BEŞ TAŞ

BEŞ TAŞ

Şu yalancı dünyanın,çabuk geçen günleri
Tüketiyormuş bir bir ayları , seneleri.

Herkes türlü şekilde yaşıyorken hayatı,
Osman’ın hayatından gitmiyormuş karartı.

Görünürde Osman’ın yokmuş bir sıkıntısı,
Ama kimde ne görse olsun dermiş aynısı.

Pahalı oyuncaklar, markalı kıyafetler,
Uçuk kaçık hayaller,türlü türlü istekler.

İstediği olmazsa tepinirmiş,ağlarmış,
Annesi bu haline üzülerek bakarmış.

Yeni bir oyuncağa biraz seviniyormuş,
Fakat Osman her şeyden çok çabuk bıkıyormuş.

Oysa babası onun makul isteklerini
Karşılarmış, ne kadar yetiyorsa bütçesi.

Bir gün alt katlarına yeni bir komşu gelmiş,
Onlar taşınırlarken Osman’da incelemiş.

Eşyaları ne adi, ne kadar da eskiymiş,
Onların geldiğine hiç mi hiç sevinmemiş.

Bakmış ki komşuların yanında bir çocuk var,
Belki Osman’dan küçük belki de Osman kadar.

Annesi:” Yavrum demiş, işte sana arkadaş,
Haydi yanına git de tanışın yavaş yavaş.”

“Tanışmam “demiş Osman,”oynar mıyım onunla?
Ayakkabısı delik , giysisi pasaklıyla.

Hem var mıymış bakalım onun bilgisayarı,
Maketten uçakları, kocaman robotları.”

“Şımarık çocuk sana ne yapmalı bilmem ki,
Nasılda tepiyorsun şu bütün nimetleri.”

Osman böyle üzerken anne ve babasını,
Melekler onun için yaparmış duasını.

Çocuklar hiç küsmesin göklerdeki maviye,
Yürekleri bembeyaz, pespembe olsun diye.

Çocuk saati ile uzun zamanlar geçmiş,
Bu arada Osman’ın yüzü de hiç gülmemiş.

Ve bir gün sessizliği bozmuş kapının zili,
Uzanmış Osmancığa komşu çocuğun eli.

“Gel demiş, oynayalım, arkadaş oluruz hem,
Neden ayrı duralım, yakın komşuyuz madem?”

Osman önce şaşırmış, sonra çok etmiş merak,
“Tamam geleyim “ demiş, burnunu kıvırarak.

Aşağıya inince, çocuk bir avuç taşı,
“Al” demiş Osmancığa, “sen ol oyunun başı.”

Osman bir çocuğa, bir de taşlara bakmış,
Kendisi bu taşlara ne kadar da uzakmış.

“Bunlar da nedir böyle, oyuncakların nerede?
Çabuk söyle, alay mı ediyorsun benimle!”

Komşu çocuk demiş ki:”Sen beş taş bilmez misin?
Bir elinde, bir yerde, taşı sektirmez misin?

Yoksa ip atlayarak, uçmaz mısın kuş gibi?
Saklambaç oynamanın bilmez misin zevkini?

Mutluluk denilen şey para ile satılmaz.
Koşarak oynamanın tadına doyum olmaz.”

O gün akşama kadar oynamışlar beraber.
İlk kez toprağı görmüş o güzel elbiseler.

Demek birkaç taş bile kâfiymiş mutluluğa.
Birkaç taş da yetermiş şükreden her çocuğa
2005

CAHİDE SULTAN

Bir Cevap Yazın

Close
Tarif Üstü Muhabbet | Cahide Sultan
Close
%d blogcu bunu beğendi: