MUTLU YILLAR EY MUHAMMED ÜMMETİ!

Hz.İbrahim,güneşin ve ayın battığını görünce yanlış şeylere ilahlık yüklediğini anlamış ve “ben batanları sevmem” demişti.
Bende hem batanları hem bitenleri sevmiyorum.Ben sonsuzluğa talibim.Nice yeni dediğimiz yıllar eskidi gitti.o yıllardan elimizde hiçbir şey kalmadı.Bitecek bir yıldan beklentim olamaz,bir yılbaşı ağacına da bağlamadım hayallerimi…
Ebediyete uzanan hayalleri olmalı insanın,onu alıp arşa yükseltmeli,onu alemin en değerlisi kılmalı.Gözyaşları olmalı insanın,geleceğe dair korkuları için döktüğü.Duaları olmalı,alemi şumul.secdeleri olmalı birde,hep gelecek için büyüyen secdeleri.
“…Siz dünyanın geçici yararını istiyorsunuz. Oysa Allah (size) ahireti istemektedir…”Enfal 67
Hasan Basri Hazretleri,asırlar öncesi kendince toplumun bozulduğuna kanaat getirip şöyle demiştir “Eğer siz sahabeyi görseydiniz, onlara ‘deli!’ derdiniz; onlar sizi görselerdi, ‘bunlar mümin değil’ derlerdi.”

Bir ay öncesinden süslenen ağaçlar evlerin başköşesini işgal ediyor.Üstüne asılan ışıltılı süslere bir sürü para sayılıyor.Hediyeler,hindiler,kutlama hazırlıkları hatta şampanyalar.Daha yeni yıl gelmeden kaybetmeye başladılar bile.Hasan Basri gibi şahsiyetler,bu günleri görselerdi ne yaparlardı sizce?Hele Rasulümüz;Sünnetlerin boynu bükük kaldı nice zamandır.”Ben senin ümmetinim” demeye yüzümüz var mı?
Yeni bir yıldan ne ister insan? çok para mı,iyi bir iş, bir aşk mı?Yeni bir ev,havalı bir araba mı?Sarhoş nefeslerle,zinakar bedenlerle uyanılan yeni yıl sabahları yeni bir başlangıç mıdır hayallerin gerçekleşmesi yolunda?
Sahi siz  çok şey mi bekliyorsunuz yeni yıldan?

2.Bölüm

Büyük şehirlerde sokaklara çıktığımız zaman,o sokakların kendi ülkemizin mi yoksa bir Avrupa ülkesinin sokaklarımı olduğu konusunda tereddüt yaşıyoruz.Kendi sokaklarımızda bir gurbetçi gibi geziyoruz.Oysa bir avrupalı buralarda kendini asla yabancı hissetmiyecektir.
Bu yılbaşını o kadar abarttılar ki artık kendi bayramlarından utanır oldular.Söyleyin Allah aşkına bir Kurban bayramı,bir Ramazan bayramı sokakların süslenmesine daha layık sebepler değil mi?Hangi bayram ışıltılı oldu sokaklarımız?Hangi bayram rengarenk süslendi?
Onca para verip aldığınız piyango biletlerine bağlamadınız mı bütün umutlarınızı?Bereketsiz ve haram bir para olduğunu bile bile…
Eğer sizler bu iç acıtıcı görüntülere onay vermeseydiniz,desteklemeseydiniz bu görüntüler hayatımızı bu kadar işgal etmiyecekti.Sen değilsen o,o değilse bir başkası ama mutlaka bir suçlu var ortada. Belki susan,tepkisiz kalan,hayır diyemeyen her birimiz suçluyuz.
Okullarda artık vazgeçilmez olan yılbaşı çekilişleri,çocuklarımızın hevesini kışkırtan hediyeler,birilerinin üzerimizde oynadığı sinsi oyunlar sizin hiç mi içinizi acıtmıyor?
Noel babalı pastalarınız,yılbaşı figürlü kurabiyeleriniz,yılbaşı etkinlikleriniz nasıl oluyorda yüreğinizi daraltmıyor?Bunları gönül rahatlığıyla mı yapıyorsunuz gerçekten?
İçimi acıtan,gözyaşlarımı akıtan bu pervasızlıklar karşısında söyleyin nasıl yazmayayım?Nasıl eli kolu bağlı durayım?Bir hiçlik girdabına giden bu akıntıya boş kütükler gibi bırakamayız kendimizi!
“Nasıl yaşıyorsanız, öyle ölürsünüz. Nasıl ölürseniz, öyle de dirilirsiniz.(Hadis-i şerif)”
Eğer yeni bir seneye nasıl girerseniz bütün senenin öyle geçeceğini düşünüyorsanız,iyi bir şeyler yapın.O gece Allah’ın ayetlerini okuyun,secdelere kapanın şafak sökene kadar.Dualarınızı yıldızlar gibi savurun semalara,nasuh tevbelerinizi daha bir içten yapın.Bakın nasıl güzel,nasıl bereketli geçecek bütün sene.
Özünden kopmadan,batıla sapmadan,Hak’tan ayrılmadan geçecek nice yıllara….
CAHİDE SULTAN

***YEŞİL ZEYTİNLİ BÖREK VE POĞAÇA***

Yeni yıldan beklentilerin ne diye sormuş Gülsüm arkadaşımız.Kendisine çok teşekkür ediyorum.Bu sorunun tezahürü olarak beynimi kurcalayan,düşündükçe beni kahreden bir konuyu dillendirmek istedim;
Hz.İbrahim,güneşin ve ayın battığını görünce yanlış şeylere ilahlık yüklediğini anlamış ve “ben batanları sevmem” demişti.
Bende hem batanları hem bitenleri sevmiyorum.Ben sonsuzluğa talibim.Nice yeni dediğimiz yıllar eskidi gitti.o yıllardan elimizde hiçbir şey kalmadı.Bitecek bir yıldan beklentim olamaz,bir yılbaşı ağacına da bağlamadım hayallerimi…
Ebediyete uzanan hayalleri olmalı insanın,onu alıp arşa yükseltmeli,onu alemin en değerlisi kılmalı.Gözyaşları olmalı insanın,geleceğe dair korkuları için döktüğü.Duaları olmalı,alemi şumul.secdeleri olmalı birde,hep gelecek için büyüyen secdeleri.
“…Siz dünyanın geçici yararını istiyorsunuz. Oysa Allah (size) ahireti istemektedir…”Enfal 67
Hasan Basri Hazretleri,asırlar öncesi kendince toplumun bozulduğuna kanaat getirip şöyle demiştir “Eğer siz sahabeyi görseydiniz, onlara ‘deli!’ derdiniz; onlar sizi görselerdi, ‘bunlar mümin değil’ derlerdi.”

Bir ay öncesinden süslenen ağaçlar evlerin başköşesini işgal ediyor.Üstüne asılan ışıltılı süslere bir sürü para sayılıyor.Hediyeler,hindiler,kutlama hazırlıkları hatta şampanyalar.Daha yeni yıl gelmeden kaybetmeye başladılar bile.Hasan Basri gibi şahsiyetler,bu günleri görselerdi ne yaparlardı sizce?Hele Rasulümüz;Sünnetlerin boynu bükük kaldı nice zamandır.”Ben senin ümmetinim” demeye yüzümüz var mı?
Yeni bir yıldan ne ister insan? çok para mı,iyi bir iş, bir aşk mı?Yeni bir ev,havalı bir araba mı?Sarhoş nefeslerle,zinakar bedenlerle uyanılan yeni yıl sabahları yeni bir başlangıç mıdır hayallerin gerçekleşmesi yolunda?
Sahi siz  çok şey mi bekliyorsunuz yeni yıldan?

Gaziantep’te yeşil zeytinle yapılan börek pek meşhurdur.Ben hamurunu poğaça hamurundan yaptım.orjinal tarifinde hamur un,su ve tuzdan oluşur.Kapatma şekli de böyle değildir.Üçgen şekli genelde araplar daha çok yapıyor.Orta doğu yemekleride her zaman ilgimi çekmiştir.Bizim kültürümüzle benzer yönleri çok var.
MALZEMELER
250 gr.kıyma
1 su bardağı yeşil zeytin
2 adet soğan
varsa kırmızı biber
maydanoz,tuz ve baharatlar
YAPILIŞI
Kıymayı ve soğanı kavurun,
İçine çekirdeği ayıklanmış yeşil zeytini,küçük oğranmış kırmızı biberi,maydanoz ve baharatları ilave edip,altını kapatın.
Mayalanmasını bekledikten sonra resimlerde gördüğünüz şekiller gibi veya istediğiniz biçimde katlayın.
Üzerine yumurta sarısı sürüp 200 derecelik fırında üzeri kızarana kadar pişirin.
Not:daha kapsamlı bir yazıyı cuma günü için düşünüyordum.Arkadaşımızın mim sorusunu geciktirmemek için yazılan yüzeysel bir yazı oldu.

***EV YAPIMI ÇOKOKREM TARİFİ***

Ömer b. Hattab -Allah ondan râzı olsun- birgün namaz kılanlara bakıp şöyle dedi:

 
“Birinizin, namaz kılarken başını çok kaldırması veya çok eğmesi beni aldatmaz. Dîndârlık, Allah’ın dîninde takvâlı olmak, Allah’ın haram kıldığı şeylerden el çekmek (onlara el uzatmamak) ve Allah’ın helal ve haram kıldığı şeylere dikkat ederek hareket etmektir.”

Ahir zamanda insanların yediklerinin helal mi haram mı olduğunu da önemsemeyeceğini belirtmiş Allah Rasulu.

Son zamanlarda bloglarda boy gösteren ihtişamlı pastaların kaplama ve süsleme malzemelerinin içeriğindeki katkı maddelerinin haramlığı önemsenmeden kullanılması oldukça düşündürücü. Her şekil ve desende yapılan bu pastaları gerçekten yiyorlar mı diye düşünmeden edemiyorum.Onca para verip aldıkları,sadece görselliğe hitap eden bu maddeleri gönül rahatlığıyla mı kullanıyorlar?
Araştırdığım kadarıyla şeker hamurunun içinde mutlaka jelatin olması gerekiyor.Ülkemizde jelatin üretimi sanırım yeni yeni başladı.Geneli yurt dışından gelen ve helal yollardan elde edilmeyen jelatini bile bile kullanmak bir vebaldir.
En güzel gıdalar,evde doğal maddelerle yaptığımız gıdalardır.En güzel pastalar katkısız hazırlananlardır.Değişik bir şeyler yapacağım diye işi çığırından çıkarmanın,helal olmayan ürünlere tevessül etmenin anlamı nedir?

Evde yapılabilecek doğal gıdaların artırılması gerektiğine inanıyorum.Bu konuyla ilgili yerli ve yabancı kaynakları araştırıyorum.Yabancıların bile bu konuda çok daha hassas olduğunu araştırdıkça farkediyorum.

Bugün çokokrem markasıyla adı özdeşleşen krem çikolatayı evde nasıl yaparız sizlerle paylaşmak istedim.

Bu konuyla ilgili nette tatmin edici bir cevap bulamadım.Kendi uyguladığım tarifle hazırlar kadar olmasada çocukların ihtiyacını karşılayacak lezzette bir çokokrem ortaya çıktı.Ve içerisinde kesinlikle katkı maddesi yok,gayet sağlıklı.Sadece içerisine bir paket bitter çikolata koydum.Eğer o da olmazsa hiçbir lezzeti olmuyor.Hazır aldığınız çokokremin içindekiler bölümüne bakarsanız,eminim evde yaptığınızı tercih edeceksiniz.Peynir,zeytin,konserveler,mayonez….Evde ne çok şey yapabiliyoruz farkettiniz mi?
MALZEMELER
2 su bardağı kavrulmuş fındık
1 su bardağı pudra şekeri

1 yemek kaşığı kakao
3 yemek kaşığı fındık yağı
80 gr.bitter çikolata(kakao oranı en az %75 olanı tercih edin)
1 çay kaşığı vanilya

YAPILIŞI
1-Fındığı rondonun içerisine alın,macun kıvamına gelene kadar çekin.Öyle ki; kendi yağını verene kadar.
2-Daha sonra içine pudra şekeri,kakao ve fındık yağını katıp tekrar karıştırın.
3-Çikolatayı benmari usulü eritin (sıcak su olan bir kabın üzerine koyduğunuz başka bir kabın içerisinde,altta kaynayan suyun sıcaklığıyla eritmek)
4-Erittiğiniz çikolatayı hızlı hareketlerle rondodaki karışımın içine katın ve tekrar 2-3 dakika daha karıştırın.Krem çikolatanız yenmeye hazır.
Ve çokokremi daha önce yapımını anlattığım ekşi mayalı ekmek diliminin üzerine sürdüm.Çooook lezzetliydi çok….
Not:Bu aralar eğer uzun süre ortadan kaybolursam bilin ki,sürekli arıza veren bilgisayarım ömrünü tamamlamıştır.İlgilenenlere duyurulur:)

***MAQLUBA,MAKLUBE***

Herkese hayırlı bir hafta dilerim.Gönlü güzel ,eli maharetli arkadaşım Jibek’in ikinci tarifi maklubeyi paylaşmak istedim bugün.Kendisine bir blog açması için teklifte bulundum.Bizlerle paylaşacağı çok şey olduğuna inanıyorum.Bakalım nasıl bir karar alacak.Hayırlısı olsun inşaallah…

Ellerin dert görmesin canım,bana bu güzel tarifi paylaşma imkanı verdiğin için çok teşekkür ederim.

Maklube esasen bir arap yemeğiymiş özellikle Lübnan yemeği olarak bilinirmiş.Arapçada Maqluba,ters çevrilmiş anlamına geliyormuş.Ben bunu ilk kez duydum.Bu bilgi alışverişlerine bayılıyorum…Her zaman dediğim gibi,bazen bir öğretmen,bazende bir öğrenci oluyoruz…

Bir sonraki tarifimde,Allah nasib ederse EVDE ÇOKOKREM NASIL YAPILIR? sorusuna cevap vermeye çalışacağım…..

MAKLUBE

Malzemeler:
1 1/2 su bardağı pirinç
2,5 su bardağı sıcak su
1 tavuk butu
1 kemer patlıcan
1 küçük karnıbahar (iri greyfurt büyüklüğünde)
1/2 demet brokoli
2 yemek kaşığı tereyağ
1 çay bardağı sıvı yağ (sebzeleri kızartmak için)
1/2 çaybardağı tuzsuz badem veya dolmalık fıstı.

Tuz

Çok derin olmayan yayvan bir tencere (ben karnıyarık tenceresi kullandım)

YAPILIŞI:

1- Pirinçleri tuzlu ılık suda yarım saat bekletelim.
2- Patlıcanları alacalı soyup boyuna uzun dilimledikten sonra tuzlu suda bekletelim.
3- Karnıbahar ve brokoliyi iri çiçekler halinde ayırdıktan sonra yıkayıp süzelim.
4- Tavuk budunu kemik eklem yerlerinden 3 parçaya bölelim.
5- Sebzeleri kağıt havluyla kuruladıktan sonra kızartalıp kağıt havluda yağını emdirelim
6- Tencerede 1/2 çaybardağı sıvı yağını ısıtıp tavuğu kızartalım ve tencereyi ocaktan alalım.
7- Tavuk etleri tencerenin ortasında kalacak şekilde toplayalım ve etrafına, kızarmış dilim patlıcanlarının bir uçları tencerenin ağzına doğru duvarına dizelim
(papatya görüntüsü gibi)
8- Patlıcanların aralarındaki boşluklara da karnıbahar ve brokolileri serpiştirelim.
9- Ilık suda bekletip daha sonrasında yıkadığımız pirinçleri ilave edelim ve kaşık yardımıyla pirinçlerin üstünü düzeltelim.
10- 2,5 su bardağı sıcak suyumuzu (pirinçlerin üzeri suyla örtülmesi gerek) ve tuzu ilave edip tencereyi çok hafif şekilde 1-2 kez sallayalım.
11- Pilavı kısık ateşte suyunu çekene kadar hiç karıştırmadan pişirelim.
12- Pilavın suyunun çekip çekmediğini kontrol etmek için 1 sefere mahsus kaşığı tencerenin dibine batırıp çıkartın, kaşığa gelen pirinçlerden anlaşılacaktır.
13- Suyu çeken pilavımızı 20 dk. demlendirdikten sonra tencerenin ağzına servis tabağını kapatıp ters çevirelim.
14- Sıvıyağda kavurduğumuz bademleri pilavın üzerine serptikten sonra servis yapabilirsiniz.

***MANDALİNALI RULO YAŞ PASTA***

Günler birbirini takip edemediğim bir hızla kovalıyor.Bir hafta bitti derken diğeri başlayıp bitiyor.Kızıltepe’ye gelerek,geniş eş dost,akraba çevresini sıfırlayıp tek ailemden oluşan küçük bir dünyaya sahip olduk.Sadece biz varız sanki dünyada.Bu durumdan biraz hoşlanmıyorda değilim hani.Akşam beraber oturmalar,yemekle beraber uzayıp giden derin aile sohbetlerimiz bizi birbirimize biraz daha yakınlaştırdı sanki…
Çocuklarıma daha çok zaman ayırdığımı farkettim.Üç numaraya öğrettiğim namaz surelerinin tekrarlarını yaptırırken kızımın çaktırmadan dualara epeyce aşina olduğunu da.Kızıma Ayetel kursi-yi öğretmiştim ilk,şimdi inşirah suresindeyiz.Öndeki iki tane eksik dişiyle s-z gibi harfleri biraz zorlanarak çıkarması gözlerimi yaşartıyor.Ayetlerini bu küçük ve temiz ağızlardan dinlemek, “Bu ne büyük bir mutluluk Allahım” ….

Okuma yazmaya da geçtik bu arada.Bir anne olarak kızımda hiç uğraşmadım,hiç zorlanmadım diyebilirim Elhamdulillah.Çocuk sayınız arttıkça Allah omuzlarınızdaki yükü hafifletiyor sanki.“Gerçekten her zorlukla beraber,mutlaka bir kolaylık vardır…İnşirah (6.ayet)”(Burada duracağım çünkü  bu konunun çok uzayacağını farkettim:))
MANDALİNALI RULO YAŞ PASTA TARİFİ
Daha önce hazır kekle yaptığım ve bana göre fiyaskoyla sonuçlanan mandalinalı pastanın ardından,bu pastam evde büyük beğeni aldı.hiç bir renklendiriciye yer vermedim.Doğal tadı ve görüntüsü ve bir o kadarda hafif oluşuyla tekrar tekrar yapılacak kışa özgü bir yaş pasta tarifi daha.diğer çoğu pastam gibi sana yağsız,sıvıyağsız,yağsız bir pasta işte.Yine kendi ölçülerim ve tarifimle sunuyorum;
PANDİSPANYA MALZEMELERİ

5 yumurta
1 su bardağı şeker
1 su bardağı un
1/2 paket kabartma tozu

MANDALİNA SOSU İÇİN
6 orta boy mandalina
1 su bardağı su
2 yemek kaşığı nişasta
3 yemek kaşığı şeker

MANDALİNALI KREMANIN HAZIRLANIŞI
*Önce mandalinaları 1 bardak su ile robottan geçirin
*İçine şekerinide katıp 15 dakika kadar pişirin.
*1 çay bardağı suda erittiğiniz nişastayı içine yavaşça ilave edin,2-3 dakika kadar daha pişirin.Altını kapatıp soğumaya bırakın.

PANDİSPANYANIN YAPILIŞI

RULO PASTA YAPIMI
*Yumurtaların sarı ve beyazlarını ayırın
*Sarılarını şekerle beraber bir kapta,beyazlarıda ayrı bir kapta iyice çırpın

*Çırptığınız şeker ve yumurta sarısını yavaşça beyazın üzerine dökün hafif karıştırın.

*Un ve kabartma tozunuda katıp sadece karışana kadar çırpın.
*Kağıt serdiğiniz fırın tepsisine dökün 200 derecelik fırında üzeri hafif kızarana kadar pişirin.
*Fırından çıkardığınız keki bir örtü üzerine ters çevirip,üzerine nemli bir bez örtün.
*15 dakika sonra keki kağıdından ayırın.
*kekin üzerine soğuyan mandalina kremasını sürün ve hafifçe rulo yapın.
*Üzerine1 su bardağı sütle çırpılmış bir paket krem şantiyi yayın.
*pastayı en az 2 saat dolapta bekletin.
Pastamda hiç yağ olmadığını farkettiniz mi?
Diğer yaş pastalara BURADAN bakabilirsiniz…

***YOĞURTLU PATATES YAHNİSİ (Gaziantep yemeği)***

“Ey Rabbim! Senden bildiğim ve bilmediğim hayrın hem çabuk, hem geç olanını istiyorum. Ey Rabbim Re­sûlünün senden istediğini istiyorum, Resûlünün sana sı­ğındığı şeyden ben de sana sığınıyorum. Allah’ım benim için kaza ettiğin şeyin âkibetini doğru yola ulaştır.” İbn Mâce, Duâ, 4.

Tüm inananların cuması mübarek olsun,bir bayram havasında geçecek nice cumalara ulaşmayı Rabbim cümlemize nasip eylesin (amin)

Hayatta hiç unutamayacağınız günler ve anlar vardır.Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin asla unutulmayacak günler.Benim içinde öyle bir gündü Fato teyzeye yemeğe gittiğimiz o gün…

Yıl 2000,Antep’in Oğuzeli ilçesinin  Dokuzyol köyüne tayinimiz çıktı.Orada lojman olmadığı için Karataş köyündeki kapanan okulun boş lojmanına yerleştik.Çok güzel,sıcacık ve sevimli bir köydü,lojmanın içinde bulunduğu o büyük bahçeyi,baharda açan rengarenk gülleri,evimin önündeki mis gibi kokan,akasya ağacını,pencerenin önündeki hergün çiçek açmasını adım adım takip ettiğim kayısı ağacını,köy kızlarını…unutmam ne mümkün?Her gün birisi yağlı köfte yapar çağırır,diğer köylü kızları,kadınları da toplanırlardı.O yağlı köftenin lezzetini nasıl unuturum?

Yine bir gün ikindi vakti yemeğimizi yedikten(biz iki öğün yemek yeriz,ikinci öğün yazın ikindi vakitlerine denk gelir) sonra kapı çaldı.Kapıda bir çocuk:” Ben Fato’nun torunuyum,nenem sizi yemeğe çağırıyı” dedi.Yemeği yemiş tıka basa doymuşuz.Aksilik bu ya her zaman biraz az yemeye çalışan ben,çatlayana kadar yemiştim ve bir lokmalık yerim kalmamıştı.Neyse davete icabet etmeli deyip,kalkıp gittik….

Bir yer sofrasıydı ki ,sıcak, yurduma özgü,buram buram samimiyet kokuyordu.Fato Teyze çok içten,cana yakın bir teyzeydi,yaşıyorsa Allah selamet versin.O gün bizim için horozlarından birini kesmiş,pilavın üzerine ditmiş,birde bu yoğurtlu patates yahnisini yapmıştı.Bir kaç şey daha vardı ama hatırlayamıyorum.Horozun etlerini bir benim önüme,bir eşimin önüne iteliyor “Aboo niye yemiyniz,cip(çok) datlı olmuş taman” diye serzenişte bulunuyordu.Onca tokluğumuza rağmen o horoz etini ve yahniyi o kadar beğendik ki;o günden beri bu yahniyi yaparım.Fakat o horozun tadını  sanırım bir daha bulamam….

MALZEMELER
300 gr.yağlı kuşbaşı et
4-5 adet patates
2 su bardağı yoğurt
1 yumurta
2 silme yemek kaşığı  un
2 yemek kaşığı tereyağı,bol nane
YAPILIŞI
*Etleri düdüklüye koyup haşlayın,suyunu yoğurdu hesap ederek çok koymayın
*Patatesleri soyup küp küp doğrayın etlere ilave edin
*Patatesler piştikten sonra,yoğurt un ve yumurtayı çırpıp içine yavaş yavaş karıştırarak ilave edin.Kaynamaya başladıktan sonra altını kapatıp tuzunu atın.
*Üzerine kızarttığınız naneli tereyağını gezdirerek servis yapın.
ANTEP YEMEKLERİ,ANTEP’İN YÖRESEL YEMEKLERİ,GAZİANTEP’E ÖZGÜ YEMEKLER,LEZZETLER
CAHİDE

***HAVUÇ REÇELİ TARİFİ***

Bazen sizde benim gibi kahvaltı konusunda sıkıntı çeker misiniz?Ben bunu sık sık yaşarım.İlle özel birşey yapmam gerekir.Sanırım bizimkileri kötü alıştırmışım.O gün evdelerse,tamam bu kolay ama sabah erkenden gideceklerse özel birşey yapmak çok zor oluyor.Her zaman önceden hazırlayıp dolaba koyma imkanını da bulamıyorum…
İşte öyle düşündüğüm günlerden biriydi.Havuçtan reçel yapan varmı diye nette arayınca bir çok tarif çıktı karşıma.Meğer ne çok yapan varmış.Duramadım tabi denemeye karar verdim.bazısı doğrayıp pişirmiş,bazısı düdüklüye atmış.Yok ben öyle yapmadım,rendeledim Oktay usta su olarak greyfurt ve portakal suyu koymuş,bende öyle yaptım ve düdüklüyede koymadım.Yarım portakalın da kabuğunu rendeledim.Hem görüntüsü çok güzel,hemde lezzeti.Esasen havuç tadından çok,hafif greyfurt birazda portakal tadını hissediyorsunuz.Değişik bir reçel yapmak isteyenler için güzel bir seçenek…
Bu arada Handenur kardeşim helal gıda üretimi yapan bir firmanın site adresini vermiş.Ben girdim baktım, http://www.afiagida.com/ markette elinizi atıp,helal değil kaygısıyla almaktan vazgeçtiğiniz hemen bütün ürünlerin üretimini yapmışlar.Maalesef  Mardin’de bu ürünleri bulmam imkansız,ama bir çok şehirde satış noktaları var,kolaylıkla temin edebilirsiniz.En azından çocukları teselli etmek için yeter de artar bile…

MALZEMELER

2 büyük havuç(3 su bardağı havuç rendesi oldu)
3 su bardağı şeker
1 adet portakal suyu,1 adet greyfurt suyu (toplam bir su bardağı oldu)
1 su bardağı içme suyu
yarım limon suyu
yarım portakalın rendesi

HAVUÇ REÇELİNİN YAPILIŞI

  • Havuçları rendeleyin,limon suyu hariç bütün malzemeleri tencereye alıp pişmeye bırakın.
  • Üzerine çıkan kefi bir kevgir yardımıyla alın.
  • Kaynara çıktıktan yaklaşık yarım saat sonra limon suyunu ekleyin.
  • Suyu göz göz olana kadar yani büyük baloncuklar oluştuğu zaman altını kapatın.
  • Sıcakken bir kavanoza koyup soğuyunca ağzını kapatın.

***PATATESLİ EKMEK***

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم.
Ümmi Eymen r.a.’nın anlattığına göre: “Kendisi bir unu eleyip ondan Peygamber s.a.v. için ekmek yapmıştır. Resülullah: “Bu nedir?” diye sormuş, O da: “Bu bizim diyarda yaptığımız bir yiyecektir. Ben ondan sizin için bir ekmek yapmak arzu ettim” demiştir. Efendimiz de: “Şu eleyip ayırdığın kepeği, öbürüne un kısmına geri kat, sonra yoğur ve ekmek yap” buyurmuştur.” Kütübi Sitte 6946
Bu hadis-i şerif’i ne zaman okusam hayıflanırım.Ekmeklerimiz artık ne kadar sahte,kepeği alınmış,ruşeym denen özü ayrıştırılmış,birde içine beyazlatıcı,nem tutucu gibi olmadık katkı maddeleri katılmış.Kocaman bir ekmek alıyorsunuz ama içi fos.Sadece maya değil farklı kabartıcılarda konuluyor ekmeklerimize.Sanki ekmek değil zehir yiyoruz:((
Her fırsatta kendi ekmeğimi yapmaya çalışıyorum.Değişik çeşitlerini yapıyor lezzetine lezzet katıyorum.Bazen çocuklar istediği için fırından alıyoruz yoksa inanın o ekmekleri evime sokmayacağım.
Patates ekmeğe farklı bir lezzet katıyor.Hatta Ankara belediyesi ürettiği ekmeklere patates katıyor diye duymuştum.Lezzetli ekmekleri vardı gerçekten.İçine patates koyunca ekmekler biraz daha geç bayatlıyor ve yumuşak kalıyor.Yinede ben ekmeklerimi bir günden fazla dışarıda bırakmam bir kısmını dondurucuya atarım.
Taze kalması için en iyi yöntem.Yiyeceğim zaman ya akşamdan çıkarırım yada acilse tost makinasında ısıtırım.
Ekmeğinizi evde yapmak inanın sizide çok mutlu edecek…


MALZEMELER

  •  5 su bardağı tam buğday unu
  • 1 su bardağı kepek(yoksa yarım bardak daha un ilave edin)
  • 2 adet orta boy haşlanmış patates
  • 1 tatlı kaşığı maya
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 2,5 su bardağı su

YAPILIŞI

  • Patatesleri rendeleyin,
  • Unu kepekle karıştırın
  • Unun ortasını açıp içine mayayı,tuzu,patatesi ve suyu koyup yumuşak bir hamur elde edin.
  • mayalanana kadar bekleyin
  • yağlayıp unladığınız kalıba hamurunuzu döküp 1 saat daha dinlendirin
  • Önce 200 derecede,kızarmaya başlayınca 150 derecede pişirin.
  • Soğuduğuktan sonra dilimleyin.

Diğer ekmek tariflerime BURADAN bakabilirsiniz…

CAHİDE

***KUDRETULLAH-KREM- KARAMELLİ KEK***

Kudretullah adlı bu muhteşem keki ilk kez yedi sekiz yıl önce denemiştim.Aslında sonucu tam hatırlamıyorum.Ya olmamıştı yada istediğim gibi değildi.Sofra dergilerinden not almıştım ve defterimi karıştırırken yeniden aklıma geldi.Kudretullah ismi sütlü kısımla kek kısmının pişme esnasında ayrışmasından dolayı verilmiş yani Allah’ın kudreti demek, araplar böyle derlermiş.Özellikle  portakal kabuğunun lezzeti ile birleşince tadına doyulmaz bir kek ortaya çıkıyor.Yumurta biraz fazla oluyor ama biz portakal kabuğunun kokusundan sanırım yumurta kokusunu hiç almadık.
***KUDRETULLAH,KREM KARAMELLİ KEK***
KEK MALZEMELERİ
3 yumurta
1.5 su bardağı un
1 su bardağı şeker
1 çay bardağı süt
0.5 çay bardağı sıvıyağ
2 yemek kaşığı kakao
1 paket kabartma tozu
1 adet portakal kabuğu rendesi
KREM KISMI İÇİN
2 su bardağı süt 500 gr.
3 yemek kaşığı şeker
4 yumurta
1 adet portakal kabuğu rendesi
1 paket vanilya
KARAMEL İÇİN
1 çay bardağı şeker
 
YAPILIŞI
*Ortası delik veya düz kek kalıbınızı yağlayın,(kelepçeli kalıp olmaz)
*1 çay bardağı şekeri tavada karamelize edip kalıbın dibine dökün
*2 bardak sütü ve şekeri bir kaba alıp çırpın,portakal kabuğu,vanilya ve yumurtayıda ekleyip sadece yumurtalar karışana kadar çırpın.Bu karışımı da kek kalıbına dökün
*Kekimizide klasik kek yapar gibi hazırlayıp,yavaşça sütlü karışımın üzerine dökün.Görüntü sizi korkutmasın pişme esnasında yeniden ayrışacaklar.
*Kek kalıbını alttaki sütlü kısmı kapatacak kadar su dolu bir kabın içine oturtun,önce 200 derecede kabardıktan sonra 175 derecede pişirmeye devam edin.Yaklaşık 40 dakika pişmesi lazım.
*Kekinizi fırından çıkarıp dışarda soğuttuktan sonra 1 gece ve en az 6 saat buzdolabında bekletin.Ertesi gün dolaptan aldığınız keki sıcak su dolu bir kabın içine oturtup 2-3 dakika bekletin ve bir servis tabağına ters çevirin…

***HAVUÇLU KAZAK PİLAVI***

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم.

Herkese hayırlı pazarlar dilerim.Tatil yapacağım diye tüm günü boşa geçirdiğimiz bir gündür pazar günleri.Rehavetimiz ayyuka çıkar.Bu gün beynimiz donana kadar uyumayı pek severiz.Aslında güzel ve bereketli geçmesi gereken bir günü bu şekilde ziyan ederiz.Belki bu pazar gününde tarif kimin umurunda diyebilirsiniz, olsun ben böyle düşünmüyorum.Mutlaka faydalanacak ilgilenecekler vardır. Mail yoluyla sorduğunuz sorulara kısa kısa cevap vermeye çalışıyor fikirlerinizden ziyadesiyle faydalanıyorum.İlginizden dolayı ayrıca teşekkür ediyorum…

Öyle uzaklar vardır ki aslında çok yakındır.öyle yakınlarda vardır ki onlara asla ulaşamayacak kadar uzaktır.İnançlarımız,sevgi dolu yüreklerimiz uzakları yakın eder.geçen gün Amerika’dan  bana yazan Jibek adlı kardeşim çok güzel Kazak yemekleri bildiğini ve tariflerini bana yollamak istediğini belirtmiş.tamda değişik lezzetlerin araştırmasını yaparken aldığım bu mesaj beni ziyadesiyle memnun etti.Sanırım artık benim tariflerimi bırakıp Jibek‘in tariflerini bekliyeceksiniz:))Çünkü çok güzel tarifleri var.birde emek çekmiş resimleyip ayrıntılı yapılışınıda anlatmış.kendisine tekrar teşekkür ediyor sizi bu güzel kazak pilavı ile başbaşa bırakıyorum…

MALZEMELER
2 su bardağı pirinç (benim tercihim,1bardak normal pirinç/1bardak basmati pirinç karışımı. suda bekletmeye gerek yok)
4 su bardağı su
1/2 su bardağı sıvıyağ
750 gr. kemikli et (Yağları ayıklanmış kuzu veya sığır eti farketmez)
2 büyük kuru soğan (Piyazlık- yarım ay şeklinde doğranmış)
1 diş sarımsak (ezilmiş veya ince rendelenmiş.kokusu ve tadı belli olmadan aromasını veriyor)
4 orta boy havuç (ince jülyen kesilmiş)
1 yemek kaşığı dolusu salça
1 çaybardağı tatlı badem (kavrulmuş)
Tuz

YAPILIŞI

  • İri parçalanmış etlerle baraber 1 diş ezilmiş sarımsaklar ısınmış yağda etler iyice kızarınca kadar arasıra çevirerek pişirilir.
  • Piyazlık doğranmış soğanlar ilave edilir, ocağın altı kısılarak soğanları yakmadan şeffaflaşana kadar karıştırarak kavurulur.
  • Havuçlar ilave edilip diriliğini kaybetmeye başlayınca salça eklenir.
  • 4 bardak sıcak suyu ve tuzunu ilave edip etler yumuşayıncaya kadar pişirilir (düdüklünün tavuk ayarında 15dk.da lokum gibi oluyor).
  • Yumuşayan etleri başka bir tabağa çıkartın, koyulaşmış salçalı etsuyuna pirinçleri ilave edip orta hararette suyunun çekmesini bekleyin (ben bu aşamada tencerenin dibi tutmaması için düz metal koyuyorum) züccaciyelerden pilav altlığı diye bulabilirsiniz.
  • Pilav suyunu çektikten sonra 1kez karıştırıp üzerine ısınması için etleri koyun.
  • Nemini çekip tane tane olması için, kapağın altına 2kat kağıt havlu koyup 10 dk. çok kısık ateşte demlenmeye bırakın.
  • 20dk. da ocağın altı kapalı olarak dinlendirin.
  • En son olarak, servis tabağına önce pilavı, üstünede etleri yerleştirip bademlerinizi serpebilirsiniz. Afiyet olsun…

***TUZDA BALIK***

Malatya’dayken bütün tavuğu  fırına gönderip tuzda tavuk pişirtilmesi meşhurdu.Ne kadar niyetlendiysem de tuzda tavuğu yaptırmak Kısmet olmadı. Evde denemeye de pek cesaret edemedim niyeyse.Ama geçenlerde nette tuzda balık yapımını araştırırken bir balıkçının tarifiyle karşılaştım.Denemeye karar verdim.
Evde balık kokusu sevmeyenler için ideal bir lezzet.Somon zaten çok kokan bir balık değil, birde tuzda yapılınca inanın tandır eti gibi oluyor.Tuzda balık yemek için illede bir lokantaya gitmenize gerek yok anlıyacağınız.Dıştaki tuzdan içeriye neredeyse hiç sirayet etmiyor.O yüzden içine biraz  tuz atmayı ihmal etmeyin.
Herkes yemeği beklerken alel acele çekilmiş bir resim oldu idare edin artık:))MALZEMELER
1kg   somon balığı veya 1 adet büyük balık
3 su bardağı kaya tuzu,billur tuz kullanmayın!
3 adet yumurta akı
2-3 – adet defne yaprağı
tuz, karabiber
YAPILIŞI
Balığınızı yıkayın, arasını açıp içine biraz tuz (dıştaki tuz içeriye neredeyse hiç işlemiyor) defne yaprağı ve karabiber atın .
Tuzu bir kaba alıp yumurta aklarıyla karıştırın.gerekirse biraz daha su ilavesiyle sürülebilecek kıvama getirin.çok sulu yapmayın.Balığın sığabileceği büyüklükte bir kabin içine 2 kat folyo veya yağlı kağıt serin.Tuzdan biraz folyonun üstüne yayın.Balığın heryeri temas etmeli.Balığı birkaç yerinden bağlayın üzerinede iki tane defne yaprağı koyun.Tuzun üzerine alın.
Geri kalan tuzla balığın her tarafını kaplayın.Açık bir yer bırakmayın.Kuyruğu, derin olmamak şartıyla kesebilirsiniz.Tuz mümkün olduğunca ince bir tabaka olmalı.200 derecelik fırına sürün en fazla 40-45 dakika pişirin.
Fırından çıkardığınız balığın kenar yerlerinden başlayarak Tornavida ve Çekiç yardımıyla ufak ufak kırın.Çok hızlı vurmayın.Zaten bazı yerler kalıp halinde çıkıyor.Balığı yavaşça tuzun içinden alın, üst derisini çıkarın ve etlerini didikleyerek servis tabağına alın.

***KESME ÇORBASI (Kayseri)***

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم.

Ebû Musa el-Eş’ârîden rivâyete göre Resul-i Ekrem-sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz şöyle dua ederlerdi:

“Yâ Rabb, benim hatâlarımı, bilmeden yapdıklarımı, işimde aşırı gitmemi, ve Senin benden çok iyi bildiğin hallerimi Mağfiret eyle. Allah’ım, benim latifeleşmelerimi, ciddiyet hallerimi, hatâen ve kasden yaptıklarımı ve bende olan her şeyimi Mağfiret eyle!” (5)
Hepinize Hayırlı Cumalar dilerim.Rasulumuzün duaları şüphesiz en güzel dualardır.Üstüne söyleyecek bir şey yok.Rabbim bizi O’nun şefaatine nail olanlardan eylesin. (Amin)
Bu aralar yöresel yemeklere pek bir merak sardım.Evvelden beri severdim zaten.Kendi yöremizin yemeklerinden hariç bir çok yere ait yemekleri severek yaparım.Çok yer gezmeninde verdiği bir şey sanırım.Neredeyse hiçbir lezzeti yadırgamıyoruz.Elbetteki ülke sınırları içinde olanları.Yabancıların çok farklı yemek Kültürleri var.Örneğin Malezya, Endenozya gibi ülkeler çok karışık ve ağır yemek yapıyorlar.Avrupadakilerin zaten Köklü bir yemek kültürü yok.Türk yemeklerine bayılıyorlar.böyle zengin kulture sahip bir ülkede yaşadığımız için çok nasipli olduğumuzu düşünüyorum …
Bazı yemekler vardır aslında hangi yöreye aittir tam bilinmez.Kesme çorbasıda onlardan biri.Aslında çoğu yemek o yörenin köylerinde bile farklılık gösteriyor.kesme çorbasının adı daha çok Kayseri’yle beraber anılsada Erzurum’un diyede biliniyor.Erzurumda ‘kinin tek farkı içinde mercimek olması. fakat kesme çorbasını Kayseri’de de bazıları salçalı bazıları YOĞURTLU yapıyor.Yoğurtlu olanıda ilerde yaparım inşaallah.

Çok lezzetli ve ikinci tabağı mutlaka isteyeceğiniz lezzette bir çorba ….

MALZEMELER
1 su bardağı un
1 yumurta

Aldığı kadar su (dörtte bir çay bardağı kadar alır, unun cinsine göre değişir)
Tuz
1 adet soğan

1 yemek kaşığı salça
Zeytinyağı, nane
KÖFTESİ İÇİN
250 gr.kıyma
karabiber
1 silme yemek kaşığı un
Tuz

YAPILIŞI
  • Un, su, yumurta ve tuz ile 1 yufkalık hamur yoğurun.
  • Hamuru mantı hamuru kalınlığında açın, kalın şeritler halinde kesip, aralarını unlayarak 3 erli guruplar halinde üst üste dizin.
  • Kesebildiğiniz incelikte kesin, daha sonra kestiğiniz kısımdan bölüm bölüm alıp yan çevirin ve tekrar bir parmak uzunluğunda kesin.Yani kısa erişteler elde edin.
  • Kıymayı tuz, un ve karabiberle yoğurup, olabildiğince küçük Köfteler yapın.
  • Tencereye yağı, küçük doğranmış Soğanı alıp pembeleştirin, salçasını ve suyunu da koyup kaynamaya bırakın
  • Kaynara çıktıktan sonra, içine erişte ve köftelerini atın.Bolca nane de ilave edin.
  • Köfte ve erişteler pişince altını kapatın.
NOT: Kıymayı köfte yapmadan soğanla birliktede kavurabilirsiniz.