Kokoshabla_com_ad_banner

Soyunmayın Artık Yeter!


Çağdaş! kadınlar 8 mart kadınlar gününü çeşitli etkinliklerle kutladılar…(Haberlerden)

Şehirler arası yolculuk yaparken yol kenarında durup otostop çeken kadınlara rastlamışsınızdır muhakkak. Vicdan sahibi bir insanın kadınların o hallerine içinin acımaması mümkün değil. Kıyafetleri bilindik türden, çorap gibi bir tayt veya mini etek, dekolteli üst, çoğu kez saçlar sarı boyalı, ayakkabı bir karış topuklu, abartılı bir makyaj…  İlk görüşte hangi niyetle otostop çektiklerini anlamak hiç zor değil…

Hangi sebepler, hangi boşluklar sebebiyle o yola düştüler bilinmez. Hepsinin ayrı bir hikayesi var. Rabbim o yola düşmüş bütün kadınları nasuh tevbelerle temizlesin, doğru yola sevketsin…

Bahsettiğimiz kadınların giyim kuşamları on yıllardır aşağı yukarı aynı şekildedir. Hatta önceleri halkın içine karıştıklarında tanınmamak için kıyafetleri daha edepli olurmuş…

Özellikle son bir kaç yıldır sokağa çıktığım zaman giydikleri birbirine benzeyen onlarca kadın görüyorum. Hızla basitleşen ve aynılaşan giysiler giyiyorlar. Çorap gibi bir tayt veya mini etek, dekolteli üst, çoğunun saçları sarı boyalı, ayakkabılar bir karış topuklu, genelde abartılı bir makyaj… Sokaklar, eskiden ancak şarkıcı kadınlarda görebileceğiniz iç giyim mesabesindeki el kadar giysiler giyen ve asla utanmayan kadınlarla dolu… KâsiyâtünÂriyâtün! Her taraf giyinmiş çıplaklarla dolu!

En başta bahsettiğim kadınların kıyafetlerine anlam veriyorum. Çünkü onlar vücutlarını pazarlayarak geçimlerini sağlıyorlar. Tek sermayeleri vücutları. Erkekleri müşteri gibi gördükleri için onların ilgisini çekmek zorundalar. Amaçlarını düşününce izledikleri yol şaşırtıcı gelmiyor.

Peki tertemiz olması kötü bakışlardan korunması gereken bir genç kız veya evli barklı, çocukları olan bir kadın neden vücudunu teşhir eden bir kıyafet giymek ister?

Böylesine komik ve basit bir giyim tarzını kadınlar kendilerine nasıl yakıştırırlar?

Son yıllarda, özellikle geçtiğimiz yıl artarak büyüyen bir tayt çılgınlığı var ki, ben insanların ciddi bir akıl tutulması yaşadıklarını düşünüyorum.

Her on kadından 6-7 si taytlı. Zayıfı şişmanı, genci yaşlısı hepsi fütursuzca tayt giyiyor. Sokaklarda rüküş, kalitesiz, basit bir görüntüdür almış başını gidiyor. Bu modanın adı ne? Giyinmeme modası mı? Daha fazla neresini açabilir, nereye kadar soyunabilir bu kadınlar?  Başörtülü veya başörtüsüz diye ayırmıyorum. Bakıldığında vücut ölçülerine kadar anlaşılıyorsa, en mahrem yerleri apaçık belli oluyorsa baştaki bez parçasının ne anlamı var?

Başörtülü annelerin yanında taytlı kızları, masum bebeklerin yanında taytlı anneleri, erkek(!)lerin yanında vücutlarının her hattı belli olan taytlı eşleri… Allah’ım kıyamet bu kadar mı yaklaştı!!

Her sokağa çıktığımda gördüğüm manzaralardan tiksiniyorum. “Soyunmayın artık yeter!” diyesim geliyor.

Etlerinizi daha nereye kadar sergileyeceksiniz? Tertemiz çocuklarımızı, eşlerimizi daha ne kadar taciz edeceksiniz? Hiç mi özeliniz yok sizin? Hiç mi gizlemek, kötü bakışlardan korumak istediğiniz bir yeriniz yok? Ağzı salyalı pek çok erkeğin üzerinize yapışan şehvetli bakışlarından, sizi cinsel bir obje gibi görmelerinden nasıl rahatsızlık duymazsınız?

“Kızların bacaklarına bakmaktan ders dinleyemiyorum” diyen, gizli gizli etek altı görüntüler çeken, en deli çağındaki erkeklerin içine, mini etekle, taytla  korunmasız bir halde nasıl gönderirsiniz kızınızı?

Dünya kadınlar gününü kutlayan, güya kadınları savunan çağdaş hanımlar neden kadınların bu denli basitleşmelerine, aşağılanmalarına ses çıkarmıyor? Çağdaş yaşamı savunurken, mezbahane ürünü gibi soyulup teşhir edilen, savunmasız hale getirilen kadınların itibarını neden desteklemiyor?

Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.(Ahzap:59)

İşte bu yüzden vardır tesettür! Müslüman kadınların tanınması ve incitilmemesi için, yol kenarında otostop çeken bir kadından ayrılması için, onu görenler Müslüman olduğunu anlasın, hatta Allah’ı hatırlasın diye vardır tesettür. 

Modern hayat anlayışı en çok kadına ve kadın onuruna darbe vurmuştur. Belki de hiç bir devirde kadınlar bu denli aşağılanmamış, kadınlıkları ayaklar altına alınmamış, bu kadar sıradanlaşmamıştır.

Kadının soyunmasını direkt veya dolaylı yollardan destekleyen kim varsa bütün kalbimle ve dilimle buğz ediyorum! Çağdaş yaşamı destekleyenler, Din adamı hüviyetindeki dilleri lal olmuş TV yalakacıları, kartel medyası ve hâlâ pek çok kişi tarafından  Müslümanların kanalı diye bilinen; reklamlarıyla, programlarıyla en çok müslümanlara darbe vuran kartelleşen  TV kanalları, gazeteleri, dergileri, ipe sapa gelmez her konuda fikir beyan eden, gözyaşı döken, ama şu kokuşmuşluğa, ahlaksızlığa ses çıkarmayan sözüm ona Peygamber aşığı Hocaları, “Tesettür modası” adı altında müslüman kadınların kıyafetlerini maskara edenleri…Hepsini, kökünü kınıyorum, buğz ediyorum!

İşte özlenen çağdaş Türkiye manzarası!  89 yıllık emeğin sonucu bu işte. Herkes eşit şekilde soyunuyor, yol kenarında otostop çekeni de, dışarıda çalışanı da, ev hanımı da!!

****************************

Sizi bilmem ama ben bu görüntülerden rahatsızım. Eşimle çocuklarımla dışarı çıkmaya utanır oldum artık. Soyunmak için, vücudunu sergilemek için birbiriyle yarışan kadınlar, kızlar, hatta yaşlı teyzeler akıllarını kaybetmiş olmalı!

Her koyun kendi bacağından asılmıyor maalesef, pis kokuları midemizi bulandırıyor. Bu yüzden, sokaktaki bu dehşet verici görüntüleri normal karşılayanlara inat, normal karşılamayacak ve inşaAllah elimden geldiğince tepkimi göstereceğim!

Edep en çok kadına yakışırken, kadınların erkeklerden daha edepsiz giyindiğini ve davrandığını görmek beni de,  hassasiyet sahibi herkesi de üzüyor. Tesettür sadece baş örtmek değildir. Edepten arınmış bir tesettür eksiktir. Bazı başı açık kadınlar, sadece başını örten pek çok kadından daha edepli giyiniyor. Başını örtmese bile en azından vücudunu bu denli soyup soğana çevirmese, ortalık malı haline gelmese kadınlar…

Rabbim bütün Müslümanım diyen kadınlara, edebli halleriyle, baştan ayağa İslam’ın emrettiği şekilde tesettürü nasip eylesin.

Cahide Sultan

Bir Cevap Yazın

Bir Yorum Bırakın :)

  1. selcen ozkan says:

    Turbanli kizlarda tayt seklinde kotlar var biz kucuk bir yerde yasiyoruz ama burda cok yaygin herkes giyiyor ve cok cirkin bence

  2. Mustafa says:

    Sayın Bayanlar, ben ilk baştaki yazıyı ve tüm yorumları okuduktan sonra şuna karar verdim. Öncelikle kendimin dine inanmayan bir erkek olduğunu söyleyeyim. Burada tartışılan konuları ben maalesef tamamen nefes ve zaman kaybı olarak gördüm. Dışarıdan bakan birisi için böyle görünüyor. Belki merak eden varsa diye yazmak istedim. Ayrıca şuna da kanaat getirdim ki günümüzde kadınların maruz kaldığı şiddet, taciz, ayrımcılık gibi menfi durumların siz bayanlar bu düşünce yapısında olduğu sürece çözülmesi pek mümkün görünmüyor. Çünkü siz kendinizi gerçekten erkeklerden aşağı görüyorsunuz. Bu duruma dinin sebep olduğunun da farkındayım tabi ki. Bu yüzden erkeklerin gözünde saygınlık kazanmanız mümkün değil. Dışarıdan böyle görünüyor. Saygılarımla,

    1. Mehtapabla says:

      Siz bastan Allaha inanmadiginizi bildirdiginize göre sizin gibilerin sayginligini kazansak ne olur kazanmasak ne olur.Allah sizi ve sizin gibileri dogru yola yöneltsin.

    2. o yüzden mi Allah cennette (gerçi siz inanmıyordunuz)eşleriyle karşılıklı otururlar der…
      Neden bir başkası değil de eşler çünkü kadın erkeğin neşe kaynağıdır .Sadece Kur’an da kadına verilen hakkı okusanız nasıl bir değer de olduklarını anlarsınız (pardon siz inanmıyordunuz)Öyle ki bir süreye ismi verilecek kadar nisa meryem gibi içeriğini zaten saysak bitmez (afedersiniz siz inanmıyordunuz)Kadın hukukunu siz erkekler çiğnediniz kadını sizler aşağıladınız Allah onları incitmeyin dedi siz ne kadar şiddeti tacizi ayrımcılığı onlara reva gördünüz ne zaman kadın sesi çıktı mı eyvah kadınların dırdırı dediniz susturmaya kalktınız kendinizi yüce kadını aşağıladınız sadece eğlence için şimdi de kalkıp bu dine lanse ediyorsunuz .Siz HANGİ DİNDEN BAHSEDİYORSUNUZ ANLAMADIM ÇÜNKÜ BİZİM DİNİMİZ BUNU SÖYLEMİYOR …Siz romalılar pompeiden ha belki de Lutilikten geliyorsunuz özümsüyorsunuz ki kadını bu kadar horluyorsunuz zor görüyorsunuz kadının gerçek bir kadın olmasını …Bunun içine kadın olarak Annenizi kız kardeşinizi teyzenizi halanızı ninenizi eşinizi kızınızı da koydunuz mu?Onları çözdünüz mü?

      1. assalamu aleykum ,canim HASRET ben seni cok seviyorum kardesim nasil guzel anlatiyon kardes alnindan opup soyle bi sarilacagim geldi sen kabul et kardes:) fiemanillah Londradan hatice

        1. ve aleykum selam ve rahmetullah Hatice’m bende sizi seviyorum …Güzel güzel bakana güzel görünür…Hz Ebu Bekir ile Ebu Cehil’in Peygamberimiz sav birnin Ya Muhammed ne kadar güzelsin diğerinin de Ya Muhammed ne kadar çirkinsin demesi ve Peygamebrimzin de her ikisini desteklemesi doğrusunuz demesi ve bunun ardından sahabelerin merakla Ya RASULULLAH anamız babamız sana feda olsun neden ikisini de doğru söylüyorsunuz dediniz diye bir soru yönelttiklerinde Onlar kendilerini gördüler insan neyse karşısındaki kişiyi öyle görür …Yani anlayacağımız husus yamuk bakan yamuk görür güzel bakan güzel görür…
          Burada olmazsa Rabbim bizleri Arş-ı Ala sında buluştursun …Allah için birbirlerini sevenlere müjdeler olsun…Bu sözü çok seviyorum Arapça hocası Salih zeki keş derslerinden sonra söylerdi zatıma sizde hatırlattınız sağ olasın kucak dolusu sevgiler. FİEMANİLLAH….

      2. Mustafa says:

        Hasret, Siz biliyorsunuzdur fakat bilmeyenler için aşağıya kadınlarla ilgili sahih hadisleri kopyaladım. Daha fazlası için Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-ü Sitte Tercüme ve Şerhi kitabına bakılabilir.
        Dikkat ederseniz bütün hadislerde kadının dinen ve aklen eksikliğinden bahsedilir. . Çağırdığında yatağına gitmek zorundadır. Gitmezse namazları kabul olmaz ve melekler ona lanet eder. Erkek taş taşı derse bile itirazsız yapmalıdır yoksa cennetin yüzünü göremez. Erkek uygun bulduğu zaman karısını dövebilir, sebebi bile sorulmaz. Fiziken zaten daha güçlü olan erkeğe bir de neredeyse istediği zaman kadını dövme hakkı verilmiştir. Allahı memnun etmek isteyen kadının ilk yapması gereken erkeği memnun etmektir. Kısaca kadın erkeğe mutlak bir itaat göstermekle yükümlüdür. Kadın erkeğin esiri gibidir. (Bu ifade hadiste aynen geçer)
        Hadislerden açık bir şekilde anlaşıldığı üzere kadın erkekten aşağı olarak görülmüştür. Bu sebeple inanan kadınların kendilerini erkeklerden aşağı görmelerinden doğal birşey olamaz.
        Hz. Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Erkeğe, hanımını ne sebeple dövdüğü sorulmaz.”
        Ebu Davud, Nikah 43, (2147).
        Mu’az İbnu Cebel (radıyallahu anh) Şam’dan dönmüştü, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a secde etti.
        “Ey Muaz bu da ne?” diye sorunca:
        “Şam’a gitmiştim. Orada insanların piskopos ve patriklerine secde ettiklerini gördüm. Bunu sana yapmak, içimden geçti.” dedi. Bunu işiten Efendimiz:
        “Sakın bunu yapmayın. Eğer ben bir kimsenin Allah’tan başka birine secde etmesini emretseydim, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim. Muhammed’in nefsi kudret elinde olan Zât’a yemin ederim, kadın kocasına olan hakkını eda etmedikçe Rabbine olan hakkını eda edemez. Kocası, nefsini taleb etse, kadın havid (deve semeri) üzerinde bile olsa bunu men edemez.”
        “Ey Kadınlar, Sadaka Veriniz Istiğfarı Çok Yapınız. Çünkü Bana Cehennemlikler Gösterildi, Çoğu Sizler Idiniz.”
        Bunun Üzerine O Kadınlar: “Ya Resulallah, Bizler Ne Yaptık Da Cehennemliklerin Çoğu Bizden Olmuş” Diye Sordular.
        Resulullah (A.S.M.) Şöyle Cevap Verdi: “Çünkü Sizler Ötekine Berikine Çokça Lanet Eder, Kocalarınıza Karşı Nankörlükte Bulunursunuz. Ne Gariptir Ki, Kendine Hakim Akıllı Ve Dinine Bağlı Bir Kimsenin Aklını, Sizin Kadar Eksik Dinli Hiçbir Kimsenin Çelebildiğini Görmedim.”
        Kadınlar Tekrar Sordular: “Aklımızın Ve Dinimizin Noksanlığı Nedir, Ya Resulullah?”
        Resulullah (A.S.M.) “Kadının Şahitliği Erkeğin Şahitliğinin Yarısı Değil Midir?” Diye Sordu.
        Kadınlar “Evet” Cevabını Verdiler. Resul-I Ekrem Efendimiz Izah Etti Ve Tekrar Sordu:
        “İşte Bu Aklın Eksikliğinden Hayız Gördüğü Zaman [Günlerce Bekler> Namaz Kılmaz, Ramazan`Da Bir Müddet Oruç Tutmaz Değil Mi?”
        Kadınlar, “Evet” Dediler.
        (Hadis Için Bk. Buhârî, Hayz 6, Zekat 44, İman 21, Küsûf 9, Nikah 88; Müslim, Küsûf 17, (907), İman 132, (79); Nesâî, Küsuf 17, (3, 147); Muvatta, Küsuf 2, (1, 187)
        “İşlerini Bir Kadına Bırakan Topluluk Asla Felah Bulamaz.” (Buhârî, Meğâzî, 82, Fiten, 18; Tirmizî, Fiten, 75; Nesaî, Kudât, 8; Ahmed B. Hanbel, V, 43, 51, 38, 47).
        Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
        “Nefsim kudret elinde olan Zât-ı Zülcelâl’e yemin ederim, bir erkek hanımını yatağa davet ettiğinde kadın imtina edip gelmezse, kocası ondan râzı oluncaya kadar semada olan (melekler) ona gadab ederler.”
        Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
        “Eğer bir kimsenin bir başkasına secde etmesini emretseydim, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim ve eğer bir erkek karısına kırmızı bir dağdan siyah bir dağa ve siyah bir dağdan kırmızı bir dağa taş taşımayı emretseydi, uygun olan, kadının bu emri yerine getirmesidir.”
        Hz. Câbir’in bir rivayeti şöyle:
        “Üç kişinin namazı kabul edilmez ve hiçbir hayırları semaya yükseltilmez:
        * Geri dönünceye kadar, kaçan köle;
        * Ayılıncaya kadar, sarhoş;
        * Râzı edinceye kadar, kocasını darıltan kadın.”
        Ey Allah’ın Resulü! dendi, hangi kadın daha hayırlıdır?”
        “Kocası bakınca onu sürura garkeden, emredince itaat eden, nefis ve malında, kocasının hoşuna gitmeye şeyle ona muhalefet etmeyen kadın!” diye cevap verdi.” [Nesâî, Nikâh 14, (6,68).]

        1. Mustafa bey zaten kim bunun aksini söyledi…Farkındaysanız kadın erkeğin neşe kaynağıdır dedik bunun kimse aksine söylyemez bu birrr …
          “Sakın ha, kadınlara da iyi muamele yapın. Çünkü onlar yanınızda sanki esir durumundadır. Onlara iyi muamelenin dışında bir başka şey yapmak hakkına sâhip değilsiniz…” [Tirmizî, Fiten 2, (2610); Tefsir 2, (3087); Müslim, Hacc, 194, (1218)]
          sizin değindiğiniz hadis bu ama siz yanlış anlamışsınız açıklamasına bakınız
          AÇIKLAMA:

          1. Hadiste belirtildiği üzere kocanın eşine, “iyi muâmele”de bulunması esastır. Kocasının onun üzerinde bazı hakları vardır. Ancak onun da kocası üzerinde hakları vardır. Her ikisi de diğerinden bu haklardan daha fazlasını zorla isteyemez.

          Erkeğin kadınına karşı borçları nafakadır: Yiyecek, giyecek ve mesken temini. Dinimiz bunların asgarî miktarını tâyin ederken devrin şartlarını, örfü, kadının geldiği ailenin iktisadî seviyesini gözönüne almıştır. Fıkıh kitaplarımız bu meselelere geniş yer verir.

          Nikah akdi, istihdam (kadını hizmetlenme) akdi değildir. Bu sebeple yemek yapmak, evi süpürmek, çamaşır yıkamak gibi dahilî; dükkanda, tarlada çalışmak, hayvanları tımar etmek gibi harici işleri yapmakla sorumlu değildir. Kadın, bu çeşit hizmetlerin görülmesi için, masrafı kocası tarafından karşılanmak üzere en az bir hizmetçi tutmak hakkına sahiptir. Koca, hanımın yemeğini pişmiş ve hazırlanmış olarak getirmek zorundadır. Kadın bir kısım ev işlerini yapıyorsa bunu hukukî bir mecburiyet olarak değil, bir iyilik, hoş bir âdet, örf olarak yapar. Bu çeşit işleri yapmak istemez ise kocası zorlayamaz. Bu davranışı sebebiyle kadın günahkâr da olmaz. (bk. İbrahim Canan, Hz. Peygamberin Sünnetinde Terbiye, 385-307)

          Hadiste geçen ve “esir” diye tercüme edilen kelime “avanün” dür. Esasen savaşta elde edilen esir anlamında değildir. “Hanımlarınız sizin yanınızda adeta, himayenize verilmiş, korumanız altında bulunan birer emanettir.” demektir.

          2. Erkeklerin aile içindeki yetkileri, kadınların da bu yetki karşısındaki durum ve tutumları konusu şu âyetlerde açıklanmıştır:

          “Allah’ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılmasına bağlı olarak ve mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler, kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar. Sâliha kadınlar Allah’a itaatkârdır. Allah’ın korumasına uygun olarak, kimsenin görmediği durumlarda da kendilerini korurlar. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara ögüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve onları dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür. Eğer karı kocanın aralarının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin; düzeltmek isterlerse Allah aralarını bulur; şüphesiz Allah her şeyi bilen, her şeyden haberdar olandır.” (Nisa: 4/34 ve 35).

          Şimdi bu iki âyeti tefsir ederek konuyu anlamaya çalışalım:

          34. Âyette, yalnızca kocaların değil, bütün erkeklerin koruyucu ve yönetici (kavvâmûn) olmaları iki gerekçeye dayandırılmıştır:

          a) Allah insanların bir kısmına diğerlerinden üstün kabiliyetler vermiştir, bu cümleden olarak koruma ve yönetme bakımından erkekler, kadınlardan daha uygun özelliklerle donatılmışlardır.

          b) Erkekler aile geçimini ve diğer malî yükümlülükleri üslenmişlerdir. Bazı müfessirlere göre bu iki gerekçeden birincisi insan tabiatının değişmez özelliğidir; genel olarak erkeklerde akıl ve mantık ön plandadır, kadınlarda ise duygu öne çıkar. Koruma bakımından fizik güç önemlidir ve erkekler bu yönden daha güçlüdürler. İkinci gerekçe ise yaratılıştan değil, kültür ve medeniyet şartlarına bağlı alışkanlıklar, âdetler, tutumlardan kaynaklanmaktadır. İslâm’ın geldiği çağda daha yoğun, günümüzde ise önemli ölçüde olmak üzere erkeklerin bu fonksiyonları da devam etmektedir. İslâm hukuk kurallarına göre erkek hem -geniş mânada- ailenin geçiminden tek başına sorumludur, hem de mehir, diyet, cihad/askerlik gibi malî tarafı olan yükümlülükleri vardır.

          Erkeğin “kavvâm” olması hangi yetkileri ve vazifeleri ihtiva etmektedir?

          Bu soruya verilen cevaplar eskiden yeniye değişik olabilmiştir. Yalnızca âyet ve hadislerin lafızlarını değil, bunların yanında uygulamayı ve dolayısıyla örf ve âdeti de göz önüne alan müctehid ve müfessirler, sözlük mânası “bir şeyin üzerinde duran, hâkim olan, özen gösteren, onunla yakından ilgilenen” demek olan kavvamlığa, “reislik, yöneticilik, eğitim, koruma, savunma, ıslah, kazanma, üretme” mânalarını yüklemişlerdir. Tarih boyunca erkekler bu işleri ve sıfatları, fiilen kadınlardan daha ziyade yüklenmişlerdir. Çağımızda kelimeye yüklenen hâkim mâna ise “aile reisliği”dir.

          Âyetten erkeklerin yönetim, savunma ve koruma bakımlarından genel olarak önde oldukları anlaşılmakla beraber, takip eden cümleler göz önüne alındığında burada, aile kurumunda hâkimiyet ve yöneticilik mânasının ağır bastığı görülecektir. Ailede kurucu unsur karı kocadır. Bu temel kurumu oluşturan, yöneten, yönlendiren dinî, ahlâkî, hukukî kurallar vardır. Kurallara uyulduğu müddetçe mesele yoktur. Taraflar kuralları bozar, hakları çiğnerse düzeni sağlamak ve adaleti gerçekleştirmek üzere çeşitli tedbirler ve müeyyideler devreye girecektir. Bu âyette hanımın, aynı sûrenin 128. âyetinde ise kocanın hukuku çiğnemesi ve düzene baş kaldırması (nüşûz) ele alınmıştır.

          Aile hayatı içinde kadın, kurallara göre rolünü ifa edip etmemesi yönünden iki sıfatla nitelendirilmiştir: Sâliha ve nâşize. Sâliha kadınlar hem kocalarının ve diğer aile fertlerinin yanında (açıkta, zâhirde) hem de onların bulunmadıkları yerlerde (gaybda) vazifelerini hakkıyla yerine getirir, Allah’ın koyduğu, toplumun benimsediği kuralların dışına çıkmaz, aileye ihanet etmez, şerefine leke sürmezler.

          Bazı davranış ve tavırları sebebiyle yoldan çıkma, hukuka baş kaldırma (nüşûz) belirtileri gösteren, böylece nâşize olması ihtimali beliren kadınlara karşı ne yaplacak, aile düzeni ve hukuku nasıl korunacaktır? İşte bu noktada Kur’ân-ı Kerîm vazifeyi ailenin reisi sıfatıyla önce kocaya vermektedir. Öngörülen tedbirlere başvurmasına rağmen koca düzeni sağlayamazsa ve ailenin dağılmasından korkulursa sıra hakemlere gelecektir. Âyette hukuka baş kaldıran, meşrû aile düzenini bozmaya kalkışan (nâşize) kadına karşı erkeğin yapabileceği şeyler: Öğüt vermek, yatakta yalnız bırakmak ve dövmek şeklinde sıralanmıştır. Öğüt vermek ve yatakta yalnız bırakmak, küsmek gibi tedbirler problem teşkil etmemiştir, ancak dövme tedbiri özellikle çağımızda, kadın hakları ve insanlık haysiyeti yönlerinden önemli bir tartışma konusu olmuştur. Esasen tefsir ve hadis kitaplarına bakıldığında kadının baş kaldırma durumunda bile kocası tarafından dövülmesini, eski tefsirciler arasında da farklı yorumlayanların, bunun câiz olmadığını ileri sürenlerin bulunduğu aşağıdaki alıntılarda görülmektedir.

          Dövme tedbiri ve hükmünün -bu âyet dışında- en önemli dayanağı ilgili hadislerdir. Bu hadislerin, aksini söyleyen rivayetlere nisbetle daha sahih ve sağlam olanlarında Peygamberimiz (asm) kadınların dövülmesini menetmekte, karılarını dövenlere “hayırsız” demekte,

          “Gündüz karısını köle gibi kırbaçlayan birisi akşam onunla aynı yatağa nasıl girecek?” diye sormaktadır (Buhârî, “Nikâh”, 93; Ebû Dâvûd, “Nikâh”, 60).

          Eski tefsircilerin, bu âyetin geliş sebebi olarak zikrettikleri bir vak’a, Araplar’da âdet haline gelmiş bulunan “kadını dövme” eylemine Hz. Peygamber (asm)’in bakışı ve bunu ortadan kaldırma iradesi bakımından ilgi çekicidir.

          Ensardan Sa’d b. Rebî’, nâşize olan karısına bir tokat vurmuş, kayınpederi de damadını, Hz. Peygamber (asm)’e şikâyet etmişti. Peygamberimiz (asm) “Kadın da aynı şekilde kocasına vursun.” buyurdu, fakat daha emir yerine getirilmeden açıklamakta olduğumuz âyet geldi, bu durumda kocanın karısına vurabileceği anlaşıldı ve emir geri alındı. (Cessâs, 188; İbnü’l-Arabî, 415).

          Dövmenin şekli ve miktarı üzerinde durulmuş, kadına zarar vermemesi, iz bırakmaması, yüze vurulmaması genel olarak kaydedilmiştir. Bazı tefsircilere göre vurma tamamen semboliktir, meselâ müfessir Atâ’ya göre misvak (dişlerin temizlendiği, fırça büyüklüğündeki özel, yumuşak ağaç dalı) gibi bir şeyle yapılacaktır (Cessâs, 189; İbn Atıyye, 48).

          İkinci nesil âlimlerinden Atâ, hukuku çiğneyen kadına uygulanacak müeyyide ile genel olarak kadın dövme konusundaki hadisleri birlikte değerlendirmiş ve şu sonuca varmıştır:

          “Erkek, namusu lekeleyecek bir davranışta (fahişe) bulunmayan, yalnızca nâşize olan karsını dövemez, ancak ona karşı öfkesini ortaya koyabilir.”

          Atâ’nn bu anlayışını açıklayan -biri eski, diğeri çağdaş- iki tefsir âlimi farklı dayanaklardan hareket etmişlerdir. Bunlardan Ebû Bekir İbnü’l-Arabî’ye göre Atâ, âyette geçen dövmenin ibâha (serbest bırakma) ifade ettiğini, genel olarak karı dövmeyi yasaklayan hadislerin ise kerahet (mekruh ve çirkin görme) hükmü getirdiğini tesbit etmiş ve sonuç olarak “Koca, karısını dövemez” demiştir (Ahkâm, 420). Çağdaş tefsircilerden İbn Âşûr’a göre Atâ, âyet ve hadislerin farklı durumlara göre farklı hükümler getirdiğini anlamış, öğüt ve küsmenin kocaya, tecavüzün şiddetine göre sopa vb. müeyyide uygulamanın ise kısmen kocaya, genel olarak da yönetim ve yargıya (ülü’l-emre) ait bulunduğu sonucuna varmıştır. Koca iyi niyetle (ıslah etmek ve aileyi korumak maksadıyla) ve sınır aşmadan, kadına zarar vermeden -nâşize olan eşine- birkaç sopa vurursa buna izin verilecektir, sınır aşılır, bu izin kötüye kullanılırsa ülü’l-emr kocaların eşlerini sopalamasını kesin olarak yasaklayabilecektir (V, 43-44).

          Fuhuş sebebiyle değil de yalnızca kocasına baş kaldırdığı, aile hukukunu çiğnediği, uzun zaman sevdiği ve kabullendiği kocasını istemez olduğu için karının, kocası tarafından -belli ölçüler içinde- dövülebileceği hükmünün bazı şarlara bağlı olması da söz konusudur. İbn Âşûr’a göre dövme izni bazı toplulukların veya toplum tabakalarının örf, âdet ve ruh hallerine riayet edilerek verilmiştir, her zamanda ve her durumda geçerli değildir. Nüşûz durumunda kocanın karısını dövebilmesi için aralarında yaşadıkları toplumda bu davranışın ayıp, anormal, aşağılayıcı, zarar verici, hukuka aykırı telakki edilmemesi, kocanın öfkesinin karısı tarafından ancak bu vasıta ile hissedilir olması gerekir, izin böyle topluluklar ve durumlar için geçerlidir.

          Hz. Ömer (ra)’in Mekke halkı ile Medine halkını, kadınlara hâkimiyet bakımından karşılaştırdığı şu sözleri de toplum değiştikçe ilişki ve davranışların da değişebileceğini göstermektedir:

          “Biz muhacirler kadınlarımıza hâkimdik, sözümüzden çıkmazlardı, Medine’ye gelince gördük ki, Medine’nin yerli kadınları kocalarına hâkim durumdalar, bu defa bizim kadınlarımız da onlara benzemeye, onlar gibi davranmaya başladılar.” (Buhârî, “Nikâh”, 83; İbn Âşûr, V, 41-42).
          Alıntı sorularlaislamiyet’ten
          ————————————————————-
          Bir erkek neden karısını niye döver yemek yapmadığı için mi yoksa namaz kılmadığı için mi hayır bunlar için değil peki ne için eğer kadın Kocasına karşı dik kafalılık yaparsa kavga ederse o zaman oda nasıl biliyor musunuz sadece bir dal ile kaba yerlerine vurarak Bu şekilde hz Eyyub a.s. kıssasında da geçer karısına bu şekilde yaptığı ona dövmek denmez çocuğu bakarken annesini döven bir baba değil sanki annesiyle oyun oynayan bir baba görmesi gerekli siz kalkıp hangi dövmekten bahsediyorsunuz göz morartan kol çıkaran kaburga kırandan değil herhalde bu da ikii…
          —————————————-
          Kadınların cehennemi dolduranlar demişsiniz bunu da inkar etmeyiz ama hangi kadın bu kadını ben bile boğarım yaaa!!!Eşin akşama kadar didinsin çalışsın çabalasın eve nafakanı getrisin az veya çok sonra sen kalk ” sen bize ne yaptın ne zaman gün yüzü gördük hep başkalarının gözüne baktık sen bize hiç bir şey yapmadın” diyen kadınlardan yani nimeti küfr olan kadınlar dolduracak öyle kadınları zaten bende cephe alırım hadlerini bildiririm Allah şahittir yapıyorum yaparım da…..bu da üçç….
          —————————————————
          Kocasının szöünü tutamayan eşinden gizli kapaklı iş cevrien kadınların yuvasını biz görüyoruz bir kadın kocasına itaat etmek zorundadır bunu kim inkar ediyor onun eşine itaat etmesi köle olması değildir itaat saygıdır o akşama kadar onun evinin bekçiliğini yapıyor ihanet ednce neler olduğunu camiada görüyoruz itaat bu karıştırmayalım lütfen …Bu da dört…
          ————————————————
          Bir de size en son olarak yine yanlış anladığınız hadisin açıklaması buraya kopyalamıyorum buyrun siz bakınız:
          http://www.sorularlaislamiyet.com/article/2704/kadinin-dininin-ve-aklinin-eksik-oldugu-konusunda-bir-hadis-i-serif-oldugu-dogru-mudur-eger-dogruysa-bu-kadinlara-hakaret-ve-haksizlik-olmaz-mi.html

          eğer hala inanmıyorsanız Şahit ol Ya Rab ! derim Hidayet Senin elindedir dua ederim..Fiemanillah…

    3. selcen ozkan says:

      İster inanin ister inanmayin ancak bir kadinin ikiyuzlu davranmasi hosumuza gitmiyor. Kapanip baska sekilde giyimi

  3. Ah ahh zaten bu tesettur modasini icimize sokan,tesetturlu gencligi modernlestiren önce asil tesetture asagilik izlenimi verip sonra bu duygudaki gencleri modern tesetturle cagdaslastiran hep ayni zihniyet degil mi? Ve evet basardilar tesetturlu daha dikkat cekmeye basladi kasiyla gözuyle giyimiyle yuruyusuyle.Peki simdi biz daha mi cagdasiz ne duzeldi toplumda önceleri acik kizlarin mini eteklilerin boy gösterdigi yollar simdi artik kapalilarada acik.Vaybee ne kadarda gurur duyuyoruz biz tesetturlulerde artik geri degiliz cagdas ve moderniz.Bizim genclerimizde artik daha modern daha özguven sahibi.Ne kadar yazikk…Asil yukselisin islamda oldugunu görmeyen bu kör gözlerimize ne kadar yazik…

  4. saç boyalı olabilir, strej tayt giyebilir, makyaj yapabilir ,saçını açabilir, dar şık renkli açık elbise giyebilir, hatta kaşları erkek kaşı gibi olup kadın gibi görünmüyorsa (erkek gibi) ortasını alabilir kadın, nerede evinde nerde Kocasının gözü önünde, niye mi? özeldir kadın özeline özel olduğu için KADIN kocası için yaratılmıştır, adı üstünde EŞ ve cennette bile eşler karşılıklı otururlar sohbet ederler der Ayetlerde bu eş nasıl bir eş ki cennette zevklerinden bahsederken bu şekilde zikreder Allah celle celaluhu …Bu eşler, gözlerini kocalarından başkasına çevirmeyen eşlerdir..Ne demek yani, eşinden başka, karşı cinsi görmeyecek kadar eşine bağlı ve sadece bakışını ona çevirmiş eşinin bakışını sadece kendine çevirmiş eşler, orada cennette bu zevki tadacak peki bu zevk neden bu dünyada da yaşanmasın zaten burada yaşanacak ki, orada bunun daha güzeli olsun diyor Rabbimiz! Kadın dışarıya gidince allanıp pullansın en güzel gardolaptaki kıyafetleri giysin..Eve gelen kocasını da ozonlu elbise sacı bir yanda kaşı bir yanda o halde eşini karşılasın…Neden o kıyafetleri bir gün olsun giymedi kocasının yanında sadece ilk aldığında nasıl güzel duruyor mu dedi veya tesadüfen bir yere giderken üzerinde görüyor..Nerde EŞ KONUMU NERDE hassasiyet? Bu ne pişkinlik şekerin üzerine üşüşen sinekler gibi erkeklerin bakışları üzerinde olsun ve kadın bu bakışlardan rahatsız olmadığı gibi BİR DE ne cesurca desinler (bu da moda olmuş nerede bir transparan bir kıyafet giyen ay ne cesurca derler ya evet çok cesur cehennemde o ateşin kabarttığı ona dayanmak büyük cesaret ister) acaba kaç bakış elde ettim diye az kalsın sayacak hale geldiler hatta sayanları bile gördük ne oluyorsunuz bari savunmayın şu soyunmaları ….Hatta tesettürü tam olmayanlar bile savunmasın bunu yapıyorlar sadece açıklar değil eşarbı (diyorum çünkü sadece o var) başa örtenler terbiyeli desinler örtülü bir kız iyi kızdır desinler diye bir ara oda moda olmuştu inanın bunu da duydum şahit oldum ”kız baksana örtülüler erkeklerin dikkatini daha çok çekiyor” hatta öyle ki inanın burada yazmak bile iğrendiriyor” hayal ediyorlarmış iç………..i” (yuhh) ,diyen ve örtüsünün sırf erkekler baksınlar diye örttüğünü duyduğum kişiler savunmayın şu soyunmayı …Tesettür ayeti indikten sonra ki hal,,, Fahşa kadınların da başında örtü vardı sadece belli olsunlar diye boyunları açık bir şekilde eşarplarını arkaya bağlarlarmış ve kaşlarının hepsini yolduktan sonra kalem ile boyarlarmış bu onların o kişiler olduğunu belirten halleriymiş…hangi taraftaysan tarafını belli ettiysen ne diyelim ALLAH’tan korkmuyorsan yap!!!..Hakaret neden Allah’ın ayetine olunca kimsenin gıkı çıkmaz da şahsının kendi üzerindeki yaptığı harekete gelince hakaret ve kırıcılık sayılabiliyor anlayamıyorum… aslında anlıyorum da nedir bunun adı put onlarda bazı heva heveslerinden vazgeçemedikleri zaman Ebu Cehil’in ve diğerlerinin de dediği gibi biz Seni anlamıyoruz aklımız almıyor dedikleri gibi olsa gerek…
    Ne diyoruz özelliğini kaybetmesin biz istemiyoruz cehennem dolsun cennet varken ne bu zora götürmeler…

  5. Ütopyanızı haykırmışsınız adeta. Siz ibadetinizi ediniz, uygun giysinizi giyiniz, başkaları sizi neden böylesine etkiliyor anlayamadım. Bu fani dünya bir sınav yeri değil mi, kendi üstünüze düşeni, okuduğunuzdan anladığınız kadarını yerine getirin.. Bırakınız diğer insanları, siz “yok kardeşim bu ne berbat bir giysi” dediğinizde “ay haklısın şekerim dur gidip senin gibi giyineyim hemen” mi demesini bekliyorsunuz.
    Çeşit çeşit insan var bu dünya üzerinde. Kimse size benzeyemez, benzemek zorunda da değil. Aynı kafa yapınızdaki insanlarla güzel ilişkilerinizi sürdürünüz… Ha yok illa da haykıracağım diyorsanız, kolay gelsin.. Esenlikler dilerim..

    1. Barış ve huzur içinde yaşamak istiyorsak, herkes birbirine ve giyim tarzına saygı duymayı öğrenecek. Duyamayanlar toplum hayatında yer bulamayacak. Size göre uygun olmayana bir kıyafet giyene yönelttiğiniz acımasız eleştirilerin benim gözümde kapalı bir kadın görünce iğrenerek kara fatma,sıkmabaş, örümcek kafalı vs. diyenlerden hiç bir farkı yok. Herkes kendi yolunu veya giyimini en iyi zannediyor. Kendine benzemeyeni eleştirmekte ne kadar da istekli. Ama her özgürlüğün bir sınırı var. Bana gelip de giyimimin uygun olmadığını söylemeye cesaret edebilenin alnını karışlarım ve bir daha böyle birşeye cesaret edememesi için elimden geleni yaparım. Sıkıysa bir daha yapsın bakalım. Herkes kendi işine bakacak.!!

      1. Sana gelen Allah’ın hükmüyse ne yapacaksın?Yumruk mu sallayacaksın??

  6. merhaba. sitenizi uzun süredir takip ediyorum. yaptığınız yemekler kadar düşüncelerinizi bu yolla ifade etmenizi de takdir ediyorum. ancak bazı yazılarınızda- bu yazıda- olduğu bazı kadınları hakarete varan ifadelerle tanımlamanızı kabul edemiyorum ve oldukça da kırıcı buluyorum. kadınların bu şekilde giyinmesini tasvip etmiyor olmanız size onları -yol kenarında otostop çeken fahişelerden(bu kelimeyi demek istediğiniz anlaşılıyor)ne farkları kalıyor- şeklinde itham etme hakkını vermiyor. ayrıca bu üslup ülkemizde yıllardır kullanılıyor ve bir faydasını gören olmadı. herkes kendine benzemeyeni çok ağır bir şekilde eleştirdi. sarışın bir kadın olarak beni derinden incittiğinizi belirtmek isterim.
    sevgiyle…

  7. fevziye says:

    Cahide abla yazılarını beğenerek okuyorum, çok teşekkür ederim. geçenlerde bir arkadaşım bana birşey sordu. Benim de aklıma takıldı. Ben de sana sormaya karar verdim. Sorusu şöyleydi: Dünyadaki insanların yüzde 95i ailesinin dinini devam ettiriyormuş. Yani amerikada doğan bir bebek %95 ihtimalle hıristiyan olurken çinde doğan budist veya ateist oluyor. Aynısı Türkiye için de geçerli. Şimdi bu durumda insanlar doğmadan hangi dinlere inanacaklar önceden bellimi? Ben amerikada doğsaydım hırsitiyanmı olacaktım?

    1. Saliha Yildiz says:

      Fevziye kardesim, Cahidemin belki vakti müsait degildir diye ben cevaplayayim dedim. Kendiside imkani olursa yazar insaAllah.
      Sorularini maddeler halinde cevaplarsam belki daha anlasilir olur.
      1. Dünyaya gelen her cocuk Allah Resulunun hadisinde acikladigi gibi fitrat üzere dogar. Yani iyiyi, güzeli bilerek, Allah’in emir ve yasaklarini kabul edebilecek kabiliyete sahip olarak gelirler.
      Allah subhanehu ve teala Araf suresi 172. ayette dünyaya gelecek bütün insanlardan daha ruhlar aleminde yaraticilarinin yani rablerinin kendisi olduguna dair söz aldigindan bahsetmektedir. Bu sebeble bütün insanlik Rablerine verdigi bu sözden sorumlu tutulmustur.
      2. Yukarida bahsettigim hadisin devaminda Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellem söyle buyurmaktadir. Her dogan cocuk fitrat üzere dogar.sonra anne babasi onu hristiyan, yahudi, mecusi yapar.
      Bu sözleri ile Allah Resulu anne babanin ve cevrenin cocugu yönlendirmede ne derece etkili oldugunu anlatmak istemistir. Bu onlarin dinlerinin bu oldugunu göstermez. Temiz bir tabiat üzere yaratilan cocugu anne baba nasil egitirse o sekli alir denmek istenmistir. Yani anne babanin cocuk üzerindeki tesiri vurgulanmistir.
      3. Eger dogdugu ailenin benimsedigi din cocugun dini olmasi gerekseydi, bu insanlari neden Allah Islam’la sorumlu tutuyor? Bu adaletsizlik olurdu ki, Allah en adaletli olandir.
      4. Allah dünyaya gelen her cocugu sems suresinde belirtildigi üzere iyiyi ve kötüyü ayirdedebilecek bir bilgi ile dünyaya gönderiyor. Bu bilgiyi biz vicdan olarak adlandiriyoruz. Bu sebeble insani ortami, ailesi ne olursa olsun Islam’dan sorumlu tutuyor. Cünkü her insan yaratilisindan sahip oldugu özellik ve kabiliyetlerle bunu ayirdedebilir.
      InsaAllah faydali olabilmisimdir Fevziye kardesim. Anlamadigin bir husus olursa tekrar sorabilirsin.

      1. fevziye says:

        Saliha abla cevabın için çok teşekkür ederim. Allah razı olsun. Bu konuyu bana almayanda oturan teyzemin kızı sormuştu. senin yazdığın cveabını onada söyledim. O da bana aşağıdakine benzer şeyler söyledi.

        Şimdi insanların %95i ailesnini dinini devam ettirdiğine göre insanın dinini doğduğu aile belirliyor gibi görünüyor. Şimdi siz ve ben ve bütün müslümanlar hıristiyan bir aliede doğmuş olsaydık çok büyük ihtimalle hırstiyan olmayacakmıydık? amerikalı hıristiyanlar da müslüman ailelere doğsalardı müslüman olmayacaklarmıydı? Ama Allah herkesi islamdan sorumlu tutuyor.

        1. Saliha Yildiz says:

          Evet Fevziye kardesim, Allah herkesi son din olan Islam ile sorumlu tutuyor. Demek ki, düsündügümüz gibi degil. Sunu bilmemiz gerekir ki, Allah bizi bir seyle sorumlu tutuyorsa, mutlaka o sorumlulugu yerine getirebilecek imkani ve alt yapiyida vermisdir. Bunun aksini düsünmek Allah’in bazi kullarina zulmettigini düsünmek olur ki O asla lullarina zulmedici degildir. Aslinda bunu kuzenin cok daha iyi bilmesi lazim ki Almanya’da her gün bir cok hristiyan ailede büyümüs insanlar müslüman oluyor. O zaman bunlar neye göre dinlerini degistiriyorlar? Demek ki bize verilen temel degerler var.
          Bende Almanya’da kaliyorum kuzenine ulasabilecegim telefon veya mail adresi verebilirsen bunu kendisine daha genis anlatabilirim. Tabi bunlari gercekten ögrenmek istiyorsa. Cevabini bekliyorum canim. Allah’a emanet ol.

        2. herkese selamlar..daha öncede bu siteye yemek tarifleri için bakmıştım ama doğrusu yazıları okumamışım.çok faydalı bir paylaşım alanı olmuş.Allah razı olsun Cahide hanım..Fevziye çok güzel bir soru sormuş.ilk yorumumda ona cevap vermek istedim.dilim döndüğünce.:)

          Saliha hanımın söylediklerine aynen katılıyorum.ilaveten şunları söylemek isterim.Bugün özellikle bizim toplumumuza baktığımızda şöyle bir sözle çok karşılaşırız.”Allaha şükür ki müslüman toplumda doğmuşuuuz aman ya hiristiyanların arasında doğsaydık ne olurdu halimizz!”bu bakış açısı hayatın mantığını kavrayamamış,vahyden uzak bir bakış açısıdır ne yazıkki.Oysa ki Allah daha yaratılışta tüm insanları eşit özelliklerle donatmış ve imtihan sahasına öyle göndermiştir.bu özellikler:hayata dair gözlemlediklerini anlayacak AKIL,bu gözlemlerin arasında karar verebilmesini sağlayan İRADE,ve bu kararların doğruluğunu ve yanlışlığını ona hissettirip iyiye güzele yönlendirme programlı insanın içine yerleşrilmiş olan VİCDANdır.bir insan ister afrikanın bir kabilesinde,ister Kabenin yan sokağındaki bir evde,isterse amerikanın bir köşesinde doğmuş olsun bu temel özelliklere sahiptir.
          evet.hadisi şerifte söylendği gibi doduğu aile o çocuğa kendi doğrularını verir,kendi hayat görüşünü benimsetir.
          Amaa bir nokta vardır ki Allah o noktada cocuğun bildiği tüm doğruları küçümsediği,ailesini bile silmek istediği bir dönem varetmiştir.İşte bu dönem şimdi bizim korktuğumuz ama aslında büyük bir nimet olan ergenlik dönemidir.Bu dönemde genç herşeyi sormaya,eleştirmeye ,beğenmemeye başlar ve bir arayışa girer.bu noktada 3temel özelliğini doğru kullanan bazı insanlar doğrulara ulaşırlar.(hz.İbrahim ve çok kötü olumsuz ortamlarda doğmasına rağmen vicdanının sesini dinleyen,araştıran ,önüne çıkan vesile ve uyarıları dikkate alan ve hakka ulaşan MalcolmX gibi)pekçoğu ise ne yazık ki vicdanını susturur,zorluklarla uğraşmayı istemez,menfaatine öyle gelir,tüm iç sıkıntılarını bastırarak ailesinin yolunu tercih eder.Kimi insanlar ise peygamber evladıdır,yanıbaşında babasının yıllarca mücadelesine şahit olmuştur ama iman etmez.Nuhun oğlu gibi,Lutun karısı gibi.dolayısıyla insan içindeki cevherleri değerlendirirse bir yahudiykende müslüman olur(muhammed esed gibi)ama değerlendrmezse peygamber evladı olsa ,amcası olsa cehennemi hak etmiştir (ebu talip gibi:( )
          sanırım çok uzattım.inş. anlatabilmişimdir.öneml olan hangi ülkede doğduğumuz değil içimizdeki özelliklerimizi kullanıp kullanmadığımızdır..Allaha emanet olunuz..

        3. Saliha Yildiz says:

          Allah razi olsun Hatice kardesim ne güzel aciklamissiniz.

      2. Agzina saglik kardesim nede guzel anlatmissin ne mutluki hep elini uzatan birileri var…

  8. ablacım. hepinize saygım var kimseyi kırmak istemem ama doğru anlaşılmak adına izah edeyim.konumuz tayt meselesiyken arada hocalar dindar kanallar derken iç savaş çıktı resmen, tabiiki bunu kastediyorum. Ben uhuvvet diyorum ama sizde bir küçümseme durumları var gibi. aslında ortada yanlış anlaşılmalar var bu yüzden ben biraz daha bütünleştirici olmak taraftarıyım,ayrılık tohumları serpmeyleim demeye çalışıyorum.bu gün dışarıdan farklı görünse de gayesi dinimizi anlatmak olan bir sürü insan zan altında kalıyor. müslümanlar olarak zaten inançsız kesimle uğraşıp duruyoruz bir de kendi aramızda neden çatışalım ki. sonuçta ALLAH(cc) her şeyi bilen gören değil mi?. elbet kim neyi ne kadar doğru yapmış ortaya çıkmayacak mı? ben bütün sorunlarımı insanları kırmadan çözmeye çalışırım. umarım sizi de kırmamışımdır.

    1. bende size tüm yorumlara canı gönülden katılıyorum

  9. Canım ablacığım arasıra bilgisayarımın azizliğine uğruyorum. Uzun zamandır bu alana yazamıyorum tıklıyorum ama imleç bu alana kaymıyor ekran mavi renk oluyor. Zaten sana mail attım bu konuyla ilgili. Şu an uzun denemelrden ve uğraşlardan sonra ekrana yazmayı başarabildim Fakat sana ulaşırmı bilemiyorum.Selam ve dua ile takipteyim. 🙂

    1. Ulaştı bile canım 🙂 Tekrar hoşgeldin güzel kardeşim

  10. selamün aleyküm
    bakıyorum da bazı ablalar yine bir kalemde harcamışlar bizi. hepimiz aynı amaç uğruna parçalıyoruz yüreklerimizi ama siz bize dudak bükmeye devam ediyorsunuz. imanını kurtarmaya çalışırken göbeğimi çatlatanların söyledikleri sizinkiler kadar incitmiyor yüreğimi. insan sevdiklerine kırılırmış ondan mıdır bilmem. yine de seviyorum sizleri dua ile….

    1. Ve aleykum selam Rabia. Senin kırıldığın şey nedir kardeşim?

  11. esselamu aleykum.Bugun de guzel bir konuya deginmissiniz cahide kardes Allah sizden razi olsun.
    oncelikle gercektende son yillarda insanlar cildirdilar adeta.Allahin emrettigi gibi giyinen kardesler goze batiyo eza ediliyo bakislarla veya dil uzatmayla asagilaniyor.Ama gel gelelim giyinik ciplaklar sanki marifet gibi salina salina geziyorlar.Ben cok uzuluyorum bu duruma bu insanlarin dedeleri,babalari,amca dayilari,erkek kardesleri hicmi kiskanmazlar kizlarini eslerini.Egitim terbiye kucuk yasta baslar kucukken onlemi alinmazsa aman daha kucuk okulu bitirsin durun universiteyide bitirsin sanki imzali senetleri var o kadar yasiyacaklar.gecenlerde bır bayan anlattı bır dukkanın açılışında bulunmuş müşterılerle ilgilenen kızı çagırmış yanına o kafandaki lahanamı demiş yo demiş bılıyormusun demiş başlarını deve horgücü gibi örtenler CENNETİN kokusunu bıle duyamıycaklar.Kız hemen çözmüş kat kat sardıgı ortulerle yukselttıgı başını.Kimilerine ayet hadis soylesende ben saçımı aşagıdan toplayamam rahat edemem alıştım cok derler Rabbım doğru yoldan ayırmasın ayaklarımızı kaydırmasın yavrularımızı kızlarımızı korusun AMİN.

  12. “Yürürken başımın yerde olması sizi rahatsız etmesin. Benim tek derdim; yere düşen edebinize takılmamak.”
    Mevlana
    Selametle kalın….

    1. Eline diline sağlık Cahi dem aynı şeyleri benim bağırasım var yeteeeeeeeeeeeeerrrrrrrrrrrr bu çıplaklık.

  13. ‘Taninip incinmemeleri icin’ kisminida anlasak hayir olur diye dusunuyorum.yuzunu ortmeyenleri asla suclamam tesetturu hakkiyla yaptigi surece ama bu ayeti dogru anlayalim dogru tefsir edelim istiyorum.kimse bizi elimizden kolumuzdan bacagimizdan tanimaz yuzumuzden tanir.ortulmesi gereken yer yuzdur ve kadinin en onemli zineti yuzudur.Aise(r.a.)Rasulullah(s.a.v)i birgun takip ettigini anlatirken ‘beni acik olan tek gozumden tanidi’demistir.yada ihramla ilgili hadislerde farkettiyseniz’hanimlarda eldiven ve pece takmasin’ buyurmustur demekki normalde takiliyordu.baska bi hadiste iste ‘kadin tirnagina kadar avrettir’buyurmustur Rasulullah…

  14. cahide abla söyleyecek pek bişey kalmamış evet maalesef ben de dün bazı görüntüler karşısında çok utandım eşimle çocuklarımızı parka götürmüştük bazı görüntülerkarşısında o kadar rahatsız oldukki Allah ıslah etsin

  15. ablam yine çok güzel bir konuya değinmişsin…söylediklerinin tümüne katılıyorum…eşimle sokağa çıtığım da gerçekten o kadar rahatsızlık duyuyorum ki…Rabbim bi insandan aklını almasın…gerçekten de akılsız insanlar bunlar..Ama unutmayalım bunların hepsi birilerinin oynattığı oyunlar…Rabbim onların oyunlarından hepimizi uzak tutsun…
    http://www.facebook.com/zengule/posts/260683584067347 linke tıklayın inş.

  16. SelmaKerem says:

    Selamunalyküm herkeslere.Canım yine o kadar doğru ve güzel şeyler yazmışsın ki.Kendimden utandım.Başım açık biliyorsun ama ben tayt giyen açılıp saçılan biri değilim.Buna rağmen eksiğim başımı kapatmayıncada tam olamayacağım biliyorum.Nefis ve şeytan dostum olmuş Rabbim uzak etsin.İnşallah buradan bende birgün kapandığım haberini veririm sizlere.Rabbim nasip ederde kendimi toplarsam biraz önerdiğiniz iki kitabı almak istiyorum.Yada okuyupta bana yollamak isteyen bir bacım olursa (Cahidem de uygun görürse)her daim duacısı olurum inşallah.Bir kadın neden örtünmek istemez kitabını özellikle okumayı o kadar çok diliyorumki.
    Bugün M.Karataşın programı vardı konuklarını gösterirken başları deve hörgücü gibi olanlar altına kot giyip üstünü tunikle kapatanları gördüm.Ve programı arayıp öncelikle hanımların kapanması ile alakalı sorular sormayı konuklarınızın kaç tanesinin İslama uygun kapandığını söylemesini rica edecektim.bir türlü düşüremedim.
    belkide bunu sormak şu an kapalı olmayan biri olarak bana düşmezdi ama en azından giyinik çıplaklardan değilim.Başım açık olsada bedenim kapalı.hamdolsun.

    1. ve aleykum selam selmakerem kardeşim isterseniz o dediğiniz kitap bende mevcuttur eğer adres verirseniz Cahide hanıma o bize ulaştırır veya mailimi size versin nasıl isterseniz size daha başka kitaplar da gönderebilirim….

  17. cahide ablam bugünde döktürmüssün hemde öyle bir konuyaki….bu konuda inanin benimde icim yaniyor…kiz cocugu olan bir anne olarak cok tedirginim acikcasi…elimizden geldigi kadar anlatmaya ögretmeye calisiyoruz fakat disariyi birak en yakin komsularinin kizlari bu sekilde giyerse haliyle özenti de oluyor…onlara da elimden geldigince anlatmaya calisiyorum fakat nafile sanki inadina daha cok yapiyorlar…RABBIM hidayetlerini kuvvetlendirsin…ilimlerimizi artirsin …ilmimizle amel edebilmeyi nasip eylesin …bizleri hakiki kullarinin arasina koysun…

  18. cahide ablammm…bu yaziyla ilgili facebookdaki yorumlara baktim demin…ALLAH sana sabir versin,gercekten üzüldüm..Ama inan senden cok o yorumlari yazanlara…Nelerle ugrasiyorsun,belki de bizim görmedigimiz neler okuyorsun..ALLAH sana dirayet versin…

    En cok da ALLAH,kitap,günah diye edebiyat yapip seni uyaran din kardeslerimin! laflarinin sonunu ne kadar hakarete ve de bedduaya bagladiklarini okuyunca üzüldüm…Madem ugrasip birseyler yaziyorsun,hadi hic bilmeyip yanlis yolda oldugunu düsünüyorsan akil fikir veya hidayet ver diye sonlandir be mübarek!!!

    Ama üzülme insanin saginda ve solunda bulunan iki yazici melek bir mumin diger bir mümin kardesine dua edecek olursa “Aminn,önce sana” diye mukabelede bulunurlarmis…Kulagimda küpedir bu,ögrendigimden bu yana…Bundan Gerisi o kimsenin yapacagi duaya kalmis…Rabbim cümle müslüman kardeslerimize akil fikir versin,malum akildan mühim nimet mi var ki????
    Selametle…

  19. şennur says:

    cahide hanım bende katılıyorum kadınların bu denli açık giyinmesi benide çok üzüyor bence mesela bir elmanın bile örtüsü var elmayı soyduğunuzda buruşuyor utanıyor ama kadınlarımız açık giyinmekten hala utanmıyor 2 yaşında kızım var ve ben korkuyorum artık onun geleceğinden böyle giderse bu nesil bizi daha çok günaha sokacak Allah kadınlarımızı kızlarımızı ıslah etsin doğru yolu göstersin

  20. Canan Aydın says:

    Yazınıza sonuna kadar katılıyorum.Herkesi bilgilenmeleri için Lalegül fm dinlemelerini öneriyorum.
    Hocaefendiler çok güzel bu konulara değiniyorlar. Allah onlardan razı olsun.

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: