Ahir Zaman Hocaları ya da Din Tüccarları!

“Allah, kendilerine kitap verilenlerden, «Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz» diyerek söz almıştı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler, onu az bir dünyalığa değiştiler. Yaptıkları alış-veriş ne kadar kötü!” (Al-i İmran-187)

Güvenilir bir Alim standartlarında olabilmek için kaç cilt eser okumak, hangi mektebi tamamlamak, ne tür ilimlere vakıf olmak gerekir? Alim hüviyetine ulaşabilmek için, Allah rızasına adanan bir ömre kaç ömür sığdırmak lazım gelir?  Burnu kanayasıya ilme devam etmek, kıyıda köşede kalmış İslama yabancı kalmış insanlar için canhıraş çalışmak, fedakarlıklar yapmak gerekmez mi mesela?

Ara sıra Güneydoğuda ki insanların  İslamdan uzaklığından, geleneksel din anlayışının, yerini İslamın dupduru hakikatlerine bırakması gerektiğinden ve burada olması gereken İslamı anlatacak hocalara duyulan ihtiyaçtan bahsediyorum.

Geçen gün eşim, buradaki bir grup müslümanın çok meşhur bir Hocayı Kızıltepe’ye davet ettiğinden bahsetti. “Eeee” deyip merakla devamını duymak istedim. Canlı canlı bir sohbeti uzun zamandır dinlemeyen kulaklarımız ne zaman şenlenecek, kimbilir insanlar neler öğrenecek diye heyecanlandım doğrusu…

“Ama” diye devam etti eşim; ” Hocamız buraya gelmek için oldukça yüklü bir para istemiş. Bu ücreti veremeyeceğini iyi bilen davet grubu da çaresiz davetlerinden vazgeçmişler”

O an içimden geçen cümleleri kelimelere dökecek kadar mahire değilim sanırım…

Biz ilkin Asaf Demirbaş’ı dinlemeye başlamıştık. TRT de demirbaş haline gelen suyu sabuna dokundurmayan hocamızla, ilk uyuklamalarımız vuku bulmuştu.

Demirbaş’ın modası geçince yerine sıfır kilometre Yaşar Nuri Hoca(!) geldi. Uyuklamalarımız bu kez onunla devam etti. Hâlâ da devam ediyor…

Zamanla özel TVler çıkınca her kesime hitap eden, her kitleyi memnun eden hocaların sayısı arttı. Hele sahabe hayatlarını, peygamberimizin çektiği çileleri, hikaye tadında, masal formatında  anlatan hocalar yüreğimizin orta yerine kuruluverdi. Sahurlarımız, iftarlarımız, cumalarımız şenlendi onlarla. İslamı yaşayamamanın verdiği vicdan azabını, hocalarımızın anlattığı menkıbeler eşliğinde döktüğümüz gözyaşlarıyla gidermeye çalıştık.

Peygamberimizin (s.a.v) taifte taşlanması, ayaklarının kan olması, miğferin yanağına batması gibi konular tekrar edildikçe, zavallı, acınası bir Peygamber silüeti oluştu zihinlerimizde. Nasıl öldü, nasıl kefenlendi, sahabeler nasıl ağladı diye içli içli anlatılırken bizde ekran başında salya sümük ağlama seanslarına devam ettik…

Namı dilden dile dolaşan hocalarımız, böylece  halkın gözbebeği oluverdiler. Kimseyi üzmediler. Herkese, her duruma uygun, mahirce verilmiş fetvaları vardı onların.

“Hocam işyerinde ince çorapla namaz kılsam olur mu? ama uzun etek giyemiyorum işim gereği?”

Olur bacım, sen namazını öyle kıl, niyetin halis olsun yeter!”

“Hocam kadın sesi haram diyorlar doğru mu?”

“Mısırda da bir dönem, kadın sesi haram mı helal mi tartışmaları çıkmıştı. Ümmü gülsüm öyle bir sahneye çıktı ki, herkes onu dinlemek zorunda kaldı!” (Hocamız bunu anlatırken, karşısında göğüs çatını geçtim, göğsünün yarısı meydanda bir şarkıcı kadın oturuyor. Zaten sunucu  hep aşufte!)

Meşhur hocalardan birinin evinde Tv kanallarından biri röportaj yapıyor. Duvarda kocaman bir resim. Hoca bey, bunun babasının resmi olduğunu söylüyor ve hemen kendini aklayıveriyor.” Soruyorlar: “Hocam resim asmak caiz mi?” diye, “caiz tabi ne olacak? Bu sonuçta bir gölgedir. Bakıp ibret alırsın!” Diyor. Acaba hadislerde geçen resim, gölgeden  farklı bir şey mi? açıklama yok…

Bu hocalar büyük TV kanalları tarafından kapışılıyor.  Daima kravatlı, sinek kaydı traşı, etkileyici uslupları ile göz dolduruyorlar. Her ortama ayak uydurabilmeleri  tercih sebeplerinden. Karşısında rahatça derin yırtmaçlı veya dekolteli elbiseler giymek serbest. Çünkü hoca asla bu konulara dokunmaz. Zaten dokunsa orada olamaz!

İnsanlar ağlıyor, cepler doluyor…

Sosyete memnun, hocalar doygun…

Anlık hüzünlenmeler,bir mendillik gözyaşları… Yüreklere dokunup geçen ama asla kalıcı olmayan sohbetler. Dinleyene İslam adına hiç bir sorumluluk yüklemeyen, masalsı anlatımlar…

Hak nedir, batıl nedir, cihad nedir, tesettür nasıl olmalıdır? Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler kimlerdir? Münafık kime denir, fasıklık nasıl olur? Bidatler niçin bu kadar yaygındır?

Hocalar suskun…

Ey beş yıldızlı otelleri mesken tutanlar…

Ey kartel televizyonlarından ılımlı din satanlar…

Ey boyalı ve dekolteli bir kadın görünce kendini unutan yumuşakçalar…

İslamı dert edip, sancısını çekenle, eli kolu bağlı oturanı aynı kefeye koyanlar…

Kalbi temiz olunca mutlaka affedilir diyenler…

Allah’ın cennetini beleşten dağıtanlar…

Toplumdaki yozlaşmaya, elimizden kayıp giden gençlere,  ahlaksız dizi ve programlara sessiz kalanlar…

Gerçekten Allah’ın rızası için çalışıp, kıyıda köşede islamdan habersiz kim varsa ona ulaşıp, hakkı korkusuzca haykıramayanlar…

Allah’ın kendilerine bahşettiği hatiplik nimetiyle din tacirliği yapanlar!

Katıldığı bir organizasyonda parası eksik yatmış diye ortalığı birbirine katanlar!

Eyy ahir zamanın kıytırık alimleri söyleyin hanginize güvenelim?!

Ve eyy sadece kendi çevresinden olanları Ehl-i sünnet vel cemaat inancında sananlar!

Bir tarikatın falanca kolundan olanların kesin cennete gireceğinden, şeyhlerinin şefaat hakkının olduğundan ve her müride de bir fersahlık şefaat hakkı verildiğini savunanlar!

Cenneti parsel parsel bölüştürenler! Kendi cemaatlerinden olmayanları cehennemlik ilan edenler. ALLAH’ın hakkında yalan söyleyen zavallılar!
Yıllar önce  medyaya çıkanları yerden yere vurup, sonra çıktığı TV kanalındaki dinsize methiyeler düzenler!

Rasul sallallahu aleyhi ve sellem ve Cebrail aleyhissalama  iftira atıp sonra mahirce çark eden utanmazlar! Çetelerle iş birliği yapanlar!

Söyleyin hanginize güvenelim? Size inanan binlerce saf insanın vebalini nasıl kaldıracaksınız?

Evet Peygamberimiz üç gün doyasıya arpa ekmeği yemedi. Karnına çok zaman taş bağladı. Peki ya siz?

Peygamberimiz yamalı kıyafet giyerdi. Peki ya siz? Üç günlük yiyecek olmazdı evinde. Ya sizin?

Evi dardı, İran kisraları saraylarda yaşarken o dünya malını elleriyle itmişti. Masal gibi, trajik cümlelerle hayatını anlattığınız Peygamber, Ashab-ı Kiram dava adamlarıydı. Acınası insanlar değillerdi. İslam için canlarını verdiler. Bütün mallarını Hak yola feda ettiler!

Emin olun sizin yerinizde olsalar ne o fuhuş ortamlarına girer, ne de İslam’ı anlatıyorum teranesiyle program başı 20000 TL alırlardı.

Sizin parasını beğenmediğiniz, küçük gördüğünüz yerlerdeki cahil insanlara İslam’ı anlatmak için yalın ayakta olsa gelirlerdi. Her nabza ayrı şerbet verip omurgasızlık etmezlerdi!

Bilirim, hepinizin ağzı iyi laf yapar. Bazınız ağlatır, bazınız güldürürsünüz. Bir doğru, bir yalan söyler, çoğu kez gerçeği gizler bambaşka bir dini anlatırsınız.

“Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar!” (Münafıkun_4)

Bize apaçık İslam’ı anlatan, Bidat’leri İslamdan söküp atmak için didinen, HAK için Hakkı haykıran, başına ne geleceğini düşünmeden hakikatleri anlatan mert ve takva ehli, Ebu Zerr yürekli Hocalar lazım.

“İndirdiğimiz açık delilleri ve kitapta insanlara apaçık gösterdiğimiz hidayet yolunu gizleyenlere hem Allah hem de bütün lânet ediciler lânet eder.” (Bakara-159)

CAHİDE SULTAN

Comments are closed.

Bir Yorum Bırakın :)

  1. şifa hatun says:

    S.A. ELİNİZE YÜREĞİNİZE SAĞLIK.ALLAH RAZI OLSUN .DOST TV BEĞENEREK İZLİYORDUM,EVİMİ TAŞIDIĞIM YERDE ÇEKMİYOR .ŞİMDİ ÇAĞRI TV İZLİYORUM GERÇEKTEN HOCALARI DOĞRUYU SÖYLÜYOR.HERKESE TAVSİYE EDERİM……..ALLAHA EMANET OLUNUZ .

  2. cahide hanım bende çoğu kişi gibi yazılarınızı çok beğenerek takip ediyorum. abdülkadir geylani hz ilahi armağan adlı eserindede çok güzel açıklamış mübarek diyorki!hakka karşı irfanın yok!nasıl halkı Ona davet edersin?senin bildiğin şeyler zenginlerin yanı,sultanların kapısı…peygamberle ve onu gönderenle ne ilgin var?şüpheli şeyleri yer vera sahibi olmassın.ancak haram yemeği bilirsin dinini satarak yemek haramdır sen münafık ve deccalsın…diyor….ve gerçek alim ve irfan sahipleri için ise;Veli kulların bir kısmı günlük ihtiyacını cennetten alıp yer,orada neler var görür.Oranın şarabını kana kana içer.onlardan bir kısmı da yemeği,içmeği bırakır.halkı azleder.onlara karşı varlığına perde çeker.bu zatların çoğu yeryüzünde saklıdır.halkı görürler ama halk onları göremez.çoğu veliler gizliliği tercih eder.açık gezen pek azdır.yeryüzü onlar için bitki bitirir.rahmet onlar için yağar.halkın üstündeki bela onların himmeti ile açılır.meleklerin yemesi,içmesi Hakkı tesbih ve tehlildir.Onlar bundan gıda alırlar.tesbih ve tehlilden gıda alan veli kullar,sayılacak kadar az olan bazı fertlerdir.Kalbini halkın ve sebeplerin kirine belemekten çekinir.halkla karşılaşmayı pek sevmez.ancak onları birer hasta kabul ettiği için,doktor olarak kabul eder.ne dünya hayatını sever,ne ahiret hayatını…çünkü O HAK yakınlığı izzetini bulmuştur .sevdiği hoşluk bulduğu tek şey O dur…şimdi sizinde anlatmaya çalıştığınız gibi bu kadar kolaymı alim olmak çıkıp tv de birşeyler anlatıpta kendisini hoca zannetmek ağlayıp sızlanmak neye yarar.olmaaaaz bu kadar kolay değil.

  3. selamün aleyküm ablacım içimin yarası bir konu yayınlamışsın kaç gündür giremedim hiç ttnet anlaşmam bitti diye başka biyere geçtim aman yarabbim çıldırttılar beni sonunda düzelttilerde açıldı bilgisayar yorumları sonra okurum ama yazın çok içime su serpti.zaten böyle yürekliliğide bi senden gördüm uzun yıllardır hep ihtiyacımızın olduğu ama kimsenin çıkıpta o yürekliliği göstermediği onca konuyu korkmadan sakınmadan sadece ALLAH’ın rızasını gözeterek yapıyorsunya sana olan saygım ve sevgim her geçen gün katlanıyor.içimde yazdıklarını okurken hep inceden bir acı hissediyorum aman diyorum rabbim’e ablamı sakındır koru gözet.dinim hakkı uğruna başına ne gelse hiç sakınmassın biliyorum ama işini tamamen bu dünyanın adaletine
    bırakan işine gelmeyeni susturmaya kendi borusunu öttürmeye çalışan çok, onların hainliklerinden hep korkarım.”en EMİN olana seni emanet ediyorum ki kuvvet ve kudret ancak O’nundur.seni esirgesinde gayretini kuvvetini çoğaltsın”amin,amin,amin

  4. h.karahan says:

    allah razı olsun .müslüman uyanık olmalıdır her daim,görüyorumki sizler öylesiniz.televizyondaki sözde hocalara hiç içim ısınmamıştı zaten.komşular çok övünce beş dakika bakdım ve anlattıklarının bir kelimesini dahi anlamadım.çok şükür Rabbime iman hakikatlerini öğrendiğim medresem var.illada tv hocası diyenlere semerkand ı tavsiye ederim. bana daha samimi geliyorlar helede şemseddin bektaşoğlu

  5. cahidecigim seni bir aydir takip edebiliyorum sizin yazilarinizi okumak benim icimi rahatlatiyor farkinda olmadan size cok guvendim nedenini bilemiyorum cok mantikli yazilar yaziyorsunuz bu günki yazinizda öyle ama gecenlerde okudugum gercekten tesettürlümüyüz yazinizada bayildim ben kapali bir insan degilim ama sadece basini kapatip diger taraflari acik kadinlardan farksiz olan insanlari anlamamisimdir hic sizi takip etmeye devam edecegim allah yardimciniz olsun sizin gibi insanlara gercekten ihtiyacimiz var

  6. SEVDENUR says:

    bir de aylık dergimiz vardır bu yazı ordan yeni dünya dergisi netten bakabilirsin cvp yazarsan sevinirim:):):D

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: