AMEL’lerden çok AMA’lar biriktirdik yarınlar için

Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkanları onlara vermiştik. Onlara gökten bol bol yağmur indirmiş, altlarından ırmaklar akıtmıştık. Fakat onları günahlarından dolayı helak ettik. Ve kendilerinden sonra başka bir nesil yarattık. (Enam suresi:6)

Son günlerde sayfamızda yaşanan tartışmalar beni çok farklı düşüncelere sevk etti. Tevhidden ne kadar uzak olduğumuzu, İslam’ı nasıl kişilere ve kurumlara indirgediğimizi bir kez daha fark ettim.

Bizim İslam diye algıladığımız gerçekten bize emredilen ve Rasulullah Aleyhisselam’ın yaşadığı ve bizlere de öğrettiği İslam mı? Yoksa bizler kendi kafamızda kurgulayıp, şeytanında desteğiyle gönlümüzü rahatlattığımız İslam’a mı inanıyoruz?

“…Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez. Allah bir topluma kötülük diledi mi, artık onun için geri çevrilme diye bir şey yoktur. Onların Allah’tan başka yardımcıları da yoktur.” (Ra’d:11)

İslam adına iyi bir şeyler yapayım, farklı milletlerden insanları İslam’a çağırayım derken, acaba bizim akidemizin, İslam-i yaşantımızın durumu nedir?

Ya da İslam’ı anlatacağım, Allah rızası için bir şeyler yapacağım derken, şeytan bizi batılla oyalayıp aldatıyor olamaz mı? Batıl’ı İslam’dan gibi gösteriyor olamaz mı?

Korkarım ki, bizler büsbütün dünyaya daldık. Bizi sürekli gözetleyen, her halimizi kaydeden Rabbimizi çoğu kez unuttuk. Bunda en çok refah seviyemizin gün be gün iyiye gitmesinin etkisi büyük diye düşünüyorum. İmkanlarımız geliştikçe dünyevileştik. Dünyevileştikçe ahiret kaygılarımız zayıfladı.

Bu noktada yazının başındaki ayet gündemimize gelmeli. Bizden önce de nice nesiller gelip geçti. Onlara bize verilmeyen imkanlar verilmişti. Yağmurları, ırmakları boldu. Dünya onların da önüne serilmişti. Fakat onlar günahlarından vazgeçmediler. Gerektiği gibi tevbe etmediler. Yaptıkları günahları önemsemiyor, ya da meşru görüyorlardı. Allah onları bu önemsemedikleri günahlar sebebiyle helak etti. Ve onların yerine başka başka nesiller yarattı.

İşte o nesillerden biri de bizim neslimiz. Tıpkı geçmiş ümmetler gibi bizler de imtihana tabi tutuluyoruz. Günahlara karşı olan duyarsızlığımız ürkütüyor beni. Bu nesil toptan bir helake uğramıyacak belki ama, unutmayalım ki; “Her ölüm küçük bir kıyamettir.” Ve her insanın ölümü farklı şekillerde gerçekleşir. Kimi ölümüyle beraber, bir cennet bahçesine geçiş yaparken, kimisi de cehennem çukurlarından bir çukura yuvarlanır. Yani ölüm kişinin ya kurtuluşu, yahut helakidir.

Söyleyin kardeşlerim, cennet bahçesi olan bir kabir hayallerimizi süslüyor mu? Cehennem çukuru olabilecek bir kabir uykularımızı kaçırıyor mu? Eğer çetin bir azaptan korkuyorsak, ondan uzak olmak için hangi fedakarlıkları yapıyoruz? Dünya için verdiğimiz emeklere bir bakın. Sırf zayıflamak için hergün iki saatini spor salonlarında geçirenleri biliyorum. Vazgeçemediği dizileri için haftada  en az sekiz saatini sadece bu dizilere ayıranlar var.

Peki kul olmamızın gerektirdiği sorumluluklara karşı ne kadar duyarlı davranıyoruz? Bazıları “Bizler İslam için çabalıyoruz” diyor ama bakıyorsunuz ki, toplumda ki İslam algısı gün ben gün zayıflıyor. Günahlar çok daha rahat ve fütursuzca işlenir olmuş. Boşa kürek çekmekten, batılla oyalanmaktan başka bir şey kalmamış ellerinde…

Yaşantılarımıza sanki Allah’ı dahil etmiyormuşuz gibi bir halimiz var. İslam’ın incelikleri günlük hayatımızda yer almaz oldu. Kadınlarımız, kızlarımız, görenlere Allah’ı hatırlatmıyor. Tesettür’ün bize hatırlattığı kavram, modadan, türbandan ileri gidemiyor maalesef. Belli günlerde okunan Yasin’lerle, kandillerde çekilen tesbihlerle sorumluluğumuzu üzerimizden attık sanıyoruz. Erkeklerimiz İslam’ın bir neferi olmaktan çok uzak…Nihayet içi boşaltılmış, silikleşmiş, asıl anlamını yitirmiş bir din kalmış elimizde…

İslam, Allah ve Rasulü’nün istediği kadar değil,  bizim istediğimiz kadar hayatımızda var. “Kişisel tercihlerimiz” deyip çıkıyoruz işin içinden. Bize din adına  kişisel tercih hakkı sunulmamışken, biz bu hakkı nereden alıyoruz? Bir damla atılmış sudan yaratılan zavallı insan, kibirli bir tavırla Allah’a kafa tutuyor. Sınırları belirleme hakkı Allah’a aitken, sınır koyanın, kanun koyanın tek  kendisi olduğunu sanıyor.

“Allah ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.”(Ahzap:36)

Kaçımızı etkiliyor bu ayet, kaçımız şu ayetle “Rabbimiz bize ne anlatmak istiyor” diye kafa yoruyoruz?

Belki iki yıldır “Tesettüre gireceğim”, “Namaza başlayacağım” deyip, hâlâ yapamadığını söyleyen kardeşlerim var. Allah size ömür verdi, mühlet verdi. Sağlık ve imkan verdi. Tıpkı ayette belirtildiği gibi “O size istediğiniz her şeyden verdi. Allah’ın nimetini saymaya kalksanız sayamazsınız…”(ibrahim:34)

Fakat bu nimetler yarın elinizde olmayabilir. Yarın tüm bunlar için çok geç olabilir. Allah’a gereği gibi kulluk edebilme şevki için, gökten bir mucize gelmesini beklemeyin. Bizler gayret etmezsek, Allah’ın yardımını beklemek hayal olur. “Biz bir adım atarsak, Allah bize on adım atar.” Bu kaideyi unutmayalım.

Kendi rızası için gayret eden, sıkıntı  çeken kulun kalbine zamanla Rabbimiz o şevki ve muhabbeti mutlaka doldurur. Elbette şeytan boş durmayacak. Türlü hilelerle kandıracak,  bahanelerimizde haklı olduğumuzu zannettirecek. Veya yaptığımız başka bir amelle gözümüzü boyayıp, bunun yeterli olduğunu, gerisini de Allah’ın affedeceğini fısıldayacak.

Öyle veya böyle, bir gün ömür sermayesi mutlaka tükenecek…

Bizler asıl yurdumuz için “AMEL”lerden çok “AMA” lar biriktiriyoruz. Bir dolu bahane, bir dolu sızlanmayla mı çıkacağız Rabbimiz’in huzuruna? Kim inanır uyduruk bahanelerimize?

Rabbimizin:  “…Size akl edebilecek kimsenin akledebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi? (Niçin inanmadınız?) Şimdi tadın (azabı)! Zalimlerin yardımcısı yoktur.” (Fatır: 37)  sözleri karşısında, cevabımız, halimiz ne olur düşünsenize…

Hâlâ nefes alıyorsak, hâlâ fırsatımız var demektir. Allah’a gereği gibi  kul olmak için daha neyi bekliyoruz?

Cahide Sultan

İlgili yazılar:

Sızlanma

Sadece kendini kandırıyorsun

ALLAH’ı anlıyor musun?

Bir Cevap Yazın

Bir Yorum Bırakın :)

  1. ülkemnur says:

    cahide abla yukarıdaki videoda ne anlatıyor acaba yabancı oldupu için anlayamadım Allah a emanet olun hayırlı akşamlar

  2. assalamu aleykum ve rahmetullahi ve berakatu .Canlar ben sizleri cok seviyorum.Ahhhhhhhhhhhh ben sizin gibi birilerini ararken nasil buldum kimi zaman agliyorum kimi zaman kikir kikir guluyorum kimi zaman dualariniza amin diyorum

    Ebû Hüreyre’nin
    rivayetine göre Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle
    buyurmuşlardır: “Şüphesiz ki, Allah Tebâreke ve Teâla’nın
    bir takım seyyar fazla me¬lekleri vardır. Bunlar
    zikir meclislerini araştırırlar. İçerisinde zikir olan
    bir meclis buldular mı onlarla beraber otururlar. Ve
    kanatlarıyla birbirlerini kuşatırlar. Ta ki kendileriyle
    alt semanın arası dolar. Cemaat dağıldıkları vakit
    yükselir ve gökyüzüne çıkarlar. Allah, onları bildiği
    halde kendilerine: “Nereden geldiniz?” diye sorar.
    Onlar da: “Senin yeryüzündeki bazı kullarının yanından
    (geldik), onlar sana teşbih ediyor, tekbîr,
    tehlilde bulunuyor, sana hamdediyor ve senden istiyorlar”,
    cevabını verirler. Allah Teâla Hazretleri:
    “Benden ne istiyorlar?” diye sorar: “Senden cennetini
    istiyorlar”, derler. Allah, “Onlar benim cennetimi
    gördüler mi?” der. “Hayır, yâ Rabbî!”
    cevabını verirler. Allah, “Acaba cennetimi görmüş
    olsalar ne yaparlar?” der. Melekler: “Senden eman
    dilerler”, derler. Allah, “Benden neden eman dilerler?”
    diye sorar. Melekler, “Senin cehenneminden
    yâ Rabbi!” diye cevap verirler. Allah, “Onlar benim
    cehennemimi görmüşler mi?” der. Melekler,
    “Hayır!” cevabını verirler. Allah, “Acaba cehennemimi
    görmüş olsalar ne yaparlar?” der. Melekler,
    “Senden mağfiret dilerler”, derler. Allah da, “Ben
    onları mağfiret ettim, ne diledilerse kendilerine verdim.
    Ve onları eman diledikleri şeyden kurtardım”,
    buyurur. Bunun üzerine melekler: “Ya Rabbi! İçlerinde
    filân var, günahı çok bir kul. O ancak oradan
    geçerken onlarla beraber oturdu”, derler. Allah
    Teâla Hazretleri, “Onu da affettim. Onlar öyle bir cemaat
    ki, onlarla düşüp kalkan şaki olmaz”, buyurur.

    acaba biz bu guruptanmiyiz?merak ediyorum Londradan hatice

    1. İnşaAllah Haticem, o gruptanızdır inşaAllah. Hepimizin az veya çok günahlarımız var. Rabbim hepimizi affeylesin. Razı olduğu kullarından eylesin…

  3. fadibay says:

    evet haklısınız cahide hanım.gerçekten çok farklı yaşamaya başladık müslümanlığı.gıybetin ne kadar büyük bir günah olduğunu anlatırken bi gün başka bi gün saçma sapan bir programı bahane ederek büyük bir cemaat hakkında gıybet ediyoruz ve belkide daha kötüsü bir sürü insanın hakarete varan sözler sarfetmesine sebep olabiliyoruz.Ne kadar acı değilmi.Yorumlarınızı yazarken biraz daha dikkatli olun çünkü bazılarından övgü dolu sözler alırken bazılarınında hakkına giriyorsunuz.Ben o beğenmediğiniz yaptıklarını eleştirdiğiniz cemaate gönül veren biri olarak size hakkımı helal etmiyorum.

  4. nermin-vildan- says:

    yazınızı begenrek okudum.tesekkurler.

  5. Cahide aplacim seni o kadar cok seviyorumki insan gormeden birini bu kadar nasil sever!senin yazilarin dusuncelerin temiz kalbin o kadar ictenki beni sana bagliyo ben yurdisindan yaziyorum ve sana ilk defa yazdim.Uzunca bi muddettir seni takip ediyorum tariflerini deniyorum.27yasindayim iki erkek cocuk annesiyim ve sana hayranim.senin gibi dusunen bi annem var belkide ondan sana bu yakinligim ben buraya gelin geldim ALLAH a sukur esimlede mutluyuz.Ama gurbet tabikide cok zor,hergun seni takip ediyorum tariflerini yazilarini sabirsizlikla bekliyorum.sabahlari cocuklari okula koyup gelince ilk isim siteye bakmak oluyo.Bizi ne kadar ilgilendiren icimizi acitan konulara parmak basiyosun.ALLAHim sanada kaleminede kuvvet versin.ALLAH a emanet ol aplacim…

  6. bir önceki yazıya yorumu kapatmışsınız.bende buradan yazayım dedim.alkışladım sizi dogruya parmak basıp,insanları uyandırmaya çalıştırdıgınız için.

  7. sa
    ben çok yorum yazamıyorum amma her yazınızı okuyorum
    hatta sık yazan kardeşlerimin yorumlarını da acaba ne yazmışlar diye
    takip ediyorum seviyorum seni cahide hanım hepte dua ediyorum
    sadece bilmenizi istedim.

    1. Ben de seni seviyorum güzel kardeşim…

  8. Ben şunu fark ettim Arkadaşlar, Gerek ekranlarda olsun,Gerek çevremde olsun İnsanlar peşi peşine ölmekte.. gerek Tanıdığımız olsun, Gerekse Tanımadığımız Sırası gelen emaneti azrail a.s ‘a teslim etmekte.. Belki siz bu yazıyı okurken bende teslim etmiş olacağım kim bilir.. Sıra gelmeden tövbe edersek belki bir kurtuluş yolu bulabilirizz.. öyle ya dünya sevgisi nefsimizi esir almış bundan tövbe ederek aman dileyebiliriz herşeyin sahibi olan yüce ALLAH (CC)’den… bunuda bir allahın dostundan bir veli kuldan yardım alarak yapalım.. Ayet Şöyleki : günahından tövbe eden günah işlememiş kimse gibidir.. ancak buda herkeze nasip olurmu yoksa nasip olmazmı bilemeyiz biz çapa gösterelim takdir yaratandan şüphesiz… şifre de burda işte.. saygılarımla bir dost…..

    1. Vedat Bey, tevbe etmek için herhangi bir kula ihtiyacımız yok kardeşim. Allah bize şah damarımızdan daha yakınken, neden fanilere ihtiyaç duyalım ki?

      1. Vedat bey , bütün mü’minler Allahın velisidir …İslam dininde ruhban sınıfı yoktur …Bir başkasının yanında tevbe etmek hristiyanlaşmaya eğilimdir…Fatiha suresine dolayısı ile Kur’ana aykırıdır ve samimi değildir …
        Kıymetli kardeşim , çok geç olmadan bu düşüncenizi tekrar gözden geçirmenizi tavsiye ederim …Rahman ve Rahim olan Rabbimiz ,hiç birimizi sıratı müstakimden ayırmaz , biz ayrılmak istemedikçe… ben , buna inanıyorum …Günde kırk kereden fazla okuduğumuz Fatihaya inat bir hayat sürmek ne büyük gaflet olur deği mi ?
        Gayet hassas olduğum bir konu… yazmadan geçemedim kusuruma bakmayın lütfen !
        Allah cümlemizden razı olsun ebeden daimen …Vesselam …

  9. selamun aleykum
    Sadece Kendini Kandırıyorsun!
    Namaz kılamıyorum. Ne oldu bana bilmiyorum. Çok istiyorum ama olmuyor. Bir şeyler bana engel oluyor. Bahane, bahane, bahane.!!!
    Sadece kendini kandırıyorsun. Hayatın sızlanmakla, ağlayıp dövünmekle geçiyor. Yarın başlarım, öbürgün, haftaya söz başlayacağım. Yarına garantin mi var? Bir saat içinde dengeler değişiyor, neler oluyor dünyada. Haftaya çıkacağına dair Allah’tan söz mü aldın?
    Yemek yerken hiç zorlanmıyorsun. Bir gün bile boşluk vermiyorsun. Çok sevdiğin limonlu dondurmayı alabilmek için kaç sokak öteye gidiyorsun. Canın mantı çekti diye nasılda çaba gösterirsin yapacağım diye. Deniz mavisi eşarbına uygun ayakkabı ve çantayı bulabilmek için kaç mağaza dolaştığını düşün? Yatağın azıcık battı diye gidip en pahalısından ortopedik yatağı alan sen değil miydin

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: