İNSAN ETİ YEMEK (GIYBET)


Sevapları Mancınığa Verip Ateşlemek Ya da İnsan Eti Yemek

Bağdatlı Cüneyd anlatıyor: Caminin avlusunda oturmuş, bir cenazenin namazını kılmak için bekliyordum. Halk da bekliyordu. O ara zahid olduğu bilinen bir fakiri gördüm. Ne yazık ki dileniyordu. Kendi kendime: “Şu adam bir iş yapsa da kendini korusa. Dilenmekten vazgeçse daha iyi olurdu!” dedim.

Cenaze namazını kılıp işlerimi bitirdikten sonra evime gittim. Her zaman yaptığım gibi Kur’an okuyup, namaz  kılacaktım. Fakat bunlar bu akşam bana ağır geliyor ve birini yapmaya güç yetiremiyordum. Üzerimde büyük bir ağırlık, uyuşukluk ve halsizlik vardı. Uyumaya çalıştım. Olmadı. Miskin miskin otururken kendimden geçmişim. Bir de ne göreyim, bana bir sofra hazırlanmış .

– Buyurun , denildi. Etinizi yiyin. Çünkü bugün bir kardeşinizi aleyhinde bulundunuz.

Bu et insan etiydi.

Vaziyeti anladım ve cevap verdim.

– İyi ama ben onun aleyhinde düşündüm. Fakat bu düşüncemi kimseye söylemedim.

Şu karşılığı aldım:

– Dediğin doğru. Fakat senin durumundakiler için durum farklı.

Sordum:

– Ne yapayım?

Şöyle karşılık verdiler:

– Koş, o kimseyle helâlleş!

Korkuyla uyandım. Abdest alıp namaz kıldım ve Kur’an okudum. Sonra yattım.

Sabahleyin namazdan sora ilk işim sokağa çıkıp aleyhinde olumsuz düşündüğüm kişiyi arayıp bulmaktı. Epeyce bir aramadan sonra onu bir su başında buldum. Oturmuş suya düşen yaprakları seyrediyordu. Selam verip yanına oturdum.

– Merhaba Cüneyd, dedi. Sonra da sordu:

– Hatanı  tekrarlayacak mısın?

– Hayır, dedim.

– Öyle ise Allah hepimizi bağışlasın!

 ********************

Süfyan Bin Hüseyin’ anlatıyor:

Muaviye’nin oğlu İyas’ın yanında oturuyordum. Hasbihal ediyorduk. Konuşma sırasında birinin mevzuu olmuştu. Ben o kişinin aleyhinde bazı şeyler söyledim.

İyas sordu.

– Bu yıl hiç gazaya katıldınız mı?

– Hayır, dedim.

– Demek dedi. Düşmanlar elinden kurtulduğu halde Müslümanlar dilinden kurtulamadı.

Ne kadar üzüldüğümü tarif edemem.

 ***********************

İbrahim Bin Edhem ise Müslüman kardeşlerinin arkasından çekiştirenler için kullandığı benzetme gerçekten anılmaya ve düşünülmeye değer:

“Başkalarını çekiştiren kimse, bir mancınık kurarak kendi iyiliklerini mancınığın ağzına top yapıp atan kimseye benzer.”

 *************************

Yahya Bin Muza ise devamlı şu veciz ifadeleri tekrarlarmış:

“Müminlere karşı durumun şu mahiyette olmalı:

Müslümanlara fayda dokunmuyorsa bari zarara uğratma.Onları sevindiremezsen bari kederlenme.Onları methetmezsen bari zemmetme…

 **********************

Adamın biri Hasan Basri Hazretlerinin aleyhinde bulunmuş. Bunu haber alan Hasan Basri aleyhinde bulunan kişiye bir tepsi tatlı göndererek şu haberi yollamış:

“- Duydum ki, iyiliklerini bana hediye etmişsin. Hediye olarak bunu gönderiyorum. Çünkü başkalarını zemmeden kimse, iyiliklerini başkalarına devretmiş olur…*

 Bütün bu örnekleri aktardıktan sonra ölü eti yemenin /gıybet etmenin yasaklığını bildiren ayetle bitirelim:

“Ey imân edenler! Zannın çoğundan kaçının. Şüphesiz ki, zannın bir kısmı günahtır. Birbirinin gizli hallerini araştırmayın. Birbirinizi gıyabında çekiştirmeyin. Sizden biriniz, ölen kardeşinin etini yemek ister mi? Ondan tiksinirsiniz. Allah’tan korkun. Şüphesiz ki Allah, tevbeleri çokça kabul edendir. Çok merhametlidir.”**
*  Kuşeyri, “İnsan eti yemek”, Selâmet Mecmuası, S. 17, İstanbul 1949, s. 2-3.
** Kur’an, Hucurat/ 12.

Fahri Güven

Gıybet eden kimse, gıybetini ettiği kimseden helallik istemeli, af dilemelidir…

Yaptığı gıybetten pişman olan kişi ne yapmalı?

Gıybet eden gıybet ettiği kişiden helallik dilemeli

“Eğer gıybet etti veyahut isteyerek dinledi, o vakit,

اَللّٰهُمَّ اغْفِرْلَنَا وَ لِمَنِ اغْتَبْنَاهُ ]]  demeli; sonra gıybet edilen adama ne vakit rast gelse, “Bana hakkını helâl et” demeli.” (Mektubat)

Gıybet eden ya da dinleyen, kendisi ve kardeşi hakkında Allah’tan (cc) af dilemeli 
Gıybet eden kimse;

اَللّٰهُمَّ اغْفِرْلَنَا وَ لِمَنِ اغْتَبْنَاهُ 

yani “Allah’ım, bizi ve gıybetini ettiğimiz zâtı mağfiret et.” (Suyûtî)  diyerek Allah’tan (cc) af dilemelidir.

Gıybet eden, gıybetini ettiği kardeşinden af dilemeli

Araplar yolculuk sırasında karşılıklı birbirlerine nöbetleşe hizmet ederlerdi.
Bir yolculukta da adamın biri Hz. Ebu Bekir (ra) ile Hz. Ömer’e (ra) hizmet ediyordu. Bir gün, uykudan kalktıklarında adamın halâ uyumakta olduğunu gördüler. Yemekleri de hazırlanmamıştı. Kendi aralarında:

“Bu kişi amma da uykucudur.” dediler. Sonra da onu uyandırıp katık istemek üzere Hz. Peygamber’e (sav) yolladılar. Adam oraya varıp:

“Ey Allah’ın Rasulü! Ebu Bekir ile Ömer’in sana selamları var. Senden katık istiyorlar!” dedi. Hz. Peygamber (asm) ise:

“Git, kendilerine katığa ihtiyaçları olmadığını söyle; çünkü onlar katıklarını yediler.” buyurdular.

Adam dönüp Hz. Peygamber’in (sav) söylediklerini haber verince Hz. Ebu Bekir ile Hz. Ömer varıp:

“Ey Allah’ın Rasulü! Biz katık falan yemedik; niçin böyle söylediniz?” dediler. Hz. Peygamber (asm) de şöyle cevap verdiler:

“Siz kardeşinizin etini yemediniz mi? Nefsimi kudret elinde tutana yemin ederim ki, şu anda onun etini dişlerinizin arasında görmekteyim.” Bunun üzerine ikisi:

“Ey Allah’ın Rasulü! Bizim için Allah’tan af talebinde bulun!” dediler. Hz. Peygamber (asm) de:

“Hayır! Gidin, sizin için af talebinde bulunmasını o kardeşinizden rica edin!” buyurdular. (İbn Kesir) 

Gıybet edenin akıbeti ve ahirette alacağı ceza nasıldır?

Gıybet edenin cezası; cehennemde “kendi etini yemek”tir!

Cehennemde dört kimse su ile ateş arasında feryat edip koşarak cehennemdekileri telaşa düşürürler. Cehennemdekiler birbirine:

“Bunlara ne oldu! Bizi rahatsız ediyorlar.” derler.

O dört kimseden biri ateşten kapalı tabutun içerisinde, diğeri bağırsaklarını yerde sürüyerek, biri de irin ve kan kusarak, dördüncüsü de kendi etini yiyerek azap görürler.

Ateşten tabutta azap görerek cehennem ehline eziyet verenin suçu sorulduğunda:

“Ölürken üzerinde insanların hakkı kalmıştı. Yani borçlu olarak ölmüştü.” denilir.

Bağırsakları yere sürüyenin suçu sorulunca:

“İdrardan sakınmazdı.” denilir.

İrin ve kan kusanın suçu sorulunca:

“Müstehcen (çirkin) sözlerden hoşlanırdı.” denilir.

Etini yiyenin suçu sorulunca:

“İnsanları çekiştirir, gıybet eder ve söz ulaştırarak insanları birbirine düşürürdü.” denilir. (İbn-i Ebi’d-Dünya)

Resulullah (asm) miraçta cehenneme baktı, bir topluluğun kokmuş leşler yediklerini gördü, Cebrail’e:

“Kimdir bunlar? Ya Cebrail!” dedi. Cebrail (as):

“Bunlar gıybet ederek insanların etlerini yiyenlerdir.” cevabını verdi. (İmam Ahmed)

“Canlı iken nasıl yedin ise ölüsünden de ye!”

“Dünyada gıybet ederek kardeşinin etini yiyen kimse, kıyamet günü onun yanına getirilir ve ona:

“Canlı iken nasıl yedin ise ölüsünden de ye!” denilir. O da yüzünü buruşturarak feryad eder.” (Ebu Ya’la, Taberani, Ebu’ş-Şeyh)

Gıybet edenler, cehennemde tırnaklarıyla yüzünü ve göğsünü tırmayacaklardır

“Miraca çıkarıldığımda bir topluma rastladım. Bakırdan tırnaklarıyla yüzlerini ve göğüslerini tırmalıyorlardı.

“Bunlar kimlerdir, Ya Cebrail?” dedim:

“Onlar insanların etini yiyenler ve şahsiyetlerini zedeleyenlerdir.” diye cevapladı.” (Ebu Davud)

“Miraca çıkarıldığımda, ateşten makaslarla derileri kesilen kimselere rastladım.

“Bunlar kimlerdir, Ya Cebrail?” dedim:

“Bunlar zina için süslenenlerdir.” diye cevap verdi.

Sonra bir pislik çukuruna rastladım. Çok pis kokuyordu. Oradan acı acı bağırmalar işittim.

“Bunlar kimdir, Ya Cebrail?” dedim:

“Bunlar zina için süslenen ve onlara helal olmayanı yapan kadınlardır.” dedi.

Daha sonra memelerinden asılan bir gurup kadınlara ve erkeklere rastladım.

“Bunlar kimdir Yâ Cebrail?” deyince de:

“Bunlar kaş ve gözleri ile işaret ederek insanlarla alay eden ve gıybet edenlerdir.” dedi. Bu Allah’ın:

“Hümeze olan (insanları arkadan devamlı ayıplayıp çekiştiren), yüzlerine karşı (da onlarla) alay etmeyi âdet edinen her kişinin vay hâline!” (Hümeze,1) ayetiyle bildirilmiştir.” (Beyhâkî)

Gıybet edenin kabir azabı çok dehşetlidir

Ebu Umame (ra) şöyle anlattı:

Resulullah (asm) Bekiğr’el-Arkad (Medine) mezarlığına geldi. İki zengin kişinin kabri yanında durdu ve bu kabirlere:

“Filan erkek ve filan kadını defnettiniz mi? Yahut filan ve filan erkekleri defnettiniz mi?” diye sordu. Ashab:

“Evet ya Resulallah!” dediler. Resulullah (asm):

“Filan şimdi oturtuldu ve dövüldü.” dedikten sonra:

“Kudret ve iradesiyle yaşadığım Allah’a yemin ederim ki, öyle dövüldü ki, kırılmadık bir azası kalmadı. Kabrini de ateş sardı, öyle feryad etti ki, insan ve cinden başka bütün yaratıklar onu işittiler. Eğer kalbiniz bozuk olmasa ve çok konuşmasanız benim işittiğimi siz de işitirsiniz.” buyurdu. Sonra ashab:

“Günahları ne idi Ya Rasullah!” diye sorduklarında, Resulullah (asm):

“Şu, idrardan iyi temizlenmezdi, öbürü ise insanların etlerini yerdi (gıybet ederdi)” buyurdu. (İbni Cerir et-Taberi)

Hz.Cabir ibn-i Abdullah (ra) şöyle rivayet ediyor:

“Resulullah (asm) ile beraberdik. Sonra sahiplerine azap edilmekte olan iki kabir başına gelip şöyle dedi:

“Bunlar büyük ve meşakkatli bir işten dolayı azap edilmiyorlar. Bunlardan biri, (hayatında) insanları gıybet ederdi. Diğerine gelince, idrardan sakınmazdı (sızıntı ve sıçrıntılarından korunmazdı).”

Sonra Resulullah (asm) bir veya iki yaş çubuk istedi de, onları kırdı. Sonra emretti de, bunların her biri bir kabir üzerine dikildi. Bunun üzerine Resulullah (asm) şöyle buyurdu:

“Bu iki çubuk yaş bulundukları müddet yahut kurumadıkları müddet azapları hafifler.” (Fadlullah, İmam Ahmed) 

13 Yanıt to “İNSAN ETİ YEMEK (GIYBET)”

  1. banu altun Says:

    Merhaba Cahide Hanım…
    Her daim güzel yazılarının ve tariflerinin takipçisiyim…
    İzninle bu güzel paylaşımını blogumda link olarak vereceğim…
    Benim de gıybet ve dedikodudan kurtuluş önerim resmiyet ve toplu misafir ağırlamak. Kimin evinden akşam ses çıkmış kim titiz değil kimin aile sorunu var inan bende duymak istemiyorum dudağı kurtlu kişileri görünce yanlızsak elime cep telimi alıp tanıdıklarımı arayıp hal hatır sorup kaçıyorum 3 sefer sonra kişide anlıyor :))) sevgilerimle

  2. zeynep Says:

    heralde kimseyle görüşmememiz lazım bunu başarabilmek için en azından benimiçin komşularımla ilişkime bi mesafe koydum zaten artık ama hayatımızdan çıkaramıyacağımız insanlar var malesef aramızda 1000 km bile olsa ulaşıyorlar bize fiilen olmasa bile manen zarar verebiliyorlar sözleri iğnelemeleriyle insan işte ne kadar sabretsede dayanamıyorum ben haksızlığa bir iki kelime ediveriyosun çok boş işler benimiçin o şöyleymiş bu şunu yapmış diye çekiştirip dedikodu yapmak ben babamın evinde hiç görmedim böyle şeyler elin annesi yaşatıyo sağ olasıca annem dayanamayıp içini dökse bile bazı canını yakan hallerde babam uyarırdı o burda değilken hakkında konuşma diye annemde susardı öyle hatırlıyorum dedikoduyu sonradan gördüm ben malesef:( fitne cinayetten beterdir diyor ya kanımı donduruyor bu söz benim bence dedikodu yapan her türlü kötülüğü yapar ondan bitti ya bizim akrabalık,komşuluk ilişkilerimiz onun var benim neden yoklar birinin ötekinden az da olsa üç beş kuruş fazla aldığı parayı çekememeler benim bildiğim insan sevdiğini kıskanır en fazla başkalarından ama nerde insanlar almış yürüümüş onun var benim neden yok demeler bu yüzden insanları çekemeyip nefret beslemeleri buna benzer bi sürü şey nereye gitsem var nereye hani arkamı dondüğümde de yüzüme ne dediyse onu diyebilecek yürekte insanlar arıyorum bulamıyorum çok mu şey istiyorum onuda bilmiyorum sen etmesen onun bunun lafını başkası ediyo yanında kankileri falan oluyo bide daha çok şaşırıyorum bi bakıyorum sıkı fıkılar ama biri gittiği zaman arkasından hemen iyidir ayşe ama bide şunu yaptı öyle dedi neler neler şaşırmaya devam ediyorumbende her ne kadar alıştım artık desemde alışamıyorum korkuyorum ben öyle insanlardan valla samimiyet kalmıyo sonrada gelin kaynana komşu arkadaş bir sürü çirkinlikler yaşanıyo türlü laflar dönüyo sonra gidip onun yüzüne bakmak zorunda kalıyosun ya çok ağır geliyo insana bozuk kimseye güvenip canım ciğerim diyemiyosun pek çarpık bozuk aile akrabalık komşuluk peşi sıra geliyo sonra …….

    kampanyanız başlayıp biteli çok olmuş ama ben daha yeni farkettim doluymuşum meğer baya rahatsızlık verirsem affola

  3. nuran hatice bal Says:

    a.s RABBİM (C.C)senden razı olsun bu konuyu ele alıp şöyle bir silkelenmeme vesile oldun… payıma düşeni aldım …zaten rahatsızdım ve çaba gösteriyordum ama 21 gün daha bir dikkatli olcağım inşaALLAH….a.s

  4. tosbagalarr Says:

    Ben de Seher le aynı şeyi düşünmüşüm. Mesela televizyonda gördüklerimiz hakkında bile konuşuyoruz. Karşı karşıya gelip helallik istememiz çok zor değil mi? Artık onlar için de dua edeceğim

  5. nazmiye Says:

    korkuyorum çok korkuyorum………Rabbim bizi azabtan esirgesin…..bugünki sohbette bütün arkadaşlarımıda söyliycegim inşaallah.ve bu 21 günü bizde başlatıcaz bakalım…nasip olursa yine yazmaya çalışırım……ama yazdıklarınız yüregime saplandı hakkaten….cahide ablacım seni seviyorum…….

  6. tub@ Says:

    strese girdim resmen ya…

    yazı mükemmel…

    tüylerim ürperdi her kelimede…

    acil namaz kılmam gerek…

    Rabbim cümlemizi ıslah etsin..

  7. Aynur Says:

    selam bacım nasılsın?
    ben geldim:)
    yazılarını iyice okudum Allah razı olsun gülüm parmaklarına yüreğine sağlık Rabbim insan eti yemekten ve azabından korusun
    AMİN

  8. hayatcemresi Says:

    Yazıyı okuyunca insan dehşete düşüyor,ne kadar da gafil yaşıyoruz,Allah bizleri, o acı durumlara düşenlerden eylemesin amin.

  9. Seher Says:

    Su konu hakkindaki bilgilerinizi arastirmalarinizi da merak ediyorum cahide hanim.
    Simdi bir kardesimizin giybetini yaptik diyelim.Ve bu muhabbette oldugumuz ve yuzyuze bakmak zorunda oldugumuz biri diyelim.
    Eger alenen hakkinda neyi nasil konustugumuzu soylersek aramiz gercekten bozulabilir ve sonrasinda hep suphe duyulan taraf olabiliriz ya da bize karsi davranislarinda degisiklikler yasayabiliriz..Hani uzaktan olsun helallik cok onemli diyebilsekte yuzyuze bakmanin verdigi mecburiyet icin belki bunlar cok zor olabilir.
    Bu durumda helallik istenirken sana soyleyemeyecegim kadar hani kalbini kirabilicegim kadar hatali konustum naptigimi bilmeden bir hata isledim simdi pismanim senin helalligini istiyorum desek o zaman o da helal etse bu helallesilme durumuna girer mi?
    yani o belki bilse vazgecip helal de etmeyebilir.
    napmak nasil davranmak lazim bu gibi durumlarda?
    Gercekten cok uzgunum cunku o zaman ben bir kardesimin etini yedim hatta bir diil belki cokca:((

    • Cahide Says:

      Sevgili Seher,Ne yazık ki hepimiz zaman zaman bu yanlışa düşüyoruz.Rabbim affetsin.Özellikle gıybet edenbir toplulukta gıybet edilmemesi için uyarmamız lazım,olmuyorsa o topluluğu terketmemiz lazım.Bu bizim toplumca kanayan yaramız ne yazık ki!
      Söylediğinde haklısın.”Ben senin hakkında şöyle şöyle dedim” deyince,belki karşıdaki insanın öfkesini celbedebilir,affını zorlaştırabiliriz.Bu yüzden alimlerden bazıları gıybet edilen hakkında hayır duada bulunmak gerekir demişler.Bu sanırım en güzeli.Sorunun cevabını yine bir alıntıyla vermek isterim:

      Gıybet olunanın bundan haberi yoksa, tevbe ve istiğfar etmekle ve ona hayır dua etmekle affolur. (Ya Rabbi beni de, gıybetini ettiğim kişiyi de affet) diye dua etmelidir! İki hadis-i şerif meali :
      (Gıybetin kefareti, gıybet edilenin mağfireti için dua etmektir.) [İbni Lâl]

      (Gıybet eden, gıybet edilen için mağfiret dilerse gıybet günahına kefaret olur.) [Hatib]

      Ben gıybet etmenin birazda alışkanlık olduğunu düşünüyorum.Bir süre gıybet terkedilse,daha sonra gıybet etmek çok kötü gelecektir eminim.
      Rabbim cümlemizi bu kötü hasletten korusun…

      • Urfa Tutkunu Says:

        Ablacığım ben de gıybetini ettiğimiz kişinin niyetine istiğfar çekmemiz gerektiğini duymuştum. Onun adına yani. Allah cümlemizi bu durumlara düşmekten korusun, hidayet nasip etsin. Ben de diğer kampanya yazını az önce paylaştım bloğumda.

  10. hanife Says:

    ne kadar ibretlik bir yazı öbür tarafta halimiz ne olacak hiç bilmiyorum Rabbim yardımcımız olsun

  11. neval Says:

    kadınların cehennemde daha fazla olacak olmalarının sebebi bu olsa gerek .ama bu erkekler yapmıyor demek değil.yapınca alasını yapıyorlar hem de .ama herkes önce kendine bakmalı değilmi ?ondan sonra yapanı da uyaracak gücü buluruz kendimizde


"...Güzel bir söz, kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir.(İbrahim suresi:24)

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: