Terbiyeli mantar çorbası

 Amellerin en değerlisi hangisidir?

 Ebû’d Derdâ (r.a.)’den rivâyete göre, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurdu: “Dikkat edin! Amellerinizin en hayırlısını Allah katında en değerlisini altın ve gümüş dağıtmaktan daha hayırlı ve derecelerinizi daha yükselten, düşmanla karşılaşıp sizin onların boyunlarını, onların da sizin boyunlarınızı vurmanızdan daha hayırlı bir şeyi size haber vereyim mi? Ashab: “Evet” dediler. Rasûlullah (s.a.v.) de: “Her zaman ve her zeminde Allah’ı devamlı hatırlayıp gündemde tutmaktır.”

Muâz b. Cebel dedi ki: “Allah’ın azabından kişiyi en iyi kurtaran her zamanda ve her zeminde Allah’ı gündemden çıkarmayıp her an hatırlamaktır.” (İbn Mâce, Edeb: 27)

Mantar çorbası yapmayı adet edindiğim bir çorba değil.Evimizdeki lezzetler‘de sevgili arkadaşım Fatma yapmıştı.O çorbada krema kullanmıştı ama ben krema kullanmadığım için onun yerine süt kullandım.kendi damak tadımıza göre değişikliklerde yaptım.Tadı çok nefis olmuştu.Tavuk çorbasını andırıyordu.

TERBİYELİ MANTAR ÇORBASI(Mushroom soup)

Malzemeler
300 gr.mantar
1 su bardağı süt
1 su bardağı tavuk suyu
1 yumurta
3 yemek kaşığı un
1 yemek kaşığı tereyağı
4 yemek kaşığı zeytinyağı
1 diş sarmısak
dereotu
Yapılışı
*tereyağı ve zeytinyağını tencereye alıp eritin.
*Mantarları yıkayıp küçük küçük doğrayın yağın içine atın ve suyunu bırakıp çekene kadar pişirin.
*Üzerine tavuk suyunu ve 7-8 bardak kadar suyu ilave edin
*kaynamaya başladıktan sonra bir kasede sütü,yumurtayı ve unu iyice çırpın.
*Bu terbiyeyi yavaş yavaş karıştırarak çorbanın içine ilave edin.
*Bir diş ezilmiş sarmısağıda koyun.
*Kaynamaya çıktıktan sonra tuzunu ilave edip altını kapatın.
*Eğer çorbanızın kıvamı koyu olursa biraz sıcak su ilave edip açabilirsiniz.
*İnce doğranmış dereotuyla süsleyip servis ediniz.(dereotu arzuya kalmış ama çok yakışıyor)

Çorba tarifleri

Bir nisan ne anlama geliyor?

Yıllardır bir vazifeymiş gibi yapılan,bir etkinlik haline getirilen, bir nisan şakalarının saçmalığını bu yazıyla hep beraber öğrenelim.Araştırmadan inandığımız ve uyguladığımız bir çok şeyin altından islam düşmanlarının yaptığı uygulamalar çıkıyor.Tıpkı 13 rakamının uğursuz sayılması gibi. Bakalım 1 nisan nereden çıkmış,anlamı neymiş?;

BİR NİSANIN ÇİRKİN ANLAMI 15. yüzyılın sonlarında, Haçlı ordusu Endülüs Müslümanlarının son kalesini kuşatır. Uzun süren bir kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da etkisiyle, kale korunabilmektedir. Durumun zorluğunu anlayan Haçlı ordusunun komutanı değişik taktikler düşünmektedir. En sonunda 31 Mart gecesi Kalenin önüne giderek bir elinde Kur’an bir elinde İncil ‘Şu iki kitap üzerine yemin ederim ki, teslim olursanız bu akşam size bir şey yapmayacağım’ der. Gerekli görüşmelerden sonra canlarının kurtarılması karşılığında Müslümanlar kaleyi teslim ederler. Ertesi sabah, yani 1 Nisan sabahı, Haçlı ordusu komutanı bütün Müslümanların öldürülmesi için emir verir. Bunun üzerine Müslümanlar ‘Yemin etmiştiniz,bize söz vermiştiniz’ dediklerinde Haçlı ordusu komutanı ‘Benim sö züm size dün akşam içindi, bugün için size bir sözüm yoktur’ diye cevap verir ve bütün Müslümanlar orada Şehit edilir. İşte o gün bugündür 1 Nisan hristiyanlar arasında ‘Hile Günü’ olarak kutlanmaktadır. Maalesef hıristiyanları taklit etmeyi modernleşme sanan gafil müslümanlar arasında da yaygınlaşmış,yüzlerce, binlerce müslümanın katliam günü olan1 Nisan’lar, bir şakagünü olarak kutlanmaktadır.

Bitkisel ve Doğal Ürünlerle Cilt Bakımı (2) – Skin Care

  

SELÂMÜN ALEYKÜM

Canlarım, karşılaştığımız  blog sorunları yüzünden hepberaber cümbür cemaât blogdan bloga nasıl zorunlu maraton yaptığımızı düşündükçe gülüyorum 🙂  Bu koşturmacada bizleri yanlız bırakmayan siz vefalı dostlara çok teşekkür ederiz:).Dileğimiz,burada kalıcı güzel hayrlı uzun beraberlikleri hepberaber paylaşmak. Sizlere daha kaliteli bir hizmet sunabilmek için elimizden geleni yapıcaz Allah’ın izniyle. Canım ortağım Cahidemin beni mahçup eden övgülerine lâyık olabilmek, sayfadaki ismimin hakkını verebilmek ve siz dostlarıma da mahçup olmamak için gayret edeceğim inşallah, Rabbim utandırmasın.amin.
Gelelim uzuun ama faydalı konumuza 🙂
Cilt bakımıyla ilgili konuları 2 bölümde bitirmeyi düşünmüştüm fakat ilgilenen arkadaşlar fazla olunca gelen sorular da çeşitlilik arz etmekte, bu yüzden haftalara ayırdığım konu başlıklarını sizlere bildirmek istiyorum ki, sizlerden ricam o haftanın konusuyla ilgili sorular yöneltirseniz daha çabuk cevap vermeye gayret ederim inşallah.
Geçen hafta verdiğim bitkisel cilt toniği tarifini uygulayıp memnun kalan dostlarımın olması, beni çok mutlu etti.  Sizlerle paylaşmayı istediğim diğer konular şunlar: Saç dökülmesi, leke, sivilce, cilt kuruluğu,  yağlılığı, kırışıklık, kılcal damar sorunu, terleme, gebelikte kullanımına dikkat edilmesi gereken bitki ve meyveler, yüz ve vücutta ödem-şişkinlik, yanık, hemoroid, sorunlarına karşın evde uygulayabileceğiniz bitkisel tonik-losyonlar, el-yüz maskeleri,  saç maskeleri, evde nemlendirici krem yapımı,  elma sirkesi yapımı, atkestanesi yağı yapımı, inceltici masaj yağı yapımı, botoks etkisi yapan maske, bunların kullanım alanları ve faydaları, ne tür tedavilere destek amaçlı kullanıldığı gibi detaylara değineceğim inşallah.
İstenildiğinde internetten de rahatça ulaşılabilecek maske, tonik vs. tarifleri var elbette, fakat benim buradaki amacım kimilerini kendim bizzat deneyip memnun kaldığım uygulamaları paylaşmak ve çalıştığım enstitülerdeki edindiğim tecrübelerime dayanarak, Allah’ın izniyle elimden geldiğince sizlere yardımcı olabilmek, birebir muhatâb olabileceğiniz bir ortam sunabilmektir.
Cilt bakımı denilince sadece dış yüzeye uygulanan kremler akla gelmemelidir zirâ cildimiz vucudumuzun en büyük organı olduğuna göre sağlık konusuyla bir bütündür. Cildimizdeki sorunların ana sebebi,  iç organlarımızın düzensiz ve yetersiz çalışmasından, vücudumuzda biriken toksinlerin kanımızı kirletmesinden kaynaklanıyor olabilir.
 Bu yüzden bakım içten başlamalıdır, bize emanet edilen bedenimizin sağlıklı ve dinç olmasını istiyorsak, vücudumuzun temiz kan dolaşımı ve yeterli oksijen alabilmesini sağlamamız şart. Sağlıklı oksijen alabilmemiz için en kolay ve etkili yöntem olan “Doğru Nefes Almayı Öğrenmeliyiz”.  Eğer hergün nefes egzersizi yapmıyorsak, farkında olmadan nefesimizi kısıtlıyor doğru nefes almıyoruz demektir ki bu da yorgunluk, sırt ağrısı, kalp ritmi bozukluğu, yağ yakımı olmadığından dolayı fazla kilo, uyku bozukluğu, kaslarda gerginlik, kalp ritmi bozukluğu, akciğer ve karaciğer bozukluğu, bağışıklık sisteminin ve metobalizmanın yavaşlaması olarak bedenimizi etkilerken, gerginlik, sinirlilik, unutkanlık ve zihnimizde sıkıştırdığımız düşünceler, beyin fonksiyonlarını olumsuz etkiler. 
Bu faydalı yöntemi öğrenmek için nefes terapistlerine gitmenize gerek kalmadan, kendi kendinize uygulayabilmeniz için öncelikle ciddiye alın, hareketlere alışana kadar hergün 15 dakikanızı ayırın, uygulama esnasında kasılma, ağrı veya başdönmesi hissederseniz yanlış yapıyorsunuz demektir, dinlenin ve doğru şekliyle yapmaya çalışın.
Nasıl doğru nefes almalıyız?
*Ayakta veya sırtınızı dik tutabileceğiniz rahat bir pozisyonda oturun.
*Gözlerinizi kapatın, omuzlarınızı rahat bırakın, yüz kaslarınız dahil tüm vücut kaslarınızı gevşetin, zihninizi meşgul etmeyin sadece nefesinizi dinleyin.
*Dudaklarınız kapalı şekilde, burnunuzdan derin nefes alın (nefes alırken içinizden 4’e kadar sayın).
*Nefesinizi göğsünüze değil karnınıza göndermelisiniz, karnınız şişmeli.(diyaframınızı çalıştırmaya yarar).
*Nefesinizi içinizde 4 saniye tutun.
*Son olarak, dudaklarınızı mum üfler gibi büzerek nefesinizi ağzınızdan uzun süreli kesintisiz üfleyerek verin.
Notlar:
1-Başlangıçta nefes almayı ve tutmayı 4 saniyeyle başlayıp, zamanla süreyi artırabilirsiniz.
2- Nefes, burundan alınıp ağızdan üfleyerek verilmeli.
3- Doğru teknik ile beraber şifa olmasına niyetlenim inşallah faydasını göreceksiniz.
 
 

Geçen hafta, bitkisel tonik-losyon tarifinden ve  günlük ciltbakımı uygulamasından bahsetmiştik.  

Bugün, Haftalık Cilt Bakımı Uygulamasınının nasıl yapıldığını öğrenelim.

Gerekli malzemeler:
* 2 bardak su.
* birer tutam nane, papatya, ıhlamur.
* 1 tatlı kaşığı yoğurt.
* 1 tatlı kaşığı mısırunu.
* 2 tatlı kaşığı toz kil (yeşil veya kırmızı kil olmalı, taş kilin fırınlanması gerektiği için ince toz olanını tercih edin).
* cildiniz kuruysa 1 tatlı kaşığı zeytinyağı veya bademyağı.
* cildiniz yağlıysa 5 damla limon.
 
Uygulama: 
* Küçük bir tencerenin içersine 2 bardak su, birer tutam nane, papatya, ıhlamur ilave edin.
* Kısık  ayardaki ocakğa oturtun. Buhar çıkmaya başlayınca başınızı bir havlu örterek yüzünüzü çok yaklaştırmadan 15 dk. buhara tutun.
*Yüzünüzü yumuşak bir havluyla yumuşak hareketlerle kurulayın.
* Yoğurtla mısır ununu karıştırın, göz çevresi hariç yüzünüze  fındık kadar koyarak parmak uçlarınızla hafifçe ovalayın. ( ölü deriyi temizlemek için yapılan keseleme işlemi-peeling).
*Yüzünüzü önce ılık sonra soğuk suyla durulayın.
* Toz kili,cam bir kapta  azar azar ekleyeceğiniz içme suyu ile çamur kıvamında hazırlayın, hangi cilt tipine sahipseniz zeytinyağ veya limon ekleyerek karıştırın.
*Göz çevreniz hariç boyun dahil tüm yüzünüze ince bir tabaka halinde sürün ve 10 dk. bekleyin.
** Hangi maske çeşidini uygularsanız uygulayın,bekleme süresinde, mimik hareketleri yapmayın, konuşmayın, herhangi birşey yiyip içmeyin ki kaslar hareket etmesin ve maskenin etkisi derine nüfuz edebilsin.
* Maskenin kenarları kuruyup gerilmeye başlamadan ılık suyla yıkayın.
* Bitkisel toniği pamuğa dökerek cildinizde gezdirin.
* Cilt türünüze uygun bir kremi masaj yaparak yedirin.
Bu haftalık bakımdan sonra,  cildinizin nefes aldığını, açıldığını ve canlandığını farkediceksiniz.
  
Kil’in cildimize etkisi: Biz de kil gibi, topraktan yaratıldığımıza göre benzer yönlerimiz çok olmalı. Kilin içerisindeki mineral ve madenler insan vücudundaki mineral ve madenlerle aynı olduğu için maske uyguladığımız zaman cildimiz, eksiklikleri kilden emerek cildimizi onarır. Cildi canlandırır ve rengini açar. Dezenfekte etme özelliğinin yanısıra iyi bir temizleyici olması sebebiylede eski zamanlarda saç temizliği ve çamaşır yıkamada da kullanırmış.
En değersiz gibi görünen taşı toprağı bile,bizlere hizmet için yaratarak içine şifalar gizleyen Rabbimizi tefekkür etmemek elde değil.
Bir sonraki yazımda, sevgili Peygamber efendimiz (s.a.v.)’in tavsiye ettiği şifa kaynağı elma sirkesinden bahsetmek istiyorum. Elma sirkesinin evde yapılışını öğrenmek isterseniz sevgili arkadaşım Mine‘nin detaylı anlatımına ve güzel fotoğraflamalarına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Canım arkadaşım iş paylaşımı yaparak, bana zaman kazandırdığın için çok teşekkür ederim 🙂
Şimdilik hepinizi Allah’a emanet ediyorum 🙂

 

Tarçının Faydaları

Cinnamon

Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur. (Şura-30)   

Biz Kur’an’dan Mü’minler için şifa ve rahmet olan şeyler indiriyoruz. (İsra-82)  

Onlara söyle: o Kur’an iman edenler için hidayet ve şifadır. (Fussilet-44)

Şifayı Şâfî (cc.)’dan dileyerek sûnnet ve ihlas üzere sebeplere sarılalım inşallah.

 TARÇIN

 Diğer İsimleri : Dar-ı Çin, Daru-yi-Çin, Cinnamomum, Cinnamon, Cannelier.

Yetiştirildiği Yerler : Tarçın tropik ülkelerde yetiştiğinden Türkiye’de ancak botanik bahçelerde yetiştirilebilir. Günümüzde başta Endonezya, Malezya, Madagaskar, Brezilya ve Jamaika’da kültür bitkisi olarak yetiştirilmektedir.

 Değerli okuyucu, tarçın öylesine bir nimettir ki, adeta her derde devadır. Haftada en az dört kez, kabuk tarçının çayını mutlaka içerim. Ve mutlaka en az onbeş-yirmi gün hiç tüketmem. Bunu belirttikten sonra, onu neden bu kadar tercih ettiğimi sormuş olabilirsiniz. İşte, kabuk tarçının çayını haftada en az dört kez tercih nedenim;

  •  Şeker hastalığına karşı önleyicidir.
  •  Kan şekerini düşürmede yardımcı olur.
  • Romatizmaya karşı önleyicidir.
  • Faranjite karşı dirençli kılar.
  • Yüksek tansiyona yakalanma riskini azaltır.
  • Yorgunluğu gidericidir.
  • Gerginliği alıcı, sakinleştiricidir.
  • Geniş spektrumlu doğal bir anti bakteriyeldir.
  •  Deri hastalıklarına karşı direnç kazandırır.
  • Bağırsaklarda nitrozamine oluşumuna engel olur.
  • Yoğun çalışma temposunun neden olabileceği baş ağrılarını önler.
  • Mide dostudur.
  • Zihin yorgunluğunu alır.
  • Kansere karşı vücudu dirençli kılar
  •  Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Çok sayıda farklı moleküler yapılı antioksidan içerir.
  • Stresi ve gerginliği alır.
  • Migrene karşı önleyicidir.

 Değerli okuyucu, tüm bu özelliklerini belirttikten sonra kabuk tarçın çayını abartılı olarak tüketmeyiniz. Haftada en fazla dört-beş defayı geçmemelidir. Dönem dönem onbeş-yirmi günlük aralar verilerek tüketilmesi çok daha etkilidir. Unutmayınız, hiçbir bitkisel çayı alışkanlık haline getirmeyiniz. Vücudunuzu alıştırmayınız. Vücudu alıştırmak demek, ona ihtiyaç duyulduğunda etkisinin daha az olabileceği anlamına gelir.

 Tarçın tanıdığım tüm baharatlar içerisinde en güçlü antioksidandır. En az dokuz adet antioksidan içermektedir. Tarçın ağacının kökleri, potasyuma karşı öylesine seçici (selektif) davranır ki, adeta yetiştiği toprağın potasyumunu emer ve depolar. Kabuk tarçın veya toz tarçın çok zengin bir potasyum deposudur.

 Şeker hastaları

Tarçının içerdiği iki önemli etkin madde, glykosil transferaz enzimini aktive etme (uyarma) özelliğine sahiptir. Bu özellik ne anlama gelir? Glykozil tranferaz enzimi, fazla miktardaki glukoz (şeker) moleküllerini, tıpkı bir tesbih dizer gibi teker teker yan yana dizerek (polimer) zincir oluşturur. Glukoz moleküllerinin teker teker dizilmesine polymerik zincir adı verilir. Depolanmış haline de glikojen denir. Kısaca, tarçın kan şekerini (glukoz) tesbihde olduğu gibi yan yana dizerek karaciğerde glikojen olarak depolar. Vücut, şekere ihtiyaç duyduğunda glikojeni tekrar glukoza (şekere) dönüştürerek kullanır.

 Tarçın, aynı anda bir taraftan glykosil transferaz enzimini aktive ederken, diğer taraftan da serin-treonin protein kinaz enzimini inhibe eder (frenler). İşte, aynı anda hem aktive hem de inhibe etme özelliği, insulin hassasiyetini artırmaktadır. Bu anlamda, tarçın yüksek kan şekerinin düşürülmesinde iyi bir yardımcıdır.

 Değerli okuyucu, tarçının bu özelliğini kesinlikle kan şekerini düşürücü bir ilaç gibi değerlendirmemek gerekir. Tarçın çayı veya toz tarçın kan şekerini düşürmede yardımcı, insulin hassasiyetini artırmada fonksiyoneldir. Yani, etkendir.

Yazı Kaynak: http://www.saracoglu.at/bolum.php?name=bitki&kid=51

Gül poğaça

15746445398_20ec340cba_c
Ebû Musa radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Bir kulun çocuğu öldüğü zaman Allah Teâlâ meleklerine;
– Kulumun çocuğunun ruhunu mu aldınız? buyurur Melekler;
– Evet, derler Allah Teâlâ:
– Kulumun gönül meyvesini (ciğerpâresini) mi kopardınız? buyurur Melekler:
– Evet, derler Allah Teâlâ:
– Peki, kulum ne dedi? buyurur Melekler:
– Sana hamdetti ve inna lillahi ve inna ileyhi râciûn diye istircâda bulundu, derler Bunun üzerine Allah Teâlâ:
– O halde kulum için cennette bir ev yapın ve adını da “hamd evi” koyun! buyurur
Tirmizî, Cenâiz 36

       Gül poğaça yine kaç aydır bekleyen tariflerin arasında yer alıyordu.görüntüsü çok güzel oluyor fakat mayalı hamurlarda değişik şekiller uygulasakta kabardığı için ilk verdiğimiz şekilde kalması zor oluyor.Misafir için yada beş çaylarında yapabileceğimiz güzel bir poğaça tarifi.Yine malzemeleri kendi ölçülerimle uyguladım 🙂

MALZEMELER
2 su bardağı süt
1 su bardağı yoğurt
1 su bardağı sıvıyağ
2 yumurta
2 yemek kaşığı şeker
1 yemek kaşığı instant kuru maya
1 tatlı kaşığı tuz
8 su bardağı un (un miktarı unun cinsine göre değişebilir, yinede yavaş yavaş koyun)

İÇ MALZEMESİ

Peynir ve maydanoz

YAPILIŞI
♥sütü bir cezvede ılıktan biraz daha sıcak olacak şekilde ısıtın.
♥Yoğurt ve sıvıyağıda ilave ederek bir yoğurma kabında karıştırın.
♥Un hariç diğer malzemeleride katıp tekrar karıştırın.
♥Unu da ekleyip en az 10 dakika yoğurun.(mayalı hamurlar yoğurdukça güzelleşir)
♥Hamur iki katına çıkana kadar bekletin.
♥resimlerde gördüğünüz gibi gül şeklini verip tepsi mayası için en az yarım saat bekletin.
♥ Üzerine yumurta sarısı sürerek 200 derecelik fırında
üzeri kızarana kadar pişirin.

Hamur işleri,poğaça tarifleri,börekler

Künefe / Kunafah

 *SELÂMÜN ALEYKÜM*
 
Sevgili dostlarımız, bildiğiniz gibi “com” adresimize geçmiştik fakat ne yazık ki muhatap olduğumuz şirketin, ticaret ahlâkına uymayan sorumsuzluğu ve ciddiyetsizliğinden kaynaklanan problemler yüzünden hevesimiz kaçtı ve “com” sitemizdeki maceramız başlamadan bitti.
Canım ortağım Cahidemle orayı kapatmaya karar verdik, artık buradan devam edeceğiz inşallah.
Cahidem onca heyecan ve hevesle, gece gündüz emek vererek hazırladığı halde sorumsuz insanların çıkar gözeten tavırları! bizi çok üzdü, bu yüzden birkaç gündür birşey yayınlamak yazmak gelmedi içimizden 😦  Bununda bir hikmeti vardır inşallah. Cahidem bir süre dinlensin eski perfonmansına kavuşunca yine muhteşem tarif ve yazılarıyla bizlerle olucak, ben şimdilik kaldığımız yerden devam etmeye çalışayım inşallah.
Bizim elimizde olmayan bu teknik sorunlar yüzünden sizleri de yorduğumuz için lütfen hakkınızı helal edin, daima yanımızda olduğunuz için çok teşekkür ederiz hepinizden Allah razı olsun canlarım.
Bu tatsız konuyu tatlıya bağlayalım, biraz ağzımız tatlansın 🙂 Canım Cahidem bu künefeyi sana ithaf ediyorum 🙂  artık evimiz gibi olan bu sayfadaki güzel dostlarımızla hep beraber muhabbetimiz böyle tatlı olsun inşallah…amin.
Künefenin yapılışına geçmeden önce, künefe hakkında bildiklerimi paylaşmak isterim. Osmanlı mutfağının ana tatlılarından olan künefe, en çok Hatay yöremizde meşhurdur, bunun Ortadoğuya sınır olmasının payı büyük diye düşünüyorum, çünkü Ortadoğu daki inanışa göre Künefe, ilk kez Filistin Nablus’da yapılmıştır hatta bunun için Kunafa Nabusiye ismiylede anılır.
Orjinal iç malzemesinin özelliği tuzsuz taze peynir olmasına rağmen, insanoğlu hayalgücü ve damak tadını birleştirerek farklı alternatifler üretmişler. Peynir yerine nişastayla hazırlanan “kishta” kışta denilen puding kullanmayı tercih edenler olduğu gibi, kıştayı taze lor ile karıştırıp yapanlarda var.
Tel kadayıfı yağlamak için tereyağı, hurma yağı ve ghee yağı (tereyağını kısık ateşte uzun süre kaynatarak posası ve köpüğü alınmış sağlıklı lezzetli bir yağ çeşididir) kullanılır.
Künefeye renk vermesi için özel künefe boyası (turuncu renk toz boya), şerbetine tat vermesi için ise Ortadoğu mutfağında sık kullanılan, beyaz renkte portakal çiçeği suyu, gülsuyu, limonsuyu kullanılmaktadır.
Lezzetli bir künefe yapabilmek için püf noktalarına dikkat etmek çok önemlidir, çatal batırdığınızda peynirin uzayıp sünmesi için bence en ideal peynir çeşidi İtalyanların pizza ve lazanyada kullandıkları mozerellayla iyi sonuç veriyor.
Püf Noktaları:
*Künefe piştikten sonra keserken dağılmaması için kadayıfı, telşehriye kadar ufak kesmelisiniz. (Resim 1).
*Peyniri yayarken alttan kadayıfla görünecek şekilde tepsiden yarım parmak içeriye yayın, tepsinin duvarına değecek şekilde yayarsanız pişerken peynir yanar. (Resim 2).
*Künefeniz ince olmalı ve mutlaka ocak üzerinde kısık ateşte çevirerek pişirmelisiniz. Fırında pişirirseniz içindeki peynir kaynarken kadayıf tellerini üste iter ve kalıp gibi bir künefe elde edemediğiniz için keserken dağılır. (Resim 3).
*Sıcak künefeye soğuk şerbet döküp 5-10 dk. dinlendirdikten sonra ılık servis yapılır.
*Künefe için Malzemeler:
* 350 gr. tel kadayıf.
* 250 gr. tereyağı.
* 2 yemek kaşığı Ghee yağı.
* 250 gr. mozerella peyniri (kaşar peynire benzeyeni değil, orjinal beyaz yumuşak ve su içinde paketlenmiş olanından).
* 3 yemek kaşığı taze lor.
* 3 yemek kaşığı irmik.
* ½ su bardağı süt.
* Süslemek için şamfıstığı ve kaymak
* 2 su bardağı su
* 2 su bardağı tozşeker
* 3 damla taze limon suyu

*Yapılışı:

*Fazla koyuca olmayan bir şerbet hazırlayıp soğumaya bırakın.

*Süt ve irmiği puding kıvamından biraz daha suluca hazırlayıp soğumaya bırakın.(bu puding peynirin kadayıfa daha iyi yapışmasını sağlayarak, keserken dağılmasını engelliyecektir, merak etmeyin künefenin tadını bozmuyor hâtta hiç farkedilmiyor).

*Telkadayıfları, telşehriye ufaklığında kesin.

*Eritilip ılıtılmış tereyağı ve ghee yağını azar azar ilave ederek, parmaklarınızla fazla ezmeden yedirin.

*Kadayıfın yarısından fazlasını teflon tava veya kadayıf tepsisine eşit kalınlıkta yayın.

*İki avucunuzla üzerine iyice bastırıp sıkıştırın.

*Elinizle ezdiğiniz mozerellaya taze loru, ve irmikli pudingi ilave ederek birbirine yedirin.

*İç malzemeden parça parça alarak, tepsinin kenarına değmeyecek şekilde kadayıfların üzerine eşit kalınlıkta yayın ve üzerini bastırmadan elle hafifçe düzleştirin.

*Kalan kadayıfları da küçük parçalar halinde alarak peynirin üzerini örtün ve hafifçe elle düzeltin, bastırmayın.

*Ocağı kısığına açın (benim ocağımın ayarını 12ye 20 var gibi ayarladım)

*10 saniyede bir çevirerek 20 dk. pişirin. (spatula yardımıyla hafifçe kenarından kaldırıp kızarıp kızarmadığını kontrol edebilirsiniz, kenarları tam kızarmamışsa bile ortasının daha fazla kızardığını unutmayın)

*Düz bir tabağa ters çevirip diğer yönünü daha az süre ocakta tutarak pişirin.(bu kısmın kadayıfları az olduğu için çabuk kızarıcaktır, dikkat edin peyniri yakmayın).

*Sıcak sıcak servis tabağına aldığınız küneye soğuk şerbeti dökerek 5 dk. dinlendirdikten sonra servis yapabilirsiniz. Şifalar olsun 🙂  Özlediğimiz tatları evde yapabilme imkânımız olduğu için sonsuz şükürler olsun…

Kenger kavurması ve kengerler

“Selamün aleyküm kardeşlerim,canlarım

Cumanız mübarek olsun,Rabbim cumanın bereketinden ziyadesiyle nasiblenen,şu mübarek günün kadrini,kıymetini bilenlerden eylesin.bu günümüzü ziyan ettirmesin inşaallah.(amin)
Amr b. Avf el Müzenî (r.a.)’ın babasından ve dedesinden rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cuma günü bir saat vardır ki; Kul Rabbinden ne isterse Allah mutlaka ona o isteğini verir.” Ey Allah’ın Rasûlü o saat hangi saattir dediler: Buyurdular ki: “Cuma namazı için kamet getirilmesinden başlayıp namazdan çıkma zamanına kadardır.” Tirmizi (Muvatta, Cuma: 7)

Bu kadın yine ne yapmış? diye düşünenlere “Çok lezzetli bir şey yaptım” diye cevap verebilirim
Kenger kavurması yaptım Tabi siz kengeri sadece sakızıyla tanırdınız,aslında bende öyleydim.Kenger otunun yenebileceğini babacığım sık anlatır,öğretmenlik yaptığı köylerde kenger otunu pişirdiklerini ve ne kadar lezzetli olduğunundan bahsederdi…
Benim için sadece dinlediğim bir anıydı kenger otu.Taa ki Kızıltepe‘ye gelene kadar….

Kızıltepe’de ilk kez baharı görüyorum. Heryerde olduğu gibi burada da bahar kendisini hissettirdi. Pazarda daha çok yeşillik görünür oldu. Fakat şu aralar en çok görünen şey bu kenger otu kökleri.
Kamyonlarla kenger gelip satıldığını görünce hayret ettim. Şu 15 günlük süre içinde insanlar çılgınlar gibi kenger topluyor, satıyor ve yiyor…
Bende ilk kez denedim. Gerçekten babamın methettiği kadar varmış. Çok lezzetli, çok farklı bir tadı var. Egede sarmaşık otu vardır,onun tadını hatırlattı bana…
Nasıl yaptım?
Ayıkladım,dikenlerini kestim. Bir büyük soğanı doğrayıp pembeleştirdim.Yıkayıp küçük doğradığım kengerleri içine attım ve pişirdim.Pişince üzerine yumurta kırdım.Hepsi bu kadar.

Kenger otu satan bir genç. Aslında fotoğrafta çıkmaya pek hevesliydi. Fakat arkadaşları çektirmek istemeyince,o da istemezmiş gibi yapıp kafasını yana çevirdi
Haa birde gencin kıyafetine bakıpta burayı çok soğuk bir yer sanmayın. Sıcak memleketin insanı hafif bir serinlik görse hemen kat kat giyinmeye başlıyor. Bizim için hafif serin,çok güzel bir gündü aslında

Bitkisel ve Doğal Ürünlerle Cilt Bakımı (1)

 
SELÂMÜN ALEYKÜMبسم االلهالرحمن اارحيم

Yeni sayfamızla!  yeni bir konuyla, yeni bir haftaya coşku ve heyecanla başladık elhamdulillâh:)  Allah’ın yardımı, siz dostlarımızın dua ve destekleriyle daha nice yeni tarifler, fikirler, bilgiler paylaşabilmeyi,  O’nun rızasına uygun işlerle muvaffâk olabilmeyi umut ediyoruz inşâallah.
Baharın müjdecileri olan kuş cıvıltılarıyla uyanmak, taze çimen kokusunu teneffüs etmek, sincapların telaşlı koşuşturmacalarını keyifle izlemek, ağaçlardaki yeşilli beyazlı tomurcukların tebessümüne şahit olmak  bana, yeniden dirilişi hatırlatıyor. Her yaradılışta olduğu gibi baharın yeniden canlanması da, bize özümüzü hatırlatan ve hayranlık uyandıran bir âyet değil midir? “Ölü toprak da onlar için bir ayettir.Biz onu (yağmurla) canlandırdık ve ondan taneler çıkardık da ondan yiyorlar.” (Yâsin/33).
Toprağın, ilâhi izinle bereketlenmesini, süslenmesini, tüm canlıların hizmetine sunulmasının gayesini tefekkür edenlerden olalım inşâallah.
Haydi öyleyse hanımlar! bu uyanışa bizlerde eşlik edelim, kâlbi ve ruhi uyanış çabamız başta olmak üzere bedenimizi de bilinçli bir şekilde canlandıralım.
Eğitimini aldığım cilt bakımı ve masaj ile ilgili bilgileri ve geçmiş yıllarda asistanılığını yaptığım, uzman estetisyen Gülten Şenşafak hocamın engin bilgilerinden faydalandığım, güzellik salonunun nezih ortamında edindiğim tecrübelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Kendisinin şuanda hocalık yaptığı yer olan,  Zeytinburnu İsmek’e giderek Sağlıklı yaşam, cilt rahatsızlıkları, bitkisel tedavi, masaj yağı, tonik, losyon, tentür ve krem yapımı ile ilgili bilgi edinmek isterseniz severek yardımcı olacağını düşünüyorum. Ayaklı kütüphanem:) canım hocama buradan bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Allah ondan razı olsun.
Öncelikle, güzellik ve bakım konusunu tanımlayarak başlayalım. Cilt bakımı denildiğinde akla ilk gelen şeyler: pahalı kremler, kozmetikler, cerrahi müdâhaleler, haram menşeili (anti-aging) gençleştirici formüller, bitkisel bakım adı altında “doğa-tabiat ana! ” olarak adlandırılan saçmalıklardan bahsetmiyorum. Bilâkis, bize bahşedilen emaneti beğenmemek- değiştirmek yerine (hâşa), verdiği nimetin kıymetini bilerek orjinale sonsuz saygı ve hayranlık duyarak bakımını helâl çerçevesinde sağlıklı doğal yollarla koruma gayreti içersinde olmamız gerektiğini düşünüyorum. Rabbim hepimizi en makbûl güzellik olan, ahlâk güzelliğiyle süslesin. amin.

Sağlıklı ve sorunsuz  cilde, saçlara sahip olabilmek için cildinizin gerekesinimlerini bilmeli, doğru bakımı uygulamalı, spor yapmalı, yiyecek ve içeceklerinize dikkat etmeli (yağlı,baharatlı,acı,şekerli yiyecekler, gazlı, alkollü ve kafeinli içecekler)’den kaçınmalı, bol su tüketmeli, bağırsak boşaltımını düzenli yapmalı,yeterli ve düzenli uyumalı, stresten uzak durmalı, aşırı sıcak ve soğuktan korunmalı, güneş ve florasanın UV ışınlarına maruz kalmamalı ve doğal ürünler tercih etmelisiniz.Kullanılan hormon hapları da cilt değişimlerine sebep olabilmektedir. Ayrıca, sigara, hava kirliliği, egzoz dumanı ve sulardan vücudumuza gireren “serbest radikaller” hücrelerimizi tahrip ederek en ağır hastalıklara davetiye çıkarttığı gibi yaşlanma sürecini de hızlandırır. Peki nedir bu serbest radikaller? diyecek olursanız, akılda daha kalıcı olması açısından şöyle örneklendirebiliriz: cam eşyalarla dolu bir odaya, ordan oraya savrulan bir top attığınızı düşünün, işte bu topa, yani serbest radikale karşı hücrelerimizi korumak için ise antioksidan ağırlıklı beslenmemiz gerekiyor ki bunlarda meyva ,sebze, tahıl ve kuruyemiş türleridir.
Tüm dünyada marka olmuş birçok firmanın da artık, kimyasallıktan uzaklaşıp meyve sebze özlerine ve  bitkilere yöneldiğini görüyoruz. Doğal ürün konusundaki çok önemli ince ayrıntıya dikkatinizi çekmek istiyorum. Her doğal ürün helâl demek değildir!  hücre yenileyici, kıvam arttırıcı, antioksidan ve vitamin-mineral içeriğinden dolayı kullanılan ve ”doğal yollardan” elde edilen bu hammaddeleri affınıza sığınarak yazıyorum:( plesenta, sperm, goril sümküğü, yılan zehiri, idrar, inek gübresi, domuzun midesinin zarı, balina kusmuğu, kuş pisliği gibi akılalmaz katkılar kullanılmakta!!! Tepki göstermek bir yana, güzelleşmek uğruna bunlara faiş fiyatlar ödeyen hanımlar olduğu sürece, kozmetik firmalarının rekabet hırsı bakalım daha nelere el uzatıcak!
Amaç güzelleşmeye çalışmak değil, sağlıklı ve bakımlı olmaktır , zirâ sağlıklı cilt, ışıltısıyla canlılığıyla zaten güzel görünür.
Cilt bakımını doğru ve sağlıklı yapabilmeniz için önce cildinizi tanımalısınız. Cildimizi dış etkenlerden koruyan en üst yüzey (epidermis) tabakası sağlıklı ise ayda bir kendini yenilemesi gerekiyor. Biz farkında olmadasak bile, Allah’ın Hâyy sıfatı tecellisi ile  tüm vücudumuzun cildi yenileniyor, alttan yeni deri oluşuyor.
Cilti tipi analizinizi pratik bir yöntemle kendiniz yapabilirsiniz. Epidermisteki sebum dengesi yani cilt tipinizi belirleyen yağ tabakacıklarınıı görebilmek için yapmanız gereken test çok basit. Yumuşak bir kağıt mendilin tek katını açın, banyo yaptıktan 2 saat sonra tek kat mendili yüzünüzün tamamını kaplayacak şekilde yerleştirin, parmak uçlarınızı yüzünüzde gezdirerek hafif hafif baskı uyguladıktan sonra mendili kaldırıp bakın:
Yağlı cilt: Kâğıt mendilin hertarafında yağ lekecikleri yani sebum oluşur. (Cildin genel görünümü parlak, yağlı, gözenekleri geniş ve içi dolu, sivilce oluşumuna meyilli, ph değeri düşük bir cilt tipidir).
Karma cilt: Kâğıt mendilin,  alın, burun ve çene kısmında yani, ”T bölgesinde” sebum oluşur, yanak kenarlarına denk gelen kısım kuru kalır. (T bölgesinde siyah nokta, yağ butonları, açık gözenekler bulunabilir.Yanaklardaki gözenekler ise kapalıdır).
Kuru cilt: Kâğıt mendilin  hiçbiryeri lekelenmediyse kuru cilde sahipsiniz demektir. (İnce bir üst deriye sahip, gözenekleri ufak ve kapalı cilt. Ancak yağ salgılanması normalin altında olduğu için görünümü mattır ve pul pul kalkmalar görülür. Cilt gergindir fakat çabuk kırışır). Ayrıca kuru cildin bir diğer çeşidi ise ”su kurusu cilt“‘dir. Bu Susuz cilt : Cildin kuruluğu gözle görülür düzeyde elastikiyetini kaybetmiştir. Özellikle menapoz dönemi sonrası daha sık rastlansa da, yağ ifrazı, doğal nemin kaybı, aşırı rüzgâr ve güneşe maruz kalmak gibi faktörlerden dolayı zaman zaman genç ciltlerde de oluşabilmektedir.
Olgun Cilt : Hücrenin yaşam ritminin yavaşlaması sonucu oluşan bir cilt tipidir. Ölü hücreler kat kat yığılarak sonuçta cilde kaba bir görünüm verir. Yağ hücrelerinin daha yavaş çalışmaları ise derin çizgilere ve gevşemeye neden olur. Sürekli bir nemlendirici kullanılmazsa deri kurur ve kırışır.
Hassas ciltler: Görünümü ince ve şeffaftır, gözenekleri küçüktür, kılcal damarlar yüzeye yakın olduğu için çabuk kızarır ve alerjik tepkiler gösterir.
Günlük cilt bakımı:
1-Sabah ılık su ve cilt tipine uygun bir sabun, jel veya köpükle cilt temizlenip kurulanır.
2-Pamukla tonik sürülür. (Toniğin önemi: yıkamış olmamıza rağmen cilt tamamen temizlenmiş olmaz. Tonik, bazı kir ve keratin pulları gibi erimeyen maddeleri temizler. Gözenekler kas yapısına sahip olmadıkları için gözenekler açık kalır. Tonkik, gözenekleri sıkıştırmada önemli bir faktördür).
Her cilt titpine uygun, gözenek sıkıştırıcı ve yatıştırıcı tonik tarifi: Yarım çay bardağı sıcak içme suyuna 1 tatlı kaşığı kekik ilave edin ve ağzı kapalı olarak 10dk. demleyin. Yarım çaybardağı gülsuyuna, demlenen kekiksuyunu süzerek ilave edin ve çalkalayarak kullanın. Dilerseniz toniğinizi karabaşotu, ısırgan otu, paptya ve lavanta ile de zenginleştirebilirsiniz. Bu bitkiler antiseptik özelliğinden dolayı ciltte mikrop üremesini engeller.
3-Cilt tipinize uygun bir nemlendiriciden fındık kadar alarak boyun ve yüz bölgenize parmak uçlarınızla masaj yaparak yedirin.

Arkadaşlar, cilt bakımıyla ilgili bu bilgileri çok fazla spesifik detaya girmeden sadece önemli noktalarını belirtmeye çalıştıysamda uzun bir yazı oldu. İnşallah haftaya, kılcal damar, saç, cilt, leke, yanık, hemeroid, bacak ağrısı, kas eklem şişlikleri sorunlarınıza Allah’ın izniyle çare olduğunu düşündüğüm özel bir formülün yanısıra inceltici masaj yağı, botoks etkisi yapan maskenin tarifini vereceğim. Değer verip okuduğunuz için hepinize teşekkür ederim.
Hayatcemresi ablamızın pullanan cilt  ve Tuba kardeşimizin göz altı morlukları sorularını da kısaca geçemeyeceğim için aflarına sığınarak haftaya bırakıyorum inşallah.Hayrla ve güzelliklerle dolu bir haftaya başlamanız duası ile en güzele emanet olun:)

Fırın poşetinde tavuk kanadı

Muhammed b. İsmail (r.a.), Humeydî’den naklen Sûfyân b. Uyeyne’nin Abdullah b. Mes’ûd’un rivâyet ettiği “Allah, Ayet-el Kürsî’den daha büyük yer ve gök yaratmamıştır.” Hadisi hakkında şöyle dedi: Çünkü Ayet-el Kürsî Allah kelamıdır. Ve Allah’ın kelamı da yarattığı yer ve gökten daha büyüktür. (Tirmizî rivâyet etmiştir.)

Size tariflerimi sık sık yayınlıyacağımı söylemiştim.aylardır bekleyen tariflerimden biri daha.Çok kolay yemekler istiyorsunuz benden,hemen yapılsın,oyalamasın diyorsunuz.İşte size çok kolay yapılabilecek.10 dakikada hazırlanıp,20 dakikada pişecek bir yemek tarifi.
Tavuk kanat yaptığım bu kolay yemek,bol baharatla hazırlayıp fırın poşetinde pişirdim.
Nasıl yapalım?
İstediğiniz miktarda tavuk kanadını yıkayın.1 tatlı kaşığı salça,tuz,biraz zeytinyağı,kokusunu alması için 1 adet soğan rendesi, bol baharat,köri,kimyon,karabiber,kekik ilave edin,harmanlayın.
Vaktiniz varsa en az yarım saat bekletin ki baharat kokusu içine sinsin.
Fırın poşetini bir tatlı kaşığı unla unlayın.İçine tavuk kanatlarını yerleştirin ve 200 derecelik fırında kızarana kadar pişirin.Yanına bir salata bir ayran veya pilavla harika bir öğün olur.Elhamdulillah demeyide unutmayalım

Yoğurtlu,garnitürlü yemek

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla
Hayır, yeryüzü (kıyamet sarsıntısıyla) parça parça olup dağıldığı zaman, Rabbinin buyruğu ve saf saf dizilmiş olarak melekler geldiği ve o gün cehennem getirildiği zaman, işte o gün insan (yaptıklarını birer birer) hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ona nasıl faydası olacak!?  “Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaydım” der. Artık o gün, Allah’ın edeceği azabı kimse edemez. Onun vuracağı bağı kimse vuramaz.
Fecr suresi 21-26
La tehzen! innallahe meana…
Üzülme ! Allah bizimle…

Yoğurtla yapılan çorbalar,yemekler her zaman daha hoşuma gider.Yoğurdun ferahlatıcı etkisinden dolayı belkide.bu yemeğimde gayet uyduruk bir yemek olduğu için adını tam olarak ne koyacağımı bilemedim.İdare edin artık:)
Yapımı gayet kolay ve çok besleyici,çok lezzetli bir yemek bu.Tarifi şöyle:
MALZEMELER
300 gr.kuşbaşı et
1 adet büyük patates
1 havuç
1 su bardağı bezelye
3 su bardağı yoğurt
1 yumurta
2 yemek kaşığı un,tuz
ÜZERİ İÇİNNane,tereyağı,zeytinyağı karışımı
YAPILIŞI
Önce eti düdüklü tencereye koyup haşlayın.Sonra ilk olarak ufak doğradığınız havucu atın çünkü malum havuç biraz geç pişer.5 dakika sonra küçük doğranmış patatesleri ilave edin.Son olarak eğer konserveyse bezelyeyi ilave edin.Eğer konserve değilse,bezelyeyi ilk olarak atıp haşlayın,çünkü bezelye kolay pişmiyor.
Daha sonra yoğurdu,yumurtayı ve unu yayla çorbasında olduğu gibi çırpın yemeğinizin içine ilave edin.kaynamaya başladıktan sonra altını kapatın.Çok kaynatırsanız,yoğurt kesilir.Son olarak kızartılmış naneli tereyağını üzerine gezdirin.

ZERDEÇALLI KURABİYE

Tariflerim oldukça arttı bir yandan onları yayınlayıp azaltmak, bir yandan yapmak zorunda olduğum işler,zamanımı oldukça kısıtlı hale getiriyor.Malum çocuklarda sbs ye girecek.Uzunca bir süre,yorum yazamayacağım için beni mazur görmenizi rica edeceğim.Bana mail yoluyla sorular sorup,tarif isteyen izleyenlerimin sorularına cevap niteliğinde tariflerimi hızlı bir şekilde yayınlamak istiyorum.Yorum yazmasanızda beni sevdiğinizi biliyorum.Çünkü bende sizi çok seviyorum.Bir süre ben sizi sessiz takip edeceğim inşaAllah:))

Baharatlara olan düşkünlüğümü bilmeyen kaldı mı acaba?Zencefil,yenibahar,kimyon,tarçın vazgeçemediklerimden bazıları.Hele son zamanlarda zerdeçali her yiyeceğe koymaya başladım.Pilavlarda,çorbalarda verdiği tatlı rengi çok seviyorum.Zerdeçalli kurabiyeyide severek tükettik.”Mutlaka deneyin” dediğim tariflerden biri daha.
MALZEMELER
1 yumurta
4 yemek kaşığı yoğurt
1 çay bardağı sıvıyağ
1 çay bardağı eritilmiş tereyağı(2 yemek kaşığı kadar)
5 tepeli yemek kaşığı pudra şekeri
1 tatlı kaşığı zerdeçal
1 portakal kabuğu rendesi
1 vanilya
bir paketin 3/4 ü  kabartma tozu
4 su bardağı un (unun cinsine göre miktar azalıp artabilir)
Bir fiske tuz
YAPILIŞI
Un ve kabartma tozu haricindeki bütün malzemeleri iyice karıştırın.
Unu ve kabartma tozunuda koyup,yumuşak bir hamur elde edin.
20 dakika hamuru dolapta dinlendirin.
Daha sonra merdaneyle yarım cm.kalınlığında açıp ister bir bardakla ister ruletle kesip bisküviler elde edelim.175 derecelik ısıtılmış fırında  pembeleşene kadar pişirelim.

Cahide Sultan

NOHUTLU KÖFTE

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla         Şunlar (inanmayanlar) dünyayı tercih ediyorlar ve çetin bir günü arkalarına atıyorlar. Onları biz yarattık ve eklemlerini (birbirine) biz bağladık. Dilediğimizde (onları yok eder) yerlerine benzerlerini getiririz. İşte bu bir öğüttür. Dileyen, Rabbine ulaştıran bir yol tutar.
İnsan suresi 27-29
La tehzen! innallahe meana…
Uzulme ! Allah bizimle…

Mercimekli köfte,patatesli köfte olurda,nohutlu köfte olmaz mı?Bal gibi oldu işte.Nohutun nişastalı yapısından dolayı köfteyi güzel tutacağını, dağılmasını önleyebileceğini düşününce bu köfteyi yapmak geldi aklıma…
Birde Elazığ yöresine ait mukaşerli köfte var.Mukaşer(siyah nohut) bulursam onuda inşallah sizlerle paylaşacağım.

MALZEMELER
2 su bardağı köftelik bulgur
2 su bardağı haşlanmış nohut
2 su bardağı sıcak su
2 orta boy soğan
1 yemek kaşığı biber salçası
2 yemek kaşığı domates salçası
karabiber,kimyon,köfte baharı
reyhan,tuz
maydanoz,yeşil soğan
YAPILIŞI

  • Bulguru sıcak suyla ıslatın.
  • nohutu robottan geçirip püre haline getirin
  • ıslanan bulgurun içine dökün
  • Diğer tarafta soğanı küçük küçük doğrayın sıvıyağda kavurun
  • içine salça ve baharatlarınıda atıp hafif kızartın
  • Islanan bulgurun üzerine dökün hafifçe soğuyunca bir güzel yoğurun
  • maydanoz ve yeşil soğanı küçük doğrayın,köfteye ilave edin
  • Yeniden yoğurup ufak parçalar alarak çiğ köfte gibi sıkın.
  • Marul,turşu ve ayranla servis edin.

Nohutla ilgili kısa bir bilgi:

Kanal 7 de pazar günleri çıkan Serdem’in Mutfağı adlı programda Şems Aslan adında Uluslararası güzellik ve cilt bakım uzmanı olan bir hanım nohut suyunun zayıflatıcı etkisi olduğunu söyledi.Bakın nasıl oluyormuş;

Akşamdan bir avuç nohut iki su bardağı sıcak suyla ağzı kapalı bir kavanozda ıslağa konulacak.bir hafta boyunca her sabah bu su içilecek.Bir hafta yapıp bir hafta ara verilecek.Nohutun içinde zengin vitmin ve mineraller varmış.Bunlar zayıflamayı sağlıyor birde iştah kesiyormuş.