ADI SUDENAZ’DI

Adı Sudenaz’dı…Bir hafta öncesine kadar bizimle aynı havayı soluyor,aynı topraklarda yaşıyordu…

Adı Sudenazdı…Bilmem kaç ay durabildi buralarda. Kimine göre dört, kimine göre altı aylıktı. Bir kış günü buz gibi bir ölümle ayrıldı aramızdan. Küçücük yüreğine kocaman ölümü basıpta gitti . Azraili oldu babası… Her gün süt içtiği biberonu ölümüne sebep oldu. Sütle dolamayan biberonu ilk kez ölümle doldu…

Sudenaz’dı adı. Su gibiydi daha ama hiç naz yapamadı babasına. Baba, anne diyemedi… Ne derdi,ne sıkıntısı vardı kim bilir. Çok ağladı o gece. Bilseydi ölüm babasından gelecek, ağlar mıydı hiç? Ağladıkça vurdu babası. vurdukça ağladı Sudenaz. Minik ve hasta bacakları babasının dişleri arasında ezildikçe ezildi… Annesi kaç kez dinledi acep şu türküyü;

“Sen küçüksün ölemezsin.
Kefen bile giyemezsin.
Karlı dağlar aldı seni.
İstesemde gelemezsin…”

Öldü Sudenaz bebek. Geriye bıraktığı günahları olmadan öldü. Ondan geriye suç aleti boş bir biberon, komşunun verdiği eski bir zıbın, soğuk bir beşik kaldı.Katil bir baba,acıya ebedi ram olan bir garip anne kaldı. Bir daha ağlamayacak Sudenaz. Babasını rahatsız edemeyecek bir daha …

Neden bilmem,çok kızamadım Sudenaz’ın babasına.Ruh hali nasıldı,cehaleti hangi boyuttaydı bilemem.Koca olmanın,baba olmanın ağırlığını ne kadar taşıyordu? Eşinin isteklerini,evin,çocuğun ihtiyaçlarını ne kadar alabiliyordu? Fakirlik hep boyunlarında asılıymış belliki…

Kendime kızdım önce,tek kendi tokluğumla ilgilenmeme kızdım.Tok yattığım hiç bir  gece açları düşünüp ağlayamadığıma kızdım.Bu ülkede astronomik rakamlarla transfer olan gazetecilere,futbolculara,şarkıcılara ve bu paraları verenlere kızdım.Falan marka otomobilden başkasına binemeyenlere,filan marka dan başka giyemeyenlere kızdım.Bir etli,bir zeytinyağlı,bir çorba,bir tatlı olmadan sofraya oturamayanlara kızdım…

Sudenaz bebek, bunları hiç umursamadan öldü.Kendi kaderini yaşayan bir çok bebek gibi,haber bile olamayan,sessiz sedasız aramızdan ayrılan bir çok bebek ve çocuk gibi öldü.

Zekattan,sadakadan haberi olmayan nicelerinin boynuna bir utanç,bir vebal bırakıp gitti.

Ondan geriye suç aleti boş bir biberon, komşunun verdiği eski bir zıbın, soğuk bir beşik kaldı.Katil bir baba,acıya ebedi râm olan bir garip anne kaldı…

CAHİDE SULTAN

Not: Haftaya ilginizi çekeceğini umduğum “Hür adam ve hür olamayanlar” adlı yazımı yayınlıyacağım inşaallah.

Bir Cevap Yazın

Bir Yorum Bırakın :)

  1. bir süredir takib ettiğim ,duruşunu ,hayata baktığı yönü ve bakma şeklini ve tüm bunları ifade etmesini takdir ettiğim güzel bir örneksiniz sevgili Cahide. bu yazıyı okuyunca da çok duygulandım.. komşusu açken tok yatan bir ümmet olmanın dayanılmaz ağırlığı içinde eziliyor ruhlarımız..:( yine de hiç bir komşumuza soracak cesaretimiz yok,halin nicedir diye..hakiki manada kamil iman nasib etsin rabbim..

    saygılar sevgiler..

    deniz

  2. tariflerinizi guzel sozlerinizi severek okuyorum bir cok tariflerinizi denedim ve cokbegendim hele dinimiz hakkinda yaptiginiz yorumlari veyazilari not aliyorum sizi tanimayi cok isterdim sevgiler

    1. Sabiha hanım,ben ;sizden hiçbir farkı olmayan,4 çocuklu bir anne,ev hanımı,içinizden biriyim.Güzel sözlerinize layık olabilirim inşaallah.
      Allah doğrudan ayırmasın,riyaya düşürmesin.Kalbi muhabbetlerimle.Allah’a emanet olunuz…

  3. Ablacığım ne kadar güzel yazmışsın. Seninle aynı şeyleri düşünmüşüz bu haber hakkında. Haberi dinlerken fena oldum. Nasıl olur da bir baba evladını kafasına vura vura öldürürdü? Galiba bir cinnet hali bu, belki fakirlikten diye düşündüm. Ona da tam kızamadım senin gibi. Kim ister ki evladını bu hale koymayı? Allah hidayet versin.

    Tarif konusuna gelince, bence sen bu işi kesinlikle bırakmamalısın. Hep söylerim, her şey bakış açısına göre değişir. Milletin canını çektirmek, şunu da yaptım bunu da ettim diye övünmek için yayınlamak başka; insanlar helal gıdayı evlerinde yapsın-yesin-faydalansın diye yayınlamak başka. Allah (cc) cümlemizi hatalardan ve riyadan korusun.

  4. Ah güzel kardeşim altta farklı bir tarif üstte farklı bir tarif hepsinin içinde neler neler… Yani kızmak, bence sizin hakkınız değil. Peygamber efendimizin yemek kültürünü örnek almamız dileğiyle…

    1. Hanımmı bey mi olduğunuzu bilmediğim için belli bir hitap şeklini kullanmıyacağım.
      Allah sizden razı olsun.Sizin gibi beş kişi beni eleştirse ben bu işi bırakırım.Tarif verme konusunda eskisine nazaran yavaşlamaya çalışıyorum.Bu kadar tarif versemde sofram çok sade ve mütevazidir.Bir çorba veya bir pilavla geçirdiğimiz öğünler azımsanmayacak kadar çoktur.

      Fakat 4 çocuklu bir anneyim ve sıklıkla evimde pasta börekte yapıyorum.katkı maddesi kullanmamaya,yaptıklarımın helal olmasına gayret ediyorum.Ve bunu da başkalarıyla paylaşıyorum.

      inanın “Ümmetin başına gelen ilk bela ,doyasıya yemek yemektir” adlı alıntı bir yazıyı kendimden utandığım için yayınlamayı geciktiriyorum.

      Doğru eleştiriler bana tarifsiz bir haz verir.Bu açıdan tekrar Rabbim sizden ve sizin gibilerden razı olsun diyorum.

      Bana hak verir misiniz bilmem ama bu tariflerim olmasaydı,bugün şu gönlümden kopup gelen yazıları bu kadar okuyan olmazdı.Çok izleyicim tarif ararken bulduğunu ve yazılara takıldığını yazıyor.Bu tarafı düşününce içim biraz rahatlıyor.

      Rabbim hatalarımızı affeylesin.Riyaya düşürmesin.Rahmetiyle yarlığasın.Allah’a emanet olun.

  5. firdevs says:

    haberi izlediğimizde masum melek için çok üzülmüştük baba ya da nefret duymuştuk hala da aynı düşüncedeyim.evet belki yoksulluk en önemli etken ama bir arkadaşın yazdığı gibi o insan olmayı becerememiş.bizde kardeşlerimle küçükken çok kötü günler geçirdik ama kimse bunu değiştiremedi hemde hiç kimse çünki değişmesi gerekenler değişmiyorduki 🙁 tek sorun yoksulluk fakirlikmiydi bence tek eksik merhamet duygusu insan sevgisi Allah korkusu..örnek alınmalı..

  6. kelimeler demirden leblebi oldu boğazımda….

  7. Bu zavallı bebekle ilgili haberi duyup üzülmüştüm ama umursamaz olmak, unutmak üzerimize öyle yapışmış ki gelip geçti bu üzüntü.Herşeyden sorumluyuz hakkında ama umursamaz olup sorumluluklarımızdan kurtulacağımızı zannediyoruz sadece.Rabbimin karşısında bu küçük bebek ya da başka daha kimler bizden hak isteyecek bakalım o zaman kim kurtaracak bizi.

  8. Bu nasıl adalettir Allahım,bir tarafta isteyipde yıllarca evlat sahibi olamayanlar diğer tarafta ise bakamayacağı kadar çocuk sahibi olanlar ve o zavallı yavruların değerlerini bilemeyen aileler.Bu sorumsuzluğun fakirlikle zenginlikle alakası yok.Onlar insan olmayı becerememiş ama malesef dış görünüşü insana benzeyen zavallılar.

  9. Eline yüreğine sağlık arkadaşım bende duydum olayı Allahım annesine çok büyük sabır versin,ne yazıkki öyle bir zamanda yaşıyoruzki komşumuz açmı tokmu bilmiyoruz .
    Herkez kendi halinde benim tencerem kaynasın evim sıcak olsun gerisine Allah yardım etsin.Hepimiz bu durumdan şikayetçiyiz ama çok azımız bir şeyler yapmaya çalışıyoruz.
    Allahım yolumuzu şaşırmaktan korusun

  10. kanim dondu, bogazima bir sey oturdu…
    Fakirlik bi cok sorunun baslangici belki ama birda kesinlikle tek sorun degil.
    hep boyle olaylardan sonra kucuk dertlerimi buyuttugumu, ve Allah’in bana nasip ettigi kaynaklari bosa harcadigimi anliyorum.

  11. belki sorsak çok kişi kabul etmeyecek ama bencil ve umursamaz olduk.sudenazı ömeri,ayşeyi….ne farkı var birilerinin biryerlerde bizler için çok da önemli olmayan şeylere okadar ihtiyacı varki.herkes etrafında yakın çevresinde birilerini imkanı kadar kollasa belkide biberonlar,tencereler boş olmayacak….ben bunları yapmaya çalışan biriyim fakat bazen ertelediğim yardımlar oluyor,yazınızı okuyunca kendimden ve insanlığımdan çok utandım,böyle olaylar yaşandığında suçlanacak en son olayı yaşayanlar bence,hassasiyetiniz ve yazınız için teşekkürler.

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: