kokosabla-kış-çocuklar-bitkisel

Kiraz Yaprağı Köftesi

SALAVAT, CÜZ  DAĞITMAK

Son günlerde  aldığım bazı mailler güler misin ağlar mısın dedirtecek cinsten: “Salavat almak için tıklayınız” ,” 10 milyon salavat”, “45 milyon salavat” ,”Dünya nüfusunun sayısı kadar salavat!”

Ne oluyor ALLAH’aşkına!!?? Yeni bir din mi icad oldu? Peygamberimizin ve sahabelerin bilmediği bu uygulamaları bu dine sokan kim?

İnsanlar at yarışı yapar gibi, salavat kampanyaları düzenliyor. Sanki “En büyük kampanya bizim kampanya” der gibi. Salavat dilenciliği yapan, eşe dosta telefon eden, zorla bilmem kaç tane salavat dağıtan, almadığınız zaman surat eden kişiler ne yapmaya çalışıyorlar?

Sadece salavat mı? Sınava girecek çocuğu için 4444 tane tefriciye dağıtanlar, parsel parsel cüz dağıtanlar, şu kadar Yasin, bu kadar Fetih suresi….

Herhangi bir sohbet ortamı ve arkadaş toplantısında, mutlaka birisi çıkıp, ya salavat, ya cüz dağıtır. Okumak istemeyen bile, “hayır” diyemediği için kabul etmek zorunda kalır. İsteksiz okunan bu cüzler kime fayda verir? Orası meçhul.

“Onlar Kur’ân okurlar, (fakat okudukları) boğazlarından aşağıya geçmez! (Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 36)”

“Anacım 5000 tane salavat aldım. Yarısını dağıttım, yarısı bana kaldı. Akşam oturunca çekeyim de bitsin bari!” Emin olun bu tarz bir konuşmayı sizde mutlaka duymuşsunuzdur. Sonra kadın alır eline zikirmatiği, bir yandan TV dizisini seyreder, bir yandan salavat çeker. Oh ne alâ Müslümanlık! İçi boşaltılmış, özünden koparılmış bu İslam’ı yaşaması ne kolay!

Ne peygamberimizin ne sahabelerin yapmadığı bir şeyi biz niçin yapıyoruz? Haşa biz onlardan daha mı iyi biliyoruz ki, ya da Rasulullah’la beraber tamamlanmış olan bu dinde eksik mi görüyoruz ki, yeni yeni şeyler icad ediyoruz?

Kur’anda ALLAH “Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam’ı beğendim.” [Maide 3] diyorken onlar  “Ama benim hocam söyledi, şeyhim söyledi…” diyerek savunmaya geçiyorlar.  Bu hocalar nasıl bir hocadır ki Rasulullah (s.a.v) ın “İşlerin en kötüsü (Din adına)sonradan ihdas edilenler / ortaya çıkarılanlardır.” ( Muslim, Cuma, 43)

“Sonradan ihdas edilen her şey bid’attir” ( Nesâi, Îdeyn, 22; İbn Mâce, Mukaddime, 7) “Her bidat dalalettir, her dalalet de ateştedir.”( Muslim, Cuma, 43; Ebu Davud, Sünnet, 6) hadislerini  bilmez veya görmezden gelirler de kendilerine tabi olanları bu yanlış gidişten dolayı uyarma gereği hissetmezler.

Mesela, İbn-i Abbas, Abdullah Bin Mesud sonra İmam-ı azam  Alim değiller miydi? Şimdiki hocalar onlardan daha mı ilim sahibi ki, bu tür sayısız bidate olur veriyorlar.

İyi bilelim ki, bizim şuursuzca, yüreğimizi dahil etmeden söylediğimiz milyonlarca Salavat’a  Peygamberimizin ihtiyacı yok. Zaten O’nun böyle bir tavsiyesi de yok.

Aklımıza Efendimiz (s.a.v) gelince, O’nun adı anılınca içten söylenmiş bir salavat, emin olun uyuklarken çektiğimiz milyon salavattan daha kıymetlidir.

Ne olur kardeşlerim, Kur’an ve Sünnet çizgisinden ayrılmayalım. Bize ibadet şekillerimizi Rasulullah Aleyhisselatu vesselam ayrıntılı olarak anlatmış. Emredilen, tavsiye edilen her şeyi yaptık mı ki, yeni yeni uygulamalar icad ediyoruz? Müslüman akıllı insandır. Araştırır, öğrenir, anlamaya çalışır. Kimseye körü körüne bağlanıp kalmayın, kimseyi hatasız görmeyin ne olur!

Rabbimiz okuduğumuz Sureleri, çektiğimiz Salavatları boğazımızdan geçirip, yüreğimize nakşetsin. Gözlerimizi O’nu andıkça ıslanan gözlerden eylesin…


Şunu hatırlatmakta fayda görüyorum: Ben hiç bir mümin kardeşimi benden farklı düşündüğü için atamam, benden ayrı tutamam. Her bir kardeşim benim için özeldir. Onları harcamak, yok saymak gibi bir lüksümüz olamaz.

Fakat kendi inandığımdan ve bunu söylemekten de bir an geri duramam. Sırf kendi görüşüne muhalif görüşlerim olduğu için pek çok kardeşim terketti beni. Hatta hakarete varan sözler sarfetti. Olsun varsın. Kardeşlerimin canı sağolsun.

Hepimiz Müminiz Elhamdulillah. En azından böyle umut ediyoruz. Aynı RABB’be, aynı Kur’an’a, Aynı Resûl’e inanıyoruz. Kim kimden daha üstün, kim Allah’a daha yakın bunu bilemeyiz.

Ben yanlış gördüklerimi burada anlatıyorsam, bu kimseye olan kinimden dolayı değil, belki bir kardeşim yanlışından döner umuduyladır. Yoksa kimseyi incitmek, üzmek gibi bir niyetim yok.

Paylaştığım konuları Kur’an ve Sünnet çerçevesinde konuşalım, tartışalım. Kabul ederiz veya etmeyiz, yeter ki birbirimizi kırmayalım…

*******♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥******

Bahar gelipte kiraz ağaçlarının yemyeşil yapraklarını gördüğünüzde, bu yapraklara bir kez daha bakın. İşte o gürbüz ve yemyeşil yapraklardan muhteşem bir yemek yapabilirsiniz.

Malatya Yöresine ait pek çok köfte çeşidini sair zamanlarda sizlerle paylaştım. Kiraz yaprağı köftesi, Malatya’nın  belki de en meşhur köftelerinden biridir.  Fasulye, kayısı, ayva  ve dut yaprağı gibi çeşitleri anlatmadım daha 🙂

Anadolu’nun kadınları bir başka zeki olur sanki. Avrupalı, ketçap, mayonez altında ne olduğu belli olmayan yapay hormonlu zerzevatlara talim ededursun, onların hayaline bile ulaşamayan yemekleri bizim annelerimiz icat etmiştir. Sonra o Avrupalılar memleketimize gelir, ağızlarının suyu aka aka yemeklerimizi yer, mahire kadınlarımıza hayranlıklarını artırırlar.

Neyse canlarım, köfteye gelecek olursak; adı köfte ama içinde et yok. Keseleri yormaz.  Sizin veya eş dostun bahçesinden bir demet kiraz yaprağı toplama imkanınız varsa, iki soğan biraz da yoğurdunuz oldu mu bu muhteşem yemeği sizde yapabilirsiniz.

Yanına çorba gitmez, pilav yakışmaz, ayrıca yoğurda lüzum yok. Her bir şeyi içinde başlı başına bir ana yemek işte.

Dostlar bir köfteye bu kadar dil döktüm. Denemesi de size kalmış artık. Emin olun pişman olmayacaksınız..:)

Bakalım resmine bile bakınca gözlerimin dört açıldığı bu yemeği nasıl yapmışım 🙂

Malatya yöresine ait Kiraz Yaprağı Köftesi 

Malzemeler

Köftesi için

  • 1 su bardağı ince sarı bulgur
  • 1 su bardağı su (ıslatmak için)
  • Yarım su bardağı un
  • 1 silme  tatlı kaşığı tuz
  • yoğururken eklemek için yarım çay bardağı su

Diğer malzemeler

  • 1 demet taze kiraz yaprağı, ya da  salamurası
  • 3 su bardağı yoğurt
  • 1 adet yumurta 1 yemek kaşığı dolusu un
  • Tuz
  • 3 tane iri boy kuru soğan
  • 1 çay bardağı zeytinyağı
  • 1 tatlı kaşığı tereyağı
  • Toz kırmızı biber
  • Varsa, bir tatlı kaşığı erik ekşisi(Benim yoktu)


Kiraz yaprağı köftesi nasıl yapılır?

  • (Bu yemeğin köftesi, orjinalinde yarmayla yani unlu bulgurla yapılır. Fakat yarmayı heryerde bulmak mümkün değil. Bu yüzden ben tarifi ince bulgurla vermek istedim)
  • Bulguru su ile ıslatın. 1 saat bekletin.
  • Unu ekleyin. Su ilave ederek özleşene kadar yoğurun.
  • Kiraz yapraklarını tıpkı asma yaprağını haşlar gibi haşlayın.
  • Bir yaprağın baş kısmına köfte hamurundan küçük bir parça alıp koyun ve sıkıca sarın.
  • Sardığınız köfteleri elinizde biriktirip sonra tencereye sıkıca yerleştirin.
  • Bütün yaprak ve hamur bitince, tencereye sarmaların üzerine çıkacak kadar sıcak su koyun. Azıcık tuz ekleyin.
  • Ağzına bir tabak kapatıp ocağa alın.
  • Yapraklar yumuşayana kadar haşlayın.
  • Soğanları yemeklik doğrayın. Zeytinyağında kısık ateşte pembeleşene kadar kavurun. En son tereyağını ekleyin. Köpürünce, kırmızı biberini atıp ocaktan alın.
  • Diğer tarafta, ayrı bir tencerede erik ekşisi, yoğurt, un ve yumurtayı çırpıp üzerine 2 su bardağı da su ilave edin.
  • Kaynayana kadar, devamlı karıştırın.
  • Pişen kiraz köftelerini yoğurdun içine alın. Kesilmemesi için tahta kaşıkla yavaş yavaş karıştırın.
  • Kavrulmuş soğandan 2 yemek kaşığı kadar köftenin içine ilave edin.
  • Kaynayan köfteyi ocaktan alın. Servis ederken, her tabağın  üzerine bir kaşık kadar kavrulmuş soğan gezdirin.
Malatya’lı Selma kardeşimizden bir kaç püf noktası:
1.Yaprakları iki yada üçe bölerek sarınca hem daha küçük hemde damarları alınmış oluyor,
2.Pişirme esnasında suyuna sıvı yağ eklenirse lezzet patlaması oluyor.
3.Köftelerin haşlanmış haline sarmısaklı yoğurt dökerek soğuk yenebiliyor.
Bu da Malatya’lı Aysun ablamızdan
  1. Bu köfte yarmayla yapılır bulgur ve unla yapılan yumuşak olur aynı tadı vermez
  2. Ben annemin yaptığı gibi yoğurtuna katacağım unu tereyağında kavurup kef diyoruz öyle katıyorum
  3. Yaprakların sap kısımlarını koparıyoruz,  daha ince sarıyoruz
Son not benden: İşin ehillerini görünce Walla tırstım 🙂

Diğer Malatya yemekleri

Özellikle çocuğu olmayan, tüp bebek tedavisi olan hanımlar lütfen Senem Hanım’ın bu hafta ki YAZISINI okusunlar.

Bir Cevap Yazın

Bir Yorum Bırakın :)

  1. ayyy keşke cahide hanım benim komşum olsaydı yada arkadaşım siteye bi girdim mi çıkamıyorum düşünceleriniz çok güzel Allah yolunda hizmet etmek bu olsa gerek …Allah ın selamı üzerine olsun cahide hanım

  2. O kadar seviyorum ki mübareği ağacı götüresim geldi birden 🙂 Anladım abla teşekkür ettim 🙂

    1. Benim içinde götür gülüm benim 🙂

  3. Kiraz yaprağı buldum ablacığım hemde yanı başımda bitişik komşumda 🙂 Toplamak için izin de istedim fakat birşey sormak istiyorum yapraklarını toplasam meyve vermesini etkiler değil mi Meyve verdikten sonra mı toplayayım o zamanda geç olmaz mı? Yeni yeni kızarmaya başlamış kirazlar. Benim amacım biraz toplayıp salamura yapmak 🙂

    1. Canım dalları tamamen çıplak bırakmıyacaksın ki 🙂 Aralarından 1 er, 2 şer toplayacaksın. Kart olanlar değil, taze nazik olanları alacaksın. Ama en ufaklarda olmasın tabi.

  4. tülin ekinci says:

    paylasımlarınızı cok begeniyorum ..bende takipçilerinizden biriyim artık 🙂

  5. cahide kardesim yorumu nu simdi okudum .Bilmedem semi kirdim ise hakkini helal et .ben sahis olararak degilde geneli kastettim.hatta peygamber efemdimizinde bir hadisi var tam orijinali aklimda degil ama birinin namaz kilmasina vesile oldun diyelim o namaz kildigi muddetce sen de sevap aliyorsun ser istede ayni durum hadisi tam hatirlayamadim aciklamasini anlaaya calistim gerci sen daha iyi bilirsin.birde sunu itiraf etmek isterim bizim gibi dusunenlerin olmasi beni cok sevindiryo .inanirmisin cevabini aglayarak okudum Bemde seni seviyorum Allah icin Alaha emanet ol

  6. Amr b. Yahya’dan; “babamı, babasından (naklen) şöyle rivayet ederken duydum:
    (Babam) dedi ki sabah namazından önce Abdullah b. Mes’ûd’un kapısının önünde otururduk. Çıktığında, onunla beraber mescide giderdik. Neyse (bir gün) Ebû Musa el-Eş’arî yanımıza geldi ve;
    “Ebû Abdirrahman (yani Abdullah b. Mesûd) şimdiye kadar yanınıza çıktı mı?” dedi. “Hayır” dedik. O da bizimle beraber oturdu. Nihayet (Abdullah) çıktı. Çıkınca toptan ona ayağa kalktık. Sonra Ebû Musa ona şöyle dedi:
    “Ey Ebû Abdirrahman! Biraz önce mescidde yadırgadığın bir durum gördüm. Ama yine de, Allah’a şükür, hayırdan başka bir şey görmüş değilim. (Abdullah) “Nedir o?” diye sordu. O da; “Yaşarsan birazdan göreceksin” dedi (ve) şöyle devam etti:
    “Mescidde halkalar halinde, oturmuş, namazı bekleyen bir topluluk gördüm. Her halkada (İdareci) bir adam, (halkadakilerin) ellerinde de çakıl taşları var. (idareci): “Yüz defa Allahu ekber deyin” diyor, onlar da yüz defa Allahu Ekber diyorlar. Sonra, yüz defa La İlahe İllallah, deyin diyor, onlar da yüz defa La ilahe İllallah diyorlar. Yüz defa Sübhanallah deyin diyor, onlar da yüz defa Sübhanallah diyorlar.”
    (Abdullah b. Mes’ûd); “Peki onlara ne dedin?” dedi. “Senin görüşünü bekleyerek -veya “senin emrini bekleyerek” -onlara bir şey söylemedim.” dedi.
    Dedi ki; “onlara kötülüklerini hesab etmelerini emredip (bununla) iyiliklerinden hiçbir şeyin de zayi edilmeyeceğine dair onlara güvence verseydin ya!” dedi. Sonra gitti, biz de onunla beraber gittik. Nihayet o, bu halkalardan birine geldi, başlarında durdu ve şöyle dedi: “Bu, yaptığınızı gördüğüm nedir?”
    Dediler ki; “Ey Ebû Abdirrahman! Bunlar çakıl taşları. Onlarla Ellahu Ekber, La ilahe İllallah ve Sübhanallah deyişleri sayıyoruz.” (Bunun üzerine Abdullah b. Mes’ûd) dedi ki;
    “Artık kötülüklerinizi sayıp (hesab edin)! Ben, iyiliklerinizden hiç bir şeyin zayi edilmeyeceğine kefilim. Yazıklar olsun size! Ey Ümmet-i Muhammed, ne çabuk helak oldunuz! Peygamberinizin -salallahu aleyhi ve sellem- şu sahabesi içinizde hâlâ bolca bulunmakta. İşte onun elbiseleri, henüz eskimemiş; kapları, (henüz) kırılmamış. Canım elinde olan Allah’a yemin olsun ki, sizler kesinlikle ya Muhammed’in dininden daha doğru yolda olan bir din üzerindesiniz (-ki bu imkânsızdır-) veya bir sapıklık kapısı açmaktasınız.”
    Onlar; “Vallahi, ey Ebû Abdirrahman, biz, başka bir şey değil, sadece hayrı (elde etmeyi) İstedik” dediler.
    O da şöyle karşılık verdi; “Hayrı (elde etmek) isteyen niceleri vardır ki onu hiç elde edemeyeceklerdir. Resûlullah -salallahu aleyhi ve sellem- bize haber vermişti ki; Kur’an’ı okuyacak olan bir topluluğun bu okuyuşları sadece dilde kalacak, onların köprücük kemiklerini ileriye geçmeyecek. Vallahi, bilmiyorum, belki onların çoğu sizdendir.” Sonra Abdullah onlardan yüz çevirdi .
    (Amr b. Yahya’nın dedesi) Amr b. Selime, bundan sonra şöyle dedi: Bu halkalardaki (insanların) tamamını, en-Nehrevân olayında, haricîlerin yanında bize karşı vuruşurken gördük.”

    Darimi(206) Taberani bunu hasen bir isnad ile rivayet etmiştir. Bkz.: Taberâni(9/125) Mecmau’z-Zevâ’id, (1/181). Hadisin merfû kısmı için bkz. Müslim(1/663); İbn Mâce(1/59); Ahmed b. Hanbel(1/380, 404)

  7. tamam ablam teşekkür ederim beklicem yazmanı

  8. ben istanbuldayım ablam

    1. Canımsın, firmaya sorumu yönelttim. Yeni sitelerinde bütün satış noktalarını yazacaklar. Sanırım bugün yeni siteleri açılacakmış.

  9. sibel hanim Apdulkadir geylaninin ilahi armagan kitabini okuda dersine devam efen cemaati varmiydi ,Allah dostlarina uymanin onemini anla.

  10. sunu belirtmelk isterimki ben kimsenin hatasini bulmak arayisinda degilim.sadece bildigim bir gercegi Hadislerle paylasmak istedim.uslubun beni cok kirdi .uzuldum birdaha rahatsiz etmem.Rabbim cumlemizi dogru yoldan ayirmasin.

    1. Canım kardeşim, ben senin beni suçlar gibi yazdığın son cümlene binaen onu yazdım. Kırıldım dedin diye o kısmı sildim şimdi. Kusuruma bakma canım. Fevri davrandım. Ne kadar basit sebepler yüzünden birbirimizi harcıyoruz ve kırıyoruz. Gerçekten bize yakışmıyor. Ben yazımın sonunda belirttiğim gibi hiç bir mümin kardeşimi farklı görüşleri yüzünden atamam. Vazgeçemem. Ben seni çok seviyorum kardeşim. Nasıl düşündüğün değil benim için önemli olan.
      Önemli olan Aynı değerleri savunuyor ve inanıyor olmamız. Küçük fikir farklılıkları illaki olur.
      Yorum yaz veya yazma onu sen bilirsin ama bilki benim sana hiç bir kırgınlığım yok Gülcan. Allah sana dert keder vermesin kardeşim…

  11. selamün aleyküm cahide ablacım hayırlı günler beyza tavuktan bahsetmişsin nerden alabiliriz peki nerelerde satılıyor

    1. Sen neredesin Esferciğim?

  12. ellerinize sağlık bu tarifi hp yaparım çok severim fasulye yaprağıylada çok güzek oluyor biiz dövme unu ile yaparız köftesini farklı bi lezzet olur. bu arada buaralar en çok merak ettiğim konuya değindiniiz inanın ben soracaktım siz yazmasanız kutlu doğum haftasındayız gireceğiz söylediğiniz gibi salavatlar yasinller vs. çok merak etmeye başlamıştım okuyordumda sürekli ama beni çok güzel aydınlattıınız allah razı olsun.

    1. Kutlu doğum haftası sonradan çıkarılmış, dinde yeri olmayan, peygamberimizin bizden istemediği, Sahabelerin yapmadığı ve içerisinde bir çok bidati barındıran bir haftadır. Peygamberimiz “beni övmekte aşırı gitmeyin” buyurmuşken, bu abartılı ama içi boş söylemler, çalgılı çengili geceler, hırıstiyan müziğine benzer müziklerle mevlüt okumalar nereden çıkıyor.
      Allah rızası için bunlara itibar etmeyelim. Biz İslamı doğru anlayalım. Emredilenleri yapmaya çalışalım bu bize yeter. Allah bizi şaşırtmasın…

  13. amacim kimsenin hatasini aramak
    degil sadece bildigim birseyi paylasmak isteedim eger sirf senin bildiklerine dogru diyecekseksek kendi dusuncelerimizi yazmaya gerek yok bak sende daha detayli anlattin bende bilgilendim ama uslubuna kirilmadim dersem yalan olur Rabbim cumlemizi habibinin yolundam ayirmasin

  14. sitenizi cok beyendim

  15. KübraNur says:

    Ahh ablam dün de aklıma geldi şöyle güzel bir kiraz yaprağı köftesi olsa da yesem diye. Anacığım malatyalı bilirim oranın yemeklerini sende çok güzel yapmışsın ellerine sağlık . Yazı da çok güzel yüreğine sağlık.

  16. ellerine saglik cahidecim, yemegin gercekten tek kelime ile muhtesem görünüyor.Tarifi kaydettim, insaallah bahcemdeki kiraz agacinda yaprak olunca denemek istiyorum. Türkiyede kiraz agaclari yeserdimi, burdaki agaclar hala kuru yesermedi.

    1. Hicret ablacım, gözüm daha bir yeşil ağaç görmedi ki, kiraz ağacınıda görsün..:( Her bahar gelişte gözüm etrafta, uzakta yeşil tarlaları görüyorum. Birde tek katlı evlerin önünde tek tük ağaçlar var. Burası o kadar kuru bir yer ki, eşime ne olur yemyeşil bir yere gidelim de gözüm yeşile doysun diyorum..:)

  17. Cahide ablacim sa,
    Nicin namaz kildigini bilmeyen, namazda ne okudugunu bilmeyen, kurani kerimin mealini bir kere bile okumamis azimsanmayak kadar cok musluman var. Ici bosaltilarak yasanan dinimizi insanlarin kalbinde doldurmaya calustigin icin seni seviyorum.
    Sunu da soylemek istiyorum ki Salavati serif cekmek peygamber efendimiz tarafindan da tavsiye edilmis (sadece adi anildiginda degil), bizim selamimiz sonucta o salavatlar, ve peygamber efendimiz o vesile ile bizi daha cok taniyacak. Hem Ahzab suresinde de “O’na salat (ve dua) ediniz ve samimiyetle selam verinuz” buyuruluyor. Bir yandan tv izleyip bir yandan bunu yapanlari tabi ki savunmayacagim, hatra sasirdim diyeyim, fakat birbirimizin de hayirhah’i olmaliyiz. Belki bir tanidigimiz bu vesile ile salavat cekmis olacak, bu hayra vesile olmaktir ve vesile olan da yapan gibidir. Yasin ya da fetih dagitma konusunda da isin icine cok kisinin duasini sokmak var. Dua kulliyet kesbedince kabule karin oluyor.
    Bir de her ne kadar bizim (kendi adima) kalp gozlerimiz kapalu olsa da gonul gozleri acik zatlar peygamber efendimizle baska alemlerde bulusuyorlar. Peygamber efendimiz o zatlara dua ogretmis/tavsiye etmis olabilir. Bu dua dine ekstra bir sey katmak degildir, o dua edilmezse gunah gibi bir durum soz konusu olamaz. Insan istedigi gibi dua edebilir, bunda bir sinirlama yok, (Allah duada asiriya kacanlari sevmez, fakat burdaki asirilik Allah’tan gunah olan seyleri istemek denir) peygamber efendimixin fiziksel beden olarak bu dunya uzerindeyken ettigi sekilde dua etmek tabi ki en faziletlisidir, fakat insanin icinden geldigi gibi ve ya alim zatlarin icinden geldigi dualari etmesi bidat degildir. Duadir bu. Duamiz olmasa ne ehemmiyetimiz var…
    Aeo

    1. Hoşgeldin canım..:)

      Araştırdığıma göre, Ahzap suresi 56. ayetteki “Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin.” ayetini Allah ve melekleri bizim gibi salavat getirirler demek olmuyor. Orada ki salattan kasıt yardımdır. Çünkü 43. ayette müminlere de salat edildiğinden bahsediliyor. Evet Allah ve melekleri bize de yardım ediyor. Bizde ibadetlerimizi tam yaparak, islamı yaşayıp anlatarak Allah’ın dinine yardım ederiz.

      Bir mümin istediği kadar Peygamberine salavat gönderebilir. Bunda elbette bir sınırlama olamaz. Bunu ancak kendisi bilir. Çünkü nafile bir ameldir. Yanlış olan İslamda ve Peygamberimiz zamanında yapılmayan bir uygulamanın yaygın olarak yapılmasıdır.

      İmam malik der ki; femalem yekun yevme izin dinen felem yekunun yavmine din” o zaman dinde olmayan şey bugün de dinde yoktur.

      Muhacir ve Ensarın bilmedigi yapmadığı hiç bir şey dinden değildir…

      Zaten bütün bidatler dindenmiş gibi durur ve bu yüzden insanlar rağbet ederler. Kötü görünse kimse kabullenmezdi elbet. Ama bizim ölçümüz Kur’an ve Sünnet’i seniyye olmalı. Oralarda bulamadığımız uygulamaları kim derse desin yapmamalıyız.
      Herkes kendi duasını içinden geldiği gibi edebilir. İstediği kadar zikir çekebilir. Sevdiği birine, dostuna benim şu sıkıntım var, beni de duanda unutma denilebilir. Ama şunun için şu kadar salavat, bunun için bu kadar yasin dinin özüne ters uygulamalardır.

      Hatta Mehtap TV de program yapan Faruk Beşer’e de bu konular sıkça sorulmuştu. Ondan dinlediklerimle beraber, bu yöndeki fikirlerim daha da bir pekişti.
      Küre TV den araştırabilirsin..:)
      Allah’a emanet ol canım…

  18. Esselamün aleyküm Cahide ablam;Dediklerinize katılıyorum bazıları bu tarikatlara katılıp şeyhlerini andıklarında titremeler değişik değişik hareketler bana bunlar ters geliyor önce peygamber (s.a.v)i anmamız gerekir.Yemeğin çok değişik vede lezzetli görünüyor ellerine sağlık Allah’a emanet ol canım..

  19. elif zeynep abdullah says:

    teslimolan.blogcu.com/risaleyi-nura-reddiye/10482409

    1. elif zeynep abdullah says:
        1. elif zeynep abdullah says:

          yukarıdaki linkleri vrmemin sebebi karalamak için değil sorgulamak içindir, içinde olmak ya da dışardan bakmak gibi yani, doğruya doğru , yanlışa yanlış demek ancak kesin bilgi ile olur, araştırmak , kalbin hakikaten mutmain olup olmadığını anlamak, nefis mi mutmain kalp mi diye sormak kendine her durumda, Kur’an-Kerim ve Hadis’ i Şerif leri en üste koyup onların gölgesinde incelemek geri kalan herşeyi,mü’minler kardeştir kelime i şehadeti kalben inanarak söyleyen herkesi kardeş olarak görürüz biz, kardeş kardeşin iyiliğini ister hep buradaki paylaşımlarımızın amacı da budur ancak, Allah cc hepimizi dosdoğru yolda olan ve son nefesimize kadar yolundan ayrılmayan kullarından eylesin

  20. aişe ravza says:

    eğer anlamadıysanız biraz daha konuyu açabilirim.:)

    1. Canım benim tam olarak bilmediğim konularda fikir yürütemem. Bu kadarı yeter sanırım..:)

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: