya talim ediyormuş gülüm ne analar gördüm çocuğunu her öğle arası restorana götüren ” cocuğum kızarmış tavuk sevmiyor bilmiyormusunuz fırında getirin’ lütfen” diye zavallı asgari ücretle geçinmeye calısan garsonu anasına sövmüş gibi azarlayanları…… Sonrada baş edemezler ….

        • Toprak Says:

          Çocuk olsa bir şekilde eğilip bükülebilir Müberram ama geçmiş artık iş işten…

        • Hasret Says:

          elhamdulillah evlatlarım küçükken hiç bir zaman yaptığım yemeği yemezse ekstradan mutfağa gidipte yemek yapmadım bana cevremdekiler hep sen vicdansızsın derlerdi ben ise aldırmıyordum yaptığımın doğru olduğuna inanıyordum çocuk yemeyecek ve anne kalaksın mutfakta özel yemek yapsın yok öyle yağma her gün bir başka bir huy çıkacak pırasa lahana ıspanak kabak yani her çocuğun sevmediği yemekleri şimdi yiyorlar beni kınayanların çocukları secicidirler ellerinden bıkmışlar siz yaptınız diyorum şimdi de :)ha şimdi sevmedikleri tatlar vardır hiç olmazsa sorun olacak kadar değil hayır bunu yapma bunu pişirme ne ya işte sonra da bir kaç bacımız bu sayfalardaki yorumlarında serzenişte bulunuyordu eşim şunu sevmiyor ne yapacağım bir çare yemiyor ne yapabilirm diye…Neden anne çocuğunu öyle yetştir de eşlerine bela eder.Allah’ın da bunca nimetine nankörlük eder YAZIK!
          Bazı zamanlarda borçlanmalardan kemer sıkma diyorum bunu bile aşılıyoruz ki üzülsek bile :(şu anda duygulandım bir zamanlar okulda sabahın 8 den akşamın 4 kadar kızım neden paran var mı paran bitti mi diye her sorduğumda var diyen sadece tek simitle akşamı ediyor eve geldiğinde kurt gibi acıkmış sonra öğreniyorum ssiz gelin bana sorun hem duygulandım hem de şükür ettim böyle duyarlı olduğu için.Servis tabaklarım eksikti sadece 6 parca 12 ye çıkarayım dedim inanın bak almaya gittim maalesef evdeki tabağımın aynısı az kalmış abi de gelsin o zaman vereyim abla dedi kızım oh olsun dedi iyi ki de yokmuş dedi aradan 5 ay geçti hala almadım misafirlerim gelince de hiç sorun yaşamadım :)işte böyle çocuklarımıza örnek olalım ki eşi ile her sıkıntıda katlanabilme gücü bulsun…Yine uzatmışımmmmmmm yaa!fiemanillah

  17. Zeymuran Says:

    Selamun aleykum Gönül dostlarım Cahide kardeşim senin düşüncelerine fazlasıyla katılıyorum :)bizim evde masada yemek yenmez ve kendim hala alışamadım mutfağımda 5 sinim vardır yerde yeriz oruç da davetlerdede Konya ya ait herhalde 12 kişilik yer sofralarımız var onlarda misafirlerimizi ağırlarız 🙂 masa batıdan gelme bir adet herhalde avrupada kaldığım sürede sini kullanırdım ben köy çocuğuyum ve hiç gocunmadım 🙂 birde toplu yenilen yemek bereketleniyor tıpkı hadiste buyrulduğu gibi evimizde iki kanepem var lüks olarak Elhamdulillah yerde oturmak daha rahat mutfağımda bile yer minderi var insan hiç geçmişini unuturmu ben unutamıyorum ben gericiyim bazende düşünüyorum güzel eşyalarım olsada misafirlerimi orda ağırlasam diye bazı ları gibi salonumu kilitlemezdim herhalde batacak diye 🙂 Eşya hastalığı olan arkadaşlar mezarları ziyaret edin ki onlar nasıl yaşamışlar gözden geçirelim zenginde fakirde sadece bir top kefenle gittiler hepinizi çok seviyorum Konyada şu an ikindi ezanları çınlatıyor heryeri haydin felaha namaz kılalım ALLAHA hamdedelim ESSELAMU ALEYKUM VERAHMETULLAHİ VE BERAKATU

    • nilgün Says:

      Size çok imrendim ben bu söylediklerinize çok yabancıyım ama Allah razı olsun çok beğendim yorumunuzu.

  18. katre Says:

    bir misyonerin……… şu türkleri hiç anlamadım gitti eve vitrindir gümüşlüktür doldurmuşlar amma içinden hiçbir eşya kullanmazlar ……sözünü duyunca çok etkilenmiştim neye ne amaca hizmet ediyoruz farkındamıyız……elhamdulillah benim evimde ne masa ne vitrin ne gümüşlük var bana hiçbir zaman mantıklı gelmemiştir birde içlerini envai çeşit süslerle doldurmak….vaktin çokmuş gibi birde içlerini temizlemekle uğraş ooooooo hiç gelemem böyle sıkıntılı işlere ….bir tanıdığın sözünü hiç unutamam eşya sana hizmet etmeli sen eşyaya değil demişti şimdi çok hak veriyorum …evlenirken 5 çekyat ile yatak odası almıştık 8. senemiz 6 ev 2 şehir değiştik eşyalar haşat oldu. şimdiki aklım olsa 2 çekyatta bize yeterdi diye düşünüyorum .rabbim şükrünü eda ettirsin …..yemekte ise biz her öğün yer sofrasında yeriz sulu yemek ayrı pilav bir tabaktan hele 2 çocukla birde tatlı olurki yer sofrasının içtenliğini hiçbir zaman masa yemeğine değişmem …dostlarla yenen yer sofrasının sıcaklığını unutamam……..

  19. sade heceler Says:

    Geniş bir bakış açısı ile ince bir yorumlama örneği. Sonuç şu; gördüğümüz yanlışları ilk kendimize anlatmalı, kendimizi değiştirmeli, sonra hem hal ile hem dil ile etrafı uyarmalı, her konuda. İki dünyası olan bizler dikkatle davranmalıyız.

  20. sinem Says:

    Anlatım tarzınız çok güzel evet bizler de diğer toplumlar gibi hayatı kendimize nasıl zindan ederiz diye uğraşıyoruz.15 günde bir perde indirip yıkayan tanıdıklarım var sonra perdeler eriyince ay perde yenilemem lazım deyip dudak uçuklatan alışverişler yapıp eşlerinin binbir zahmetle kazandıkları paraları çarçur ediyorlar bunların hesabı nasıl verilecek.Evliliklerin ilk bir yılda yıkılmasının sebeblerinden biridir bu eşya takıntısı.Ne kadar az eşya o kadar az zahmet.Ben çocuk sahibi olduktan sonra kullanmadığım eşyaları verdim hep birilerinde evde oyun oynamaya yer yoktu çocuğuma ona dokunma onu kırma derken bir de baktım ki çocuğu evin bir köşesine sığdıramaz oldum.Kitaplar dergiler süs eşyaları derken bunların temizliği toz alması var bir de.Baktım zaman uçup gidiyor eşyalar hayatımı kısıtlamış durmuş.Söz verdim kendime bir eşya bozulmadan vasfını yitirmeden değiştirmiyorum artık.Biraz kırık dökük de olsa işimi görüyor mu görüyor.Kısacası az eşya çok huzur…

  21. Fadime Says:

    Selam aleykum cahide abla. Bu yazin bir kere daha cokkk dogru malesef. Uzulerek okudum… Ozumuzu unutuyoruz….(

  22. huri Says:

    hasret abla kurabiyeleri simdi yaptım.dun gece yetiştiremedim.tadı süper.benimkiler 45 tane cıktı.ve serbeti cok fazla geldi…birazını serbetlemeden dondurucuya atacağım.serbeti de buzdolabına koydum.birsey olmaz umarım.

    • Hasret Says:

      maşaAllah afiyet olsun sizde mi şrbet fazla geldi Allah Allah hamurun sertliği yumuşaklığından kaynaklanıyor olabilir bence yani aklıma yatan tek neden o neyse afiyet olsun huri bacım şerbetlerim dolapta durur bir şey olmaz başka bir tatlıda kullanırsınız Fiemanillah:

  23. nevin Says:

    kusura bakmayın burda yazıp hayatınızda yapmıyorsanız boyle muslumanlık olurmukı müsmülan demek teslım olmak demek kıme tabıkı ALLAH A sen teslım olmuşsun omuş bumuş bunlar bahanne ımanın varmı? güzel ıman en buyuk ımkan.ımanı olanın ımkanı tukenmez.bazı evler var mobılya mağazalarını arındırır elbette boyle demıyorum ıhtıyacımız olanı kullanalım yukarıda bır kardes utanıyorum kuçuk demış EVİM baslı basına hatalı ALLAH IN SANA VERDIĞI RIZK DAN NIYE UTANIYORSUNKI OBUR TURLUDE IMKANI OLAN ELBET GENIŞ EVDE IHTIYACI OLAN ESYALARI ELBETTE KULLANA BILIR BU NEDEN GEREKSIZ OLSUN?KÖTÜ ARAC YOKTUR DOSTLAR KÖTÜ KULLANIM VARDIR SELAMETLE

    • Cahide Says:

      Elhamdulillah çoğunu hayatımda yapmaya çalışıyorum…

      • nevin Says:

        HAMDOLSUN DIYORUM BENDE DIREK SIZE DEĞILDI SOZUM BURDAKI TUM KARDESLERIM IÇIN BIR YORUM CAHIDE BACI SIZ ÇOK GUZEL BIR İŞ YAPIYORSUNUZ BIRTARAFTAN YEMEK TARIFLERI CEKIP ALLAH I ANLATIYORSUNUZ İŞTE DAVET BUDUR ALLAH DAVETETMENIN CEŞITLI YOLLARI VAR ŞU ANDA EN TESIRLISI INTERNET DIYE DUŞUNUYORUM BIR ODAYA KAPAN DUNYAYI DAVET ET OYLE DEĞILMI? DEDIM TEKRAR DIYORUM KÖTÜ ARAC YOKTUR KÖTÜ KULLANIM VARDIR FACE KULLANMAK GUNAHMIKI ŞİMDİ ONU KÖTU KULLANIRSAN GUNAH OLUR BU KONUDA ANLATCAK ÇOK ŞEY VAR BITMEZKI KURAN 23 SENEDE INMİŞ 23 SENE OYLE BIR KAC KELIMEYLE BITMIYOKI.BEN DUYMUYORUM İŞITME ENGELLIYIM DUDAK OKUYUP ILETIŞIM KURUYORUM INTERNET BENIM IÇIN BULUNMAZ NIMET SELEMATLE

    • gülaykahvekeyfi Says:

      son satırlarınıza katılıyorum arkadaşımın evindeki yemek odası 40 bin civarında ve müzelik bu takım çok ca mutfağında ağırlar misafirini bazen ben derim kahvemizi de bari şurada içelim insan görsün derim

  24. nevin Says:

    selamu aleyküm gereksız hıç bır sey kullanmaz musluman zaten.burda hamdolsun hepımız muslumanız bu karamsarlık nıye? hemen herkez karamsar nefsıne soz kecıremıyor dıye sız ılk once muslumansınız muslumana ısrafta kararsızlıkta yakışmazkı?peygamberımızın yer mınderıne neden boyle takmış bulunuyorsunuz? bızım ıçın en onemlısı peygamberımızın ahlakı onun ahlakıda kurandır hangı ayet olduğunu unuttum kuranda YİYİN İÇİN AMA İSRAF ETMEYIN DER.luzumlu olan esyalar var bırde luzumsuz bır müslüman bunu bılmelıdır dıye düşünüyorum bu kadar karamsar olmayın ALLAH eşyayı hizmetimize vermış ona kulluk yapmamıza değıl?selametle

    • suzan Says:

      peygamberimizin yer yatagı eskimiş ve kadının biri yatak getirip vermek istemiş.aişe annemizin istegine ragmen tabi o selver kabul etmemiş.ve bir açlıktan kıvranıp kalın ve sert urbası boynunu kesen bundan şikayetçi olan bie sahabe ye demişki ”gün gelecek insanların önüne kap kap yemekler gelecek.kıymetli elbiseler giyecekler ve birbirlerini BOGAZLAYACAKLAR sence hangisi hayırlı senin için…

  25. jale Says:

    Selamün Aleyküm kardeşler !
    Haklısın Cahidecim, hiç gerek yok …çok seviyorum mütevaziliği …daha dün arkadaşlara bu konuyu açtım , kalbimiz birmiş kardeşim …
    Kur’an müslümanı kapitalizmin oyununa gelmemeli ..Haaa birde kapitalizme abdest aldırıp hayatına entegre edenlerde var tabii …ama ne kadarda komik ve iğreti duruyor baksanıza …traji komik …

    Şu konuda da çok doğru bir tespit yapmışsın “Allah ne der ?” Den çok “el ne der ?” Diye soruluyor çoğu zaman …mahalle baskısı …

    ” Çoklukla övünmek sizi OYALADI ” Tekasür 1.

    Şu bir gerçek ki…her ümmetin bir fitnesi vardır.Benim ümmetimin fitnesi de ” MAL” dır .Hz Muhammed (s.a.v)

    Bir kimseyle münasebete girmek için , kendisinin ibadetine bakmayın ! Sikke ve dinarla olan münasebetine bakın …Hz Muhammed (s.a.v)

    Bir de Hz Ali’nin beni beynimden vuran bir sözünü paylaşmak istiyorum:(halife olduğunda yaptığı bir konuşmada söylemiş belki konuyla doğrudan alâkası yok ama )

    ” Yaşadığımız İslam ,Âlemlerin Rahmetinin Vahiy yoluyla getirdiği İslam değil;
    İslam ,İslam olmaktan çıktı .
    Ben bile tanıyamaz oldum .”
    O bile böyle söylüyorsa yaşadığı zamanda ,varın gerisini siz düşünün .

    Allah hiçbirimizi sıratı müstakimden ayırmasın …âmin .

  26. gönül Says:

    Allah razı olsun ablacım, senden ne güzel demişsin bende çok pay çıkarıyorum kendi hayatımda senin paylaşımlarından bilgileniyor uygulama gayreti içinde yaşamımı düzenliyorum ,bizde eşimle kış boyunca yer minderinde oturduk yerde yemek yeriz hep de ailemden de gelen bir alışkanlıktır. Çok daha rahattır çok şükür. Peygamber efendimizin sünnetini yerine getirerek huzurunu yaşamayı nasip etsin cümlemize .Rabbim ekmeğini yedirdiği bizlere istihdam sağladığı iş verdiği kullarına da nasip etsin öyle böbürleniyorlar büyükleniyorlar ki cahide abla onların önünde el pençe divan duralım istiyorlar. Üzerimizde baskı kurarak yıldırmaya çalışıyor bizlere zulüm ediyorlar. O kadar ileri gidiyorlar ki haklıysak dahi haksız çıkıyoruz .Çalışanlarını kendilerinden ayrı tutuyorlar yemeklerine varıncaya kadar hissetiriyorlar asla işçileriyle birebir aynı yemeği yemiyorlar bizlere kendilerinin her daim farklı olduğunu bir adımda önde olduklarını vurgularcasına davranıyorlar ,merhametten eser yok kalpleri mühürlenmiş sanki ,gözleri kör olmuş paranın makamın mevkiinin kölesi olmuşlar herkes etraflarında dört dönsün istiyorlar o kadar gaddarlar ki bazen nefsime yenilmekten korkuyorum. Şüphesiz buda imtihanımız bizim rabbim yardımcımız olsun.

  27. hanife Says:

    cahidem allah razı olsun negüzel yazdın öyle .her bir kelimesine katılıyorum.yazmasamda hep takipteyim.negerek vardı dostlar ama aldık .şimdide kurtulamıyoruz.gelen nesillerede öyle aşıladık söz geçiremiyoruz.rabbim yarve yardımcımız olsun inşaallah amin

  28. ZELİHA Says:

    canımın içi yüreğine sağlık gene bi kendimize getirdin bizi ah canım bu nefisleri hep böyle dürtmek ister,şimdi on gün geçse aradan aynı tas aynı hamam gene herşey isteriz biz.,arada sırada böyle yazıları tekrarla bacım

  29. Suzan Says:

    neden aynı tabaktan yiyince hem israf olmaz, hem daha bereketli olur .koca koca tabaklara doldurulan yemekler,çöpe giderken bi ta
    rafta açlıktan ölen insanlar 😦 kardolabı kıyafetlerle ayakkabılarla dolu insanlar bir tarafta çıplak ayaklı çocuklar.çöpten ekmek toplayan,sokaklarda yatan o kadar insan varki bunları görmezden gelip lükse düşmek niye ?malının zekatını vermeyip biriktirmek niye?hocamızın da dedigi gibi” 50000 tane başörtüsü var dolabında.MODA .kimsin sen bir reklam panosu mu aksama kadar kafanda o markaların reklamını yapıyon haberin bile yok”…:( keşke imkanım olsada 60 70 sene öncelere gidibilsem.oradaki saflıgı tadabilsem dogallıgı riyakar bir toplum olduk farkındamısınız ????????

  30. ibrahim.deniz Says:

    yazıya tamamen katılıyorum ama nefsim işte olmuyor ben kirada oturuyorum evimin mutfağı raflı aslında resmini çekip göndermek istiyorum inşallah evimiz o kadar küçük ki bir sobada girince kışın yer sofrasına zor sığıyoruz eşim ben ve iki oğlum bir misafir gelince mecburiyetten sehbalar çıkıyor yer sofrasına sığılmıyor 🙂 yada çocukları önce doyurup öyle yer sofrasına oturuyoruz çareler üretiyoruz kendi çapımızda ama inanın demiyor değilim ah evim geniş olsa hemen yemek masası alacam şöyle bir rahat edecem diye 🙂 evlendiğim zaman çeyiz diye en pahalı yemek takımlarını aldım hiçbirini kullanamiyorum hepsi kolilerde hiç açılmadı diyorum almasamıydım ama artık almışım kullanamamak çok içimi acıtıyor ne varki diyeceksiniz ama işte olmuyor evime anca bir oturma gurubu sığıyor o konuda iyi yani pek hareket alanı kalmıyor annem de bunları kaldır sana minder yapayım dedi yaptıda sağ olsun kıymıyorum çöpe mi atayım 🙂 minderleri yazın balkonda kullanıyoruz iyi de oldu hani eşya bağımlılığı aslında çocukluktan geliyor benim büyük oğlum 5 yaşında anne bana arabalı yatak al diye tutturmuş yerim olsa belki borç harç alırım yerimiz yok diyip oyalıyorum yani demem oki ben eşyalarımdan vazgeçebilsem iyi olacak ama olmuyor hem artık çevremizde evinde en az eşyası olan da benim bazen eve misafir gelince utanıyorum artık inşallah bu yazıdan ve yorumlardan sonra nefsime eşya konusunda söz geçirebilirim allaha emanet olun

  31. selin. Says:

    olmaz… tamam masa sandalye vitrin vs. fuzuli anladım ama tek tabaktan yemek yeme fikri hiç olası değil. bin çeşit hastalık var. hijyen denen bişey olmalı. midem bulandı birden.

    • ŞÜKRAN Says:

      Eskiden Kardeşlerimle Bir tabaktan yemek yerdik hatta birbirimizin çatalın dan makarna aşırırdık anacım yemek yetmedi sanır kendi önündeki leri önümüze koyardı tüh biraz daha fazla yapsaydım derdi. şimdi tabakların yarısı yenmiş yarısı duruyor bende tüh daha az yapsaydım diyorum. hele tek tabaktan yemek yeme ayyyyyy ne tiksinç 😛 😛

      • Cahide Says:

        İnsanın aile fertleriyle aynı tabaktan yemek yemesi neden tiksindirici olsun ki? Örneğin benim soframda sulu yemeklerin haricindeki yemekler aynı tabaktan yenir. Bundan daha doğal ne olabilir?

        • ŞÜKRAN Says:

          Cahide hanım cevabınız bana ise gülücüklerimi görmediniz galiba? Hiç tiksindirici olurmu o günleri tek diz üstü sofraları birbirimizin önünden aşırdığımız yemekleri hatırlayınca burnumun direği sızlıyor çoooooool öz lü yo rum

        • pınar Says:

          Cahide hanım , başka birisinin ağzından(kendim dışındaki herkes başka birisi benim için) tabakda yenmemiş yemeklere bulaşması hijyenik değil bencede , bizde sizin gibi ortak yerdik salataları ama artık içine bir kaşık koyarak herkesin kendi tabağınının kenarına almasını da öğrendik.Gelişimin pozitif yanlarıda var gayet tabiki..Haricinde bir çok konuda haklısınız..Sevgi ve saygılarımla..

  32. Cahide Says:

    Ben bunları yazarken, kendimi yazdıklarımdan muaf tuttum sanmayın. “Ne gerek vardı” sorusunu kendime de çok soruyorum. Annemden bildiğim bir kaç tarif karnımı doyurmaya yetecekken, ne gerek vardı bunca farklı tarife… Mutfakta bunca ıvır zıvıra ne gerek vardı. Bunca yemek bloguna ne gerek vardı diye çok sorguluyorum. Çok düşündüm bırakıp gitmeyi ama yapamadım. Allah beni affetsin. Biliyorum ki, en çok ben hatalıyım…

    • Mehtapabla Says:

      Cahidem yazilarindan anlasiliyor fuzuli harcama yapmadigin.Bende öyle luzumsuz esya alanlardan deyilim cok sükür fakat ne kadar almiyorum desemde yillar icinde bir cok esya alinmis .Bizim burdada Türk hanimlarin arasinda bir tencere ve o markasi olan plastik esyalara hucum var inanamazsin.Markali tencereler saniyorum 4 parcasi 2500 euro (tabii zam gelmediyse)hemen hemen tüm Türk hanimlarinin var banada sürekli sende alsana diyorlar fakat ben bir tencereye o kadar parayi vermem isterse milyarlarim olsa bile bence luzumsuz masraf ayni özelliklere sahip bir tencereyi 150 euroya aldim mesela yesil fasulyeyi 3 dakikada pisiriyor neymis markasi deyisik bana göre isimi görsün kalitelide olsun üstünde yazan o kadar önemli deyil .Bu marka meraki almis basini gitmis Dünyada okadar fakir ve yardima muhtac insan varken luzumsuz yapilan harcamalari Allah sorar diye düsünüyorum.

    • Belgin Says:

      Cahidem öyle düşünme canım,bak yemeklerin bahanesine;burda dinimizi ne güzel paylaşıyoruz,eksiklerimizi tamamlıyoruz;en önemlisi de ruhumuz doyuyor.Hem yemek konusunda verdiğni tarifler lüks değil ki,herkesin evinde olabilecek malzemeler;öbür yönden düşünürsek katkısız,sağlıklı ev yapımı verdiğin tariflerle hem bütçemizi korumuş oluyoruz hem de haramlardan İnşaAllah korunmuş oluyoruz.Rabbim yaptıklarının ecrini kat ve kat versin kardeşim amiin.Sonuçta senin niyetini biz biliyoruz.Ameller de niyetlere göredir.Allah senden razı olsun canım,hayatımıza kattıklarından dolayı.Fiemanillah kardeşim…

  33. züleyha Says:

    kaleminize sağlık sizin yazılarınız farklı

  34. Gökcen Says:

    güzel tespitler..elinize sağlık

  35. gülaykahvekeyfi Says:

    ben sana hem katılıyor hem de katılmıyorum ben sade ama şık döşenmiş evi severim ama eski sedirli evleri de severim gereksiz eşya sevmem toz alarak saatlerce vakit geçireceğim eşya da sevmem ben de şu sıralar evin eşyalarını yenileme aşamasındayım bitince sana resimlerini ve kaça malettiğimide anlatacağım hayatı tabiki kolaylaştırmak gerek bak sen de evinde elektirikli aletlerden kullanıyorsun zamana uyalım ama gerçekten abartmayalım ben mesela eski bir çay takımını aldım son moda boyalardan yaptırıyorum üzerine de güzel bir kumaş ve çok ucuza maletmiş olacağım yanına da 2 tane uzun koltuk inanır mısın hem uygun hem güzel hem de kredi kartları kullanılmadan yapılan şeyler bunlar bazı dostlar benim evime imrer gereksiz bir şey yok sade diye alalım ama gerekenleri alalım almazsak da bu ülkede çarklar nasıl dönecek bazı mobilyaların ya da tabak çanakların fiyatına bakıyorum da zenginlerin enayi yerine konduğunu düşünüyorum vardır biraz kalite farkı ama sanki altından mübarek

  36. nefise Says:

    selamun aleykum bacilarim evlenmeden once evimizde tahtadan bi yer soframiz vardi…genelde bi cesit yemek yapardi annem ..ama o sofrada yedigimiz yemeklerin tadi hala damagimda Allah hesabini kolaylastirsin simdi evliyim ve ne gerek var dedigimuz seylerle dolu dolablarimiz :((( ama o eski lezzetler ve huzur inanin yok Allahim sen bizi bagisla Rabbim….

  37. pınar Says:

    İnsan olgunlaştıkça gerçekden de hiç bir şeye sahip olmanın mutluluk getirmediğini de anlıyor zaten.. sadece ayrı yerden yeme kısmı hijyen açısından iyi olmuş diyebilirim ama herkesde bi eşya alma hırsı , misafirliğe gitmiş olduğumuz evlerde düşünün ki yatak odasının kapısına kadar açık bırakıp gösterme çabası(göstermeyecekse neden alırlarki bin liralık yatak örtülerini mantığı:)) ne yazık ki..

  38. hülyamız=) Says:

    dar kıyafetler konusuna hiç girmeyelim cahideciğim, canım dışarı çıkmak istemiyor.
    üzerine pardesü diye giydiği ama elbisedende dar olan giysisinin içinde çoğu zaman, (en ciyak renkte seçilerek alınmış pardesünün) darlığından çamaşırları bile belli olan, başına taktığı eşarbın altına her ne koyuyor ise iki kafa büyüklüğünde kafası olan, yüzünden makyajı elinden sigarası eksik olamayan, metre gibi topukların üzerinde yürümekte güçlük çeken, GÜYA TESETTÜRLÜ bayanlardan bıktım..
    mutlaka yakasının bir kısmı omuzdan aşağıya kaymış biçimde, çamaşırı belli olacak kadar incelikteki tişörtünden, çok çaba göstermeden rahatça bir taraflarını gördüğüm, bakıldığında çıplakmış izlenimi veren külotlu çorap giymiş, pis pis bacaklarının etleri sallanarak yürüyen, saçlar mutlaka sarıya boyanmış ve burnumun direğini kıracak kadar parfüm kokulu, dikkat çekmekten ve salyaları akarak vücudunu inceleyen erkeklerden çok memnun, kadının çok asil, çok değerli bir pırlanta olduğunu bilmeyen, kadın olduğunun farkında olmayan bayanlardanda bıktım..

    • gülşen Says:

      anlatıma bayıldım

    • Mehtapabla Says:

      Cok haklisin Hülyacigim böylelerini görmekten bende biktim.Neden normal basörtüsü örtmezler anlamiyorum bir tanidigim tepesine önce tas gibi bir sey koyup sonrada esarp bagliyor aslinda hic hos görünmüyor tabiiki arkasinda markasida görünmesi lazim samimi olmadigim icin bir seyde diyemiyorum Allah hepimize yardim etsin Amin.

    • kayserili koramaz Says:

      sonuna kadar katılıyorum.

  39. ummuseyyaf Says:

    Mehmet Goktas bir konusmasında diyor ki:” esyaya kul olmayın.kullanmadıgınız esyaların kadınlar her gun temizlemek icin vaktini ayırrp kolesi oluyor.erkekler de onların borcunu odemek icin daha cok calısmak zorunda kalarak kolesi oluyor.
    gozunu gonlunu bu kadar cesitlilige kapatmak zor.hem insanlara da garip geliyor.

  40. ülkemnur Says:

    Cahide ablam çok güzel anlatmışsın inşAllah bazı şeyleri alırken gerek varmı acaba ? sorusunu kendimize birkez daha sorarak karar veririz Allah a emanet olun

  41. Elif Says:

    Cahide Ablacım yazını çok beğendim kaleminen yüreğine sağlık.bu yazı beni okul dönemine götürdü . Annemin pişirdiği çorbayı tepsiye döküp hepimiz aynı tepsiye kaşık salladığımız günlere..

  42. gurbetci29 Says:

    Çok doğru bi noktaya parmak basmışsın ablam bunları iyi biliyoruzda hangimiz dikkat edip yapmamaya çalışıyoruzki:( heleki bizim türk milleti gösterişe çok meraklı (istisnalar var tabi) bi gayri müslimin evine girdiğimde bakıyorum onlar bu konuda çok rahat elalem ne der kaygısıda yok ama biz Allah’ı kitab’ı bilenlere yakışmıyo…geçen bi fransız arkadaş kendisi için yapılan bir keke ne kadar memnun olmup ve ne kadar mahçup olduğunu anlattı bi arkadaş,bizimkilerse inanın burun bükerdi bi kek yani…Allah sonumuzu hayırlı etsin…

  43. hülyamız=) Says:

    hayırlı sabahlar cahideciğim, almışsın yine kalemi eline ve çok güzel bir konuda çok yerinde cümleler yazmışsın. Allah razı olsun. kendimizi sorgulayacak öyle çok konu var ki, bu da onlardan birisi.
    yere serilen mis gibi örtünün üzerine, tahta soframızda dumanı tüten sıcacık çorbamızı, komşularla birlikte yapılmış maya kokulu ekmeklerimizle, ailece diz çöküp oturarak sünnete uygun biçimde, ağız tadıyla ve gönül huzuruyla kaşıklamak varken, yapay bir plastik örtünün üzerinde sofrada gereksiz kırk tane tabağın bulunduğu, her yemek için ayrı kaşık ve çatalın bulunduğu, tadı ekmek gibi olmayan ekmekler eşliğinde, isimleri değiştirilmiş çoğu insanın adını telaffuz bile edemediği komik yemekleri, gözümüzü bile ayırmadan izlediğimiz televizyon karşısında, belimize ağrı girene kadar dimdik oturduğumuz sandalyede, tüm ailenin nadir olarak bir araya geldiği, yüksek masada suratlar asık iki lokma alınıp kalkılan, gönül doyurmayan ve asla karın doyurmayan ama göz doyuran sofralara ne gerek vardı.

    • ŞÜKRAN Says:

      Biz eskiden 8 kişi tek diz üstüne oturup bir tepside pilav kaşıklardık. Şimdi 4 kişi Bir sofraya Sığmıyoruz

    • ferayafra Says:

      Hülya’cım yorumlarına sonuna kadar katılıyorum.Ağzından bal damlıyor.Allah razı olsun.
      Küçük bir evde oturdum tam 7 yıl eşimin işsizliği askerliği derken mutfak dolabı olmayan,karosuz,tuvaleti dışarıda gibi olan karanlık bir evdi.Evlenirken aldığımız eşyaların büyük bir kısmı bir kenara istiflenmiş üzeri örtülmüştü.Tam 7 yılım geçi orada misafirlerimi ağırlamak istemezdim utanırdım.Allah selamet versin arkadaşımın annesi benim üzüldüğümü görür,kızım üzülme SEN EŞYAYA HİZMET EDENE KADAR EŞYA SANA HİZMET ESİN DERDİ ne kadar doğru bir sözmüş hala unutmam.kullanmadığımız ne çok eşya var ve hepsini en güzel odaya (salona) soyup misafirperver bir millet olduğumuz içinmi bilmem sadece misafirden misafire açıyoruz.Ben de yaptım ama ne boş şeylermiş Allah af etsin.

  44. Mihriban Says:

    Çok haklısınız evlerde huzur kalmadı oraya dokunma buraya eleme çocuklar çocukluğunu yaşamadan büyüyorlar hepimiz eşyaların hizmetçisiyiz eşyalara hizmet etmekten nerde eski arkadaşlıklar nerde eski dostluklar eskisi gibi çat kapı kimseye gidemiyoruz. Saygılarla

  45. huri Says:

    benim oğlanın dişleri kasiniyor her seyi ağzına alıyor.agzının suyu hep akıyor.esim dis kaşıyıcılarından almış.onları sevmedi.ben de eline dun misvak verdim.zararı olmaz inş.hani aroması kuvvetli bisey tedirgin oldum…

  46. ayşe Says:

    ALLAH razı olsun cahide abla yazdığınız yazılarınızla farkındalıklarım artıyor senin sayende artık televizyon izlemiyorum facemi de kapattım. televizyonumuzda bozulsa diye dua ediyorum bozulurda yenisini alamayız inşaallah.

  47. huri Says:

    hakikaten ne gerek var….ahirzaman genciyim ama hic gerek yok tum bunlara hem de hic.dedem esime cok tembihledi lüzumsuz eşya almayacaksın diye..banada cok nasihatte bulundu israf eden gerçek bir hanımefendi olamaz diye…simdi sırf bu lüzumsuz seyler yüzünden ya evlilik olmuyor olmuşsa eger bitiyor…

  48. tatesal Says:

    Ya yorgunluklar Cahide hanım bitmeyen yorgunluklar ne olacak….eşyaya hizmet etmekten ibadete vakit kalıyor mu?bizi bizden alanlar bu icatları yerleştirenler utansınalr…aslında elimizde değil mi,biz istemesek yapmayız ama toplum artık müsaade etmiyor,siz bıraksanız çocuğunuz bir başka yerden görüyor uyarıyor…evet çok haklısınız babaların parası yetmedi bütün bunları almaya annelerde baba oldu…bende çalışan ve emeklilik için yaşının dolmasını bekleyen bir anneyim…3 evladım var,koşturmacayla,zorluklarla büyüttüm çocuklarımı ki büyüten imkan sağlayan rabbime çok şükürler olsun ….2 kızım var biri üniversitede ,diğeri lisede oğlum 6 yaşında…yaş geçtikçe koşuşturmalar zor geliyor,evde olmak istiyorsunuz ….inşllah hayırlısıyla nasip olur bana ve benim gibi çalışanlara…kıyafet konusunda haklısınız…hangimiz daha dar giyebiliriz hangimiz daha modern diye yarışıyoruz…Oysa eskiden bunlar varmıydı,bol kıyafetler içinde hanımların kiloları da belli olmuyor,diyet sıkıntısı da…ama derler ya eskidennnnnnnn su içerdik testidennnnn….hepimizin sonunu rabbim hayırlı eylesin….

  49. ummusena Says:

    Sa Allah razı olsun. Elhamdulillah su an evımız yer minderlerıyle kaplı yer sofrasında ve tek tabakta yıyoruz yemeklerımızı çok şükür. İnanın hiç zor degil Rabbim sahip olduklarımızın hesabını verebilmeyi nasip etsin. Amin. Allah a emanet olun.

  50. Saliha Yildiz Says:

    Selamun aleykum Cahidem ve kardeslerim, Gününüz hayr olsun.
    Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor:
    .Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S) şöyle buyurdu: “Altın, gümüş ve iyi cins elbise kulu olan kişiler kahrol­sun! Böyle kişiye verilirse memnun olur, verilmezse (Allah’ın takdi­rine kızar) razı olmaz!” (Buhari rikak,10)
    Demekki kardesler, cok cesitli seylerin kulu olunabiliyor. Hatta elbisenin bile..
    Kim bir seye Rabbinden ve onun emir ve yasaklarinda daha cok deger verirse o seyin kulu oluyor. Elbisesini, esyasini putlastiranlarin sayisi günümüzde hicde az degil. Bu biz müslümanlara dahi sirayet etti. Etrafimizdaki insanlari elbiseleri ile, esayalari ile degerlendirir olduk. Bundan öte bu elbise ve esyalarda tercih ettikleri markalar bizim onlar hakindaki fikirlerimizi belirler oldu. Markalar, etiketler deger kazandikca, sahipleri degersizlesti. Adeta birbirimizi elbise ve esyaya kulluga tesvik ediyoruz. Rabbim bizleri affetsin.

    • ŞÜKRAN Says:

      Ah o marka takıntısı ah resmen hastalık. Kız 13 yaşında ne hiç bir yerde kıyafet bulamıyor sadece bir yer dışında oradan alıyor. Dışarda daha güzel ve kaliteliler beğenilmiyor oradaki kalitesizler alınıyor. Neymiş efendim markaymış 😦

  51. Seda Says:

    Allah ne muradınız varsa versin.Hislerime tercüman oldunuz.Takipçinizim her gün ne yazdığınızı sabırsızlıkla bekliyor ve çevremde paylaşıyorum.Kolay gelsin

    • sessiz Says:

      çok güzel bir yazı genç kızlığım ve evliliğimin ilk 6 -7 yılı şahşahayla geçiren ben keşkelerle doluyum.Ne gerek vardı onca eşyaya .vitrine ne gerek var diyen görümceme nasıl da içten içe kızmıştım.benimgibi evlenip de az eşya alanları nasıl da yadırgamıştım.rabbim nolur affet beni.şu an 9 senelik evliyim evlendiğim günki eşyalarımın yarısı bile yok evimde hepsini dağıtıım,şuan yılllardır görmediğim memlekettten gelenler nolmuş diye hayrete düşerler,bilmezler ki içimdeki fırtınayı….neyse çok uzattım ama bilmem pikniğe gidermisiniz ,gidince 2 -3 tabak yeteri bardak yemek ortada bir kilim üstünde …..ne kadar mutlu geçer günümüz,eşyasız da oluyor inanın oluyor,eskiden de ben eşya isterken eşimden, bana hep derdi ya bu kadar aç insan varken senin vicdanın nasıl kaldırıyor gereksiz eşyaları,o vazo olsa ne olur olmasa ne olur…Rabbim bizi eşyalara köle olmaktan korusun……

  52. Toprak Says:

    Eşya konusunda düşüncelerimi söyleyince çok garipseniyorum. Gerçekten kalabalık, eşyayla doldurulmuş evler bana o kadar boğucu geliyor ki.
    Abim bir gün mutfak dolabına baktı;
    “Ne saçmalık ama değil mi, 3 kişilik, 5 kişilik aile için kaç takım tabak var şu dolapta, kaç tencere var. Onların sığması için kaç tane raf/dolap var.” dedi.
    O gün düşünmüştüm ilk defa bu konuyu, sonra senin yazılarınla da fikrim netleşmişti ablam.

    Hakikaten ne gerek var? Kısa sürede nasıl da aşılamışlar bizim olmayan adetleri, bizlerde ne güzel kabullenmiş ve uygulamışız…

    Kıyafet konusunda da, şöyle bir anım var.
    Annemin bir arkadaşının tesettür giyim mağazında 2-3 gün yardıma gitmiştim. Hiç içime sinmiyordu gelenlerin hep dar şeyler seçmeleri.
    “Bu size dar biraz bolunu vereyim” deyince kötü kötü bakıyorlardı. İlk gündü sanırım iki bayan geldi. Dış kıyafet bakıyorlarmış. Bulduğum en bolları en uzunları gösterdım burun kıvırdı. Hatta gösterdiklerim arasında benim de oradan aldığım koyu renk ve bol bir kıyafet vardı üzerimde. Baktıı baktı bana şöyyle yukarılardan:
    “Bunlar çok bol, koyu renk. Tam teyze işi, yok yok bana hitap etmiyor teyzelik bir yermiş burası. Hadi gidelim.” dedi arkadaşına.
    Yüzümde kocaman bir gülümsemeyle baktım arkasından, bende… 😀

  53. AYŞE Says:

    ÖĞRENDİM Kİ
    Öğrendim ki…
    Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.
    Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
    Gerisini karşı tarafa bırakırsınız.

    Öğrendim ki…
    Güveni geliştirmek yıllar alıyor,
    Yıkmak bir dakika.

    Öğrendim ki…
    Hayatında nelere sahip olduğun değil
    Kiminle olduğun önemli.

    Öğrendim ki…
    Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün
    Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.

    Öğrendim ki…
    Kendini en iyilerle kıyaslamak değil
    Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.

    Öğrendim ki…
    İnsanların başına ne geldiği değil
    O durumda ne yaptıkları önemli.

    Öğrendim ki…
    Ne kadar küçük dilimlersen dilimle
    Her işin iki yüzü var.

    Öğrendim ki…
    Olmak istediğim insan olabilmem
    Çok vakit alıyor.

    Öğrendim ki…
    Karşılık vermek
    Düşünmekten çok daha basit.

    Öğrendim ki…
    Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek
    Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.

    Öğrendim ki…
    ‘Bittim’ dediğin andan itibaren
    Pilinin bitmesine daha çok var.

    Öğrendim ki…
    Sen tepkilerini kontrol edemezsen
    Tepkilerin hayatını kontrol eder.

    Öğrendim ki…
    Kahraman dediğimiz insanlar
    Bir şey yapılması gerektiğinde
    Yapılması gerekeni
    Şartlar ne olursa olsun yapanlar.

    Öğrendim ki…
    Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.

    Öğrendim ki…
    Bazı insanlar sizi çok seviyor
    Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.

    Öğrendim ki…
    Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz
    Bazıları hiç karşılık vermiyor.

    Öğrendim ki…
    Para ucuz bir başarı.

    Öğrendim ki…
    En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.

    Öğrendim ki…
    Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları
    Kaldırmak için elini uzatır.

    Öğrendim ki…
    İki insan aynı şeye bakıp
    Tamamen farklı şeyler görebilir.

    Öğrendim ki…
    Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.

    Öğrendim ki…
    Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar
    Daha uzun yol yürüyor.

    Öğrendim ki…
    Hiç tanımadığın insanlar,
    iki saat içinde,
    senin hayatını değiştirir.

    Öğrendim ki…
    Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.

    Öğrendim ki…
    Duvarda asılı diplomalar
    İnsanı insan yapmaya yetmez.

    Öğrendim ki…
    Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.

    Öğrendim ki…
    Karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin
    nereden geçtiğini bulmak zor.

    Öğrendim ki…
    Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
    Gerçek aşkların da!

    Öğrendim ki…
    Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
    Ne tür deneyimler yaşadığınızla var.

    Öğrendim ki…
    Aile hep insanın yanında olmuyor.
    Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
    Aile her zaman biyolojik değil.

    Öğrendim ki…
    Ne kadar yakın olursa olsunlar
    En iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
    Onları affetmek gerekir.

    Öğrendim ki…
    Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
    Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

    Öğrendim ki…
    Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
    Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.

    Öğrendim ki…
    Şartlar ve olaylar,
    Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
    Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.

    Öğrendim ki…
    İki kişi münakaşa ediyorsa,
    Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
    Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.

    Öğrendim ki…
    Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
    Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.

    Öğrendim ki…
    Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.
    Yazar : ATAOL BEHRAMOĞLU

    • aspasya11 Says:

      Sayenizde bu yazıyla bizde çok şey öğrendik Ayşe hanım..teşekkürler 🙂

      • muberra92 Says:

        Öğrendim ki
        İnsanın hayatına veya bakış açısına yaşanılan örnek hayatlar , nasihatler veya egolar değil , Bir anlık gafletler ,Geri dönüşü olmayan baba tokadından daha ağır hatalar ve kafaya dank edip te her geçen gün tevebene tövbeler edip keşke zamanı baştan yaşasaydım dediğin pişmanlıklar yön verirmiş….

    • Mehtapabla Says:

      Sagol Ayse cigim cok önemli cümleler:Bu cümleleride yillar icinde yavas yavas ögreniyoruz.

  54. AYŞE Says:

    Resmen içimi okumuşsun Cahide’ciğim. Ben hayatımda önemli olan şeyleri vazgeçilmezleri önem sırasına koydum ve ona göre davranmaya çalışıyorum.Öte yandan televizyonun bize dayattıklarını elde edememenin ise birçok psikolojik hastalığın sebebi olduğunu ben bizzat her gün her hastam da fark ediyorum. Bunların gereksizliğini anlatmak lazım bıkıp usanmadan. Saygı ve sevgilerimle

  55. Belgin Says:

    Allah razı olsun Cahidem,kalemine,yüreğine sağlık;MaşaAllah ne güzel yazıya dökmüşsün.Bence de hiç gereği yok,eşyalar var ama huzur yok,neden mi çünkü bu mal hırsının sonu yok!İnsanoğlu istedikçe istiyor,bir türlü tatmin olmuyor….
    Aza kanat etmeli, daima Rabbinin ona verdiği bütün nimetlere şükretmeli, hamd etmelidir. Zira kanaat etmemek, Rabbimizin bizimle ilgili yaptığı taksimata razı olmamak demektir.
    Nefsin en büyük hastalığı hırstır.Efendimiz şu hadisi şerifiyle dile getirmektedir;
    ” İnsanoğlunun bir vadi dolu malı olsa, ikincisini ister, iki vadi dolu malı olsa, üçüncüsünü ister. Onun gözünü ancak bir avuç toprak doyurur. “ buyuruyor .
    Sizden kim nefsinden emin, bedeni sıhhatli ve günlük yiyeceği de mevcut ise, sanki dünyalar onun olmuştur.” (Tirmizi)
    Asrı saadette, çok mal hırsı ve kanaatsizliği yüzünden, Salebe’nin başına gelenleri ibretle okumalı, aynı hataya düşmemeliyiz.
    “Allah resulünün Salebe isminde bir sahabesi vardı. Her sabah gelip ey Allah’ın resulü Rabbine dua etsen de ben zengin olsam, malım mülküm çoğalsa derdi. Allah resulü (s.a.v.) ise; “Ey Salebe, şükrünü eda ettiğin az mal, şükrünü eda edemediğin çok maldan hayırlıdır. “ Sen rabbimizin verdiğine kanat et derdi. Salebe bu ısrarını günlerce aylarca tekrar ettirdi ve Allah resulü hep aynı sözü Salebe ye söyledi. Salebe’nin hırsı ve kanaatsizliği gözünü ve gönlünü kör etmişti. Allah resulünü dinlemedi.
    Bir gün, Allah resulü dua buyurdular salebenin zengin olması için, Rabbimiz Habibini kırmadı, duasını kabul buyurdu, Salebe çok zengin olmuştu. Malını Mekke içinde muhafaza edemeyecek kadar davarı devesi çoğalmıştı. Derken Salebe, Medine’nin dışına bir vadiye taşındı. Artık vakit namazlarına gelemez olmuştu. Sadece cumalara geliyordu, derken cumayı da terk etmeye başladı. Bir zaman sonra cumayı da bıraktı. Vadiler dolusu malı mülkü olmuştu, derken bayramdan bayrama mescide gelmeye başladı. Bir müddet sonra oda kalmadı, onu da terk etti. Bir zekat mevsimi Allah resulü o bölgede bulunan Müslümanlara zekatlarını toplamak üzere zekat memurlarını gönderdi. Tabii ki Salebe’nin yanında komşuları vardı. Onlar develerinin en iyilerini Allah yolunda zekat olarak verdiler. Sıra Salebe ye gelince, Salebe geçmişini çoktan unutmuştu ve zekat memurlarına şöyle dedi; benimle mi kazandınız, Muhammed benden rüşvet istiyor, dedi. Zekat memurları durumu Allah’ın resulüne bildirdiler. Allah resulü çok üzülmüş ve şöyle demişti; ‘Yazık salebe ye, eyvah salebe ye, sonra yüce Rabbimiz Salebe hakkında şu ayeti celile yi indirdi;
    “Onlardan bir kısmi «Eğer Allah bize mal bağışlarsa mutlaka zekât verir ve mutlaka Salihler den oluruz» diye söz verdiler. Fakat Allah onlara mal bağışlayınca, onu cimrilik ettiler, arka dönüp sözlerinden caydılar. “
    “Allah da kendisine verdikleri sözden cayarak yalan söyledikleri için O’nun karşısına çıkacakları güne kadar kalplerine nifak ekmek suretiyle onları cezalandırdı» mealindeki ayet indi.” (Tevbe – 75 – 77)
    Salebe hakkında inen bu ayeti celile yi duyunca hemen Allah resulüne koştu, zekâtını almasını rica etti ama Allah resulü almadı.
    İşte kardeşlerim; bu ibretlik hadiseden gereken dersi çıkaralım, kendimize gelelim, kanaatkar olalım;hem bu dünyada hem ahirette rahat edelim vesselam…

    Bir şair şöyle demiştir:
    Hür insan tamah ettikçe köledir,
    Kölede kanaat ettikçe hürdür.

    Bir Allah dostu şöyle demiştir;
    “Düşmanların dan nasıl kısasla intikam alırsan. Hırsın dan da kanaatle öyle intikam al”.

    • ummusena Says:

      Sa Allah razı olsun Belgin ablacığım her zamanki gibi dolu dolu paylaşımların için seni Allah rızası için çok seviyorum. İnsaallah birgün tanısmak nasıp olur. Ben Medine de siz Almanya da(yanlış hatırlamıyosam). Allah a emanet olun.

      • ŞÜKRAN Says:

        Selamün aleyküm MEDİNEDE yaşamak nasıl bir duygu? Hep oralarda yaşamak istedimde:-)

        • ummusena Says:

          As şükran kardeşim anlatılamaz bir duygu tabi ki. Her daim peygamberimizin yanıbasında olmak tarif edilemez. Rabbim buralarda yasamayı isteyen herkese nasıp etsın. Fiemanillah.

        • Aksa Says:

          Medine sehri ismi gibi münevver bir sehir…Mis gibi havasi,sehrin güzellikleri,insanlari gercekten münevver ismiyle örtüsüyor…Bir sakinlik,bir huzur sokaklarinda..Efendimiz(sav)´in nuruyla aydinlanmis adeta…Kisacik sürede bunlari gözlemlemistim,keske oralarda yasayabilme imkanimiz olsaydi….Ne güzel olurdu…

      • Belgin Says:

        Aleykum selam ve rahmetullahı ve berekâtuhu ummusena kardeşim,senden de Allah razı olsun kardeşim.Ben de seni seviyorum kardeşim.Ben de çok tanışmak isterdim.Medine deyince heyecandan nabzımın yükseldiğini hissediyorum.İnşaAllah oralara gelmek çok istiyorum.Rabbim bize ve cümlesine nasip eder İnşaAllah amiiiiin.Evet canım Almanya dayım :(Dualarına bizi de kat kardeşim.Fiemanillah…

      • kayserili koramaz Says:

        Ne mutlu size bende bende oraları istiyorum:-( Rabbim isteyen herkese için banada.:-)

    • Mehtapabla Says:

      Cahidem ve Belginim cok güzel seyler yazmissiniz.Bugün sabahtan beri migrenim azdi yazdiklarinizin cok azini yeni okuyabildim Aksama dogru basimin agrisi gecerse geriye kalan yorumlarida okurum insaAllah.Allaha emanet olun canim.

      • ŞÜKRAN Says:

        Mehtap abla geçmiş olsun Migrene şekersiz bol telveli türk kahvesi iyi geliyor denemekte fayda var

        • Mehtapabla Says:

          Allah razi olsun Sükran cigim .kahveyi hic sevmedigim halde basim agridigi zamanlar ilac niyetine iciyorum nadir olarak bazen yardim ediyor.Ben 20 yildir migrenle ugrasiyorum herhalde bünye bir zaman sonra kahveyede alisip faydasi olmuyor.ilac bile bazen iyi geliyor bazen hic faydasi olmuyor Allahim beterinden korusun.Amin.

      • Cahide Says:

        Çok geçmiş olsun ablacım. Bir şeye mi canın sıkılıyor yoksa? Baş ağrılarının çoğu stressten kaynaklanıyormuş. Allah şifalar versin ablam…

        • Mehtapabla Says:

          Allah razi olsun canim şu an biraz rahatladim,Cok şükür bir sıkıntım yok, yalniz günlük kosturmalardan kaynaklaniyor herhalde.Bu günümüze sükür daha ne dertliler var Allahim onlara yardim etsin
          Ilgine tesekkür ederim canim..

      • Toprak Says:

        Mehtapablam Rabbim acil şifalar versin. Annemin de tutardı sinüzitle birlikte çok kötü olurdu anlıyorum seni. Karanlık oda isterdi ışık daha da şiddetlendirirdi ağrısını.

      • aspasya11 Says:

        mehtap ablacım..geçmiş olsun..sende migren mi var..ben de nane yağının kokusu iyi gelir diye duymuştum..birde ışıktan kendini koru..mutlaka güneş gözlüğü kullan.. ağrı geleceğini hissettiğinde evde bile güneş gözlüğü takabilirsin..Allah acil şifalar versin..

        • Mehtapabla Says:

          Ilgine tesekür edrim Serpil cigim.Evet canim migrenim var.Basim agridigi zaman bizim evin ici oldugu gibi nane yagi kokar cünki dakikalarca nane yagiyla alnimi ovuyorum o anlik iyi geliyor daha sonra bazen dahada siddetli agri geri geliyor ancak kullandigim bir ilac var onu icince biraz ferahliyorum.Bende cok mecbur kalmadiktan sonra pek ilac kullanmam,Her seyi deneyip bas agrim gecmezse en son care ilac iciyorum.Günes gözlügünü evde kullanmak iyi fikir sagol canim.Allahim hic kimseye dermani olmayan dert vermesin.Amin.

        • Aksa Says:

          Gecmis olsun ALLAHc.c acil sifalar versin abla…Migren cok zordur,annemden bilirim…

      • Belgin Says:

        Mehtapcığım Rabbim şifa versin kardeşim :(İnşaAllah kesin bir tedavisi bulunur amiin.Selametle canım…

      • ferayafra Says:

        Mehtap’cım Allah şifa versin canım çok zor migren annemden bilirim.günlerce kendine gelemez karanlık olsun diye yazma bağlardı gözüne.menepoza girince %80 geçiyormuş,annemin geçmişti.İnşallah en kısa zamanda tedavisi tam anlamıyla bulunur da kurtulursun.Allah yardımcın olsun.

      • Nurhayat Says:

        Sa cümleden

        Migren dedimde
        Bazen az su icdiginden olur
        Ve bazende demir Vitamin az olmasindan meydana gelir

        Bunlara dikkat et
        Eger gitmiyorsa Gene ozaman kan aldirt ( carsamba günü aldirtma o gün Iyi degil ama diger günleri aldirt)
        Oda cok Iyi geliyor migrenin gitmedini

        Canim cahide Abla hele sükürler olsun buraya girebildim
        Zaman zaman giremiyorum ozaman Bir eksikleri olmus gibi kendimi hissediyorum
        Cok Iyi biliyorum Bir ara yazmisdin kapatila bilir degine
        O nedenle Rica ediyorum Abla
        Bu kitab isini HAL ed 🙂
        Bukadar ISIN icinde birtek bu eksikti degilmi ablacigim

        Kucakdolu selamlar bizim cocuklardan
        Öpüldün

    • hülyamız=) Says:

      belginim Allah senden razı olsun kardeşim ne güzel yazmışsın.

      • Belgin Says:

        Hülyacığım amiin,Rabbim senden de razı olsun;senin yorumların da bana ilaç gibi geliyor.Allah’a emanet ol kardeşim…

    • Aksa Says:

      ALLAH c.c razi olsun,ne güzel yazmissin Belgin ablam….Gönlüne bereket

  56. feyza Says:

    Cok guzel bır yazı olmus cahıde hanım.Ellerınıze kalemınıze ve yuregınıze saglık. Guzel yazılarınızla ıcımı aydınlattınız. Salıha Hanımda aynı sekılde. Allah cc razı olsun.

  57. Sevda Says:

    Bu yaziya aynen katiliyorum … Kefene sarilip topraga girince ne masa ne sandalye ,ne tabak canak kurtariyor insani imanini kurtarabiliyor musun.asil mesele bu olmali ama insanlar sadece esyanin degil ne yazik ki doymak bilmeyeyn nefsinde kölesi

  58. nagehan Says:

    sevgili cahide abla, abla diyorum benide bir kardeşiniz sayın lütfen. sizi tanıyalı 2 hafta oldu baglandım size tabiri caizse.
    bir önceki okudugum yazınız tesettür üzerine idi kapalı olarak kendimden utandım yaptıgım bazı yanlışlarımdaan dolayı. Allahım affeyle..
    bu yazınız işte tamda hislerime tercüman oldunuz. evliliğimin ilk yıllarında ne çok heveslenmiştim eşya denen bu sayısız türemiş fazlalığa. herkesin evinde donatılmış oncaa eşya varken bense evime çok kere bu sebepten misafir almamıştım. şimdiyse gülüyorum eskide kalan bu hislerime. göçebe hayatın nesine takılı kalıyoruz ki. kendimizde dahil hiçbirşeyi alıp topraktan öteye götüremezken ne diye çırpınıp bir yarış içine giriyoruz ki. Sevgili efendimiz mübarek nur yüzlü gül kokulu peygamberimizin evinde nesi vardı acaba kendisi haricinde. ona layık bir ümmet olamamaktan çok korkarım.
    minnacık bir evi var idi ümmetim ümmetim dediği bizlerin evleri birer saray misali. yetinmeyip hep daha fazlasını istiyoruz.
    ablacım saygılar sevgiler hürmetler.

  59. meryemmalikseyyid Says:

    Çok doğru yazmışsın bacım…yüreğine sağlık.

  60. Kardelen Says:

    Cok haklisin Cahide abla, ne gerek var. Kücük seylerle mutlu olmayi ögrenmeliyiz, hep gözler yükseklerde, nefsimiz doymuyor. ALLAH yardimcimiz olsun, nefsimize yenik düsürmesin bizleri.

  61. filiz-yusuf2004 Says:

    Selamun aleykum Negerek vardi gercekten ama herkes artik budurumu oyle benimsemiski istesekte artik degistiremiyoruz senden onceleri bende oyleydim muslumanim diyen cogumuzda boyle.canim ablam yazini gorunce cokduygulandim hep oyle oani yasarken ben sen sanki durumu biliyorsunda benim icin yaziyorsun cok haklisin yazdiklarinda ama artik caresiziz biz..

    Samsung Mobile tarafından gönderildi

  62. serdengecti Says:

    Harika superrrrr cok guzel bi yazi ALLAH senden razi olsun ufkumuzu actigin icin.senin gibi olmak icin nelerimi vermezdim.

  63. Cahide Says:

    “Kendi ellerinizle bozdunuz kendi güzelliğinizi” diyen şair ne güzel söylemiş….

    Bürün, bürün başkalarının kefenine
    Yaşa, hep bir başkası olarak yaşa
    Durmadan bir başkası olarak görün…

    • ayşe zeliha Says:

      Uzun zamandır sizi takip ediyorum vicdanı çok yoğun ve geniş ama günahı onun binlerce katı olan biriyim ,tüm kardeşlerimin günahlarımın affı için dualarıma iştirak etmeleri dileğiyle ilk kez size yazıyorum..Allah razı olsun ki duygularımın tercümanı oldunuz.Yoklukla ve sıkıntıyla geçen çocukluğumda hep özentilerim vardı.Şimdi diyorum ki ne diye özlemişim ki gereksizlikleri ama işte reklam ve özendirme kapatalist kıskaçları çocukları bile esir edebiliyor inşallah uyanmak nasip olur …Ağlayabiliyorum ve ağlayabiliyorum halime…selam ve dua ile…


"...Güzel bir söz, kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir.(İbrahim suresi:24)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: