Anne Ne zaman Öleceğiz?

İçimden hiç bir şey yapmak gelmiyor. Kendimi acayip suçlu ve işe yaramaz hissediyorum. Rahat koltuklarımızda oturup çayımızı yudumlarken, film seyredermiş gibi seyrediyoruz kardeşlerimizin acılarını…

Kaç gündür şurada Tacize uğrayan Gazze’nin yenilenen resimlerine bakıyorum. Ne çok parçalanmış beden gördük. Üst üste yığılmış küçük şehitler. Öksüzler, yetimler…

6 yaşındaki küçük Muhammed, bomba seslerini her duyuşunda, korkulu gözlerle bakıp soruyormuş annesine: “Anne ne zaman öleceğiz?” diye…  Çok korktuğu için bir an olsun annesinin eteğinden ayrılmıyormuş…

Muhammed yarına sağ çıkar mı, çıkmaz mı bilinmez ama; sağ çıkarsa kanlı resimler kalacak hatıralarında. Çocukluğunu karalayan korkuları kalacak… İntikam büyütecek Muhammed. Öfke büyütecek şeytansı yüzlere karşı. Yarına çıkarsa daha bir bilenecek, kendi gibi imanı da büyüyecek Muhammed’in…

“Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber! ) Sabredenleri müjdele!”(Bakara:155)

Ölmek kimine göre yok oluş, kimine göre yeniden doğuştur. Kiminin ölüm denince kararır yüzü, kimi bu şehit gibi gülümseyerek koşar ölüme.

Bu baba ve oğulun resmini görünce, tek kelimeyle kıskandım onları. içimde şehadete karşı müthiş bir arzu uyandı. Eşimi ve çocuklarımı çağırdım yanıma. “Bakın” dedim. “Ölüm deyince böyle bir şey gelmeli insanın aklına. Böylesine bir ölüm için yaşanmalı hayat. Geride bıraktıklarını düşünmemelisin. Düşünecek kadar çok şeyin de olmamalı zaten.”

Hayatını ölümsüzlük üzerine kurgulayanlar, şehadetin dayanılmaz hafifliğini anlayamazlar. Ölürken neden gülümser insan?Algılayamazlar…    “Allah yolunda öldürülenlere “ölüler”” demeyin. Bilakis onlar diridirler, lâkin siz anlayamazsınız.” (Bakara: 154)

Bir anne oğluna son öpücüğü verirken, diğer tarafta başka anneler evlatsız, başka evlatlar annesiz kalıyordu…

Şehit bir baba ve oğulları… Otel odasında tatilde değiller onlar. Sıcak yataklarında uyumuyorlar. Altlı üstlü bir ranza değil gördüğünüz. Zevkle yaşamamışlardı hayatı zaten. Çok büyük beklentileri olmamıştı. Doğum günlerinde özel pastalar ve janjanlı paketlerde hediyeler de görmediler. En büyük hediyeyi Rableri verdi onlara. Hiç bir paranın satın alamadığı şehadeti verdi…

İşte inanmak, iman etmek böyle bir şeydi. Yıkıntılar arasında kalsan da RABBini unutmamak. En sevdiklerin uçsa da avuçlarından, evin barkın, malın mülkün kalmasa da isyan etmemek. Yine, yeniden secdelere tutunmak… Eyy! küçük meşgaleler yüzünden namazı kolayca terk eden insan, en ufak bir sıkıntı da ümidini kaybedip RABBinden uzaklaşan insan; Seyret iman nasıl olur? Ahde vefa nasıl olur? “…Kim ahdini bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah ile olan ahdine vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.” (Fetih: 10)

Bugün dünya çocuk hakları günü. Mutlu olmak bütün dünya çocuklarının hakkıydı oysa…

Susmak zulme destek olmaktı. Susanlar kaybetti bugün. 10 kasımda alkışlarla yürüyen kalabalıklar Gazze  için yürüyemediler. Köpekler için yırtınıp ağlayan kokoş bayanlar, Gazzeli bebekler için gözyaşı dökemediler. Kraldan çok kralcı kesilen, yahudiden farksız köşe yazarları israilin dalkavukluğunu yapmaya devam ettiler. Hocalarının çıkardığı yeni kitabın satışını artırmak için seferber olanlar, Gazzeli yavrular için toplanamadılar. Bugünde sessiz kaldı, çok muhterem hocalar…

Ve bu acılı günlerde, her zaman olduğu gibi mazlumun yanında olamayan, alçakça susan arap şeyhlerine inat, mümkün olduğunca sesini yükselten devlet erkanını takdir ettim. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın: “Bugün onlara, yarın bize. Öleceksek adam gibi ölelim” sözü beni çok duygulandırdı. Davudoğlu’nun Gazze’ye gidişi, Heniyye’nin heyecanı, Mısır’ın desteği güzel ve onur veren gelişmelerdendi.

İnşaAllah şer zannettiklerimiz, hakkımızda hayırlı olandır. Her zorlukla beraber bir kolaylık veren Rabbim, bu acıları da nice hayırlara açılan kapılar eylesin. Mazlumların gözyaşlarını hayra tebdil eylesin. Bu son saldırı çekirgenin son sıçrayışı, zalimlerin sonunu getirecek bir başlangıç olsun…Amin

KÂBE İMAMINDAN MUHTEŞEM DUA

Bir Cevap Yazın

Bir Yorum Bırakın :)

  1. Gülsena says:

    İçim yandı ciğerim parçalandı ne yapabiliriz Allah rızası için söyleyin, bu nasıl bir imtihan bizim için de, nasıl bir çaresizlik. Onların dünyadaki sıkıntılarına ,zindan olmuş hayatlarına karşılık bizim zevk U safalarımız ahiretimizi bize zindan edecek… Keşke hiç unutmasam onları hep onlar için şimdiki gibi yanarak ağlasam dua etsem en azından

  2. yasemin says:

    kalemine saglik cahide abla,yorumlari okudum biraz,katilamadigim bir nokta var,
    cocuklarimizi nefretle büyütmek kismi.yorumu okuynca kendi adima düsündüm ben simdi cocuklarimi bu sekilde yetistirmeye kalksam ne olur diye? ben almanyada yasiyorum biliyorsun,burda her irktan ,her dinden insan mevcut,ben simdi cocuguma bu resimleri göstersem,bak yahudileri israili düsmanini tani desem,ertesi gün oglum okula gidip ,yahudi bir cocugu görse ve siz müslümanlari öldürüyosunuz diye ona saldirsa,zaten burda müslümanlar yemis damgayi terörüst diye,hani varya sacma sapan bir söz“isalmi terör“ böyle bir olay yasansa burda ,ilk denecek söz al iste müslüman degilmi terörüstler,sonra düsündüm Peygamberimiz nasil yapmis nasil yetistisrmis sahabeyi, evlatlarini bilgim dahilinde böyle olmadigini düsündüm..he bana sorarsan en büyük nefreti tasiyorum icimde,icim yaniyor ama hep Peygamerimizi getiriyorum aklima ne yapmis, nasil yapmis,nasil sabretmis,savaslar olmus elbet ama savas bittikten sonra nasil davranmis o insanlara .biz onun gibi olamayiz elbet ama gayemiz onun yolundan gitmek…Sürcü lisan ettiysem affola,ALlahin selami üzerinize olsun ins..

  3. Allahin laneti bu zulmü yapanlarin üstüne olsun.

  4. Biz müslümanlar savaşla ilk kez Filistinle karşılaşmadık Asr-ı Saadetten beri cahiliyetle, yahudilerle, zalimlerle savaşıyoruz. Bu asrında en büyük imtihanı Filistin, ama bu savaş, savaşarak bitmez başka şeylere, dahiyane fikirlere ve ilime ihtiyaç var. Karşımızdaki zalimliğinde, ilminde zirvesinde. Lütfen herzaman düştüğümüz gaflete düşmeyelim herkes kendi yaptığını beğenirse, ortada birlik yoksa, dirlik olmaz. Fitne çoğalır. Büyüklerimize , bizden daha ileriyi görebilenlere karşı hürmetimizi, saygımızı esirgemeyelim. Büyüklerimizin kıymetini bilelim.

    Şehitlerin güzelliğini ,masum bebeğini öpen annenin vakarını, kanlı kefenlerini, küçük şehit yavruları tüylerim diken diken, dehşetle görüyorum ama ümidimi kaybetmiyorum. Allahtan bizden daha çok dua eden daha çok ileriyi görebilenler var, nolur onlar hakkında ileri geri konuşmayın, cihatın en büyüğü kalemle yapılandır.

    İsrailin bir kolu Filistinde, sinsi bir koluda bizim yakamızda. Hergün beşer, onar askerimiz, canlı bombalarla nice sivillerimiz şehit oldu, pkk onların maşası, sıra burayada gelecek ama önce Kudüs tamamen onların olsun, Filistin yok olsun vadedilmiş toprakları söke söke almaları lazım. Irak halledildi, Suriye’nin işini Esad bitiriyor!, yakında İran’ a Amerikan askerlerini gönderebilseler en zor lokmaya sıra gelecek (onuda boş bırakmıyorlar yavaş yavaş bölüp parçalamaları lazım) planları bu.

    Bu bir din savaşı, onların bozulmuş dini kan dökmekten yana, özellikle müslüman kanı dökmek onlar için ibadet !

    Demekki diplomasi biraz duraklatır ama hedeflerini şaşırtmaz, akılları başlarına gelmez yine aynısını, fırsatını buldukça daha fazlasını yaparlar. Ancak onlarda müslümanlardan korkarsa durabilirler, korkutmak için çok güçlü olmak lazım, sadece daha iyi silah yapmak yetmez, bilimde en ileriye gitmek, bütün dünyayı yanına almak, heryerden barış rüzgarı estirmek, onu dünyada taraftarsız bırakmak lazım. Bunun için çalışan, emek veren, gösteriş yapmayan, çok ileriyi görebilenlere destek vermeyenler olabilir ama köstek olmak, ileri geri konuşmak, gözden düşürmeye çalışmak müslümana yakışmaz….

  5. sumandef says:

    Galiba biz kıyamet gününe yakın bir zamanda doğduk.

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: