Ulemanın Tevhid Fıkhına Hizmet ve Davetleri

tevhid

Ulemanın Tevhid Fıkhına Hizmet ve Davetleri

Rasul-i Ekrem’den sonra İslam Uleması da tevhid fıkhını öğretme ve şirkle mücadeleye devam etti. Hz. Ömer, Hz. Peygamber’in Rıdvan Biatı’nı gerçekleştirdiği yerdeki ağacın, daha sonra insanlar tarafından kutsiyet atfedilmesi üzerine, kesilmesini emretti. Gayesi, şirkin önüne geçip tevhidi pekiştirmekti. Oğlu Abdullah da aynı faaliyeti devam ettirdi. Abdurrahman bin Avf’ın kabri üzerinde bir çadır görünce kaldırılmasını emretti ve şunu söyledi: “Bırakın, ameli kendisini gölgelendirsin.”

İlk dönem müçtehitlerinden Kadı Şureyh, şöyle der: “Kardeşim! Hiçbir ihtiyacını asla herhangi bir insandan dileme. Kim, herhangi bir insandan bir şey talep ederse, onun kul ve köleliğini kabullenmiş olur. İstekte bulunduğu kişi talebini karşılarsa, ihtiyaç sahibini kendisine kul etmiş olur, yerine getiremezse, dilenen zelil ve mahcup olur. ”

Tevhidi yayma öncülerinden biri de İbn Teymiyye’dir. İnsanların ilahlaştırıldığı, Allah’tan çok insan ve türbelere ellerin açıldığı, arzu ve taleplerin kendilerinden istendiği bir dönemde yaşadı. Ömrünü şirk ve ona giden yollarla mücadeleyle geçirdi. Günümüzde olduğu gibi, yaşadığı dönemde de helal ve haramı insanlar belirliyor, talep ve erzaklarının yatırlar vasıtasıyla elde edilebileceğine, dünyanın kendileri tarafından sevk ve idare edildiğine inanıyorlardı. Örnek vermek gerekirse; Moğollar Şam’a girince çareyi Ebu Ömer’in kabrine sığınıp ondan yardım dilemede bulmuşlardı. Birbirlerine şu tavsiyede bulunuyorlardı:

Ey Moğollar’dan korkanlar!
Ebu Ömer’in türbesine sığınsanıza!

Oysa Hz. Peygamber’in vefatından sonra baş gösteren riddet hareketlerine karşı hiçbir Sahabi, Hz.Peygamber’in kabrine gidip de; “Ey Allah’ın Resûlü! Mürtedler her tarafı işgal etti, onları yok et, bizleri kurtar.” dememişti. Hz. Ebubekir ashabı topladı ve yılmadan, çekinmeden onlara karşı savaş hazırlıkları yaptı. “Sağım soluma muhalefet etse de Hz. Peygamber’in sünnetini ihya etmeye, İslâm topraklarını savunmaya devam edeceğim.” dedi ve riddet hareketlerini etkisiz hale getirdi.

İbn Teymiye, Moğollara karşı savaştı. Beraberinde dönemin sultanı da vardı. Sultan, Moğol ordusunun çokluğunu görünce korktu ve paniğe kapıldı. “Ey Halid, yetiş! İmdat! İmdat!” dedi. İbn Teymiye şiddetli bir biçimde tepki gösterdi ve “Ey şu, bu yetiş,” diyeceğine, “Ey ceza gününün sahibi Allah’ımız! Yalnız sana ibadet eder ve senden yardım dileriz. Bize yardım et.” biçiminde dua etsenize.” dedi.

Tevhidi yayma konusunda başarılı olan âlimlerden birisi de Abdulkadir Geylanî’dir. Geylanî, tevhid konusunda şu önerilerde bulundu:
a) Doğru-yalan Allah adına yemin edilmemeli.
b) Küçük-büyük hiçbir ihtiyaç insanlara arz edilmemeli ve onlardan asla istenmemeli. İnsanlardan bir şeyi isteyen izzetini zedeler.
c) Kimsenin malına göz dikmemeli, onlardan yarar ve zarar beklememeli.
d) Fakirlik, insanlara el açmaktır, zenginlik ise kimseye muhtaç olmamaktır.

Abdulkadir Geylanî zamanında insanlar, idarecilere ümit bağlamış, özellikle saray ve makamlarını mabetler haline getirmişti. Geylanî, bunun önüne geçmek için taleplerin yöneticilere değil, Allah’a arz edilmesini istedi. Bu münasebetle şunları işledi:

“Ey insanlar! Güvendiklerinizin durumu, büyük bir zat tarafından idam edilmesi için ayak ve boynuna ip atıldıktan sonra ağaca asılan kişiyi andırır. Bu durumdakilerden bir şey beklenir ve korkulur mu? Ondan korkan deli değil de nedir?”

Geylanî, verdiği bu örnekle mahlûkata asla itimat edilmemesini belirtmiş oluyordu. Yani, insanlar acizdir, ne yarar ne de zarar verebilir. Diğer bir vesileyle şunları der: “Sizler ya nefsinize ya paranıza ya da krallarınıza güveniyorsunuz. Güvendiğiniz, zarar ve fayda umduğunuz her şey sizin Tanrınızdır.

Ey ölü kalpliler! Ey sebepleri Allah’a ortak koşanlar! Ey çevre debdebesine tapanlar! Bunlar sizi Allah’tan alıkoymaktadır. Allah’tan başkasından zarar ve yarar bekleyenler Allah’a değil, onlara kuldur. Ey Hak’tan yüz çevirenler! Ne zamana kadar eşyaya ve esbaba bağlanıp duracaksınız?” “Ne hazindir ki krallar insanlar için Tanrı yerine geçti. Zenginlik, konfor ve imkân putlaştırıldı. Sizler faniyi “asıl” kıldınız. İnsanları Rezzak yerine koydunuz. Köleleri efendi, fakiri zengin, güçsüzü güçlü, ölüyü diri yerine koydunuz. Dünyanın zalim ve Firavunlarını takdis edip Allah’ı unuttunuz. Ey idareciler! Yönetiminizde, Allah’tan başkalarına ibadet edenleri andırdınız. Hürmet ettiklerinizi putlaştırdınız.”

Geylanî, ölüm döşeğinde çocuğuna şu vasiyette bulunur: Evladım! Takvaya sarıl. Allah’tan başkasından korkma, O’ndan başkasından bir şey bekleme, tüm ihtiyaçlarını O’na arz et, O’ndan başkasına güvenme, tevhidden ayrılma. Daha sonra da ölüm meleğine hitaben şöyle seslenir:

“ … Allah’ım! Senden başkasından bir şey dilemiyorum. Sen dipdirisin, her dem varsın. İnsanları ölümle yakalayan Allah ne azizdir! ‘La ilahe illallah Muhammedun Rasûlullah/ Allah’tan başka ilah yoktur, Muhammed (s) O’nun elçisidir.’ ” deyip, gözlerini yumar. (Prof. Dr. Abdulmecid Ez-zindani’nin Tevhid Kitabından)

İşte ben bu Geylani’yi seviyorum! O’na Gavslık iftirasında bulunanlar, “Ey Gavs-ı geylani yetiş” diyenler, türlü kerametlerinin olduğunu, öldüğü halde insanların üzerinde tasarruf sahibi olduğunu  söyleyenler Tevhid inancına en büyük zararı verenlerdir.

Burada anlatılan benim dinim değil, bu İslam’dan değil, bu Peygamberimin getirdiği din değil.

Ulemanın konuyla ilgili şu fetvası da manidardır: ارواح المشايخ حاضرة تعلم يكفر من قال Yani; “Kim meşayihin ruhları hazırdır, yaptıklarımızdan haberdardırlar,” dese dinle ilişkisi kesilir.

(Ya’kub:) “Ben sadece gam ve kederimi Allah’a arz ediyorum…”( Yusuf suresi:86)

***************************************

Ya Rabbil Alemin, çabam yalnızca senin dinini yüceltmek adınadır. Karınca misali, şanını yüceltmek için, dininin en doğru şekilde anlaşılması, şirke düşülmemesi için verdiğim uğraşları sen boşa çıkarma. Müslümanlar arasına ülfet ver. “Aman hocam, aman şeyhim” diyen, “Ya Allah Ya Seydam” diyerek vahdaniyeti zedeleyenlere doğru yolu göster. Bu yazıları onların hidayetine vesile kıl.

Yalnız senden medet umarım, yalnız senden yardım dilerim. Sana yaklaşmak için falana filana ihtiyaç duymam. Sadece Tevhid’i tavsiye ettiğim için, Peygamber’in getirdiği dinden sapmayın, O’nun tavsiye etmediklerini yapmayın. Bir ibadeti yapmakta Rasulullah ve sahabeleri bizden daha gayretliydi. Yapılması gerekseydi onlar yaparlardı dediğim için hakaret edenleri, kınayanları sana havale ediyorum.

Tek derdim Rıza-i ilahi den ayrılmamaktır: Şahit ol Ya Rab, şahit ol Ya Rab, Şahit ol Ya Rab!

Cahide

Bir Cevap Yazın

Bir Yorum Bırakın :)

  1. Cahide ablam, müslümana vahhabi demek moda oldu son günlerde.. ne zaman tevhidden, şirkten bahs etsem, bidatler ateştir desem vahhabi damgası vuruyorlar. alıştık biz .)

    Allah seni hayırla mükafatlandırsın güzel ablam. Seni Allah için çok seviyorum

    1. Hatta bana, başına ekler getirerek söylüyorlar. Pis vahhabi! sapık vahhabi!..:)

  2. Ben bu sayfadan ayrılamayacağım galiba…Taksit taksit yazıyorum …Cübbelinin videosunu az önce izleyebildim …Bahsettiği, İmamı Rabbaninin yazdığı iddia edilen Mektubat isimli kitabı okudum …Daha kitabın en başında ;- Allah cc (haşa) bana kadın uzuvları şeklinde göründü …gibi ifadeler var …yine bu kitapta velayet makamının , peygamberlik makamından üstün olduğu iddiası da var…
    İkinci videodaki Allah’tan aracı ile yardım istemeye gelince …ben , sıradan kendi halinde bir insan olduğum halde, bunun , Rabbimin bir imtihanı olduğunu idrak edebiliyorum … Bu tip insanların Allah tasavvurlarını tekrar rekrar gözden geçirmeleri kanaatindeyim… Yine bu olay bana Bakara suresinde geçen Harut ve Marut kıssasını hatırlattı .Bu melekler de ,Rabbimizin fitne (imtihan) sebebi kıldığı bir ilimle gelmemişlermiydi ?
    Mü’min dediğin, ferasetli olur… İslam olmak budur …Her ne durumda olursa olsun yalnız ve ancak Allaha dayanıp güvenmek … İşte gerçek huzur budur … Gerisi boş ve karanlık …

    1. Evet maalesef mektubatlarda bu tür yanlışlar çok fazla. Fakat ben bu Mektubatların, tıpkı tahrif edilen diğer kitaplar gibi tahrif edildiğini ve sonradan eklemeler yapıldığına inanıyorum.

      1. Ben de bu konuda” hüsnü zan ” sahibiyim Cahidecim …yukarıda da “yazdığı iddia edilen ” ibaresini kullandım zaten … Daha da ileriye giderek , hiçbir İslam aliminin bu türde kitaplar yazmayacağını düşünüyorum ….Hal böyleyken ,günümüzde oldukça büyük bir kitleyi peşinden sürükleyen kişilerin bu kitaplarla amel etmeleri düşündürücü değil mi ?

  3. canlarım, yazımda belirttiğim gibi konuyu çok sadeleştirmek istedim ben namazımı işyerimde bile vakitleriyle kılıyorum, kuranımı okuyorum, haramdan , gıybetten vs kaçınıyorum çok şükür hayrımı yapıyorum, annemin babamın dualarını almaya çalışıyorum,yaradandan dolayı kullarını seviyorum elimden geldiğince yardım etmeye çalışıyorum Allah nasip ederse haccımı da yapmak istiyorum vs. ben şimdi dinimin gereği gibi yaşamıyormuyum,rabbim katında benim yaşantım kabul görmeyecek mi..kısacası ben yanlış mı yapıyorum..zannetmiyorum..yazıların hepsini okudum kafası karışanları ve üzülenleri gördüm benim asıl kasdetmek istediğim bu..konuyu sadeleştirmek istedim..kusurum varsa af ola..

  4. şehrazat says:

    sadece işinize gelen yorumları yayınlayıp asla hakaret içermeyen ve hakkı söyleme isteğinden başka amaç gütmeyen yorumumu yayınlamadığınız için sizi rabbime şikayet ediyorum ve sapık düşünceleriniz ile sizi başbaşa bırakıyorum. zira sizin takip ettiğiniz düşüncenin lidrei durumundaki insanlar kendileri altın klozetler kullanırken ümmetin dertleri ile ilgilenmezler. dua ediyorum rabbim size hicaz a gitmeyi nasip etsin de o insanları tanıyın ve orada yaptıklarını kendiniz görün. mesela sarayları aratmayacak kadar şatafatlı yapılmış mescidi nebevinin tavanlarına ALLAHlafzının yanında efendimizin adının hiç yazılmamış olması bilmiyorum sizi rahatsız etmez mi. malum kuranı kerimde rabbim defalarcakendi adıyla efendimizinkini yanyana zikretmiştir. ya da uhud şehitlerinin mezarlarının üzerinden traktörle geçilmiş olması.rabbim ümmeti muhammede acısın tüm cüretkarlığımıza rağmen.

  5. Ehlisunnazeyneb says:

    Bu yazidan ve okudugum o guzel akideni ortaya koyan yorumlarindan sonra anladimki biz biiznillah kardesiz,buna daha cok emin oldum.Rabbim senin ve benim hidayetimi arttirsin,hepimizin diyim daha iyi olur . Allahumme Amin buradaki hidayet oykuleri beni asil hidayete geldigim zamana goturdu. Nasilda benzer seyler yasamisiz,subhanallah,nasilda savasmisiz Sebat etmisiz elhamdulillah!

  6. nermin-vildan- says:

    cübbeli ahmet hocanın videosunu ve diğerini hayretler içinde izledim.

    Allahın sıfatlarını insana veriyorlar.haşa tövbe haşa.

    her şeyi gören herşeyi bilen herşeye gücü yeten sadece Allahu teladır.

  7. Selamünaleyküm Cahide abla..bi konuda fikrini almak istedim..ben inancımı sağlamlaştırmak istiyorum.bi arkadaş şu kitabı önerdi..Muhammed bin Abdulvahhabin kitabıtevhid adlı kitabının şerhi fethulmecid …ben netten buldum indirebilirsem indirmeyi düşünüyorum..sence nasıl bi kitap.ya da bana önereceğin başka bi kitap var mı? tarikatla ilgili konunun altına yazıyorum başına özel yazacaktım ama; belki başkasına faydalı olur önereceğin kitap..bunun için yazmadım

    1. Hasan Karakaya’nın islam Akaidi adlı kitabı okunması gereken önemli bir kitap.

      http://www.benlikitap.com/Islam-Akaidi-Bez-Cilt-Hasan-Karakaya,PR-196.html

      1. gerçekten okunması gereken bir akaid kitabı
        ehli sünnete en uygun akaid kitaplarından birisidir

    2. Ehlisunnazeyneb says:

      Cok guzel bir Kitap Ben okumustum,sahih delillerle ve anlasilmasi zor olmayan bir Kitap. Ve ehlisunnette cok meshurdur,ovulur ve kesinlikle tavsiye denilir. Faydali olur insallah,selametle

    3. herhangibiri.. says:

      Büsra kardesim, bende nacizane birkac kitap tavsiyesinde bulunacagim: bahsettigin kitap güzel bir eserdir fakat cok özlü, akideyi sadece basliklar halinde almistir. O kitabi okuyabilirsin fakat ayni zamanda akide konusunda hazirlanmis baska eserlerde mevcuttur. linklerini asagiya veriyorum kardesim.
      http://www.islah.de/akide&tevhid/akd00001.pdf
      http://www.islamhouse.com/p/825
      Büsra kardesim, asagidaki linkde Kuran ve sünnet isigindaki kitaplar bulunmakta. istedigin her konuda bakabilirsin. Cok cesitli kitaplari inceleyebilir, indirebilirsin.
      http://www.islamhouse.com/s/9969

      1. Teşekkür ederim ben bana önerilen kitabı bilgisayarıma indirdim..Cahide abla Allah izin verirse önerdiğin kitabı da okumak istiyorum.Herhangibiri nickli abla (adını bilmiyorum kusuruma bakma olur mu) önerdiğin linklere göz attım..ilk linktekini tablete indirdim..diğerlerini de ekledim sık kullanılanlara..inşaAllah daha iyi olurum.Sınavlarım olduğu için 3 hafta kadar yoğun şekilde ders çalışmam lazım..şu sınav dönemini bi atlatayım tatilde de babamla konuşmak istiyorum tarikatlarla ilgili..yavaş yavaş anlayacaktır öyle inanıyorum :(..
        Bu arada biliyormusunuz ablam bana çok destek oluyor 🙂 forumu epey incelemiş..maşaAllah orada çok güzel açıklanmış zaten..şimdi o da kendini geliştirmeye çalışıyor 🙂

        1. Rabbim hayatindaki tüm sinavlarda sana yardim etsin. Sinavlarini en kolay bir sekilde verebilmeni nasip etsin. Rabbim babanin kalbinide dogrulara acsin ve onlarin dogrulari bulmasinda seni vesile kilsin. Aynen sahabenin gencleri gibi. Rabbime emanet ol güzel kardesim.

          1. Allah senden ve yardımcı olmaya çalışan kardeşlerimden razı olsun.Şu an okumaya vaktim yok ama tatilde yapmak istediklerimin arasında o kitapları okumak da var.İçten ve güzel duaların için teşekkür ederim.Rabbim senin de yardımcın olsun imanını artırsın, sıkıntılarını giderip seni feraha kavuştursun.Dünyada ve ahirette iyilik versin..(amiinn).Allah’a emanet ol kardeşim

  8. herhangibiri.. says:

    Kardesler, yukarida Jale kardesimizin vermis oldugu ayet cok anlamli bir ayet. Gercekten üzerinde durulmasi ve incelenmesi gereken bir ayet. Aslinda günlerdir müzakeresini yaptigimiz konularida toparlayan ve bize yol gösteren bir ayet. Ayetin tamami söyle kardesler:

    Allah subhanehu ve teala söyle buyuruyor:
    Ne yahûdiler ve ne de hıristiyanlar, sen onların dînine tâbi olmadıkça, senden asla hoşnut olmayacaklardır. De ki: Allah’ın yol; işte asıl yol odur. Eğer sen. sana gelen bunca ilimden sonra, onların hevâ ve heveslerine tâbi olursan Allah’tan sana ne bir dost, ne de bir yardımcı olur. (Bakara 120)

    Ibni kesir tefsirinde bu ayeti söyle acikliyor: Ey Muhammed, de ki, Allah’ın benimle gönderdiği yol, asıl yolun kendisidir. Bu dosdoğru din, sağlam, mükemmel ve şümullü bir yoldur. Bu âyette tehdîd ve şiddetli bir azâb korkusu vardır. İslâm ümmetini Kur’an ve sünneti öğrendikten sonra, Yahûdî ve Hıristiyan­ların yoluna tâbi olmaktan nehyetmektedir. Böyle bir halden Allah’a sığınırız. Hitap her ne kadar Hz. Peygambere ise de emir, onunla be­raber ümmetine mahsûstur.

    Taberi tefsirinde ise ayet söyle aciklanmistir: Ey Muhammed, sen kendi dininden çıkıp Yahudi veya Hıristiyan olma­dıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar senden asla razı olmayacaklardır. O halde onların rızasını ve muvafakatini istemeyi bırak ta, seni üzerinde gönderdiği hakta Al­lah’ın rızasını aramaya yönel ve onlara de ki: “Doğru yol, ancak Allah’ın yolu­dur. Aramızda hakkı batıldan ayıran da budur. O halde şimdi siz, Allah’ın kita­bına ve açıklamalarına gelin. Bizden kimin hak kimin bâtıl üzere olduğu, hangi­mizin cennetlik hangimizin cehennemlik olduğu ortaya çıksın. Ey Muhammed, eğer sen, onlarin hallerini açıklamam ve haberlerini sana anlatmamdan sonra bu Yahudi ve Hıristiyanların heva ve heveslerine uyarsan, Allah’a karşı seni onun azabından ve intikamından koruyup yardım edecek ne dost ne de bir yardımcı bulabilirsin.

    Resulullah’ın, Yahudi ve Hıristiyanları birlikte razı etmesi mümkün değildi. Zira Yahudiler Hıristiyanlara karşı, Hıristiyanlar da Yahudilere karşıydılar.Resulullah Yahudileri tutsa Hıristiyanlar darılacak, Hıristiyaları tutsa Yahu­diler darilacaktı. Bu iki zıt gurup bir arada da bulunamayacağına göre her ikisi­ni birden tutması da mümkün değildi. Bütün bunları birleştirecek ortak nokta, hepsinin Müslüman olmasıdır. Bu bakımdan hem Yahudi hem de Hıristiyanlar. Allah’ın doğru yolu olan ve kendilerini de birleştirecek olan İslam’a davet edil­mişler, orada birleşmeye çağırılmışlardır.

    Yahudi ve Hıristiyanlardan her bir grup, sadece kendilerinin cennete gire­ceklerini iddia etmişlerdir. Allah teala da onlara cevaben: “Cennete girmek ki­şilerin isteklerine, heva ve heveslerine göre değil Allah’ın rızası ve iznine göredir.” buyurmuştur. Zira doğru yol, Yahudilik ve Hıristiyanlık değil, Al­lah’ın doğru olduğunu beyan ettiği yoldur. O yolu tutan cennete girebilir. O yol da İslamdır.

    Subhanallah! Sanki icinde bulundugumuz toplumu anlatiyor ayetler. Belki onlar Yahudi ve Hristiyan degiller ama dini kendi anlayislarina, kendi metodlarina göre yasamaya cagiran o kadar cok grup varki günümüzde, aynen ayette dedigi gibi onlarin icine girmeden de senden asla memnun olmuyorlar. Ayni zamandada onlar gibi bir araya gelmeleride mümkün gözükmüyor. Bir cemaat digerini, digeri ötekini kötülüyor.

    Tüm bunlarin tek cözümü Rabbimizinde ayetlerde yol gösterdigi gibi Allah’in davetine uyup adini Islam olarak koydugu dine ve O’nun hayata indirgenmis, yasanmis halini bize anlatan hadislere uymakta oldugu görülüyor.

    Aynen ayetlerin aciklamasinda günümüzde de oldugu gibi her taife kendisinin cennetlik oldugunu iddia ediyor fakat iddialarin gecersiz oldugu sadece Kuran ve sünnet yolunun yolcularinin cennete girebilecegi acikca belirtiliyor.

    Allah subhanehu ve teala Peygamberine bu tehdidde bulunarak kardesler, isin vehametini göstermektedir. Yani belirledigim, razi oldugum yoldan cikarsan Sen dahi olsan azabimdan kacamazsin! demekte ve bize bu örnek üzerinden gönderme yapmakta Rabbimiz.
    Rabbim hepimize razi oldugu yolu kolaylastirsin, Hakki hak, batilida batil olarak göstersin. Amiiin.

    1. Rabbim razı olsun kardeşim. Her daim yüzünü ağartsın. Emeklerini hem dünyada hem ahirette karşılıksız bırakmasın. Amin, Amin, Amin

      1. herhangibiri.. says:

        Amiiin. kardesim. Hepimizin insaAllah. Rabbim bizi cennetinde bulustursun.

      2. Âmin

    2. Subhanallah, Elhamdülillah …HERHANGİBİRİ kardeşim , Allah razı olsun … Rabbim ilmini , idrakini arttırsın ne diyeyim … İnsanın bildiklerini tamamlayan ve paylaşan kardeşlerinin olması ne güzel … Tarifsiz bir mutluluk bu … Yanlız olmadığımı hissediyorum … Elimde Abdulfettah Ebu Gudde’ nin Mevzu Hadisler kitabı var ..yararı olur mu ? Ne dersin ? Benim uzun yazmaya vaktim olmuyor maalesef… Sorunun kökenine inmek lazım … Emevi devletinin başlangıcına mesela …En çok hadis o zaman uydurulmuş diye biliyorum … Bir de islam amentüsüne eklenen şeyler var ( bunları yazıp haddimi aşmayayım) yine emeviler zamanında…Sonra çok ilginç bir şey var ezidiliğin (yezidiliğin ) nasıl ortaya çıktığını araştırırken öğrendim ve kanım dondu resmen (adiy bin müsavir adlı bir tarikat şeyhinin dergahının o vefat ettikten sora ne hale geldiği hakkında) Eğer biz bunları öğrenirsek kardeşlerimize daha fazla yardımcı olabiliriz diye düşünüyorum …Sonuçta tarih ,öğrenilmediği ve ders alınmadığı sürece tekerrür eder…İnşallah yazımı görürsün kardeşim…selam ve dua ile. …

      1. herhangibiri.. says:

        Selamun aleykum Jale kardesim, Allah razi olsun dualarin icin bende bilmukabele diyorum. Dedigin gibi paylasabilmek, anlasilabilmek bunlar özelliklede paylasmaya önem veren kisiler icin yemek icmek kadar degerli.
        Jale kardesim, icimde hissettigim samimi duygulari insaAllah okurkende hissedebilecegin sekilde yazima yansitabilirim.
        Dedigin gibi kardesim, meselenin kökenine inecek ve meseleye bütün olarak bakacak olursak Islam tarihi boyunca bircok firkalar ortaya cikmis ve halada cikmaktadir. Islam tarihinde ilk akidevi sapma Sahabe döneminde hariciler olarak bilinen grupla baslamis, bunlar büyük günah isleyen kimseleri kafir olarak görüp ebedi cehennnemde kalacaklarini iddia etmislerdir. Haricilere tepki olarak Mürcie firkasi ortaya cikmis, bunlarda ameli imandan ayirarak kisi ne yaparsa yapsin imanina zarar vermeyecegini iddia etmislerdir. Bu sekilde firkalasmalar devam ederek Siilik, Kaderiyye, gibi bircok akidevi mezhepler türemistir. Hicri 4.asirda Meymun döneminde mutezile firkasi ortaya cikmis ve bu firka felsefi eserlerden etkilenerek ve bunlari arapcaya cevirerek bu düsüncenin yayginlasmasina sebeb olmuslardir. Mutezile, naslari akillari ile sorgulayarak, akillari ile anlayamadiklari naslari ya tevil (gayesinden farkli mana verme), yada inkar ederek akillarini naslardan ön plana almislardir. Bunun ilk örnegini Allah subhanehu ve teala’nin kiyamette Allah’in görülecegi hadisini akillari ile anlamaya calisarak yapmislar ve bunun sonucunda da inkara yeltenmislerdir. Mutezile isi cok ileri götürüp sahabe üzerinde süpheler ortaya atarak, hadislerin güvenirliligi hakkinda bircok iddialarda bulunmuslardir.
        Güzel kardesim, ben Islam tarihindeki bu akidevi sapmalari, gruplari okurken cok sıkıci gelir, günümüzde bunlari bilmeye ne ihtiyacimiz olur diye düsünürdüm. Fakat sahih akideden ayrilan bu firkalarin tarih boyunca ve günümüzdede aynen mevcut oldugunu ögrendigimde ne kadar gerekli oldugunu anladim.
        Bu sahih akideden sapmis firkalarin yani gruplarin, torunlarinin aynen atalari ne ile ve nasil sapmissa o sekilde devam ettiklerini günümüzdede görüyoruz.
        Güzel kardesim, Allah Rasulu sallahu aleyhi vesellemin verdigi haber gercek olmus ve ümmet 73 firkaya bölünmüstür. Ve yine O’nun haber verdigi gibi 72 si cehennemde biri cennette olacaktir. Sahabe 72 firka ile hic ilgilenmemis hemen kurtulan firkanin özelliklerini sormustur. Allah’in kitabi ve rasulunun sünnetine tabi olanlar oldugunu Rasulullah sallahu aleyhi vesellem aciklamistir.
        Bizim yapmamiz gerekende sahabenin yaptigi gibi, 72 firkanin kim oldugu, özelliklerinin ne oldugunu ögrenmek degil, kurtulan firkanin hangisi oldugu ve özelliklerinin ne oldugunu bilmektir. Hakdan ayrilanlar sayisizdir. hepsini ögrenmemizde imkansizdir. Fakat hak olani bilir, ögrenirsek sapmis olanlari hemen farkedebiliriz.
        Güzel kardesim cok uzun oldu cevabim hakkini helal et fakat bunlari aciklamadan meramimi anlatamam diye düsündügümden bunlari yazma geregi gördüm. Tarihden ibret alabilmemiz icin Islam tarihini bütün olarak okumamiz gerekir. Sadece belli bir dönemi okumamiz bizi farkli yönlere götürebilir. Bu kasitli olarak Sii sempatizanlari tarafindan yapilmaktadir. Biz Islam tarihinde yasanan bu talihsiz olaylardan ibret nazari ile dersler cikarabilirsek, onlarin düstügü hataya düsmemis oluruz. Görüldügü üzere zaten sonradan cikan tüm firkalar etkiye tepki kaidesi geregi ortaya cikmislardir. Bizim yapmamiz gereken ise orta yolun yani Kur’an ve O’nun aciklamasi olan Sünnet yolunun müdavimleri olarak tüm bu firkalardan uzaklasmaktir.
        Günümüz mutezilesi yeni tabiri ile hadis inkarcilari hadisler üzerinde bircok tahrifler yaparak; onlari bize ulastiran sahabelerin üzerinde birsürü süpheler uyandirarak, kendi zihinlerindeki her türlü süpheyi insanlara empoze ederek, insanlar nezdinde Kuran’in aciklayicisi ve Vahiyden bir parca olan hadisler hakkinda konusup durmaktadirlar. Sahabeye süphe ile yaklasirken, ayni selefleri gibi kendileri müstesriklerin kitaplarini okumakda, etkilenmekde ve bunlari türkceye cevirmektedirler. Müslümanlarin, zihinleri bulaniklik icinde olan müstesriklerin ne bilgilerine nede anlayislarina ihtiyaci yoktur. Paygamberimiz bize, bizim dünya ve ahiretimiz icin faydali bütün bilgileri aktarmisdir.
        Zerdali kardesimin yazisina binaen yukarida yaptigim yorumuda okursan beni daha iyi anlayacagini düsünüyorum. Bu konularda görüsebilir, müzakereye devam edebiliriz Jale kardesim. Rabbime emanet ol.

        1. zerdali mişmiş says:

          çok iyisiniz çok hoşsunuz ama sahabelere takılıp kalmanıza anlam veremiyorum..kuranı kerim çağlar üstü bir kitapsa ve kıyamete kadar hükmü baki ise mutlaka ki yeni yeni alimler özünde kalmak şartıyla tefsir yapabilir..gelenekçi zihniyetin bunu hazmedememsine anlam veremiyorum..akletmiyormusunuz diyen kuranı,neden yeni alimlerin yeni bilgileriyle yorumlamasına karşısınız..sahabeler kendi devrini savdılar,ahlakları,yaşantıları ve rivayetleri bize miras kaldı..sahabelerin hepsine erişilmez cennetlik gözüyle bakabilirsiniz,ama şimdiki alimleri küçümseyemezsiniz..müsteşrik diyerek kimi bahsettiğinizi açarmısınız..seyyid kutub,mevdudi,m.islamoğlu mu..çünkü bunların adını yazdığımda siz konuyu direk sahabeye ve ibni kesir tefsirine bağlamıştınız..lütfen kardeşim,kendi doğrunuzu hakk olan doğru kabul edip karşıdakini yok saymayın..

          1. zerdali mişmiş says:

            müsteşrik derken oryantalist lerimi kasdettiniz yoksa size göre dini farklı yorumlayan müslümanları mı..bu lafınıza takıldım…

          2. herhangibiri.. says:

            Hakkinizi helal edin kardesim, mesguliyyetlerimden dolayi yorumunuzu hemen cevaplandiramadim. Sizde öyle
            Zerdali kardesim cok iyi ve hossunuz ve ayni zamanda aslende Manisalimisiniz bilmiyorum ama hemsehrimsiniz. Sizin isminizi yorumlarin arasinda görünce Manisam geliyor aklima hep. Ilk olarak sunu belirteyimki evet müstesriklerden kastim oryantalistlerdir. Neden Sahabeye bu kadar takilip kaldiginiza anlam veremiyorum demissiniz. Cünkü Sahabe bu dini bize aktaranlardir. Onlar vahye ilk muhatap olanlar, O’na katiplik yapanlar, O’nu ilk ezberleyenler ve yasayanlardir. Elimizdeki Kitap, Onlarin hafizalarinin ve kalemlerinin vesilesi ile bugün elimizdedir. Sahabe Allah’in razi oldugu, tezkiye ettigi, Onlar gibi inanip, Onlar gibi amel etmemizi istedigi insanlardir. Günümüzde Jale kardesime cevaben yazdigim yorumdada oldugu gibi Sahabe üzerinde birsürü süpheler olusturup onlari saf disi birakarak, kendi anlayislarina göre Kuran’i tefsir etme cabasi icinde olan insanlar vardir. Aynen sizin yazinizda “Onlar kendi devirlerini savdilar” (bu cok talihsiz bir sözdür) diyerek Onlarin ümmete örnekligini iptal etmek isteyenler gibi. Peki bu kimseler Sahabeye “Onlarin devri gecti” diyerek kendilerine kimleri örnek ediniyorlar? Bati tabiri ile oryantalistleri, mesela Goldziher’ leri.
            Zerdali kardesim, Allah Subhanehu ve Teala insanliga vahyini indirmis ve bunu aciklama ve yorumlama yetkisini sadece Rasulune vermistir. Düsünün Yüce Rabbimiz Kitabi indirecek ve bunun aciklamasini her döneme göre insanlarin bilgi ve yorumlarina birakacak bu aklin asla kabul etmeyecegi birseydir. Allah Subhanehu ve Teala hem indirdigi kitabi, hemde Onun aciklamasi olan Sünneti koruma görevini üzerine almisdir. Ayetler ve Sahih Hadisler apacik günes gibi ortadadir. Bunlari arka plana itip, kendi düsüncelerini öne sürünler hic bir zaman bunu basaramayacaklardir.
            Tefsir okurkende Ibni Kesir ve Taberi tercih etmemizin sebebi ayetleri, Kuran’i aciklama yetkisi sadece kendinde bulunan Allah Rasulunun hadisleri ile aciklamalarindandir.
            Zerdali kardesim, senin dogrun, benim dogrum, onun dogrusu diye birsey yoktur, olmamalidir. Oldugu icin ümmet bugün paramparcadir. Dogru tekdir. Oda Allah’in Kitabi ve O’nun aciklamasi, yasanmis hali olan Sünnettir. Bu ikisinide bize Sahabe nakletmistir.
            Zerdali kardesim, Allah Subahanehu ve Teala bize akli O’nun ayetlerini Rasulu’nun rehberliginde anlayalim diye vermisdir, yeniden yorumluyalim, sorgulayalim diye degil..

            1. zerdali mişmiş says:

              selamun aleyküm herhangibiri kardeşim..maksadımı aşıp yada tam ifade edemediysem hakkını helal et kardeşim..maşallah kendini geliştirmiş okuyan öğrenen ve öğreten bir kardeşimizsin..belki akedemik düzeyde bir bilgiye sahipsin..ben asla bu düzeyde bir bilgiye sahip değilim ve cevap verirken yetersiz kalabiliyorum..uzun uzun yazamıyorum çünkü buna zamanım vede klavye yeteneğim yok kardeşim..öncelikle maksadımı yanlış anlattıysam ve yanlış anlaşıldıysam rabbim affetsin inşallah..tabiki de kuran,hükmü açık ve net,anlaşılır apaçık bir kitaptır..bilimsel kitap asla değildir..allahın hükümleri nettir..dileyen ve kalbinde yer olan inanır,dileyen inanamaz..hz peygamberin ölümünden sonra siyasi çekişmeler başlamış,zamanla bu hırs değişik görüşlerin çıkmasına zmin hazırlamıştır..bundan sizde bahsettiniz..bu görüşler ve hükümler zamanla gerçek hükümlerin üstüne örtü olmuş,ve halklar kendilerine sunulan bu görüşlere gerçek din diye inanmıştır..basit örnekler vereyim..en basiti kadının aşağılanması meselesi..bu kurana dayandırılmış..kaburga kemiğinden yaradılış ayeti tamamen aşağılama şeklinde yorumlanmış,2 kadının bir erkeğe denk olan şahitlik durumu da akıl eksikliği olarak yorumlanmıştır..bu böyle süregelmiş ve din budur diye algılanmıştır..bu konuda hadisler uydurulmuş,kadın iyice aşağılanmıştır..şimdi ve geçmişte bu ayetleri gerçek anlamıyla anlayanlar tabikide var ama tersine inanan ve bu yüzden kadına aşağılık insan muamelesi yapan çok olmuştur..bu en basit örnekti..benim söylemek istediğim buydu..yoksa doğru birdir ve apaçıktır..rabbim güneşten aydan,akıp giden zamandan,ölüp dirilen tabiattan çokça bahseder..bilimin ilerlemesiyle bu harika nizamın yeni yönleri keşfedilmektedir..bu ayetlerin tefsirlerinde bu güzelliklerden bahsetmenin sizce sakıncası olabilir mi..kardeşim kısa kesiyorum,şu an bebeğime bakmalıyım..tabiki de doğru tektir..en basiti peygamber demiyor mu,veda hutbesinde,burada bulunanlar bulunmayanlara duyursun,belki onlar benim ne demek istediğimi daha iyi anlar..benim yeni alimleri savunma sebebim budur..rabbimin razı olmayacağı şeyler yazmaktan rabbime sığınırım…

              1. herhangibiri.. says:

                Zerdali kardesim, samimiyyetinden süphe etmek kesinlikle haddim degil. Rabbim her türlü zorlugunu kolaylastirsin. Alimlere her zaman ihtiyacimiz vardir. Bize Rabbimizin ayetlerini, Peygamberimizin sözlerini günümüz yasantisi ile alakalandirarak yorumlayan, fakat bunu yaparken asla, asil olan Kur’an ve Sahih Sünnetten kopmayan alimlere ekmek, su gibi ihtiyacimiz var. Veda hutbesinde Rasulullah’in kasdettigi, söyledigi sözleri elestirmek ve hafife almak degil, o sözleri söylerken ki kasdinin anlatilan insanlar tarafindan daha iyi, daha güzel, daha dogruya yakin anlasilmasidir. Seninde bahsettigin gibi kadin ile alakali ayetleri, bu konu ile alakali hadisleri hatali ve yanlis yorumlayanlar, isine geldigi gibi anlayanlar olmustur. Iste amac burdaki yanlis anlamalari dogrular ile isbat etmektir. Yoksa sahih olarak gelen hadisleri inkar etmek, bunlari Resulullah söylememistir, ya da bunu söyleyen ravi yani sahabe söyledir böyledir demek degildir. Dikkat etmemiz gereken konu budur. Yanlisa baska bir yanlisla karsilik vermek bizi sonu hüsran olan bir yola sevkeder. Allah bizi bundan korusun. Dedigin gibi kardesim, Resulullah’in vefatindan sonra cok fitneler cikmistir. Dedigin gibi hadislerde uydurulmustur. Fakat Rabbimiz vahyin bir bölümü olan sünneti hayatini bu yola adamis hadis alimlerinin vesilesi ile korumustur. Dünyada benzerine rastlanmamis bir yöntem olan rivayet zinciri yöntemi ile Kitabinin aciklamasi olan hadisleri sonradan uydurulan seylerden muhafaza etmistir. Aynen yukaridaki konu gibi uydurulan rivayetleri reddedelim derken, sahih olanlarin üzerinde de süphe uyandirmak yanlisa baska bir yanlisla karsilik vermektir.
                Zerdali kardesim, tüm samimiyyetimle söylüyorum ki dinledigimiz, begendigimiz, hatta benimsedigimiz insanlar olabilir. hepimizin olmustur. Ama samimi müslümana yakisan bu insanlarin yanlislarini gördüklerinde bunlari gündeme getirebilmektir. Söylenen cogu seyler size mantikli gelebilir veya hissiyatiniza tercüman olabilir. Ama gecmisde olan bazi fitnelerden dolayi bunlari gündeme tasiyarak Kur’an’in aciklamasi olan hadisler üzerinde süpheler uyandirmaya calisanlarin niyetletinin ne olduguda ortadadir. Aslinda kardesim biraz bilgi ve basiretle bakildiginda bu gibi insanlarin niyetleri acikca görülecektir.
                M.Islamoglu ve fikirdaslari toplumun tepkisini cekmemek icin senelerdir kabul ediyormus gibi yaparak hadisleri hep fikirlerini zihinlere daha iyi yerlestirebilmek icin argüman olarak kullanmislardir. Fakat simdilerde istedikleri zemini bulmus olmalilar ki acik acik hadisleri reddetmede bir sakinca görmüyorlar. Malumundur ki son söylemleri kadere imanin, imanin sartlarindan olmadigi, hayizli kadinin kendini iyi hissederse oruc tutabilecegi, ve buna benzer bircok yeni düsüncelerini söylemekte bir beis görmemektedirler. Halbuki güzel kardesim bu tüm Islam alimlerinin üzerinde ittifak ettikleri sahih olarak gelen hadislere muhalefettir.
                Güzel kardesim, biz hic bir zaman sahislara takilip kalmamali, dogruyu kim söylerse söylesin almali, yanlisada karsi gelebilmeliyiz. InsaAllah sende benim samimiyyetimden süphe etmez bu yazdiklarimdan dolayi beni yanlis anlamazsin. Selametle kardesim…

                1. zerdali mişmiş says:

                  herhangi biri kardeşim,rabbim razı olsun verdiğin bilgiler için..ancak şunu belirteyim ki,mustafa islamoğlu hocamızın kader hakkındaki fikirlerini oturup tamamiyle dinleseniz,işine gelmeyenlerin çarpıttığı gibi açıklamadığını görürsünüz..elimizde okuduğumuz ve bize aktarılan mealler kadar,arapça dilindeki kök kelime ve mecazler de çok önemlidir..ben bu konuda hocamızın fikirlerine katılıyorum..yaradan akıl ve irade verdiği insana istediği yolu seçme hakkıda vermiştir..kader konusu çok derin bir konu..ama benim kalbim bu konuda mütmain..bir konuda fikirleri kalbimi tatmin etmezse zaten uymam ama ben hocamdan rabbim binlerce kez razı olsun diyorum..Rabbim sapıtmışlara değil de böyle şahsiyetli hocalara takılmayı nasib etsin…

        2. Selamun aleykum. Gercek su ki, Allah Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem)’in haber verdigi gibi ümmet 73 firkaya ayrilmistir. Bir firka haric hepsi cehennemdedir. Günümüzde hicbir grup cehennemlik olan 72 firkadan oldugunu kabul etmemektedir. Peki bu 72 firka kimlerdir?
          Sahabe, Allah Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem)’e 72 firkanin kimler oldugunu sormamistir. Kurtulan firkanin kim oldugunu sormustur. O da Allah Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem)’in buyurdugu gibi: “Benim ve ashabımın (yolu) üzere olan.” firkadir. Piyasada bid’atcilarin hali ortadadir, yaptiklari isleri Kur’an ve sünnetten delillendirmeleri gerekmektedir. Din tamamlanmistir, Allah Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem) ucan kustan dahi haber vermistir. Peki din eksikmi ki risalei nura gerek var? Peki sünnet yetmiyormu da sünnette olmayan ayinlerden olusan tasavvuf ve tarikata ihtiyac var? Peki din eksikmi ki, Maturudi ve Esarilige ihtiyac var. Yukarida gectigi gibi bizim Islam Akidesine, yani gercek Sünnet Akidesine ihtiyacimiz var. Maturudi ve Esarilige baktigimizda hicri 3.-4. yillarda Mu’tezile’den etkilenerek güya Mu’tezile’ye red adina gelistirilmislerdir. Peki hicri 3. asra kadar Islamin Akidesi yokmuydu ki? VAllahi vardi, buna da Selef Akidesi veya Menhec diyoruz, bu da Allah Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem) ve sahabesi (radiyAllahu anhum)’un akidesidir, yani kurtulusun kaynagidir. Bu konuda belgeler.com’da bir risale yayinlanmistir,kurtulus firkasinin özelliklerini ögrenmek isteyenlere tavsiye ederim, Allah’a emanet olun.

          http://s2.dosya.tc/server23/yV34pp/an-toplum-firkayi-naciyye-firkai-naciye.pdf.html

          1. Hakkını helal et kardeşim verdiğin linke bakamadım … Kurtuluş fırkasından kastın “Muttakiler ” ise, onun tarifi ; Bakara suresinin ilk beş ayetinde Rabbimiz tarafından gayet net bir şekilde açıklanmış zaten…Selam ve dua ile…

  9. çaresiz says:

    cahide ablacım annem toplumda süleymancılar olarak anılan bir cemaate mensup bende bu duruma çok üzülüyorum rabıtayı onlarda yapıyorlar…ama anneme bunun yalnış olduğunu bir türlü anlatamıyorum…Rabbimden tek isteğim annemin bu yoldan vazgeçmesi…ona doğruları anlatmakta bilgi olarak eksik kalıyo olabilirim ne olur bu konuda bana yardımcı olurmusun…

  10. &SEVGİ& says:

    Aslında kusur kendimizde her duyduğumuza inanmak, her okuduğumuz Hadisi sahih saymak…
    Aslında hepimiz açız o yüzden. Bilgiye açız. Çıkış yolu arıyoruz. Çünki kıyamet yakın bir çok alametler gösteriyor. Rabbimin Rızasını kazanamadan dünyadan ayrılmaktan korkuyoruz.
    Rabbim hak yolundan ayırmasın…Rızasını kazanan kullardan olmayı nasip etsin…

    1. Selamu aleykum,sahabelerin (Allah hepsinden razi olsun) bildirdigi gibi Allah Resulu (sallAllahu aleyhi ve sellem) bize ucan kustan dahi haber vermistir. Kur’an elimizdedir ve Kur’anin aciklamasi, pratigi olan sünnet/hadislerde elimizdedir. Sahabe , tabiin ve tebe tabiinden olusan ümmetin en hayirlilari olan selefi salihin dinden olan hadislere sahib cikip bizlere aktarmistir. Bu kitaplarda elimizdedir, Buhari ve Müslim (bazi dalkavuklarin dediklerine itibar etmeden) ümmetin ittifakiyla sahihtir, Kur’an sonra ikinci kaynaktir. Sonra Nesai, Ebu Davud, Tirmizi ve Ibn Mace’de türkceye cevrilmis ve kisa bir zaman önce basilmistir (bknz. Konya Nesriyat) Bu kitaplara Kutubi Sitte (alti kitap) diyoruz, Son dört kitabin (veya 4 sünen) icinde zayif hadisler vardir, ama muasir büyük hadis alimi Seyh el-Albani sünenlerin zayiflarini ayirmistir. Internette bazi davetciler bunlari türkce konusan toplumun istifadesini sunmuslardir. Dolayisiyla dinimiz günes gibi ortadadir. Kaldiki elhamdulillah türkce muhtemelen islami kaynaklarin en fazla tercüme edilmis oldugu dildir.

      not: Bahsettigim hadis kitaplarinin tümü internette yazili ücretsiz indirilebilinir. Arama makinalarindan ulasabilirsiniz.

  11. &SEVGİ& says:

    Cahide Ablam bu konudaki yazılarını ve yorumları dikkatle okuyorum. Kafam çok karıştı 🙁
    Ben 2 yıl öncesine kadar Mürşidi Kamil nedir bilmezdim.Evlendikten 1 yıl sonra eşimle beraber yani 1 yıl önce bi arkadaş vesilesiyle konu ile ilgili bilgi almaya araştırmaya başladık. Hatta Efendimizin soyundan gelen kimsenin olacağını hiç düşünmemiştim. Efendimiz diyor zaten benim soyum H.z. Fatıma ile devam edecektir diye. Bir Mürşide gittim tövbe aldım, adabları yaptım, hatmeye katıldım, rabıta yaptım ama 2 yıldır olmasına rağmen toplam 3-5 kez anca yapmışımdır. Nedense çok feyz alamadım ve bana Rabbimden başkasını düşünmek çok farklı gelmişti. Tabiki rabbimi bi surete sokarak değil haşa Rabbimi düşünürken arapça ALLAH lafzını göz önüne getiririm. Tarikata belki ondan fazla ısınamadım ya da Rabbimi lütfu diyelim…

    Şu an kafam o kadar karışık ki ne desem ne yazsam bilemiyorum. Sürekli kitap okuyoruz. Şimdi Hayatüs Sahabe – İhya u Ulumiddin serilerini aldık onlardan yararlanıyoruz.
    Of ablam yaaa Rabbim doğru yolundan ayırmasın şirke düşürmesin. Senin yazılarını okudukca şirke düştüğümden korktum :(( Rabbimin Rızasını kazanıyoruz zannederken yanlış yollarda mı yürümüşüz.
    Yorum da birbirine girdi zaten anlamışsındır ne kadar kafamın karıştığını…. Dua edin inşaAllah…

    1. Pek çok soruna şu sitede cevap bulabilirsin. Hatme, Rabıta, tevbe almak ve diğerleri…

      http://www.rahmet.org/index2.php

      Kur’an oku ve anlamaya çalış Sevgi. Tevbeyle ilgili ayetleri oku. Allah’ın senin tevbeni kabul etmesi için başka bir faniye ihtiyacı yok. Seni en iyi duyan ve gören O’dur. Tevbe verdiğin insan günahsız mı ki ona tevbe veriyorsun. Haşa! bu Allah’ın kudretini anlayamamaktır. Bizim yolumuz onun bunun yolu değil, Kur’an ve Sünnet yoludur…

      1. &SEVGİ& says:

        Okuyorum Ablam elhamdülillah. Rabbim Affetsin bilmeden şirke düştüysem. Rabbim Razı olsun sizlerden de…
        Tevbeyi verirken zaten kişi olarak verilmiyo ablam sen zaten biliyosundur. “Ya Rabbi Ben pişmanım. Bütün yapmış olduğum günahlardan. Keşke yapmasaydım. İnşaAllah birdaha ben yapmayacağım” şeklinde veriliyor. Haşa başkasından tövbe tabiki istenmez. Sadece mürşid söylüyor sen tekrarlıyorsun.
        Neyse ablam Rabbim doğru yoldan ayırmasın dediğin siteyi inceliycem ablacım… Allah Razı Olsun…

  12. can arkadaşlar, ben acizane bir kul olarak çok sade ve yalın olarak konu hakkında görüşlerimi sunuyorum.Benim için tek kural var Allah birdir, Kuran-ı Kerim rehber ve peyfamberimiz Hz.Muhammed (sav) onun elçisidir.Bunun haricinde insanlar din kardeşidir.Allahı kazanmak isteyen kuranı rehber edinir, peygamberimizin sünnetine uyar.bunun haricindekiler çok ibadet etmişse sadece kendisine faydası vardır, biri çok bilir biri az bilir .Bunun haricinde birilerini rehber edinmek Allaha şirk koşmaktır. Peygamberimizin haricindekiler bizden birileri biz ne isek onlarda odur. onun için o güzel beynimizi daha fazla yormadan elimizden geldiği kadar ibadetimizi layıkıyla yapalım takıldığımız yerde kuran meallerine açıp bakalım ne diyorsa öyle yapalım çünkü herşey var orada, ana başlıklar nedir oku.namazını dosdoğru kıl, örtün, haram, kul hakkı yeme vs vs. bunları hakkıyla yapsak cennet müjdelenir zaten kurallar belli şartlar belli şaşıracak veya bocalayacak birşey yok onun için tüm din kardeşlerimiz gelin birlik ve beraberlik içinde ibadetlerimizi kavgasız gürültüsüz yapalım Allahın rızasını kazanalım gerisi teferruat herkeze gönül dolusu sevgiler saygılar Cahide hanımada bu fırsatı verdiği için rabbimde ondan ziyadesiyle razı olsun…

    1. nermin-vildan- says:

      cahide hanım.yazınız çok güzel.yorumlarıda tek tek okudum.yalnız bu hayriye ulus isimli kişinin yorumlarında biraz eksiklik var.hemde bayagı yanlış anlaşılmaya müsait.örnegin ”Bunun haricinde birilerini rehber edinmek Allaha şirk koşmaktır. ”kurana ve sünnete uymayan ,dinimizin emretmediği bidatlari dine sokan vb…kişileri rehber edinmek olmalıydı bu ifade.
      bir de herşey meallerde var açın bakın diyor.sadece kuranı anlamaya başlamada bir başlangıçtır.ama kesinlikle tek başına yeterli değildir.tefsir,fıkıh,akaid,siyer vb.kitapları da okumak gereklidir.(yanlışım varsa düzeltin)

      1. Evet o kısım gerçekten yanlış olmuş. Allah ve Rasulünün yolunda olan, o yoldan sapmayan ilim sahibi insanların yolunu takip ederiz. İmam-ı Azam, İmam-ı şafi gibi mesela… Bizler alimleri asla es geçmiyoruz, geçemeyizde. Biz sahte şeyhleri, bidatçi Hocaları ve dinden olmayan ama dindenmiş gibi gösterilen akımları kabul etmiyoruz.

  13. yildo69 says:

    Selamum Aleykum faydalı ve güzel paylaş icin teşekürler.
    .Rabbimiz dilediğine Hidayete yönlendirir, dilediği kulu sapıklık icinde bırakır.Bu onun kendi nefsine zulum ediğindendir. Rabbim Kuran’ı Kerim de buyuruyor: Çoğu insanlar ALLAH( c.c) şirk koşmadan inanmazlar.

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: