Sen Kendini Değiştirmedikçe…

“…Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar ALLAH, onlarda bulunanı değiştirmez…” (Ra’d: 11)

Toplum bozuluyor, insanlar acayipleşiyor, ahir zaman fitneleri her yanı sarmış. Deccal mi çıktı? Yecüc mecüc mü salınıverdi?Bu gidiş hayra değil. Mütemadiyen sızlanıp duruyorsun. Gözün hep etrafta, neler olup neler bitiyor, zaman nasıl bozuluyor anlam veremiyorsun.
İlkin garip gelmişti İslam, üç beş kişi ile ayakta duruyordu. Sonra dava erleri çıktı.  Onlar, yüzler binler oldu. Garipliği son buldu İslamın. Sonrası da garip olacaktı İslam’ın. “Ama nasıl?” diyor, hayret ediyorsun. Binler değil, milyonlar değil, 1.5 milyar Müslümana rağmen nasıl garip kalır İslam? Nasıl sahipsiz, nasıl yalnız kalır?

Garip kalıyorsa İslam, bir sebebi, bir müsebbibi olacaktı elbet?
Zaman bozuluyor, İslam garip kalıyorsa, bu garip kalmada mesela senin hiç mi payın yok? Güneşin gurub ettiği gibi, gurub ediyor İslam. Tereyağından kıl çekilir gibi çekiliyor içimizden. Sahip çıkılmayan her şey gibi o da gidiyor, yitiyor…Öyle gurbete gider gibi gitmiyor aslında, kaybolmuyor ortalıktan. Sadece senin yüreğinden, İslam’ı sahiplenmeyen her kişinin yüreğinden yitip gidiyor…

Unutmuştun, umursamamıştın çoğu kez. Kimliğinde “İslam” yazıyor diye, senden hiç gitmez, tapusu hep sende kalır sanmıştın. Yüreğinde diri kalması için emek vermen, dert etmen, sızısını çekmen gerektiğini düşünmemiştin hiç…

Umursamazlığınla hem İslam’ı, hem Müslümanları garip bırakıyordun… Yanıbaşında sızlayan yürekleri, gizliden ağlayan gözleri hiç farketmemiştin. Çevren bozulmaya başladığı zaman nasıl sessiz kaldığını düşün. Komşun faizle ev alacağını söylediğinde ona engel olmak için uğraşmayışını, diğeri çarşafını pardesüsünü çıkarıp yerine kısa ceket giydiği zaman bunun yanlış olduğunu söylemeyişini düşün. İlk kez kaşını aldığı zaman kızın, dar pantalon giymek istediği zaman, net bir dille asla demeyişini, oturup ağlamayışını, için yanarak dua etmeyişini… Çevrende, hatta ailende olup bitenleri sadece seyredişini düşün…

Sonra sende zamanla değişmeye başladın.

Hayat böyleydi işte. Günlük koşuşturmalar, geçim sıkıntısı, daha müreffeh bir yaşam özlemi… Yarım bıraktığın okulu bitirdin ilkin. Çalışman lazımdı. Kendini ispat etmen, toplumun ileri gelenlerinden olman lazımdı. Üzerindeki kıyafetin çok geniş değilmiydi? Kaşların oldukça kalın. Gözlerinde azıcık bir sürmeden ne olurdu? Başörtüsü küçülse azıcık…

Tomarla para verdin salondaki avizeye, kabartmalı halıların, pullu janjanlı perdelerin, her biri diğeriyle uyumlu pahalı örtüler… Minderler çok sıradandı artık…
Önceleri yabancı erkeklerle konuşmak zorunda kalsan, gözlerini yere indirirdin, yüzün kızarırdı. Sonra bir iki derken bir baktın garipsemiyorsun yaban elleri. Kaçırmıyorsun gözleri gözlerinden…

Hani balkona bile başı açık çıkamazdın sen, pencereden öyle bakamazdın. Kapı çalsa kenarda daima hazırda başörtün dururdu. Askıda pardesün… Bir kaç ilahi vardı sevdiğin. “Kur’anı iyi okuyayım” diye epey dert etmiştin. Konferansları kaçırmaz, sohbetler arardın daha iyi bir kul olayım diye. Ailenle beraberken edepsiz bir görüntüye tahammül edemezdin. Şaşırırdın nasıl kapatacağını tv’yi…

Namazı dört gözle beklediğin o günlerde, birgün küçük meşguliyetleri sebep ederek namazlarını terkedeceğin hiç aklına gelmezdi. Sen bile anlayamadın buralara nasıl geldiğini. Ama içindeki sızıyıda kaybetmiştin zamanla. İnsanı insan eden günahlara karşı vicdan azabıydı oysa, unutmuştun…

Sen değişirken, değişen tek sen değildin aslında. İslamlığın, Müslümanlığın, imanın, diğergamlılığında değişiyordu. Senin değişmen kimlere etki eder, kimleri yaralar bilmiyordun. Görmek istememiştin ama değişmek istemeyenler vardı çevrende. Direnip direnip üç beş kişi kalanlar. “Hayatımdan İslam gitmesin. İslam bende hayat bulsun, onu garip etmeyeyim” diyenler vardı. Ne örtüsünden, ne sosyal yaşamından İslam’ı çıkarmak istemeyenler, ALLAH’sız bir yaşamı reddedenler vardı. Ama kolsuz kanatsız, ama tek başına kalmışlardı. Sende sırtını dönmüştün onlara, görmezden gelmiştin…

Oysa Müslümandın sen, peki neden söylemlerin, fiillerin İslam’dan değildi. Bu feminist yaklaşımlar, özgürlükçü takıntılar, erkeğin üstünde olma, toplumda öne çıkma çabaları. “Dünyanın bin türlü hali var” diyordun. “Erkeğe muhtaç olmamak lazım. Ekonomik özgürlüğüm elimde olsun.” Tevekkülü çoktan rafa kaldırmıştın bile. Örtüsünü çıkarmamak için direnen arkadaşının kızına akıl veriyordun hani. “Okuldan sonra örtünürsün, Allah affeder, senin niyetin iyi olsun” diyordun…

Hiç destek olmadın din kardeşine. Onu hep yalnız bıraktın. Bozuk düzene karşı çıkamayan kalabalıkların arasında olmayı yeğledin.Üç beş azınlık cesurca davranıp inançsızlıklarını tüm topluma yaydılar. Sen sustun, korkak bir zavallı gibi sustun! İnancını ayakta tutamadın…
Her mümin üzerine düşeni yapsaydı, hiçbir mümin kendini dünyada garip hissetmezdi. İslamı elinden geldiğince yaşayan her mümin, İslam duvarını ayakta tutan bir tuğla gibidir.  Neden garip bıraktın kardeşini? Bu acımasız düzene neden arka çıktın?

Eşin tefsir derslerini bıraktı, face sayfasında nazendelerden videolar paylaştı sustun!
Kızın o absört kıyafeti giyerken “gençtir” dedin sustun!
Beden eğitimi dersinde kocaman kızına erkeklerin önünde takla attırdılar sustun!
Sınıf öğretmeni, iğrenç bir klipteki şarkıyı söylemesini, dansını yapmasını “ders” diye verdi sustun!
Büyük bilbordlarda gördüğün ahlaksız resimleri şikayet etmedin sustun!
Örtüne saldırdılar, inancına saldırdılar, Peygamberine, ecdadına saldırdılar sustun!

Bu toplum bozulduysa, bu din garip kaldıysa, dinini tavizsiz yaşamaya çalışan müslümanlar bir avuç kaldıysa bilki bunda en büyük etkenlerden biri de sensin. Şimdi zaman kötü diye oturup sızlanmanın, ah vah etmenin ne anlamı var?

Ne zaman kendine geleceksin? Ötelediğin görmezden geldiğin, sızısını kaybettiğin değerlerine ne zaman yeniden sarılacaksın?
Bak aynaya! Bir yıl daha yaşlandın. Kabre bir yıl daha yaklaştın.

Kaç yıl daha ertelenir ahiret? Kaç yıl daha sırt dönebilirsin gerçeklere?

Dünyayı avuçlarında kaç yıl daha tutabilirsin?

Cahide Sultan

Bir Cevap Yazın

Bir Yorum Bırakın :)

  1. hayatımda okadar çok eksik varki sadece hayatıma dini uyduruyorum üstelik dışarıyı izleyince kendimi karşılaştırıp onlara göre iyiyim diyebiliyorum nası bi devirde yaşıyoruz nası insanız

  2. ıstanbuldan nurcan says:

    ablacım maasallah ne guzel dıllendırmıssınız eksıklerımızı rabbım ayaklarımızı yolunda sabıt kılsın..

  3. karapapak says:

    Güzel bir yazı olmuş sizi tebrik ederim.
    Maalesef kişi veya toplum kendilerini yani nefislerindekini kur-an’dakilerle değiştirmedikleri sürece Allah da onların durumunu değiştirmeyeceğini söylüyor ayetde sünnetullahın gereği olarak….

    selam ile…

  4. serapdoygun says:

    Cahide Abla,

    Çok önemli bir konuya değinmişsin yine. İnsanlardaki bu eşya merakı ve bu benim alışkanlığım, tarzım diyerek vazgeçilmeyen seyler beni çok rahatsız ediyor.

    Ne yazık ki alışverişle kafayı bozmuş insanlar olduk çıktık. Hatta yeni bir program başlamış haberin var mı bilmiyorum. Birkaç kişi biz o kanalı izlemiyoruz dediğim halde tavsiye etti programı. Bende araştırdım. Bir mimar var. Evinin değiştirmek istediğin odasını baştan aşağı yeniliyor. Bunu 3 günde yapıyor. Bu süre zarfında evin hanımı eve gelen ustalara yardım ediyor, onlarla muhabbet ediyor, şakalaşıyor. Benim gördüğümde evli çocuk sahibi kadın ustayla boya savaşı yapıyordu, birbirlerinin yüzlerine sürmeye çalışıyorlardı. 3 günün sonunda ise evleri yeni ve son moda eşyalarla dolan ev sahibesi hanımlar mimarın kucağına atlıyor. Yeni eşyaları için o kadar mutlu oluyorlar ki doyasıya sarılıyorlar mimara. Öyle ki kocalarına böyle sarılmamışlardır. Haa bu kadınlar mimarla şirinlik yaparken bunların kocaları ne yapıyor dersen; bakıyorlar sadece. Son moda bu program olmuş. Yurdum insanı izliyor, yapılanları garipsemediği gibi bir de tavsiye ediyorlar.

    Hiçbir şeye sesini çıkarmamak konusunda da katılıyorum sana. Kimse kimseye bir şey demiyor. Aman banane diyor, bana bulaşmasın da diyor, zaman böyle ayak uydurmak lazım diyor, zamanı gelince yapar diyor da bu yaptığın yanlıştır demiyor kimse kimseye.

    Faiz gibi çok önemli bir mevzuda bile bu böyle. Hatta bir arkadaşım aslında başörtülü ama memur olduğu için işyerinde açıyor. Babası işi bırakmasını istemiyor. Evlenince istediğini yapsın diyor. Arkadaşıma o zaman evlenmek için acele et dedim. Evlenmiş olmak için evlenemem, doğru düzgün adam yok hem evlensem bile yine çalışmak zorundayım tek maaşla geçinilmez dedi. Çünkü evli olan bazı arkadaşları aklın varsa evlenme, kocana mı bakacaksın diyormuş. Çünkü kocaları işsizmiş. Bu kadar çok kadın çalışacağım diye diretirse tabi ki erkekler işsiz kalır. Kadınların bir çoğu ihtiyaçtan çalışmıyor. Zira evliliği koca bakmak olarak nitelendirenlerden birinin tam 90 çift ayakkabısı varmış. Ben bunu kafamda resmedemiyorum bile.

    İş bence şu an yetişme çağında olan nesilde bitiyor. Onlar gerçekleri anlar ve uygulayabilirlerse ne mutlu. Çocuk yetiştirirken çok dikkatli olmalıyız artık. Sadece dilimizde olmamalı, aynı zamanda örnek olmalıyız. Evlerimizi yığınla eşyadan, beynimizi gereksiz bilgilerden, elimizi ve dilimizi gereksiz icraatlardan arındırmalıyız. Keşke bu iş tek bir yazıyla hallolabilse ama ne yazık ki mümkün değil. Allah hepimize kolaylık versin.

  5. Allah razı olsun Cahide abla çok güzel yazmışşın…
    okudum ve yine dönüp kendime baktım…
    yaşayışımı eleştirdim kendimce….çok sağol ablacım…

  6. sevdenur says:

    Canım ablamm çok doğru yazmışsın yüreğine sağlık 🙂 kesinlikle katılıyorum
    Rabbimizin istediği gibi yaşamayı,hayatımıza tam anlamıyla ihlası,takvayı,şeriatı,sünneti ve nice güzel ahlakı yerleştirmeyi bize kolay kılsın,Engelleri aştırıp bizi keramet değil istikamet üzere eylesin…

  7. elif zeynep abdullah says:

    ablacım kukiyi sordum eşime içinde kuru malzeme fındık olduğundan yağ fazla gelmiyor, pişince yayıldığından kalın olmuyor, ölçüleri yarıya indirin siz fazla çıkıyor dedi akşam getirecek inşaALLAH , bakarsın yağlımıy mış, çok istiyorsan ablana da gönder diye çıkıştı hafiften:)) hiç de toz kondurmaz yaptığına!:)) ( şaka tabii yapamayınca söyler zaten , herkes çok beğenir ama türkiyenin bir çok değirmen ve fabrikalarını gezmiş, una katılan her şeyi incelikleriyle bilen, un ustası babasına zor beğendirir, baban benimkini beğendi deyince de senin gönlün olsun diye demiştir diye kızdırır beni, kardeşim rümeysa da ( eşim duymasın, bu yorumu enişte halt etmiş, seninkiler daha sağlıklı diyor ama sağlıksızları da dayanamayıp götürüyor, sonra da gelsin zayıflama yöntemleri)

    şu yayınlanmadan meşhur ettiğin l s tatlısını ne zaman yayınlayacaksın, eşime göstermek için heyecanlıyorum:)

    Mahlepli Çubuklar
    (benim yumurcaklar bayılıyor, susamlı çubuktan daha lezzetli)
    3 su bardağı un (durumuna göre eklerim de, göz kararı yani )
    50 gr tereyağ
    1 çay bardağı ılık su
    1 kahve fincanı sıvı yağ
    1 çorba kaşığı toz şeker
    1 paket kabartma tozu
    1 tatlı kaşığı tuz ( göz kar)
    1 tatlı kaşığı mahlep
    1 (çay bardağı yazıyor yanlış galiba) çay kaşığı kullandım anason
    1 çay bardağı susam
    1 yumurta sarısı

    margarini oda ısısında bekletin, unu çukur bir kaba eleyin , toz şeker, k tozu,mahlep , anason ve tuzu ekleyip harmanlayın, unlu karışımın ortasını havuz gibi açıp margarin, suvıyağ ve ılık suyu ekleyin, pürüzsüz bir hamur elde edinceye kadar yoğurun . hamurdanyumurta büyüklüğünde parçalar kopartıp unlu bir zeminde 12- 14 cm uzunluğunda çubuklar hazırlayın, çubukların üzerine yumurta sarısı sürüp ( yumurta sarısına 1 çay kaşığı yağ da koyabilirsiniz ) susama ( arzuya göre bazılarını susam ve çörek otu karışımına bulayıp yağlanmış tepsiye aralıklı dizin. 180 derecede 20- 25 dakika ( ben iyice sararıncaya kadar, ama çok kızartıp kurutmadan göz kararı pişiririm)
    yumurcaklara sağlık, sıhhat, afiyet olsun!

    1. elif zeynep abdullah says:

      Selamun Aleykum
      cahide ablacım, akşam kayınvalidemler bizde, geçen malzemeden arttı onun yaptığı bir tarifi, kendi denediğim iki tarifi yapıp resimlemek istiyorum ama akşam olunca karanlık mı oluyor ?, genelde akşam yaparım sıcak , taze olsun diye, şu resim çekmenin püf noktası var mı,? kardeşim izin gününde gönderir , bir de boşnak tatlısı var mı sitede bulamadım, denenmiş, kayınpederin sonra iki kere bizzat istediği güzel bir tatlı, şekli aynen senin yaptığın hicret ablanın tarif gönderdiği malatya usulu şekerparenin aynısı ama malzeme farklı , sitede yoksa ve yapmak istersen , gönderebilirim. bir de talaş kebabı veya böreği var ki nasıl tutturdum diye ben de şaşırmıştım ilk yaptığımda. kurban bayramında misafire de alternatif oluyor ben tatlı,et yanına sebzeli, veya meyveli, sütlü , tuzlu artık ne denk gelirse yaparım ki bayram hafif geçsin sonra insanlarda bir rehavet yayılıyorlar! neyse uzattım ablam Allah cc ‘ a emanet olun.

      Tuzlu Çubuk ( eskiden denediğim pratik bir tarif )
      150 gr tereyağ ( ben o zaman margarinle yapmıştım )
      2 bardak un, ( duruma göre sonunda ilave edilebilir
      1 çay bardağı yoğurt
      4 yumurta sarısı, 1’ i üstüne
      1 limon kabuğu rendesi,
      yarım çay kaşığı anason
      yeterince tuz

      yağ elle yumuşatılır, un elenir, ortası açılır, ortaya yağ, yoğurt, üç yumurta sarısı, limon kabuğu rendesi, anason, yeterince tuz katılır, hepsi iyice yoğrulur,
      bu hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alınıp, topaç yapılır , yani avuçta yuvarlanır, düz bir zeminde kurşun kalem kalınlığında çubuklar yapılır ( mahlepli çubuklardan daha uzun ve daha ince ), hafif yağlanmış tepsiye aralıklı dizilir, üzerine yumurta sarısı sürülür, susam ve çok az tuz serpilir, 5-6 dakika tepside bekletip 175 derecede alt üst iyice sararana kadar pişirin. şükrümüz, ve çocuklarımızın neşesi bol olsun.

      ablacım tarifleri yapıp yayınlamak istersen kaldırabilirsin, bir de dergi ve kitaplar eskimiş olsa da kaynak yayınlamak gerekiyorsa verebilirim, bazısının kaynağı yok kesip yapıştırmışım veya şeffaf dosyada falan.

      1. Aleykum selam Elifim
        Gündüz resimler çok daha iyi çıkar. Gün ışığında resimler aydınlık olur. Eğer akşam çekeceksen flaşlı çekmen lazım.

        Senin limonlu tatlıyı etkinlik için saklıyorum. Senin adına yayınlayacağım inşaallah:)

        Tuzlu kurabiyede limon kabuğu nasıl oluyor? Tadı belli olmuyor mu?

    2. Bu pastacılar hep böyle mi olur ayol:)) Benim limonlu tatlım abimizin tatlısından daha güzel oldu bence. O kadar iddialıyım yani:))

      1. elif zeynep abdullah says:

        seninkinin tatlılığı sendendir,
        limon kabuğunu rendenin ince tarafından rendeliyorum, yazmayı unutmuşum, bir de bilirsin sen de derin rendelememek gerek, acımsı tadı kabuğun hemen altındaki beyazında, limonun ferah tadını severim, anlatabildim mi bilemiyorum, aromatik tadı var, hoş yani, o katılmayıp başka birşey ( mahlep, muskat rendesi vb). katılabilir veya sade yapılır.
        yarışma konusunu şaka olarak düşünüyorum, anlayamadım, hak geçmesini istemem, edebiyat yarışmalarına da söylerler, katılmam, bir kere jürideki iki kişiden dolayı yazdım, yarışma önemli değildi benim için , sağolsun Abdulkadir Akgündüz ( i ü şiir kürsüsü başkanı )beyefendi bizzat arayıp kitap tavsiyelerinde bulunmuştu ikisini okumuştum biri de listemde, şimdi en güzel şiirlerim, çocuklarım, eşim, ailem ve sevdiklerim ama sen katılmamı istersen kıramam kendim yapıp gönderirim ( eşimden de almam tarifi, daha ne tarifler var elimde::), sonuç önemli değil, renk olsun.

        yeter ki, o nâzenin kalbin emir buyursun
        kâinat yıkılsa da , yüreğimde uyursun.
        Nurullah Genç

        1. Ama sen böyle şiir yazdıkça bende içleniyorum. Aklımda kalan şiir kırıntılarını hatırlıyorum yeniden. Nurullah genci çok okurdum eskiden, Rüveydayı unutamam. Birde Üstad Abdurrahim Karakoç ağabey’in şiirleri eritir beni…

          Ayıp

          Kara gözlüm bu ayrılık yetişir,
          İki gözüm pınar oldu gel gayrı.
          Elim değse akan sular tutuşur
          İçim dışım yanar oldu gel gayrı.

          Ayların sırtında yıllar taşındı,
          Sanma ki garibi eller düşündü.
          Bebekler evlendi, yollar aşındı
          Kozalaklar çınar oldu gel gayrı.

          Hesap et, gideli sen gurbet ile
          Otuz ay tutuldu kolay mı dile?
          Hapisler, sürgünler, esirler bile
          Sılasına döner oldu gel gayrı.

          Gönlüm sende, gözüm yollarda durdu,
          Saat isyan etti, takvim kudurdu.
          Hasret hançerini bağrıma vurdu
          yüreciğim kanar oldu gel gayrı.

          Emeği boşadır yuvasız kuşun…
          Nerdeyse toprağa değecek başın.
          Beni düşünmezsen kendini düşün
          Herkes seni kınar oldu gel gayrı.

          Abdurrahim Karakoç

  8. resulullah s.a.v min tasdik ettiği dört ashabın tasdik ettiği fatıma anamın tasdik ettiği doğru gidişat üzerine gidildiğini söylediği bir yer burası yani hep rüyalarımızda maneviyatlarımızda gördüğümüz haller bunlar çocuklarımız bile allahdan haber alıyor

  9. :'( DİYECEK BAŞKA SÖZ YOK !!!!

  10. melahat says:

    cahidecim sana katilmamak mumkunmu bende kendimi surekli gelistirmek yeni bilgiler edinmek isteyen biriyim insan ilkonce kenduni duzeltmeli ben bir seminerde abdullah aymaz beyin kendimizi gelelim bu rahatlik hastaligindan tembellik ten kendimizi kurtaralim demisti ve osmanlinin sinlarindan ve bazi olaylardan ornek vermisti o seminerden sonra cok dikkat ederim herseyime evet bizler bosuna yaratilmadik bir gorevimiz var ama neyazikki herkesde bir umursamazlik okadar cok sey varki yazcak aslinda.allah razi olsun kardesim bu videoyu cok once bakmiztim

  11. yazınızı sabah okudum şimdide yapılan yorumları okudum ve merakla yarınki yazınızı bekliyorum bu siteyi tarif ararken buldum ve adeta müptelası oldum.Yazılarınızı okudukça kendime geliyorum iyiki varsınız birde yanlış anlamazsanız öğrenim durumunuzu merak ettim ben üniversite mezunuyum ama sizi tanıyınca ne kadar cahil olduğumu ve kendimi geliştirmediğimi farkettim.Allah sizden razı olsun..

    1. Hergün yazı yazabilmek gibi bir yeteneğim yok kardeşim. Arada bir yüreğim coşup, kalemim konuşuyor hepsi o kadar…

  12. Ablaciğim MAAŞALLAH ne güzel yazmışsın ellerine ve yüreğine sağlık. Ben Rüzgarda eşarp uçuşup açılır diye eşarp altında tülbent bağlayıp pardesü içine koyuyorum çok iyi oluyor. Geçenlerde yürüyüş yaparken tesettürlü olmayan arkadaşım pardesüden dolayı daha çok sıcaklanirsin dedi bende dedimkı cehennem ateşini düşününce pardesü beni serinletiyor.şu varki tesettürüde çok basite alan örtülü bayanlar var afedersiniz daracık kot pantolon üzerinde baş örtü inanin çok üzülüyorum benim oturduğum sitede 100 un üstünde daire var tesettürlü bayanlarda pardesülü olan bir benim ne olacak halimiz bu gidişat hiç hayra değil RABBIM beterinden korusun.

    1. Maalesef Sunaycığım…Alttan tülbent örtme işini tuttum.Allah razı olsun. Evet cehennem ateşini düşününce insana tesettürü serinlik veriyor…

    2. elif zeynep abdullah says:

      ben de bir zamanlar yapardım, saçlarım ,düz ve kaygan olduğundan, zamanla da azalınca , tülbent kaymaya başladı ama niye yapıyorsun denmesine rağmen arkaya hatta rüzgarda öne iğne takıyorum, evlendiğimde farklı mahallede dikkatler üzerimde rahatsız olur, dış örtünün üzerine uzun örtüyü dolardım, kızım yazık değil mi sana babaannelere benziyorsun diyen bile çıkardı yüzüme, benim de amacım oydu zaten.! şimdi ellerinde cüzlerle, dillerinde sofra ,ezan dualarıyla bildiğim, daha dünün çocuklarını karşımda tesettürlü manken gibi görünce çok üzülüyorum, uyarınca da aman abla ona gelene kadar, ya da millet çıplak geziyor bizimkisi normal, sen biraz fazla coşmuşsun vs neler deniyor.

      lezzet ve heyecanların en güzeli Allah ‘a inanmanın lezzeti ve emirlerine tam uyabilmek için ısrarla, tavizsiz gayret gösterme yolundaki duyulan heyecan, dua ve ibadetlere de yansıyan lezzettir.

  13. Esselamün aleyküm hayırlı geceler ablacım;Bu günkü yazın tam şimdiyi bizleri anlatıyor.Bu konu öyle derin bir konu ki günlerce yazsak satırlar yetmez.Haklısın önce kendi eksiklerimizi düzeltmeliyiz,hiç birimiz mükemmel değiliz.Ama her zaman kendimi bir muhasebeden geçiririm.Bu gün Allah için ne yaptın Arzu?Derim kendi kendime.Acaba kul hakkı işledimmi,birinin kalbini kırdım mı,birinin aleyhinde konuştum mu yalan söyledim mi?Acaba tesettürüm tam mı?Dışarıya çıkarken çekicimiyim?Hep bunları sorarım kendi kendime.Allah’a şükürler olsunki tam yapamasamda illaki benimde eksiklerim vardır sonuçta bende bir aciz kulum.Ama elimden geldiyince gayret gösteriyorum.Önceleri balkona çıkarken yelek giyer çıkardım şimdi her zaman hazır vaziyette kenarda geniş bol pardesüm durur. Çöp atmaya giderken muhakkak giyerim büyük eşarbımı takarım kalın siyah çorabımı giyerim.Bu kızgın ağustos sıcağında olsa bile bende böyledir.Bazen komşularımın benle alay bile ettikleri olur.Ne giyiyorsun bu sıcakta o kalın çorapları derler.Ben onlara hiç umursamam.Ablacım şu anda geniş bol pardesü giyiyorum eşarbımı dersen sade renklerde büyük bağlıyorum.Bazen bu bile beni huzursuz ediyor acaba üzerimdekiler beni çekicimi gösteriyor diyorum.Mecbur kalmadıkça kızım ve ben sokağa çıkmıyoruz evde o kadar çok uğraşacak şey varki boş zamanlarda hadis kitapları ve kuran’ı kerim okuyorum.Bu bana öyle huzur veriyorki.Bu fitne zamanı en emniyetli korunacağımız yer evimiz diyorum.Sağ olsun eşim bütün ihtiyaçlarımızı getiriyor.Hava almaya ihtiyaç duyarsak eşim ve çocuklarımla sahilde iki tur atıp geliyoruz bu bile hava almaya yetiyor.Rabbim islamı hakkı ile yaşayanlardan eylesin.Amin.Ablacım bu tür yazıların sayesinde bir çok kişi hidayete erecektir.Çok hayırlı bir iş içindesin senden ricam bu tür yazılara daha çok sıklık vermen.Rabbim gaflet uykusundan uyandırsın cümlemizi inş.Güzel ablam ALLAH senden sonsuz razı olsun sayende manevi dünyamız aydınlanıyor.Seni seviyorum her şeyin sahibine emanet ol canım benim…

    1. Dışarı fazla çıkmamakla ne iyi ediyorsun Arzucuğum. Allah razı olsun kardeşim. Allah cümlemizin de İslami hassasiyetlerini artırsın.

  14. hayırlı geceler
    tansiyon problemi yaşadım biraz, kaç gün açmadım bilgisayarı. yine yazın çok içten kardeşim. sözlerine katılmamak imkansız. insanlar hiç bir zaman iyiye yöneltmez. başımı örttüğümde 15 yaşlarındaydım, bir kişi bile aferim demedi. bu yaşta kapattın o güzelim saçlarını dediler. daha çok küçüksün ileride örtersin dediler. sıcaklamıyormusun sen öyle dediler. o örtünün altından kulakların duyuyormu dediler. çok samimi arkadaşlarım bile benimle birlikte görünmek istemediler..
    daha o yaşta anlamıştım dini yaşamanın çok zor olduğunu.
    çok pişman olacaksın dediler.
    ama hiç pişman olmadım. ben örtümle mutluyum..
    sözlerinde çok haklısın, ufak ufak hiç farkına varmadan bozuluyoruz..

  15. cahide hanım benim bu yazımı yanlış anlamanızı istemiyorum ben gösteriş için değil belki sizinde aradığınız kapı budur belki diye anlatıyorum yazılarımı yayınlamasanızda olur siz bilirsiniz.

    1. Estağfirullah canım kardeşim, güzel örnekler bunlar. Allah senden razı olsun…

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: