İNSANLIK TARİHİNDE ŞİRKİN BAŞLANGICI

İNSANLIK TARİHİNDE ŞİRKİN BAŞLANGICI

Selamun aleykum ve rahmetullahi ve berakatuhu

Gününüz hayr olsun kardeşlerim. Rabbim hepimize hayırlı bir gün, hayırlı bir hafta geçirmeyi nasib etsin. Amiin.

Kardeşlerim, şirkin insanlık tarihindeki başlangıcını, ilk şirkin nasıl meydana geldiğini, bu insanların hangi konuda hata edip dünyada ilk şirk  fiilini işlediklerini merak ediyor musunuz?

Hani hep deriz ya insan tarihini bilmeli, “Gecmişini bilmeyenler, geleceklerini inşa edemezler.“ diye… Çok doğru ve yerinde söylenmiş birsöz. Mutlaka okumuşsunuzdur. Rabbimizde bize kitabında çeşitli kıssalar anlatır ve insanlığın geçmişi hakkında bilgiler verir, bizden önce yaşamış olan insanların yaptıkları doğrulardan ve yanlışlardan bahsederek “Bunları size ibret almanız için anlatıyoruz.“ der. Işte bugün bizde Kur’an’da anlatılan ve şirkin insanlık tarihindeki başlangıcı hakkında bilgiler veren bir konu işleyecegiz. Çok ibret almamız gereken, üzerinde çokça durmamız ve düşünmemiz gereken bir konu kardeşlerim.

ŞİRK…

Hiçbir şey yaratmaya gücü yetemeyecek varlıkları, her şeyi en mükemmel şekilde yaratan Allah ile eş değer tutma, sadece O’na
yapılabilecek ibadetlerden başkalarınada pay ayırma, en büyük günah, en büyük haksızlık, en büyük haddi aşma… Acaba ilk nasıl ortaya çıkmış? Her zamanki gibi Rabbimizin ayetlerine ve Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellem’in hadislerine bakalım. Acaba bize neler anlatacaklar…

İNSANLIK BAŞLANGIÇTA TEK BİR ÜMMETTİ, YANİ TEVHİD EHLİ İDİ

Allah subhanehu ve teala ilk insan olan Adem aleyhisselam ve eşini yaratıp işledikleri hata sebebi ile yeryüzüne indirerek yaşamlarına orada devam etmelerini sağlamıştır. İnsanlık her geçen gün çoğalarak yeryüzüne dağılmış, böylece asırlar geçmiş ve bu zaman içinde tüm insanlık fıtratlarındaki tevhid inancına bağlı olarak yaşamlarına devam etmiş ve bu konuda hiç bir aşırılığa ve sapmaya yönelmemişlerdir. Bunu bize açıklayan ayetler şöyledir:

“İnsanlar, önceden, tek bir ümmetten başka bir şey değildiler; fakat sonradan ayrılığa düştüler.“ (Yunus Suresi, 19. ayet)

“İnsanlar tek bir ümmetti. Allah (onlara) müjdeleyen ve korkutan peygamberler göndermiş, onlarla birlikte, insanlar arasında, ihtilâf ettikleri hususlarda kendisiyle hükmetmek için hak olan Kitabı da indirmişti.“ (Bakara Suresi, 213. ayet)

Tarih ve siyer kitaplarından öğrendiğimize göre bu süreç yaklaşık on asır sürmüş ve bu süre içerisinde insanlar Allah subhanehu ve teala’nın fıtratlarına ilham ettiği tevhid dini üzere O’na hiçbir şeyi ortak koşmadan yaşamışlardır.

Bu konu hakkında Ibni Abbas radıyallahu anh’dan gelen rivayet şöyledir: “Adem aleyhisselam ile Nuh aleyhisselam arasında on asır vardır.Bu müddet içerisinde bütün insanlık hak olan tek bir şeriat (din) üzereydiler.(Sonra) ihtilaf ettiler. Allah’da müjdeleyici ve uyarıcı nebiler yolladı.” (Buhari tefsiri, Muhammed b.Cerir et-Taberi tefsiri.)

İLK ŞİRK NUH ALEYHİSSELAM DÖNEMİNDE MEYDANA GELMİŞTİR

Kardeşlerim, yukarıda da bahsettigimiz gibi insanlık başlangıçta saf tevhid dini üzere tek millet olarak asırlarca yaşamışlar ve bu zaman
içerisinde Allah subhanehu ve teala’ya hiçbir şekilde şirk koşmamışlardır. Allah’dan başka ilahlar edinip onlara ibadet etmemiş, kabirleri mescid haline getirmemiş, kendisinden bereket umdukları bir ağaç, taş, vs. edinmemiş ve kurbanlarını kendisine adayıp kestikleri bir yatırları hiç olmamıştı. Onlar her yönü ile tevhid akidesinin hüküm sürdüğü bir yaşam içerisindeydiler.

Tabiki insanın ezeli düşmanı olan şeytan insanlığın bu fıtratlarındaki tevhid akidesi üzere yaşamalarından çok rahatsız oluyor, sürekli türlü planlarla onlara yaklaşarak onları saptırmaya çalışıyor, fakat bir türlü başarılı olamıyordu. Ta ki Nuh aleyhisselamın içinde bulunduğu toplumda herkesin cok değer verdiği, saygı ve sevgi beslediği bazı salih insanlar ölene kadar. Salih insanların teker teker ölmesi onları çok  seven bu insanları üzmüş, şeytan bu fırsatı en sinsi bir şekilde değerlendirerek onlara bu zaaflarından yaklaşmış, onlara salih insanlarınheykellerini yapmalarını ve evlerine, ibadet mekanlarına koymalarını bu vesile ile onlari hiç unutmayarak hep yad edip hatırlamalarını fısıldamıştı. İnsanlar da bu salih insanlara duydukları aşırı sevgi sebebi ile şeytanın vesveselerinin farkına varmayarak çok samimi duygularla onları her daim hatırlamak için heykellerini yapmışlardir. Daha sonra bu heykelleri hatıralarını hep taze tutabilmek icin toplantı yerlerine koymuşlardır. Böyle masum bir düşüncenin daha sonra insanlık tarihinde şirkin başlangıcı olacağını malesef hesap edememişlerdir.

Onlar öyle bir hale gelmişlerdir ki, Nuh aleyhisselamın kendilerini tevhid inancına davet etmesine karşı çevrelerindeki insanlara asla

ona uymamalarını, salih insanların isimlerini koydukları heykelleri kasdederek onları kesinlikle bırakmamalarını söylemişlerdir. Bunu

Nuh aleyhisselam’ın kıssasındaki ayetlerden öğreniyoruz. Allah subhanehu ve teala Kur’an’da olayı Nuh aleyhisselamın dilinden şöyle
aktarmaktadır:

“Ve dediler ki: ‘Sakın ilâhlarınızı (saygi duydugunuz büyüklerinizi) terk etmeyin. Vedd’i, Suvâ’ı, Yağûs’u, Ya’ûk’u ve Nesr’i bırakmayın.‘ Böylece birçoklarını yoldan çıkardılar. Sen bu zâlimlerin sadece sapıklıklarını artır.(Nuh Suresi, 23-24.Ayetler)

Kardeşlerim, bu ayetlerde ismi geçen kişiler Nuh aleyhisselam zamanında yaşayan salih insanlardır. Bu salih kişiler vefat ettikten
sonra onları çok seven insanlar şeytanında vesvesesi ile onların heykellerini yapmış ve onların isimlerini koymuşlardır. Bunu Buhari
rahimehullah’ın rivayet ettiği şu hadisden öğreniyoruz.

İbn Abbas (r.a.) diyor ki: “Vedd, Suva, Yeğus, Yeuk ve Nasr, Nuh kavminde yaşıyan salih kişilerin adları idi. Bunlar ölünce şeytan, insanlara bunların hatıralarını devam ettirmek için yaşadıkları yerlere heykellerini dikmelerini ilham etti. Onlar da bunu yaptılar ve diktikleri heykellere onların isimlerini verdiler. Önceleri bunlara tapan yoktu; fakat onları dikenler öldükten sonra zamanla haklarındaki bilgiler ve heykellerin dikiliş gayeleri unutuldu ve insanlar bunlara tapmaya başladılar.” (Buhari Tefsir: 71/3)

İbni Kayyım rahimehullah sahabenin pek çoğunun bunlar hakkında şöyle dedigini nakleder: “Bu salih kişiler öldükten sonra insanlar bunların kabirlerinde ibadet etmeye başladılar. Sonra unutulmasın diye heykellerini diktiler, resimlerini yaptılar. Bir süre sonra bunlara tapmaya başladılar.”

İNSANLIK TARİHİNDE İLK ŞİRKİN GERÇEKLEŞME SEBEBI SALİH İNSANLARA BESLENEN AŞIRI SEVGİDİR

İşte kardeşlerim, insanlık tarihinde ilk şirk bu şeytani senaryo ile gerçekleşmis, insanlar uluhiyetteki şirki, yani Allah’dan gayrına kulluk etmeyi ilk olarak Nuh aleyhisselam döneminde işlemişlerdir. Onları buna sevkeden en büyük etkende salih kimselere karşı temiz, saf, ama aşırı sevgi beslemeleri ve yüceltmeleri olmuştur.
Aşırı sevgi ve bunun sonucu olarak aşırı yüceltme insanları zaman içerisinde öyle bir konuma getirmiştir ki, totemcilik yani putculuk kalplerinde iyice yer etmiş ve salih insanlara şefaat, tevessül (aracı edinme), muhabbet, velayet ve yüceltme şeklinde ibadet etmeye

başlamışlardır. Aynen günümüzdeki örneklerinde çokça gördüğümüz gibi. Halbuki bu fiillerin hepsi sadece Allah subhanehu ve teala’ya yapılması gereken fiilerdir.

Malesef başlangıçda tevhid ümmeti olan bu insanlar, zaman icerisinde şirk ümmetine dönüşüvermislerdir. Bunun sonucunda Allah
subhanehu ve teala Nuh aleyhisselami kendilerine Resul olarak göndermiş ve onlari tekrar tevhide davet etmesini emretmiştir.

İNSANLIĞA GÖNDERİLEN İLK RESUL NUH ALEYHISSELAMDIR

Kardeşlerim, Allah subhanehu ve teala insanların tevhid inancından uzaklaşarak, ibadeti sadece Allah’a has kılmayı bırakıp ortak
koşmalarının sonucunda onları uyarması için kendi içlerinden Nuh aleyhisselamı Resul olarak göndermiştir.

“Andolsun ki Nuh’u elçi olarak kavmine gönderdik. Dedi ki: ‘Ey kavmim! Allah’a kulluk edin, sizin ondan başka ilahiniz yoktur. Doğrusu ben, üstünüze gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum.‘“ (Araf suresi, 59. ayet)

“O size, dinden Nuh’a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim’e, Musâ’ya ve İsa’ya tavsiye ettiğimizi şeriat yaptı. Şöyle ki: Dini doğru tutun ve onda ayrılığa düşmeyin. Onları kendisine davet ettiğin şey ise, onlara ağır geldi. Allah, dilediğini kendisine seçer ve yöneleni kendisine ulaştırır.” (Sura suresi 13. ayet)

Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellem’den nakledilen hadiste Nuh aleyhisselam’ın gönderilen ilk Resul oldugu acıkca anlatılmaktadır:
“Kıyamet gününde insanlar şefaat etmeleri için Adem aleyhisselam’a geldiklerinde, o, kendisinin cennetten kovulmasına sebep olan
hatasını zikrederek, şefaat etmeye liyakati olmadığını belirtir ve onlari Nuh aleyhisselama yönlendirerek: ‘Ama siz, Nûh’a varın; çünkü o, yeryüzü halkına Allah’ın yolladığı ilk Resûldür.‘ Bunun üzerine onlar Nûh’a varırlar ve: ‘Sen, yeryüzü halkına Allah’ın yolladığı ilk resûlsün.‘derler.” (Buhari)

Nuh aleyhisselam Kavmini 950 yıl boyunca yüce Allah`ın tevhid dinine, Allah´ın dışındaki şeylere kulluk etmemeye davet etmiştir. Onlarsa ısrar etmiş, kibirlenmiş ve onlardan az bir çoğunluğunun dışında hiç kimse iman etmemiştir. Bundan sonra hepinizin bildigi gibi meşhur tufan hadisesi meydana gelmiş, iman edip gemiye binenler kurtulmuş, Allah’a ortak koşan insanlarda bu tufanda yok olmuştur.

Öyleki bu yok olan insanların içinde Nuh aleyhisselam’ın oğluda bulunuyordu. Peygamber oğlu olması Allah’a ortak koşanların içinde
bulunduğundan dolayı ona hiçbir şey kazandırmamış, Allah subhanehu ve teala tarafından ayrıcalığa tabi tutulmamıştır.

Belli bir zaman geçtikten sonra sular durulmuş ve tüm insanlık için yeni bir başlangıç imkanı sunulmuştur. Ne yazık ki insanlar zaman zaman,dönem dönem aynı hataya tekrar tekrar düşmüş ve Allah subhanehu ve teala kendilerine tevhidi anlatacak ve şirkten sakındıracak, onları Allah’ın azabına karşı uyaracak Resuller göndermiş ve beraberlerinde kitaplar indirmiştir.

BÜTÜN RESULLERİN İNSANLARA GÖNDERİLİŞ GAYESİ TEVHİDTİR

Değerli kardeşlerim, Allah subhanehu ve teala tüm resullerini insanlara tevhidi anlatsınlar ve açıklasınlar diye göndermişdir. Gönderilen her resul muhatabı olan toplumu sadece Allah’a kulluğa davet etmiş ve O’na şirk koşmaktan sakındırmışdır.

“Andolsun ki biz, ‘Allah’a kulluk edin ve Tâğut’tan sakının‘ diye (emretmeleri için) her ümmete bir resul gönderdik. Allah, onlardan bir kısmını doğru yola iletti. Onlardan bir kısmı da sapıklığı hak ettiler. Yeryüzünde gezin de görün, inkâr edenlerin sonu nasıl olmuştur!“ (Nahl Suresi, 36.Ayet)

Allah subhanehu ve teala, son resul olan Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e hitaben söyle buyurmaktadır:

“Senden önce hiçbir resul göndermedik ki ona, ‘benden başka ilâh yoktur; bu itibarla bana ibadet edin‘ diye vahyetmiş olmayalım.“ (Enbiya Suresi, 25.Ayet)

Bu ayeti kerimede Rabbimiz ilk resul Nuh aleyhisselam’dan son resul Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme kadar gelen tüm resullerin insanlara tevhidi anlatmak için gönderildiğini açıkca belirtmektedir. Bu hususu bize anlatan diğer ayetlerede bir göz atalım:

“Muhakkak ki, biz Nuh‘u kavmine (resul ) olarak gönderdik. Nuh kavmine şöyle dedi: ‘Ey kavmim Allah ‘a ibadet edin, zira sizin için ondan başka ilah yoktur.‘” (A’raf Suresi, 59.Ayet)

“Ad kavmine de kardeşleri Hûd’u (gönderdik). O dedi ki: ‘Ey kavmim! Allah’a kulluk edin; sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Hâla
sakınmayacak mısınız?‘” (A’raf Suresi, 65.Ayet)

“Semûd kavmine de kardeşleri Salih’i (gönderdik). Dedi ki: ‘Ey kavmim! Allah’a kulluk edin; sizin O’ndan başka ilahınız yoktur.‘” (A’raf Suresi, 73.Ayet)

“Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı (gönderdik). Dedi ki: ‘Ey kavmim! Allah’a kulluk edin, sizin ondan başka ilahınız yoktur.‘“ ( A’raf Suresi,
85.Ayet)

Ayetlerdende açıkca anlaşıldığı gibi kardeşlerim, insanlığa gönderilen tüm resullerin tek gayesi Allah’a ortak koşmadan ibadet etmeye
çağırmak, yani tevhidi gerçekleştirmek olmustur. Allah subhanehu ve teala göndermiş oldugu resullerle birlikte indirmiş oldugu kitaplarda da ana tema olarak hep tevhitten bahsetmiştir. Resullerle birlikte, kitaplarında indiriliş gayesi insanların zihinlerine ve gönüllerine tevhid inancının yerleştirilmesidir.

TEVHİDTEN MAKSAT ALLAH’IN VARLIĞINI BİLMEK DEĞİL, ONU İBADETTE BİRLEMEKTİR

Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellem “ İhlas suresini okumak, Kur’an’ın üçte birini okumaya denktir.“ (Müslim, Buhari) buyuruyor: ihlas suresinin neden Kur’an’ın üçte birini okumaya denk oldugunu böylelikle daha rahat anlayabiliriz. Çünkü ihlas suresinde Allah subhanehu ve teala kendi özelliklerinden ve bu özelliklerindeki tekliğinden, benzersizliğinden bahsetmektedir. Böylelikle kendisinden başka ibadeti hak eden hiçbir ilah bulunmadığını ilan etmektedir.

Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellem’de insanları Islam’a davet etmeye başlamasından itibaren 13 yıl sadece Allah’ın birlğine, yani
ibadeti hak eden ilahın tek olduğuna, başka ibadeti hak eden gerçek ilah bulunmadığına, Allah’tan başka ilah edinilenlerin hiçbir güce sahip olmadıklarına vurgu yapmıstır.

Tevhidden maksat Allah’ın zatının var olduğunu, yani rububiyyetini anlatmak degildir. Tüm insanlık bunu zaten bilmektedir. Tevhidden maksat var olduğunu bildikleri, kabul ettikleri varlığı ibadette “tek“ kabul etmektir.

insanlık tarihi boyunca şirk genellikle hep uluhiyyet yani (varlığını bildikleri ve kabul ettikleri) Allah’a ibadet etme noktasında gündeme gelmiş, bildikleri ve kabul ettikleri Rablerine ibadet etme noktasında insanlar ya umursamaz bir tavır içinde olmuşlar, ya da O’na ortaklar icad ederek ibadet etmislerdir.. Aynen günümüzde de olduğu gibi.

Kardeşlerim, toplumumuza baktığımızda insanlık tarihi boyunca çokta bir şeyin değişmediğini malesef üzülerek görmekteyiz. “Tarih
tekerrürden ibaret“ gerçekten. Rabbimiz bize merhameti sebebi ibret alıp aynı hatalara düşmememiz için kitabında geçmis ümmetlerin
başına gelenlerden tek tek bahsettiği halde, resulleri vesilesi ile bizden nasıl bir kulluk istediğini apaçık bir şekilde açıkladığı halde, biz
ya Kur’an’ın içeriğinden haberdar olmadığımız, ya da Kur’an’ı basiretle okumadığımız yani şartlanmıs bir bilinçle okuduğumuz için, aynı hatalara aynı şekilde hatta daha da ileri seviyede düşüyoruz. Bunu bazen aynı atalarımız gibi salih insanlara aşırı sevgi besleyip yücelterek, bazen totemcilik ruhunun kalplerimizde yerleşmesine izin vererek, bazende Rabbimizden hakkında hiçbir bilgi gelmediği halde çok çeşitli şeylere kutsallık atfederek yapıyoruz.

Çevremize baktığımızda her gün şirkin çesitli versiyonlarına şahit oluyoruz. Yücelttikleri insanların resimlerinden feyz alanları, onların resimlerinden ve eşyalarından bereket umanları, şifa isteyenleri ve türlü şirk çeşitleri ortaya çıkaranları, Allah’ı sever gibi totemleri sevip saygı gösterenleri, kabir seyahatleri düzenleyenleri, kabirlere karşı namaz kılmakta hiç bir beis görmeyenleri üzüntü ile seyrediyoruz. Bu kardeşlerimizi uyarmaya çalıştığımızda da hep aynı cevapla karşılaşıyoruz:

“Biz bunlara, sırf bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz.” (Zümer Suresi, 3.ayet)

Kardeşlerim, Rabbimiz tarihten ders almayı, aynı hataları tekrar tekrar yapmamayı, amellerimizin tümünden şirki temizleyebilme bilincini kazanmayı bize nasip etsin. Amiiin.

“Artık kim Rabbine kavuşmayı ümit ediyorsa salih amel işlesin ve Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak koşmasın.” (Kehf suresi, 110. ayet)

İbadete layık tek ilah olan Allah’a emanet olun…

Saliha Yıldız

Comments are closed.

Bir Yorum Bırakın :)

  1. saliha abla bugün bir komşumun bana çok ilginç soruları beni cevap vermekte yetersiz bıraktı..çünki ben daha önce hiç böyle sorulara takılmadım sorgulamadım..sorular şunlar:
    1.kur’ an- ı kerimde hz.Muhammedin en üstün peygamber olduğu hangi ayette yer almaktadır?
    2-baş örtüsü önceki dinlerde varmıy dı?
    3-hz.İsa nın kıyametten önce tekrar geleceği kur’ an da hangi ayette yer almaktadır?
    4-mesih ve deccal kur an da geçiyor mu?

    1. Saliha Yildiz says:

      Menekşe kardeşim, Bizim dinimizi öğrendiğimiz iki kaynak vardır. 1. Kur’an. 2. Sünnet. Ehli sünnet inancına göre bu iki kaynak dinimizin kurallarını belirleyen iki esastır. Allah subhanehu ve teala bizden nasıl bir kulluk beklediğini kitabi vasıtası ile bildirmiş, kitabının açıklamasınıda Allah Resulu sallallahu aleyhi vesellem vasıtası ile yapmıştır. Bu sebeple sünnet yani hadisler Kur’an’ın açıklamasıdır. Sünnet yani hadisler olmadan biz Kur’an’daki birçok ayeti nasıl yerine getireceğimizi bilemeyiz. Mesela namaz gibi: Allah subhanehu kıtabında namaz kılın diye emretmekte ama nasıl kılınacağı hakkında bilgi vermemektedir. Bu emri nasıl yerine getireceğimizi sünnetten, günümüzde hadislerden öğrenmekteyiz. Bunun yanında Allah subhanehu Resulune Kur’an’ın yanısıra hikmet vermiş yani Kur’an’da olmayan başka bilgilerden bahsetmiştir. Bu sebeple müslümanlar inanç esaslarında ve amellerinde Kur’an ve sünnette gelen naslara göre inanır ve amel ederler. Bu komşunun sana sorduğu soruların içinde yer alan hususların tamamına yakını hadislerde gecmektedir.
      Günümüzde sahih hadisleri inkar eden ve sadece Kur’anla amle etmeyi hedefleyen insanlar bu tarz şeyleri gündeme getirmekteler. Kendileri şüphe içinde olan akılları ile sahih hadisleri kabul etmedikleri için, bu hastalıklı düşüncelerini herkese bulaştırmaya çalışırlar. Aslında bunların derdi Kur’an’ı çok iyi anlamak değil, hadisleri iptal ederek Kur’an’ı istedikleri gibi açıklamaktır. Kendi akıllarınca, heveslerince yorumlamaktır.
      Menekşe kardeşim bu tarz kimselere karşı çok bilinçli ve uyanık olmanız lazım. Allah korusun bilinçli olunmadığında şüpheli fikirlerini karşılarındakilerede bulaştırmaları içten bile değildir.
      Komşunun bu düşünceden ne kadar etkilendiğini bilemem ama sana dikkatli olmanı tavsiye ederim. Rabbim yardımcın olsun. Amiiin.

  2. Selam aleykum saliha abla. Bir kez ddha bizleri aydinlattigin icin Allah senden razi olsun insaAllah. Biliyorum cok gec kaldim yazini okumak icin ama bu hafta cok yogun gecti ve anca nasip oldu… Her yazini printere cikartip dosya haline getircem insaAllah. Cok onemli temel bilgiler veriyosun. Cok ama cok tskler. İyiki sen ve cahide abla gibi insanlar var. ) Kendine iyi bak ALLAHA EMANET OLUN. Optum. Selametle…

  3. Selamun Aleykum bir sorum olacaktı?dua ederken en sevdiğin kulun yüzü suyu hürmetine denir mi?Efendimizi duamıza aracı edebilir miyiz?Allah’a emanet olun

    1. Saliha Yildiz says:

      Aleykum selam ve rahmetullah kardesim, dua ederken ölü veya diri bir insani, bir nesneyi araci olarak Allah ile kendi arana koymak dogru degil, bu sirk iceren bir fiildir. Bu Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellem olsa dahi böyledir. Cünkü Allah resulu sallallahu aleyhi ve sellem vefat ettikten sonra sahabe hic onu bu sekilde dualarinda araci edinmemislerdir. Allah subhanehu ve teala bize böyle yapabilecegimize dair hicbir delil indirmemistir. Dualarimizda Allah ile aramiza sadece salih amellerimizi araci olarak koyabiliriz.

      Mesela Buharide gelen bir magaradaki üc arkadasin hikayesi bu konuda en güzel örnektir.

      İmam Buharı, İsmail b. Halil kanalı ile İbn Ömer’den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
      «Sizden önceki ümmetlerden üç kişi bir ara yola koyulup yürümekte idiler. Yağmura yakalandılar. Bir mağaraya sığındılar. İçeri girdikten sonra mağaranın kapısına bir kaya gelip kapıyı kapattı. Birbirlerine şöyle dediler; «Vallahi sizi buradan ancak doğruluk kurtarır. Sizden her biriniz, doğru davrandığı bir işini anlatarak dua et*sin.» Onlardan biri şöyle dedi: «Allah’ım, sen de biliyorsun ki, benîm bir işçim vardı. Bir ölçek pirinç karşılığında benim için çalıştı. Ücretini al*madan çekip gitti. Ben de o bir ölçeklik pirinci ektim. Elde edilen mahsul ile bir inek aldım. Bilahare o işçi yanıma gelip ücretini istedi. Ben de ona: «İşte şu ineği al ve götür.» dedim. O bana: «Ben bir ölçek pirinç karşılığında senin yanında çalışmıştım.» deyince ben ona dedim ki: «Şu ineği al ve götür. Çünkü şu ineği, o bir ölçeklik pirinçle satın aldım.» Adam, ineği alıp götürdü. Ey Rabbim, biliyorsun ki ben bu işi, senden korktuğum için böyle yapmıştım. Bizi bu sıkıntıdan kurtar.» Adamın böyle dua etmesi üzerine mağaranın kapısındaki kaya parçası biraz aralandı. Diğeri de şöyle dua etti:

      «Allah’ım, biliyorsun ki, benim yaşlı anne ve babam vardı. Her gece onlara koyunlarımın sütünü getirip içirirdim. Bir gece geciktim. Geç va*kitlerde eve geldim. Onlar uyumuşlardı. Çoluk çocuğum ise, açlıktan bağrışıp çağrışıyorlardı. Anne ve babama içirmeden, onlara süt içirmezdim. Takat onları uykudan uyandırmaktan da hoşlanmadım. Onları kendi hallerine bırakmaktan da hoşlanmadım. Şafak doğuncaya kadar onları bekledim. Eğer bu işi sırf senin korkundan dolayı yaptığımı biliyorsan, bizi bu sıkıntıdan kurtar.»

      Kapıdaki kaya parçası biraz daha aralandı. Göğü görebildiler. Diğeri de şöyle dua etti:

      «Allah’ım, biliyorsun ki, benim bir amcam kızı vardı. İnsanlar arasında en çok sevdiğim oydu. Onunla olmak istedim, ama o -kendisine yüz dinar vermedikçe- benimle olmak istemedi. O parayı bulmaya çalıştım. Nihayet elde ettim. Yamna gittim. Parayı kendisine verdim. O da benimle olmaya razı oldu. Bacaklarının arasına oturduğumda: «Al*lah’tan kork, hakkını vermedikçe (nikah kıymadıkça) mührü bozma.» dedi. Ben de yerimden kalktım ve yüz dinarı ona bıraktım. Eğer bu işi sırf senin korkundan ötürü yapmış isem, bizi bu sıkıntıdan kurtar.» Cenâb-ı Allah, onları, o dar yerden kurtardı, dışarı çıktılar.»

      1. her dileğinin başında O nu an Onu şefaatçi et deniyor nasıl şefaatçi edilir?

        1. Saliha Yildiz says:

          Nerde nasil denildigini yazarsaniz kardesim daha net bir seyler söylenebilir. Tam olarak neyi ve nasil kasdettigini anlamadim.

        2. Selamun Aleyküm şimdi ben hz.Ali’nin duasını okuyorum celcelütiye diye bir küçük el kitabından orda duadan sonra her dileğinin başında Efendimizi şefaatçi et O nu an ki tecevüz ve zulümden kurtulasın yazıyor.siz bir dileğiniz duanızdan önce Efendimizi anıyormusunuz ya da nasıl yapıyorsunuz öğrenmek isterim..Allah’a emanet olun..

        3. Saliha Yildiz says:

          Kardesim, duadan önce Allah’a hamdetmek ve Allah Resulune salat etmek duanin adabindandir. Allah Resulune salavat getirmekle, Allah Resulunu sefaatci edinmek farkli seylerdir.
          1. de Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellem’e dua edersin.
          2. de ise Allah Resulunu araci edinirsin. Bu ise caiz degildir. Allah subahanehu ve teala Resulude dahil hickimseyi araci olarak kulu ile arasina araci olarak koymamistir.

        4. Saliha Yildiz says:

          Kardesim, yorumu yazarken okudugunuzu syölediginiz dua ile alakali hususlari yazmayi unutmusum. Siz sormadiniz ama ben bu hususda bildiklerimi sizinle paylasmak zorunda hissettim insaAllah anlayisla karsilarsiniz.
          Bu duanin sahih olup olmadigi baska bir yazinin altinda soruldu kardesim. Orada yazmis oldugum cevabi size alintiliyorum.
          Aleykum selam ve rahmetullah Merve kardesim, bu bahsettiginiz duayi daha önce hic duymamistim. Subhanallah, Allah Resulunun dualari insanlara neden yetmez anlamiyorum. Ki o en güzel dualari yapan, dualarinda en özlü cümleleri kullanandir. Ayni zamanda Rabbine en yakin olan ve ona nasil dua yapilacagini en iyi bilendi.
          Bu bahsettiginiz dua iddia edildigine göre Allah Resulune Cebrail vasitasi ile indirilen, yani vahiy olan ve Allah Resulu’nun Ali radiyallahu anh.a nazm seklinde yazdirdigi bir dua oldugu söyleniyor.
          Burda ayrintilara girmek istemiyorum ama belli bir cemaat tarafindan ehli sünnet alimi olan hadis ehlince itibar edilmeyen ve sii kaynakli olan bu dua bastirilip kazanclarina kazanc katmak icin kullaniliyor.
          Allah subhanehu ve teala’nin insanin tabiatina yerlestirmis oldugu kendinden güclü bir varliga yönelme, siginma, dua etme duygularini böyle rant elde etmek icin kullanan, cikarlari ugruna körü körüne liderlerini taklit eden insanlari Allah islah eylesin.
          Bugün itibari ile Tüm hadis kaynaklari elimizde bulundugu halde, sahihleri, zayiflari, uydurmalari tek tek ayrildigi halde ve sahih olan hadislerin icinde böyle bir dua örnegi bulunmadigi halde, sadece tabi olma adina insanlarin bu denli taassub sahibi olmalarini insanin akli almiyor. Belki bunu uygulayan sahis bilmiyordu. Kendi döneminde kendi imkanlari tüm hadis külliyatlarina ulasma imkani sunmuyordu. O hata etti diye ardindan gelen bir sürü insanin, hatta icinde hadis ehli bir cok kimseninde bulundugu kisilerin bu kör taklitlerinin nasil bir aciklamasi olur acaba?
          Birilerine tabii olmada bu kadar hevesli olan bu insanlar Allah Resulune tabi olmada neden bu kadar zorluk cekiyorlar? Onlari ne engelliyor?
          Bu duada ebced hesabinin bulundugu ve bu sebeble gelecek ile ilgili bir cok haber verdigi iddia ediliyor. Halbuki ebced hesabi sahih sünnette yoktur. Bu büyücülügün degisik bir ismidir.
          Ebced hesabı, büyü ve tılsım yapımında istifade edilen, gelecekten bazı haberler vermek için de kullanılan bir sihir dalıdır İbni Abbas radiyallahu anh’dan rivayet edilen hadiste buyrulur ki; “Yıldızlara bakan ve ebced harfleriyle uğraşan kimselerin Allah katında hiçbir nasibi yoktur” (sahihtir İbni Ebi Şeybe 6/129)
          Sonuc olarak kardesim, Allah resulu sallallahu aleyhi ve sellem’den bize sahih olarak böyle bir dua ulasmamistir. Din isnattir kardesim, yani oldugu iddia edilen her seyin dinde oldugu sahih delilleri ile ispat edilmelidir. Bugün herkes bir seyler iddia ediyor. Her iddia edenin iddia ettigi seyi yapacak olursak cennetin yolunu bulamayiz. Biz sahih sünnet yoluna tabii olalim o en dogru ve süphe icermeyen tek yoldur.
          Eger konu ile ilgili daha cok bilgi almak istiyorsaniz asagidaki linkde ayrintili bir sekilde aciklanmistir. Benim sordugum bu dua degil derseniz simdi icinde bu duaninda bulundugu genisletilmis halini basmislar. Sonuc olarak ikiside ayni uslupla uygulanan bir duadir.

          http://ebumuaz.blogspot.com/2007/04/ceven-hakknda.html

        5. benim okuduğum Hz.Ali nin Allahın isimleriyle ettiği dua örneğin ilahi kusursuz olan Allah ,Ehad,Bedi ve kadir isimlerini şefaatçi kılıp niyazla senden diliyorum,kayyum ismin hürmetine kalbimi ondaki kirlerden temizleyerek ihya et ona senin sırrın yerleşip ışık saçsın diye devam eden Allahın nerdeyse bütün isimlerinin geçtiği bir dua.Dr.Abdülaziz Hatip yazmış çevirmiş yani.bu arada bir yerinde Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemi de şefaatçi ediyorum diyor buda sizin söylediklerinize ters düşüyor..Selametle

          1. Saliha Yildiz says:

            Hakkınızı helal edin kardeşim diger yazının yorumlarına cevap yazarken sizinkini unuymusum.
            Bakın kardesim daha öncede söyledigim gibi bu duanın aslı sünnette yoktur. Zaten sünnette aslı olmayan bir duanın icinde sünnete aykırı seylerin olması normal.

        6. Bir sorum daha olacak Salat-ı Tefriciye ve Salaten Tüncina dualarında da manasında Efendimiz hürmetine denmiş oluyor doğru mu sizce?birde bununla alakasız ama Kur’anı neden arapça okuyoruz neden hatmediyoruz amaç onu anlamak ona uygun yaşamak değil mi?Selametle..

          1. Saliha Yildiz says:

            Salat-ı Tefriciye ve Salaten Tüncina dualarıda aynı yukarıdaki dua gibi sünnette aslı olmayan salavatlar. Bu salavatlar Allah Resulunun bize tavsiye ettigi salavatlarin icinde yok kardesim.
            Kurani arapca ojumamizin sebebi onun bu lafizlarla indirilmis olmasidir. Okumamiinve hatmemizin sebebide Allah Resulunun her harfine on sevap verilecegini müjdelemesidir. Ama tüm bunlarin ötesinde sadece bununla yetinerek meslni okumuyorsak, ayetlerin üzerinde düsünmüyorsak, hsyatimizda bunlari tatbik etmiyorsak bu kuru kuru okumanin hicbir faydasi yoktur.
            Hatim etmekten maksat onu tekrar tekrar okuyup anlamaya calismaktir. Rabbimiz onu bize anlamamiz icin indirmis ve hepimizi muhatab olarak kabul etmistir. Öncelikli görevimiz onu anlayarak okumak ve yasamaya calismaktir kardesim.

            1. Saliha Yildiz says:

              InsaAllah aciklayici olmustur. Eger anlasilmayan birsey varsa tekrar sorabilirsin kardesim.

              1. Allah razı olsun anladım..yani bunları okumak sakıncalı mı?en azından Allah’ın isimleriyle edilen duayı seviyordum devam etmeyeyim mi?siz hangi duaları okumamızı tavsiye edersiniz?Selametle..birde size nasıl ulaşabilirim?

                1. Saliha Yildiz says:

                  Amiiin kardesim. Ecmain. Allah Resulu’nun hadislerinde gelmedigi icin sakincali kardesim. Bahsettiginiz gibi icinde yanlis ifadelerinde oldugu dualar. Bunun yerine Allah Resulu’nun yapmis oldugu dualri tercih edin.
                  Allah Subhanehu ve teala’nin isimlerini yine okuyabilir, dualarinizi bu isimler esliginde yapabilirsiniz. Bunda bir sakinca yok.
                  Bakin en basit ve kisa olarak yapilan günlük dualarin bulundugu bir kitabin linkini veriyorum. InsaAllah faydalanabilirsiniz. Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellem’den sahih olarak rivayet edilen hadislerden olusan kücük bir kitap.
                  http://www.islamhouse.com/861/tk/tk/books/H%C4%B1snul-M%C3%BCslim

                  Bana haftalik yazilarimin altina yorum yaparak her zaman ulasabilirsiniz. Dilerseniz Cahide kardesimden mail adresimide isteyebilirsiniz.

  4. Selamu aleykum ve rahmetUllah, gercek dinin anlasilmasi tabiki bazi musluklarin kapanmasina vesil olacaktir. Güncel bir örnek vereyim inseAllah: Alim diye bilinen bir zavalli tutuklanmasinda kisa bir zaman önce güya tilsimli gizemli bir kitab piyasaya sürdü, muska ve ferman hediyeli ve fiyati, pardon hediyesi olacakti. tastamina 50 lira. kitap 170 sayfa, ciltli kaliteli kagida falan basilmis, emin olun kardeslerim bir kitabkurdu olarak ve piyasayi iyi bilerek diyebilirim ki bu apacik bir ückagitcilik, dolandiricilik veya herneyse. mesela bir karsilastirma olarak: imam Nevevi nin dualar ve zikirler kitabi (org.el-ezkar, bu alanda en kapsamli otantik bir eserdir) 570 sayfa ve ciltli, fiyati :25 lira. yani neredeyse bu kitap yukaridaki kitabin 3-4 misli ve fiyati yariyariya. yukaridaki hurafe kitabinin yanindaki muska ve fermana bir fiyat bicmiyorum, zira baskicilarda bu tür seyler bir kac kurusa bastiriliyor. görüyorsunuzki müridler adeta zorlanarak soyuluyorlar, zira almazlarsa afaroz edilebilirler))) Allah’a emanet ve Kur’anin ve sünnetin yolunda olun…

  5. gülsümm says:

    http://www.mahmudelofi.com/2012/10/12/rabitanin-kuran-ve-sunnetten-delilleri
    saliha hanım delıller ıstedı bende yazımın yayınlamasına ızın vermedı cahıde hanım o yuzde sıteyı yazayım dedım.hocamız ve arkadaslarımız buradan okusunlar.

    1. Bu sitede verilen deliller (hadis niteliğinde olanlar ) zayıf hadisler. neden Buhari ve Müslimden çok az nakil var .Kaldı ki Allah sadıklarla beraber olun derken seni yaptığında uyaracak ve doğruya sevkedecek , (Emr-i bi’l ma’rûf ve nehy-i anil münker) yapacak kişilerdir. Ve Mü’minler müminlerin kardeşidir …Siz Sadıkları nerde arıyor ve onları neden ayrı makamlara oturtuyorsunuz ki. Siz saliha bir anne ve eş olup ailenizi, komşularınızı, akraba ve dostlarınızı Allah’ın doğru yoluna sevkederken siz sadık olmuyor musunuz? ve sizin yanınızdakiller sadık kimselerle beraber olmuyorlar mı ??? Allah eğer araya bazı vasıtalar konularak kendisine ulaşılmasını dileseydi emin ol ki bunu Rasullullah direk sahabelerine söylerdi ve bu uygulamayı sık olarak onlara yaptırırdı öyle zayıf hadisler var ki rivayet olarak bugüne kadar geldi neden güçlü delilleri bırakıp zayıfları sunuyorsunuz ? Neden Allah kitabında Yalnız beni anın , bende sizi anayım ” diyor (Bakara / 152) Allah’ı anmak nedir ???? O’nu düşünmek, tefekkür etmek , O’na icabet etmek, yalnızca O’ndan istemek ve Ellerini açıp dua etmendir …O halde Allah Önce Rasulu, sonra Din adamını an böylece bana ulaşırsın mı diyor ?? Rasul’u ekrem meclise girdiği zaman sahabe ayağa kalkmak isterdi ve kendiside men ederdi. Ve kendisinden sonra yüceltilmesini yasaklamıştır. Neden Allah’a direkt ulaşmak varken araya Peygamberimi koyayım , Neden sürekli din adamını düşüneyim. ???Şu ifade “””””Ali’nin yüzüne bakmak sevaptır “””””..Eğer birinin yüzüne bakmak sevap olsaydı kendisine bakılıp bolca sevap toplanmasını isterdi. Oysa Kuran gizli ve anlaşılmaz bir kitap değilken , Rasullullahın hayatı apaçık ortadayken ve ümmetinden hiçbirşey gizlemezken tavsiye ettiği rabıtaları (yani Allah’a ulaşma yolunu mu bizden gizleyecek ti ?? Oysa Allah Rasulu Oruçla, duayla, namazla Allaha yaklaşmamızı tavsiye buyurmuştur …Bugün bu kadar yaygın olan bu rabıta bid’at ‘inin tarihçesini bir öğrenin lütfen aynı kandiller gibi. Kandil geleneği 1700’lü yılların sonlraına türemiş çok kötü bir hurafedir. Sen Rasululluhın sünnetinde, sahibelerinde ve tabbinde ve sonraki büyük alimlerin hiçbirinin izinde rabıtayı göremezsin, mümkün değil …Lütfen artık gerçekten UYANALIM ….

      1. Hanımeli says:

        offf… hangi birini cevaplasam?

        sevgili renklidunyam… bak ne guzel renkli bir dunyan var… tasavvuf yurudugun dumduz bir yolda acmis bir cicegi gordugunde duydugun neşe gibidir. hayata renk verir… tabii hakk safinda yer tutarsan…. her guzel seyin taklidi yapilir. tasavvuf ve tarikatlerin de maalesef taklidi coktur. yol kesiciler coktur.
        benim sana iki tavsiyem var:
        1. tarih oku. ordan burdan dinlenen videolarla islamda kandil yoktur muhabbetine girme bence.
        2.su Allah dostudur, diye duydugun biri varsa, bi git de konus onunla. uyanin artik de ona. ciddi söylüyorum. bakalim ne cvp alacaksin?

        1. Ben size tarihi bilgilerle konuştum bu bir muhabbet değil gerçekliktir.Videolarla size gelinmedi, tarihi bilgilerle gelindi..Sizde gidin ve ortadoğu dinlerine bir bakın onlardan islam dinine neler girmiş bugün.. Bugün islam adına diğer dinlerin ayinleri yapılır olmuş biraz dış kalıbı değiştirilerek !!! Bana ettiğiniz tavsiyeler için teşekür ederim . Din muhabbet işi değildir benim de size tavsiyem sahih kaynaklara başvurmanızdır. ama gerçekten Rasulullah’ın hayatını bana örnek olarak sunun .. Taklid edilen birşey yoktur, çünkü bu tür iddiaların dinde asılı yoktur .Ve yok olan birşeye dinde delil getirilmez var denilen birşeye delil getirlir !!!! Lütfen bana çok kuvvetli deliller sunun ki , eğer ben hatalı isem yolumu düzelteyim ..(.Ayrıca her iyi şeyin ve her kötü şeyin taklidi yapılır )…İkinci olarak da biz hiçkimseye bu Allah’ın dostudur diyemeyiz. Bunu siz nasıl bilebilirsiniz ki ??? Size Allah katından bununla ilgili bilgi mi geldi. ? Bir kişi hayatı ve yaşantısıyla Allah’a çok yakın bir kul gözükebilir fakat Allah katındaki durumunu kim bilebilir ? Bu yüzden şu Allah dostudur diye kimseye diyemezsiniz .Bunu yalnızca Alemlerin rabbi bilebilir. Ayrıca böyle düşündüğün birine “UYAN” demezsin herhalde değil mi ??

        2. Saliha Yildiz says:

          Allah’in indirdigi din, Resul’un yasadigi hayat nesesiz ve renksizdi o zaman. Zira bunlarda su ögretiler olmadigina göre. Bu dinin ögreticisi ve ilk yasayicilari bu nese ve renkten mahrum yasadilar o zaman. Ne kadar kötü örnekler veriyorsunuz.
          Sizin hakikisi dediginiz seyde bu kadar saptirma ve uydurma varsa taklidinden Allah’a siginmak lazim.

        3. Hanımeli says:

          mugalata yapmayalim lutfen… Allah dostu diye bildigin demiyorum, duydugun diyorum. insanlarin oyle zannettigi…..

          benim hocama boyle tipler gelir sorar sorularini. uyan, dersen de ne munasebetsizsin, demez hic bir Allah dostu canm…

          engin gonulludur onlar……. soyletene bakarlar….

        4. Hanımeli says:

          salihacigim bu da bu yazina yazdigim son yorumum olsun . artik yeni yazinda görüşürüz:-)
          zira ben de tam bu cevabi bekliyordum.
          teşekkür ederim.
          ilmi gayretini takdir ediyorum kardes…
          yalnız son birsey soracağım: hadis usulu ilmini aldin mi sen?? ve hocan kim bu usul ilminde? hadislerin değerlendirilmesinde sıkinti var bence saliha… bunu iyi niyetli bir elestiri olarak kabul etmni rica ederim…

          selametle…..

        5. Saliha Yildiz says:

          Hanimeli hanim, bakin mugalatayi yapan kendinizsiniz. Güya kibar olmaya calisip alayli alayli sorular sormaniz, size sorulan sorulara cevap vermek yerine yeni sorular üretmeniz hic hos degil. Münazara böyle olmaz. Iki taraf öncelikle hangi ölcüler üzere tartisacagini belirler ve usulunce delillerini getirir.
          Siz hadis ilmi ile alakali bana sordugunuz sorulari hocalariniza sorsaydiniz bu gün din diye hind felsefesinden gelen, icinde dinden baska her seyin oldugu bir anlayisa inanmazdiniz.
          Kendinizde birazcik hadisden anlasaydiniz hind felsefesinden gelen ve dinle hicbir alakasi olmayan tasavvufu zayif bile demiyorum uydurma hadisleri delil getirerek ispat etmek icin kirk takla atmazdiniz.
          Biz tüm bid’at ehli gibi bid’atlerimizi mesrulastirmak icin yeni hadis usulleri üretmiyoruz. 14 asirdir belirlenmis metodlarla ve bu metodlara bagli kalan hadis alimlerince sahihi, zayifi, uydurmasi en ince ayrintisina kadar ayiklanan hadisleri aliyoruz. Hamdolsun Rabbimeki böyle hadis ehlini her zaman var etmis, kiyamete kadarda edecektir. Bid’at ehli bid’atlerini rahatca yayamasin diye…O saf ve tertemiz dinini koruyacagina dair söz vermistir. O asla sözünden dönmez.

      2. hanımeli says:

        saliha kardes… yazmaycgm dmstim ama dayanamadm. zira cok incitici oldugunu soylemk zorundayim. alay ettigimi soyluyorsun, oysa bu senin kurdugun bir dusunce.. seslendiriyorsun galiba yazdiklarimi? cevremde nezaketli bilinirim, kimseyle de alay etmm. kalp ilmi olan tasavvuf bunu ogretti bize.

        sense bana yazdigin herseyde ibadetlerime, deger olculerime, Allah ve Rasulunu hayatimin ne tarafina yerlestirdigime dair bircok hususta kendi önyargilarinla yaziyorsun. cok agir bunlar…

        en nihayetinde kardesiz. imanimizi sahih kabul etmesen de inandim diyorsam muslumanim. mu’min kabul etmesen de en azindan musluman bil… ayip olmuyor mu?

        1. Saliha Yildiz says:

          Hanimeli kardesim, isterseniz yorumlari tekrar okuyun kimin karsisindakini önyargilarla degerlndirdigini daha iyi göreceksiniz. Ben yorumlarimda incitici birsey yazdigimi düsünmüyorum. Cünkü yorumlari yazarken ne sizi ne de baskalarini hedef almadim. Benim hedefimdekiler sedece yapilan yanlislar. Yanlislari yapanlar asla hedefim olamaz. Ben buna yetkili degilim. Yapilanlarin yanlis oldugunu delilleri ile söylüyorum. Sizde dogru olduguna inaniyorsaniz ve bunlarin dinden oldugunu iddia ediyorsaniz delilinizi getirirsiniz. Ama siz sürekli sahislari öne sürüp, sahislar üzerinden din anlatiyorsunuz. Istediginiz cevaplari alamayinca karsinizdakini incitici ve kurgulayici olarak sucluyorsunuz. Bakin kimin önyargili oldugu son yorumunuzda dahi belli..
          Benim kimsenin imanini ve mümünmi, müslümanmi oldugunu yargilama gibi bir niyetim yok. Ben düsünceleri ve hareketleri konusmak istedikce, meseleyi sürekli sahislara indirgeyen sizsiniz. Lütfen biraz adil olun!

        2. kbraytn says:

          öncelikle tasavvufta en çok zikrettiğimiz duada bulunuyorum sizin içi Allah le dünni ilim nasip etsin inş. kisenin kimseyi imanında yorumlamaya hakkı yoktur. Efendimiz sav La İlahe İllallah kurtuluşa ermiştir derken biz insanları mümin saymak için acaba onlarda ne görmek istiyoruz??? maden sizin için önemli olan ayet ve hadis Peygamber Efendimizin hayatını örnek alalım ve insanları şirk ile muhattap kılmayalım. zira Peygamber efendimiz münafıkların kimler olduğunu bildiği halde onları mümin gibi görmüştür bize örnek olsun La İlahe İllallah diyenler hakkında zan yapmayalım diye… peki burada yapılan nedir insanlar tasavvufa inanıyor diye onları müşrik saymak… ki tasavvufa kalbin safaya ermesidir diye öğrendik bizler kalb safaya iman ile ereceğine göre tasavvuf iman üzerinde yoğunlaşmış bir ilimdir.

    2. Saliha Yildiz says:

      Gülsüm hanim, verdiginiz linkde yazilanlari okudum. Yazilanlarin her satirina ayri ayri cevap yazmak isterdim ama buna ne bu sayfa, nede benim vaktim müsait degil. Benim yazmak istediklerimin benzeri yazilmis yazilardan asagi cevap niteliginde linkler veriyorum. Lütfen sizide okumaya davet ediyorum. Eger gercekten dogru olanin pesinde kosanlarsak bunu yapmamiz lazim.
      Ama sunuda söylemeden gecemeyecegim ki, yazida delil diye sunulan seylerin hepsi ya asli manasindan saptirilmis, yada zayif ve uydurma rivayetler delil diye alinmis.
      Allah Subhanhu ve teala indirdigi kitabini aciklama yetkisini sadece resulune vermis herkesin aklina, anlayisina birakmamistir. Iyikide birakmamis. Yoksa hakla batili nasil ayirirdik?
      Asagida yazilarini alintiladigim Ebu muaz hocada daha önce tasaffuf ehli olup, burdaki yanlislarin farkina vararak tevhid akidesine dönmüs biridir.

      http://ebumuaz.blogspot.de/2012/01/rabta-hakknda-supheler-ve-cevaplar.html

      http://ebumuaz.blogspot.de/2008/03/rabita-hakkinda.html

      http://ebumuaz.blogspot.de/2007/04/rabta-ve-nazar-ederek-irad.html

      http://ebumuaz.blogspot.de/2008/04/eyhler-ve-mridleri.html

      http://ebumuaz.blogspot.de/2007/04/tasavvuf-ve-iilik-arasndaki-ba.html

      1. Hanımeli says:

        salihacigim, simdi sen ibni arabi hz.lerini de sevmiyorsundur. bize gore seyhul ekber, senin dusuncende olanlar icin seyhul ekfer. … 🙁
        imam-ı rabbani sapkin (!)
        Abdullah dehlevi ve talebesi halid-i bagdadi de atese gitti (!)
        imam gazali zaten yalanci (!)
        …..
        koskoca bir medeniyeti hice sayip da sonra da bunlar bize uzakdogu dinlerinden gelmis, demen cok tuhaf geliyor bana.
        ….
        merakimdan soruyorum, Arabistan’daki vehhabi zihniyeti ve eylemlerini destekliyor musun? hani mezarlari duzluyorlar, Asr-i saadetten kalan butun hatiralari yerle bir ediyorlar. şirktir diye… Böyle mi düşünüyorsun sen de?

        1. Saliha Yildiz says:

          Ben insanlari severken kendi sahsi fikrime göre sevmem. Sevmek bir ibadettir. Ben bir kul olarak Allah’in sev dediklerini sever, sevme dediklerini sevmem. Hele ” İnsanlar içinde bir takım kimseler de vardır ki, Allah’tan başkasını O’na ortak edinip, onları, Allah’ı sever gibi severler; gerçi iman edenlerin Allah’a olan sevgileri çok daha kuvvetlidir; fakat o zulmedenler,(sirk kosanlar) azabı görürken, bütün kuvvetin Allah’a mahsus ve Allah’ın şiddetli azâb sahibi olduğunu bir bilseler.”dedigi gibi sevmekten Allah’a siginirim. Rabbim beni ve tüm ehli tevhidi bu gibi sevgiden korusun. Amiiin.
          Ebu’l-Heyyâc el-Esedî anlatıyor: “Bana, Hz. Ali (radıyallahu anh):
          “Rasûlullah(aleyhissalâtu vesselâm)’ın beni göndermiş olduğu şeye ben de seni göndereyim mi?” diye sordu ve Rasûlullah’ın kendisine:
          “Haydi git, kırıp dökmedik put, düzlemedik yüksek kabir bırakma!” dediğini anlattı.”
          (Muslim, Cenâiz 93, (969); Ebu Dâvud, Cenâiz 72, (3218); Nesâî, Cenâiz 99, (4, 88, 89)

          Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellem’demi vahhabiydi hanimeli hanim?
          Sahabedemi vahhabiydi?

          Bu hadise göre öyle oluyor degilmi? Artik devir degisti. Bu iftiralar bayatladi. Bu safsatalarla artik kolay kolay insanlari kandiramayacaksiniz. Bence kacinilmaz son gelmeden sizde kendinize baska bir yol arayin!
          Birakin bu nese, renk pesinde kosmalari. Biz bu dünyaya ibadet icin gönderildik. Ibadetlerimizde Allah’i birlemek icin. Renkli ve neseli bir hayat yasamak icin degil.

        2. Hanımeli says:

          saliha, bizim nesemiz ve rengimiz ibadet icindir, ibadetledir merak etme…

          ben bu cevabini okuduktan sonra anladim neler oldugunu… Rabbim kalbine tasavvuf nes’ esi versin. cok uzuldum….

          bu arada soyle yapalim. karşılıklı dua edelim birbirimize. siz sirat i mustakimdeyseniz beni size yaklastrsin rabbim. benim ve tasavvuf alimlerinin yolu hakikatse ve rizayi ilahi burdaysa sizi benim ustadima talebe yapsin Rabbim! seni de cahide abla! 🙂

          🙂

        3. Sevgili Hanimeli..verecegim linkleri inceleminizi umuyorum..bende cahiliye donemimde tarikatlara bulasmistim Allaha hamd olsun Rabbim hidayet nasip etti ve gercek Tevhidi dinimiz ile muserref oldum..elhamdulillahi ala kulli hal..

          http://www.islam-tr.net/tasavvuf-nedir/29090-ehl-i-tasavvufcularin-hayrina-tasavvufla-ilgili-konu-linkleri.html

        4. Saliha Yildiz says:

          Hanmeli hanim, bizim sizinle ibadette ölcülerimiz farkli. Bizim ibadette ölcümüz yaptigimiz ibdetleri sahih deliller üzerine bina etmemizdir. Sizin ise ibadetteki ölcünüz zevk ve haz almanizdir. Tasavvufda bu zaten asildir. Bu sebeple ölcülerimiz farkli oldugu icin bir noktada bulusmamiz imkansizdir.
          Rabbim kalbime tasavvuf degil sünnet sevgisi versin. Rabbim sizin kalbinizede kitabinin aciklamasi ve razi olacagi tek hayat tarzi olan sünnetin sevgisini versin. Amiiin.
          Yazinizin sonunda yapmis oldugunuz dua icin gönülden amiiin diyorum. Kabul buyur Allah’im.

  6. Gülsümm says:

    bakın cahıde hanım.bu benım kendı sözlerimle soylenecek sözler deıldır.bunu aynen Salıha hanıımda soyledıler,kuran ve sunnnetten delıller istedı ve bende bunları bularak paylastım.ve sızınde yayınlamanızı ıstıyorum lutfen.ben parca parca da yazsam butunlemede yazsam aynı yorum olcak ve bu na gore aynı uzunluk olucak yazım.o yuzen ….

  7. Gülsümm says:

    cahıde hanım yorumumu paylaşırsanız cık sevınırım.boylece akıllarda hıc bır süphe kalmayacagını umuyorum.ama dünkü yazdıgım yorum hala ^denetım ıcın beklenıyor???

    1. Gülsüm hanım çok uzun bir yazı alıntılamışsınız. Bu tür alıntılar çok yer tutuyor. İsterseniz söylemek istediklerinizi kendi cümlelerinizle anlatmaya çalışın.

  8. Mine Can says:

    Peygambersiz Müslümanlık!
    “Kutlu Doğum Haftası” vesilesiyle düzenlenen programlarda “Hz.Muhammed(s.a.v.)’siz bir İslâm” çabalarına değinilmediğini görüyoruz.
    Oysa Türkiye ve her nerede olursa olsun Müslümanlar tarafından konulu bir “Kutlu Doğum Haftası” kutlanacaksa bunun ilki “Muhammedsiz İslâm” gayretlerinin arkasındaki sinsi plânın açıklanması olmalıdır. Yetinilmemeli, her yıl aynı konu, o yılki ana konunun yanında aynı ağırlıkla mutlaka tekrar edilmelidir…
    Çünkü biz Müslümanlar, Kur’an-ı Kerim’den önce Hz.Muhammed’e inandık. Hz. Muhammed(s.a.v.)’e inandığımız için de O’nun vasıtasıyla gönderilen Kur’an’ı noktasına virgülüne kadar İslâm’ın anayasası olarak kabul ettik. Peygamber “Allah’ın ayetleri” dedikçe Ebu Cehiller, “Hayır, onu sen uyduruyorsun” dedikleri, yani, Resullullah’a inanmadıkları için ebedî cehennemlik oldular.
    Peygambersiz İslâm için gayret gösteren iki damar var. Biri “Dinlerarası Diyalog” damarı, diğeri, “Hadisi şerifleri gereksiz gören, bize Kur’an yeter” diyen ve bu sözleri ile kâfi gördükleri Kur’an’ı inkâr eden, Müslümanları dinden, camiden, namazdan soğutan, şeytanın değirmenine su taşıyan damar.
    Peygamber elbette Kur’an’a aykırı ve Allah’ın uygun görmediği bir hüküm koymaz, koyamaz. Peygamber için bunu düşünmek Kur’an-ı Kerim’den de şüpheyi gerektirir. İş nerelere varıyor, görüyorsunuz. Öyle olduğu için bir Müslüman, Peygamber ne diyorsa ona kesinlikle inanır. Çünkü O, “Canlı Kur’an’dır.” Kur’anın nasıl yaşanacağını hayatı ile gösteren, Allah(c.c.) tarafından terbiye edilmiş kişidir.
    “Dinlerarası Diyalog”ta, Müslümanlara kiliselerde tevhid dersleri veriliyor, Kur’anın açık hükmüne rağmen kızlarımıza, “Hıristiyan erkeklerle evlenebilirsiniz” tavsiyelerinde bulunuluyor. Hıristiyanların iyilerinin de cennete gideceği söylenerek, Kur’an’ın bir virgül ve noktasını inkar eden Müslüman’a cennet yolu ebedî kapatılırken, tamamını inkâr eden Hıristiyan’a cehennem yolu kapatılıp, cennet yolu açılıyor.
    “Dinlerarası Diyalog”un siyasî yansıması “Medeniyetler İttifakı”dır. Bu ittifakın ise iki “Eş Başkanı” vardır. Biri İspanya Başbakanı, diğeri ise Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı. Bu seçimin böyle yapılması bile İslâm’ı istiskalden başka bir şey değildir. Çünkü İspanya, topraklarından İslâm’ın kökünü kazıyan, Kurtuba Camii mihrabında son Müslüman’a İspanya kralının ayağını öptüren resmi koyan bir devlet ve medeniyetin temsilcisidir.
    Zaten “Diyalog” tan amacın Vatikan tarafından “İkinci Bin Yılda Asya’nın Hıristiyanlaştırılması” olduğu açıkça ifade edilmiştir ve bu fiile “Türkiye’den başlanması gerektiği” de misyonerlere talimat olarak verilmiştir.
    İslâm’ın önünde böyle ciddi ve arkasında trilyon dolarların ve ABD’sinden AB ve İsrail’ine kadar cümle İslâm karşıtlarının bulunduğu bir tarihi kesitte, Kutlu Doğum Haftalarında bu tehlikeler yokmuş gibi davranılırsa Müslümanlar Hz. Muhammed(s.a.v), Hz. Ebubekir(r.a.) ve Hz. Ömer(r.a.), Hz. Osman(r.a.), Hz. Ali(r.a.) ve ehli beyt gibi davranmış olurlar mı?
    Böylesine bir tehlike karşısında üç maymunları oynamak, dünyayı kaybederim korkusu ile Allah’ı kaybetmeyi göze almak değildir de nedir?
    Haçlı ve Siyonizm bütün bu silahları kullanarak Irak’ta, Suriye’de, Mısır’da, Afganistan’da, Afrika’nın çeşitli bölgelerinde…
    Hem Müslüman katliamı yapıyor, hem Müslüman’ın bütün servetine el koyuyor, hem camileri Haçlı kışlası, Müslüman kadınları Haçlı askerlerin cariyesi haline getiriyor.
    Böylesi vahşet karşısındaki sessizlik “korkudan” ise, korkanlar bilsinler ki bu korkuları ile (bilerek-bilmeyerek) “Kâfir Allah’tan güçlüdür” demiş oluyor.
    Biz “korkudan” değil “gaflettendir” diyor; uyanış için Rabbimize dua ediyoruz.
    Hasan DEMİR/Yeniçağ gazetesi

  9. Saliha kardeşimizden Allah razı olsun. Konuları o kadar anlaşılır bir dille anlatıyor ve öyle doğru kaynaklarla sorulara cevap veriyor ki, hâlâ inanmak istemeyen, bildiğinden vazgeçmeyen kardeşlerimiz için çok üzülüyorum.

    İmanımızın tamire ihtiyacı var kardeşlerim. Öteden beri bildiğimiz, dinin içine sinsice yerleşmiş ve dinden gibi gösterilmiş yanlışları ayıklamamız gerekiyor. Yoksa Allah muhafaza şirkin içine dalarız, iman kalbimizden kayar gider de farkında bile olmayız.

    Allah bizleri doğru yoldan ayırmasın. Fehm edebilen, basiret ve feraset sahibi kullarından eylesin. Şirke düşmekten, taassub ehli olmaktan muhafaza etsin. Amin

    1. aminnnnnnnnnnnn

  10. selamün aleyküm kadeşim saliha Rabbim ilmini artırsın inşaallah.bende.yakınlarına nacizane bildiklerini anlatamıyan,anlatırkenbirtürlü dili dönmeyen kendi içinde yaşayan çooook eksikleri olan Rabbimden ilim dilenen(RABBİM artırsın inşaallah)aciz zavallı günahkar bir kulum.sizden duanızı ve beslenebileceğim kaynaklar Kuranı kerim tevsiri tevhid ilmi hakkında tavsiyeler.istiyorum kadeşim çevremden dolayı bi öyle bi böyleyim ne olur duanızı esirgemeyin.Ey kalpleri çekip çevviren Rabbim Kalbimizi Dinin üzere sabit kıl. biraz önce feth suresinin 29.Ayeti okudum RABİM tam anlamayı nasip etsin

    1. Saliha Yildiz says:

      Aleykum selam ve rahmetullah Semra kardesim, öncelikle Rabbim kalbinizi dogru dini üzere sabit kilsin. Size bunu gerceklestirebilecek güc,bilgi ve arkadas versin. Amiin.
      Ibni Kesiri okuyabilirsiniz kardesim, en kolay ulasabileceginiz eser olarak. Yakin zamanda icindeki hadislerin sahihligi kontrol edilmis olarak yeni baskisi cikti. Eger temin etmek isterseniz burdan ulasbilirsiniz.

      http://www.benlikitap.com/Ibni-Kesir-Tefsiri-Tam-Metin-12-Cilt-Polen-Yayinlari,PR-155.html
      Neden Ibn kesir diye sorarsaniz cünkü Ibn Kesir’de Allah’in kitabi kendisine aciklamasi icin indirdigi Resulu sallallahu aleyhi ve sellem’in sözleri ile aciklaniyor. Sahabenin sözleri ile aciklaniyor. Birilerinin anlayisi ile degil.
      Tevhid ile ilgili Esra kardesime birkac link vermisdim sizde ordan bakabilirsiniz Semra kardesim.
      Eger satin almak isterseniz asagidaki su linklerede bakabilirsiniz.
      http://www.benlikitap.com/Tevhid-Akidesi-Ehli-Sunnet-Vel-Cemaate-Gore-Seyfullah-Erdogmus,PR-145.html
      http://www.benlikitap.com/Selef-i-Salihin-Akidesi-Ehl-i-Sunnet-Vel-Cemaat-Abdullah-b-Abdulhamid-el-Eseri,PR-193.html
      http://www.benlikitap.com/Pratik-Akaid-Dersleri-UMMULKURA,PR-287.html
      InsaAllah faydali olabilmisimdir kardesim. Allah’a emanet olun..

      1. rukiyeee says:

        saliha hanim dediginiz gibi rabitanin iyicene arastirilmasi lazim.ben ilk defavsizden boyle bir aciklama gordum.zaten bu yollarin daha basindayim.rabbim bizim bilipte bilmeyipte ettigimiz gunahlari affetsin..

        1. kardeşim bende kitabı var ama bi türlü kafam almadı saliha ablam ın yazısı da kafamı karıştrdı .yanlış anlaşılmasın Allah razı olsun. ben gercegi arıyorum.rabıta şirk se hatme ,kalb virdi bunlar ne acaba bidat mı,lütfen bana dua edin dogru yolu bulayımmmmm…:(

        2. Saliha Yildiz says:

          Rukiye ve Suzan kardeslerim, Bu sabah yorumlarinizi okuyunca o kadar memnun oldumki Rabbim size dogru yolunu kolaylastirsin. Benim memnuniyetim en azindan sorgulayip arastiracaginizi belirtmenizden kardeslerim. Benim gayretim sizin ve sizin gibi bir cok kardesimizin bilmeyerek, farkinda olmayarak icine düstügü yanlislari farketmenizi ve bu hususlarda dikkatli olmanizi saglamaktan baska bir sey degil.
          Suna inaninki hic birimiz bu dogrularla dünyaya gelmedik. Bu dogrularla büyümedik. Bu dogrulari kolayca bulmadik. Her seyin bir bedeli, zorlugu var ama kardeslerim ebedi hayatimizi kazanmak icin inanin her zorluga deger. Kacinilmaz sonda kaybedenlerden olmamak icin bu bedelleri ödemeyi göze almazsak helaka sürüklenenlerden oluruz Allah muhafaza. Rabbim hepimizin yardimcisi olsun.
          Kardeslerim size arastirmanizda yardimci olacak ve konuya farkli acilardan bakabilmenizi saglayacak videolarin linklerini veriyorum. Bu linklerden birisi kendiside önceden Naksi seyhi olan ama bu ögretileri sorgulayarak dogrulari bulan bir seyhin. Lütfen objektif bir sekilde dinlemeye calisin. Rabbim hepimize tevhidi anlamayi kolaylastirsin.

          Ferit aydinin rabita hakkinda söyledikleri
          http://www.youtube.com/watch?v=uZaUcpAv3JE

          Faruk Beser hocanin bu konu ile ilgili söyledikleri.
          http://www.youtube.com/watch?v=P6A0RZCue5I

          Ubeydullah Arslan hocanin rabita hakkindaki söyledikleri
          http://www.youtube.com/watch?v=jpcyapJ7dzU

          Birde Ferit aydinin bu hususda yazdigi ve bu hususda en genis bilgilerin oldugu kitabin linki
          http://www.benlikitap.com/Tarikatta-Rabita-ve-Naksibendilik-Ferit-Aydin,PR-415.html

          Rabbim dogru ve saf dinini yasamayi hepimize kolaylastirsin. Amiin.

        3. Saliha Yildiz says:

          Kardeslerim bir hususu belirtmek istedim videolarla alakali. Ferit aydinin programi yapmis oldugu Süleymaniye vakfi ile bir alakamiz oldugu düsünülmesin. Sadece bu konu ile ilgili dogru tesbitlerin bulunmasindan dolayi bu vakifda yapilan videoyu yayinladik. Mümin ari gibi olmali. Dogru ve yararli bilgilerin bulundugu sey nerde olursa olsun almali ama, bunu yaparkende dikkatli ve donanimli olmali tabii.

  11. Saliha ablamm, benim Tuğba. Dün okudum hemen yazını, görünce aynı Büşra gibi çok heyecanlanmıştım. Allah senden razı olsun.
    Bende Cahide ablam gibi düşünüyorum, övgülerimi şu an içimden sayıyorum. Sen senin için ne düşündüğümü ne kadar değerli olduğunu zaten biliyorsun.

    Allah’ım çıktığın bu yolda, ulaştığın herkesi tevhid ilmini tam anlamıyla idrak etme kabiliyetiyle nasiplendirsin. Senin vesilenle okumuş olduğumuz her bilgi için, öğrendiğimiz her doğru için seni katbekat mükafatlandırsın.

    Rabbim hep der ya; ‘düşünebilen bir toplum için ayetleri işte böyle açıklarız’ diye. O düşünebilen toplum olmamızı nasip etsin bizlere. Senden de tekrar Rabbim razı olsun. Seni Allah için çok seviyorum canım ablam.

    Mehtapablam demek sende duydun o güzel sesi. Ne büyük lütuf ama değil mi, Rabbim uzak yakın demeden sevdiği kullarına bizleri de sevdiriyor. Elhamdülillah!

    1. Saliha Yildiz says:

      Canim kardesim, insaAllah sizin gibi tevhid akidesini bilen, bu bilincle toplumu yetistirecek olan genclerin varligi beni cok mutlu ediyor. InsaAllah gelecek nesil cok daha Rabbine layiki ile kul olma yolunda ileride olacak. Rabbim bunu sizlerin eliyle gerceklestirsin. Amiiin.

      1. Rabbim razı olsun Saliha ablam. Amiiin amiiin. Rabbim sana da göstersin o günleri inşaAllah…

  12. Aleykumselam ve rahmetullahu ve berakatuhu Saliha ablam…
    Senin yazdiklarin o kadar cok icime isliyor ki,yavas yavas sindire sindire tekrar tekrar okuyup öyle birseyler yazmayi istiyorum…Her hafta yazilarinda muhakkak kafamda olan bazi soru isaretlerini cevablamis oluyorsun…Malesef cok fazla cemaatlesmis,cok fazlaca ayristirilmisiz..Biri böyle der,digeri onun tersini,birine bagli olursan digeri seni kabul etmez,vs vs…Hic bir zaman aklima yatmadi yapmadim ve simdi de düsünüyorum iyiki de yapmamisim…Sevmek,örnek almak ayri himmet istemek,hayalden ötelere gecirmek cok ayri. Son cümle de tam bizleri anlatyor…

    “Biz bunlara, sırf bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz.” (Zümer Suresi, 3.ayet)

    ALLAH c.c razi olsun ablam,selametlee..

  13. Elleriniz dert görmesin, Allah razı olsun bu bilgi için…

  14. Fatmanur says:

    Belki de bediuzzamanin : ” ben kendimi sevmiyorum. Beni seveni de sevmiyorum ” sozundeki hikmet budur. Sonucta kur’an ve hadis ilimlerine vakifti. Tefsiri risalei nur bu minvallerle yazildi.

    11. Lemada sunneti seniyye konusunda bahsedildigi gibi : ( Habibim ya Muhammed ) De ki: eger Allahi seviyorsaniz, ohalde bana tabi olun ki allah da sizi sevsin” Ali imran 31.
    Ayetin aciklamasinda : eger Allaha muhabbetiniz varsa , habibullaha ittiba edilecek( tam tamina uyulacak) EGER İTTİBA EDİLMEZSE NETİCE VERİYOR Kİ ; ALLAHA MUHABBETİNİZ YOKTUR. (haşa!) Cenabi hakka iman eden elbette ona itaat edecek. İtaat yollari icinde en makbulu , en mustakimi ( dosdogrusu) ve en kisasi hic şüphesiz habibullahin (peygamberimizin) gosterdigi ve takip ettigi yoldur.

    1. Saliha Yildiz says:

      Ne güzel yazmissiniz Fatmanur kardesim, o zaman kendi kitaplarinin Allah resulu’nun hadislerinden, kendi yasam tarzinin O’nun yasam tarzinin önüne gecirilmesinden, masum olmamasi hasebiyle yapmis oldugu hatalarda sünnete degilde, kendisine uyan ögrencilerden beridir, uzakdir Said Nursi ne dersiniz?
      Ben öyle düsünüyorum cünkü, genelde alimler bunu istememis ama insanlar onlari bu sekilde yüceltmislerdir. Aynen Nuh aleyhisselamin kavminde yüceltilen insanlarin bunu istememis olmasi gibi.

      1. Selamunaleykum Rabbim senden ebeden razı olsun Saliha Hanımım ilmindeki güzellikten ziyade şu yazma üslubun varya işte o beni benden alıyor..bende yumuşak olmak istiyorum sakin sekine bir ruhla tebliğ yapmak istiyorum…yazdığın her cümleye tüm yüreğimle katılıyorum..Tevhid ilmi için tavsiye edebileceğin kitaplar varmıdır..başlangıç aşaması için özellikle..

        1. Saliha Yildiz says:

          Aleykum selam ve rahmetullah kardesim, Rabbim hepimizden razi olsun. Bu güzellik benden kaynaklanan bir güzellik degil kardesim, bu sünnetin güzelligi.
          Benden bazi kitap tavsiyeleri istemissin. Asagiya linkleri veriyorum Esra kardesim. Hemen linklerden okuyabilirsin. Istersen pc nede indirebilirsin. Kitap olarak satin almak istiyorsan bu konuda da tavsiyede bulunabilirim insaAllah. Allah’a emanet ol.

          http://www.islamhouse.com/190936/tk/tk/books/Tevhid_Gemisi_%5B_Gel_Bizimle_Beraber_Gemiye_Bin_%5D

          http://www.islamhouse.com/76269/tk/tk/books/ÖNCE_TEVHİD_…_EY_İSLÂM_DÂVETÇİLERİ

          http://www.islah.de/akide&tevhid/akd00028.pdf

          http://www.islah.de/akide&tevhid/akd00008.pdf

          http://www.islamhouse.com/190929/tk/tk/books/Tevhid_Kalesi

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: