GÜYA TESETTÜRLÜLER!

Başlamadan önceki halet-i ruhiyem:

Yıllar öncesinden başlayan bir kızgınlık,bozulan gidişata dur diyemeyişin verdiği acı,yer yer ağlayışlar,sıkma baş tabirini doğrulayan örtün(eme)me şekillerinin yaşattığı asab bozuklukları ve bir patlayışın yazıya sirayeti…

Çok uzun gibi gözüksede,sonuna varınca ne kadar kısa olduğunu farkedeceğiniz yazımı sabırla okuyun lütfen.Bu kez  güya bizden olanları anlattım…

**************************

Hani bazen söyleyecek çok sözünüz olmasına rağmen sözler boğazınıza acı ilaç gibi oturur ya,işte tam öyle bir durumun ortasındayım.Nereden başlasam,nasıl anlatsam karar veremediğim ama ille de yazıp rahatlamam gereken bir durum…

Müslüman bir kadın olmanın verdiği ağırlıktan habersiz,inadına hafifliğin sınırlarını zorlayan,düşebileceği en basit ve seviyesiz hallere düşmekten gocunmayan,esasen düştüğü bu halin farkında olmayan güya tesettürlü çoğu hanıma içim yanar yıllardır… Devamını okumak için lütfen Tıklayınız

AŞURE NASIL YAPILIR

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Ey insanlar! Rabbinizin emrine uygun yaşayın. Gerçekten (kıyâmet) saati(ni)n sarsıntısı çok büyük (dehşetli) bir şeydir.
(22/Hacc, 1)

Ecelin mutlaka geleceğini bilen, amelini artırır.
(Mansur bin Ammar)

 Aşure nasıl yapılırHer sene böyle olur.Aşure ayı gelmeden canımız aşure ister.Her ne hikmetse bu aylar daha çok arzularız aşureyi.Yazın pek canımız istemez mesela.

Bundan bir kaç yıl önce Fransada açılan gıda fuarında aşure dünyanın en iyi 12 yiyeceği arasına girmiş ve ödül almıştı.Hatta  aykırı tatların bir araya geldiği en lezzetli tatlı olarak kabul edilmişti.

Çocukken keyveni teyzelerin sabah kazanlarla yapmaya başladığı aşurenin başında, pişene kadar kepapçı kedileri gibi beklerdik 🙂 O ne lezzetli aşure olurdu ama… Onların aşureye kattıkları baklayı,gittiğim hiçbir yerde bulamadım.

Antep’te köyde  kaldığım zamanlarda ise,köylü kadınların aşureyi şeker katmadan sırf pekmezle yaptıklarını görmüştüm. Bir kaç yıldır bende  yaptığım aşureye mutlaka pekmez katarım.Fakat ben ağır olmasın diye pekmezi az koyup,tadını şekerle tamamlıyorum.Pekmezle oluşan tatlı sarı rengi,klasik yöntemdeki donuk renkten daha iştah açıcı buluyorum. Bakalım aşureyi ben nasıl yapıyorum:

Aşure malzemeleri

  • 2 su bardağı dövme buğday
  • Yarım su bardağı kuru fasulye
  • Yarım su bardağı nohut
  • 50 gr.kuş üzümü
  • 50 gr.izmir üzümü
  • 2-3 adet kuru incir
  • 1 çay bardağı dut pekmezi
  • 4-5 adet kuru kayısı (islimsiz,kayısı çiri)
  • Yarım portakal kabuğu
  • Yarım ayva
  • 7-8 adet karanfil
  • 1adet 10 cm. kadar çubuk tarçın
  • 1 adet elma
  • Bir çay kaşığı tuz (tepeli olmasın,silmeden biraz fazla olsun)
  • Damak tadınıza göre şeker
  • 1 su bardağı süt (hem lezzet verir, hem rengi kara olmaz)

Süslemek için

Fındık,ceviz,fıstık,nar

aşure yapımı

Aşure nasıl yapılır?

  • Akşamdan ıslağa koyduğunuz dövme,fasulye ve nohutu sabah suyunu süzerek düdüklü tencereye alın.
  • Bir elmanın üzerine karanfilleri batırıp aşurenin içine atın.
  • Üzerine bir karışa yakın  çıkacak kadar su ekleyin
  • Kaynamaya başladıktan sonra kefini alıp,ağzını kapatın.
  • En az bir buçuk  saat altı kısık olarak pişirin
  • Buğdayın iyice açılması lazım.Yoksa suyu özlü olmaz.
  • Üzümleri bir cezveye alıp üzerine sıcak su koyun ve 5 dakika kadar kaynatın.Bu sayede kirli suyunu verecek ve aşureyi mat bir renge dönüştürmeyecek.
  • Bundan sonraki aşamada aşure sık sık karıştırılacak.Aksi halde hemencecik dip tutacaktır.
  • Üzümleri tencereye,portakal kabuklarıyla beraber  ekleyip,beş dakika daha pişirin.
  • Şimdi küçük doğradığınız ayva,incir ve kayısıyı ekleyin.
  • Bir çay bardağı kadar pekmezi  şekeri ve çubuk tarçını bu esnada ilave edin.
  • Şekeri azar azar katın.Miktarı damak tadınıza göre ayarlayın.
  • 5 dakikada bu şekilde kaynadıktan sonra 1 bardak sütü de ekleyip karıştırın ve ocağın altını kapatın.
  • İster sıcak ister soğuk,dilediğiniz gibi süsleyip servis yapın.Aşure tarifi

Hafif tatlılar

CAHİDE

KIZARTILMIŞ MANTI (Yağ mantısı)

Ahlakı kötü insanlarla sohbet etme ki, günah işlemeye meyletmeyesin.
(İmam-ı Azam)

Mantılarla devam edelim.Genelde mayalı hamurla yapılan yağ mantısı  Kayseri yöresine ait bir mantıdır.Fakat Kayseri’de mayalı mı mayasız mı yapılıyor kesin bir bilgiye ulaşamadım.

Kayseri’li izleyicimiz Hatice Hanımdan bu işin aslını öğrenelim inşaallah.Hatice Hanım mesajı anladınız umarım  🙂

Kızartılmış her yiyecek gibi bu da çok lezzetliydi.Çiçek görüntüsü ise cezbediciydi.Bir farklılık olsun derseniz bu şekilde de yapabilirsiniz…

Hamur malzemeleri

  • 2 adet yumurta
  • 2 subardağı su
  • Aldığı kadar un,tuz

İç malzemesi

  • 300 gr.Kıyma
  • yarım demet maydanoz
  • 2 adet kuru soğan
  • tuz,karabiber

Üzeri için sarmısaklı yoğurt

Salçalı sos için,bir yemek kaşığı tereyağı,1 tatlı kaşığı salça,kuru nane

Nasıl yapılır?

  • Hamur malzemeleriyle sertçe bir hamur yoğurun (erişte hamurundan biraz daha yumuşak olmalı)
  • Hamuru 2 veya 3 bezeye ayırın.
  • Her bir bezeyi 2 yufka büyüklüğünde yufkalar açın.
  • 4 cm.lik karelere kesin.
  • İç malzemesinden karelere dağıtın.
  • Her bir kareyi dört kenarından ortada birleştirin.Uç kısımlara dokunmayın.
  • Mantıları kızdırılmış yağa atıp her tarafını eşit kızartın.

  • Üzerine sarmısaklı yoğurt ve salçalı sos dökerek servis edin.

Pileli mantı Haluj     Hınkal tarifi    Mantı nasıl yapılır?   Mantı çorbası

Cahide

HINKAL (Kolay mantı)

Fazla ciddiye almayın bu hayatı! Nasıl olsa içinden canlı çıkamayacaksınız. . .
[ Necip Fazıl Kısakürek ]

Hınkalın tam olarak nereye ait olduğunu bulamadım.Bir çok yemekte olduğu gibi,değişik yörelerde yapılan bir mantı türü hınkal.Ahıska, Gürcü, Çerkez,Dağıstan,Kafkas… hatta Ardahan mantısı bile deniliyormuş.Demek ki birbirine yakın bölgeler olduğu için bir kültür sentezi oluşmuş ve aynı adla anılır olmuş.

Esasen hınkala yoğurt dökülmüyor.Üzerine sadece yağ gezdiriliyor.Fakat ben Ankara’dayken Karslı komşum Gülsen Abla’dan böyle görmüştüm.Diğer mantıdan farkı epeyce iri olması.Bu yüzden çabucak yapılıp bitiyor.

Hamur malzemeleri

  • 2 adet yumurta
  • 2 subardağı su
  • Aldığı kadar un,tuz

İç malzemesi

  • 300 gr.Kıyma
  • yarım demet maydanoz
  • 2 adet kuru soğan
  • tuz,karabiber

Üzeri için : Sarmısaklı yoğurt

Hınkal nasıl yapılır?

  • Hamur malzemeleriyle sertçe bir hamur yoğurun (erişte hamurundan biraz daha yumuşak olmalı)
  • Hamuru 2 veya 3 bezeye ayırın.
  • Her bir bezeyi 2 yufka büyüklüğünde yufkalar açın.
  • 4 cm.lik karelere kesin.
  • İç malzemesinden karelere dağıtın.
  • Daha önce yaptığımız mantıda olduğu gibi 4 ucunu bir araya getirerek kapatın.
  • Bol tuzlu kaynar suda pişene kadar haşlayın
  • Üzerine sarmısaklı yoğurt ve kızdırılmış naneli yağ gezdirin.

Cahide

Müslümanım Diyen Ey Hanımlar, Kızlar! Mehmet Talu’dan

Müslümanım Diyen Ey Hanımlar, Kızlar!

En iyi barınacağınız, oturacağınız yer, her şeyden evvel kendi evinizdir. Aile çerçevesi dışında kalan meselelerden sizi sorumlu tutan yok. Bu sebeple huzur içinde, rahat rahat, size yakışan bir vakarla evinizde oturunuz. Evinizin işlerini görünüz ve evinizle ilgileniniz.

Zaruret icabı sokağa çıkmanız gerekiyorsa, bu konuda size izin verilmiştir. Fakat iffetinizi ve namusunuzu korumalısınız. Herkesin dikkatini çekecek şekilde giyinmeyiniz. Başkalarını sizinle meşgul olmaya zorlamayınız. Gözler aracılığıyla insanların gönüllerini avlayacak şekilde güzellik gösterilerinde bulunmayınız. Yürürken ağır başlı olunuz. Ellerinizle işaretler yapmayınız. Yüzünüzü göstererek kaş ve göz oyunlarına başvurmayınız. Hele kırıtarak hiç yürümeyiniz. Yabancı bakışları üzerinize toplayıcı hareketlerden sakınınız. Mücevherlerinizi, bilezik ve sairenizi gizleyiniz. Bunları şangırdatarak, seslerini duyanların gönüllerini avlamaya kalkmayınız. “Benim de cicilerim var.” kabilinden hareketler yapmayınız. Konuşmanız gerekiyorsa ciddi olunuz. Fiskos yapmayınız. Ölçülü konuşunuz. Bakın! Bu hususta ALLAH Teâlâ size özel ne buyuruyor:

“Ey hanımlar! Eğer ALLAH Teâlâ’dan korkuyorsanız yabancı erkeklere karşı kırıtarak konuşmayın, sonra kalbinde şehvetten dolayı hastalık bulunan kimsede arzu uyanabilir. Güzel, ölçülü ve ağır başlı söz söyleyin.” (Ahzab Sûresi:32)Bu sebeple: Namahrem erkeklere karşı kırıtarak konuşmayın. Yılışıklık ifade eden davranış içinde söz söylemeyin. Gülerek, işvelenerek konuşmayın. Naz ve cilve yaparak hitap etmeyin.Zira bir hanımın bu şekilde konuşması, kalplerinde şehvetten dolayı hastalık bulunan erkeklerde arzu ve ilgi uyandırabilir. Böylece kötü niyetin ilk adımı atılmış, kötü düşünmenin tohumuna ortam hazırlanmış olur. O bakımdan kadının kırıtarak, işvelenerek, cilve yaparak konuşması haram kılınıp yasaklanmıştır.Kadının ağır başlılığı, ciddiyeti, söz ve davranışlarındaki ölçülülüğü çok önemlidir. Çevresindeki insanlara hürmet telkin etmesinin başlıca sebeplerinden bir kısmının bunlar olduğunu söyleyebiliriz.Bu prensipleri nazarı dikkate aldığınız takdirde sokağa çıkmanızda her hangi bir sakınca yoktur. İhtiyaçlarınızı görmek için evlerinizden dışarıya çıkabilirsiniz. İşte Kur’ân-ı Kerim’in ahlâkı bunlardır.

Muhterem okuyucu!
Osmanlı devleti zamanında hiçbir Padişah, hiçbir Sadrazam, hiçbir paşa, hiçbir bürokrat hanımlarını yanlarına alıp toplumsal ve kamusal alana taşımamıştı.İslâm dininde, tesettürlü de olsa Müslüman devlet adamlarının kadınları, erkeklerin arasına karışmaz.Osmanlı toplumunda Müslüman kadınlar trenlerde, vapurlarda, tramvaylarda kendilerine mahsus, özel bölümlerde seyahat ederlerdi.Yine Müslüman hanımlar lokanta ve muhallebicilerin ailelere tahsis edilen bölümlerinde yemek ve tatlı yiyebilirlerdi. O bölgeye, kocaları da olsa erkekler giremezdi.Sayın kişi dindar bir Müslüman imiş, hanımı başörtülü imiş… Yüksek tepeye çıkınca, hanımı ile birlikte resepsiyonlara, davetlere, toplantılara, içkili ziyafetlere katılacakmış.İslâm’da böyle bir şeyin yeri yoktur. Böyle bir şey dindarlıkla, Müslümanlıkla olması mümkün değildir.Birtakım Müslümanlara hitap ediyorum: Takva ve dindarlık ile fısk, fücur ve günahı birbirine karıştırmayalım.”Bizim istediğimiz İslâm…” diye bir şey olamaz. ALLAH Teâlâ’nın bildirdiği, Resûlullah (S.A.V.) efendimizin tebliğ ettiği, 15 asırdır müctehidlerin, fukahanın, salihlerin anlattıkları İslâm’ı ölçü alalım.

Mehmet Talü

LOKMA TATLISI

“O, ne dilerse o olur”
Ebu Hureyre (ra) Resûlullah’ın şöyle buyurduğunu haber vermiştir: “Kuvvetli mümin, Allah katında zayıf müminden daha hayırlı ve daha sevimlidir. Bununla beraber her ikisinde de hayır vardır. Sana yararlı olan şeyi elde etmeye çalış. Allah’tan yardım dile ve asla acziyet gösterme. Başına bir şey gelirse “Eğer şöyle yapsaydım, şöyle olurdu!” diye hayıflanıp durma. “Allah’ın takdiri bu, O, ne dilerse yapar” de. Çünkü “eğer (keşke)” kelimesi, şeytanı memnun edecek işlerin kapısını açar.” [Müslim]

Es-selamun aleykum dostlar

Çocukken özellikle  mevlütlerde yemek,tatlı yapan ,keyveni denilen, herşeyden anlayan hamarat teyzeler vardı.Onların yaptığı aşurelere,sütlaçlara,keşkeklere doyum olmazdı.

Hele bir lokma dökerlerdi;nasıl anlatsam bilmem ki,yani o lezzeti ömrü billah başka yerde tatmadım.Bir kaseye lokmalar,bir kaseye şerbet konulur,o şekilde servis edilirdi.Leğenler dolusu lokmalar bir çırpıda bitiverirdi.

O günden bugüne on yıllar geçmiş.Ben o lokmaların tadını hâlâ unutamadım.Arada bir o günleri hatırlayınca kendimi tutamaz, lokma yapmak için  mutfağa atarım 🙂

Her zaman göz kararı ölçülerle yaptığım lokmayı,sizin için ölçerek yaptım.Lokma hamuru içine yumurta,yoğurt ne bulursanız atacağınız bir hamur değil.Bütün malzeme un, su, tuz ve mayadan oluşur.Ben mayalanmayı hızlandırmak için bir tatlı kaşığı şeker ilave ettim.Çok nefis bir lokma olmuştu.

Sıkı takipçilerimden olan,çok sevdiğim,Hollanda’dan Melek kardeşim “Cahide abla yayınla,yayınla” diye yoğun baskı yapınca başka bekleyenlerde vardır diye tarifi öne çektim 🙂

Bence denemek için fazla beklemeyin.İzmir lokması bu,başka tatlılara benzemez 😉

Lokmanın malzemeleri

  • 6 su bardağı un
  • 4 su bardağı su
  • 1 yemek kaşığı kuru maya
  • 1 tatlı kaşığı şeker
  • 1 silme çay kaşığı tuz (olmazsa olmaz,ihmal etmeyin)

Lokmanın şerbeti için

  • 3 su bardağı şeker
  • 2.5 su bardağı su
  • 1 dilim limon

***LOKMA TATLISI TARİFİ***

Lokma nasıl yapılır?

  • Öncelikle lokmanın şurubunu hazırlayın.Bunun için şeker,su ve limonu tencereye koyup kaynamaya bırakın.İri gözler çıkana kadar kaynatmaya devam edin.
  • Şurup biraz koyu olacak ki bal havası versin.Ama bal kadar koyu olmayacak tabi 🙂
  • Hamur malzemelerinin hepsini bir kaba koyup mikserle iyice çırpın
  • Hamurun kıvamı koyu kek kıvamında olmalı
  • Üstünü kapatıp 1 saat kadar mayalandırın
  • Tencereye yağı koyup kızdırın
  • Hamurdan elinizi yumruk yapar gibi yapıp alın.
  • Hafifçe sıktırın.Yağa batırılmış tatlı kaşığıyla,yumruğunuzun üzerinde kalan hamuru alın ve yağa atın.Bu işlemi yaparken gayet seri olmalısınız.
  • Lokmaları  sık sık karıştırak kızartın.
  • Yağdan alır almaz soğuk şurubun içine atıp 2 dakika bekleyin
  • Servis tabağına alın,yerken yine şuruba batırarak yeyin

Sevgili ortağım Jibek’in yaptığı Lorlu lokma tatlısı için buraya bakınız

Cahide

TÜKETTİKÇE TÜKENİYORUZ

TÜKETİM ESARETİ

Ne kadar çok harcarsak o denli mutlu oluruz düşüncesini benimsemiş bir halka dönüştük.Markanın, gösterişin esiri olma yolunda adım adım ilerliyoruz,tükettikçe tükeniyoruz!

 Küçük bir doğu ilinde, sıradan ev hanımlarının lokantada gün yaptıklarını duyduğumda oldukça şaşırmıştım.Günden alacakları paranın yarısını lokantada yedikleri yemeklere veriyorlardı 😕

Hele durumu çokta iyi olmayan birinin her ay yapılan gün için değişik bir kıyafet alma çabası güler misin,ağlarmısın dedirtecek cinsten.Zavallı eşi yer sofrasında yemek istediği halde masada yemeye mecbur eden,eşine zorla jöle kullandırtan,bir salon perdesine 1500 lira veren zavallı kadınları gördüm.

İllede çantası,ayakkabısı takım olmak zorunda olan,canı sıkıldımı soluğu alışveriş merkezlerinde alan ve harcayarak rahatlayan,toplumda telefonunu çıkardığı zaman son model olmadığı için yüzü kızaran zavallı insanlar.

Nebevi bir hayat tarzını benimsemeyen her insan mutsuz olmaya mahkumdur!

Gözardı ettiğimiz değerleri küstürüp yaşantımızdan uzaklaştırdığımız zaman,kupkuru bir çöle dönen yüreğimizi,geçici arzu ve heveslerle,yığınla para saydığımız beş para etmez metalarla doldurmaya ,mutlu etmeye çalışırız!

“Kalpler ancak Allah’ı anmakla mutmain olur(Huzur bulur)” Ra’d suresi 28.ayet

CAHİDE SULTAN

Aşağıdaki ilginç yazıyı okumanızı tavsiye ederim

Alışveriş Merkezleri Mutluluk Satar mı? 
 
Amerika’nın son alışveriş trendi: Alışveriş yapmamak! Hatta eldeki mallardan da kurtulup, hayatı sadeleştirmek! Kriz sonrası, çalışanlar,gelirlerinin daha büyük bir bölümünü harcamayıp biriktirmeye başlayınca, ABD’li üreticilerin etekleri tutuşmuş! Şu ara yapılan çoğu tüketici araştırmaları “Bu adamlar ne satın alırlarsa mutlu olurlar?”la ilgili.
 
Ortaya çıkmış ki bir servis almak, mal almaktan daha faydalı insan doğasına.Yani bir ayakkabı yerine kutu oyunu, pahalı bir çanta yerine spor salonu üyeliği,araba yerine seyahat, ruj yerine sinema bileti, insanları daha mutlu ediyor! Bir tecrübe satın almak, kişiye daha yoğun ve uzun süreli bir tatmin sağlıyor.

Üstelik ‘Mal edinme’nin mutluluk getirmediğini öğrenen ‘dünyanın en çok satın alan halkı’, kocaman otomobillerini, dört oda bir salon evlerini, 48 parçalık yemek takımlarını, doğrayan parçalayan karıştıran onlarca mutfak aletlerini satıp, ayrı bir oda haline gelmiş gardıroplar dolusu giysilerini fakirlere bağışlayıp hayatlarını sadeleştiriyor. Bazı aileler 40 metrekare bir evde, dört tabak, dört bardakla ve işe bisikletle gidip gelerek yaşamanın onları hiç olmadıkları kadar mesud ettiğini iddia ediyor.Bu esnada biriktirdikleri parayı yoga derslerine ve tatillere harcıyorlar.
 
YÜZ EŞYAYLA YAŞAMAYA DAVET!
Bir internet sitesi, tüketicileri sadece ve sadece 100 adet kişisel eşyayla yaşamaya davet ediyor! Yani kıyafet, kozmetik, ayakkabı, kitap, kalem, her şey toplam 100 parça edecek. Sitenin çağrısı büyük ilgi görüyor ve internet kullanıcılarından hatırı sayılır sayıda bir grup, kişisel eşyalarını hayır derneklerine bağışlayıp hayatlarındaki kalabalıktan kurtuluyor. Hikâye, psikologlara göre şu: İnsanlar, iyi ya da berbat, yaşamlarındaki tüm değişikliklere çabucak alışıyor ve doğalarında var olan sabit mutluluk seviyesine bir an önce ulaşmaya çalışıyorlar. Ebeveynlerinden birini kaybeden bir insanın bir süre sonra eski mutluluk ve neşesine kavuşması da bu yüzden, yalı alanın birkaç yıl sonra yalıda oturmayı kanıksayıp eskisi kadar ‘mutsuz’ olması da! 

 
SANKİ ALIŞVERİŞ İÇİN YAŞIYORUZ
Bi de tabi, herkes gider Mersin’e, biz… Şu anda ülkede tam bir AVM patlaması yaşanıyor. Buluşmalar, sosyalleşmeler, hafta sonu aile gezmeleri, her tür eğlence hep alışveriş ve merkezleri etrafında dolanıyor. İndirim dükkânlarının kapısındaki kuyruk ve izdihamlar da cabası.

Geçen gün haberlerde, yastıkların 1 TL’ye satıldığı bir indirim dükkânında birbirini ezen kalabalığın arasından bir ev kadını, bağırarak kameralara anlatıyor:”Ben altı tane kapabildim, iki oğlum var, onlar da ikişer tane aldı, keşke 10 tane daha taşıyabilseydik! Muhtemelen dört kişi olan bu ailenin 20 adet yastıkla ne yapacağı ise meçhul! Türkler artık mümkün olduğu kadar çok malı,mümkün olduğu kadar çabuk alıp, evlerine götürmek için yaşıyor! Alışverişe niyeti olmayan bile vitrin bakıp hayal kuruyor.

Hayat amaçlarımız genelde “Bazı ürünleri edinmek,” üzerine kurulu. 70’li yıllarda bir siyah beyaz televizyon, bir adet buzdolabı, merdaneli çamaşır makinesi ve salonda üzeri tığ işi örtülü sabit hat telefonu olan her aile kendini son derece zengin ve konforlu hissederdi. Sonra işler yavaş yavaş değişti. Artık cep telefonu bu yılın modeli olmayan vatandaşın devlete isyan edesi var. Almaya doyup ‘hayatı sadeleştirme’ aşamasına ne zaman geliriz, o meçhul.

(Gülse BİRSEL)

Tüm dostlarıma hayırlı,huzurlu,bereketli cumalar dilerim.
 

KIYMA MAKİNASIYLA İÇLİ KÖFTE YAPIMI

Hayatta başarılı olanlar, kendilerine gereken bilgileri öğrenmekten bir an geri kalmazlar ve hadiselerin sebeblerini her zaman araştırırlar.(Rudyard Kipling )

İÇLİ KÖFTE

Doğu ve güneydoğu yemeklerine hayran olanlar için ,içli köfte vazgeçilmez yemeklerden biridir .Batı illerinde içli köfte pek yapılmaz.Doğunun bulgur tüketiminin fazla olması, yörenin  insanlarını türlü türlü  bulgurlu yemekler yapmaya yönlendirmiştir.

Patatesli,ıspanaklı,analı kızlı derken epeyce içli köfte tarifi verdim sizlere.Bu kez anlatacağım içli köfte daha önce yaptığım kızartılmış içli köftenin aynısı fakat bu kez yöntem farklı.

Geçenlerde size bahsettiğim kıyma makinasıyla yaptığım içli köftelerin yapımını anlatmaya çalışacağım bugün.Elimde gayet hızlı köfte açan biri olduğum halde bu yöntem bana da oldukça pratik geldi.İki kişi beraber yapmak işinizi daha da kolaylaştırıyor.Özellikle görüntü bakımından zarif,ve incecik köfteler çok hoşuma gitti doğrusu.

aparatlarİçli köfte aparatlarını sevgili Mine merak etmişti.İki parçadan oluşuyor.Temizlemeside gayet kolay.

İçli köfte içi nasıl hazırlanır

İçli köftenin içi nasıl hazırlanır?

Bazen takipçilerimden öyle sorular alıyorum ki,“Bu da bilinmez mi?” diyeceğiniz cinsten.Ama bu böyledir.Size çok kolay gelen,başkasına zor gelebilir.Ona kolay olan da sizin için zor olabilir.Bu yüzden hiç bir ayrıntıyı es geçmeyip anlatmak istedim.İçli köftenin içi de bazı incelikleri gerektirir.O halde hemen yapımına geçelim;

Neler lazım?

  • 7-8 tane büyük boy soğan
  • 400 gr yağlı kıyma
  • 1 yemek kaşığı karışık salça
  • yarım demet maydanoz
  • 4-5 yemek kaşığı sıvıyağ
  • karabiber,yenibahar,kimyon,pulbiber
  • Arzuya göre dövülmüş ceviz (sevdiğiniz miktarda)

Nasıl yapılır?

  • Eğer soğanları robottan geçireceksiniz,tavaya koymadan önce fazla suyunu sıkın.Eğer sıkmadıysanız,suyunu çekene kadar yağ katmadan pişirin.
  • Suyunu çektikten sonra sıvıyağını katıp pembeleşene kadar pişirin
  • Daha sonra kıymasını ilave edip,kıymaylada kavurun
  • Salça ve baharatları katıp karıştırın
  • En son maydanozu ekleyip ocağın altını kapatın.
  • Köftenin iç harcını bir gün önceden veya sabah erkenden hazırlayın ki,iç donsun ve doldurmanız daha kolay olsun ve köfteler çatlamasın.

içli köfte yapımı

İçli köftenin dışını etli yapacaksanız buradaki,etsiz yapacaksanız buradaki gibi hazırlayın.Hamurunuz çok yumuşak olursa hamuru kapatmakta zorluk çekebilirsiniz.Bu yüzden biraz sertçe bir hamur olsun.Ben dışını etsiz yaptım ve diğerlerinden farklı olarak hamuruna 1 yemek kaşığıkarışık salça kattım.Ve bulguru orta bulgur ve çiğköftelik ince bulgur olarak yarı yarıya kullandım.Orta bulgur hamurun hamurun daha diş diş olmasını sağladı.

Eğer dışı etli hamur yapsaydım,bütün malzemeleri kıyma makinasından geçirecektim.Fakat dışı etsiz olan hamur çok kolay yoğuruluyor.Buna gerek duymadım.

Pratik içli köfte hamuru tarifi isterseniz;Kalabalık aileler için 1kg.kadar bulguru soğuk veya ılık suyla kısır ıslatır gibi ıslatın.Bir saat bekleyin.İki avucunuzla üç avuç kadar un katın karıştırın.Tuzunu atın.Azar azar su dökerek kıvamını buldurana kadar yoğurun.Yoğurma süresi 10 dakikayı geçmiyor.

Elinizle hamurdan kalınca rulolar yapıp kıyma makinanızın içine atın ve itici aparatla bastırarak makinayı çalıştırın.Çıkan içi boş ruloları yaklaşık 10 cm.lik  uzunlukta elinizle bastırarak koparın.10-15 rulodan sonra bırakın.Önce çıkanların içlerini doldurup kapatın sonra yenilerini çıkarın.

Ben henüz iki tarafı açıkken içlerini doldurdum.(Bu kısımda sağolsun eşim çok yardım etti :)) Daha sonra iki tarafını kapattım.

İÇLİKÖFTE

Bizim evde bir kısmımız kızartılmış,bir kısmımızda haşlanmış sevdiği için,ben iki çeşidinide yaptım. Her ne kadar makinalar kolaylık sağlasada,yaptıklarımızda başarılı olabilmemiz için el mahareti önemli bir etken.Bir kaç seferlik deneyimler sonunda eminim sizde Allah’ın izniyle harika köfteler ortaya çıkaracaksınız.

İÇLİ KÖFTE İÇİ

Verdiği türlü nimetler için Rezzak  olan Rabbim’e hamd-u senalar olsun.Elhamdulillah-i Rabbil alemin…

CAHİDE

Baby shower partileri (!)

Toplumda yaşanan değişiklikleri,çıkarılan veya ithal edilen yeni adetleri gördükçe,tuhaf duygular içine giriyorum.”Acaba” diyorum “Ben mi çok geri kaldım?Yoksa bazıları çıldırdılar mı? ”

Son zamanlarda yaygınlaşan “Baby shower partileri” beni bu düşüncelere sevkeden adetlerden bir tanesi.Araştırmalarıma göre bu partiler,ilk olarak Amerika’da yapılmaya başlanmış.Amacı anne adayının bebekle ilgili ihtiyaçları için hazırladığı listeyi bu partiler vasıtasıyla tamamlamakmış.

Bizde ise bir çok şeyde olduğu gibi,erozyana uğratılarak yapılan bu uygulamaların amacı doğumdan önce anne adayını mutlu etmek,eğlendirmekmiş (!)

En başta isim bize ait değil “Baby shower partisi”.  Ve tamamiyle tüketime yönelik bir uygulama. Ayrıca anne adayının çevresindekiler için de bir dayatma, bir zorunlu hediyeleşme durumuna benzetmek abes olmasa gerek, çünki bu davete iştirak edecek kişiler, özenle şâşalı! süslenmiş bu eve ve geneli rengârenk bebek resimli fügürlerle hazırlanmış envai çeşit ziyafet sofrasına yakışır markalı! hediye alarak altta kalmamaya çalışır. Tabiri caiz ise oyunu kuralına göre oynamak zorunda kalır.(JİBEK)

Bebek kurabiyeleri,Baby shower davetiyeleri…Hatta araştırırken gördüm ki ne davetiyeler varmış meğer.Tanesi 2.5,3 lira olan, Diş buğdayı partisi davetiyeleri,İlk adım partisi davetiyeleri yok daha neler…

Çok mu zenginiz? Zengin gibi mi görünmeye çalışıyoruz anlayamadım 😕

Dört dörtlük bir ortama doğan çoçuklara çok acıdığımı belirtmek isterim.Bu çocuklar hayata bir sıfır yenik başlıyorlar.Neden mi? Çünkü bu çocuklar zirvede doğuyorlar.Her şeyleri tam,eksiksiz,bir çocuğun hayal edebileceği ne varsa onlar doğduklarında başucunda oluyor.

Üzülmemeleri,hayal kırıklığına uğramamaları için hep zirvede kalmak zorundalar.Yaşamın zor şartları,yoksulluk,idare etmek,çaba göstermek gibi kavramlar bu çocuklara uzun yıllar boyunca öğretilmiyor.Taa ki bir gün anne ve babası onu taşımaktan yorulup yere bırakana kadar….

Bu zavallı çocuklar, gözlerini bir kış günü hastaneye yetiştirilmeye çalışılan annesinin şalvarında dünyaya açan*,bulunan ilk bez parçasına sarmalanan,çoğu kez hijyenden uzak,hep büyük kardeşlerinin kıyafetlerini giymek zorunda olan,kendine ait bir odası hiç olmayan, perde arkasında ki yaşıtları kadar dayanıklı ve mutlu olamıyorlar maalesef…

Bu kutlamalar tüketim çılgınlığından çıkarılıp,“anne ve bebeğe destek günü” olmadıkça tasvip etmiyeceğim ve hep eleştireceğim kopya adetler olacak.

Yabancıları bırakıpta kendi örf ve adetlerimize dönersek,bizde ne güzel ve verimli ananelerin olduğunu göreceğiz.

Sürü psikolojisiyle hareket etmeden,”Ben ne yapıyorum” sorusunu kendimize sorduğumuz gün,yanlışlarımızı görme yolunda ilk adımı atacağız demektir.

Yabancılaşmadan,özünden kopmadan ilerlediğimiz günler dilerim…

Cahide Sultan

*Bir zaman Diyarbakır’da görev yapan hemşire arkadaşımın şahit olduğu gerçek bir olaydır.

AYVA TATLISI

 
***Fırında ayva tatlısı tarifi***
 
Ayva tatlısı çok hafif ve sağlıklı bir tatlı.Gıda boyası kullanmadım,bunun yerine arapların kerkedi dediği latince ismi hibiskus olan bol kırmızı renk veren bitkiyi kullandım.Bu sayede hem tatlınız renkli olacak hemde ekşiliği sayesinde şekerlenmeyi önleyecek.Gıda boyası ile yapılan kekler,pastalar sağlığımız için ne kadar sakıncalı artık bilmeyenemiz yok.Hibiskus bu tür tatlıları renklendirmede birebir.
MALZEMELER
3 adet ekmek ayvası
6 yemek kaşığı şeker
bir kaç tane karanfil
5-6 adet hibiskus çiçeği
1 bardak su
Üzerine kaymak veya klasik bir krema koyabilirsiniz.
Ayva tatlısı nasıl yapılır?
*Ayvaları soyup ikiye bölün,çekirdeklerini çıkarın.
*Tencereye ayvaları yerleştirip,her bir ayvanın üzerine 1 kaşık şeker atın.Daha tatlı seviyorsanız miktarı artırabilirsiniz.
*Aralarına,ayva kabuklarını ve çekirdeklerini,hibiskusları,karanfilleri ve bir kabuk tarçını koyup,suyunu ilave edin.
*Ağzını kapatıp kısık ateşte ayvalar yumuşayana kadar pişirin
*Soğuduktan sonra ortasına ceviz ekleyin ve üzerine kaymak veya krema koyarak servis edin.
Not: Daha önce tarifini verdiğim ayva tatlısını düzeltmeler yapıp tekrar yayınladım
CAHİDE

SU KABAĞI YEMEĞİ (Urfa yöresi)

“Allah’ın emir ve yasaklarını gözet, O’nu önünde bulursun. Bolluk içindeyken (emirlerine bağlı kalmakla) sen Allah’ı tanı ki O da darlığa düşünce (kurtarmak suretiyle) seni tanısın. Bil ki senin hakkında yazılmamış olan şey başına gelmez. Sana takdir edilen de seni atlayıp (başkalarına) gitmez. Bil ki zafer sabırla, sevinç üzüntüyle, kolaylık da zorlukla birliktedir.”Ahmed İbni Hanbel, Müsned, I, 307.

Cümle dostlara hayırlı,bereketli,huzurlu  bir hafta dilerim.

Ara sıra bize tarif göndermek isteyen takipçilerimiz olunca,bizde  yan sütuna bir ilan eklemiş,tariflerinizi beklediğimizi söylemiştik.Site görselliğimizin bozulmaması için çok bulanık ve anlaşılamayan resimleri maalesef kabul edemiyoruz.

Eğer anlaşılır resimleriniz olursa,gerek yöresel,gerekse sitemizde paylaşılmamış tarifleri bize yollayabilirsiniz.Ortak bir paylaşım alanı oluşması çok güzel ve verimli olur diye düşünüyorum.Yani “Blogla siteyle uğraşamam,ama güzel tariflerim var,paylaşmak istiyorum!” derseniz,sayfamız tam size göre 🙂

Bize tarif gönderenlerden biri de Şanlıurfa’dan Zehra ablamıza ait.Abla diyorum çünkü kendisi 2 torun sahibi genç bir babaanne 🙂

Urfa yöresine ait meşhur Su kabağı yemeği‘ni bizlerle paylaşmak istemiş.Bizim oralarda su kabağı eskiden,ortasında düzgün bir yuvarlak açılarak bir nevi banyo tası olarak kullanılan bir kabak türüydü.Tazesinin pişirildiğini ilk kez görüyorum.Eğer su kabağı bulma imkanınız yoksa,normal yeşil kabakta kullanabilirsiniz.

 Bu tarif bana,bir Antep yemeği olan Kabaklamayı hatırlattı.Antep kabaklamasında kış kabağı kullanılıyor.Tek farkı bu.

Lafı fazla uzatmadan Zehra Abla’nın tarifine geçelim:

      Neler lazım?

  • 1 orta  boy  Su  kabağı
  • 400 gram  kadar  parça  et (yağlı olduğuna göre kuzu veya koyun eti sanırım)
  • 1 su  bardağı  nohut
  • 1-2  Soğan
  •  3-4  Kırmizı  Biber
  • 3-4 Domates
  • 1 baş  sarımsak
  • 1 yemek kaşığı salça, biraz biber salçasıda  konabilir
  • 2 – 3 kaşık nar  ekşisi   

Su kabağı yemeği nasıl yapılır?

  • Eti   doğrayıp,  önceden  ıslattığımız  nohutla  pişmeye  bırakıyoruz
  • Bu arada su kabağını  soyup  küp küp doğruyoruz
  • Soğanı, biberi,  varsa  domatesi  yoksa  yanlız  salçada  idare  eder, pişmekte olan et ve nohutun üzerine ilave ediyoruz
  • Pişer gibi  olunca  ezdigimiz sarımsağı nar  ekşisinide  koyuyoruz ve kuru  nanesinide  en son
    ilave ediyoruz
  • Eğer  etimizin  yağı  az gelmişse  naneyi  yağla  beraber kızartıp ilave edelim.Afiyet  olsun.
  • Zehra ablamıza bu güzel tarif için çok teşekkür ederiz.

Çeşit çeşit yöresel yemek tarifleri
CAHİDE

MOULİNEX KIYMA MAKİNASI

Buraya geldiğimizden beri mecburen hazır kıyma alıp yiyoruz. Kasaplara güvenemiyoruz. Kurban bayramında kıymalık ayırdığım etleri çektirecek bir yer bulamayınca kıyma makinası araştırmasına girdik. İnterneti pek güvenilir bulmadığım için,elektronik eşyaların çokça bulunduğu Özmen pasajı’ndan bu makinayı aldık.

Aslında Fıransız malı bir ürünün reklamını yapmak istemezdim ama belki sizde almak isteyip cesaret edemiyorsunuzdur diye paylaşayım dedim. Çeyizimde Moulinex’in mutfak robotu vardı. Çok kaliteli bir üründü. Ondan çok memnun kalmıştım diye kıyma makinasınıda bu marka aldım.

Daha önce bazı marka kıyma makinalarının eti çiğnediğini,iyi çekmediğini duymuştum. Bu yüzden tereddütle aldığım bu makinadan fazlasıyla memnun kaldım. Almak isteyenler için acizane tavsiyem olsun…

Fiyatını bilmek isterseniz ben 180 TL.ye aldım.

Bu makinayla yaptığım İÇLİ KÖFTE tarifi BURADA

CAHİDE