Alışveriş Çılgınlığı mı, Market Manyaklığı mı?

Alışveriş Çılgınlığı mı, Market Manyaklığı mı?

Literatürde “oniomania” adıyla geçen hastalık ülkemizde hızla yayılıyor ve alışverişten hemen sonra kişiye rahatlama duygusu yaşatıyor.

Neyse ki çaresi var Son günlerde hakkında yazı yazmak istediğim fakat bir türlü sıra gelmeyen konulardan birisi de bu: Alışveriş çılgınlığı veya diğer adıyla market manyaklığı. Literatürde “oniomania” adıyla geçen bu durumun ülkemizde hızla yayılmaya başladığını biliyor musunuz?Ben biliyorum.Eşinden şikayet eden, “Bu ay falanca miktar kredi ödemesi yaptım, eşim deliler gibi harcama yapıyor.” diyen kocalardan;”

Canım sıkılınca kendimi alışveriş merkezlerine atarım, poşetler dolusu alışveriş yaparım, hoppp kendime gelirim.” diyen kadınlardan;Tv ekranlarında ünlülerin evi gezilirken, ayakkabı dolabında bizlere izletilen 200 çift ayakkabıdan;”İnternetin başına oturuyorum, akşama kadar internetteki alışveriş sitelerinde geziniyorum, neyin fiyatı ne kadar onlara bakıyorum. Acaip hoşuma gidiyor.

Fakat vaktimi oralarda harcamaktan evimin işini yapamıyorum, çocuklarımı ihmal ediyorum” diyen bayanlardan; “İşim gereği çok bakımlı görünmem gerekiyor. Sürekli alışveriş yapmak ve kendime yeni giysiler almak zorundayım. Üstelik sevmiyorum zaten aynı tişörtü birkaç kez giymeyi. Giysim benim kartvizitim. Ne kadar şık ve pahalı giyinirsem, o kadar iyi iş bağlıyorum.” bahanesinin arkasına sığınan işadamlarından…vs. biliyorum. Ben biliyorsam sizler de haydi haydi biliyorsunuz demektir. Peki bu durumun bir hastalık olduğunu biliyor musunuz?

İnsanların “ihtiyaçları” olmaksızın, kendilerini maddi yönden zora sokacak şekilde sürekli alışveriş yapması hastalık olarak kabul ediliyor. Parası olanlar bu kapsamda değil mi? Elbette bu kapsamda. Ana kriter “ihtiyaç” olgusu.Demek ki normal şartlarda evin, çocukların ve bizim ihtiyaçlarımızın giderilmesi için yapılan alışveriş davranışımız; içimizdeki sıkıntıyı, üzüntüyü, yalnızlığı gidermek için yapılıyorsa ve her seferinde alışveriş yaparak sorunlarımızdan kurtulmaya çalışıyorsak “alışveriş bağımlılığı” dediğimiz hastalığın içine düşmüşüz demektir. Gerçi dünya bunun tam bir hastalık olup olmadığına karar vermeye çalışıyor. Bazı teorisyenler kesin olarak hastalıktır diyor, bazıları depresyon, OKB ve Bipolar bozukluğun semptomu olarak görmeye devam ediyor. Ne denilirse denilsin, psikolojik hatta psikiyatrik rahatsızlıklar grubunda yer alıyor. Kimbilir bir sonraki DSM kriterlerinde kendi şahsına münhasır bir hastalık olarak yer bulacaktır diye düşünüyorum. Çünkü bu durumun tüm dünyada hızla arttığını ve içsel duygularının zorluklarından bu yolla rahatlayan insanların kişilik yapılanmalarında da sorunlar olduğunu biliyoruz.

Diyeceksiniz ki bu durumu körükleyen sebepler nelerdir? Neden insanlar alışveriş çılgını olup çıktı?
Kapitalist dünya düzeninde sermayenin ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Sermayenin, düzenli tüketime ihtiyacı vardır ki para kazansın. Ne kadar çok tüketilirse o kadar çok üretilir ve sermaye sahibi o kadar çok kazanır. Dolayısıyla sistem de! Ancak gözden kaçan önemli mesele şu ki, insan canlısına sürekli tüketimi aşıladığınızda “üretici” olmayı unutabilir. Gelişigüzel beyin üretemez! Düşünen, akıleden, algılayan beyin üretir! Siz ülkenin büyük çoğunluğunu tüketici haline getirirseniz, diğer yandan üretim mantığını elinden almış olursunuz. Derken uzun vadede bumerang gibi kendisini yaralayacak bir döngüsellik oluşturursunuz.

İşte içinde yaşanan hayatın yaşam koşulları, kişilerin bireysel sorunlarıyla buluşunca ortaya yeni hastalıklar çıkıyor malesef. Görsel medyanın reklam sektörüne girerek alışveriş kültürü bombardıman yapması, markaların pazarlama stratejileri alışveriş bağımlısı insanların sayısını artırıyor. Reklamlar insanların alışveriş yapma isteğini körüklüyor. Kampanyalar, marketlerde indirim günleri, mağazalarda önce aşırı artırılan ardından normale getirildiği halde indirim yapılmış gibi gösterilen kampanyalar, alışveriş katologlarının evlere kadar getirilmesi, internet üzerinden uygun fiyata alışveriş yapıldığı iddia edilen yeni internet mağazaları…vs. her şekilde alışveriş yapmamızı sağlıyor.İnsanlar mutlu mesut alışveriş yaparlarken sorun yok gibi görünür.

Ancak zaman içinde gelir/ gider dengesinde bozulmalar devreye girer. Alınan eşyalar evdeki yaşam alanını sıkıştırmaya başlar. Ayakkabı dolabı tıka basa doluyken hala ayakkabı almaya çalışan kadına birileri hesap sormaya veya dolaplar tıka basa takım kıyafet doluyken hala alışveriş yapan kocaya, eşi isyan etmeye başlar. Derken aile içinde sorunlar başgösterir. Danışmanlık merkezimize aile içi anlaşma sorunu diye gelen pek çok çiftte, alışveriş hastalığı şikayetleri duyuyoruz sevgili okurlar.

Bu hastalık, alışverişten hemen sonra kişiye rahatlama duygusu yaşatıyor. Ancak alınan ve lüzumsuz olduğu farkedilen ürünler kişide kısa süre sonra suçluluk duygularına neden oluyor. Sinirlilik, mutsuzluk, hayattan keyif almama, işe yaramama duyguları oluşturuyor. Kişi bunlardan kurtulmak için yine alışveriş yapıyor, kısa vadede mutlu olurken uzun vadede suçluluk, sinir, mutsuzluk duyguları geri geliyor. Derken sarmal döngü! Tıpkı uyuşturucu, alkol ve madde bağımlılığında olduğu gibi.Maddeyi kullan kısa sürede rahatla; ancak uzun vadede kendini yok et! Ne kadar korkunç değil mi?

Neyse ki çözümü var!İçinizi karartmış gibi olmayayım diye her zaman olduğu gibi tedbirler sayacağım merak etmeyin.
1. Öncelikle kendinize çok iyi bir göz atın. Sıkıntı ve üzüntü yaşadığınızda, bununla baş etmek için kendinizi alışveriş merkezlerine atıyorsanız veya internet başına oturup falanca mağazalardan ürün seçiyorsanız, toparlanmanın daha farklı yolları olabileceğini düşünün.

2. Unutmayın! Alışveriş çılgınlığı, illaki alışveriş yapacağınız anlamına gelmiyor. Alışveriş mağazalarının önünde uzun zaman geçirmek, internet sitelerinde bir şeyler almasanız bile ürünlerle gereğinden fazla haşır neşir olmak anlamına geliyor. Para harcamıyorsanız bile, kendinizi oyalayacak veya dikkatinizi dağıtacak başka bir yol bilmiyor olmanız da bu hastalığın içine düştüğünüz anlamına gelmektedir.

3. Kendinizi oyalamak için dışarıya çıkmanız gerekiyorsa, yürüyüş yapabileceğiniz yerler tercih edin. Veya güzel bir cafeye oturup kendinize çay ısmarlayın.

4. İnternet başına oturarak kendinizi yatıştırabiliyorsanız eğer, alışveriş sitelerine girerek değil, güzel yazılar okuyacağınız, günlük haberleri takip edebileceğiniz siteleri tercih edin. Kişisel gelişiminize katkıda bulunacak çok değerli siteler var. Arayan buluyor merak etmeyin.

5. Alışveriş tutkunuz olduğunu düşünüyorsanız, nakit para kullanmayı tercih edin. Çünkü kredi kartı, para harcandığını hissettirmiyor insana.

6. Dışarı çıkarken yanınıza fazla para da almayın. Kredi kartınız varsa evde bırakın ve nakit para da almayın yanınıza. Sadece dışarıda çay içmenize yetecek ve eve gelip gitmenizi sağlayacak kadar para alarak çıkın.

7. Yakın arkadaşlarınızdan, komşularınızdan borç alma alışkanlığınızı bırakın. “sen ver, ben sana eve gidince öderim” çok tehlikeli bir yöntemdir alışveriş bağımlıları için.

8.Beyninize komut verin! Ne almak için çıktıysanız dışarı, sadece o ürünü alarak eve gelin! Akıllı insanlar vardır, alışveriş tutkunu da değildirler. Öylesine gezerlerken, ihtiyaçları olan bir ürünle karşılaştıklarında, kenarlarında bulundurdukları bir parayla hemen alırlar. Hem uygun hem de kullanışlı olacak biçimde. Bu güzel bir alışkanlıktır. Bahsettiğim durumu anladınız değil mi? Alışveriş çılgını olan insanlara diyorum, bir ürün için çıkın ve onun dışında kesinlikle bir şey almayın, diye. Lütfen ikisini birbirine karıştırmayalım.

9. Beğendiğiniz bir ürünü almadan önce kendinizi frenleyin ve içinizden 100’e kadar sayın. Hatta mümkünse mağazadan dışarı çıkın. Gezinirken, o ürüne gerçekten ihtiyacınız olup olmadığını düşünün. Sadece beğendiğiniz ve sizin olmasını istediğiniz için mi alıyorsunuz, yoksa cidden ihtiyacınız olduğu için mi?

10. Almak istediğiniz üründen evde kaç tane daha olduğunu hatırlamaya çalışın! Alışveriş çılgını kişiler, dolaplarında aynı üründen pek çok olmasına rağmen hala hiç yokmuş gibi almaya çalışırlar. Alınınca etiketini bile çıkarmadan dolapta aylarca beklettikleri olur. O anda almak istediğiniz ürünü, eve geldiğinizde almadığınız için mutlu olabilirsiniz. Kendimden de biliyorum, bazen bir şey almak istiyorum, sonra vazgeçiyorum. Eve geldiğimde “iyi ki almamışım” duygusuna kapılıyorum.

11. Sizi yakından tanıyan ve ihtiyaçlarınızı ortalama bilen birileriyle alışverişe çıkın. Böylece gelişigüzel her şeyi sepete doldurmaya çalışırken sizi frenlesin! Ona gücenmeyin. Onu sevin…

12. Alışveriş hastalığından kurtulmak için egzersiz yapabilirsiniz. Diyelim ki her çıktığınızda mutlaka bir şeyler alıyorsanız, evden çıkmadan önce kendinize komut verin. “Şimdi falanca alışveriş merkezine gideceğim, orda yarım saat gezeceğim. Kesinlikle hiçbir şey almadan eve geleceğim.” Deyin. Ve öleceğinizi bilseniz kesinlikle almayın. Eve geldiğinizde eliniz boşsa kendinizi ödüllendirin. Sevdiğiniz biriyle telefonla görüşün, bir bardak çay/kahve için, müzik eşliğinde zaferinizi kutlayın. Bu tür egzersizleri artırın.

13. Elinizi attığınız her ürünün fiziksel ihtiyacınızı değil, duygusal ihtiyaçlarınızı doyurduğunu bilin! “Bu elimdeki ürün, içimdeki hangi boşluğu karşılık geliyor acaba?” diye düşünün.

14. En çok aldığınız ürünlerden (ayakkabı, bluz, makyaj malzemesi, tencere, tabak,…vs) uzak durun. O mağazaların önünden bile geçmeyin. Aldığınız ürünlerin tamamen “Kompulsif bir hastalık” olduğunu düşünerek elinizden bırakın.

15. Mağazalarda yanınıza gelen satış elemanlarının “Size çok yakıştı” cümlelerine inanmayın.

16. Bir ürünün çok işe yaraması, çok nadiren bulunması, çok kişi tarafından tercih edilmesi gibi gerekçeler o ürünü almanız için yeterli sebep değildir. Yeryüzünde öyle çok işe yarayan eşya ve ürün var ki! Hangi birini alıp, hangisini evimizde nereye koyacağız Allah aşkına! Aklımızdan istifade etmek en iyisi diye düşünenlerden olalım.

17. Yeryüzünde açlık çeken binlerce insanın olduğu bir dünyada, ihtiyaç olmadan aldığımız her ürünü, bizim için insani değerlerimizi yitirmenin tavan noktası olarak algılamaya çalışalım. İnsani melekelerin bitmeye başladığı yerdir aslında alışveriş çılgınlığı. Bir insanın, öteki insanın halini hiçe saymasıdır.Alışverişe giderken sosyal düşüncelerinizi de yanınızda götürün. Kendi adıma ben öyle yapıyorum doğrusu. Gerekli gördüğüm bir nesneyi alırken, aklıma yeryüzündeki aç insanlar geliyor. Hemen rafa geri koyuyorum. Eve geldiğimde de eksikliğini hissetmiyorum bile! Demek ki çok da önemli bir ihtiyaç değilmiş, diye düşünüp almadığıma seviniyorum.

Özetle… alışveriş çılgınlığının tıpkı alkol ve madde bağımlılığı gibi kompulsif davranış biçimi yani bir hastalık olduğunu söylemiş oldum.

Dört-beş ayda bir ayakkabı alıyorsanız alışveriş hastası sayılmazsınız. Alışveriş yapmayı seven ve ayakkabılara karşı ilgisi olan birisi denilebilir size. Fakat hiç ihtiyacınız olmadığı halde “Benim ayakkabıya düşkünlüğüm var. Farklı bir model görünce dayanamaz alırım. Evde 50 çift ayakkabım var yine de alıyorum.” demek durumun hastalıklı olduğunu gösteriyor.Arkadaşlarınızla zaman geçirmek, farklı sosyal aktiviteler yapmak, kendinizi geliştirecek, yaşam kalitenize katkıda bulunacak faydalı işler yerine, sürekli alışveriş yapmayı tercih ediyorsanız lütfen kendinize dikkat edin. Kendi kendinize yardım edemiyorsanız, size yardım edecek uzmanlara başvurun.Psikoterapilerle içinizdeki boşluğu keşfedebilir. Günlük sorunlarınızla başa çıkmayı öğrenirseniz, alışverişi hastalık olmaktan çıkarır, keyifli faaliyete çevirebilirsiniz.Sevgiler…

Psikolojik Danışman Mehtap Kayaoğlu 

Bir Cevap Yazın

Bir Yorum Bırakın :)

  1. meryem bozkurt says:

    bende alışverişi severim genellikle kıyafet alırım ya kendime ya eşime ama en etkili çözüm yazarında dediği gibi kendini şartlandırmak satıcılardan uzak durmak ve yanınıza az para almak ve kredi kartı almamak bence ben başarıyorum ok şükür artık : )

  2. yeşimm says:

    Çok güzel bir konu,büyük çoğunluğumuzu ilgilendiriyor.Ben de bir gazetede bazı kadınların market arabasını ağzına kadar doldurduğunu ,daha sonra hiçbirini almayıp o şekilde bir yerde bırakıp elini kolunu sallayarak gittiklerini okuduğumda şok olmuştum.

    1. subhanallah ilk defa duyuyorum.Cok sasirdim bu kadarinida hic duymamistim.Acaba hangi nedenden birakip gitmisler…

      1. yeşimm says:

        O şekilde alışveriş zevklerini tatmin için şekerim.”Sanki yedim” hikayesini anlatmış ya TARİF DİYARI kardeşimiz.Bu da ”Sanki aldım” 🙂 🙂 🙂

  3. Fatma Yil. says:

    Yine onemli bir konuya deginmisin ablacim emegine saglik. Burada o kadar cok varki bu tarz onsanlar. sirf indirimde diye poset poset dolduruyorlar ihtiyaclari olmadigi halde. ahiretini dusunen yok. Ben bile rahatsizlik duyuyorum evdeki fazlaliklardan zamaninda aldigim seyler simdi beni uzuyor neden 1 varken ikinciyi aldim diyerekten. yakin yerde olsam ihtiyaci olanlara vermek cok istiyorum ama burdan zor. 🙁 Denyimlerini paylasan herkese tesekkur ediyorum. hepsini dikkate alicam. ALLAHIM yardimcimiz olsun.amin.selametle…

  4. güvercin 73 says:

    kalabalık yerlerden hoşlanmıyorum büyük marketlere gidilince cazip geliyo almadan evvel ilk önce ihtiyacmı sorusu sorulmallı ,zorla bişey satmaya calışan kasiyerleride az haşlamadım bu yüzden,bilinen markette tavuk indirimi varmış ben yiyemiyorum zaten alerji oluyo muhammedimi görünce abla al dedi gidişte, dönüştede ısrar edip yemek tarifi vermeye kakkınca, yıllardır yemek yapıyorum ,tavuğuda her şeklede sokarım cocuk yemiyo, bende almak istemiyorum diye seri konuşunca ,kasiyer biraz afalladı tamam abla diyebildi,zaten her yerden almıyorum belli yerlerim var tesbit edilmiş güven önemli cünki, marka takılan arkadaşlarım var, üzücü, kıyafete para harcayıp pazara cıkamayanlar bir eşarpa 100 tlveren var en düşük,anlamıyorum pazardan giyiniyorum ihtiyaclarımızı tabiki alacağız ama okadar parayı kıyafete harcarsam vicdanım rahat olmaz böyle şeyler daha cok dünyaya bağlanma ahireti unutma noktasına gelr sıkıdığımda iki şey yapıyorum birincisi abdest alma sonra örgü en son hamur yoğurmak muhammedim küçükken kızımın dersaneden öğretmeni glmişti günümün nasıl gectiğini sohbetlere katlıp katılmadığımı sormuştu vaktimin olmadığını birinin beni üzdüğünde hamur yoğurduğumu yaprak sardığımı ,hem kızgınlığımın gectiğini, hemde ev halkını doyurduğumu söyledim cok şsşırmıştı hamdeden şükreden kullar olma dilğiyle

  5. zuleyha says:

    peki ihtiyacı olduğu halde almayanlara ne demeli

  6. kumsal540 says:

    biz buna mutluluğu başka yerde aramak diyelim iman eksikliğinden dolayı sığınacak kapıyı başka yerlerde aramak diyelim
    üniversitedeyken ne söylediğimi hatırlamıyorum ama bi arkadaş çünkü bizde iman eksikliği var demişti bana çok ağır gelmişti ne demek istiyo demiştim ama zamanla anladım ki gerçekten öyle
    malesef ben de bu hastaların arasındayım ve çokk üzgünüm çokkk

  7. Masallah güzel ve faydali bir yazi olmus,sadece 12. maddede “müzik esliginde zaferinizi kutlayin” daki müzigin dogru bir cözüm olmadigina inaniyorum,onun yerine kendi sesinle haram icermeyen sarki söyle daha iyi.
    Ama dedigim gibi yazinin coguna faydali olacagina inaniyorum.
    Benimde söyle bir sorunum vardi,ne almak istedigimi bilen biri olarak cikar bircok magazalari önce gezer,sonra karar verirdim buda bir iki sey icin benim cok zamanimi alirdi,cogu zaman öyle durur kalirdim alsam mi almasam mi,alsam ne kadar kaliteli diye her yerine iyice bakar aklimda karsilastirirdim.Diger gördügüm benzer ürünlerle aklimda karsilastirir,bazenbir türlü karar veremezdim.Bazen alip gelir sonra pek aslinda istedigim ihtiyacim sey olmadigina karar verip götürüp geri verirdim.Simdi biraz ayarimi degistirdim,daha azaldi bu sorunum cok sükür.Bundan sonra ne alacagimi düsünüp,sonra carsiya gidip ihtiyacim olan seyi buldugumda mal saglamsa,güzelse alirim cok düsüncelere sokmamaya calisirim kendimi.Sonucta ihtiyacim olani aldim,illaki 5 yil vs.. dayanmasina gerek yok.Sonradan pisman olmama sebep yok.O malin illaki her elbiseme uymasi sart degil.Subhanallah Allah izin verirse baska bir zaman yine gelir diger ihtiyacimi,ve istedigimi alirim.Hamd olsun Allah a öyle lüzumsuz yere harciyacak param yok,o yüzden de bazen sIkInti cekmisimdir birsey alirken.Ama artik o sorunuda yukarida dedigim gibi hallediyorum,ihtiyacimi cok düsünmeden aliyor,sonradan pisman olacak bir sebep birakmiyorum.Böylelikle ihtiyaclarim tamamlandigi zaman,rahatlikla sonradan bir fazlasinida alirim. 🙂
    Simdi sorunu olan diger kardeslerime kolay gelsin.. 🙂

  8. Canım Elhamdülillah öyle takıntılarım yok.Bir çift ayakkabım vardır.10-15 senelik kıyafetlerim var.Yeni almam,onları giyerim.Çocuklarım da öyle hep birbirinin küçülenlerini giyiyorlar.Oğluma pantolonu ayakkabısı eskidikçe alırım.Erkek çocuğu diye heralde pantolon ,ayakkabı dayanmıyor.Alışverişte de markete gitmeden önce evdeki eksikleri yazarım,böylelikle fuzuli şeyler almaktan kurtulmuş olurum.Rabbim hepimizi israf illetinden korusun(amiin).

  9. Böyle bir rahatsızlığım yok çok şükür.Ama çevremde çok görüyorum.Kıyafet konusunda zaten sade giyinen birisiyim öyle süse püse meraklı değilim.Bir çift kışlık, bir çift yazlık ayakkabım vardır.Oda iyice eskimeden almam.İhtiyacımdan fazlası bana israf geliyor.Evdede fazla kalabalık eşyayı sevmiyorum.Hayalimde geniş ama mobilyalarla koltuklarla gereksiz eşyalarla doldurulmuş bir ev istemiyorum.Aksine sade oturacak kadar bir iki kanepe köşemde kitaplığım ve gardolabımda ihtiyacım olduğu kadar giysi.Alışveriş merkezine çok nadir giderim o da çocuklara bir şey alacaksam.Onlarada öğretiyorum gereksiz şeylerin israf olduğunu..ben daha çok tarihi yerlere gitmeyi çok seviyorum.Özellikle doğayı yeşilliği seyretmeye bayılıyorum.Denizi maviyide seviyorum fakat malum deniz kenarları gidilecek gibi değil.Nereye gitsek açık seçik her yer.Şehitlikleri gezmeyi özellikle Çanakkalede gezip ibret almayı çok seviyorum.Her şey insanın elinde nefsini terbiye etmekte..

  10. Hemşehrim says:

    Cahidem geçenlerde arkadaşlarıma!! kullanmadığınız daralan yada giymek istenediğiniz kıyafetleriniz varsa bana getirin verebileceğim kişiler var dedim.Aradan çok geçmedi poşet poşet kıyafetler getirdiler ve inanın ki bir çoğunun etiketi üstündeydi…
    Yaa dedim bunlar ne bunlarıda yeni mi alıp getirdiniz ne iyi etmişsiniz.Yok canım dediler geçen sene sezon sonundan almıştık mevsim değişikliğinden dolayı giyemedik bu senede modası geçmiş diye giyemiyoruz duruyordu öylece.
    ……………………………………..
    Hasbinallahi ve ni’melvekil
    La havle vela guvvete illa billahil aliyyul aazimm

  11. Bende bazen nefsim ile adeta savaşıyorum. Bir yerde okumuştum sanki yedim meselesi Berki hatırlarsınız Canınız her çektiğinde gidip gereksiz yere almaktansa sanki yedim Yada aldım deyip o parayı koysak bir yere ne birikinti yapardık değilmi?

  12. Güzel güncel bir konu ablam…Cevremde de böyle insanlar var…Elhamdulillah böyle bir problemim yok,ki zaten evde kalabaligi hic sevmeyen biriyim,cook ihtiyacim varsa aliyorum,degilse israf etmemeye gayret ediyorum…Esim de bu durumdan cok memnun…Marka kompleksi,tv lerde boy gösteren sanki beyninin ici saman dolu “kombin”ciler vs vs..Hepsi tetikliyor…
    Israf haramdir..ALLAH yardimcimiz olsun..

  13. elif zeynep abdullah says:

    – peki bu etrafın veya çevrenin sınırları nerede sona erer?
    hiç bir yerde sona ermez, sonlanmaz. etrafın bittiği bir sınır noktası gösterilemez.
    soru şöyle sorulmalıydı:
    – etrafın ve çevrenin sınırları nerede başlar?
    hemen cevaplayalım:
    kendi sınırlarımızın , kendi taayyünümüzün bittiği yerde. bizim sınırlarımızın sona erdiği yerde etrafın sınırları başlar ve kimse kendi etrafının sınırlarını tayin edemez.

    bügücük kuşu; diğer kuşların aksine dallarda ters (baş aşağı) duran kuş.
    oyunun kurallarına uymak hiç kuşkusuz ki bir beceridir; hatta beceri ne kelime, bir erdemdir; fakat oyun bizim oyunumuz olmak koşuluyla.
    ben bu nedenle bügücük kuşlarını saygıyla anıyorum; zira onlar başkalarının yönettiği büyük bir oyunun figüranları olmak yerine, kurallarını kendilerinin koyduğu küçük bir oyunun aktörleri olmayı tercih etmişlerdi.

    önemli olan hayatta ”en çok şey”e sahip olmak değil, ”en az şey” e ihtiyaç duymaktır. platon

    Dücane Cündioğlu’ nun düşünce düşlenire kitabından alıntı yaptım. uygun düşeceğini düşünerek.

    not: etraf arapça da türkçeden daha geniş anlam içerir .
    taayyün: belirleme, ayyene kökünden , muayyen: belirli de aynı kökten, … arapça da ü harfi yoktur, türkçeye çevirirken kullanıyoruz bazen.

    rahatını düşünenler yüzünden rahatsızdır dünya. ( sözün sahibini bilemiyorum )

    1. Son söz çok vurucu olmuş canım. ALLAH anlayabilenlerden eylesin

  14. Mehtap hanım güzel bir konuyu kaleme almış çok güzel tespitler.Çok şükür ki bana ve aileme çok uzak şeyler israf, kılık kıyafette hele ayakabıda bir tane varsa ikincisini lüks sayıyorum.Market alışverişinide ihtiyaç olduğunca yapıyoruz öyle gidip bunuda alayım şuda lazım olur gibi düşüncemiz yok.Biten şeyin yerine yenisi alınıyor .Ama yok mu etrafımda bu tarz yaşayan insanlar çokkkk, ALLAH onlarada idrak edebilme gücü versin.

  15. Elif Ve Gamze says:

    Selamun Aleykum Haklısın abla bu hastalık hemen hemen herkes de oluşmaya başladı artık.Ama gereğinden fazlası israfa girer ki bu günahtır. Zaten bu dünya da ebedi değiliz ki burada imtihandayız.Ben daha çocukken hiç unutmam babaannem bir çobanın hikayesini anlatmıştı.Sorguya çekildiği zaman bir urganın hesabını verememiş ki biz bu müsriflikle nasıl hesap vereceğiz yaradana.Ne diyeceğiz.Sıkıntılarım vardı,alışveriş yapınca kafam dağılıyordu mu diyeceğiz peki demeyecek mi Kuran vardı Dua vardı sıkıntıyı veren yaratandı dermanını da O verecekti diye. Hem dünya malı dünyada kalıyor.Öbür dünyaya yanımızda sadece hayırlı amellerimiz ibadetlerimiz gidiyor. Çok paraya mala mülke hevesimiz kalbimizi karartıyor.Allah düşünüp doğru işler yapanlardan eylesin hepimizi AMİN

  16. gayet güzel açıklamışsınız.ben de şöyle yapıyorum ürünü elime alıyorum “sana gerçekten ihtiyacım var mı sadece istek misin” diyorum… istek ise bırakıyorum ihtiyaç ise fiyatı uygunsa alıyorum 🙂

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: