Kokoshabla_com_ad_banner

Yürekten bir dua için, aracıya ne hacet?

İyi bil ki, halis din yalnız ALLAH´ındır. O’ndan başka veliler edinenler şöyle derler: “Biz bunlara, sırf bizi ALLAH’a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz”. Süphesiz ki ALLAH, onlar arasında, ayrılığa düştükleri şeyde hükmünü verecektir. (zümer suresi/3)

Dinimizi yaşamaya çalışırken belkide yaptığımız en büyük hata, Allah’ı yeterince tanıyamamaktır. Onun azametini, kudretini anlayamadan, ona ulaşmak için farklı sebepler arayıp durmuş insanlık.

Efendimiz buyurdular ki: Muhakkak ki, sözlerin en doğrusu ALLAH’ın Kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed’in (sallAllahu aleyhi ve sellem)’in yoludur. İşlerin en kötüsü ise sonradan uydurulanlardır. Sonradan uydurulup dine sokulan her amel bidat, her bidat sapıklık ve her sapıklık da ateştedir.”

Bidatler dinimizin içine öyle sinsice yerleştirilmiş ki, biz onları dinden sanıyor aldanıyoruz. Sanki din eksik bırakılmış, sanki haşa Efendimiz yeterli hadis bırakmamış yada var olan hadislerin tamamı hayata tatbik edilmiş de yeni yeni bidatler uydurularak boşluk tamamlanmış gibi.

Bu memlekette para kazanmak uğruna, uydurma dualarla doldurulmuş, adına “yasin kitabı” denmiş nice sahte dua kitapları var. Allah’ın buyurmadığı, Efendimiz (s.a.v) in söylemediği, islamla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir dolu hurafe, bir dolu yalan…

Rabbimiz dosdoğru dini Rasulü aracılığla bize bahşetmiştir. Bize miras kalan bu dinde herhangi bir eksiklik yoktur. Bu dinin ilave kurallara adetlere ihtiyacı da yoktur.  Alimler,  dini ikâme etmek, ayakta tutmak için vardır. Dini sapasağlam ayakta tutamayan, sonradan ilaveler yapan, bidatler ekleyen ne alim, ne de şeyhlerin bu dine bir faydası olamaz.

Arap müşrikleri kendilerini Allah’a ulaştırsın, duaları daha çabuk kabul edilsin diye putları aracı yapmışlardı. Günümüze kadar gelen süreçte bu kalıntılar boyut değiştirerek devam etmiş. Şeytan her an aramızda dolaşıp görevini ifa etmeye çalışırken, insanların ibadet şekillerinde zaman zaman yanlış uygulamalar ve inançlar kendisini göstermiş.

Günümüzde bunun en bariz örneklerinden biri dua yaparken, duanın daha kolay kabul edilmesi için aracılar koymak, vesileler aramaktır. Evliyaları, şeyhleri, 444 kere okunan uydurma salavatları,  duanın kabul olması için aracı yapmak Allah’ı tek güç olarak tanıyamamaktan kaynaklanıyor.

“Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız.”(Kaf/16)

Biz her “Ya Rab!” dediğimiz zaman “İste kulum!” diyen, biz bir adım atınca, bize koşarak gelen bir Allah’ın huzurundayız. Öyleyse aracılar koymak neden?

Siz hiç sahabelerin Rasulullahı  aracı kılarak dua ettiğine dair bir rivayet duydunuz mu? yada Efendimiz’in dua edeceğiniz zaman sahabeleri, evliyaları veya kendisini vesile kılmamızı istediğine dair bir hadis okudunuz mu?  Peki nereden çıkıyor bu uygulama.  Kabirlere gidipte medet umma çabası, adaklar adama, onlarsız dua edememe hastalığı nasıl bulaştı bize?

Hayatın son aşamasında insanın hangi halde öldüğü insanlara gizli bir sırdır. Bunu yalnız Allah bilir. Sizin evliya dediğiniz, kabrine yüzünüzü sürdüğünüz insan ya son anda kaybedenlerden olmuşsa. Cennetle müjdelenenler dışında hangi insana cennet garanti edilmiş ki, siz onu aracı yapıp dua ediyorsunuz?

Rasulullah (s.a.v)  Kızı Hz. Fatıma’ya ” Kızım baban peygamber diye güvenme” demiyor muydu? O bir peygamberken  Makam-ı mahmud’a ulaşmak için ümmetinden dua istemiyor muydu? Peygamber ümmetinden dua isteyecek kadar mütevaziyken, siz  hangi bilgiye dayanarak bir faniyi yücelterek, dualarınıza vesile yapıyorsunuz?

Allah erişilmez bir yerde değil, bize bizden yakın olan, içimizden geçenleri , biz içimizden geçirmeden bilen bir Rabbimiz var bizim.

Allah bizi bizden iyi bilip dururken, “bana dua edenin duasına icabet ederim”(Bakara 186) buyurmuşken neden O’na ulaşmak için vasıtalar arayıp duruyoruz?

Yazık ki sevgili Peygamberimizin, “Birbirinize temiz ağızlarla dua edin” hadis’ini unutuyor, kendisine bile faydası olamıyacak ölülerden medet umuyoruz.  Müminin , diğer mümin kardeşine ettiği dua ne önemliymiş, ne değerliymiş meğer. İhvan olmak birbirini dert etmektir. Kardeşin için gönülden dua etmektir.Bir olmak, beraber olmaktır…

Annelerin evlatlarını unuttuğu kendi derdine düştüğü o dehşetli kıyamet gününde, kendisi himmete muhtaç dedeleri, evliyaları, şeyhleri bırakalım kabirlerinde rahat yatsınlar. Onları hayırla yad edelim. Haklarında hayır dileyelim  ki Rabbim onlarında işlerini kolaylaştırsın.

Ayrıca ben duama şunu şunu vesile yaptım ve duam kabul oldu diyenler bilsinler ki bu Allah’ın bir imtihanıdır. Emin olun siz, sebebi Allah’tan mı, vesileden mi bildiniz diye sınanmaktasınız. Güç, kudret, azamet sahibi, dilediğine hesapsız rızık veren  bir Rabbimiz var bizim. El açıpta yürekten samimi bir dille istediğimizde, bizi karşılıksız bırakmayandır “O”. Sizin vesile dediğiniz insanlar, kimsenin kimseye fayda vermeyeceği kıyamet gününde kendi dertlerine düşecekler. Peygamberimiz bile Allah’ın izni olmadıkça şefaat edemiyecek.

Yıllarca sen Kur’an’ı okumakla anlıyamazsın deyip okumamızı engellemeye çalışanlar, sen günahkar bir kulsun, Allah’a aracısız ulaşamazsın deyip bizi sapıklığa cehalete sevketmeye çalışanların sinsi oyunlarının bir tezahürüdür bu. Allah oku diyor, birileri sen anlamazsın diyor, Allah iste vereyim diyor, birileri vesilesiz olmaz diyor…

Milyon günahlada huzuruna varsak, samimi bir kalple, nasuh tevbelerle edilen duaları geri çevirmez Rabbimiz. İstediğimiz şekilde olmazsa, başka şekilde, bu dünyada olmazsa, öte dünyada ama mutlaka bir şekilde dualarımızın karşılığını alırız.

Dupduru bir islamı yaşamak, islamı bidatlerden ayıklamak ve dini yalnız Allah’a halis kılmak, her müminin asli vazifesidir.

 Peygamberimiz (s.a.v) buyurmuştur ki : “Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetce asla sapıtmayacaksınız: Allah’ın Kitab’ı ve Resulunun sünneti”.Muvatta, Kader

CAHİDE SULTAN

Bir Cevap Yazın

Bir Yorum Bırakın :)

  1. yukarıda bahsettiğim mağarada mahsur kalanlar hadis-i şerifle bize haber veriliyor.

  2. “Gerçekten insan için, çalıştığından başkası yoktur.”
    (Necm suresi 39.ayet)

    dua da vesileyi ancak kendi amellerimizle yapabiliriz,mağarada mahsur kalan üç kişinin salih amellerini vesile ederek Allah’tan yardım istemeleri gibi.

    Varsa salih amelleriniz onları vesile ederek Allah’dan isteyin,bunun dışında bir şey olmadığı yukarıda ki ayet-i kerime ile sabit.

  3. Selamün Aleyküm herkese.
    Çok güzel bir yazı olmuş. Teşekkürler.
    Önemli bir noktaya, güzel ve anlaşılır bir dille değinmişsiniz. Ölülere dua etmek ayrı, fayda beklemek ayrı. Ölülerden bir şey istemek ayrı, ALLAH’tan bir şey istemek apayrı. Artık öyle bir noktaya geldiğini görüyoruz ki, belki de bunu farkında olmadan yapan insanlar bile olabilir.

  4. S A.sızı yaklasık 4,5aydır takıp edıyorum.Takıp etmemdekı neden,zaman zaman Islamı konulara degınmenız.Lakın bugun yazınızı okuyunca cook uzuldum. Yuce Allah buyuruyor kı *Velılerım kubbelerımın altındadır,bunları benden gayrısı bılemez.* Vesıleye gerek yoksa o zaman ,bırbırımıze nıye dua edıyoruz.herkes kendıne dua etsın.Bırde lutfen tefrıcıyenın manasını okursanız ıcınde yanlıs bırsey olmadıgı anlasılır.Rabbım razı olacagı ıslerde bızı oncu olmayı nasıb etsın.Ilımden Amelden Ihlastan ayırmasın. selametle.

    1. Aleykumselam Sevde, öncelikle belirteyim. Kaynaksız, mesnetsiz konuşmayı yazmayı sevmem. Bu bahsettiğin güya bir kudsi hadis ve hiç biryerde kaynağı yok. hem doğruysa bile, madem insanlar bu velileri bilemez, nasıl olupta birilerine veli diyeceğiz?? Evet aracıya gerek yok, çünkü böyle bir şey emredilmemiş. Fakat Peygamberimiz, birbirimize dua etmemizi emretmiş.
      Tefriciyenin manası:
      “Allahım! Bizim Efendimiz Muhammed’e (sav) kusursuz bir salât ve rahmet, mükemmel bir selâm ve selâmet vermeni diliyoruz. O Peygamber ki, onun hürmetine düğümler çözülür, sıkıntılar ve belalar onun hürmetine açılıp dağılır, hacet ve ihtiyaçlar onun hürmetine yerine getirilir. Maksatlara O’nun hürmetine ulaşılır, güzel sonuçlar O’nun hürmetine elde edilir. O’nun şerefli yüzü hürmetine bulutlardaki yağmur istenilir, Allah’ım, onun ehl-i beytine, ashabına da her göz kırpacak kadar zamanda (her an, saniye) her nefes alacak zamanda sana malum olan varlıklar sayısınca salât et.”

      Tefriciyenin manası güzel gibi gözüksede, başlı başına şirk içermektedir. Allah’ın, hiç kimsenin hatta bu peygamberi bile olsa,yüzü suyu hürmetine yaratmaya, olayları gerçekleştirmeye ihtiyacı yoktur. O Allah’tır.
      En güzel salavatlar, efendimiz’in buyurduğu Salli-Barik’lerdir. Kaynağı sabit hadisler varken, kaynaksız hadislere itibar etmek, veballi bir iş olur.
      Vesselam.

  5. Selamün Aleyküm Cahide Hanım ve arkadaşlar ben kesinlikle şirk konusunu en iyi şekilde öğrenip ona göre amel etmemiz gerektiğini düşünüyorum.Sizin konunuz yalnızca bir tanesi ve Cahide Hanıma gönülden katılıyorum.ALLAH RAZI OLSUN.

  6. Selamun aleyküm cahide Allah(c.c)bütün insanların yardımcısı olsun. Gerçekten müslümanın işi zor.Ne yazık ki bazılarımız kim ne derse ona inanıyor,acaba diyor.Bence bu bilgi ve iman yetersizliğinden kaynaklanıyor.bir kul rabbinden bir şey istediği zaman vasıtaya gerek yoktur.İyi niyetli olup temiz bir kalple Allah’a yönelirsek üzerimizde kul hakkı da olmadan, haram lokma yemeden,kur’anı iyi bilip bize anlatılmak istenen ne onu iyi anlayıp,peygamberimizin o güzel ahlakına uygun olup onu düşünerek onun gibi imanı yaşamaya çalışıp,sünnete,sahih hadis’lere uygun olarak yönelelim rabbimize ozaman ki, durur işte oan rabbini yaşarsın ve dileğini dilersin kimselerin olmadığı tenha gösterişsiz,riyasız seccadende oturup kıbleye doğru yönelip,boynunu büküp gözyaşları içinde samimi bir kalple yapılan her dua kabul olur.Peygamberim(a.s)diyor ki;günün birinde dinimiz yetmişiki fırkaya ayrılacaktır.Bunlardan yalnız bir tanesi benim yolumdan gidendir.Baştada belirttiğim gibi müslümanın işi zor onun bunun ne dediği değil,rabbimin ne dediği peygamberimin hadis’leri önemli müslüman için.bunları araştırmalı ona göre davranmalıyız.çaputlar bezler hepsi boş …………SEVGİYLE………MUHABBETLE…….(Yine güzel bir konu güzel insan, insanları aydınlattığın için ALLAH(c.c) razı olsun dilerim bu konu hakkında doğru bilgisi olmayanlar nasiplenmişlerdir)

  7. zerdali mişmiş says:

    seni yaradana kurban olurum cahidem.ben seni boşuna sevmemişim inanki.benim tefsir dersinde okuduğum ve benimsediğim kalp ile tastik ettiğim konuya tam benim düşüncemle yazı yazmışsın.allah senden binlerce kez razı olsun.şirk o kadar ince bir konu ki rabbim bizi muhafaza etsin.rabbimin merhameti niye kısıtlımı ki birilerinin hatırına duayı kabul etsin yada şefaat hakkı versin..peygamber bile kendi akıbetinden ürperirken biz nasıl olur da evliyalara şeyhlere el medet deriz.din kimsenin tekelinde değil..rabbimin kitabı ve resulünün sahih hadis ve sünneti yeter.bu konu tefsirde üzerinde uzun uzun durduğumuz konu.biz evliyadan şeyhten hocadan medet değil feyz almalıyız.kimsenin içini yarıpta göremeyiz..doğruyu rabbim bilir.hristiyanlar gibi zatları yüceltmemeli onların hayatını örnek almalıyız.müşrikler putları bazzılarıda şahısları vesile yapıyor aynı şey..benim bu konuda kalbim mütmain.bana KURAN SÜNNET yeter.bu yolu hakkıyla yaşarsam ne mutlu bana..rabbim sırat ı müstakim den ayırmasın..amin..

  8. Allaha ulasmak icin uc vesile vardir.dua,esmaul-husna,salih amel dorduncusu yoktur. guzel bi konuya deginmissin cahide hanim tesekkurler.hem araya koyulan insanlarda bizim gibi insan degilmi?SIRK

  9. Sevgili Kardeşlerim, malesefki ne demek istediğim anlaşılamamış. Efendimize sahabeleri sana nasıl salat getirelim diye sordukları zaman, uzun uzun bekledikten sonra, salli-barik’leri öneriyor.

    Efendimizin tavsiye ettiği bu salavatlar bize neden yetmiyor da sonradan çıkarılmış bir duayı bu kadar vazgeçilmez hale getiriyoruz?

    DİN HADİS’LERDE VE KUR’AN DA OLANDIR. Sonradan eklenenler BİDATTİR biz bunu anlıyamıyoruz.

    Bir çok hoca halk indinde itibar kaybetmemek için doğruları gizliyorlar. Bidatlere BİDAT demiyorlar.
    Yazık Wallahi çok yazık!

    Salavati tefriciyeyi Peygamberimiz bize tavsiye etmiş olsaydı tamamdı. Ama bu dua sonradan çıkarılmış ve adına salavat denmiştir.

    BU DİNE EN BÜYÜK ZARARI, DİNİ BİLMEYENLER DEĞİL; YANLIŞ BİLENLER VERİYOR!!

  10. hayırlı günler cahidecim, öncelikle bu mükemmel yazı için allah senden razı olsun. rabbim e edilen dualarda aracı kullanmak, sanki sen onun kulu değilmişsin gibi araya başkalarını sokmak çok yanlış gerçekten.. çünkü, rabbim in katında yarattığı tüm kullurı eşittir, aralarında duası kabul olanlar yada olmayanlar gibi bir ayrım yoktur.. din ile ilgili konularda merak ettiği sorularının cevabını , artık neredeyse her gündüz kuşağı programda bulundurulan dini konulara kafasına göre cevaplar veren şahıslar tarafından öğrenmeye çalışan bir toplum olduk ne yazıkki.. halbuki, bütün cevaplar peygamberin s.a.v. hadislerindedir, bunu araştırıp bu yoldan ilerlemek bu kadar mı zor.. yalnız çok yaygın olarak okunan salat-u tefriciye hakkında benimde kafam karıştı kardeşim, bu konuda hiç bir fikrim yok ama ben tıpkı senin gibi yüce rabbimden aracısız ve tüm kalbimle dua edip af dilemek taraftarıyım.. çünkü rabbim bütün kullarına karşı bağışlayandır merhamet edendir.. rabbim dualarımızı kabul tövbelerimizi makbul eylesin kardeşim.. allah a emanet ol….

  11. O kadar güzel bir noktaya parmak bastınız ki yazmadan edemedim. İman eksikliğinden kaynaklandığını düşünüyorum. Allaha dua edilip sığındıktan sonra hala şeytandan kötülüğünden niye korkarız mesela. Allaha sığınmak yetmez bir de yatırlara çaput bağlarız.
    Sevgiler
    Hülya

  12. cümleten selamün aleyküm.ablacım cuma gün sıkıntıda olan hatice kübra kardeşime tavsiye amaçlı yazdığım bir mesajı makaslayıp bazı bölümlerini kaldırıp yayınladığında anlamıştım yanlış anlaşıldığımı ve bekliyodum ALLAHiçin bugun bu yazıyı yazacağını.o yüzden dersimi çalışıp geldim.ben başta şunu belirteyim kesinlikle hurafelere beze çaputa inanan ömrü hatatında bu tarz şeylerden medet uman bir kere bile bir dileğim için gidip ağaca bilmem neye bez bağlayan yada böyle şeyleri yapanları hoş karşılayan biri değilim.bu sebepten yazdığın şeylerin şüphesiz çoğuna katılıyorum.itirazım şunadır,daha doğrusu yanlış anlaşıldığım konu şudur,benim bahsettiğim silsile-i aliyye büyükleri zaten peygamber efendimiz.s.a.v.başında bulunduğu ve onun sohbetinde bulunan sahabelerinin talebelerinin olduğu bir topluluktır.daha aydınlatıcı olması için rica ediyorum kesmeden yayınlarmısın.ne demek istediğim daha rahat ve kolay anlaşılsın istiyorum.Silsile-i aliyye büyüklerinin isimleri

    Sual: Silsile-i aliyye büyüklerinin isimleri sırasıyla nasıldır?
    CEVAP
    Şöyledir:
    1- Peygamber Efendimiz
    2- Ebubekr-i Sıddık
    3- Selman-ı Farisi
    4- Kasım bin Muhammed
    5- Cafer-i Sadık
    6- Bayezid-i Bistami
    7- Ebul Hasan Harkani
    8- Ebu Ali Farmedi
    9- Yusuf-i Hemedani
    10- Abdülhalık-i Goncdüvani
    11- Arif-i Rivegeri
    12- Mahmud-i Encirfagnevi
    13- Ali Ramiteni
    14- Muhammed Bâbâ Semmasi
    15- Seyyid Emir Gilâl
    16- Seyyid Muhammed Behaeddin Buhari
    17- Alâüddin-i Attâr
    18- Yakub-i Çerhi
    19- Ubeydullah-i Ahrâr
    20- Kâdi Muhammed Zâhid
    21- Derviş Muhammed
    22- Hâcegi Muhammed Emkenegi
    23- Muhammed Bakibillah
    24- İmam-ı Ahmed Rabbani
    25- Muhammed Masum Faruki
    26- Seyfeddin Faruki
    27- Seyyid Nur Muhammed
    28- Seyyid Mazhar-ı Can-ı Canan
    29- Seyyid Abdullah Dehlevi
    30- Mevlana Halid-i Bağdâdi
    31- Seyyid Abdullah Şemdini
    32- Seyyid Tâhâ-yı Hakkâri
    33- Seyyid Muhammed Sâlih
    34- Seyyid Sıbgatullah-i Hizâni
    35- Seyyid Fehim-i Arvâsi
    36- Seyyid Abdülhakim-i Arvâsi
    37- Hüseyin Hilmi Işık Efendi

    Silsile-i aliyye ne demektir?

    Sual: (Silsile-i aliyye) ne demektir?
    CEVAP
    Silsile kelimesi, (Birbirine bağlı, birbiriyle ilgili şeylerin oluşturduğu dizi, sıra, halka) anlamına gelir. Mürşid-i kâmil yani âlim ve evliya olan zatlar, yetiştirdikleri ve artık başkalarını yetiştirebilecek hale gelen talebelerine, halifelik ve icazet verirler. Sonra onlar da talebe yetiştirip, onlar da yetişen talebelerine böyle icazet verirler. Böylece, âlimler silsilesi meydana gelir. Bu halka, Peygamber efendimize kadar ulaşır.

    Behaeddin-i Buhari, İmam-ı Rabbani, Mevlana Halid-i Bağdadi gibi zatların da içinde bulunduğu silsileye, (Silsile-i aliyye) yani yüksek silsile denmiştir. (Silsilet-üz-zeheb) yani altın silsile de denir.

    İslam âlimi yerden ot gibi, mantar gibi bitmez. Hocasız, icazetsiz, âlim olmaz. Mutlaka Resulullaha dayanan bir silsilesi olur. Mesela, İmam-ı Rabbani ve Abdülkadir-i Geylani hazretleri gibi her Ehl-i sünnet âliminin, Peygamber efendimize kadar bütün hocaları bellidir. Ancak böyle bir zata bağlanılır ve Onun kitapları okunur. Yazdıkları doğru bile olsa, rast gele kimselerin kitapları okunmaz. Böyle bir zat bulamayan, yine böyle yetkili olan, yani silsilesi belli ve icazet sahibi olan bir âlimin yazdığı kitapları okuyarak, onu kendine rehber kabul etmelidir.

    Günümüzdeki silsilelerin farklı olması ise, hocaları halifelik, icazet vermediği halde, ayrı bir kol tutmalarındandır. İmam-ı Rabbani hazretleri daha dört asır önce buyuruyor ki:
    Bu yüksek yolun yolcuları garip oldular, azaldılar. Şimdiki tarikatçıların yoluna bid’atler karıştığı ve bu yolu bozdukları için, Resulullahın sünnetine sarılmış olan büyükler, tanınmaz oldu. Bu bilgisizlikten dolayı, çoğu da, kısa görüşlü oldukları için, bu yüksek yola bid’atler karıştırdılar. Milletin kalblerini bu bid’atlerle kazanmaya çalıştılar. Böyle yapmakla, İslam dinini olgunlaştırdıklarını sandılar. Bunlar, bu yüksek yolu yıkmaya, uğraşıyorlar. (2/62)

    Yolun sonunu başa koymak
    Sual: (Silsile-i aliyye’de yolun sonu başa konmuştur) ifadesi, ne demektir?
    CEVAP
    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    Bu yol, tam Eshab-ı kiramın yoludur, çünkü o büyükler, Resulullah efendimizin sohbetinde, daha birinci günde, öyle şeylere kavuştu ki, sonra gelen en büyük evliya, en sonda, ancak bundan bir parçaya kavuşabilmiştir. İşte bunun içindir ki, Hazret-i Vahşi, Hazret-i Hamza’yı şehid etmişken, Müslüman olunca bir kere Resulullahın sohbetiyle şereflendiği için, Tabiin’in en üstünü olan Veysel Karani’den daha üstün oldu. Resulullahın sohbetinin başlangıcında Hazret-i Vahşi’ye nasip olanlara, Veysel Karani, o kadar yüksek olduğu halde en sonda bile kavuşamadı. Demek ki, zamanların, asırların en iyisi, Eshab-ı kiramın asrıdır. İşte büyüklerimizin yolu da, altın silsiledir. Bu yolun başka yollardan üstünlüğü, Eshab-ı kiram zamanının sonraki zamanlardan üstünlüğü gibidir. Bu yolun büyükleri öyle kimselerdir ki, Allahü teâlâ bunlara fazilet ve merhametiyle, daha başlangıçta, en sonun tadını tattırdı. Bunların derecelerini başkaları anlayamaz. Bunların vardığı makamlar, başkalarının vardıkları makamların çok üstündedir. (1/66)

    Silsile-i aliyye okumak
    Sual: Silsile-i aliyye isimli büyük âlimlerin isimlerini okumak faydalı mıdır?
    CEVAP
    Çok faydalıdır. Özellikle şu üç faydası vardır:
    1- Feyz gelmesine sebep olur.
    2- Sıkıntı ve üzüntüyü giderir, ferahlandırır.
    3- İhtiyaçların ve isteklerin hâsıl olmasına sebep olur.
    işte sıkıntıda olan kardeşime tavsiye edip duası için vesile kılamasını tavsiye ettiğim zaatlar ve sebepleri bunlardır.zaten sizinde dua ederken kendisinden şefaat istediğinizde peygamber efendimiz değilmi onun yoldaşlarını talebelerinin öğrettiklerini tavsiye etmiyormusunuz.yanlış anlaşıldığım konuyu aydınlattığımı sanıyorum.ablacım kesmeden yayınlarsan sevinirim.ilginede teşekkürler.çünkü farkında olmadan güzel şeylere vesile olduğumu sanıyorum.muhabbetle.

    1. Ayşegül’cüğüm keşke karşılıklı konuşma imkanımız olsaydı.
      Güzel kardeşim, başta efendimiz olmak üzere sahabelerine tabiine inanmamak karşı gelmek zaten haddimize değil. Benim itirazım buna değil.

      Din adına yaptığımız herşey, efendimizin bize bildirdiği, tavsiye ettiği ve Kur’an da da olması gerektiği gibi olmalıdır.
      Sonradan eklenen şeyler, bidattir.

      Biz dualarımızda ” Şefaat ya rasulallah” demeyiz. Çünkü Peygamberimiz Allah’ın izni olmadıkça şefaat edemez. Bunun için ” Allahım, Efendimizin şefaatine bizi nail eyle” deriz. Çünkü onun izni olmadan hiç bir şey olmaz.

      İnternetten aldığımız bilgilerinde kaynaklarına çok dikkat edelim çünkü din konusunda bilende bilmeyende ahkam kesiyor.

      Samimi bir kalple Ellerini Allah’a açıp dua ettiğinde hiç bir aracıya gerek kalmadan, kimseyi vesile kılmadan da dualarımız Allah’a ulaşır. Vesselam…

  13. CAHİDEM BU ARADA BEN DE HANİFE KARDEŞİME KATILIYORUM..EFENDİMİZ (SAV) VE ALLAH YOLUNDA YAŞAMIŞ EVLİYALAR ENBİYALAR VELİLER YÜZÜ SUYU HURMETİNE DİYE DUA EDİLEBİLİRMİŞ BUNDA BİR SAKINCA YOKMUŞ.DOST TV DE İZLEMİŞTİM BU KONUYU…AYRICA MEVLÜTLERDE KANDİLLERDE DUA EDEN HOCALAR İMAMLAR BU ŞEKİLDE DUA EDİYORLAR…BİZ ORDA ZATEN YİNE ALLAH DAN DİLİYORUZ.ONLARIN YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE DİYEREK…
    AMA DİREKT OLARAK AĞAÇLARA BEZ PARÇALARI TAKARAK TURBE TÜRBE DİLEKLERDE BULUNMAK V.S. ZATEN HURAFEDİR.DÜŞÜNEN Bİ KUL İÇİN BUNDAN ÇIKACAK ÇOK DERS VARDIR.ALLAH HEPİMİZİ AFFETSİN…

  14. CAHİDEME
    DAĞA,TAŞA,KUŞA, BÖCÜKLERE
    AÇMAK İÇİN RABBİMİZDEN EMİR BEKLEYEN TOMURCUKLARA
    DALDA ZEYTİN TANESİNE
    YAZ YAĞMURUNA
    OKYANUSLARA , DENİZLERE KARIŞAN MİNİCİK DERELERE
    BULUTLARA GÜNEŞE
    HERŞEYEEEEEEEEEEEE AMA HERŞEYE SELAM OLSUNNNN…
    ALLAH IN RAHMETİ BEREKETİ SELAMI HEPİMİZİN ÜZERİNE OLSUNN.
    ELHAMDÜLİLLAHHHHHHHHH SABAH UYANDIM SEVDİKLERİM YANIMDA, KARNIM DOYDU…
    CAHİDEMMMMM ALLAHIN RAZI OLDUĞU KULLAR ARASINDA OLASIN İNŞAALLAAHHHHHHHHHHHH…..
    BENDE EN ÇOK BU HIDIRELLEZ VAKTİ YERLERE EV YAPAN BUNDAN MEDET UMAN VE AĞAÇLARA BEZ V.S. ŞEYLER BAĞLAYAN EVLENMEK İÇİN TÜRBELERDE YATANLARA DUA EDENLERİ GÖRDÜM VE DUYDUM…HEP YADIRGAMIŞIMDIR…
    BİLMEDEN BU ŞEKİLDE DAVRANAN İNSANLARA RABBİM YOLU BULDURSUN İNŞAALLAH…
    GÜNÜN HAYIR DOLSUN CAHİDEMMMMMMMMMMMMM

  15. Kadriye Sarı says:

    Selamun Aleyküm Cahide Hanımcığım, Allah sizden razı olsun. İşyerime gelince ilk işim sayfanıza bakıp yazdıklarınızı okumak, yakın olsanız gelip tanışmak yüzyüze uzun uzun konuşmak isterim.İnşallah bir gün kısmet olurda tanışırız. Allah emanet olun.

  16. Resulullahın Salatımı yoksa Salât-i Tefriciyemi ?

    “… Bu sebeple peygamber size ne verirse ve ne getirirse onu alın ve sizi neden sakındırırsa ondan da elinizi çekin.” (Haşr: 59/7)
    “Ve o peygamber kendi arzu ve hevesine göre de konuşmamaktadır. Onun size aktardığı sözler kendisine indirilen ilahi haberden başkası değildir.” (Necm: 53/3-4)
    “Ey peygamber de ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah’ta sizi sevsin günahlarınızı bağışlasın.” (Al-i İmran: 3/31)
    “De ki: Allaha ve Peygambere itaat edin. Şayet onlar, davet ettiğin şeyden yüz cevirirlerse onlara söyle, şüphesiz ki Allah, bile bile hakkı inkâr eden o kâfirleri sevmez.” (Al-i İmran: 3/32)
    “Gerçek şu ki Allah’ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokça ananlar için Allah’ın peygamberinde güzel örnekler vardır.” (Ahzab: 33/21)

    “Kim o peygambere itaat ederse Allah’a itaat etmiş demektir.” (Nisa: 4/80)
    “… Ey peygamber şüphesiz ki sen insanları Allah’ın dosdoğru yoluna ulaştıracaksın.” (Şura: 42/52)

    ”Muhakkak ki, Allah ve melekleri, peygambere hep salat ile ikramda bulunurlar. Ey iman edenler, haydi ona teslimiyetle salat ve selam getirin!” (Ahzab 56)

    Allah bize Resulullaha ( aleyhi vesellem) salat getirmemizi emretmiş. Bu ayet indiğinde, sahabeler salatın ne şekilde olacağını merak ediyorlardı, çünkü bu ayet inmeden önce bu durumla karşılaşmamışlardı. Bunu öğrenmek için yapacakları şey Resulullaha sormaktı.

    Ebû Mes’ûd el-Ensârî şöyle demiş: Rasûlullah (Sallu Aleyhi ve Sellem) (bir gün) yanımıza gelmiş ve bizimle beraber Sa’d b. Ubâde’nin meclisinde oturmuştu. Derken Beşîr b. Sa’d -ki O, Ebu’n-Nu’mân b. Beşîr’dir- O’na; “Allah bize, sana salât getirmemizi emretti, ya Rasûl. Peki sana nasıl salât getireceğiz?” diye sormuştu. (Ebû Mes’ûd) dedi ki, bunun üzerine Rasûlullah (Sallu Aleyhi ve Sellem) o kadar sustu ki, biz, keşke O (bunu) O’na sormasaydı diye temenni etmiştik. Sonunda (Rasûlullah) şöyle buyurmuştu: “Şöyle deyin: Allahumme Salli Alâ Muhammedin ve Alâ Ali Muhammed Kemâ Salleyte Alâ İbrâhime ve Ala Ali İbrahim. Allahumme Bârik Alâ Muhammedin ve Alâ Âli Muhammed Kemâ Bârekte Alâ İbrâhime ve Ala Ali İbrahim. Inneke Hamîdun Mecîd. Selâm getirme ise bildiğiniz (veya “size öğretildiği”) gibidir. (Buhari)

    (”Allah’ım, İbrahim’e salât ettiğin gibi, Muhammed’e ve Muhammed’in âline de salât et. Şüphesiz Sen kul*larının hamdlerine bol sevapla karşılık veren, dilleriyle övülen Hamîd ve sonsuz şeref ve büyüklük sahibi Mecîdsin.
    “Allah’ım, İbrahim’e bereketini indirdiğin gibi, Muhammed’e ve Muhammed’in âline de bereketini indir. Şüphesiz Sen kullarının hamdlerine bol sevapla karşılık veren, dille*riyle övülen Hamîd ve sonsuz şeref ve büyüklük sahibi Mecîdsin.”)

    Bu Hadis farklı ravilerden, ve bazı farklı lafızlarla gelmiştir. Fakat tümü hemen hemen aynı. Ve bizde bugün ”salat nasıl getirilir” diye merak ediyorsak, yine Resulullaha danışmamız lazım, ve onun cevabı – ”Şöyle deyin: Allahumme salli Ala Muhammedin……” olurdu.

    Maalesef Resulullahın bize önerdiği Salat ile yetinmeyip farklı farklı tavsiyelerde bulunuyorlar. Bunu yaparak nasıl düşündüklerini çok merak ediyoruz. Nitekim Resulullahın bize tavsiye ettiği Salatlerden daha güzel Salat olabilirmi ?? Bu kişiler dini dahamı iyi biliyorlar ? Resulullahtan ve Sahabelerden dahamı güzel amel edebilirler ? Resulullahın getirdiği din ile yetinmeyip, bunu yeterli bulmayanlar herzaman Bidatler uydurmuşlar, ve bu bidatler dini eninde sonunda bozar. Nitekim Hristiyanların ortaya attığı bid’at, İsa (as) peygamber olmadığı Allahın oğlu olduğudur. Resulullah ”sonradan orta*ya atılan her iş bid’attır ve her bid’at sapıklıktır” dedikten sonra bunun güzeli ve çirkinide sözkonusuda değildir, çünkü HER bid’at sapıklıktır.

    Salât-i Tefriciye denen Salat 1200 yıllarında ortaya atılan bir Bid’attır.
    İmamı Kurtubî Hazretleri şöyle buyurmuş: “Bir kimse, çok önemli bir işinin veya önemli bir dileğinin gerçekleşmesini, ya da üzerinde devam edip duran büyük bir belanın üzerinden çekilip gitmesi (kalkması) için “Salât-i Tefriciye”yi (4444) defa okuyup, bu mübarek Salâtü Selâm ile Yüce Peygamberimizi vesile edinse, hiç şüphe ve tereddüt yoktur ki, Yüce Allah, okulunun istek ve muradının olması için hayırlı bir sebeb yaratır ve ona muradını verir.”

    Yukarıdaki Salatın ismini Salât-i Tefriciye koymuşlar, ve gördüğünüz gibi her isteğinin hiç şüphesiz yerine geleceği deniliyor. Bunun mümkün olabilmesi için 4444 defa tekrarlanması gerekiyor. Bunun için bilgisayar programları var, ve kaç tane çekildiğini takip edebiliyorsun.

    Halbuki bu ameli Resulullah yapmamış, bize yapmamızı söylememiş, tavsiye etmemiş ve bunun için hiçbir Sahabe (radiu anhuma) bunu yapmamış, ve başkalarınada tavsiye etmemişler. Halbuki Resulullahın görevi bize tebliğ etmekti, bize dinimizi öğretmekti.

    ”Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun.” (Maide 67)

    Bukadar önemli bir ameli eğer dinimizde yeri olsaydi, mutlaka Peygamberimiz Sahabelere öğretirdi ve bu bize ulaşırdı. Ve mademki dinimiz tamamlandı, ozaman Resulullahın vefatında dinimizde olmayan bugünde dinimizde yeri yok.
    ”Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı beğendim.” (Maide 3)

    Ve bu Tefriciye denen Salat, hiçbir Hadis kitabında yok. Salât-i Tefriciyenin kökeni bazı Şia kitaplarından ve Mağripte bazı dua kitaplarında vardır. Türkiyede dua kitaplarını yazanlar da bunu oralardan almış ve kitaplarına koymuşlardır.. Bu kitapları yazanların, kitaplarının satışını artırmak için kaynağını araştırmadan, bunu şu kadar okuyan şöyle olur, gibi ümit verici müjdeler zikretmeleri bunun yaygınlaşmasına sebep olmuştur. Eğer hele bir de 4444 defa okunacağına dair biri iddia da bulunmaktaysa, onların delil getirmesi gerekir. Bu ümmetin dinde ki usülüdür, kişi ibadet ettiği amelini ve duasını eğer delille yapıyorsa ne ala makbuldür, fakat delillere dayanmadan eda ediyorsa, bu durum o amelin bid’at olduğunu ortaya koyar. Rasulullah (s.a.v.) Buhari ve Müslim’de gelen hadiste ”kim bir amel işler o amel emrimizin dışında olursa o amel merduttur buyurmuştur.” En Hayırlı ameller Resulullahın bize öğrettiği amellerdir, ve bu amelleri bize öğrettiği şekilde yapmaktır.

    ”Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının. Allah’tan korkun. Çünkü Allah’ın azabı çetindir.” (Haşr 7)

    Kim ”Her Bidat bir Sünneti ortadan kaldırır” demiş ise doğru demiş. Çünkü tefriciyeyi yayarak, tefriciyeyi okuyarak onu kitaplara ekleyerek ve sayıyı tutmak için bilgisayar programları yaparak ve zamanlarını bu Bid’at amellerle geçirerek, Resulullahın bize tavsiye ettiği Salatları kücümser durumda bıraktılar. 4444 defa müjdesi insanları tefriciyeye çekiyor, halbuki bunun hiçbir delili yok.

    Bize düşen görev Resulullahın Sünnetine bağlı kalmak ve insanları bu yola davet etmek. Bidatlerden uzak durmak, Sünnete sarılmak bizi dosdoğru olan yolda ilerlemek. Burada Ümmetin en büyük alimlerden bir kaç hatırlatmalar:

    Ebu Hanife: Allah’ın kitabına ve Resûlullah (s.a.v.)’in hadislerine muhalif bir söz söylersem, sözümü terkedin.
    İmam Malik şöyle diyor: Resûlullah (s.a.v.) dışında her insanın sözlerinin bir kısmı alınıp, bir kısmı terk edilebilir. Resûlullah (s.a.v.) ise müstesnadır.
    İmam Şafii: Müslümanlar, Resûlullah (s.a.v.)in sünneti ortaya çıktıktan sonra, bir kimsenin o sünneti başka birinin sözü için terketmesinin helal olmayacağı hususunda icma etmişlerdir.

    Sahabenin büyüklerinden İbn Mesud (radıyu anh) der ki:
    “Ey insanlar! yakında siz rivayet edeceksiniz, size de rivayette bulunacaklar. sonradan ortaya çıkarılmış bir bidat gördüğünüz zaman ilk duruma (sahabenin üzerinde olduğu yola) sarılın.” (Darimi ,Hakim)

    Son olarak Resulullahtan bir tavsiye ve bir sakındırma.
    “Birgün Rasûlullah (s.a.v) bize namaz kıldırdı. Sonra bize dönüp çok te*sirli bir va’z etti. Bu va’zdan dolayı gözler yaşarıp kalpler ürperdi. Der*ken bir konuşmacı: “Ey Allah’ın rasulü (senin) bu (vaa’zın yolculuğa çıka*cağı için kalanlara) veda eden bir kimsenin va’zına benziyor. Binaenaleyh bize neyi tavsiye edersiniz?” (söyleyin de bilelim), dedi. (Fahr-i kainat efendimiz de):
    “Size Allah’dan korkmanızı (başınızdaki idareciler) Habeşli bir kö*le olsa bile (onları) dinleyip, itaat etmenizi tavsiye ederim. Çünkü benden sonra sizden kim yaşarsa o, pek çok (dini) ihtilaflara şahid olacaktır. Binaenaleyh size gereken, sünnetime ve doğru yolum üze*rinde bulunan halifelerimin sünnetine sarılınız. Bu sünnetlere (adeta) dişlerinizi (bir daha çıkmamak üzere iyice) hatırınız. Sizi (din adına) sonradan ortaya atılan işlerden sakındırırım. Çünkü sonradan orta*ya atılan her iş bid’attır ve her bid’at sapıklıktır” buyurdu. (Ebu Davud)
    Allah’ın salât ve selamı peygamberimiz Muhammed’e, âl’ine, ashabına ve din gününe kadar onlara güzellikle uyanlara olsun.

  17. Hayirli sabahlar cahide hanim. Yazdıklarınıza tümüyle katılıyorum. Aksini iddia etmek imkansiz zaten. Yalniz bir yalnış ifade dikkatimi çekti. 444 tane çekilen uydurma salavat demişsiniz. Burada okunan tefriciye çok makbul bir salavattir ve asla uydurma degildir. Problem burada bir sayıya sabitlemektir. Yapılan yalnişlik budur. Halis niyetle okunduktan sonra bir de aynidir bin de aynidir. Dua ve muhabbet ile kalbinizin sahibine emanet olun. …………

  18. Ablacım yazdığın hemen her konuda sana katılıyorum ama bu yazınının bir bölümüne katılmıyorum ve doğru bulmuyorum sebebi şu ablacım ben din bilgisi çok yüksek bir kişi değilim benim çok güvendiğim tarikat ehli bir büyüğüm vardı bundan 5 yıl önce hakka yürüdü bize derdiki Allah yolunda çalışıp kazanmış kişileri vesile edip onların hürmetine Allahtan istenilebilir demişti çünkü onlar Allah katında kazanmış insanlar biz vefat etmiş kimselerden bir şey istemiyoruz hakka yürümüş ebedi hayatı kazanmış insanların hürmetine Rabbimizden istiyoruz nasılki ahiret hayatında bizim afolmamıza sebep olup bize şefaat edecek kimseler olacak bu dünyadada vesile olacak zatlar olur diye biliyorum.
    Batıl düşünceler konusunda bize öğretilen okadar çok şey varki çocukken gece tırnak kesme,sakız çiğneme,yıkanan çamaşırları ipe ters asma ve çoğu günah diye anlatılırdı büyünce gördükki bir çok şey yanlış anlatılmış Rabbim bilerek veya bilmeyerek yanlış yapmaktan korusun.
    Allaha emanet ol ablacım

  19. günaydın sultanımmmm
    Allah razı olsun içimden geçen ne düşünüyorsam hepsini bir bir en ince ayrıntısına kadar atlamadan yazmışsın.ben seni boşuna bu kadar çok sevmiyorum demekki…
    peygamberimiz(sav)veda hutbesinde size 2 emanet bırakıyorum
    1.si Allahın kitabı
    2.si sünnetlerim diye buyurmuştu.:
    bundan gayrı olanlara sarılanlar oturup iyice düşünmeli…
    benimde nacizane diyeceğim şu ki:
    mümin kardeşim
    al güzel bir abdest sonra kalbini temizle …
    yönel yaratanına …
    nasılda aciz bir kul olduğunu hissederek…
    aç ellerini bir dilenci gibi boynu bükük …
    yanında peygamberin olduğunu düşünerek…
    iste Rabbından ne dilersen dile …
    VE DUANIN O AN KABUL EDİLDİĞİNİ İYİCE DÜŞÜNEREK …. wallahi Allahın izzeti üzerine yemin ederim ki açılan elleri geri çevirmeyecek kadar hayalı olan yüce Allah tüm duaları lütfedip kabul eder…
    kulunun kendisine yönelmesine çok hoşnut olur …
    yeterki istemesini bil başı boş olmadığının bilincinde ol ve kul olduğunu yaratmiş olduğu mahlukatın ve insanların üzerinde olanın Allah olduğunu asla unutma…
    tabii kul Rabbini unutmuşsa Allahta ona kendini unutturur…zavallılarda makarayada sarılır,çaputada,şekerede ölüyede böceğede,taşada,toprağada….
    yazık çok yazık kendilerine nasılda eziyet edip zulmediyorlar bir bilseler keşke…
    Rabbim tüm kullarına hidayet versin inşallah-u teala…
    bacım hayırlı bir hafta olsun cümlemize.öpüyorum çok muhabbetle…

  20. Canim benim, Allah bin kere razi olsun senden bu güzel paylasimin icin…. Dualarinda su garip kardesini de unutma…. Hayirli geceler….

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: