Kokoshabla_com_ad_banner

Biz Bu Çağdan Rahatsızız

güneş

Okurken çok eskilere gidip geldiğim bir yazı. Sizinle de paylaşmak istedim.

Biz Bu Çağdan Rahatsızız

‘’Bizim zamanımızda…’’ diye başlayan cümlelerin çocukları sıktığını fark etmiştim bir zamanlar. Hatta bu kalıbın kullanılıp kullanılmaması konusunda bile tereddütteydim. Ama zaman geçtikçe gördüm ki ‘’bizim zamanımızda…’’ diye başlayan cümlelerin artması gerekiyormuş. Evet artması gerekiyor çünkü o cümlelerin içinde saygı, sevgi, hürmet, ahlak ve vicdan var. Şimdi bir veba gibi kaçılan bu sıfatlar o zamanın temel taşlarıydı, insanda aranan ilk özelliklerdendi.

Makineler Çocuklarımızı Bizden Kaçırdı
Genellemelerden hiç hazzetmem ve doğru da bulmam, yazdıklarım sadece gözlem sonucudur. Örneğin mahalle arasında top oynayan çocuklara komşu teyzelerden biri ‘’küçük, al şu parayı da bana ekmek getir’’ dediği zaman yüzü gözü tere toprağa bulanmış çocukların hepsi camın altına üşüşürdü sepette sallanan parayı almak için. Şimdi bırak ekmek aldırmayı sokakta oynayan çocuklara bile rastlayamıyoruz.

Sahi nereye kayboldu bu kadar çocuk? Misket oynayan, topaç çeviren, sporcu kartları olan, apartman duvarına elleriyle yamukça bir dikdörtgen çizip tek kale maç yapan çocuklar. Amacım seksenleri ya da doksanları yad edip klişeleri kullanmak değil, sadece bugün olmayanı söylemek. Bugün o çocuklar halı yıkanan sokaklarda artık yok. Artık sokakta halı yıkayanlar da yok gerçi gelip kapınızdan alıyorlar halınızı, tertemiz edip getiriyorlar tekrar evinize, bir makine gururuyla. Çocuklarımızı da kapıdan alıp kaçırdı o makineler, kendi odalarına tıktı bir robot gibi.

Online Eğlence Offline Hayat
Evet kaçırıldı çocuklarımız sokaklardan, parklardan, piknik alanlarından, hatta oturma odamızdan. Bilgisayar şirketleri dört bir koldan sardı etrafımızı, her geçen sene daha da gerçekçi oyunlar yaptılar, daha heyecanlı, daha zevkli, daha ruhsuz, duygusuz. Misal çocuğun canı futbol oynamak istedi. Akıllı telefonundan bir mesaj atıyor üst kattaki arkadaşına başlıyorlar ‘’online’’ olarak karşılıklı futbol oyunu oynamaya. Maç bitiyor ne galip gelen ne de mağlup olan terliyor. Penceresinin önüne gidip ‘’anne susadım, su sal!’’diyen olmuyor. Yani gerçek hayat ‘’offline’’.

Çocukların karşı cinsle olan muhabbetleri de değişiyor her geçen sene. Berbat bir hâl alıyor, neresinden tutarsan elde kalıyor. Ne zaman bu konu üzerine iki kelam etmeye çalışsam tepki alırım. ‘’Hangi çağdayız, onlar genç bırak gençliklerini yaşasınlar, bir daha mı geleceğiz dünyaya, çıkarın artık bu at gözlüklerini, özgürlüğünü yaşasın çocuklar’’ gibisinden tekdüze ve ezberlenmiş cümlelerle. Sizin uydurduğunuz bu ‘’çağ’’ yüzünden zaten olan bunca saçmalık. Bizi rahatsız eden de bu zırvalık zaten, açık ve net olarak söylüyorum ki biz bu çağdan ve bu çağın getirilerinden hoşnut değiliz.

İkili İlişkilere Dikkat
Annesi olmasa saçını bile tarayamayacak ‘’çocukların’’ hayatlarındaki en büyük sorun birileriyle ‘’çıkmak’’ artık. Bu çıkmak kelimesi de ayrı bir komedi. Nereye çıkıyorsun yani merdivene mi, evin çatısına mı? Sosyal medyadaki hesaplarında enteresan fotoğraflar, seviyesi düşük espriler, küfürler, muhabbetler. On üç yaşındaki çocuk Facebook hesabındaki ilişki durumuna ‘’karmaşık’’ yazıyor. Bu yaştaki bir çocuğun ilişki yaşamasına mı yanarsın yoksa yaşadığı ilişkinin karmaşıklığına mı akıl erdiremedim.

Ebeveynler Uyanmalı
Anne babalar da artık silkinip kendilerine gelmeli. Bu iş böyle gitmiyor, giderek bataklığa saplanıyoruz. Saçma sapan mafyalı, saraylı, entrikalı dizilerin verdiği uyuşukluktan kendimizi ve çocuklarımızı kurtarmalıyız. Hafiye gibi çocukların ensesinde olun demiyorum ama birazcık onların hayatına ilgili yaklaşın. Kiminle oturup kalkıyor, nerelere gidiyor, internette nasıl zaman geçiriyor? Bunların cevabı size çocuğunuzu kazandırır.

Muhakkak ki pırlanta gibi saygılı, ahlaklı, dürüst çocuklar yetiştiren ailelerimiz var onları tenzih ediyorum ve bir soru sormak istiyorum. Son yirmi beş yılda kaç tane başarılı Türk genci yetiştirip dünyaya sunduk? Kaç tane ilim irfan sahibi, yetenekli, lafı sözü ağır edebiyatçı ya da eğitimci yetiştirdik? Buna vereceğimiz cevap ‘’hangi çağdayız’’ sorusuna verilecek cevabın kendisidir.

Psk. Gökhan Ergür

Derya için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Bir Yorum Bırakın :)

  1. Ne kadar güzel bir yazı Cahide Abla…Eskiye olan özlemimizin kat kat arttığı zamanlarda içimize oturan bir yazı…

    Biz şanslıymışız galiba,çünkü biz çocukken parklarımız yoktu ama bütün mahalle oyun alanımızdı,eve kapalı kalmazdık,annelerimizden domates,peynir,zeytin isteyip arkadaşlarımızla altında piknik yapacağımız ağaçlarımız vardı,bal bal olurdu o ekmek arası domatesler…

    Biz çocukken Ramazanlar daha güzel geçerdi,babalarımız horoz şekerler alırdı,topun atışını sokakta beklerdik,annelerimiz komşulara pişirdiği yemeklerden gönderirdi,vermenin mutluluğunu öyle öğrendik…

    Biz çocukken bayramlarda şeker toplamaya çıkardık,o kadar güvensiz değildi sokaklarımız,bayramlarda tepeden tırnağa donanmasakta yeni bir ayakkabı bile bizi mutlu etmeye yeterdi,heyecanla bayramı beklerdik…Ailece bayram ziyaretlerine giderdik,akraba ziyaretlerini öyle öğrendik…

    Biz çocukken kışlarımız mutlu geçerdi,belki anne babamızın odun kömür derdi bize yansımazdı ama sıcacık bir odamız,gürül gürül yanan bir sobamız vardı,akşamları sobanın etrafında toplanıp kestane pişirmeyi,soyduğumuz portakal kabuklarını kokusu çıksın diye sobanın üstüne dizmeyi,geceleri gecelambası yerine tavana vuran alevlerin ışığında uyumayı sevdik biz…Hem sobası olupta küçükken üstüne tükürüp orda fokurdamasını izlemeyen olmuş mudur merak ederim 🙂 arada bir de annemin yoğurduğu hamurdan kaçırıp küçücük yapıp güya! pişirmeyi severdik 🙂

    Biz çocukken yağmur yağardı,seller akardı,arap kızı camdan bakardı,çamur olurdu çamurdan bebekler yapar,annemiz görmesin diye korkardık 🙂 Geceleri annelerimiz kapıda komşularla oturur,biz geceyarılarına kadar koşturur,yatağa ağzı bir karış açık düşerdik 🙂

    Biz çocukken marka takıntılarımız yoktu,anne babamız ne alırsa onu giyer,onu yer,nimete hor bakmazdık.

    Biz çocukken annelerimiz çalışmazdı,okuldan koşa koşa eve geldiğimizde her zaman kapıyı açacak bir annesi olan şanslı çocuklardık.Hele bir de pasta kurabiye kokuları geliyosa evden sormayın gitsin…

    Biz çocukken gerçekten çocuktuk…Şanslı olan çocuklardık…Henüz gıda katkı maddeleri girmemişti hayatımıza…Genetiğiyle oynanmamıştı besinlerimizin,yediğimiz meyvelerin kokusu olurdu,tadı olurdu…

    BİZ ÇOCUKKEN HERŞEY DAHA GÜZEL,DAHA DOĞALDI…Çocukluğumu çok özlüyorum şimdilerde,minik kızımın benim kadar şanslı olmadığını düşünüyorum,üzülüyorum…Yaşayamadıkları güzellikleri düşününce içim sızlıyor ama elimden gelen çok fazla bir şey…Rabbim sonumuzu hayra çıkarsın…

    1. elifzeynepabdullah says:

      derya kardeşim ne güzel anlatmışsın, ama ne acı değil mi, o günler ne kadar uzakta kaldı, geri geleceğine dair ümit de neredeyse hiç kalmadı, çünkü biz hayatımıza aldıkça özellikle rahat ve lüks ama duygusuz, işe yarayanların yanında yaramayan pek çok şeyi ve yapay objeleri kapıları daha bir sıkı kapattık, önce kanaat, şükür ve merhamet duygularımızı kaybettik, ardından diğerleri geldi,sevdenur kardeşimizin dediği gibi haram yemekten, haram görmekten, harama bakmaktan, haram duymaktan duyularımızın ayarı da bozuldu, çocuğumuzun kokusunu, saçlarını , bakışlarını hissedemez oldu yerine koyduklarımız, yoksa nasıl terkederdik kolayca güzel ve gerçek olan şeyleri,
      sadece sevmek , öpmek , konuşmak,okşamakla kalmayalım, büyüseler de çocuğumuzun gözlerinin içine biraz uzunca bakmayı ihmal etmeyelim ne olur, çünkü onların bakışları hep doğruyu söyler, ihmal edersek, yalanlarla kendimizi avutup,uzun uzadıya bakmaya cesaretini kaybeden biz oluruz, birebir zaman ayırırken çok nankör ve bencil davrandığım, gündüz yoğunsak ailece gece de babaanne uyutursa,çırpındığım bi dolu tersliklere ilaveten bir de özlemleri ………….. , çocuğumun gözlerine bakınca suçlu çıkmak, hırçınlık ve öfkelilik hallerindeki katkımı dürüsçe bakınca görebilmek, kızım hemen bitçek mi, anne o bilgisayarı kapat, elişiyi bırak, of sıkıldım, mutfaktan odaya gel, çilekli dondurmamdan yemedin, muzlu dondurmamdan yer misin ( legolardan bahsediyor) sözünden utanmak, oğlum anne mutfakta çok işin var mı, bunu birlikte yapalım mı, kardeşimi uyutunca saçını tutup uyuyabilir miyim, birlikte pasta yapmaya ne dersin, burda ne yazıyor, sen sadece bir kere göster ben hallederim, benimle oynamak ister
      misin………………
      birazdan abiyi almaya gidicez okudan, yoğurtlu çorbayı pişirip, o yokken kızımla okuduğumuz gelecek ayın dergilerinden bir şey okuyup ya da yapıp ortadan kaldırmam, bez bebeğinin de saçları yokmuş ip bulmam gerek, …………..
      http://10marifet.org/yazi/tum-ayrintilariyla-bez-bebek-yapilisi/

      ( bize yabancı olan, boyalı, edepsiz kıyafetli olandan yapmıyoruz)

      oğluma da örümcek sözümüz vardı unutmadan

      http://www.inciminci.com/wp-content/uploads/2011/03/orumcek1.jpg

      http://www.inciminci.com/wp-content/uploads/2011/03/orumcek1.jpg

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: