Kültür mü? İslam mı? Hangisini yaşıyoruz?

Şu videoyu lütfen sabırla izleyin. Bidatler, din adına yapılan, ama dinden olmayan uygulamalar neymiş, aslında nasıl olmalıymış, ancak bu kadar güzel anlatılır.

Anlatan kişi iyi bir İslami eğitim almış. Hem Kuran, hem Meal hafızı. 10 yıl Medine İslam Üniversitesinde çalışarak Hadis ve islam bilimlerini bitirmiş. Houstan’da Kimya mühendisliğini bitirmiş. Şu an Yale üniversitesi Dini Bilimler’de doktorasını yapıyor. Tanınmış bir şeyh veya Hoca değil. Ama işte O, doğruları anlatan, Kur’an ve sünnetten şaşmayalım diyen  bir Müslüman.

************************

Günlerdir bazı ithamlara, iyi niyetli olduğunu düşündüğüm uyarılara maruz kalıyorum. “Sen hoca mısın” diyorlar. “Sen bizim tarikatimize, şeyhimize laf mı söylüyorsun? Sen bizim hocamızdan, şeyhimizden daha mı iyi biliyorsun?” diyorlar.

Ben hoca değilim, hocalık iddiasında da değilim. Ben vasat bir Müslümanım sadece. Hiç bir Hocayla, tarikatle bir alıp veremediğim yok. Fakat Allah’ın bana verdiği aklı kullanmaya çalışıyorum. Bana ibadet gibi gösterilen, toplumda yaygın olan bazı uygulamaları Kur’an ve sahih Hadiste göremiyor ve bunun nereden çıktığını sorguluyorum. Sonradan din adına çıkarılan herşey için Peygamberim Bidat demişse ve bunlara itibar etmememizi söylemişse, bende sadece O’nun yolundan gidip öylece İslam’ı yaşamak istiyorum.

Hocayım, tarikat şeyhiyim diyenler bana Peygamberimin öğretmediği bir şeyleri yaptırmaya çalışıyorlarsa ben öyle hoca veya şeyhi kabul etmiyorum. Bir tarikatte, kilisede çıkarılan günah ayini gibi, tevbe alma ayini yapılıyorsa, Peygamberim ve sahabenin yapmadığı; kendinden geçerek zikir çekmek , kendini yerlere atmak, rabıta yapmak gibi uygulamalar varsa ben onlarıda kabul etmiyorum.

Allah ve Rasulü bana, benim için en hayırlı olan ne ise onu vermiş, gerisini atın diye buyurmuşlar. Bende “bu dine Allah’ın emretmediği, Peygamberin öğretmediği bir uygulamayı kim sokuyor ve bunu dinden diye gösteriyorsa ben onlardan değilim ve asla onlara tabi olamam” diyorum. Kardeşlerimi de bu minval üzere uyarıyorum.

Her zaman söylediğim gibi; Alimler, Hocayım diyenler, bu dini ayakta tutmak için, insanlara hak olanı anlatmak için varlar. Dine yeni bir şey katan Hocalar bu dine zarardan başka bir şey veremezler.

İslam bir Kültür değil, HAYAT PLANIdır. Bu dini herkes anlayabilir. Sünneti herkes algılayabilir. Allah’a yakın duran, emir ve yasaklara itaat eden her müslüman bir ALLAH dostudur. Zaten ALLAH dostu olamayan, şeytanın dostu olmuştur. Yürekten dua eden her Müslümanın duasına ALLAH icabet eder. Sadece belli kişilerin duası kabul olur diye bir kural dinde yok!

Veli olan, veliliğini bilmez kardeşlerim. “Benim şefaat hakkım var” demez. Kendisini aracı yapıp dua isteyenleri gördüğünde ciğerleri parçalanır kahırdan. Gerçek ALLAH dostları kendinden asla emin olmaz. Herkesten daha fazla ALLAH tan korkar ve kendisini aciz görür.

ALLAH bize akıl fikir vermiş. Kimseyi hatasız görmeyelim, insanları ululamayalım. Sevdiğimiz kişilere bir hata payı bırakalım. İSLAM da bir eksik veya bir fazla bulamazsınız. Peygamberimizle beraber bu din tamamlanmış. Sonradan ilavelere gerek duymayacak kadar dupduru bir Dine sahibiz Elhamdulillah.

Kadir gecesinden başka, kandil geceleri diye bilinen geceler sonradan uydurulmuştur ve bu gecelere ait ibadetlerde Bidattir.
Ölünün ardından Yasin okumak, belli sureleri okumak, 7. gün. 40. gün diye bir şey yok.
Kutlu doğum haftası diye bir şey olamaz, çünkü bunu sahabeler yapmadı, İbni-i Abbas, Ebu hanife, İmam malik, İmam Şafi gibi büyük alimler yapmadı. Biz Rasulullahı onlardan daha mı çok seviyoruz ki, bu tür kutlamalar yapıyoruz?

Sene sonu, sene başı duaları gibi dualar yok, tefriciye gibi bir salavat çeşidi yok.
Peygamberimizin bize öğrettiğinden başka sayılı zikirler, bir muradın olması için bilmem şu kadar zikir çekme yok.

Hocan var diyorsa Hocanı sorgula, kaynağını sor, Kur’an’dan Buhariden, Müslim den delillerini sor.

KUR’AN ve SÜNNET bize yeter. O yoldan ayrılmayan, dine yeni uygulamalar katmayan Hocalar başımızın tacı. Yeni şeyler katanların yolu, gerçek İslam’ın yolu değil.

İmam Malik’in dediği gibi:

DÜN DİN OLMAYAN BUGÜNDE DİN OLAMAZ!

Cahide Sultan

Comments are closed.

Bir Yorum Bırakın :)

  1. ahhh ahhh yazık bu dünyada böyle Allah dostları hakkında ileri geri konuşun yarın ahirette kimden sefaat isteyeceksiniz tabi siz sefaati de inkar ediyorsunuzdur simdi cahil cesur olur. rabıtaya yok diyorsunuz halbuki ebubekir efendimiz rasulullah sav mi düsünmekten abdest dahi bozamıyordu kendiniz yazı koyuyorsunuz efendimiz sav kabirdeki ölülerle konusuyor diye bi de yasinler ulasmaz diyorsunuz bi dediğiniz bi dediğinizi tutmuyo insan ölünce iş bitiyor mu sonraki dualar adaklar hepsine ulasıyor Rabbim ulastırıyor elhamdülillah cahide hanım ben hoca değilim diyorsunuz bi lisansınız da yok iki üç adamı dinleyip millete akıl vermeyin zira yanlış konuşuyorsunuz basınız yanmasın ahirette peygamber efendimiz fatih sultan mehmedi hadisinde övdü peki o kime bağlıydı aksemsettin hz ne tarikat mensubuydu o da ordu da. efendimiz neden övdü istanbul için mi kendi güzelliğini övdü fatih değil istanbulu aksemsettin fethetti iste bu tarikattır tarikat Allahın inayetidir bu hadis bile yeter anlayana sizi Allah için uyarıyorum mılleti ucuruma sürüklemeyin milletimiz akıllıdır ama nefislerine ağır gelebilir bi mürside baglanmak o da insan bende insanım der öyle de zaten ama su da var ki onlar Allah dostları biz nasıl dostumuzu kıramazsak Allah da onların dualarını kabul eder bu da Allahın lutfudur aslında Allah işimizi kolaylaştırmuş da biz kıymet bilmiyoruz bu arada cahide hanım herkes Allah dostudur diyorsunuzama Allah dostlarını tarif ederken onlar hiçbirseyden korkmazlar ve hüzünlenmezler buyuruyo acaba biz onlardN mıyız ? selametle

  2. Değerli Kardeşim;
    Allah Razı olsun.Yazıyı okudum.Ölü için kuran okumak bidat dedi.Fakat ölü için Kuran okuma hakkında Hz.Peygamberin tavsiyeleri vardır.

    Resulullah(asv) bir hadisinde şöyle buyurmuştur:”Yâsin’i ölülerinizin üzerine okuyunuz.Kim babasının veya anasının veya bunlardan birisinin kabrini Cuma günü ziyaret ederek orada Yasin Sûresini okursa, Allah kabir sahibini bağışlar.” (Müsned, 5:26,İbni Mace Tercemesi, 4:274)Peygamberimizin her yaptığı fiil sünnet olduğu gibi her söylediği ve tavsiye ettiği sözlerde sünnettir.

    4 mezheb devrinde de böyle birşey yokmuş dedi.Hanefî ile Hanbelî alimlerine ve Şafiî ve Malikîlerin sonradan gelen alimlerine göre, ölü yanında okunan Kur’an’ın sevabı ile Kur’an okumanın peşinden yapılan dua, orada bulunmasa da ölüye ulaşır. Kur’an okumanın akabinde dua etmek ise daha çok kabule şayandır ve kabul edilmesi daha çok umulur.

    Değerli Kardeşim;
    Tevbe elbette Allaha yapılır.İslam’da tövbe etmek için birilerinin aracı olması şart değildir. Kendi kendinize de tövbe edebilirsiniz. Ancak bilgili ve kamil bir insanın size rehberlik etmesinin de sakıncası yoktur.Nitekim ayette Resulullah’a gidilmesi durumunda ve Allah Resulunun kişi için istiğfar dilemesi sonucu Allahında fazlasıyla affediciliği ön planda tutuluyor.

    ”Biz her peygamberi -Allah’ın izniyle- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan bağışlanmayı dileseler, Resûl de onlar için istiğfar etseydi Allah’ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı.”(Nisa – 64)

    Resulullahın”Hac edip kabrimi ziyaret eden, beni diri iken ziyaret etmiş gibi olur. (Taberani, Dare Kutni, Beyheki, İbni Cevzi) sözünden hareketle Her insanın her günah işlediğinde Hz.Peygamberin Kabri Saadetlerine gitmesi ve ”Ben günah işledim tevbe ediyorum. Allaha benim için dua et Ya Nebi” demesi imkansızdır.

    İşte böyle bir durum hasıl olunca ; Kamil,büyük veli zatların tevbe hususunda kişiye rehberlik etmesinde,o velinin o kişi için dua etmesinde,istiğfar dilemesinde bir sakınca yoktur.

    Kadir gecesi hariç diğer tüm kandiller bidat değildir.Nitekim bu ayette sabittir.

    Berat Kandili ;
    ”Apaçık kitab-a andolsun ki, Biz Kur’an-ı mübarek bir gecede indirdik Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız O mübarek gecede, her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir”(Duhan, 44/1-4)
    Ayette geçen, ‘mübarek gece’den maksat; Alimlerin görüşüne göre Berat gecesidir. Kur’ânın bu gecede, Yedinci semadan dünya semasına indirildi. Kadir gecesinde ise ilk kez Peygamber Efendimize indirilmeye başlandı.

    Yüce Nebi(sav) şöyle buyurdu: “Şâban’ın 15. gecesi(Berat gecesi) geldiğinde geceyi uyanık ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:

    “İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım. “Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim.
    “Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim.
    “Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder.” (İbni Mâce, İkame, 191.)

    Regaip Kandili ;
    Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısına göre ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu, Allah’ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin.” (Tevbe Suresi, 36) Hz. Peygamber’in ( a.s.m ) bir hadisinde, ayet-i kerimede işaret buyurulan haram ayların, Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep ayları olduğu vurgulanmaktadır: “Nitekim Regaip kandili Recep ayı içinde bulunmaktadır.

    Nitekim Allah Resulu şöyle buyurdu :
    Şu beş gecede yapılan duâ geri çevrilmez. Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi. (İbn-i Asâkir)

    Diğer kandillere(miraç,mevlid) özel ibadet bulunmamaktadır.Fakat bu gecelerde olağanüstü olaylar yaşandığı için Miraç(Cebrail dahil hiçbir meleğe nasib olmayan zirveyi Yüce Allah ümmeti olduğumuz Sevgili Peygamberimiz(asv) e açıyordu.). Mevlid(Karanlıkların aydınlandığı,Kutlu nebinin doğup olağanüstü haller yaşandığı gündür) Dolayısıyla Asrımızda gafil insanların uyanmasına sebep olan bu güzel günleri hiç olmassa ”bir müslümanı ateşten kurtaralım” düşüncesiyle yaşamak,yaşatmak gerekmektedir.

    Bediüzzaman Hazretleri: “Mi’rac gecesi ikinci bir Kadir gecesi hükmündedir.”11 sözleriyle, bu gecenin Kadir gecesinden sonra en kutsal bir gece olduğunu belirtmişlerdir.

    “Ben mi’racdan daha güzel bir şey görmüş değilim”(Buhari, Salât, 1) diyen Peygamberler Sultanı, mi’rac yüceliklerinden –âdeta bir vefa duygusuyla– geri dönerken yanında ümmetine çok büyük hediyeler getirmiştir.

    Mevlid Peygamberimizden (a.s.m.) üç dört asır sonra icad edilen İslâmî bir âdet olmakla birlikte, bid’atın hasene (güzel) kısmına girmektedir. Büyük hadis ve fıkıh âlimi olan İbni Hacer, mevlid merâsiminin meşrûiyeti hakkında şu hadisi zikreder:
    İbni Abbas’ın rivayetine göre, Resûl-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.) Medine’ye hicret ettiklerinde Aşure gününde Yahudilerin oruç tuttuklarını öğrenir. Oruç tutmalarının sebebini sorduğunda Yahudilerden şu cevabı alır:
    “Bu çok büyük bir gündür. Bugünde Allah, Mûsâ ile kavmini kurtardı. Firavun ile kavmini suda boğdu. Mûsâ da buna şükür için oruç tuttu. İşte biz de bugünün orucunu tutuyoruz.”
    “Bunun üzerine Peygamberimiz, ‘Öyleyse biz Mûsâ’ya sizden daha yakın ve evlâyız’ buyurdu. O günden sonra hem kendisi oruç tuttu, hem de tutulması için tavsiyede bulundu.” ( Müslim, Sıyam 127)

    İbni Hacer bu nakilden sonra şöyle der: “Bundan anlaşılıyor ki, böyle bir günde, mevlid gecesinde Allah’a şükretmek tam yerindedir. Fakat mevlid merasiminin Peygamberimizin doğum gününe denk getirilmesi için dikkat etmek gerektir.” (el-Hâvî fi’l-Fetevâ, 1/190.)

    Nitekim Resulullahı 70 kere mana aleminde gördüğü rivayet dilen büyük İmam Suyutî, konuyla ilgili olarak özetle şunları söylemiştir: “İnsanların mevlid-i nebevi için toplanıp Kur’an okumaları, Hz. Peygamber (a.s.m)’in veladetiyle ilgili haberleri/menkıbeleri seslendirmeleri, bu münasebetle yemek tertiplemeleri bida-i hasenedir/güzel bir bidattır. Çünkü, bu toplantılarda Hz. Muhammed (a.s.m)’e karşı büyük bir tazim, bir saygı, onun dünyaya teşriflerinden ötürü büyük bir sevinç söz konusudur. Bu ise, sahibine büyük bir sevap kazındırır.” (bk. Suyutî, el-Havî li’l-fetavî, 1/272-şamile).

    Değerli Kardeşim;
    Videonun tamamını inceledik.Son olarakta son kısımlarda geçen cemaatle tesbih konusunu anlatmaya çalışacağız.Elbette Hz.Peygamber döneminde böyle bir uygulama yoktu.Sonraları insanlarda ihmal ve unutkanlıklar başladığı görülünce bugünkü cemaatli tesbihatın camilerde başlatıldığı anlaşılmaktadır.

    Şunu belirtmek gerekir ki ; Namaz tesbihatını tek başına yapmak mümkün olduğu gibi, cemaat halinde îfa etmek de mümkündür.Cemaatle yapınca günahtır diye bir kural yoktur.

    Nitekim Resul-i Ekrem Efendimiz toplu halde yapılan zikir, duâ ve ibadetleri her seferinde teşvik etmiş; Sahabîlerini toplu halde sohbet eder, zikreder ve ibadet eder halde görürse memnun olmuş ve onlara bazı müjdeler vermiştir.Görüldüğü gibi, Peygamber Efendimiz, namazdan sonra olmasa bile, herhangi bir vesileyle bir araya gelip zikir ve tesbihle meşgul olan mü’minleri bile medhetmiştir.(Müslim, Zikir: 40.)

    Her ne kadar namaz tesbihatı Peygamberimizin (a.s.m.) zamanında cemaat halinde toplu olarak yapılmamış olsa dahi, daha sonraki müçtehid imamlar zamanından itibaren her namaz kılanın rahatlıkla yapabilmesi ve zikrin sevabından mahrum kalmaması için cemaat halinde yapılmasının daha faydalı olacağı esas olarak benimsenmiştir.

    Diğer bir hususta videoda bahsettiği hadis meali şöyledir:
    “İşte onlar da abdestten dolayı böyle sakar ve sekir gelecekler. Ben havuza onlardan önce varacağım. Dikkat edin ki, bir takım adamlar benim havuzumun başından kayıp develerin kovulduğu gibi kovulacaklar. Ben onlara: Hey, beri gelin! diye nida edeceğim. Bunun üzerine bana onlar senden sonra hakikaten dinde bidatler yaptılar, denilecek, ben de ‘(öyleyse) uzak olsunlar! Uzak olsunlar!’ diyeceğim.” buyurdu. (Müslim, Taharet, 38-39)

    İbnu Abdilberr: “Havuzdan kovulacak olanların, Hariciler, Rafıziler ve diğer ehli bidat ile dinde bidat çıkaranlar, zulümde ileri gidenler, haksız yere mal yiyenler, büyük günahları açıkça işleyenlerdir” der. (bk. İbrahim Canan Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları, 134/516)

    Ayrıca hadiste geçenlerin cehenneme gidecekleri kesin değildir. Günahları kusurları sebebiyle Havzın yanından kovulmuş olsalar da, Allah’ın rahmetine mahzar olarak cennete girmeleri de muhtemeldir.

  3. cahide hanım s.a kandil gecelerinde nafile namaz kılmanın faziletini ruhul beyan tefsirinden bakabilirsiniz diye aytrıntılı yorum yazmıştım iki defa fakat yayınlanmadı ben bu mevzuda malumatınız olmadığı için böyle düşündüğünüzü zan etmiştim ancak iki yazımda yayınlanmayınca istemeyerekte olsa kasıtmı var sorusu aklıma geldi.szinle pek çok mevzuda hemfikirim çokta beğenerek takip ediyorum ve çevremede tavsiye ediyorum vazifem icabı pek çok kişiye hitap ediyorum.sizi tavsiye ederken yemek tariflerinizi haram ve helale hasasiyetiniz ile tavsiye etmiştim yazılarınızın tamamını okumamıştım tavsiye ettiklerim benden daha ayrıntılı okumuşlar tarikatın hepsini red etmeniz ve bu kandil geceleerinde namaz mevzu beni hayal kırıklığına uğrattı daha doğrusu benim farklı yorumuma cevap vermemeniz..vaktiniz yoktur cevap veremeyebilirsiniz en azından yayınlayabilirdiniz benimde maksadım doğru bildiğim bir mevzuda ALLAH RIZASI İÇİN insanları bilgilendiirmekti neyse ben elimden geleni yaptım.

    1. Seher kardesim Allah razi olsun

  4. yorumlarım yayınlanmıyormu,benmi bulamıyorum?

  5. Korkuyorum birgün derdinden çatlayacaksın. Yazma artık Allah aşkına, Rabbim sana doğru yolu göstersin canım kardeşim

  6. ilknur.01 says:

    selamunaleyküm. Allah razı olsun abla .duvak mevlidine gittim.gelir gelmez açtım belki cevap yazmışsındır diye.orda önce evlilikle ilgili konuyu, peygamberimizin hadisleriyle anlatmaya çalıştım. sonra da kur’an okuyup dua ile kapattık.lokum dağıttılar yedik. tam kalkacak tık ki, görümce olan kişi 2 tane oklava getirdi.bir tarafa kız bir tarafa oğlan çocuğu tutturup.duvağı açtırdı.çocuklara üstündekileri çıkarttırıp gelinin kucağına,oda kayınvalidesinin kucağına, oda yatak odasına götürdü. oklavayı da eline aldı. kırma! bu yaptığınız yanlış hazır oklavaya yazık dedim. kadının da içi gitti en iyi oklavamı kırdın diye.o şaka etti tabi….
    bizim kur’an kursu hocası da yaptırıyor bu şekilde .örf-adettir, bir şey olmaz dedi.baktım kadın kendini çok bilgili zannediyor.
    sadece seyrettim.yapılana hep beraber güldük.komedi gibi……
    sonra dedim bu oklava meselesinide araştıracağım, yarın okuttuğum kişiler benden cevap bekliyor.
    neyse ablacığım.Allah’a emanet ol.

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: