Kokoshabla_com_ad_banner

Huzursuz Odalar

sarı kırmızı

Efendimiz (s.a.v) buyurdular ki;

Anne-baba, Cennet’in orta kapısıdır. Artık sen o kapıyı ister zayi et, ister muhafaza et.” (Tirmizî, Birr, 3)

Buz gibi odalarla dolu kocaman binalar diktiler ülkeme. İçine ömürlerinin son demlerinde olan anneleri, babaları doldurdular. Adına huzur evi dediler. Oysa huzur hiç uğramadı oraya. Eskiden yaşlılarımızı kapatmazdık başka yerlere. Onların yüzü suyu hürmetine belalar def oluyor der, onları nimet bilirdik. Boyunlarını bükük bırakmazdık.

Dışardan huzurlu gibi görünen, bu sessiz sakin binalarda, ne fırtınalar kopuyor kimbilir. Kaç anne anlatmak, haykırmak istedi duygularını, kaç anne yazmak istedi bilinmez. O annelerin adına yazdım bu satırları. Bu mektup huzursuz odalardaki yüreği yorgun annelerin sessiz çığlıklarıdır….

♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥

Takvime baktım da 5 sene olmuş buraya geleli. Nasıl geçti o 5 sene bir de bana sor. Çok bakmıyorum takvimlere. İçim sıkılıyor, zaman geçmiyor. Eskiden su gibi akıp geçiyor zaman derdim. Şimdi öyle düşünmüyorum. Demek insan mutluyken çabuk geçermiş zaman. Hapishanedekileri şimdi daha iyi anlıyorum. Beni buraya bıraktığın gün anneler günüydü hatırlıyor musun? O günden beri anneler günü denen gün benim için daha da bir anlamsızlaştı. Her sene bugün anne olmak ayrı bir acı veriyor bana…

Sen küçük bir çocuktun daha. Hiç bir yere bırakmazdım ben seni, öyle savunmasız, öyle masumdun ki, kimselere güvenip yollamazdım. Yanımdan hiç ayırmazdım. Şimdi beni nasıl olupta tanımadığın insanlara teslim ettiğini düşünüyorum. Gözden çıkarılmış eski bir eşya gibi hissediyorum kendimi. Yıpranmış, işe yaramaz. Kırgınlık mı? Belki, kırgınım biraz…

Geçen gün eski komşumuz Mevlüde teyzenin kızı Şükran geldi. Yolda görmüş seni. “Neden bıraktın anneni” diye sormuş sana. “Kendisi istedi” demişsin. “Maaşıda var bakıyorlar, yeri sıcak, her işi görülüyor içim rahat” demişsin. Kendim istemiştim evet, bazen naz yapma kabilinden ” Yaşlanınca huzurevine gönderin beni, kimseye yük olmak istemem” derdim. Ama içten içe hiç konduramazdım bu durumu, ne kendime, ne sana. “Bırakmaz beni bir yere” derdim. Tıpkı küçükken benim seni bırakmadığım gibi, beni hiç bırakmazsın sanırdım.

Yaramaz bir çocuktun sen. Yerinde duramayan serseri bir mayın gibiydin.Kaç kez ısırdım dudaklarımı sana bağırmamak için, kaç kez sıktım yumruğumu vurmayayım diye. Ama hiç vurmadım sana, hiç kırmadım kalbini… Komşulardan biri sana “çok yaramaz” dedi diye aylarca onun yüzüne bakmamıştım. Kimse laf söylemesin, incitmesin isterdim. Tahammül edemezdim sana dikilen sert bir bakışa bile…
Geçen gün bana “bunak kadın” dedi bakıcının biri. Hasta bezini lavaboda unutmuşum. Arada oluyor tutamıyorum diye vermişlerdi. Diğerleride duydu ya, nasıl utandım bir bilsen… Daha ne laflar söylüyorlarda dilim varmıyor söylemeye. Kırar mıyım, incitir miyim diye kim düşünüyor ki? Çok hassastım eskiden bilirsin, çabuk alınırdım. Hem benden titizi mi vardı? Kimselerin işini beğenmezdim. Şimdi yemek yerken bile yoruluyorum,üstüme döküyorum. Bazen yatarak kılıyorum namazlarımı. Secdeye başımı koyup uzun uzun öylece kalmayı ne çok özledim…

Yaşlansam da geleceğe dair umutlar besliyordum buraya gelmeden evvel. Evladımı büyüttüm nasıl olsa, artık yorgunluklar biter, ben rahat otururum torunlarımı severim, sen sorarsın “anne ilacını getireyim mi, bir şeye ihtiyacın var mı?” diye. arkama yastık koyarsın, kesemediğim tırnaklarımı sen kesersin sanıyordum. Şimdi çoğu kez tırnaklarımı keserken kanattıklarını bilmezsin tabi…

Gerçi benden daha beterleride var burada. Emine Bacı vardı mesela. Köyden gelmişti. Bir ay kadar oldu öleli. Bir sene evvelde Alzheimer hastası olan kocası ölmüştü. Çok çekti zavallı. Üç oğlu varmış Emine Bacı’nın. Aslan gibiymiş hepsi. Ben görmedim, gelmezlerdi hiç. Üç adam bir anayı sığdıramamışlar evlerine. Bağ bahçe gezmeye alışmış kadın. Hiç oturup kalmamış yerinde. Burada nasıl zorlandı, neler çekti Allah biliyor. Her yaz köyüne gidecek diye umut ederdi. Haber göndermiş oğlu, “Annemin ancak ölüsü çıkar oradan” demiş. Köylülerden çıkarıp bakmak isteyenler olmuş, ona da izin vermemişler. Bir keresinde pencereden atlamaya kalktı da zor tuttu bakıcılar. En son oğlu bayramlık göndermişti, “zıkkım olsun ondan gelen” dedi, giymedi elbiseyi. Hiç oğlum, yavrum demedi. “Köyüm” dedi, “evim” dedi durdu gariban. Bir sabah yatağında ölü buldular. Ölümü bile yalnız oldu Emine Bacı’nın.(*) Ooof off hangisini anlatsam, daha neler var neler…

Şu bakıcı kadını sevemedim bir türlü. Sanki özel olarak seçmişler. Bu kadar mı merhametsiz olur bir insan ? Hiç mi gülmez yüzü ya hu? Her gün odaya gelince burnunu tutuyor. Pis kokuyormuş. Pencereyi sonuna kadar açıyor. Mutlaka yarım saat açık tutuyor. Çok üşüyorum. Zaten parmaklarımda da can kalmamış sanki, kolay kolay ısınmıyor eskisi gibi…

Hatırlar mısın ilkokula gittiğin o yılları. Kışın kuzine sobayı yakardım. Sen gelmeden yemeği hazır eder, sobanın üzerine koyardım. Sen seviyorsun diye sobanın fırınında bir kaç tane küçük patatesi pişirirdim muhakkak. Okuldan gelir gelmez sobanın yanına koşardın. İlk işin tencereye bakmak olurdu. Genelde sevdiğin yemekleri yapardım. Ellerin üşümüş diye avuçlarımın içine ellerini alır ısıtırdım, öperdim öperdim…

Sık sık uğrarım demiştin. Tam 8 ay olmuş uğramayalı. İşlerin yoğunmuş, zamanın yokmuş. Torunlarımda sormuyorlar demek. Yeni eve taşınmışsın aldım haberini. Arkadaşın Zehra söyledi. Vefalı kızdır, arada geliyor sağolsun. Annesi de babası da yanında vefat etmiş. Hiç bırakmamış bir yere, yanından ayırmamış. İmrenmedim desem yalan söylerim… “Evi çok büyük” dedi. Kocaman odaları, geniş bir balkonu varmış evinin. Yeni mobilyalar almışsın, eskileri elden çıkarmışsın.Tıpkı beni çıkardığın gibi… Herşeyi sığdırdın da evine, bir beni sığdıramadın a kuzum. Hadi onu da geçtim. Bir kere “Anne gel evimi gör, bir kaç gün kal” bile demedin… Zehra’ya “Anneler gününde görmeye gideceğim” demişsin… Ben anneler gününü hiç beklemiyorum biliyor musun? Anne olmak acı verir mi insana? O gün bana acı veriyor yavrum. Artık kendimi bir anne gibi hissedemediğim için belkide… Bir evlat bir torun sevemezsen, çevrende anne diyen olmazsa sana, ne anlamı var anne olmanın?

Ölene imrenilir mi hiç? İmreniyorum işte. Kimin öldüğünü duysam “darısı başıma” diyorum. Hayaller umutlar, mutlu zamanlarmış insanı ayakta tutan. Onlar yoksa yaşamak zulüm olurmuş meğer…

Kim icat etmiş bu huzursuz evleri? Rahat yüzü görmesin deyip her gün beddua ediyorum. Huzur eviymiş. Hergün ölüp ölüp diriliyorum bu huzursuz odada. Hiç tanımadığım, mizacımın uymadığı insanlarla yatıp kalkıyorum. Hiç bir şey bana ait değil. Söz hakkım yok, elbiselerim bile benim değil sanki. “Allahım al emanetini ne olur, bu yükü taşıyamıyorum…”

Bu huzursuz evleri icat edenler mi çıkarmış anneler günü denen yalancı günü? İnsanlar yaşlı annelerini bu evlere kapatsın da sonra anneler günü olunca ziyaret etsinler diye öyle mi?

Bak yine geldi o uğursuz gün. Zehra geleceğini söylemişti. Gelsen de bir, gelmesen de artık. Ben anneler gününü hiç sevemedim biliyor musun? Dünyalara sığmayan anne yüreğim huzursuz bir odaya hapsedildi. Ne sevmenin, ne anneliğimin bir anlamı yok artık… Çok üşüyorum. Hem parmaklarımda da can kalmamış sanki, kolay kolay ısınmıyor eskisi gibi…

Cahide Sultan

(*) Yazıda geçen Emine Bacı bizim köyde yaşayıp geçtiğimiz yıllarda vefat eden bir teyzemizdir. Olay tamamen gerçektir. Dünya tatlısı Emine bacı ve Remzi Dayı’yı rahmetle yad ediyorum.

Bir Cevap Yazın

Bir Yorum Bırakın :)

  1. Allah sizden razı olsun Cahide Hanım,her yazınızda yüreğimize dokunmayı başarıyorsunuz.Dua ediyorum,Rabbim bana sizin gibi dostlar,komşular nasip etsin inşallah

  2. Gerçekten günümüzün acı çeken yaşlı anne ve babaları içten ve yürekten ancak bu kadar dillendirlebilirdi.Tebrik ediyorum,Allah günümüzün evlatlarına merhamet ve insaf versin.

  3. cahide hanım annelerimiz bizim en kıymetlilerimiz. kırılır üzülür diye kelimelerimi seçerek konuşuyorum artık annem 60 lı yaşlarda bir okadar alıngan oldu. en basit bir sözüme alınır oldu. annem benimle yaşıyor evladıma bakıyor. ben bu kadar üzülmesin diye çabalarken bana bile alınan annem eşimin birçok hareketini üstüne alınıp kırılıyor. yanımda hep kalsın isterim benim mutluluklarımı oda paylaşsın isterim ama onun mutluluğu için kendi evinde kalmasını istiyorum artık. sizin bana tavsiyeniz ne olur bu konuda?

  4. Canlarım guzel annem degerli babam ben onlara hic doyamadim yatılı kursta kalım oradan gurbete gelin geldim .meger ne sormuş gurbete kız vermek takimi kendi yavrumu gurbete gönderene kadar ozaman anladım meger gurbet ne zormus rahmetle aniyorum validemle valid imı mekanları cennet olsun hakiki dünyamızda ahirette ayrı kalmamak temennilerime

  5. Yazınız beni çok etkiledi. Şükürler olsun annem babam bizi çok iyi yetiştirdi ikiside sağ. 3 kardeşiz annemizi babamızı başımızın üstünde taşırız. Benimde 3 evladım var Allah bana da hayırlı evlatlar yetiştirmeyi nasip etsin.
    Yazınızdaki hanımefendinin yaşadıkları inanın yüreğimi dağladı, Allah bütün insanlığın kalbinde sevgi saygı tohumlarını yeşertsin, en büyük duam o sevgi tohumları öyle bir büyüsün o kalpler öyle bir Allah aşkı ile dolsun ki Yaradan dan ötürü yaradılanlar asla birbirlerine zarar veremesinler üzmesinler öldürmesinler katliamlar savaşlar cinayetler bitsin , sadece AŞK olsun sevgi olsun..

  6. Tülin Yıldırım says:

    Sevgili Cahide Hanım,
    Sizi tanıdığıma çok çok memnun oldum, hep duyardım da bu kadar ayrıntılı bakamamıştım sitenize.
    Çok özel bir insansınız.
    Bize ve ailelerimize dualarınızı eksik etmezsiniz değil mi?

  7. 8 yasindaki oglum bilal’le okuduk ve cok duygulandik,agladik.. rabbim kimseyi sevenlerine yuk etmesin. Azrail geldigi zaman,eger olecek kisinin evladi iyali yaninda ise, canini cok acitmaktan haya edermis,munasipce alir gidermis..

  8. sag olana her gün anneler günüdür yeterki rabbim insan evladına merhamet duygusu nasib etsin eyerki insan oglunda merhamet duygusu yok ise anneler günü olmuş olmamış o insan için fark etmez eyerki o insanda merhamet ve allah korkusu var ise bence bu ev lere gerek bile kalmaz annesini babasını başının tacı yapar ve anne ve babasının hayır duasını allır hem de yüce rabbimizin rızasını kazanır o insan için o aile için bundan büyük bir mutluluk olamaz işde o evde huzurda mutlulukda vardır

  9. Deniz Özmen says:

    Siz bu güzel yazılarınızla çok büyük bir iş yapıyorsunuz…Yıllardır okurum sizi. Teşekkür etmemek haksızlık oluyor dua ile…

  10. Siz hangi huzur evindesiniz Cahide Hanim ? Ben memnuniyetle ziyatetinize gelmek isterim Ankara da iseniz.

    1. Bu soruyu ciddi olarak sormadığınızı düşünüyorum 🙂

      1. mehlika says:

        hiç gülesim yoktu 🙂 )))))))

        1. yasemin aysel says:

          Gülecek ne var ben de onu anlamadım. Ben bu yazıyı başka bir yerde okudum altında cahide sultan yazıyordu. Bu yemek sitesine bilmeme rağmen aklıma burası gelmedi. Tamamen safiyane duygularla google’a cahide sultan huzur evi yazıp arattım. Amacım bu kişinin hangi huzurevinde olduğunu öğrenmek ve yakınsa ziyaret etmekti. Aslında huzurevlerinde olan yaşlılarımızın belki de hepsi aynı durumda evet ama bu konumuz değil, ben bu yazıyı yazan kişinin gönlünü almak istedim o an sadece. Nur hanım da belli ki böyle bir niyetle sormuş, bunda gülünecek ne var acaba?

      2. Bende birisi espiri yapsada gülsem diyordum..:)

        Cahide’nin huzuru evinde..bilmem anlatabildim mi..?..!

        1. :)Bence anlatabildin Zeynep kardeş 😉

    2. Mehtapabla says:

      Allah Allah bu nasil soru ?

  11. Sizi bazen aşırı uçlarda buldum yadsıdım bazende ruhumun coşturucusu buldum kanıtsadım. Bu yazınız şuan içinde bulunduğum duruma biraz daha ılımlı bakmama sebep oldu. Eşimin ailesiyle, basit sebeplerden hatta boş sebepleri içinden çıkılmayacak sorun haline getirmelerinden dolayı görüşmüyoruz. Bana ne dine ne vicdana sığan hakaretler ettiler, beni istemediler, eşimin beni boşamasını teklif ettiler kabul etmedi diye onuda istemediler. Allah`a karşıda kula karşıda benim anlım ak ama bir anne olarak yinede anne-babanın evladıyla dargın olmasından dolayı çok üzgünüm. Düzelmesi için dediklerini sineyede çektim kötü bi lafta sölemedim saygısızlıkta yapmadım ama bir türlü arayı düzeltemedim. Bu işin vebalini almak istemiyorum ama görüşmeyi istemeyen evlerinden kovanlarda onlar. Allah korkum, vicdanım el vermiyor ama hiç açık kapıda bırakmadılar? Nasıl davranmalıyım ne yapmalıyım blmiyorum. Allah`a sığındım, hayırlısını diledim…

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: